© Yeni Arayış

Suriye PKK’sının çözülüşü ve yeni çözüm süreci

Basitçe çözüm süreci önündeki en büyük engellin kalktığını söyleyebiliriz. SDG’nin Suriye rejimiyle tam entegrasyonu PKK’nin silah bırakma sürecini hızlandıracaktır. Ancak bu iyimser senaryo önünde bazı engeller var. Çünkü yasal ve yasa dışı Kürt hareketi PKK’nin tasfiyesini Suriye’deki kazanımları nedeniyle anlamlı buluyordu. En yalın anlatımla Kürt hareketini motive eden mantık şuydu: Nasıl olsa Suriye’de özerk bir yapı var. PKK’nın feshi, pek çok PKK’lı terörist Suriye’ye geçtiği ve geçeceği için sorun değildi.

Ortadoğu jeopolitiği yine tanınmaz halde. Rusya’nın desteğini kaybeden Esad nasıl bir iki günde düştüyse ABD tarafından terk edilen SDG de benzer bir tükeniş ve çaresizliği yaşadı. 10 Mart mutabakatını 31 Aralık’a kadar uygulamayan SDG daha ağır şartları kabul etmek zorunda kaldı. Haseke ve Kobani bakımından hala bazı kazanımlarını koruyor. Ama merkezi hükümet karşısında özerk bir SDG yönetimi tarihe karıştı. Bu devasa dönüşümün kazananları Türkiye, Suriye rejimi, İsrail ve ABD. Kaybedeni ise özel olarak Suriye PKK’sı, genel olarak ise ABD emperyalizmine bağlı yasal ve yasa dışı tüm Kürt hareketleri. Neden böyle oldu sorusuna ise bir dizi yanıt verilebilir?

İsrail ile Suriye arasında imzalanan güvenlik anlaşmasının ön anlaşması radikal değişikliğin en önemli yapı taşı. İki ülke arasında henüz tam bir barış ve güvenlik anlaşması yok. Ama gidişat Suriye’nin Mısır ve Ürdün’ü izleyeceği ve İsrail’in komşularından biriyle daha güvenliği sağlayacağı yönünde. Tabii Suriye-İsrail sınır bölgesindeki Dürzilerin durumu hala açık değil. Ancak Şam rejimi en başından beri İsrail saldırganlığı aleyhine tek bir söz söylemedi. Bu ılımlı tutum karşısında Dürzi sorunu aşılacaktır. Suriye’nin İsrail’in düşmanları arasından çıktığı, hatta dost bir ülkeye dönüştüğüne tanıklık edeceğiz.

ABD’nin tercihi Şam’dan yana kullanmasının bir diğer nedeni Şara yönetiminin ülkeyi imar etme noktasında uluslararası güçlerle yaptığı işbirliği anlaşmaları. ABD, Avrupa ülkeleri, Türkiye ve Körfez sermayesi Suriye’de iş yapmayı bekliyor. İç savaşın bitirilmesi ve merkezi devletin tüm ülkede güvenliği sağlayacak egemen bir devlet haline gelmesi bu nedenle çok önemli. Tabii bir de yaklaşan Hamas’ın silahsızlandırılması meselesi var. Şüphesiz ki Hamas ve SDG aynı şey değil. Ama İsrail’in Hamas’a bakışı ile Türkiye’nin SDG’ye bakışı aynı. SDG’nin sessizce terk edilişini Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah gibi örgütler izleyecek. Ortadoğunun örgütlerden arındırılması ve gücün devletlerin eline geçmesine dair ABD planı tam hızla işliyor.

SDG’nin hızlı çöküşünün çözüm sürecine etkisi ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir başlığa karşılık gelmekte. 31 Aralık’tan önceki durum kabaca şu şekildeydi: Çözüm süreci hem PKK’nın ana kamp ve karargahlarının bulunduğu Kuzey Irak’taki yapı hem de Suriye açısından donmuştu. Çünkü PKK terör örgütü yasal bir düzenleme olmadan silah bırakmaya yanaşmıyordu. Türkiye ise PKK’nın silah bırakma sürecinde belli bir olgunluğa ulaşılmadan genel bir yasal çerçeve çizme konusunda tereddütlüydü. AKP ve MHP’nin komisyona gönderdiği raporlarda “önce silah bırakma, sonra yasa” formülü bir kez daha vurgulandı. Ayrıca Suriye PKK’sının Şam yönetimiyle entegrasyona yanaşmaması büyük bir kriz başlığı olarak masada kalmaya devam etti. Şimdi ise başka bir jeopolitikle karşı karşıyayız. Suriye’de son bir ay içinde yaşanan gelişmeler yeni bir analizi zorunlu kılmakta.

Basitçe çözüm süreci önündeki en büyük engellin kalktığını söyleyebiliriz. SDG’nin Suriye rejimiyle tam entegrasyonu PKK’nin silah bırakma sürecini hızlandıracaktır. Ancak bu iyimser senaryo önünde bazı engeller var. Çünkü yasal ve yasa dışı Kürt hareketi PKK’nin tasfiyesini Suriye’deki kazanımları nedeniyle anlamlı buluyordu. En yalın anlatımla Kürt hareketini motive eden mantık şuydu: Nasıl olsa Suriye’de özerk bir yapı var. PKK’nın feshi, pek çok PKK’lı terörist Suriye’ye geçtiği ve geçeceği için sorun değildi. Öcalan’ın 27 Şubat’tan bugüne Suriye için güçlü bir çağrı yapmaması ve SDG’nin kontrolündeki bölgelerin bir tür güvence veya garanti olarak görülmesiyle ilgiliydi. Şimdi ise terör örgütü liderlerinin güvence diye gördüğü bu tarihsel durum ortadan kalktı. Bu nedenle hem PKK’da hem de DEM’de yüzler asık. Siyasi iktidar karşısında politika yapma ve söz söyleme gücünü tümüyle yitirdi Kürt hareketi. PKK’nın Suriye’yi kaybetmesi onu daha da olumsuz ve (veya) süreci daha da uzatan bir konuma sokabilir. Bu nedenle “SDG engeli kalktı, çözüm süreci hızlanacak” yorumunu yapmak için biraz daha zamana ihtiyacımız olacak.  

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER