© Yeni Arayış

İnşaat sahasında kalan hazine

Türkiye'nin 14,4 trilyon TL'lik devasa borç yükünü ve 21 trilyon liralık nakit akışını yöneten 'Hazine’nin kalbi' KAF, bugün yıkımı devam eden bir inşaat sahasında hayatta kalmaya çalışıyor. Devletin finansal risklerini sıfırlayan bir birimin, kendi operasyonel riskine bu denli maruz bırakılması; kamu yönetiminde ciddiyetin nerede sorgulanması gerektiğini gösteren acı bir tablodur.

Ankara’nın simge yapılarından birisi olan Hazine Müsteşarlığı binası sessiz sedasız yıkılırken, bu durum aslında vergi verenleri, kamu hizmetlerinden yararlananları, devletle borç alacak ilişkisi olanları, velhasıl hemen hemen herkesi ilgilendiriyor. Peki, neden?

Devletin borcunu kim yönetiyor?

Bakiyesi 14,4 trilyon TL’ye ulaşan devlet borcunu fiilen kimlerin yönettiğini hiç merak ettiniz mi?

Bilmeyenler için bu sorunun cevabı: Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü. Hazine ve Maliye Bakanlığı içinde “KAF” kısaltmasıyla anılan bu birim bakın ne tür görevler yürütüyor::

Borç yönetimi: Türkiye Cumhuriyeti adına devlet iç borçlanma senetlerinin ve yurt dışı tahvillerin ihraç edilmesi; geri alım ve senet değişimi gibi yükümlülük yönetimi işlemlerinin yanı sıra finansal piyasalarda türev araçların kullanımı; piyasa yapıcılığı sisteminin kurulması ve yürütülmesi. 2025 yılında gerçekleştirilen borçlanma yaklaşık olarak 4 trilyon TL. Nakit yönetimi: Bütün vergi gelirlerinin toplandığı, bütçe harcamalarının yanı sıra faiz ve anapara ödemelerinin gerçekleştirildiği, iç ve dış borçlanmadan elde edilen fonların aktarıldığı Hazine banka hesaplarının yönetilmesi. Sadece 2025 yılında yönetilen nakit akışı yaklaşık 21 trilyon TL. Finansal varlık ve alacakların yönetimi: Devlete ait para, kıymetli maden ve değerlerin muhafaza edilmesi, yönetilmesi ve nemalandırılması; kamu kuruluşlarına kullandırılan kredilerden ve Hazine garantilerinin üstlenilmesinden kaynaklanan alacakların takip ve tahsili; Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı ülke ve kuruluşlara verilen borcun takip ve tahsili. 2025 yılında Hazine banka hesap bakiyesi ortalama 750 milyar TL, Hazine alacaklarının tutarı ise 252 milyar TL. Buna yabancı ülke ve kuruluşlardan alacakların bakiyesini eklemek gerekir elbette, ancak bu tutarın ne olduğunu bilmiyoruz. Hazine garantilerinin yönetimi: Kamu kurum ve kuruluşlarının dış borçlarına Türkiye Cumhuriyeti adına verilen garantilerin yanı sıra, Yap-İşlet-Devret ve benzeri Kamu-Özel-İşbirliği (KÖİ) finansman modelleri kapsamında Hazine tarafından verilen garantilerin takibi ve gerektiğinde üstlenimi. 2025 yıl sonu itibarıyla Hazine garantili borçların bakiyesi 19 milyar dolar, KÖİ kapsamında Hazine tarafından garanti verilen kredilerin tutarı 21,5 milyar dolar. Risk yönetimi: Orta ve uzun vadeli politika, ilke ve stratejilerin belirlenmesi; kamu borç portföyü, Hazine garantileri ve Hazine alacakları ile ilgili her türlü analiz ve risk değerlendirmesinin yapılması.

Burada bitmiyor ama daha fazlasını öğrenmek isterseniz, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesindeki KAF ile ilgili kısma bakabilirsiniz.

Yukarıdaki görev tanımının işaret ettiği üzere KAF tam olarak Hazine faaliyetlerini yürüten birim, yani Hazine’nin kendisi.

Bu birimin önemi 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde de kendini gösteriyor. KAF’ın tek başına 2026 yılı bütçesinden aldığı ödenek toplamı yaklaşık 2,8 trilyon TL. Bu büyüklükte bütçesi olan başka bir harcama birimi bulunmuyor.

Gitmek mi zor, kalmak mı zor?

Diyelim ki trilyonlarca TL yöneten size bağlı bir birim var. Bu birimin en ufak bir operasyonel riske maruz kalmasını ister misiniz?

“Bu da sorulur mu? Elbette istemeyiz.” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak, mevcut durum Bakanlık yönetiminin sizinle aynı fikirde olmadığını gösteriyor.

“Nasıl yani?” derseniz, bunun için 40 yıllık Hazine binasının kısa hikayesine bir göz atmak gerekiyor. Zira bu kadar büyük bir borç ve nakit portföyünü yöneten birimin fiziksel olarak nerede ve nasıl koşullarda çalıştığı çoğu zaman akla bile gelmiyor.

Türkiye’nin önde gelen mimarlarından Doğan Tekeli ve Sami Sisa’nın projelendirdiği ve 1985-1991 yılları arasında Halk Bankası Genel Müdürlüğü için inşa edilen mimari proje yarışması ödüllü bina 1991 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (HDTM) tarafından satın alınmıştı. Akabinde HDTM Kızılay’da Başbakanlığın yan tarafında olan binasından Emek’teki yeni binaya taşınmıştı. HDTM’nin 1994 yılında bölünmesiyle aynı binada Hazine Müsteşarlığı (HM) ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) birlikte faaliyet göstermeye başladı.

İlerleyen yıllarda bazı katlarda görülen çatlaklar ve zemin mermerlerindeki kabarmalar gibi nedenlerle ODTÜ ile bir çalışma yürütülmüş ve binanın taşıyıcı sütunları demir korselerle güçlendirilmişti. Buna ilaveten, binanın ODTÜ tarafından uzaktan gözlenmesi için de bir mekanizma oluşturulmuştu.

2023 yılında ani bir kararla zemin kayması ve depreme dayanıksızlık gerekçesiyle bina boşaltıldı. Binanın yıkım kararı alındı.

Eski Hazine Müsteşarlığının birimleri Bakanlığın Dikmen’deki merkez kampüsüne ve diğer binalarına dağıtıldı. Birisi hariç: Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü.

Hazine’nin kalbi sayılan KAF, önce borç veritabanları Emek’teki binada olduğu için, sonra da uygun bir yer bulunamadığı için yıkımı beklenen binada çalışmaya devam etti.

Gitmek zor, yıkım da kaçınılmaz olunca, hiç değilse son ana kadar binada kalınmasına karar verildi.

Ve yıkım zamanı geldi.

1991 yılında bir uzman yardımcısıyken Kızılay’daki binadan Emek’teki yeni binaya dosyalarımızı, hatta bilgisayarlarımızı kendi ellerimizle taşıdığımız ve içinde 1994'ten 2008'e kadar pek çok kriz yaşadığımız, gecelerce sabahladığımız, sayısız hafta sonu geçirdiğimiz Hazine binasında 2026'nın Mart ayında yıkım başladı.

Önce makam girişinde kan akıtıldı, sonra içeriden başladı yıkım. Camlar, kapılar, havalandırma, elektrik ve iletişim altyapısı söküldü.

Nice krizleri yaşayan, 2000'li yılların başındaki yükselen Türkiye’nin ekonomik temellerini atan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nın tasarlandığı, hayata geçirildiği Ankara’nın ödüllü binasının yıkımı mimarının “500 yıl ayakta kalır” sözüne kulak vermeden devam ediyor.

Devlet borcunun riskini yönetirken riske maruz kalmak.

Hazine binasının kapısında “inşaat sahasına girmek tehlikeli ve yasaktır” yazsa da, her gün bu inşaat sahasına girip çalışmaya devam edenler var.

Evet, bildiniz: Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü.

7 yıl genel müdür, 3 yıl genel müdür yardımcısı, 4 yıl daire başkanı ve öncesinde şube müdürü ve uzman olarak, neredeyse her biriminde çalıştığım KAF, bina boşaltılmadan önce 21 katlı ana binanın 3 katına yayılmıştı. Gelinen noktada ana binanın yıkımı devam ederken, KAF kampüs içindeki ek binada “uygun” demenin hayli zor olduğu koşullarda devletin trilyonlarca liralık borç ve nakit akışını yönetmeye devam ediyor.

Terzi söküğünü dikemezmiş. Nitekim KAF, devlet borcunun riskini azaltacak politika ve stratejiler geliştiriyor, bunları hayata geçiriyor, ama kendi operasyonel riskini azaltacak koşulları oluşturabilmiş değil.

Öte yandan, yerleşim yeri ve çalışma koşullarıyla ilgili kararların KAF’ın kendi iradesinin ötesinde olduğunu bilmek Bakanlık yönetiminin bu işin önemini yeterince dikkate almadığı izlenimini veriyor. Binanın durumu ile ilgili olarak geri dönüşü olmayan bir süreç başlamışken, KAF’ın sorumlu olduğu kamu varlık ve yükümlülük portföyünü kusursuz bir şekilde yönetebileceği koşulların ivedilikle oluşturulması gerekiyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER