Equalizer İngilizce bir kelime. Ekolayzer okunsa da bizim günlük dilimizde kullandığımız müzik yayınında kullandığımız aletle bir ilgisi yok.
Türkçesi bağdaştırıcı, dengeleyici, eşitleyici demek. Çok farklı bağlamlarda çok farklı kullanımlarına rastlanıyor.
Gelelim Billy the Kid’e. Yani Çocuk Billy’e. Billy 1859’da ABD New York’da doğar. Fakir bir ailenin çocuğudur. Bugün bazılarınca “Suça Sürüklenen Çocuklardan” biridir kısaca. Üstüne üstlük bir de çelimsiz bir vücut yapısına sahiptir. Bu durumunun da gayet iyi farkındadır. Zaten bunu her an hissettiren bir çevrede büyümüştür. Bir ekolayzer’a ihtiyacı vardır. İri yarı adamlarla kendisini eşitleyecek hatta üstün gelmesini sağlayacak bir şeye ihtiyacı vardır. O günlerde bunun ne olduğunu anlamak o kadar zor değildir. Bu, bir altıpatlardır. O günlerdeki adıyla bir revolver. Basit bir alettir fakat muazzam bir işlevi vardır.
Paganini nasıl keman virtüözü ise Billy kısa sürede revolverin virtüözü olur. İcra-i sanat etmeye başladığında kısa sürede devirdiği silahşör ve belalılar sayesinde adı bütün Amerika’ya yayılır. Başına binlerce dolarlık ödüller konulur. 1881’de doğduğu yerde, New York’da Şerif Patt Garret tarafından öldürüldüğünde 21 yıllık hayatında 21 kişi öldürmüştür. Ama revolverin eşitleyici gücü artık kanıtlanmıştır. Zayıfları güçlülerle eşitleyen bir araç.
Zayıfların tarih boyunca güçlülere karşı etkileyici silah arayışlarına her coğrafyada rastlanabilir. Ortaçağ’da isyancı köylüler Avrupa’da acınacak haldedirler. Yaşam koşullarına, yüksek vergilere dayanamayıp isyan ettiklerinde beş on atlı ve zırhlı şövalye onlarca hatta bazı olaylarda yüzden fazla köylüyü zorlanmadan katledebilmektedir. Sonra, hangisiyse artık kim olduğunu bilmiyoruz ama büyük ihtimalle bir demirci bir icat yapar. Kısa sürede bu alete “arbalet” adı verilecektir. Bu, bir çeşit demir zemberekli oktur. Ucuza mal olur, nişan alması çok kolay olduğu için çocuklar bile kullanabilir ve en önemlisi şövalye zırhlarını delebilmektedir. Şövalyeler nasıl da kolayca sayılarının azaldığını farkettiğinde artık çok geçtir. Arbalete yasak getirilir fakat bir isyancı için “yasak” kelimesinin fazla bir anlamı yoktur. İnsanlar birbirleriyle konuşmayı öğrenmek zorundadırlar.
SSCB’nin yıkılışından beri çok dengesiz bir dünyada yaşamaktayız. Kapitalist sistemin devletleri, global şirketleri ile azmanlaştılar. Toplumsal gelir dağılımı olağanüstü dengesiz bir hale gelirken devletler de gerek bireyler gerekse sivil kurumlar karşısında büyük güçlere ulaştılar. Teknolojik gelişmeler ve “Surveillance” tekniklerindeki gelişme bu devletlere karşı bırakın isyanları itirazları ve muhalefeti imkânsız hale getirdi. Öte yandan nisbeten fakir ve zayıf halkların devletleri güçlü devletler karşısında korunmasız kaldılar. Daha önce görülmemiş ölçüde pahalı silahlar, bu halkları adeta inanılmaz silahlara sahip uzaylılar karşısında çaresiz bırakacaktı. Bu devletler ya yok olacak yahut da kendi halklarını büyük güçler adına sömürecek kompradorlara dönüşeceklerdi. Tarihsel arayışın yeniden başlaması hatta sonuçlarını ortaya koyması gerekiyordu. İnsan teslim olmaktan hoşlanan bir yaratık değildir. Yine insan kendi varlığını kendisini aşan değer ve kavramlar için feda edebilen bir varlıktır.
Uzunca bir süre insan tahakküme karşı büyük çaresizliğini “intihar bombacısı” olarak gidermeye çalıştı. Bazıları da kendisini yakarak çaresizliğini ve isyanını anlatmak istedi. Fakat bu tür eylemler hegemonlar için bir şey ifade etmekten uzaktılar. Hegemonların bunlardan kendileri için herhangi bir ahlaki ders çıkarmaları söz konusu değildi. Ölen öldüğü ile kalıyordu.
Tarihte olduğu gibi gerçek ekolayzerlar ve hegemonlar için gerçek yenilgiler gerekliydi. Sonra ilk olarak küçük devletler bunları icat ettiler. Yeni Savaş doğmuştu.
Ukrayna’da bir yıkım devine karşı başta naif görünen araçların ne kadar etkili olduğu görüldü. Bir kurmay belki bu tür savaşı masa başında önerse meslektaşları ona kahkaha ile gülerdi. Oysa savaş meydanında her öneri ciddiye alınmak zorundaydı. Koskoca kruvazör bir süper hızlı deniz İHA’sı ile batırılabilirdi. Dizi dizi savaş meydanı canavarları yani tanklar, çok basit kamikaze sihalarla toplu halde yok edilebilirdi. Hatta bazıları alay edercesine, taret kapağından içerisi nişanlanarak seyirlik bir tehdit haline getirilebilirdi. Siperdeki bir askerin siha ile kovalanışı bütün dünyaya izletilebilir ve askerin dehşeti izleyenleri dondurabilirdi.
Sonra Yeni Savaş doğmakla kalmadı derinleşmeye başladı. Bu, ABD/İsrail’in İran’a saldırmasıyla ortaya çıktı. İnsanlar savaş başlamadan bahse girişmeye kalksalardı herhalde İran’ın birkaç günden fazla direnebileceğine bahis oynayacak kimse çıkmazdı. Dünya medyası sık sık başta ABD uçak gemisi Eisenhower’ın seyir halinde videosunu ekrana getiriyor bu 13 milyar dolara mal olmuş muhteşem savaş gemisinin İran’la alay etmeye gittiğini anlatıyordu. İran akıllı ise teslim olmalıydı. Bu dünyada artık deliler isyan edebilirdi. Onlar da daha önce örnekleri görüldüğü üzere yok edilirlerdi. Öyle olmadı, basit ve ucuz silahlar, olağanüstü zeki taktikler dünya devini rezil etti. Öyle ki meşhur Eisenhower namı diğer Öcü diyebiliriz, kelimenin tam anlamı ile boka battı ve üstüne nasıl olduysa artık çamaşırhanesinde çıkan yangınla savaş dışı kaldı. Onun bir küçük kardeşi Abraham Lincoln ise henüz savaşın başında yediği bir darbeyle oyun dışına atıldı. Bu saatten sonra İran’ın bu savaşı kazanması yahut kaybetmesinin bir anlamı kalmamıştır. İran bu savaşı en geniş anlamı ile kazanmış güçsüzlerin önüne yeni direniş yolları açmıştır. SSCB’nin yok oluşundan sonra köpeksiz kalan köy kendisini koruyacak köpekler yetiştirmeye başlamıştır.
Geriye bir sorun kalmış görünmektedir. Çok eski bir sorunun cevabı bir kez daha yeniden aranmaktadır. Platon’un sorusudur bu. Vatandaşları onların beslediği muhafızların saldırılarından nasıl koruyabiliriz? Yeni Savaş vatandaşların da gelişmiş bastırma tekniklerini aşabilmelerinin ipuçlarını açıkça sergilemiştir. Tarihte de hep böyle olmuştur. Hegemonlar kendileri için tebalarını savaşa sürmüşler ve onların “savaş sanatı” öğrenmelerini istemeden sağlamışlardır. Sonra gelsin yeni ve daha adaletli bir dünya üzerine pazarlıklar.
































Yorum Yazın