Stoacılık erdemli yaşamı, duygu denetimini ve doğayla birliği merkezine alan bir felsefi akımdır. Bu felsefenin temel amacı yalnızca huzurlu hissetmek değil, erdemli yaşayabilmektir. Stoacılar için iyi bir insan olmak, iyi hissetmekten daha önemlidir. Bilgelik, cesaret, ölçülülük ve adalet Stoacı düşüncenin dört temel erdemidir. İnsan, korkularına rağmen doğru olanı yapabildiğinde cesarete; arzularını kontrol edebildiğinde ölçülülüğe; doğruyu yanlıştan ayırabildiğinde bilgeliğe ve hem kendisine hem başkalarına hakkaniyetli davranabildiğinde adalete yaklaşır. Erdemli yaşam, insanın doğayla ve kendi aklıyla uyum içinde yaşamasıdır. Stoacılık anlayışına göre insanın erdemli yaşayabilmesinin yolu, kontrol edemediği şeylerin zihninde yer kaplamasına izin vermemekten geçer. Bu nedenle geçmişe takılıp kalmak ya da geleceğin belirsizliği içinde kaybolmak, insanı doğasından ve iç huzurundan uzaklaştırır.
İnsan, hayatın olağan akışında yalnızca kendi düşüncelerini, arzularını ve eylemlerini kontrol edebilir; ancak bunun dışında gelişen olaylar, diğer insanların düşünceleri, hisleri veya fiziksel sağlık gibi değişkenleri kontrol edemez. Huzur, sadece kontrol edilebilenlere odaklanıp, kontrol edilemeyenleri kabullenmekle mümkündür.
Geçmişin nasıl daha iyi ya da kötü olabileceğine veya geleceğin ne kadar iyi ya da kötü olabileceğine odaklanmak insana iyi gelmez. Gelecek henüz var değildir, geçmiş ise artık değiştirilemez. Odak, her zaman için yaşanılan anda olmalıdır. Hayatta her günü, o güne odaklanarak yaşayabilirsiniz. Dün ne olduğuyla ilgilenerek değil, bugüne varınızı yoğunuzu vererek. Yarın mı? Yarının getirdikleriyle de yarın ilgilenirsiniz.
“Şu an” herkes için aynıdır. Kişinin yaşamı ne kadar uzun ya da kısa olursa olsun, ne kadar sürede yok olacak olursak olalım; hepimiz aynı anı yaşarız. Hayat, korkarak yaşamak için oldukça kısadır. Korkulardan sıyrılmak ise doğayla bütünleşmekten geçer. İnsan, yalnızca doğada gördüklerini yaşantısıyla bir kıldığında mutlu ve erdemli bir yaşam sürebilir.
Ölüm, doğanın bir parçası olduğu gerekçesiyle doğaldır. İç huzuru doğadan geçen insan, doğanın işleyişinin bir parçası olan ölümden korkmamalıdır. Ölüm, doğadaki haliyle partikül ve moleküllerin belli bir yapıdan bir diğerine geçmesinden ibarettir. Bir şeyleri başka bir şeylere dönüştürmekten hoşlanan evren için, ölüm de bir tür fiziksel değişimden öte değildir. Var olan her şey kocaman evrenin içinde çabucak yok olur, hem bedenler hem de hatıraları.
Ölümden sonra hatırlanmak meselesine gelince mantığa dayalı “logos” temelli bir bakış açısıyla yaklaşıyor Stoacılar. Öldükten sonra hatırlanmanın kime ne faydası vardır? Ölene elbette hiçbir faydası yoktur çünkü ölmüştür. Peki ya geride kalana? Ona ne gibi bir faydası vardır ki? Öleni tanıyıp hatırlayanların hepsi öldüğünde, onu tanımayan insanların hatırlamasındaki fayda nerededir? Bir gün onları hatırlayanlar da öldüğünde, geriye kalan ünün bir anlamı var mıdır ki? Bu yüzden Stoacılar için önemli olan, öldükten sonra hatırlanmak değil; yaşarken erdemli yaşayabilmektir.
Evrende hiçbir şey, karşıtı olmadan var olamaz. Aşkı anlamlı kılan nefretin varlığıysa, mutluluğu anlamlı kılan da mutsuzluğun varlığıdır. Acı olmadan zevki de tam anlamıyla kavramak mümkün değildir. Hegel’in düşünsel gelişim sürecini açıkladığı “Tez- Anti Tez- Sentez” üçlüsünü ele aldığınızda varlığı, onun karşıtı olan yokluğu ve her ikisinden gelen ama her ikisinden de büyük olan oluşu görürsünüz. Yeryüzünde hiçbir madde, fikir veya duygu karşısına konuşlandırılan zıttı olmadan anlamının potansiyeline ulaşamaz. Ölümden sonra hatırlanma düşüncesi de bunun dışında kalmaz elbette. Bir insanın ölümü, şüphesiz bazıları için memnuniyet verici bir olaydır. Onun ne kadar iyi ve bilge biri olduğu bu durumu değiştirmeyecektir. Ölümden sonra hatırlanmak, diğerleri tarafından değil kişinin kendi varlığından gelir. Hayatın kişiden büyük olan amacını görmenin tek yolu doğayla ve dolayısıyla kişinin kendisiyle bir olmaktan geçer, zira bu iki kavram birbiriyle iç içedir ve birbirlerini tamamlar.
Hayat denen gerçekliğin kontrol edilebilecek tek yanı “şu an”dır. Stoacı için korkulması gereken şey ölüm değil, yaşamı doğadan ve erdemden uzak geçirmektir.




























Yorum Yazın