© Yeni Arayış

Joe Kent’in istifa mektubu tehlikeli, çünkü yarı doğru*

Eski bir Yeşil Bereli 2019’da Suriye’de IŞİD intihar bombacısı tarafından öldürülen eşi Shannon Kent’in ölümünün kendisini siyasete ittiğini anlatmıştı. O zaman kaybından “yürütme erk”ini sorumlu tutuyor, seçilmemiş bürokratların Trump’ın Suriye’den asker çekme çabalarını sabote ettiğini söylüyordu. Şimdi ise öfkesini Yahudi devletine yöneltmiş durumda ve istifa mektubunda kendini “İsrail tarafından imal edilen bir savaşta sevgili eşi Shannon’ı kaybeden Altın Yıldız “Eş” olarak tanımlıyor.

İsrail’in Amerika’yı savaşa sürüklediği şüphesi taşıyanlar için, Donald Trump’ın Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in istifası kesin bir teyit gibi görünecektir. “Bu savaşı İsrail’in ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısıyla başlattığımız açık” diye yazdı Kent, Salı günü başkana hitaben yayımladığı açık mektupta.

“Üst düzey İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasındaki etkili isimler” tarafından İran’ın yakın tehdidine dair yanlış bilgi yayıldığını ve Trump’ın “Önce Amerika” hareketinin altının oyulduğunu sertçe eleştirdi. “İran’da ne yaptığımızı ve kimin için yaptığımızı bir düşünmenizi diliyorum” diye ekledi.

Kent istifa ederek patronundan, uzun yıllardır gereksiz yabancı savaşlara karşı çıkan ancak Trump savaşı başlattığında büyük ölçüde sessiz kalan Tulsi Gabbard’dan ve Başkan Yardımcısı JD Vance’ten daha fazla dürüstlük göstermiş oldu. Yine de onun güvenilir bir anlatıcı olmadığını sıralamak oldukça kolay.

2022’de Kongre’ye aday olduğu dönemde Demokrat Marie Gluesenkamp Perez’e karşı yarışırken kendisiyle röportaj yaptığım Kent, aşırı sağ kökenleri olan derin bir paranoyak görüntüsü çizyordu. O dönemde 6 Ocak ayaklanmasının “istihbarat operasyonu koktuğunu” söylemiş, Kongre’ye saldıranları “siyasi tutuklular” olarak nitelendirmişti. Seçim kampanyası sırasında bir ara Proud Boys üyesi maaşlı personelleri arasındaydı. Trump’ın onu ülkenin en üst düzey istihbarat yetkililerinden biri yapması, derin sorumsuzluk ve neredeyse vandalizm boyutunda bir adımdı.

Ancak bunların hiçbiri, Kent’in istifasının hem sağda hem solda hızla yayılan “İsrail Amerika’yı bu son derece popüler olmayan savaşa sürükledi” anlatısını perçinlemesini engellemeyecek. Bu anlatı güçlü, çünkü kısmen gerçeğe dayanıyor; fakat eski antisemitik “Yahudilerin gizli kontrolü” klişelerini de tetikliyor. Trump’ın zamanlamasını ve amacını Amerikan halkına neredeyse hiç açıklamadığı bu çatışma, özellikle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun “40 yıldır böyle bir savaş özlemi çektiğini” gururla söylemesiyle birlikte, Amerikalılar arasında Yahudi karşıtlığını artıracaktır.

Ancak savaş uzadıkça, Alman milliyetçilerinin I. Dünya Savaşı’ndaki yenilgilerini Yahudilere yüklemek için kullandığı “sırtından hançerlenme” efsanesinin (dolchstoßlegende) modern bir Amerikan versiyonunun ortaya çıkmasından endişe duyuyorum. Savaşa karşı oluşan tepkiden rahatsız olan bazı Yahudi liderler, İsrail’in rolünü tartışmayı tamamen yasaklamaya çalışıyor. Anti-Defamation League (ADL) Başkanı Jonathan Greenblatt, Pazartesi günkü konuşmasında “İsraillileri parmakla gösterip, Trump’ın kulağına fazla fısıldadıklarını iddia edenleri” kınadı. Greenblatt’ın söylemi bir baskılama girişimi ve başarısız olmaya mahkûm, çünkü insanlardan kanıtlanabilir gerçekleri görmezden gelmelerini istiyor.

