“Müzik dinlemeden çalışamıyorum.” Bu cümle size de tanıdık geliyor mu? Birçok öğrenci ders çalışırken kulaklığını takmadan masaya oturmak istemez. Bazıları için müzik odaklanmayı kolaylaştırır, bazıları için çalışma isteğini artırır, bazıları içinse dış dünyanın seslerini kapatan güvenli bir alan oluşturur.
Peki müzik dinlerken gerçekten çalışabiliyor muyuz? Yoksa çalıştığımızı zannederken beynimiz aslında dikkatini iki farklı iş arasında paylaştırmak zorunda mı kalıyor?
Bu soru, özellikle sınavlara hazırlanan öğrenciler için oldukça önemlidir. Çünkü ders çalışmak yalnızca defteri açmak, metne bakmak ya da soruların başında zaman geçirmek değildir. Gerçek öğrenme; anlamayı, bilgiyi zihinde tutmayı, eski bilgilerle ilişki kurmayı ve gerektiğinde hatırlamayı gerektirir. Müzik ise bu süreci bazen fark etmeden zorlaştırabilir.
Beyin aynı anda birçok şeyi yürütebilir. Nefes alırız, otururuz, çevredeki sesleri duyarız, elimizdeki kalemi tutarız. Bunların çoğu otomatik süreçlerdir. Ancak dikkat, anlama ve hatırlama gerektiren işler farklıdır. Örneğin bir metni anlamaya çalışmak, matematik problemi çözmek, ezber yapmak ya da yeni bir konuyu öğrenmek beynin aktif dikkatini kullanır. Bu sırada arka planda çalan müzik de özellikle söz içeriyorsa beynin dikkatini kendisine çekebilir.
Beyin dikkat isteyen iki işi aynı anda kusursuz yürütmez. Çoğu zaman birinden diğerine geçer. Müzik dinleyerek ders çalışan bir öğrenci, metni okurken şarkının bir cümlesine takılır, sonra tekrar metne döner. Bu dönüş sırasında beyin “Ben nerede kalmıştım?”, “Bu cümlede ne anlatılıyordu?”, “Önceki bilginin bununla ilişkisi neydi?” gibi işlemleri yeniden kurmak zorunda kalır. Bu da zihinsel enerji harcatır. Yani öğrenci hem okuduğunu anlamaya hem de müziği takip etmeye çalıştığında beyin iki iş arasında bölünür. Bu durumda var olan zihinsel kapasite ikiye bölünür. Sonuçta öğrenci çalışıyor gibi görünse de okuduğunu anlaması, bilgiyi akılda tutması ve öğrenilenleri kalıcı hale getirmesi zorlaşabilir.
Bu durum özellikle sözlü müzik dinlerken daha belirgin hale gelir. Çünkü ders çalışırken beyinin dil ile ilgili bölümünü kullanırız. Okuruz, kavramları anlamlandırırız, not çıkarırız, soruyu çözeriz, bilgiyi içimizden tekrar ederiz. Şarkı sözleri de dilsel bir içeriktir. Yani öğrenci Türkçe bir metin okurken aynı anda Türkçe sözlü bir şarkı dinliyorsa, beyin iki farklı anlam akışını birlikte işlemeye çalışır. Bu da dikkat için bir rekabet oluşturur.
Arka plan müziğinin bilişsel görevler üzerindeki etkisi, müziğin türüne ve yapılan görevin zorluğuna göre değişmektedir. Genel eğilim şudur: Sözlü müzik, sözsüz müziğe göre dikkat ve performansı daha olumsuz etkiler. Özellikle bellek, okuma ve dil temelli görevlerde bu etki daha belirgin hale gelir.
2023 yılında Journal of Cognition’da yayımlanan bir araştırma da benzer bir sonuç vermiştir. Bu çalışmada öğrencilere sessizlikte, enstrümantal müzik eşliğinde ve sözlü müzik eşliğinde gerçekleştirecekleri farklı zihinsel görevler verilmiştir. Sonuçlara göre sözlü müzik, okuduğunu anlama performansını düşürmüştür. Enstrümantal müzik ise performansı belirgin biçimde artırmamış, ama sözlü müzik kadar da bozucu olmamıştır. Araştırmanın önemli bir sonucu da şudur: Öğrenciler çoğu zaman sözlü müziğin dikkat dağıttığını fark eder; ancak yine de müziğin çalışmaya iyi geldiğini düşünerek müzik dinlemeye devam ederler.
Okuma üzerine yapılan araştırmalar da bu tabloyu desteklemektedir. 2023’te Scientific Reports’ta yayımlanan bir göz izleme çalışmasında öğrenciler kendi seçtikleri müzikle ve sessizlikte okuma yapmıştır. Araştırma sonucunda, müzik dinleyen öğrencilerin metni okumak için daha fazla zaman harcadığı görülmüştür. Göz hareketleri de öğrencilerin müzik dinlerken metin üzerinde daha fazla durduğunu ve daha çok geri dönüş yaptığını göstermiştir. Bu da müzik eşliğinde okumanın bazen sonucu tamamen bozmasa bile öğrenme sürecini daha yorucu hale getirebildiğini düşündürmektedir. Özellikle okunan metin ile dinlenen şarkının dili aynı olduğunda olumsuz etki daha güçlü hale gelmektedir.
Müzik bazı durumlarda öğrencinin ruh halini düzenleyebilir, çalışma isteğini artırabilir, dış sesleri bastırabilir ya da sıkıcı bir çalışmayı daha keyifli hale getirebilir. Bu nedenle müziği yasaklamak yerine, doğru yerde kullanmak gerekir.
Yeni bir konu öğrenirken, paragraf çözerken, kitap okurken, ezber yaparken, yabancı dil çalışırken ya da zor bir problemi anlamaya çalışırken sessizlik genellikle daha güçlü bir seçenektir. Çünkü bu tür görevler çalışma belleğini yoğun biçimde kullanır.
Buna karşılık daha mekanik ve düşük dikkat isteyen işlerde müzik daha az sorun yaratabilir. Örneğin defter düzenlemek, notları toparlamak, çalışma masasını hazırlamak, daha önce öğrenilmiş basit alıştırmaları çözmek gibi işlerde düşük sesli ve sözsüz müzik öğrenciyi motive edebilir. Çünkü bu işler yeni bilgi öğrenmekten çok düzenleme ve tekrar niteliği taşır.
Öğrenciler için en güvenli tercih, sözsüz ve düşük tempolu müziklerdir. Çok hareketli, çok iniş çıkışlı, yüksek sesli ya da öğrencinin eşlik etmek isteyeceği parçalar dikkat dağıtma ihtimalini artırır. Eğer öğrenci şarkıyı içinden söylemeye başlıyorsa, artık o müzik arka plan olmaktan çıkmış demektir. Beyin için ikinci bir görev haline gelmiştir.
Bu konuda pratik bir yöntem de müziği çalışma sürecinin içine değil, başlangıcına koymaktır. Öğrenci derse başlamadan önce sevdiği birkaç şarkıyı dinleyerek kendini motive edebilir. Ardından asıl öğrenme kısmına sessiz bir ortamda geçebilir. Böylece müziğin duygu düzenleyici etkisinden yararlanılır; fakat öğrenme süreci müzikle rekabete sokulmaz.





























Yorum Yazın