© Yeni Arayış

Söylemsel unsurlarla kurumlar yok edilir mi?

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin modern devletin işleyişinin en yalın ifadesini oluşturduğunu düşündüğümüzde, bu erkleri hayata geçiren kurumların icraatleri ile ilgili yayınlar, istenildiği takdirde bu kurumların tamamiyle eksiksiz ve hukuka uygun biçimde çalıştıklarına veya olması gereken işleyiş biçimlerinin bu olduğuna halkı ikna edebilirler. Bu durum, medyanın doğru bilgi verme yoluyla kurumları denetleme işlevini ortadan kaldırarak, medyayı bizzat bu kurumların aşınması sürecinde aktif bir aktör haline getirir

Günlük dilde söylem genellikle dilin belli bir amaçla kullanım biçimi ve sözcüklerle yaratılan anlamlar, yargılar ve ifadeler olarak anlaşılır. Çoğumuzun salt sözcüklerle oluşturulduğunu varsaydığı söylem, daha geniş bir perspektifle bakıldığında ise yazılı ifadelerden, mimik ve jestlere, dolaşıma sokulan her türlü simge, sembol ve kurgusal içerikten, resmi belge ve bildirilere kadar tarihsellik taşıyan anlamlar bütünüdür.

Söylemi kullanılan dil ile sınırlı tanımından kurtararak, kültürel, siyasi pratikler bütünü olarak ele alan Foucault, iktidarın nasıl işlediğine dair kavrayışımızı derinleştirmiştir. Bu kavrayışa göre tüm söylemsel ifade ve pratikler bir hakikat rejimi oluşturur. Hakikat rejimi belli bir tarihsel döneme özgü ya da belli tarihsel koşulların ürünü olarak tanımlanamayacak ölçüde karmaşıktır. Bu nedenle söylemsel ifadeleri çözümlemek ve bir takım sonuçlara ulaşılmak isteniyorsa çok geniş ve farklı alanlarda söylemsel pratiklerin izlenmesi toplanması gerekir.

Yazının sınırları dahilinde, oldukça kaba hatlarıyla bahsettiğim bu bakış açısı, günümüzdeki bazı gelişmeleri anlamlandırmak için kullanışlı görünmektedir. Hakikat rejimi kavrayışıyla bakıldığında, mevcut hakikat rejimine uygun söylemsel ifadelerin ve pratiklerin dolaşıma girmesinin çok daha kolay olduğu sonucuna varabiliriz. İster görsel, ister yazılı veya işitsel olsun isterse devlete ait veya devlete tabi olandan kaynaklansın, söylemsel pratikler meşruiyetini mevcut hakikat rejimine uygunluğundan alır. Bu düzlem, sosyal, siyasal hayata ve dünyaya dair olayların belli yargılar ve değerlele anlatılması, yeniden sunulması ve aslında yeniden üretimini sağlar.

Modern çağın değerleriyle oluşturulmuş günümüz modern devletlerinin kurumları da devletin geçerli kıldığı hukuki bir düzende varlıklarını sürdürürler. Vatandaşlar, vatandaşlık statülerinden kaynaklanan, yasalarla güvence altına alınmış hakları çerçevesinde bu kurumlardan yararlandıkları gibi, eylemleri nedeniyle söz konusu kurumların yaptırımlarıyla karşılaşırlar. Şematik bir anlatımla devlet, yasama, yürütme ve yargı erklerini bu kurumlar eliyle uygular. Tüm kamu kurumlarının eylem ve icraatleri ana hatlarıyla yasalarla ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. Medya ise modern devletlerin icraatlerine dair bilgileri vatandaşlara ileterek, vatandaşların kendi siyasi kararlarını, kendi hakları ve tercihleri yönünde kullanmasını sağlar. Medyanın bu işlevinin diğer yönü ise, alınan karar ve icraatlerin iyi işler bir toplumsal sistemde olması gerektiği gibi denetimini sağlamaktır.

Medya, pek çok iletişim unsurunu, teknik özellikleri gereği etkili biçimde kullanarak mevcut söylemsel ifadeleri yeniden dolaşıma sokma işlevini de görür. Bir anlamda devlet kurumlarının vatandaşların geleceği ile ilgili icraatlerine dair tanımlayıcı ifadelerin hepsini vatandaşların gündelik yaşamlarına taşımış olur. Vatandaşlar, eğitimleri ve deneyimleri neticesinde, devletin kendilerine tanıdığı haklar ile yasama, yürütme, yargının nasıl işlediğine dair belli bir anlayış geliştirirler.

Siyasi davranışı çoğunlukla oy kullanmakla sınırlı olan vatandaşların siyasi kararlara ve olaylara ilişkin bilgileri yakın çevrelerinin yanı sıra çoğunlukla medyadan kaynaklanmaktadır. Vatandaşlar genellikle, özel bir ilgileri olmadıkça yasama, yürütme ve yargı erklerini kullanan kurumların işleyişinin teknik detaylarına hakim değillerdir. Bu noktada, uzman görüşlerini de aktarır görünen medya içerikleri, siyasal konularda en önemli kaynaklardan biridir. Böylece medya hakikatin ne olduğuna dair referansların tüm iletişim teknikleriyle en aktif bir biçimde aktarıldığı yegane mecra haline gelir.

Yasama, yürütme ve yargı erklerinin modern devletin işleyişinin en yalın ifadesini oluşturduğunu düşündüğümüzde, bu erkleri hayata geçiren kurumların icraatleri ile ilgili yayınlar, istenildiği takdirde bu kurumların tamamiyle eksiksiz ve hukuka uygun biçimde çalıştıklarına veya olması gereken işleyiş biçimlerinin bu olduğuna halkı ikna edebilirler. Bu durum, medyanın doğru bilgi verme yoluyla kurumları denetleme işlevini ortadan kaldırarak, medyayı bizzat bu kurumların aşınması sürecinde aktif bir aktör haline getirir. İletişim yollarının son hızda çeşitlendiği ve yayıldığı dünyamızda söylemsel unsurlar, somut kurumların varlık sebeplerini ortadan kaldırarak bir anlamda kurumları ortadan kaldırabilir.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER