© Yeni Arayış

İran Savaşı'nın daha da kötüleşebileceği 5 yer*

Bu savaş, bölgedeki parçalanma (veya parçalanma tehdidi) trendinin bir parçası olmaya mahkûm. İsrailli ve Amerikalı liderler İslam Cumhuriyeti’nin karmaşık liderliğini tamamen ortadan kaldıramayacaklarını biliyor olabilir, ama savaş İran’ı ideolojik ya da toprak açısından ya da her iki yönden parçalayabilir ve böylece tehdidi daha küçük ve dağınık hale getirerek müdahale ve baltalama için yeni fırsatlar açabilir.

Geçen ay İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği saldırı hızla bölgesel bir savaşa dönüştü. Şu ana kadar 2.000'den fazla insan öldü; bunların büyük kısmı İran ve Lübnan'da ABD ve İsrail bombardımanları altında hayatını kaybetti, milyonlarca insan ise yerinden edildi. İran misilleme olarak komşu ülkelere saldırdı, özellikle ABD tesislerini ve petrol altyapısını hedef aldı ve Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel ekonomiyi tehdit etti. Savaş, zaten iç gerilimler ve yakın dönemdeki çatışmalar nedeniyle kırılgan olan çevre ülkeleri istikrarsızlaştırma riski taşıyor. İşte dikkat edilmesi gereken beş yer:

Suudi Arabistan

Durum

Suudi Arabistan kötü imajını düzeltmek ve petrol bağımlı ekonomisini çeşitlendirmek için yatırımcı çekmeye çalışıyor. Bu kapsamda 2023'te uzun süredir Körfez'deki rakibi İran ile uzlaşma sağladı.

Ayrıca Trump yönetimine daha güçlü bir güvenlik garantisi vermesi için baskı yapıyor. ABD tarafı ise Suudi Arabistan'ı İsrail ile normalleşmeye ikna etmeye çalışıyor. Savaşın arifesinde Suudi Arabistan'da yaklaşık 2.700 ABD askeri bulunuyordu ve şimdi Prens Sultan Hava Üssü'nden yakıt ikmal operasyonları başlatıldı.

Olası gelişmeler

Günlük saldırılar, ABD dostluğunun güvenlik garantisi olmadığını hatırlatıyor. Suudi Arabistan nükleer bombanın tek etkili güvenlik garantisi olduğuna karar verebilir. Krallık zaten sivil nükleer program planlıyor ve uranyum zenginleştirme hakkı istiyor ki bu bomba için gerekli. Bu savaş, tam da amaçlananın tersine, Körfez'de nükleer hırsları artırabilir. Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Gazze'nin yıkımı ve Filistin devletine yönelik ilerleme olmaması nedeniyle zaten isteksiz olduğu İsrail ile normalleşmeyi reddedebilir ya da ABD'ye vaat ettiği neredeyse 1 trilyon dolarlık yatırımı geri çekebilir.  Eğer Suudi Arabistan savaşa katılırsa, nükleer silahı olan Pakistan'ı çağırabilir; iki ülke arasında savunma anlaşması var.

Irak

 

Durum

İran, özellikle çoğunluğu Şii olan Irak halkı arasında önemli halk desteği görüyor ve Tahran, Irak siyasi partilerini ve paramiliter gruplarını finanse ediyor. Halk Seferberlik Güçleri (çoğunluğu İran destekli milislerden oluşan ve gerilla savaşında deneyimi olan) 200.000'den fazla savaşçıya sahip ve büyük ölçüde Irak Silahlı Kuvvetleri'ne entegre edildi.

ABD'nin burada mali kaldıraç gücü var; Irak'ın petrol gelirlerini New York Federal Rezerv Bankası üzerinden yönetiyor. Trump daha önce İran'a yakın Nuri el-Maliki'nin tekrar başbakan olması durumunda Irak'ın petrol gelirlerini kesmekle tehdit ederek yeni başbakan seçimine müdahale etmeye çalışmıştı. Irak'ta milyonlarca Kürt yaşıyor; kuzeydeki yarı özerk bölgede yoğunlaşmış durumdalar. Ayrıca İran Kürtlerinden binlercesi de Irak Kürdistanı'nda bulunuyor sürgündeki muhalifler ve İran hükümetine düşman silahlı gruplar da buna  dahil.

Olası gelişmeler

Savaş zaten Irak'a sıçradı: Hem Devrim Muhafızları hem İran destekli Irak milisleri ABD birliklerine drone ve füze saldırıları düzenledi, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği defalarca hedef alındı, Irak parlamentosunda milletvekilleri anti-Amerikan sloganlar attı. Öte yandan çelişkili haberlere göre İsrail, ABD ya da ikisi birden, İran Kürtlerini Irak’ın kuzeyinden İran’a karşı saldırı için destekleyebilir. Mezhepsel ve etnik çatışma geçmişi olan Irak’ta halk, savaşın farklı taraflarında yer alabilir.

Türkiye

 

Durum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkesini arabulucu ve itidal vahası olarak konumlandırmaya çalıştı. Ancak Türkiye Suriye, Irak, Libya ve Azerbaycan’da da kendini dayatmaktan geri durmadı ve güçlü bir yerli silah sanayii kurdu. Türk ordusu şu anda NATO’nun ikinci en büyük ordusu (ABD’den sonra). Türkiye’de ABD’ye ait taktik nükleer silah stoğu ve 1.000’den fazla ABD askeri bulunuyor.

Türkiye’nin yükselen profili İsrail’i rahatsız ediyor; İsrailli yetkililer Türkiye’yi neo-Osmanlı yayılmacılıkla suçluyor ve Suriye’de Türk askeri üslerini engellemeye çalışıyor. Türkiye İsrail’i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülkeydi, ancak Gazze’deki kitlesel ölümler sonrası diplomatik ilişkileri kesti ve Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına katıldı. Yine de İsrail’e giden petrol ve gaz için kilit transit noktası olmaya devam ediyor. İran, Irak ve Suriye ile birlikte Türkiye’de de önemli bir Kürt nüfusu var. Ancak Türkiye’de hükümet ile Kürt azınlık arasındaki ilişki gergin; 40 yıllık Kürt isyanı geçen yıl sona erdi.

Olası gelişmeler

ABD veya İsrail’in Kürtleri İran’a karşı kullanabileceği yönündeki öneriler, Türk yetkilileri İran’da iç savaş çıkması konusunda tedirgin etti. İran hükümetine karşı Kürt ayrılıkçı bir ayaklanma olursa, Türkiye’de Kürtler’e yönelik önleyici baskılar artabilir, Türk-Kürt barış süreci zarar görebilir ya da yeni bir şiddet dalgası başlayabilir. Türk yetkililer ayrıca İran’dan mülteci akınının ülkeyi zorlayacağından endişeli; Suriye iç savaşından milyonlarca mülteciyi kabul etmekte zaten zorlanmışlardı. Bölgesel kargaşada İsrail ile artan gerilim de Türkiye’nin yönetmesi gereken bir başka unsur.

Birleşik Arap Emirlikleri

 

Durum

Turistlere açık uluslararası bir kavşak görüntüsünün ötesinde BAE, kara para aklama ve yaptırımları delme merkezi olmaya devam ediyor. İran sert yaptırımları kısmen Dubai’nin serbest bölgelerindeki paravan şirketler üzerinden petrol ve mal satarak atlatıyor. Emirlikler’de yüz binlerce İranlı, birkaç İran bankası ve İranlıların varlıklarını saklamasına ve hareket ettirmesine yardımcı olan döviz büroları bulunuyor. Aynı zamanda İsrail ile ilişkileri normalleştirdi. ABD’nin önemli savunma ortağı; yaklaşık 3.500 ABD askeri barındırıyor ve kilit yakıt ikmal noktası.

