© Yeni Arayış

CHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba?

CHP haklı olarak merkeze yaklaşmak ve oy maksimizasyonu yapmak istiyorsa sosyal demokrat ilkeleri gerçekten benimsemiş muhafazakâr ve kürt vatandaşlarla tabii çalışmalıdır ama bunu yaparken de AİHS’nin 9. Maddesini benimsediğini hatta içselleştirdiğini, her vatandaşın da vatandaşlık sıfatının Türk olması gerekmediğini anlatabilmelidir. Başka bir ifade ile de CHP başka bir bağlamda da olsa “Kopenhag Kriterlerini bir kenara koyar, Ankara Kriterleri ile yola devam ederiz” diyemez.

İktisatta kamusal tercihler (public choice) okulunun medyan seçmen (median voter) teoremi merkez pozisyona yaklaşan siyasal partilerin oy maksimizasyonu yapabileceklerini söyler, elhak, matematik mantık olarak doğru bir teoremdir.

Konumuz CHP, CHP’de de yüzde 25’lik cam tavanı kırabilmek için rahmetli Deniz Baykal sonrası en genelinde ‘sağa ve kürt seçmene açılma” olarak nitelenen bir açılım politikası benimsedi.

Ancak, benim bu açılım politikalarının doğruluğu, daha doğrusu yaşama geçirilmesi konusunda çok ciddi kuşkularım var, söylemeye gerek yok, bu kuşkular benim sübjektif değerlendirmelerim.

2023 seçimlerinde sağa açılım ve oy hacmini genişletmek için sosyal demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin listelere konması ve CHP seçmeninin oyları ile Meclis’e girmeleri, sonra da özlerine avdet etmeleri, Ankara Keçiören’de yaşanan son siyasi facia kuşkularımın nedenleri arasında.

CHP kendini sosyal demokrat bir parti olarak nitelendiriyor, ben bundan da çok emin değilim ama beyanı esas almak lazım ve CHP’nin sosyal demokrat bir parti olduğunu kabullenelim şimdilik.

Sosyal demokrasi bir tamlama, tamlanan kavram demokrasi, tamlayan ise sosyallik.

Demokrasi ise bir sosyal demokrat parti için liberal demokrasi demek ama burada liberal ifadesini siyasal liberalizm anlamına kullanıyorum, sosyal demokrat bir partinin sosyallik tamlayanı nedeniyle klasik iktisadi liberalizmi tüm unsurları ile benimsemesi mümkün değil doğal olarak.

Ancak, hem siyasal liberal demokrasi derken, hem sosyallik tamlayanını kullanırken evrensel hukukla, evrensel hukukun ürettiği metinlerle uyumlu bir politikalar bütünü üretmek gerekiyor.

Sosyal demokrasinin siyasal klasik liberalizm için mesela Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) içerdiği kavramlar doğrultusunda benimsemesi şart olabilir.

CHP’nin sağa açılma adına sosyal demokrat prensipleri benimsemede sıkıntıları olabilecek kadınları sadece türbanlı aday gösterelim diye partiye almak yerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. Maddesini, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü başlıklı madde, tüm AİHM içtihadı ile birlikte içselleştirmesi çok daha sağlam, anlamlı bir açılım olurdu kanımca ama yine benim CHP’nin din ve vicdan özgürlüğünü ve ilgili AİHM içtihadını partinin tüm yetkili organlarınca benimsendiğine kuşkularım var.

CHP seçmeni arasında bir kamuoyu araştırması yapılsa üniversitelerde, yargıda, tüm kamuda türbanlı kadınlarla ilgili ne sonuç verir, yüzde elli benimsenme çıkar mı, buna da emin değilim.

Bırakın vicdan ve din özgürlüğü gibi CHP için dikenli olabilecek bir konuyu, inanmazsanız AİHS’in buraya olduğu gibi almadığım 10. Maddesinin tümünü bir okuyuverin, düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda dahi CHP’nin ne kadar AİHS ve AİHM içtihadı ile kalben ve fikren mutlak uyum içinde olduğu konusunda kuşkularım mevcut.

İfade özgürlüğü konusunda temel içtihadı oluşturan 1976 tarihli Handyside kararının tüm gerekleri ile CHP camiası içinde benimsendiğine de pek inanamıyorum çünkü hem Handyside kararını biliyorum hem de CHP mahallesine sosyolojik köken olarak çok yakınım. 

AİHS düşünce özgürlüğü ve düşünceyi ifade özgürlüğü ayırımı yapmış; bizde çok yanlış bir inanış vardır, düşünce kafadadır, sınırlanamaz, baskıcı rejimler ancak bu düşüncenin ifadesini sınırlayabilirler diye.

Benim Türkiye ve CHP bilgim ve tecrübem, elhak, CHP’nin zor da olsa ifade özgürlüğünün dokunulmazlığı noktasına geldiğini ama düşüncenin beyinde özgürce üretilmesi için gerekli özgür sosyal ortam ve şartlanmalara dayalı olmayan eğitim konusunda çok emin değilim maalesef; AKP dindar nesil, başka bir grup altın nesil yetiştirmek istiyor da CHP’nin nesil yetiştirmek ve bu nesil yetiştirmeye yönelik kurumsal yapılara yönelik hedefleri yok mudur sizce?

Tartışılması gereken amacın hangi tür bir nesil olduğu değildir, nesil yetiştirme amacı saçmalığıdır.   

Merkeze yönelme oy maksimizasyonu yapmak isteyen siyasal partiler için normaldir ama merkeze gelmek için aday listelerine kim olursa olsun muhafazakârları almak yerine AİHS’in 9. Maddesini içselleştirmek ve buna toplumu ikna etmek çok daha önemli.

Kürt seçmenin oyları da çok önemli ama kürt seçmene açılacağız diye hem kürt adayları listelere koymak, yerel ve merkezi düzeyde ortak çalışmalar yapmak  hem de Anayasanın 66. Maddesindeki vatandaşlık tanımının dokunulmazlığını ilan etmek (Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür), “Ne mutlu Türküm diyene” mottosunu bir sosyal demokrat partinin mottosu yapmak ne kadar anlamlıdır, bundan da emin değilim.

CHP haklı olarak merkeze yaklaşmak ve oy maksimizasyonu yapmak istiyorsa sosyal demokrat ilkeleri gerçekten benimsemiş muhafazakâr ve kürt vatandaşlarla tabii çalışmalıdır ama bunu yaparken de AİHS’nin 9. Maddesini benimsediğini hatta içselleştirdiğini, her vatandaşın da vatandaşlık sıfatının Türk olması gerekmediğini anlatabilmelidir.

Başka bir ifade ile de CHP başka bir bağlamda da olsa “Kopenhag Kriterlerini bir kenara koyar, Ankara Kriterleri ile yola devam ederiz” diyemez.

Burada da CHP’nin evrensel anlamda sosyal demokrat bir parti olma konusunda tarihsel bir sıkıntısı olabilir, CHP Atatürkçü bir parti, bu bir tercih hatta tarihsel bir belirlenme ama Atatürkçülüğü Anayasanın ikinci maddesinde ifadesini bulan dört temel ilke ile, demokrasi, laiklik, sosyallik ve hukuk devleti olma ilkeleri ile tanımlaması gerekiyor CHP’nin.

CHP Atatürkçülük tanımı içine tam bağımsızlık kavramını aldığı zaman sorun çıkıyor, bizzat Atatürk tarafından kaleme alınmış metinlerde tam bağımsızlık hukuki ve yargısal tam bağımsızlığı da içeriyor yani artık AİHM’nin yargı yetkisini tanıyamazsınız, Avrupa Konseyi üyesi olmaktan çıkarsınız tam bağımsızlık ilkesi ile, aynı metinlerde askeri tam bağımsızlık da var, yani NATO üyeliğinin yanında olamaz o zaman CHP.

Başka bir ifade ile de, deyimin kökeni Fransızca, hem tereyağını hem de tereyağının parasını beraber isteyemezsiniz.         

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER