© Yeni Arayış

Pekin’deki büyük buluşma: Trump-Xi Zirvesi'nde neler masaya gelecek?

İki lider de Pekin’den eli boş ayrılmak istemeyecek. En olası sonuç, her konuda kısmi bir çerçeve anlaşması ya da “çalışma grupları” kurulması kararıdır. Yani somut adımlar değil, diyaloğun devam ettiğini gösteren bir takvim gibi bir sonuç ortaya çıkabilir. Trump-Xi görüşmeleri tarihsel olarak dramatik duyurularla başlayıp yavaş ilerleyen süreçlere dönüşüyor. Bu sefer fark şu: Masada İran savaşı var ve her iki taraf için de zaman baskısı gerçek. Pekin öncesinde çözümsüz kalan Hürmüz meselesi, zirveye giden yolun en kısa özeti: Trump bir sorunla gidiyor ve Xi’nin anahtarı elinde tuttuğunu biliyor.

14-15 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık bir on yılda Pekin’i ziyaret eden ilk ABD başkanı olacak. Normalde mart ayı sonunda planlanmış olan bu ziyaret, İran savaşının patlak vermesiyle defalarca ertelendi ve sonunda mayıs ortasına denk geldi.

Gündem kâğıt üzerinde devasa: İran savaşının geleceği, Tayvan’ın statüsü, nadir toprak metalleri, ticaret tarifeleri, Nvidia çipleri ve bir Hong Konglu gazetecinin akıbeti. Ama bu kadar kalabalık bir gündem genellikle hiçbir şeyin çözülmediğinin de habercisi.

Zirve öncesinde her iki tarafın masaya getirdiği baskı faktörleri farklı; ancak ikisi de aynı sonuçtan korkuyor: Görüşmenin başarısız sayılması. Trump’ın iç siyasette İran savaşı maliyetlerine karşı artan baskıyı yönetmesi gerekiyor.

Xi ise ekonomik yavaşlama ve dış cephedeki güvenlik riskleriyle boğuşuyor. Bu yüzden iki lider de masadan “bir şeyler çıkmış” görüntüsüyle ayrılmak isteyecek. Asıl soru, bu görüntünün gerçeğe ne kadar yakın olacağı.

Gündemin Gerçek Ağırlığı: İran

Zirvede en fazla yer kaplayacak konu İran savaşı. Trump, Pekin’in Tahran üzerindeki tarihsel nüfuzunu kullanarak İran’ı müzakere masasına çekmeye ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını hızlandırmaya çalışacak.

Pekin açısından bu konu iç siyasetten bağımsız değil. Çin, Nisan 2026’da ABD ham petrolünden günde 600.000 varil ithal etmeye başladı ve İran savaşının sürmesi küresel enerji fiyatlarını yüksek tutarak Çin’in kendi ekonomisini de zorluyor.

Pekin bu hesabın farkında. Zirve öncesinde Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, İranlı mevkidaşını Pekin’e davet etti ve Hürmüz gemi trafiğinin yeniden açılması çağrısı yaptı. İran bu çağrıyı kendi resmî açıklamalarına yansıtmadı.

Yani Çin Trump’a bir sinyal verdi: “Biz İran’a baskı yapıyoruz, ama garantisi yok.” Trump bu sinyali alacak mı, yoksa somut bir taahhüt talep mi edecek? İşte zirvenin ilk kritik gerginlik noktası burada.

Tayvan: Xi’nin Kırmızı Çizgisi

Tayvan konusu gündemin resmî başlıklarında yer almasa da fiilen en sert tartışmaların yaşanacağı mesele bu olacak. Xi, Trump’a en az iki talep iletecek: ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığını destekleyen söyleminden vazgeçmesi ve geçen aralıkta açıklanan 11 milyar dolarlık silah satış paketinin bir kısmının durdurulması. Bu paketin içinde 420 adet ATACMS füzesi, 80’den fazla HIMARS sistemi ve kamikaze insansız hava araçları var.

Taipei ise Washington’a resmi müdahil olma talebi iletti ve Trump’ın bu zirvede Tayvan’ı bir pazarlık kozu olarak kullanıp kullanmayacağını kaygıyla izliyor. Fudan Üniversitesi’nden bir Çinli analist durumu çok açık bir şekilde özetledi: “ABD, Tayvan için Çin’le büyük bir savaş istemiyorsa Tayvan’ın bağımsızlığını desteklememeli.”

Bu yaklaşım, Trump’ın zaten “ticari” okuduğu ittifak ilişkilerinde zemin buluyor. Tayvan’a verilen güvenceler kâğıt üzerinde sağlam görünse de Trump’ın müzakere masasında ne zaman neyi feda edeceği hiçbir zaman öngörülemiyor.

Nadir Topraklar: Gerçek Ekonomik Koz

Gündemin en somut ve teknik kısmı nadir toprak metalleri. Çin, küresel nadir toprak rafinerisinin yaklaşık yüzde 90'ını elinde tutuyor. Ekim 2025’te kapsamlı ihracat kısıtlamaları ilan etti.

Trump buna karşılık tarifeler ve tedarik zinciri çeşitlendirme politikalarıyla yanıt verdi. İki taraf, ekimdeki Kore görüşmesinde kısıtlamaları 1 yıl süreyle askıya almayı kararlaştırdı. O süre dolmak üzere ve Pekin yeniden kısıtlama tehdidini masaya koyuyor.

Bu mesele yalnızca ekonomik değil elbette. ABD’nin F-35, HIMARS ve gelişmiş radar sistemleri dahil olmak üzere tüm savunma sanayi altyapısı bu metallere bağımlı. Çin’in Japonya’ya Tayvan meselesinde baskı aracı olarak nadir toprakları kullandığı bilinmesi, Washington’ın ne kadar kırılgan bir konumda olduğunu da ortaya koyuyor.

Trump bu görüşmede Çin’in genel lisans politikasını genişletmesini ve ihracat onaylarındaki gecikmeleri gidermesini isteyecek. Ama Pekin bu kozu kolayca bırakmayacak.

Nvidia Çipleri ve Jimmy Lai: İki Farklı Test

Zirvenin gündeminde daha küçük ama önemli iki mesele daha var. Birincisi, Trump yönetiminin Ocak’ta onayladığı Nvidia H200 yapay zekâ çiplerinin Çin’e satışı. Pekin’in bu çipleri yerel şirketlere caydırıcı söylemlerle satın almaktan alıkoyduğu biliniyor.

Trump Çin pazarına erişimi kolaylaştırmak karşılığında teknoloji kısıtlamalarında taviz talep edecek. Bu durum, iki ülkenin teknoloji rekabetinin küçük ama sembolik bir test sahası.

İkincisi, Hong Kong’da hâlâ cezaevinde bulunan medya patronu Jimmy Lai. Trump daha önce “yüzde yüz çıkaracağım” demişti ve Pekin’e gitmeden önce konuyu yeniden gündeme getirdi. Ancak Xi için bu mesele hassas ve kişisel.

Bir önceki görüşmede de bu durum dile getirilmişti lakin sonuç çıkmamıştı. Ama Trump’ın bunu bir kez daha açıkça söylemesi, Xi’ye karşı hem iç kamuoyuna hem de Kongre’ye bir sinyal niteliği taşıyor.

Masadan Ne Çıkar?

İki lider de Pekin’den eli boş ayrılmak istemeyecek. En olası sonuç, her konuda kısmi bir çerçeve anlaşması ya da “çalışma grupları” kurulması kararıdır. Yani somut adımlar değil, diyaloğun devam ettiğini gösteren bir takvim gibi bir sonuç ortaya çıkabilir.

İran konusunda Çin’in arabuluculuk sözü, nadir toprak kısıtlamalarının bir kez daha kademeli olarak gevşetilmesi ve Tayvan’da mevcut gerginliğin zımnen dondurulması en gerçekçi çıktılar arasında yer alıyor.

Trump-Xi görüşmeleri tarihsel olarak dramatik duyurularla başlayıp yavaş ilerleyen süreçlere dönüşüyor. Bu sefer fark şu: Masada İran savaşı var ve her iki taraf için de zaman baskısı gerçek. Pekin öncesinde çözümsüz kalan Hürmüz meselesi, zirveye giden yolun en kısa özeti: Trump bir sorunla gidiyor ve Xi’nin anahtarı elinde tuttuğunu biliyor.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER