© Yeni Arayış

Maneviyat, demokrasi ve despotizm

Demokrasi, insanı büyütmenin ve geliştirmenin yollarını aramaktadır. Despotizm, insanı küçültürken otoriteleri eleştirilmeyen kutsal güçlere dönüştürmektedir. Eleştiriyi ortadan kaldıran maneviyat, maneviyat olmadığı gibi, eleştirilmez ve mükemmel olduğunu iddia eden her doğma da hakikat değildir. Kutsal maskesiyle kendini dokunulmaz ve dayatan siyasetin olduğu bir yerde demokrasi yoktur, despotizm vardır.

Güç kadar tehlikeli olan bir diğer olgu maneviyattır. Maneviyat, çok sıcak, olumlu ve istenilen bir durum olarak kabul edilir. Bütün olumluluğuna ve sıcaklığına rağmen maneviyat tehlikelidir. Maneviyat, insanı özgürleştirebilen bir tecrübe olabilir. Maneviyat, aynı zaman da insanı köleleştiren bir zincirde olabilir. Dinin veya maneviyatın ne olduğundan ziyade dine ve maneviyata kimin kimin hükmettiği önemlidir. Tarihi, galipler yazdığı gibi, dini ve maneviyatı da egemenler inşa etmiştir.

Otoriter, totaliter ve bedevi toplumlarda maneviyat, içsel derinlik ve yoğunlaşma tecrübesi olarak anlaşılmamaktadır. Farklı toplumlsal kesimler, maneviyatı kamusal bir sadakat göstergesi olarak uygulamaktadırlar. Dindarlık ve maneviyat, içsel bir tecrübe olarak değil, ekonomi, siyaset, ticaret, hukuk, eğitim alanlarında işe yarayan ve yüksek getirisi olan katı bir kimlik kartı olarak kullanılmaktadır. Gerçek maneviyat, iç dünyamızı genişleten, insanı büyüten, korkudan değil cesaretten ve yaratıcılıktan beslenen bir insani boyut ve tecrübedir.

Siyaset, cesaret ve yaratıcılığı istemez. Siyasetin en sevdiği şey, korkudur. Despotizmi var eden şey, korkudur, korkutmadır ve zorbalıktır. Zor ve korku, tek başlarına inşa edilmezler. Zor ve korkunun kırılganlığı kutsallaştırma ve manevileştirme ile giderilir. Liderin sorgulanmazlığı, toplumun kader ideolojisiyle susturulması, itaatin ahlak haline getirilmesi, korkuyu ve zoru kutsallaştırmak ve manevileştirmek için yapılmaktadır. Egemen güçler, korkuyu ve kontrolü, maneviyat, kutsal ve din adına sürekli olarak üretmektedirler. Maneviyat ve kutsal, politik teknolojidirler. Maneviyat ve kutsal, aynı zamanda teo-politik teknolojilerdir.

Eleştiri, farklılık ve çoğulluk, günah ve suç değildir. Eleştiriyi, farklılaşmayı ve çoğulculuğu fitne ve günah sayan bir zihniyet, maneviyata izin vermez. Çoğulculuğu ve eleştiriyi günah sayan bir zihniyet, kutsal adına sadece korku ve zorbalık üretir. Farklı ve eleştirel olan ise, maneviyatı arar ve ister.

Demokrasi, şekli süreçlerden ibaret değildir. Demokrasi göstermelik seçimler ve sandıktan ibaret değildir. Demokrasi, sandığa giden süreçte bireyin yaşadığı bilişsel, duygusal ve düşünsel hallerin sonucunda ortaya çıkan derin özgürlük tecrübedir. Sandığa giden süreçte bireyin bilişi, duygusu, ve düşünmesi farklı ve eleştirel bilgilerle, görüşlerle, tutumlarla ve tartışmalarla beslenmiyorsa, sandığın demokratik anlamda işlevini ve etkisini üretememektedir. Demokrasi, hiçbir metni, lideri, partiyi, topluluğu, geleneği ve doğmayı tartışılmaz kutsal otorite kabul etmez. Demokrasi, kadın erkek ayırımı yapmadan bütün insanların eşit onura sahip olduğunu esas alır. İnsan onuru, aklı ve özgürlüğü, hiçbir kutsal ve doğma adına bastırılamaz. Kutsal adına insan onurunun ve özgürlüğünün, eleştirel aklının ve düşünmesinin bastırıldığı bir yerde maneviyat yoktur, kontrol ve korku rejimi vardır.

Maneviyat, kişinin içsel derinlik ve yoğunluk çabası olduğu sürece anlamlıdır, değerlidir ve işlevseldir. Siyasal ve kamusal güç üretme aracına dönüştüğü andan itibaren maneviyat, despotizmi besleyen bir kaynağa ve dayanağa dönüşmektedir. Maneviyatın politizasyonu, popülizmi ve despotizmi besleyen en önemli kaynaktır. Kararlarının ve zaferlerinin göklerden geldiğini iddia ederek kendisini kutsallaştıran ve manevileştiren iktidar yapıları, kendilerini sorgulanmaz ve günahsız hale getirirler.

Maneviyat, sorgulamadır. Sorgulayan maneviyat, hakikati ve hürriyeti arayabilir ve keşfedebilir. Hakikat, özgürlükle ve maneviyatla güçlenebilir. İtaat, maneviyat, saadet ve hikmet değildir. Korku ve kutsal kılığındaki maneviyat, hürriyet ve hakikat istemez. Korku ve kutsal kılığındaki maneviyatın istediği tek şey, güçlü ve zorba otoritelerdir. Aşk ve akıl temelli sahici maneviyat ise, özgür bireyler ister. Korku maneviyatı ile özgürlük maneviyatı arasındaki derin farklılık ve çatışma, bu noktada başlamaktadır.

Korku maneviyatı ile özgürlük maneviyatını ayıran şey, aslında demokrasi ve despotizmi de ayıran şeydir. Despotizm, insanları daha fazla itaat ettirmenin peşindedir. Demokrasi ise insanların nasıl özgür yaşayabilecekleri sorusuna cevaplar aramanın derdindedir. Demokrasi, özgür yaşayabilmenin yollarını bulmak için daha fazla eleştiriyi, özgürlüğü, hukuku ve çoğulculuğu oluşturmaya çalışmaktadır. Demokrasi, insanı büyütmenin ve geliştirmenin yollarını aramaktadır. Despotizm, insanı küçültürken otoriteleri eleştirilmeyen kutsal güçlere dönüştürmektedir. Eleştiriyi ortadan kaldıran maneviyat, maneviyat olmadığı gibi, eleştirilmez ve mükemmel olduğunu iddia eden her doğma da hakikat değildir. Kutsal maskesiyle kendini dokunulmaz ve dayatan siyasetin olduğu bir yerde demokrasi yoktur, despotizm vardır. Gerçek maneviyat, demokrasinin ve özgürlüğün kaynağıdır. Sahte maneviyat ise despotizmi maskelemekte, örtmekte ve gizlemektedir. Bugün anlaşılması gereken gerçek budur.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER