Bugün CHP önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı: “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı.” Konferans, son dönemde katıldığım etkinlikler arasında kamusal çoğulculuk açısından en anlamlı kalabalıklardan birine sahipti.
Açılış öncesinde Silivri Cezaevi’nden gelen iki mesaj vardı. İlki okundu, ikincisi izletildi. İlki, konferansın fikir babası olan Şişli’nin seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’dan; ikincisi ise İBB’nin seçilmiş Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun yapay zekâ ile seslendirilmiş video mesajıydı. Her iki metni de önemleri gereği sayfalarımızda kullandık.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açılış konuşmasında bu toplantının “Ortak Gelecek Buluşmaları” serisinin ilki olduğunu ifade etti. Amaçlarını ise şu sözlerle dile getirdi:
“Çoklu krizleri, çoklu kimliklerimizle yan yana durarak aşabilmeyi başarmak; Türkiye için özgür, adil ve huzurlu bir gelecek hayalinde ortaklaşmak.”
Özel, Kürt meselesine ilişkin de önemli tespitlerde bulundu. Şöyle konuştu Özel;
“Ülkenin her meselesinde olduğu gibi Kürt meselesinin çözümünde de tarihin doğru yerinde durduk, duruyoruz. Çünkü bu mesele hepimizin ortak meselesi; kuşaklar boyunca taşınan ağır, toplumsal bir yüktür. Bugün milletimiz artık bu yükten kurtulmak ve ferahlamak istiyor. Terörün bitmesini, barışın inşasını ve demokrasinin ayağa kalkmasını istiyor.
Bölgeye kendi güç hesaplarının içinden bakanlar, bugün ‘ak’ dediklerine yarın ‘kara’ diyebiliyorlar. Emperyalist devletler tarih boyunca olduğu gibi bu toprakların çıkarlarını değil, kendi menfaatlerini düşünüyorlar. Bizim yolumuz; Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Şiilerin, Alevilerin ve Dürzilerin birlikte kazanacağı bir mücadeleyi vermek olmalıdır. Suriye’deki Türkmenler, Kürtler ve Araplar bizim akrabamızdır, kardeşimizdir. Bu kapsamda Kürtleri hedef alan, onurlarını zedeleyen ve ‘Kürt eşittir terörist’ algısını yeniden üretmeye çalışan eski, yıkıcı ve dışlayıcı söylemleri açıkça reddediyoruz."
İçerik bize ne sunuyor?
Bu toplantıyı CHP açısından önemli kılan asıl unsur, içeriğidir.
Buradaki “içerik”ten kastım iki noktadır:
Birincisi, dört ana panel başlığı ve bu panellerdeki konuşmacı çoğulculuğu;
ikincisi ise katılımcıların çoğulculuğu.
Toplantıda açılış ve kapanış konuşmaları dışında dört panel gerçekleştirildi. Panel başlıkları şöyleydi:
i) Yurtta Barış, Dünyada Barış,
ii) Demokratik Bir Geleceğin İnşası,
iii) Toplumsal Barışın Sosyoekonomik Zemini,
iv) Barışı Toplumda Yeniden Kurmak
Bu panellerde, CHP’lilerin belki de ilk kez karşılaştığı ve dinlediği, kültürel kimlikleri ve siyasal duruşları farklı isimler yer aldı.
Örneğin ilk oturumda İHH Başkan Vekili Hüseyin Oruç, Chatham House’dan Galip Dalay ve BM Danışmanı Esra Çuhadar konuştu. Diğer oturumlarda ise iktidar bloku dışındaki neredeyse tüm partilerden konuşmacılar vardı: DEM Parti’den Saruhan Oluç ve Mithat Sancar, EMEP’ten İskender Bayhan, Yeniden Refah Partisi’nden Doğan Bekin, Yeni Yol Grubu’ndan Bülent Kaya. (İkinci panele MHP’den Feti Yıldız davet edilmiş, ancak teklif kabul edilmemiş.)
İktisat tarihçisi Şevket Pamuk ve TEPAV’dan Güven Sak, Sosyolog Melek Göregenli pek çok CHP’linin ilk kez dinlediği isimler arasındaydı.
'Türkiye İttifakı'nı kurmanın önemi
Önümüzdeki günlerde panellerde yapılan konuşmalardan önemli bölümleri medyada okuyacağız. Nitekim dikkat çekici değerlendirmeler yapıldı.
Ancak panel başlıkları ve konuşmacı çoğulculuğu kadar, konferansa davet edilenlerin çoğulculuğu da önemlidir. Gazetecilerin yanı sıra, farklı toplumsal kesimlerden ve farklı siyasal görüşlerden pek çok isim salondaydı.
İsimleri tek tek saymak yerine bunun önemine dikkat çekmek isterim. Çünkü bu davetlilerin bir kısmının, katıldıkları ilk CHP etkinliği olduğuna eminim.
Bu açıdan bakıldığında, dün konferans salonunda konuşmacılar ve katılımcılar üzerinden bir Türkiye fotoğrafı vardı. Ben buna, Şişli Belediye Başkanı’nın ifadesiyle, “Türkiye İttifakı” demeyi tercih ediyorum.
Dün bu ittifak, toplumsal barış ve demokrasi konferansında bir araya geldi. Toplantı boyunca Kürt sorunu pek çok açıdan konuşuldu ama öne çıkan başlık “toplumsal barış ve demokrasi” oldu. Cumhur İttifakı Kürt sorunu yok derken biz dört panelde Kürt sorununun farklı vehçelerini dinledik.
CHP, meydanlardan sonra salonda düzenlediği konferans ile içerik ve katılımcı çoğulculuğu sağladı.
Ve bu ittifakın sürdürülmesi, başta CHP olmak üzere salonda bulunan tüm partilerin ve siyasal aktörlerin sorumluluğundadır.
CHP’nin bu toplantısını, parti açısından 'yeniden' büyük bir açılım olarak tanımlıyorum. Daha önce, Kemal Kılıçdaroğlu’nun attığı adımlara 'helalleşme' adını koyması sonrasında muhalefette kurulan ortaklık şimdi başka bir formda bir araya gelecek görünüyor.
İzlediğim konferans bana "değişim" aşısının tutmuş olduğunu gösteriyor.
Umarım Özgür Özel’in ifade ettiği “Ortak Gelecek Buluşmaları”, bu çoğulculukla devam eder.
Sonuçta bu ülkenin kaderini değiştirecek olan şey; oy oranlarından bağımsız olarak, siyasal ve toplumsal muhalefetin eş düzeyli ilişkisi ve diyaloğudur.

































Yorum Yazın