© Yeni Arayış

Trump istediğini hatta daha da fazlasını yapıyor*

Şimdinin daha saldırgan Trump’ı anlamaya çalışan herkes şunu hatırlasın: O hâlâ “Hollywood” Trump’ı. Ahlaksız ve sözde maço pozlarını sürdürüyor bu defa sadece sahnesi daha büyük ve silahların en büyüğüyle istediğini yapıyor.

Donald Trump eskiden kadınları kasıktan yakalamakla övünürdü. Şimdi ise dünyayı ekseninden yakalıyor. Hâlâ kendisinde, kuralları hiçe sayan bir saldırı yapma hakkı olduğuna inanıyor. Hedeflerini sadece genişletmiş durumda.

“Bir yıldız olduğunda,” demişti bir zamanlar, “bırakıyorlar bunu yap. İstediğini yapabilirsin.” İkinci döneminde yaklaşımı en hafifinden zorbalık olarak tanımlanabilir; bu zorbalık, kabinesindeki dalkavuklar ve Kongre’deki Cumhuriyetçi yalakalar tarafından destekleniyor.

Mike Johnson acınası bir şekilde Trump için “America First Ödülü”nü yoktan var etti dedi. Temsilciler Meclisi Başkanı, “güzel altın kartal heykeli”nin “Amerika’daki yeni altın çağ”a uygun olduğunu söyledi.

Trump her zamankinden daha çok, ne isterse, nasıl isterse onunla istediği gibi oynayabileceğine inanıyor. İster bir ülke, ister bir siluet, ister Beyaz Saray olsun. Halkın Evi’ne (White House) saldırdı, Doğu Kanadı’nı ve Jackie Kennedy bahçesini kimse planlara bile bakamadan buldozerle yıktı. Şüpheli uyuşturucu teknelerini havaya uçurdu, Nicolás Maduro’yu yatak odasından kaçırdı ve Grönland’ı yağmalama, Küba’ya saldırma düşüncesiyle ağzı sulanıyor.

“Küba’yı alma onuruna sahip olacağımı düşünüyorum,” dedi. “Bu büyük bir onur. Küba’yı bir şekilde almak. İster özgürleştireyim, ister alayım. Doğruyu söylemek gerekirse, onunla istediğimi yapabileceğimi düşünüyorum.”

İstediğini yapabilirsin. Perşembe günkü kabine toplantısında keyifli bir şekilde şakalaşan Trump, “Sanırım Venezuela’ya gidip Delcy’ye karşı başkanlığa aday olabilirim,” dedi.

Delcy Rodríguez’den bahsediyordu yani Maduro’nun, Trump’ın onayıyla yükselen yardımcısından. Pazartesi günü ise İran kendisine boyun eğmezse “kalbimizin istediği kadar bombalamaya devam edeceğiz” dedi. NATO’nun iradesine boyun eğmemesinden dolayı öfkeliydi ve NATO’nun bunu pişman olacağını söylüyordu. Kabine toplantısında “Bu NATO için bir testti,” dedi ve ekledi: “Eğer bunu yapmazsanız, hatırlayacağız. Sadece hatırlayın. Birkaç ay sonra bunu hatırlayın. Benim açıklamalarımı hatırlayın. Onların harika bir ifadesi var: ‘Asla unutma.’ Biz asla unutmayacağız.”

Trump’ın 11 Eylül’le ilgili “Asla unutma” sloganını sahiplenmesi tuhaf, çünkü o gün ikiz kuleler yıkılırken kendi binası 40 Wall Street’in Lower Manhattan’daki en yüksek bina olduğunu gözlemlemişti.

Bir zamanlar savaşın zaman, can ve para kaybı olduğunu düşünürdü; Kuzey Kore ve Gazze plajlarında otel inşa etmeyi hayal ederdi. 2016’da Hillary Clinton’ı yendikten sonra askeri politikasını özetlediği bir konuşma yapmıştı: “Hiçbir şey bilmediğimiz, hiç ilgilenmememiz gereken yabancı rejimleri devirmeye koşmaktan vazgeçeceğiz,” demişti. Şimdi ise rejim değişikliği için yanıp tutuşuyor.

Kemik Mahmuzlu Süvari eşsiz askeri gücümüzü gösterişle kullanma zevkini geliştirdi ve Pentagon’da bu yeni küresel şiddet iştahını frenleyecek kimse yok .

Pete Hegseth, iki Siyah subayı ve iki kadını tuğgeneralliğe terfi ettirmeyi engelleyerek ordunun başına neden bu kadar tedirgin edici bir seçim olduğunu bir kez daha gösterdi. The Times’ın haberine göre bu karar, terfi listesini büyük ölçüde Hegseth’in en sevdiği türden beyaz erkeklerden oluşan bir gruba bıraktı.

Trump ünlü bir emlak geliştiriciyken, her yere adını yapıştırmasıyla ilgili megalomanisiyle dalga geçilirdi. Binaları kasıktan yakalardı. Ama şimdi başkan olarak bu komik değil. İğrenç. Adını Kennedy Center’a zorla koydu. Barış Enstitüsü’nden “ABD” harflerini çıkardı ve Donald J. Trump Barış Enstitüsü yaptı. Savaş gemileri sınıfına adını ekliyor. Adalet Bakanlığı’ndan çok katlı bir afişle surat asan yüzü sarkıyor. Washington Dulles Havalimanı’nı ve New York Penn Station’ı kendi adıyla yeniden isimlendirmeye çalıştı ve Lincoln Anıtı’nın karşısına, Reagan Ulusal Havalimanı uçuş yollarını engelleyebilecek kadar yüksek bir Trump tarzı kemer dikmeyi planlıyor.

Seçtiği sanat komisyonu, başkanın masaya yumruklarını dayamış, surat asan bir fotoğrafının olduğu 24 ayar altın anı parası basılmasını onayladı. Kral Midas, Hazine Bakanlığı’nı kendi portresi olan bir dolarlık altın para basmaya zorluyor. Şimdi, her yerde var olma çılgınlığında ABD para birimlerini kirletecek.

Hazine Bakanlığı Perşembe günü Trump’ın, kağıt paralara imzasını atan ilk görevdeki başkan olacağını duyurdu. Kendisini yasal paranın üzerine zorla yerleştirmek hiç de nazik değil . ABD Hazine Mührü’nün imzasını faturalardan söküp atıyor.

Tabii ki o göreve dalkavuk bir adamı getirdi. 76 yıldır kadınlara verimiş tuttuğu bu görevi sona erdirdi. “Başkanın Amerika’nın altın çağ ekonomik canlanmasının mimarı olarak tarihe damga vurması tartışılmaz,” dedi Hazine’nin mührünü kullanan Brandon Beach açıklamasında. “İmzasını Amerikan para birimine basmak sadece uygun değil, aynı zamanda fazlasıyla hak edilmiş bir şey.” (ABD Hazine Mührü’nün İran’daki “operasyonun” fiyatları yükselttiğini ve borsaları çökerttiğini bilmiyor görünmesi endişe verici.)

Şimdinin daha saldırgan Trump’ı anlamaya çalışan herkes şunu hatırlasın: O hâlâ “Hollywood” Trump’ı. Ahlaksız ve sözde maço pozlarını sürdürüyor bu defa sadece sahnesi daha büyük ve silahların en büyüğüyle istediğini yapıyor.

 

* Maureen Dowd (Köşe Yazarı ve 1999 Pulitzer Ödülü sahibi)

Çeviren: Çağatay Arslan

Orijinal Bağlantı:  https://www.nytimes.com/2026/03/28/opinion/trump-does-anything-he-wants-and-more.html

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER