Erdoğan neden CHP'yi darbeci ilan ediyor?
SİYASETErdoğan'ın dünkü konuşmasındaki hedef kitlesi sadece AK Parti tabanı değil, sandıktan uzaklaşan geniş sağ yelpaze: Erdoğan, tarihi anekdotlar üzerinden CHP’yi 'darbenin tecessüm etmiş hali' olarak kodlarken, aslında seçmene gelecek vaat etmek yerine geçmişin korkuları üzerinden bir 'aidiyet' mesajı gönderiyor. Kimlik siyasetinin eğitim, diyanet ve medya eliyle yeniden üretilen işlevsel anatomisi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünkü grup toplantısında CHP’yi bir kez daha “darbeci”likle suçladı.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, CHP'nin “darbe sever” karakterini gözler önüne serme iddiasıyla, ibretlik bir anekdotu paylaşmak istediğini ifade ederek, “CHP'nin sokakları ateşe vermek için öne sürdüğü gençlere” seslendi.
Erdoğan; “Bir gün merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in yolu Davutpaşa Kışlası'na düşer. Darbenin ayak sesleri işitilmektedir. Niyeti, arkadaşı Binbaşı Orhan Erkanlı'yı ziyaret etmektir. Daha sonra CHP sıralarında milletvekilliği yapacak olan Erkanlı, Davutpaşa'da Tank Tabur Komutanıdır. Ahmet Er iki sivil ile görüşme halinde olan Erkanlı'nın odasına girer, odaya girince içeride bulunan iki yabancı bir anlık şaşkınlık yaşar. Binbaşı Erkanlı hemen duruma müdahale eder, onlara döner ve 'Yüzbaşım yabancı değil, devam edin' der. Bunun üzerine sivil şahıs konuşmaya, daha doğrusu Erkanlı'ya brifing vermeye devam eder: 'Efendim, Saraçhane'de iki grubu birbirleri ile çatıştırdık. Kavga bütün şiddetiyle devam ediyor. Başka bir emriniz var mı?' diye de ekler. 'Teşekkür ederim. Böyle devam edin' diyen Erkanlı bir süre sonra onları yolcu eder.
Ahmet Er şaşkınlıkla, 'Binbaşım bu adamlar kimdir?' diye sormaktan kendini alamaz. Erkanlı'nın cevabı oldukça manidardır, 'Bunlar Halk Partisi milletvekilleridir'. Bu duruma Ahmet Er, 'Memleketin genç evlatlarını birbirlerine kırdırıyorlar. Bu ne haince iştir' sözleriyle tepki gösterir. Erkanlı ise 'Olaya öyle bakma, onlar ihtilale zemin hazırlıyor' karşılığını verir. İşte CHP budur, CHP zihniyeti budur, CHP'nin demokrasiye, CHP'nin milli iradeye, gençlerimize bakışı budur. Bunların nazarında gençler kimi zaman darbelere ortam hazırlamak, kimi zaman yolsuzlukları atlamak için kullanılıp atılacak bir sarf malzemesidir. CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP'nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz.”
Erdoğan’ın konuşmasını bir bütün olarak dinleyince aklıma bir önceki yazım geldi.
ERDOĞAN KİME, NEDEN MESAJ VERİYOR?
Neden geldiğini yazmadan önce “Erdoğan bu mesajı verme gereği duydu?” sorusuna cevap arayacağım.
Erdoğan her şeyden önce bu mesaj ile, kendi doğal tabanı kadar yakın geçmişteki seçimlerde kendisine/partisine oy veren seçmene ve toplumsal kesimlere sesleniyor. Seslenmek zorunda kalıyor, çünkü oyları beklediği düzeyde değil. Ve bu mesaj ile sadece tek parti dönemini değil, yakın geçmişe kadar olan seçimlerde oy almış olduğu Menderes’ten Özal’a geniş bir yelpazede muhafazakâr sağ seçmen geleneğine sesleniyor.
Kendi kültürel kimliği bağlamında geçmişte yaşanan kimi olumsuz olayların siyasi sorumluluğunu CHP üzerine yıkarak; ‘CeHaPe Zihniyeti” söylemi ile geniş bir seçmen kitlesine mesaj veriyor ve onların oylarına bir kez daha talip oluyor.
Bunu yapma gereği ise son araştırmalarda; kendisi ve partisinden kopan seçmenlerin son araştırmalarda yeniden kendilerine dönen seçmenlerin sayısını arttırmak ve bu süreci daha da hızlandırma istemektedir.
Bununla birlikte Erdoğan konuşmasında CHP’yi, sadece darbecilikle değil aynı zamanda gençler üzerinden sokakları karıştırmak isteyen siyasi özne olarak kodluyor ve bir anlamda seçmenine ve topluma “törör üzerinden şikayet ediyor. Bunu yapma gerekçesi de yukarıdaki ile aynıdır.
Özetle Erdoğan seçmeni ve topluma Türkiye’nin yaşadığı sorunları aşma konusunda bir reçete, çözüm önerisi sunmak yerine CHP’yi hem geçmiş hem de bugün üzerinden siyaseten mahkum etmeyi seçmektedir.
Ve itiraf edelim ki, bu söylemin kendi tabanında hala alıcısı var. Özellikle kimlik siyaseti bu seçmen tabanı için hala işlevsel. Sonuçta eğitim, diyanet ve medya üzerinden kendi tabanına bu geçmiş ve korkular sürekli propaganda olarak verilmektedir.
‘O İNSANLAR’ GERÇEKTEN CHP’Lİ Mİ?
Gelelim Erdoğan’ın paylaştığı anekdotta Binbaşı Erkanlı’ya brifing veren ve onun ifadesi ile “'Bunlar Halk Partisi milletvekilleridir'” tespite. Ve soru, bu ne kadar doğrudur?
Açıkçası bu tür insanlar her dönem var olmuşlardır, olacaklardır da. Ama bunlar siyaset midir onu tartışabiliriz. Bu tür kişilerin siyasi kimlik taşısalar bile siyasi değil kurumsal olarak devlete bağlı kişilerdir.
Sonuçta şunu unutmayalım; darbe hangi parti iktidarda olursa olsun, hedefi kim olursa olsun; siyaseti tasfiye ettiği için siyaset karşıtı otoriter bir hamledir. Ve her durumda siyaseti savunmak adına karşı olunmalıdır.
Ve Türkiye tarihinde ister açık, ister örtülü tüm darbeler iktidarda kim olursa olsun daima bir bütün olarak, belli bir süre için bile olsa tüm siyaseti, siyasi partileri tasfiye etmiştir.
O yüzden o kişiler CHP’de siyaset yapan isimler daha olsalar, siyaseten CHP’li değil, devletin gücünü konsolide etme hedefinin aktörleridir.
OTORİTER DEĞİL DEMOKRATİK DEVLETE İHTİYACIMIZ VAR
İşte bir önceki yazımı anma nedenim de budur.
Sonuçta otoriter devletler için farklı dönem ve konjoktürde kendisi için “öteki” hatta “tehlikeli” tanımladığı kültürel ve siyasal kimlikler ve gruplar sürekli var olmuştur.
Ve devlet, farklı dönemlerde değişen “öteki”lerine karşı hep tetikte olmuştur.
Bu, bugün için de geçerlidir.
Yine geçen yazıda bahsettim; Türkiye özelinde 1980-1990’larda devletin ötekileri yani yasaklı çocukları Kürt siyasi hareketi ve muhafazakâr siyasi hareket iken; bugün devletin ötekisi ve yasaklı çocuk ilan edilmek istenen CHP’dir.
Ama burada kritik nokta şudur.
Devletin her dönem ötekileri olduğu gibi, iktidarda olan siyasi ortakları da olmuştur.
Kürt siyasi ve muhafazakâr siyasi hareketi devletin ötekisi iken devletin iktidar olan siyasi ortakları olduğu gibi, bugün de CHP ötekileştirirken de aynı şekilde devletin iktidarda olan siyasi parti ortakları vardır.
Bu yüzden iktidar partileri dahil olmak üzere tüm siyasi partilerin ve toplumsal muhalefetin savunması gereken otoriter devlete karşı demokratik bir devleti savunmak durumundadır. Bugün CHP bunu yapmaya çalışmakta ve bu yüzden hedef olmaktadır.
Bu noktada yeniden Erdoğan’ın paylaştığı anekdota dönelim.
O odada tam olarak ne oldu?
İki güçlü adam bir araya geldi. Biri kurumsal otoritesini, diğeri siyasi bağlantılarını masaya koydu. Sokaklar tutuşturuldu; gruplar birbirine kırdırıldı. Buna verdikleri ad “ihtilale zemin hazırlamak”tı.
Peki şimdi?
Erdoğan'ın paylaştığı anekdotundaki sahne şudur: güç sahipleri arka odada buluşup sokağı yönetiyor, buna “ihtilale zemin hazırlama” diyorlar.
Bugünkü sahne de şudur: güç sahipleri, kurumları devreye sokup muhalefeti siyaseten felç etmeye çalışıyor ve bunu da “hukuk”i olarak savunuyorlar.
CHP’nin iktidar ve devlet tarafından kuşatıldığı bir dönemde; siyaseten CHP’yi sahiplenmek önemlidir. Ama bu durum ona dokunulmazlık kazandırmadığını da ifade edelim.
Bunu da yarın yazalım.
İlginizi Çekebilir