Trump’ın Venezuela operasyonu ve sistemin çöküşü
DIŞ POLİTİKAYeni dünyada yer edinmek isteyenler iki nedenle Trump haydutluğuna, hukuk ve kural tanımazlığa sessiz kalmaktadır: Ya İsrail gibi Trump’ın kanatları altında kendilerini güvenceye almaya çalışmakta ya da sınırları dışında alan tutma hesabı yapmaktadırlar. Askeri güçle hareket etmeyi ve evrensel insani değerleri değersizleştirme siyaseti ortaklarılar.
Dünya 2026 yılına kötü girdi. Trump, tekinsiz bir dünyada yaşadığımızı bir kez daha hatırlattı. Dünyanın dizginlenemez, kontrol edilemez bir siyasi ve askeri güce sahip olduğunu insanların gözüne soktu. Hiçbir ülkenin güvende olmadığını kanıtlamaya çalışan bir güç gösterisi sergiledi.
Venezuela’ya yönelik aylardır sürdürdüğü emperyalist tehditleri yeni bir evreye taşıdı. Venezuela’ya birçok cepheden saldırdı. Devlet Başkanı Maduro ve eşi, askeri bir operasyonla kaçırıldı. Aylardır yapılan plan uygulamaya konuldu. ABD, Latin Amerika’yı yeniden kendi “arka bahçesi” haline getirme hedefi doğrultusunda askeri, siyasi, güvenlik ve diplomatik güç ile ilişkilerini harekete geçirdi. Venezuela petrollerini kontrol etmeyi amaçlayan yeni tip bir sömürgecilik modeli geliştiriyor.
Bir süre önce ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde şu ifadelere yer verilmişti:
“Yıllarca süren ihmalin ardından, Amerika Birleşik Devletleri Batı Yarımküre’deki Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve anavatanımızı ve bölgedeki kilit coğrafyalara erişimimizi korumak için Monroe Doktrini’ni yeniden savunacak ve uygulayacaktır. Yarımküre dışı rakiplerin, kuvvetlerini veya diğer tehdit edici yeteneklerini konuşlandırma ya da stratejik olarak hayati öneme sahip varlıkları ele geçirme veya kontrol etme yeteneğini reddedeceğiz.”
ABD tarihi; Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya, dünyanın birçok bölgesinde savaş suçu işleme, ülkelerin egemenlik haklarını çiğneme, iki büyük yıkımın (I. ve II. Dünya Savaşları) ardından ağır bedeller ödenerek elde edilen hak ve özgürlükleri ayaklar altına alma tarihidir. Kendi emperyalist “büyük Amerika ulusu” adına yeni tip sömürge ülkeler yaratma ve bu ülkelerde yönetimler inşa etme pratiği, bugün yeni bir boyut kazanmıştır.
ABD tarihi, kimilerinin iddia ettiği gibi özgürlükler tarihi değildir. Aksine bu açık saldırganlık; Pentagon ve CIA mamulü karanlık operasyonlar, savaş suçları, işgaller, her türden suç örgütüyle ilişkiler ve haydut devlet pratiği olarak dünyanın gözüne sokulmaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırıdan ve Maduro’nun kaçırılmasından birkaç saat sonra basına yaptığı açıklamada, bir süre Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini ve büyük şirketlerin Venezuela petrollerini işleteceğini söyledi. Dışişleri Bakanı Marco Antonio Rubio ise Venezuela’ya sömürge valisi atadıklarını küstah ve şımarık bir üslupla duyurdu. Güç gösterisini, “Çaldıkları petrollerimizi geri alacağız, Maduro meşru bir yönetim değil” sözleriyle sergiledi.
Bu itiraf, küresel emperyalist düzenin temel meselesinin halkların hakları, özgürlükleri ya da halkların egemenlik haklarına saygı olmadığını; uluslararası hukukun, kurumların ve temel prensiplerin geçerlilik süresinin fiilen sona erdiğini ilan etmektedir.
Basın toplantısında uluslararası hukuk, BM kararları ve kurumlarının anlamsızlaştığı; dünyaya hükmeden askeri ve teknolojik güç döneminin başladığı açıkça sergilendi. Askeri güçle siyasi irade değişikliğine gitme araçları geliştirilirken, tarihte benzeri görülmemiş biçimde sessiz ve direnişsiz bir Venezuela operasyonu yaşandı.
Küreselleşmenin yeni aşamasında esas meselenin, tüm dünyada petrol, enerji ve altyapı zenginliklerinin kontrolü ve paylaşımı olduğu bir kez daha teyit edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, aynı yaklaşımı Gazze’yi yerle bir eden, 40 bini aşkın çocuğu ve en az 70 bin Filistinliyi katleden Netanyahu’yu Beyaz Saray’da kırmızı halıyla karşılayarak da sergilemişti.
Irak ve Afganistan’daki başarısızlıklarının ardından ABD, Çin’le giriştiği güç mücadelesinde yeni yol ve yöntemler geliştirirken, eski emperyalist-küresel dünya sistemi konsensüsü çözülüyor. Güç savaşı, uzun süredir uluslararası kural, hukuk ve kurumların yerini almaya başladı.
ABD’nin yeni yılın ilk gününde gerçekleştirdiği Venezuela operasyonuna karşı birçok devlet yetkilisinin verdiği tepkiler ve yaptığı açıklamalar, bu güce dayalı savaşın uzun süre devam edeceğinin işaretleridir.
Trump’ın bir sonraki hedef olarak açıkladığı Kolombiya, BM’yi acil toplantıya çağırdı; ancak ciddi bir destek bulamadı. AB ülkelerinde açık destek verenler olduğu gibi, Türkiye gibi “itidal” ve uluslararası hukuka uyulması çağrısı yapanlar çoğunlukta kaldı.
BM Şartı’nın 2/4. maddesi, bir devletin başka bir devletin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanmasını kesin biçimde yasaklar. Bu durum, uluslararası barış ve güvenliğe karşı ağır bir ihlal ve suçtur.
Filistin’de soykırım gerçekleştiren Netanyahu ödüllendirilirken, Venezuela Devlet Başkanı gece yarısı askeri bir operasyonla kaçırılıp ABD yargısına teslim ediliyor. ABD, dünyanın polisi, jandarması ya da yargıcı değildir.
ABD emperyalizmi ve Donald Trump yönetiminin insanlığın geleceği önündeki en büyük tehdit olduğu, tarih, akıl ve hukuk önünde bir kez daha doğrulanmaktadır.
Uluslararası sistem çökmüş durumdadır. Yeni düzen, kendine askeri güçle yer açmaya çalışmaktadır. Bu dünyanın büyük patronu ABD ve Trump’tır.
Yeni dünyada yer edinmek isteyenler iki nedenle Trump haydutluğuna, hukuk ve kural tanımazlığa sessiz kalmaktadır: Ya İsrail gibi Trump’ın kanatları altında kendilerini güvenceye almaya çalışmakta ya da sınırları dışında alan tutma hesabı yapmaktadırlar. Askeri güçle hareket etmeyi ve evrensel insani değerleri değersizleştirme siyaseti ortaklarılar.
Ankara’nın Suriye, Filistin ve Bölge politikasının esası bu minvalde şekilleniyor. Beka siyaseti her yerde aynı kalıpla dökülüyor.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde adil bir dünya isteyenler; Venezuela operasyonuna, otoriter yönetim pratiklerine ve uluslararası emperyalist askeri müdahalelere karşı mücadele ediyor. Dünya sistemi yeniden bu mücadeleyle şekil alacak.
İlginizi Çekebilir