© Yeni Arayış

Kuşatılmış CHP için çıkış yolu: Çifte hamle ve büyük helalleşme

İktidar ve devlet blokunun yargı kuşatmasıyla siyaseten felç edilmek istenen CHP için artık sadece 'direnmek' yeterli değil. Mevcut yönetimin, partiye mesafeli duran tüm eski ve yeni aktörlerle 'içeride' büyük bir helalleşme başlatması, eş zamanlı olarak da 'dışarıda' samimiyetsiz masaları yıkan gerçek bir demokratik koalisyon kurması hayati önem taşıyor. Kuşatmayı yarma stratejisi; 19 Mart ruhunu meydanlardan alıp, toplumun tüm kesimlerine güven verecek kurumsal bir ortaklığa dönüştürmekten geçiyor.

Kabul edelim, iktidar/devlet blokunun yargı üzerinden siyaseten felç etmeye çalıştıkları CHP’ye yönelik yapıcı olsa da, eleştiri getirmek çok kolay değil.

Çünkü yapılacak her türlü eleştirinin, “şimdi sırası mı?” tepkisi ile karşılaşma olasılığı var.

Diğer yandan koşullar ne olursa olsun özellikle yapıcı eleştirilerin yapılana fayda sağlayacağını da unutmamak gerekiyor. Yeter ki, yapılan eleştiriden yararlanılsın.

CHP konusunda farklı tarihlerde, eleştiri ve öneri içeren pek çok yazı yazdım.

Bu açıdan yazacaklarımın tekrar olma riskine rağmen paylaşmayı kendi açımdan önemsiyorum.

CHP ÇİFTE ADIM ATMALI

CHP’nin içinde olduğumuz süreçte ilki içeriye, ikincisi dışarıya yönelik eş zamanlı iki açılım birden yapması önem kazanmış durumdadır.

İçeriye yönelik adımın amacı, parti içi cepheyi güçlendirmektir. Özellikle içinde olduğumuz süreçte CHP’nin buna çok fazla ihtiyacı vardır. Mevcut yönetime mesafeli olduğu düşünülen mevcut milletvekillerinden belediye başkanlarına, eski il başkanlarından eski ilçe belediye başkanlarına kadar geniş bir kucaklaşmaya ve bir anlamda helalleşmeye ihtiyaç var.

Bu konuda parti yönetimi adım atmalıdır. Bu koşullarda yönetimin atacağı bu adıma karşılık vermeyecek olanın açıkçası CHP ile siyasi bağı kalmamış demektir. Afyon’da sürmekte olan toplantı bu amacın bir parçasına denk düşmesi açısından önemlidir.

Ancak içeriye yönelik açılımda bir adım daha atılarak mevcut ve eski milletvekilleri ile eski belediye başkanları ve parti yöneticileri de buna dahil edilmelidir.

Böyle bir adım son günlerde yeniden tartışmaya açılmak istenen ‘mutlak butlan’ tartışmasını siyaseten işlevsiz bırakma için imkan yaratabilir.

İçeriye dönük adımlarla birlikte eş zamanlı olarak dışarıya — yani siyasal ve toplumsal muhalefete yönelik — eş düzeyli, katılımcı ve ortak üretilecek bir siyasal ittifak ya da koalisyon oluşturmak için de adım atılmalıdır. Bu adımı atmak, CHP'nin ana muhalefet partisi olarak bir anlamda sorumluluğudur.

CHP’NİN ZORLUĞU, DEM’İN SİYASETSİZLİĞİ

CHP’nin içeriye yönelik adımları atması göreli olarak kolay olsa da; dışarıya yönelik adımları atması konusunda farklı zorluklar bulunmaktadır.  

Mesela bulunduğumuz siyasi iklimde özellikle bir “devlet” projesi olarak iktidar bloku aracılığıyla kamusallaştırdığı “terörsüz Türkiye” süreci içinde olduğumuz süreçte DEM Parti’yi siyasetsizliğe mahkum etmiş görünmektedir.

Neden mi? Bugüne kadar yaşadıklarımıza baktığımızda DEM Parti'nin gerek siyasal söylem gerekse komisyon raporunda dile getirdiği "demokrasi" temelli adımların hayata geçirilebilmesi, mevcut siyasi pratikleri ve zihniyet bakımından iktidar blokuyla değil, ancak CHP başta olmak üzere muhalefetle sağlanması daha olasıdır.

Ancak DEM Parti, bu gerçeği görmezden gelerek tüm siyasal önceliğini Öcalan'ın konumuna verdiği için kendini siyasetsizliğe mahkum etmektedir.

CHP özellikle 19 Mart süreci sonrasında gerçekleştirdiği mitinglerle toplumsal tepkiyi alanlara taşıma konusunda önemli bir işlevi yerine getirdi. Dahası toplumsal alana yansıyan bu mobilizasyon sadece CHP değil, daha geniş bir toplumsal temsilin yansımasıdır.

CHP'nin bu aşamada yeterince başaramadığı şey, topluma güven verecek daha güçlü adımları atamamasıdır. Elbette çabası yok demek partiye haksızlık olur.

Yargının İBB başta olmak üzere büyükşehirler ve ilçe belediyelerini, mutlak butlan tartışmasıyla genel merkezini siyaseten felç etmek istediği bu koşullarda gösterdiği direnç açısından CHP açık biçimde başarılıdır.

Ancak bu tek başına CHP'yi ilk seçimde Meclis'te birinci parti yapabilse bile, adayını cumhurbaşkanı yapması zordur.

İTTİFAK ZORUNLULUĞU: BU KEZ FARKLI OLMALI

Bunun için CHP'nin mitinglerde farklı siyasi parti seçmenleriyle kurduğu siyasal ortaklığı, muhalefetteki siyasal partilerle de kurabilmesi gerekmektedir.

2023 seçimlerinden biliyoruz: Liderlerin sonradan ortaya çıkan "samimiyetsiz" aylık görüşmeleri yetmedi, yetmez de.

Bu kez farklı olmalı. Her liderin açık ve samimi biçimde karşılıklı konuşabilmesi ve gerçek bir ittifak ya da koalisyon kurulabilmesi, şikayet edilen siyasal düzenin değişmesinin ilk koşuludur.

Türkiye'nin önündeki seçim — ne zaman olursa olsun — sadece bir iktidar değişikliği fırsatı değil, demokratik sistemin yeniden inşası için bir eşiktir. Bu eşiği geçmek, ancak samimi, eşit ve kararlı bir muhalefet ortaklığıyla mümkündür.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER