Trump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır
DIŞ POLİTİKATemennim çok yakın gelecekte ABD Anayasası’nın ve uluslararası hukukun tekrar yüksek egemenlik şemsiyeleri altında ABD kurumlarının bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesini” ABD Anayasasına ve uluslararası hukuka uygun olarak çok daha hayırlı işler için kullanması. O güne kadar da, umarım çok gecikmez, bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesinin” akıbeti ne olur, bilinmez.
Amerika’yı (ABD yani) ve Trump’ı anlamaya, yorumlamaya kalkmak özellikle bizim memlekette kolay bir iş değil çünkü insanlar, belki de biraz haklı nedenlerden, çok duygusal yaklaşıyorlar konulara, sorunlara, yaklaşımlar çok ağırlıklı olarak analitik çerçevenin dışına çıkıyor, o günkü ana akıma karşı bir şey söylerseniz linçe uğramanız iş bile değildir.
Amerika bizlerin öyle çok kolay anlayabileceği bir ülke değil, kuruluşu çok farklı, anlayışlar çok farklı, oy verme alışkanlıkları çok farklı; bir tür sağlık güvence sistemleri diye tercüme edebileceğimiz Medicare, Medicaid sistemleri ülkenin zenginliğine rağmen çok sayıda fakirin, evsizin yaşadığı, sağlık hizmetinin çok pahalı olduğu bir ülkede bu güvence sistemini kaldırmak isteyen bir siyasal lider oy kazanabiliyor mesela.
Bu güvence sisteminin ABD Supreme Court’a götürüldüğü ve görüşüldüğü günlerde ABD’de idim, Obama’nın başkanlık dönemi, 9 kişilik mahkemenin kompozisyonu Trump tarafından değiştirilmemişti henüz ve yasa (Medicare, medicaid) mahkemeden ancak 5’e 4 geçti ve ol rivayet ki Obama mahkeme başkanını arayıp defalarca yasanın dönmemesi için rica, minnet etmişti ve benim gibi sosyal devlet kültürüne yakın biri bu durumu şaşkınlıkla izlemişti, bunları ABD’nin farklılığını anlatmak için yazıyorum
Gelelim başlıkta belirttiğim meseleye.
Bence, böyle demek lazım çünkü Trump’ın hala ABD’de büyük desteği var, ABD çok kötü yönetiliyor, anlamsız yüksek gümrük vergileri, Trump’ın “beni Anayasa, yasalar bağlamaz, vicdanıma bakarım” demesi, hukuk tanımazlığı, Harvard gibi muhteşem üniversitelerin fonlarını kesmeye çalışması, göçmen politikası, beraber çalıştığı kadroların kalitesi, yine tekraren ifade ediyorum, bana göre bu kötü yönetimin en bariz göstergeleri.
Ancak, öte yandan da Trump döneminde bile ABD federal devletinin “çok yüksek bir idari etkinlik kapasitesi” mevcut (hala?), Venezuela Caracas’a inip, işbirliği dahi olsa, devlet başkanını bir tek ABD askerinin burnu dahi kanamadan ABD’ye getirebiliyorlar, İran gibi bir coğrafyada yönetimde etkin kişileri tek tek ortadan kaldırabiliyorlar mesela, bu eylemler ahlaken, uluslararası hukuk ilkeleri açısından, siyaseten, kesinlikle çok çok sorunlu eylemler ama bu eylemlerin çok tartışmalı hatta tartışmasız biçimde kötücül olmaları aynı girişimlerin “çok yüksek bir idari etkinlik kapasitesine” tekabül ettiğini kabul etmemize engel değil.
Yazının başlarında kullandığım “linç edilme riski” ifadesi de Trump’a rağmen ABD’nin bu “çok yüksek bir idari etkinlik kapasitesine” duyduğum beğeni hissi nedeniyle kullandığım bir ifade.
Madem konu askeri, can sıkıcı bir örnek daha vereceğim, 1974 Temmuz Kıbrıs çıkarması günlerinde Kocatepe askeri gemimizin başına gelenleri hatırlarsak “idari etkinlik kapasitesinin yüksekliği” ya da tersi, hali pür melali ne anlama gelir daha iyi anlarız sanırım.
Özetle, hukuki, siyasi, ahlaki hatalar başka şey, “çok yüksek idari etkinlik kapasitesi” başka bir şey ama burada da bir vade sorunu var, burası çok önemli.
ABD federal devletinin, özellikle askeri konularda “çok yüksek bir idari etkinlik kapasitesine” sahip olduğu kesin ama bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesi” öyle bir günde oluşmadı, on yıllardır egemen çok güçlü bir hukuki yapının, çok bağımsız bir yargının, çok özel bir demokrasinin, gerçekten muhteşem üniversitelerin ürettiği, desteklediği idari ve ekonomik yapı ile gelindi.
Birileri çıkıp bana “Peki, madem Trump öncesi ABD bu kadar iyi yönetiliyor idi, nasıl oldu da iki kez Başkan seçilebildi Trump?” sorusunu sorabilir, önemli bir sorudur bu, bir yorumum var bu soruya da ama bugün konu bu değil.
Şu temel ama çok netleştiremediğimiz gerçeği bir kez daha hatırlatalım, çağımızda artık ekonomik performans hukuk üretmiyor, belirlenme yönü değişti, çok gelişmiş hukuki yapılar ekonomik performans üretiyor, tepki de çekse şu ifadeyi kullanacağım, hukuk artık bir altyapı, ekonomik performans ifadesinin yanına ya da yerine isterseniz “çok yüksek idari etkinlik kapasitesini” de ekleyebilirsiniz.
Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, ABD’yi son elli senedir sürekli olarak Trump anlayışı, hukuk tanımazlığı yönetiyor olsa idi bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesine” ulaşmak mümkün olamazdı, Caracas’a asker indirip Maduro yine kaçırılabilir idi belki ama çok çok muhtemeldir ki çok sayıda ABD askeri kaybedilir idi bu operasyonda.
Trump yönettiği(!) ya da daha doğru bir ifade ile başkanı olduğu ülkenin “çok yüksek idari etkinlik kapasitesi” ile gurur duyuyordur ama kanımca kendi yönetim anlayışı ile, hukuk, kural ve kurum tanımazlığı ile bu gurur duyduğu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesine” zarar veriyor, yavaş yavaş aşındırmaya başlamıştır bile ama on yıllar boyunca oluşmuş “çok yüksek bir idari etkinlik kapasitesi” bir, iki senede ortadan kalkmıyor doğal olarak, sürüyor ama etkinliği her gün azalarak sürüyor bu kesin.
Başka bir ifade ile de Trump yönetimi bugün Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Law School) Harvard Law Review dergisinin editörlüğünü yapmış bir Başkanın (kimdi acaba?) temsil ettiği hukuk anlayışı ve düzeyinin idari etkinlik rantını yiyor.
ABD’de kişi başına gelir yüz bin dolara çok yaklaştı, “çok yüksek idari etkinlik kapasitesinin” bu milli gelir düzeyi ile de sıkı ilişkisi mevcut ve gelir düzeyine ABD’yi Trump’ın hukuk anlayışı çıkarmadı, bunu görmek lazım ama önce de işadamı Trump’ın.
Trump’ın başlıkta belirttiğim en büyük yanlışı, açmazı ve anlayamadığı ya da anlamak istemediği tam da bu, aslında kendi ayağına, ABD devletinin “çok yüksek idari etkinlik kapasitesine” kurşun sıkıyor hukuk, kural ve kurum tanımazlığı ile.
Temennim çok yakın gelecekte ABD Anayasası’nın ve uluslararası hukukun tekrar yüksek egemenlik şemsiyeleri altında ABD kurumlarının bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesini” ABD Anayasasına ve uluslararası hukuka uygun olarak çok daha hayırlı işler için kullanması.
O güne kadar da, umarım çok gecikmez, bu “çok yüksek idari etkinlik kapasitesinin” akıbeti ne olur, bilinmez.
İlginizi Çekebilir