Kapının eşiğinde kalan hayat
PSİKOLOJİBelki de mesele evden çıkmak istememek değil. Belki mesele, dışarıda bizi bekleyen dünyanın eskisi gibi güvenli hissettirmemesi. Ve belki de bu yüzden kapının eşiğinde kalıyoruz. Ne tamamen içeriye ait, ne de dışarıya cesurca adım atacak kadar hazır.
Son zamanlarda insanlara aynı soruyu soruyorum: “Dışarı çıkmak istememen normal mi?”
Cevaplar şaşırtıcı biçimde benziyor. Yorgunlukla karışık bir baş sallama, ardından gelen cümle: “Bilmiyorum… İçimden gelmiyor.”
Bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim: Bu bir tembellik değil. Bu, ruhun verdiği bir sinyal.
Eskiden ev, hayata kısa bir mola yeriydi. Şimdi ise sanki dışarısı yorucu, gürültülü, talepkâr; ev ise tek güvenli alan. İnsanlar evden çıkmak istemiyor çünkü dış dünya artık sadece sokaklardan ibaret değil. Dışarısı beklenti demek. Performans demek. Güçlü görünmek demek. “İyi misin?” sorusuna otomatik “iyiyim” cevabını vermek demek.
Pandemiyle başlayan bu içe çekilme hali, bitmiş gibi davrandığımız ama aslında içimizde yeşil yeşil büyüyen bir alışkanlığa dönüştü. Yeşil ilerledikçe… yani fark ettirmeden, sessizce, kök salarak. Tıpkı yosun gibi. Önce ayak bileğimize dolandı, sonra dizlerimize, şimdi kalbimize kadar geldi.
Evden çıkmak istemiyoruz çünkü içerideyken kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değiliz. İçerideyken makyajsızız, filtresiziz, eksik hâlimizle kabul edilebiliriz. Dışarısı ise sürekli bir vitrin. Herkesin herkesle kıyaslandığı, hızın yavaşları elediği bir vitrin.
Bir de dönemin ruhu var. Bu çağ, insanı içe kapatıyor çünkü umutla arası mesafeli. Gelecek belirsiz, ilişkiler kırılgan, emek karşılığını hemen vermiyor. İnsan böyle zamanlarda içeri döner. Tarihte de hep böyle oldu. Zor dönemlerde insanlar mağaralara, odalara, defterlere, iç seslerine çekildi.
Evden çıkmamak bazen depresyonun habercisidir, evet. Ama bazen de bir tür sezgisel korunma. Ruh, “Biraz durmamız lazım” der. “Her yere yetişmek zorunda değiliz.” der. “Şu an içimde kalmam gerekiyor.” der.
Belki de mesele evden çıkmak istememek değil.
Belki mesele, dışarıda bizi bekleyen dünyanın eskisi gibi güvenli hissettirmemesi.
Ve belki de bu yüzden kapının eşiğinde kalıyoruz. Ne tamamen içeriye ait, ne de dışarıya cesurca adım atacak kadar hazır.
Bu bir kaçış değil her zaman.
Bazen bu, sessiz bir iyileşme biçimidir.
İlginizi Çekebilir