Olası gelişmeler

Şu anda İran saldırılarından İsrail’den bile daha fazla darbe alan ülke BAE. Trump yönetimi savaştan tek taraflı çekilse bile BAE, İran’dan gelen  saldırılara maruz kalabilir. Emirliklere yönelik bu yoğun saldırı diğer ülkeleri de savaşa çekti: Fransız savaş uçakları Fransız askeri üslerini korumak için BAE üzerinde uçuyor, Avustralya da bir savaş uçağı ve füze göndereceğini açıkladı. BAE, İran varlıklarını dondurmakla tehdit ediyor ve bu İsrail’in hoşuna gidiyor. Ancak Emirlik liderleri, savaşı başlatan ABD ve İsrail’e karşı sessiz bir  öfke içindeler. BAE, istikrarlı sığınak imajıyla ticaret yapıyordu ve şimdi bu imaj paramparça oldu. İran ve İsrail arasında denge kurarak istikrar kazanamayacağını anlayan BAE, başka müttefikler arayabilir veya askeri stratejisini sertleştirebilir.

Lübnan

 

Durum

İsrail’in kuzeyinde yer alan Lübnan, savaşın gölgesinde kalan ama aynı derecede acımasız ayrı bir çatışmaya sahne oluyor.

Lübnan, 1982’de Lübnanlı din adamları tarafından kurulan, hem siyasi parti hem de güçlü bir milis olan Hizbullah’a ev sahipliği yapıyor. Hizbullah ve İsrail onlarca yıldır savaşıyor; İran grubu silahlandırıyor, eğitiyor ve finanse ediyor. Son yıllardaki ağır çatışmalar Hizbullah’ı zayıflatmış olsa da grup hâlâ saldırı düzenleyebilecek kapasitede olduğunu gösterdi. İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’nin savaşın başında öldürülmesinden bu yana Hizbullah ve İsrail birbirine karşı amansız saldırılar düzenliyor; Lübnanlı siviller İsrail bombardımanlarının en büyük yükünü taşıyor. İsrail, Lübnan hükümeti Hizbullah’ı  silahsızlandırmazsa Lübnan topraklarını ele geçirmekle tehdit ediyor. Lübnan Ordusu uzun süredir Hizbullah’a meydan okumaktan çekiniyor; grup, Şii nüfusun önemli bir kısmı arasında popüler ve parlamentoda ve hükümette temsilcileri var. Tarihsel meşruiyetinin bir kısmı da İsrail saldırılarına karşı savaşanların Lübnan ordusu değil Hizbullah savaşçıları olması .

Olası gelişmeler

Lübnan hükümeti artık Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasakladı ve silahlarını almak için söz verdi. Ancak Hizbullah’ı silahsızlandırma girişimi, ordunun yaklaşık üçte birini oluşturan Şiileri bölerek orduyu parçalayabilir ve  iç savaşa yol açabilir. Lübnan, kitlesel yerinden edilme ve ölümlere yol açan ağır İsrail bombardımanlarından kurtulmak istiyor. Ancak İsrail şimdilik barış görüşmelerini reddediyor ve Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırma penceresinin kapandığını söylüyor. İsrail daha fazla Lübnan toprağını ele geçirmekle tehdit ediyor ve en azından bir “tampon bölge” oluşturacak kadar bölgeyi işgal etme niyetinde görünüyor. Bu, er ya da geç Hizbullah ve diğerleri tarafından İsrail’e karşı bir isyana ve Lübnan içinde iç çatışmalara yol açabilir. Lübnan savaşı, ABD-İran savaşı bitse bile uzun süre devam edebilir. Trump geçen yıl Beyaz Saray’a döndüğünde, savaş yorgunu  bölgede müzakere ve yeni başlangıçlar için hevesliydi. Ancak başkan, İran ile umut vaat eden nükleer görüşmeleri bitirdi ve belirsiz hedefleri olan, ekonomik açıdan riskli bir savaşı başlattı. Sanki bölgeyi istikrarsızlaştırmak için tasarlanmış gibi görünen bir çatışma başlattı. ABD, İran’a yönelik saldırının son noktasını tanımlayamadı.

Sonuç

Savaş mevcut İran hükümetini devirebilir mi (yerine ne gelecek?), kalan nükleer malzemeyi ele geçirebilir mi (Trump’ın geçen yazki  bombardımanlarının malzemeyi enkaz altında bıraktığı söyleniyor, bu işi zorlaştırıyor) bilinmiyor.

Savaş neredeyse bitmiş olabilir  ya da daha yeni başlıyor. Belki ABD kara birlikleri gönderecek. Ya da Trump her şeyin çok fazla olduğuna karar verip çekilmeye çalışacak ama bunu yapamayacağını fark edecek.

Her halükârda, ABD’nin itibarı ve gücü gerçek zamanlı olarak aşınıyor.

Gördüğüm şu: Bu savaş, bölgedeki parçalanma (veya parçalanma tehdidi) trendinin bir parçası olmaya mahkûm. İsrailli ve Amerikalı liderler İslam Cumhuriyeti’nin karmaşık liderliğini tamamen ortadan kaldıramayacaklarını biliyor olabilir, ama savaş İran’ı ideolojik ya da toprak açısından ya da her iki yönden parçalayabilir ve böylece tehdidi daha küçük ve dağınık hale getirerek müdahale ve baltalama için yeni fırsatlar açabilir.

Ortaya çıkan kaosun, geniş, birleşik ve şeffaf olmayan bir İran’dan gelen tehdidi azaltmak için kabul edilebilir bir bedel olduğunu hesaplıyor olabilirler. Bu, Irak’ın işgaline benzer bir mantık: O işgal Irak’ı siyasi olarak parçaladı, gruplar kendi aralarında çekişip yabancı sponsor aramakla o kadar meşgul oldu ki komşularını rahatsız etmeye vakitleri kalmadı.

İsrailliler Suriye’de de benzer şekilde yararlandı: 2024’te yarım yüzyıldır demir yumrukla yöneten Esad hanedanının düşmesiyle merkezi iktidar boşluğu oluştu. Kürtler özerk bölgeye sahip, İsrail bir tampon bölge daha ele geçirdi, güneydeki Suveyda valiliği özerklik için uğraşıyor, Türk ve Rus üsleri hâlâ duruyor.

Lübnan, mezhepler arası iç savaşlarla uzun süredir bölünmüş durumda, şimdi güney kısmını İsrail işgaline kaybedebilir. Türkiye ise kendi Kürt nüfusunu, İran’daki savaşın esinlediği yeni bir silahlı ayrılıkçı ayaklanma belirtileri açısından izliyor. Filistinliler bile bölünüyor: Gazze zonlara ayrıldı, Batı Şeria’daki Filistinliler yerleşim genişlemesiyle birbirinden koparılıyor. İsrail ve ABD bu savaşta toprak veya nüfuz genişletmek, bölgede tartışmasız güç olmak için her şeyi riske atıyor gibi görünüyor. Başarabilirler de, başaramayabilirler de. Bu arada bölge ülkeleri parçalanma riskiyle karşı karşıya.

Harita, ACLED ( https://acleddata.com/ verileri ve haber raporlarından yararlanılarak hazırlanmıştır (16 Mart itibarıyla). Kapsamlı değildir. Füze ve benzerlerinin havada imha edilmesi (interceptions) olayları dahil edilmiş ve imha yerlerine göre haritaya işlenmiştir. Dost ateşi (friendly fire), doğrulanmamış olaylar ve sorumlu tarafın belirsiz olduğu saldırılar hariç tutulmuştur. Etnik bölgeler GeoEPR 2023 veri setinden alınmış olup yaklaşık değerlerdir.

* Megan K. Stack (New York Times)

Çeviren: Çağatay Arslan

Orijinal Bağlantı: https://www.nytimes.com/interactive/2026/03/20/opinion/iran-war-attacks-map.html

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER