Ara seçimler üzerine (1)
SİYASETCumhurbaşkanı Erdoğan'ın ara seçim ve erken seçim kapısını kapatmasının ardından başlayan tartışmalar, medyadaki bilgi kirliliğiyle anayasal bir dezenformasyona dönüşmüş durumda. Anayasa'nın açık hükümlerine bakma gereği duymayan 'araştırmacı gazeteciler', ara seçim için Meclis'in illaki yüzde 5'inin boşalması gerektiği ezberini siyasi bir kalkan olarak kullanıyor. Oysa erken seçim iktidar ve muhalefetin uzlaşısını gerektiren siyasi bir tercihken; ara seçim, her seçim döneminde en az bir kez yapılması Anayasa (m.78) tarafından emredilen kesin bir hukuki zorunluluktur. Yüzde 5 şartı ise bir önkoşul değil, sadece normalde 30 ay olan bekleme süresini ortadan kaldıran istisnai bir hızlandırıcıdır.
Ana muhalefet partisi liderinin ara seçim talebinde bulunması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan gündemlerinde ara seçim ya da erken seçim bulunmadığını söyledi.
Erken seçimle ilgili açıklamaya diyecek şey yok, çünkü Anayasa genel seçimlerin seçim kanununda öngörülen tarihten önce yapılmasını Cumhurbaşkanının kararına ya da TBMM üye tamsayısının 3/5 çoğunluğunun kararına bağlamıştır (m. 116).
Bu sayı 360’tır ve 360 sayısı ne iktidar grubu tarafından ne de muhalefet grupları tarafından tek başına bulunamamaktadır; erken seçim kararı almak için iktidar ve muhalefet arasında bir uzlaşma zorunludur.
Bu durumda iktidar erken seçim istemediği takdirde erken seçim kararı alınamaz; iktidar erken seçim istediğinde ise muhalefetle uzlaşması gerekir; aksi takdirde erken seçim yapılamaz.
Buraya kadar hukuksal bir sorun yok; buradaki siyasal sorun ise bu yazının konusu değil.
Hukuksal sorun ara seçime ilişkin açıklamayla ilgili.
Geçen akşam, iktidara yandaş bir kanalda konunun tartışıldığını gördüm.
İstediklerinde her konuyu didik didik araştıran büyük “araştırmacı gazeteciler” Anayasa’ya bakma gereği duymadan şu saptamayı yapıyorlardı:
“Ara seçime gitmek için TBMM üye tamsayısının %5’inin boşalması gerekir ve % 5’lik boşalma olmadığına göre ara seçime gidilemez. CHP önce TBMM üye tamsayısının %5’in boşalmasını sağlamak için 22 milletvekilini istifa ettirsin; istifa kararları TBMM tarafından kabul edilsin. Arkasından TBMM ara seçim kararı alırsa ara seçim yapılır.”
Bu açıklamaları sorgusuz sualsiz kabul eden “araştırmacı basın mensupları” için durum gerçekten çok vahimdi: birinci olasılıkta bu arkadaşlar Anayasayı bilmiyorlar, ikinci olasılıkta Anayasayı biliyorlar ama iktidarın söylemini desteklemek için Anayasa hükümlerini görmezden geliyorlar.
Her iki sonuç da ülkemizdeki “basın özgürlüğü” ve “hukuk devleti” ilkeleri açısından endişe vericidir.
Bu yorumun dayanaktan yoksun olduğunu göstermek için öncelikle demokratik sistemlerde ara seçime neden yer verildiğine bakmak ve ardından Anayasa’daki hükümleri incelemek gerekir.
1. Anayasa neden ara seçime gerek görmüştür?
Anayasalarda ara seçimlere yer verilmesinin çeşitli nedenleri bulunmaktadır.
İlk olarak ara seçim, temsili demokrasilerde, seçmen ile temsili organ arasındaki bağı güncelleyen bir araçtır: Belli bir bölgenin temsilci sayısında azalma meydana gelmiş olması hem o bölgenin daha az temsil edilmesi sonucunu doğurur, hem de toplam temsilci sayısı öngörülenin altına düştüğü için temsil ilkesi zedelenmiş olur.
İkinci olarak siyasal parti gruplarının üyelerinde meydana gelen azalmalar, siyasal güç dengesini değiştirmiş olabilir. Özellikle bir siyasal partinin çeşitli nedenlerle çok sayıda üyesini kaybetmiş olması halinde güç dengesi toplumdaki siyasal güç dengesini yansıtmaktan uzak hale gelmiş olabilir; iktidardaki siyasal parti, aslında yeterli siyasal desteğe sahip olmamasına rağmen, iktidarı elinde tutmaya devam edebilir.
Örneğin 14 Ekim 1979'da Konya, Manisa, Edirne, Muğla, Aydın'da 5 milletvekilliği için yapılan ara seçimden sonra 42. hükümet düşmüş ve 43. hükümet kurulmuştur: Ara seçim sonuçlarına göre 5 milletvekilliği de AP tarafından kazanılmış ve bu seçim zaferinden sonra CHP hükümeti düşmüş AP hükümeti kurulmuştur.
Sözkonusu dönemde ara seçim olmasaydı, hükümet değişikliğinin gerçekleşmesi çok zordu. Dolayısıyla ara seçimler bu tür seçmen-temsilci ilişkisini ve siyasal güç dengesini güncellemeleri açısından önemlidir.
Üçüncü olarak ara seçimler iktidara ve muhalefete kendileri hakkında toplumun ne düşündüğü hakkında anketlerden daha sağlam bilgiler vermekte ve gelecek seçimlere yönelik hazırlık yapmalarına olanak tanımaktadır.
Dördüncü olarak ara seçimler, siyasal partilerin Meclisteki güçlerini de güncelleyerek Meclis çalışmalarına katılmalarını gerçek güçleriyle orantılı hale getirmektedir.
Beşinci olarak ara seçimler özellikle iktidar partilerine güven tazeleme ve projelerine toplumsal destek bulma işlevi görebilir: Örneğin anayasa değişikliği yapmak isteyen ve yeterli çoğunluğa ulaşamayan bir siyasal iktidar, ara seçimler yoluyla bu çoğunluğu sağlama ve anayasayı değiştirme yoluna gidebilir.
Bu önemleri nedeniyle ve 1982 Anayasası öncesinde 1951, 1966, 1968, 1975, 1979 yıllarında ara seçimler yapıldı.
Sadece bu sonuca bakarak bile 1961 Anayasası döneminin ülkemizde sonraki dönemlere göre daha demokratik bir dönem olduğu söylenebilir.
1982 Anayasası’nın yürürlüğünden sonra AKP iktidarına kadar geçen dönemde tek bir ara seçim yapıldı: 17. yasama döneminde, 11 milletvekilliği için 28 Eylül 1986'de yapılan ara seçimlerde 10 milletvekilliği ANAP ve DYP arasında paylaşıldı ve bir üyeliği SHP aldı.
Bu seçimlerden sonra ara seçimler iktidarların korkulu rüyası haline geldi; iktidarlar ara seçimlerde başarısız olurlarsa iktidarı kaybedebileceklerini düşünerek ara seçim yapmak istemediler.
Ancak 1990’lı yıllarda Anayasa hükümleri halen bağlayıcıydı ve ara seçim yapmamak için 1991 ve 1995 erken seçimlerine gidildi.
Daha açık söyleyeyim: Hem 1991’de hem de 1995’te siyasal iktidarlar ara seçim yapmanın Anayasa gereği olduğunu biliyorlardı.
Bu iktidarlar Anayasa hükmünü çiğnememek için erken seçim kararı aldılar ve genel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılamayacağından, ara seçim yapma gereğini ortadan kaldırdılar.
Mevcut siyasal iktidar döneminde ise bir istisna hariç olmak üzere ara seçim hiç yapılmadı.
Bu istisna da o dönemde milletvekili olmayan Erdoğan’a milletvekilliği yolunu açmak için yapılan Anayasa değişikliği sonunda gerçekleştirilen ara seçimdi.
Daha açık söylemek gerekirse, AKP döneminde yapılan bir tek ara seçim oldu ve bu ara seçim formülüyle Erdoğan milletvekili seçilebildi.
Hatırlayalım: O dönemde AKP genel başkanı Erdoğan siyasi yasak dolayısıyla milletvekili adayı olamadı.
Mecliste çoğunluğa sahip bir parti genel başkanının milletvekili olamaması kamu vicdanında rahatsızlık yarattı ve siyasal partiler bu sorunu çözmek için bir anayasa değişikliği yapma konusunda uzlaştı.
Değişiklikle bir ilin seçilmiş milletvekilinin kalmaması halinde YSK o il ya da seçim çevresinde ara seçim yapmakla yükümlü kılındı.
Uzlaşmayla yapılan Anayasa değişikliğinin ardından YSK, 02.11.2002 tarihli 978 sayılı Kararıyla çeşitli usulsüzlükleri gerekçe göstererek Siirt İli seçimlerini iptal etti ve bu ildeki seçimlerin 09.02.2003 tarihinde yapılmasını kararlaştırdı.
Özetle AKP döneminde yapılan tek ara seçim bu her yönüyle “özel” olan ara seçimdi.
Bundan sonra herhangi bir ara seçim yapılmadığı gibi ara seçim yapılmasını zorunlu kılan Anayasa maddesi de eylemli olarak yürürlükten kaldırıldı.
Neden mi?
Anayasa hükümleri uygulandığında her seçim döneminde en az bir defa ara seçim yapılması zorunludur; muhterem “araştırmacı gazetecilerimizin” iddia ettiği gibi her zaman %5 boşalmaya ihtiyaç yoktur.
2. Ara seçim konusunda Anayasa’nın ilgili hükümleri nelerdir?
Anayasa ölüm, istifa, üyeliğin düşürülmesi gibi nedenlerle boşalan milletvekillikleri için ara seçim yapılmasını zorunlu kılmıştır.
Anayasa’ya göre Meclis erken seçime gitmek zorunda değildir: Meclis seçimlerin yenilenmesine karar vermediği takdirde, Seçim Kanununda belirlenen tarihte seçime gider.
Erken seçim kararı siyasi bir karardır.
Ama ara seçim öyle değil; her seçim döneminde Anayasa gereği bir kez ara seçim yapmak hukuksal açıdan zorunludur.
Ancak Anayasa koyucu çeşitli olasılıkları gözeterek ara seçimin zamanı konusunda seçenekli bir düzenleme yapmıştır.
1982 Anayasasının ilk halinde Meclisin ara seçimleri şöyle düzenlenmişti:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir./Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.” (m. 78/3-4)
Bu maddede Erdoğan’ın milletvekili seçilmesini sağlamak amacıyla 27/12/2002 tarihli ve 4777 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle şöyle bir ara seçim durumu tanımlandı:
“Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, TBMM'de üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır.... “
Bu maddenin açılımından 3 ara seçim tipi çıkar:
1. Ara seçimler, kural olarak, genel seçimlerden 30 ay (2,5 yıl) geçtikten sonra yapılır ve genel seçimlere 12 ay (1 yıl) kala ara seçim yapılamaz.
30. ay ile 48. Ay arasında kalan 1,5 yıllık döneme doktrinde ara seçim dönemi denir. (Türkiye şu anda Anayasa gereği ara seçim dönemindedir.)
Anayasa, “ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır”, demekle ara seçimi zorunlu kılmış ve herhangi bir organın takdirine bırakmamıştır.
30. aydan sonra tek bir üyelik bile boşalsa ara seçim yapmak zorunludur.
Anayasa koyucu 30. aydan sonra yapılacak ara seçimin zamanı konusunda TBMM’ye takdir yetkisi vermiştir: TBMM 30. ay ile 48. ay arasındaki bir tarihi seçme konusunda 18 aylık bir takdir yetkisine sahiptir; ama bu yetki TBMM’nin ara seçim kararı almama yetkisine de sahip olduğu anlamına gelmez.
2. Anayasa TBMM’nin boşalan üye sayısının %5’i bulması halinde, ara seçimler için 30 ay beklenmesini gerekli görmemiş ve 3 ay içinde acilen ara seçim kararı alınmasını zorunlu kılmıştır.
Bu yüzden TBMM üye tamsayısının % 5’inin boşalması halinde, iki buçuk yılı beklemeye gerek yoktur.
Bu durumda süre koşulu aranmaksızın, %5’ lik boşalmanın gerçekleştiği tarihten itibaren üç ay içinde acilen ara seçim kararı alınması zorunludur.
TBMM üye tamsayısı %5 boşaldığı halde ara seçim kararı alınmazsa TBMM Anayasa ile kendisine verilen görevi yapmamış olur.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Üye tamsayısının %5 boşalması ara seçimin önkoşulu değildir; %5 lik boşalma, sadece 30. aydan sonra yapılması gereken ara seçimlerin daha erken bir tarihte yapılmasına neden olur.
Eğer Anayasa koyucu sadece TBMM üye tamsayısının %5’inin boşaldığı hallerde ara seçim yapılmasını isteseydi, yukarıda aktarılan madde yerine şu hükmü koyardı:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde %5 boşalma olması halinde üç ay içinde yapılmasına karar verilir ve genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.”
Oysa Anayasa koyucu “Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.” diyerek yüzde beşlik eksilmeyi ara seçimin üç ay içinde yapılmasının koşulu haline getirmiştir.
3. İl veya seçim çevresinin boşaldığı hallerde TBMM’nin bir karar almasına gerek görülmemiş ve seçim takvimi doğrudan Anayasa tarafından başlatılmıştır.
Bu durumda YSK boşalma tarihinden sonra ara seçim çalışmalarını başlatmak ve boşalmadan sonraki 90. günden sonraki ilk Pazar gününde ara seçimi yaptırmak yükümlüğündedir.
İl ya da seçim çevresinin boşalması istisnai bir durumdur ve bugüne kadar bir kez yapay olarak gerçekleştirilmiştir.
Anayasanın bu düzenlemelerine yakından bakıldığında üç ayrı ara seçim tipinin düzenlendiği görülür.
Bu düzenlemelerin kendi içinde bir mantığı bulunmaktadır.
Anayasa yapıcı, hem seçmenle temsilci organ arasındaki bağı güncel tutmaya çalışmış, hem de sık yapılacak seçimlerle siyasal sistemin istikrarının zedelenmesini önlemeye gayret etmiş ve bu iki durum arasında denge kurmaya çalışmıştır.
Çok sık seçim yapılmaması için
Ara seçim yapılması için 30 aylık sürenin beklenmesi zorunlu kılınmış, Bir seçim döneminde ara seçime sadece bir kez izin verilmiş Genel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılması yasaklanmıştır.Temsil açığı oluşmaması için
Üye tamsayısındaki boşalma belirli bir oranı (%5) aştığında acilen ara seçim yapılması zorunlu kılınmış Bir il ya da seçim çevresi boşaldığında il ya da seçim çevresinin temsilcisiz kalmaması için ara seçim otomatik olarak başlatılmış, Her seçim dönemi içinde bir ara seçim zorunlu kılınmıştır.Anayasa’ya göre ara seçim yapılmamasının tek yolu, ilk dört yılda TBMM üye tamsayısında hiçbir üyeliğin boşalmamış olması halidir; genel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılamayacağından dördüncü yıldan sonra meydana gelecek eksilmeler nedeniyle ara seçime gidilemez.
Gerçekleşmesi bir hayli zor olan bu durum dışında her seçim döneminde bir ara seçim zorunludur. (İl ya da seçim çevresinin boşalması halinde birden fazla ara seçim yapılabilmesi ayrı bir tartışmanın konusudur.)
Anayasada sözü edilen ve yukarıda aktarılan her üç durumda da ara seçime gitmek kesinlikle zorunludur: İlk durumda ikibuçuk yıl dolduktan sonraki onsekiz ay içinde; ikinci durumda, üye tamsayısının boşalma oranının %5’i bulduğu hallerde bu tarihten sonraki üç ay içinde; üçüncü durumda, il ya da seçim çevresinin tüm milletvekillerinin boşaldığı tarihten sonra doksan günün dolduğu ilk Pazar günü ara seçime gitmek zorunludur.
İlk iki durumda Meclis tarafından ara seçim kararı (3 ya da 18 ay içinde) alınması gerekirken, son durumda herhangi bir karara gerek bulunmamaktadır.
Hiç kuşkusuz bütün bu söylenenler Anayasa hükümlerinin hukuksal bir okumasına dayanır.
Anayasa maddeleri gerekli olduğunda kullanılır ve gerektiğinde rafa kaldırılır diyecek olanlara hiç sözüm yok.
İlginizi Çekebilir