Beyaz Saray geçen hafta, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kartelden ayrılmasıyla Başkan Trump’ın nihayet “OPEC’i kırdığını” ilan etti.
Bu, tatmin edici bir gelişme olmalı. Trump, OPEC’i on yıllardır eleştiriyordu. Ancak Trump bu dağılmanın sebebi değil ve Beyaz Saray’ın kutlamaları erken olabilir. Şu an için BAE’nin ayrılması pek bir şeyi değiştirmiyor. Uzun vadede ise daha zayıf bir OPEC, muhtemelen daha düşük fiyatlar değil, daha büyük volatilite ve hane halklarının ve işletmelerin zorlanacağı daha şiddetli dalgalanmalar anlamına gelecek.
Küresel stoklar tükenirken petrol fiyatları önümüzdeki haftalarda yükselişe geçmeye hazır. Washington, bu anı değerlendirerek Amerika’yı, daha da kötüleşmeye hazır olan petrol fiyatlarındaki patlama-çöküş döngülerine karşı korumalıdır.
Son on yılda OPEC ve Rusya öncülüğündeki diğer üreticilerden oluşan blok, Brent ham petrol fiyatlarını desteklemek için üretimlerini sınırladı. Covid-19 salgını sırasındaki kısa çöküş hariç, fiyatlar varil başına 65-80 dolar arasında seyretmiş, ara sıra sıçramalar yaşamıştı. Bu fiyat tabanı sayesinde ABD petrol üretimi günde yaklaşık 5 milyon varil artarak %50’den fazla büyümüştü. Buna karşılık, OPEC’in 2014’te üretimi kısma kararı almaması sonucu petrol fiyatları çökmüş, ABD’nin kendi petrolünü çıkarma yatırımları da aynı kaderi paylaşmıştı.
ABD’li üreticiler şu gerçeği iyi biliyor; OPEC fiyatları dengelemek için olmasaydı, biri onu icat etmek zorunda kalacaktı. Nitekim ABD bunu zaten yaptı. 1859’da Pennsylvania’da petrol bulunduktan sonra bölgeye akın başladı. Üretim patladı ve 1860-1862 arasında petrol fiyatları varil başına 20 dolardan 10 sente kadar düştü .
Robert McNally’nin “Crude Volatility” kitabında dediği gibi “petrol tarihinin ilk büyük fiyat çöküşlerinden biri” buydu.
Bu patlama-çöküş döngüleri o kadar istikrarsızlaştırıcı hale geldi ki, hükümet düzenlemelerine pek sıcak bakmayan Teksas bile silahlı süvariler tarafından uygulanan üretim kotaları getirdi.
ABD’nin petrol talebi arzını aştığı ve ithalat arttığı için Teksas 1972’de kotalarını kaldırmak zorunda kaldı . Teksas Demiryolu Komisyonu başkanı o sırada “lanet olası tarihi bir olay” demişti. Böylece dünyanın petrol piyasasının yöneticiliği rolünü OPEC devraldı.
BAE neredeyse 60 yıllık üyeliğin ardından OPEC’ten ayrılmaya yıllardır hazırlanıyordu. Diğer OPEC üyelerinin çoğundan daha fazla üretim kapasitesini artırmak için yatırım yapan BAE, kotalar nedeniyle bu yatırımların karşılığını alamıyordu. Ancak ayrılışın zamanlaması ve şekli yanında OPEC’in fiili lideri Suudi Arabistan’la önceden mutabık kalınmadan aksiyon alınması kararı yalnızca petrol piyasa şartları ile açıklama imkanını ortadan kaldırıyor. Bu aynı zamanda siyasi bir karar.
Üst düzey Emirlik yetkilileri, son iki ayda İran saldırılarından orantısız şekilde pay alan BAE’ye Suudi Arabistan gibi bölgesel ortakların yeterince güçlü destek vermemesinden duydukları öfkeyi sıkça dile getirdiler.
BAE şimdi ayrılmayı tercih etti çünkü mevcut koşullar altında ayrılışının pek bir etkisi olmayacak. Başka herhangi bir zamanda bu ayrılık, BAE’nin üretimi artıracağı ve Suudilerin de onu takip edebileceği varsayımıyla petrol fiyatlarını sert biçimde düşürürdü. Ancak Hürmüz Boğazı kapalıyken, ikisi de istese bile üretimi artıramaz. Boğaz yeniden açıldığında ise OPEC üyeleri, aylar boyunca petrol satamadıkları dönemin telafisi için yüksek seviyede üretim yapmak zorunda kalacak.