İran’a yönelik saldırılar başladıktan sadece iki gün sonra Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İsrail’in Amerika’nın elini zorladığını neredeyse itiraf etti (daha sonra gerçisözlerini geri aldı). 6 Mart’ta Güney Carolina Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham, Wall Street Journal’da İsrail’le birlikte çalışarak Trump’ı saldırıya ikna ettiklerini, İsrail istihbaratından bilgi topladıklarını ve Netanyahu’ya Trump’a ne söyleyeceğine dair koçluk yaptıklarını övünerek anlattı.

İsrail’in bu savaşın neredeyse her aşamasındaki derin rolü göz önüne alındığında, gerçek ile komplo teorisi arasındaki farkı ayırt etmek için özen ve incelik gerekiyor ki bunlar günümüz siyasetinde pek bulunmuyor. Kent’in mektubundaki büyük çarpıtma, Trump’ı İsraillilerin saf kurbanı gibi göstermesi. Oysa Trump, yörüngesindeki izolasyoncuların kabul ettiğinden çok daha şahin biri. İlk iki yılında Barack Obama’nın sekiz yılda düzenlediğinden daha fazla drone saldırısı emretti. Venezuela devlet başkanını kaçırma operasyonunu Netanyahu emretmedi; bu operasyon hem onun yabancı macera iştahını kabarttı hem de savaşı kolay sanmasına yol açtı. Bu hafta Küba’yı “alabileceğini” ve “istediğini yapabileceğini” övünerek söyledi. Askeri güç ve eril taşkınlık gösterilerine uzun zamandır takıntılı olan Trump, kendisinden önceki başkanları uğraştıran anti-Amerikan rejimleri dünyadan silme fikrine kapılmıştı.

İran’da savaşa kendi egosu için girdi, İsrail için değil. Yine de İsrail onu açıkça teşvik etti ve şimdi savaşı uzatmakla tehdit ediyor; çünkü Trump’ın aksine İran devletini yok etmeyi kararlı görünüyor. Bir Beyaz Saray yetkilisi Axios’a “İsrail kaostan nefret etmiyor. Biz ediyoruz. Biz istikrar istiyoruz derken peki Netanyahu? Sorusuna pek sayılmaz, özellikle İran’da” demiş. Bu yetkilinin doğru konuştuğunu düşünüyorum; aynı zamanda eğer İran kontrolden çıkarsa duyacağımız “Suç İsrail’in” manevrasını da önceden haber veriyor.

Netanyahu, Amerika’yı etkileme gücüne bu kadar kibirle güveniyorsa ve sonunda ABD-İsrail ittifakını yok ederse, bunda şiirsel bir adalet payı olur. Ancak sonuç yalnızca İsrail’e ait olmayacak; çünkü hem Siyonistler hem antisemitler sıklıkla İsrail ile Yahudi halkını bir ve aynı şeymiş gibi gösteriyor. Savaşın travması aşırılığı besler. Kent bunun en iyi örneği.

Eski bir Yeşil Bereli olarak 2022’de bana, 2019’da Suriye’de IŞİD intihar bombacısı tarafından öldürülen eşi Shannon Kent’in ölümünün kendisini siyasete ittiğini anlatmıştı. O zaman kaybından “yürütme erk”ini sorumlu tutuyor, seçilmemiş bürokratların Trump’ın Suriye’den asker çekme çabalarını sabote ettiğini söylüyordu. Şimdi ise öfkesini Yahudi devletine yöneltmiş durumda ve istifa mektubunda kendini “İsrail tarafından imal edilen bir savaşta sevgili eşi Shannon’ı kaybeden Altın Yıldız “Eş” olarak tanımlıyor.

İsrail, IŞİD’in yükselişine yol açan Irak Savaşı’nı imal etmedi. 2003’teki İsrail Başbakanı Ariel Sharon, Irak’ı İran’la mücadeleden dikkat dağıtıcı bir operasyon olarak görüyordu. Ama Kent’in anlattığı hikâye gerçekleri düzelterek ortadan kaldırılamaz. Artık Tucker Carlson kanadının yıldızı hâline geldi ve muhtemelen yeniden siyasete aday olacak. Carlson’ın programına ve Amerikalı kamu hayatının en açık antisemit isimlerinden Candace Owens’la birlikte bir galaya katılacak. Onlara, Amerikan iktidarının zirvesinden baktığında haklı olduklarını söyleyeceğini bekleyebiliriz.

 

* Michelle Goldberg (Köşe Yazarı ve Kadın Hakları Savunucusu, Pulitzer Ödülü Sahibi)

Çeviren: Çağatay Arslan

Orijinal Bağlantı: https://www.nytimes.com/2026/03/18/opinion/joe-kent-israel-iran.html

 

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER