11 yaşındayken bir yazı nasıl geçirdiğinizi hatırlıyor musunuz?
Hele ki 11 yaşınız milenyum öncesi zamanlara denk geliyorsa. Telefonsuz zamanlara. Hemen itiraz etmeyin:
O zaman da televizyon vardı; Pandora’nın kutusu aslında televizyondu diye.
Televizyon sizinle her yere gelemeyen engelli bir Pandora kutusuydu. Telefon başımızın belası.
1991 yazında 11 yaşında olmak, telefonun hayatımızı işgal etmediği zamanlarda çocuk olmak bugünlerden çok daha büyülü bir şeydi.
Dünya geri gelmeyecek biçimde değişti. Eskiden yalnızlık fiziksel bir durumdu bir çocuk için. Şimdi hiç kimse yalnızlığını anlamıyor sanal gerçekliğin içinde
Türkçe’ye felaket biçimde anlamsız Gayet Janet olarak çevrilmiş Janet Planet “1991 yazında ne yaptığını az çok biliyordum” hikayesi. Yapımcılar sanırım bu filmi zaten kimse izlemez diye adı üzerinde “entelektüel mastürbasyon” yapmışlar . Gayet Janet ne demek Allahınızı severseniz? Açık ve net “Janet Gezegeni” dururken (https://tv.apple.com/tr/movie/gayet-janet/umc.cmc.4upylskzm72x93pxwozu87nl8?l=tr).
1991 yazında cırcır böceklerinin senfonisi eşliğinde açılıyor film ve böceklerin seslerinin hızlanmaya başladığı sonbaharın ilk düşen yapraklarına kadar sürüyor.
11 yaşında bir çocuğun 1991 yazında ne derdi olabilir ki?
Bugünün çocuklarının uzun ihtiyaç listesine nazaran milenyum öncesinde daha minimal dertler vardı. Karnın doyuyorsa dertlerin önemli bölümü bitmiş demekti. Yine de Janet Gezegeninde savrulan Lacy’nin kendine özgü dertleri ile tanışmakta gecikmiyoruz.
Lacy’nin babasını tanımıyoruz. Tek anne modundaki Janet’in ise hayatının MR’ı çekiliyor deyim yerindeyse. Lacy’nin annesi Janet’e olan bağlılığı suyun üstünde ve gözümüzün önünde.
Film Lacy’nin yaz kampından kurtulma projesi ile başlıyor. Annesini “kendimi öldürürüm” diyerek kolayca ikna ediyor. Annesinin yani “Janet Gezegeni”nin yörüngesinde dönmek istiyor. Ondan ayrı kalmak boşlukta savrulmak gibi bir şey.
Tek anne Janet; Akupunkturcu olmuş. Kocasız yaşamda pek de çekici olmayan Wayne’le arkadaşlık ederek hayatla olan kadınsı bağını koruyor.
Ama Lacy’nin annesine olan bağlılığı tek taraflı bir akış değil. Annesi de bu 11 yaşındaki insana sahici bir sevgi ile bağlı. Nitekim Wayne’in bu gezegen sisteminde yerinin olmadığı çok geç olmadan ortaya çıkıyor. Wayne’in kızı Sekoya ile Lacy’nin arkadaş olma ihtimali ise ihtimal aşamasını geçemiyor.
Hikaye Massachutes’in rüyasal bir yerlerinde geçiyor. Her yer orman, her yar ağaç her yer kır. Buraları bilmek için yönetmen olmak yetmez. Buralarda doğmuş olmak da gerekir.
Yönetmen Annie Baker ilk sinema filmini çekmek için çocukluk mekanını seçmiş ve muhtemel ki 1991’de kendisi de 11 yaşındaymış.
Oto-Biyo-Graf-ik yani Kendi-Yaşam-Yazın- sal olmanın ötesinde bir geçmiş günlere bakış hikayesiyim diyor bu film.
Ağır ağır akıyor tıpkı anlattığı yaz ayları gibi. Lacy bir kez olsun televizyon izlemiyor. Olsa olsa televizyona karşı bir tek annenin direnişidir bu. Yine de inandırıcı değil denemez. Yokluğunu aramıyor.
İnsanlar gelip geçiyor birer kuyruklu yıldız gibi. Lacy onları izlese de hep annesinin yani Janet Gezegeninin ışığında gözü.
Telefonsuz ve televizyonsuz hayatın içinde kırlarda yapılan piknikler ve açık havada izlenen bir gösteri de yönetmenin anı kitabının sayfalarını çeviriyor.
Minimalist bütçeli filmin belki de en zorlandığı çekimler ise bir alışveriş merkezinde geçen sahneler. Kimsenin telefona bakmadığı, ekranların çıldırmış gibi parlamadığı bir AVM yaratmak zor olsa gerek.
11 yaşında bir kız çocuğunun annesinin eteğinde geçirdiği bir yaza dair hatıralarını izlemek için başta da söylediğim gibi sinemadan ve belki hayattan da beklentinizin de farklı olması gerekiyor.
Janet Gezegeni, kadrajın kenarlarında başlayan bir yazın sessiz devrimini kaydediyor. 16mm’in hafif grenli dokusu, Massachusetts ormanlarının yeşilini yumuşak bir sis gibi sarıyor. Kamera Lacy’nin bakışını taklit ediyor. Annenin peşinde uzun uzun duruyor, sonra geniş bir planda kır çiçeklerine bırakıyor kendini.
Zaman burada yavaşlar, neredeyse durur; cırcırların titreşimi, yaprakların düşüşü, bir çocuğun parmaklarının annesinin saçlarında dolaşması; hepsi birer kare, birer uzun sekans olur. İnsanlar kuyruklu yıldızlar gibi gelip geçer, ışık Janet’in yüzünde kırılır, ama kamera yargılamaz, sadece gözlemler.
Film bittiğinde içinizde bir parça 1991 kalır: O telefonsuz, televizyonsuz yazın ağır, güneşli huzuru; bir çocuğun gözünden görülen, kaybolmaya mahkûm ama sonsuza dek saklanan anne gezegeninin soluk ışığı.
































Yorum Yazın