Uzun vadede BAE’nin ayrılması OPEC’in petrol piyasasını yönetme etkinliğini azaltabilir. Fiyatlar yükselince arzı artırıp, fiyatlar düşünce arzı azaltma kapasitesini zayıflatır. Suudi Arabistan ve BAE, fiyat sıçramalarını önemli ölçüde yumuşatabilecek yedek kapasiteye sahip tek OPEC üyeleriydi. BAE kartel dışında tam kapasite üretirse bu tampon küçülecek. Suudiler her zaman bu piyasayı dengelemede en büyük rolü oynadı, ancak büyük bir komşusu Suudi kısıntılarından faydalanıp kendi kısıntısını yapmazsa, Suudilerin üretim kesme isteği de azalabilir.
BAE’den sonra Angola, Ekvador ve Katar’ın (2019’dan beri ayrılanlar) izinden daha fazla ülke OPEC’ten çıkabilir. Daha az etkili bir OPEC, fiyatlar düştüğünde bir lütuf gibi görünebilir, ancak dünyayı daha sık patlama ve çöküş döngülerine maruz bırakır.
Gelecekte muhtemel görülen yüksek petrol fiyat ve volatilitesi pahalıya mal olacak. Petrol fiyatları sert dalgalandığında tüketiciler benzin, ısınma veya uçak bileti için ne harcayacakları konusunda güvensiz hissedecek.
İşletmelerin planlama ufku kısalacak, yatırımlar ertelenecek. Enerji üreticileri sondajı geciktirirken, enerji yoğun şirketler ise gelecekteki yakıt maliyetleri belirsizken büyümekten çekinebilir.
En iyi yanıt, ABD ekonomisini petrol fiyatı şoklarına karşı daha az savunmasız hale getirmektir. Bu, hem Demokrat hem Cumhuriyetçi yönetimler tarafından boşaltılan ancak acil durumlarda hâlâ önemli bir ham petrol kaynağı olan Stratejik Petrol Rezervi’nin yeniden doldurulmasıyla başlar. ABD liderleri ayrıca, hükümetin patlama-çöküş döngülerinin etkilerini yumuşatmak için daha yaratıcı düşünmek zorunda kalacaklar.
Örneğin yakıt vergileri petrol fiyatları düştüğünde yükseltilebilir, yükseldiğinde düşürülebilir; ya da petrol şirketi vergileri fiyatlar yükselince artırılıp, düşünce hafifletilebilir.
Daha da etkili olanı, ekonominin petrole bağımlılığını azaltmaktır. ABD’nin yüksek petrol üretimi fiyat şoklarına karşı dayanıklılığını artırıyor, ancak petrole bağımlılığı azaltma adımları çok daha önemlidir. Otomobil ve kamyonlara daha güçlü yakıt ekonomisi standartları getirmek, elektrikli araç alımına daha fazla teşvik vermek, yüksek hızlı tren ve toplu taşıma gibi alternatif ulaşım sistemleri kurmak; sadece iklim hedefleri değil, ekonomik güvenlik zorunluluğudur.
Petrol şokları vurduğunda Washington acil önlemlerle acıyı hafifletmeye çalışır. Ancak en etkili savunmalar zaman alır. Enerji güvenliği, OPEC’in ne kadar zayıf olduğuna veya fiyatlar yükseldiğinde politikacıların suçu kime atacağına göre değil, bir sonraki kaçınılmaz petrol fiyatı dalgalanmasının bir öncekinden daha az acı verip vermeyeceğine göre ölçülmelidir.
* Jason Bordoff (Columbia Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Kamu Yönetimi Fakültesi’nde Küresel Enerji Politikaları Merkezi’nin Kurucu Direktörü ve Profesörüdür. 2009-2013 yılları arasında Başkan Obama yönetiminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde kıdemli direktör ve başkanın özel yardımcısı olarak görev yapmıştır)
Çeviren: Çağatay Arslan
Orijinal Bağlantı: https://www.nytimes.com/2026/05/06/opinion/opec-oil-markets-trump.html





























Yorum Yazın