ABD ile İran arasında çıkabilecek olası bir savaş, Türkiye ekonomisini öncelikle enerji fiyatları üzerinden etkiler. İran küresel petrol arzında önemli bir aktördür ve çatışma durumunda arz kesintisi riski oluşur. Bu da uluslararası petrol fiyatlarını, özellikle Brent petrol fiyatını yukarı çeker. Türkiye net enerji ithalatçısı olduğu için petrol fiyatlarındaki artış doğrudan enerji faturası üzerinden üretim maliyetlerini artırır ve enflasyon üzerinde baskı oluşturur.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş cari açığın artmasına neden olur. Türkiye’nin enerji ithalatı için daha fazla döviz ödemesi gerekir ve bu durum döviz talebini artırarak Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Aynı zamanda küresel yatırımcılar jeopolitik risk dönemlerinde gelişmekte olan ülkelerden çıkış yapma eğilimindedir. Bu süreçte risk primleri yükselir ve finansman maliyetleri artar.
Finansal piyasalar da bu tür bir savaşa duyarlıdır. Jeopolitik gerilim arttığında Borsa İstanbul’da dalgalanma ve satış baskısı görülebilir. Özellikle bankacılık, ulaştırma ve enerji yoğun sektörler olumsuz etkilenebilir. Buna karşılık savunma sanayi şirketleri görece daha az etkilenebilir ya da pozitif ayrışabilir. Genel olarak yatırımcı davranışı “riskten kaçış” yönünde olur.
Dış ticaret açısından bakıldığında, Orta Doğu’da yaşanacak bir savaş bölgesel ticaret yollarını ve lojistik maliyetlerini etkileyebilir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek güvenlik sorunları küresel navlun fiyatlarını artırabilir. Türkiye’nin Irak ve Körfez bölgesiyle olan ticareti dolaylı olarak zarar görebilir. Bu durum ihracat performansını ve dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir.
Turizm sektörü de risk algısından etkilenir. Türkiye doğrudan savaşın tarafı olmasa bile bölgesel güvenlik algısının bozulması Avrupa ve Rusya’dan gelen turist talebini geçici olarak azaltabilir. Hizmet gelirlerindeki düşüş cari açığı daha da artırabilir ve büyüme üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle yaz sezonuna denk gelen bir gerilim ekonomik etkileri büyütebilir.
Bununla birlikte, bazı dolaylı fırsatlar da ortaya çıkabilir. Türkiye diplomatik arabulucu rolü üstlenerek jeopolitik konumunu güçlendirebilir ve enerji koridoru olarak stratejik önemini artırabilir. Ayrıca savunma sanayii ihracatında artış görülebilir. Ancak genel çerçevede değerlendirildiğinde, ABD–İran savaşı Türkiye ekonomisi için kısa vadede enflasyon, cari açık ve finansal istikrar açısından risk artırıcı bir gelişme olur.





























Yorum Yazın