Trump’tan önceki Trump’ın başı dertte
DIŞ POLİTİKAMagyar onu yenerse, bu dünya çapındaki demokratlara ilham olacak; Merkezi hükümetin pek çok ana kurumu ele geçirdiği ve seçim zeminini eğdiği bir ülkede bile halk hareketinin galip gelebileceği kanıtlanacak. Tüm yetişkin hayatını Orbán döneminde geçirmiş insanlar onsuz bir ülkeyi hayal ediyor.
Budapeşte’nin zengin kale semtinde restore edilmiş bir villada bulunan Tuna Enstitüsü, Macaristan’da yabancı muhafazakârlara hitap eden birkaç devlet destekli düşünce kuruluşundan ve vakıftan biri. Perşembe akşamı, Macaristan seçimlerinden üç gün önce düzenlenen bir panel tartışmasında hava oldukça kasvetliydi.
Amerikalı ve Avrupalılardan oluşan konuşmacılar Başbakan Viktor Orbán’ın zor da olsa bir zafer kazanabileceği umudunu henüz kaybetmemişti, ancak hepsi Fidesz partisinin, Orbán’ın 16 yıl önce iktidara dönüşünden bu yana en ciddi meydan okumayla karşı karşıya olduğunu kabul ediyordu.
“İşte sorun şu,” dedi National Review yazarı John Fund. “Bir tür olumlu kampanya yürütmek zorundasınız.” Beşinci dönem için aday olan Orbán, korku üzerine bir kampanya yürütüyor. Ekonomi genel olarak korkunç görülüyor: yüksek işsizlik, neredeyse sıfır büyüme ve çok zayıf sosyal hizmetler…
Tuna Enstitüsü
Orban Kampanyası büyük oranda, merkez sağ rakibi Péter Magyar’ın Macaristan’ı Ukrayna savaşına sürükleyeceği yönündeki fantastik iddiaya dayanıyor. Macaristan’ın başkenti Budapeşte, Magyar ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yan yana vesikalık fotoğraflarının bulunduğu posterlerle kaplı: “Onlar Tehlikeli! Durdurun Onları!” yazıyor.
Geçmişte Orbán, şeytanlaştırdığı rakiplere karşı konumlanarak başarılı olmuştu. George Soros hakkındaki birçok sağcı komplo teorisi yaymıştı. Ama bu sefer işe yaramıyor gibi görünüyor. Fund, “Ekonomi konusunda Fidesz’in ortaya koyduğu idealist, olumlu bir mesaj görmek için gerçekten zorlanmak gerekiyor” diye konuştu.
Seçime girerken çoğu anket, Magyar’ın Tisza Partisi’nin epey önde olduğunu ve büyük bir zaferin yolda olduğunu gösteriyor. Tuna Enstitüsü’ndeki konuşmacıların da anladığı gibi, Orbán’ın yenilgisi dünya çapındaki muhafazakâr hareket için ciddi sonuçlar doğurma potansiyeline sahip.
Orbán rejimine yakın, cömertçe finanse edilen Mathias Corvinus Collegium’da görevli Avusturyalı siyaset bilimci Ralph Schoellhammer Macar vergi mükelleflerinin “sonsuza dek minnettar olduğum” bir şekilde “Avrupa’da daha önce var olmayan bir muhafazakâr ekosistemi” finanse ettiğini belirterek konuyu ortaya koydu.
Fidesz döneminde Budapeşte, kendi hükümetlerinden bıkmış gericiler için adeta bir Disneyland haline geldi. Amerikalı ve İngiliz muhafazakârlar sürekli Tuna Enstitüsü burslarıyla şehirden gelip geçiyor.
The Atlantic’in yakın zamanda bildirdiğine göre, Orbán, Macarca bilmeyen ve JD Vance’e yakın bir MAGA etkileyicisi olan Gladden Pappin’i, Dışişleri Bakanlığı’nın politika planlama kadrosuyla aynı işi yapan Macaristan Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün başına getirdi.
Devlet fonları İngiliz muhafazakâr Roger Scruton’un adını taşıyan bir kafe zincirini de destekliyor; Perşembe günü ziyaret ettiğim birinde duvarda Scruton’un “Muhafazakârlık bir fikirden çok bir içgüdüdür” sözü yer alıyordu.
Perşembe akşamı etkinliği tanıtan Orbán destekli, Avrupa odaklı sağcı medya kuruluşu Brussels Signal’in yayıncısı Patrick Egan, Budapeşte’deki atmosferi İkinci Dünya Savaşı sonrası Paris’teki Sol Kıyı’nın altın günlerine benzetti.
Ancak Macar halkının parasıyla mümkün olan bu cennet, artık sona erebilir. En önemlisi, Orbán uluslararası sağa sadece maddi destek sağlamıyor. Macaristan’da yarattığı sistemi “Liberal Karşıtı demokrasi” olarak adlandıran Orbán, bunu Batı liberalizmine karşı işleyen bir muazzam bir etki yaratan Hristiyan milliyetçi alternatif olarak uzun zamandır sunuyor.
2022’de Heritage Foundation Başkanı Kevin Roberts, “Modern Macaristan muhafazakâr devlet yönetimi için sadece bir model değil, büyük harfle MODELdir” demişti.
Başka hiçbir siyasetçi Orbán kadar, muhafazakârlara hükümet gücünü kültür savaşlarında nasıl kullanacaklarını göstermedi. Önde gelen bir liberal üniversiteyi kapattı, okullarda Florida’daki ünlü “Eşcinsellik karşıtı” yasanın öncülü olacak şekilde “eşcinsel propagandayı” yasakladı. Büyük medya organlarını müttefiklerine devretti.
Steve Bannon bir zamanlar Orbán’ı “Trump’tan önce Trump” olarak tanımlamıştı. Şimdi Orbán kendi vatandaşlarından olası bir tokatla karşı karşıya. Ve şiirsel bir tesadüfle, tam da MAGA hareketinin entelektüel öncüsünün Trump’ın yıkıcı ve utanç verici İran savaşı altında çatırdadığı anda tökezliyor.
En azından son on yıldır, dünya çapındaki liberalizm karşıtı sağcılar momentum ve enerjiye sahip gibi görünüyordu. Cesur ve sınırları zorlayan onlardı; yollarına çıkmaya çalışan eski merkez sol partiler ise yorgun ve biraz şaşkın duruyordu. Ama bugün, modern popülist sağın öncüsü Orbán da, onun zirvesi Trump da çırpınıyor.
2022’de muhafazakâr popülist Sohrab Ahmari, Trump’ı coşkuyla destekleyen bir yazının yazarıydı; Trump’ın Amerikalılara “başarısız elitleriyle yüzleşme ve onları dizginleme şansı” sunduğunu savunuyordu. İki yıldan kısa bir süre süren dizginsiz Trump yönetiminden sonra Ahmari o elitleri özlemle arıyor.
(Budapeşte’nin başkenti, Magyar ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yan yana vesikalık fotoğraflarının bulunduğu posterlerle kaplı. Üzerinde ‘Onlar Tehlikeli! Durdurun Onları!’ yazıyor.)
Cumhuriyetçi Parti’nin popülist versiyon vaat eden her şeyi karaya oturdu aşamasına geldi. “Liberal teknokratların dönüşünü” özlediğini söyledi.
Fidesz’in yönetimi Trump’ınki kadar yıkıcı olmadı. Macaristan’ın kaybedecek o kadar şeyi yoktu ama kendi ölçülerinde bir başarısızlıktı. Macaristan artık Avrupa Birliği’nin en yoksul ülkelerinden biri ve Transparency International’a göre Bulgaristan’la birlikte en yolsuz olanı.
Orbán hükümeti doğurganlığı artırmak amacıyla GSYİH’sinin %5’inden fazlasını ailelere yönelik yardımlara harcıyor, ancak 2025’te doğurganlık oranı kadın başına 1,31 çocuğa düştü. “Nüfus azalması şu anda tarihin en yüksek hızıyla ilerliyor” diyor Doğu Çalışmaları Merkezi’nin 2025 raporu.
Elbette Tisza lideri Magyar’ın zaferi garanti değil. Geçmişte anketler Fidesz desteğini olduğundan düşük göstermişti; dört yıl önceki son ziyaretimde de anketler rekabetçi bir yarış gösteriyordu ama Orbán’ın partisi ezici bir zafer kazanmıştı.
Macaristan’ın seçim bölgeleri derinlemesine gerrymander edilmiş (seçim haritası iktidar lehine düzenlenmiş), yani oyların çoğunluğunu almadan bile parlamentoda çoğunluğu kazanabilir.
Mart ayında Fidesz’in Macaristan’daki Roman azınlıktan oy satın almaya çalıştığı iddialarıyla ilgili bir skandal patlak verdi. Seçimin son günlerinde başka ne tür kirli oyunlar geleceğini kimse bilmiyor.
Ancak Tisza’nın önde görünümü, hem Fidesz’in yapısal avantajlarını hem de olası hilelerini aşacak kadar güçlü görünüyor. Fund’un da kabul ettiği gibi, Orbán’ın kampanyası yorgun ve ilhamsız hissiyatı veriyor.
İki hafta önce kendi mitinginde yuhalandı; bazıları bunu Romanyalıların diktatör Nicolae Ceaușescu’yu yuhaladığı ve ertesi gün ülkeyi terk etmeye çalıştığı kritik ana benzetti.
Bağımsız milletvekili ve yolsuzluk karşıtı aktivist Ákos Hadházy, “Fidesz normalde yaptığından daha fazla hile yapmazsa, muhalefet kazanacak ve belki de büyük kazanacak” diye konuşuyor.
Böyle olsa bile Macaristan muhtemelen muhafazakâr bir ülke olarak kalacak, çünkü eski bir Fidesz yetkilisi olan Magyar hiçbir şekilde ilerici değil. İki yıl öncesine kadar rejimin içindeydi; eski Adalet Bakanı Judit Varga’nın eski eşi.
Partiden oldukça spektaküler bir şekilde ayrıldı. Başkan Katalin Novák’ın bir çocuk yuvasındaki cinsel istismarı örtbas etmekten hapis yatan birini affettiğinin ortaya çıkmasıyla Orbán hükümeti büyük bir skandalla sarsıldı. Novák istifa etmek zorunda kaldı, affı imzalayan Varga (Magyar’ın eski eşi) ile birlikte.
Macar siyaset analisti Péter Krékó, olayın etkisini Jeffrey Epstein skandalına benzetti ve “ahlak vaazı veren bir hükümetin ahlaki çöküşünü” gösterdi. Skandal patlak verdikten sonra, hükümetin diğer üyelerinin de işe karıştığına dair yaygın spekülasyonlar arasında Magyar Facebook’ta rejimi kınadı.
Bağımsız YouTube programı Partizan’da suçlamalarını genişletti: “Ülkenin yarısının zaten birkaç ailenin elinde olduğunu hissettiğinizde, neyi bekliyorsunuz ki?” dedi.
Orbán’ın müttefikleri genelde safları bozmakla tanınmaz; röportajının etkisi hızla yayıldı ve Magyar doğruyu söyleyen bir muhalif olarak selamlandı.
Birkaç hafta sonra, 15 Mart 2024’te (Macar ulusal bayramı), Magyar Budapeşte’de on binlerce kişinin katıldığı bir miting düzenledi ve yeni siyasi hareketini ilan etti. Kampanyasını tek bir şeye odakladı: Orbán rejiminin efsanevi yolsuzluğuna karşı çıkmak. Bu yolsuzluk, Orbán’ın müttefiklerini muazzam zenginleştirirken sosyal hizmetleri o kadar yıpratmıştı ki hastaneye giden insanlar kendi tuvalet kağıtlarını getirmek zorunda kalıyordu.
Biden’ın eski Macaristan Büyükelçisi David Pressman, “Tek konuştuğu politika, Macaristan’ı ve Macar kimliğini yozlaştıran bu kleptokrasiye (hırsızlar yönetimi) sistematik bir meydan okuma gerektiği” tanımlamasını yapıyor.
Ne Trump ne de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu kleptokrasiye meydan okumanın başarılı olmasını istiyor ve ikisi de Orbán’ı ayakta tutmak için çok uğraşıyor. Amerikan sağına ilham kaynağı olmasının yanı sıra Orbán, Avrupa’daki Rus çıkarları için de at koşturan bir figür: Liderliğinde Macaristan, Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarını ve Ukrayna’ya yardımı engelledi.
Kahramanlar meydanında protesto konseri
Washington Post’un bildirdiğine göre Rus istihbaratı, Macarları Orbán etrafında kenetlenmeye ikna etmek için ona suikast düzenleme fikri önermiş. Bu olmadı ama bu hafta Sırbistan’ın Putin yanlısı devlet başkanı, Macaristan için kritik enerji altyapısına yönelik sözde bir Ukrayna terör planını ifşa etti; bu iddia geniş çapta Rus manipülasyonu olarak görüldü.
Bu sözde plan ortaya çıkar çıkmaz Vance, Orbán için kampanya yapmak üzere Budapeşte’ye geldi ve Orbán’ın Ukrayna müdahalesi suçlamalarını tekrarladı. Rus ve Amerikan çıkarlarının bu buluşması özellikle çarpıcı, çünkü Salı gününe kadar ABD İran’la savaş halindeydi ve ABD yetkililerine göre İran, Rusya’dan yardım alıyordu.
Ancak sıradan Amerikan jeopolitik çıkarları, Orbán’ın Amerikan sağı için sembolik öneminin yanında sönük kalıyor gibi görünüyor. Milletvekili Hadházy Biz Orbán’dan kurtulmak istiyoruz, Trump ve Putin ise onu tutmak istiyor” diye dert yanıyor.
Trump’ın Putin yanlısı bir otokrata yardım etmesi, Amerikan dış politikasını ne kadar tersine çevirdiğini gösteriyor. Ama aynı zamanda Orbán’ın yenilgisinin neden bu kadar sarsıcı olacağını da gösteriyor. Dünyanın en güçlü otokratları Orbán’ın kazanmasını istiyor; Putin ve Trump’ın yanı sıra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’dan da onay aldı ve Çin’in muhtemel desteğini de alıyor çünkü Orbán Çin’in Küresel Altyapı Yatırımı girişimlerini benimsemekte tereddüt etmiyor.
Yine de eğer Magyar onu yenerse, bu dünya çapındaki (iktidara nazaran) küçük (görünen) demokratlara ilham olacak; Merkezi hükümetin pek çok ana kurumu ele geçirdiği ve seçim zeminini eğdiği bir ülkede bile halk hareketinin galip gelebileceği kanıtlanacak.
Cuma akşamı geç saatlerde binlerce genç Macar, Budapeşte’nin en sembolik meydanlarından Heroes’ Square’e (Kahramanlar Meydanı) rejim karşıtı bir konsere akın etti. Sahnedeki düzinelerce Macar yıldızın kısa gösterileriyle Fidesz’i yeren rap-rock parçaları yükselirken, tüm yetişkin hayatını Orbán döneminde geçirmiş insanlar onsuz bir ülkeyi hayal ediyor.
30 yaşındaki bilgisayar programcısı Bálint Örvényes, “Yıllardır bunun peşindeydik” dedi. “Sonra ne olacağını bilmiyorum, ama insanların değişim rüzgârını hissettiğinden eminim ve eminim ki bunu çözeceğiz.”
* Michelle Goldberg
Çeviren: Çağatay Arslan
Orijinal Bağlantı: https://www.nytimes.com/2026/04/11/opinion/viktor-orban-donald-trump-hungary-right.html
İlginizi Çekebilir