Siyasette neler olacak?
SİYASETAşağıdan gelen, milyonları sokağa dökebilen lider yahut partilere halen bir nebze inanılabilir. Ama onlar hapis ve kapatma gibi risklere açıktır her zaman. Bu riskleri önlemek için çalışmalısınız. Protestolar bunlara yönelik olmalı. Evet belki de aylarca sürmeli demokratik itirazlar. Ama artık soğan ve sarımsakları tanıdınız ayırt edebilirsiniz.
Bilmem farkında mısınız? Ben bir yazar olarak yakından farkındayım. Son on yılda Türkiye’de okuma oranları hızla düştü. Üstelik öyle kitap filan da değil sadece, doğru dürüst makale dahi okunmuyor. Bir paragraftan uzun yazı okunmuyor neredeyse. Biz yazarlar deliler gibi inat etmeye, yazmaya devam etsek de etimiz, budumuz ne fazla bir etkimiz olduğu söylenemez.
Kimse efendim kitaplar pahalı demesin. Hiç pahalı değil kitaplar. Bir kafede bir “Americano” içenleriniz var o paraya. Avrupa’daki fiyatlarla karşılaştırırsanız bedava hatta.
Yok akıllı telefonlar, internet vs de demeyin çünkü onlar dünyanın başka yerlerinde de var ve okuma oranlarını bu kadar etkilemiyorlar. Ne yapalım okumayanı dövecek halimiz yok ya zararı bütün topluma. Sığırlaşma, dingilleşme, her tür yozlaşma ve siyasi iktidarlardan hem oy verip hem şikâyet etme.
Bilmem her biri nadirattan olan okurlarım farkında mıdır ama aylardır siyaset yazmıyorum. O alanda birtakım kıyametler kopuyor, hainler, alçaklar ve şerefsizler gırla gidiyor ama dönüp bakmak bile istemiyorum. Gazze, Lübnan ve İran savaşları devam etmekte iken zaten oraya baktığımda “Allah belanızı versin” demekten başka da bir şey gelmiyordu içimden.
Yazımın başlığına aldanmayın siyasette neler olacağı üzerinde müneccimlik denemelerini çoktan bıraktım ve zaten dünyanın en iyi astrologlarını da getirseniz Ortaköy yahut Rumelihisarı’ndaki Roman ablamızdan daha iyisini söyleyemezler. Hiçbir şey olacağı yok çünkü. Neden mi?
Siyaset bitti de ondan. Olur mu siyaset hiç biter mi? Yasalar içinde iktidarı değiştirme imkân ve ihtimali ortadan kalkarsa bal gibi biter.
“Atı alan Üsküdar’ı geçerse” biter.
Mühürsüz oylar geçerli sayılırsa biter.
Muhalefet liderleri “kan dökülür” diye seçimlere itiraz etmedik derlerse biter.
Devletin olanakları ile seçim propagandası yapılırsa biter.
Muhalefeti destekleyen ve hatta tarafsız yayın yapan medya batırılır yahut “parasıyla” alınırsa biter.
Cumhurbaşkanı seçim propagandası yaparsa biter.
Seçimlerle kazanılan makamlara bürokratik kararlarla el konulursa biter.
Kazanma ihtimali olduğu görülenler birer kulp takılarak hapislere atılırsa biter.
Biterse ne olur canım?
Suya ne oldu?
İnek içti.
İneğe?
Dağa kaçtı…
Bir daha siyasi iktidarın değişmeyeceğini, değişemeyeceğini bilseniz ne yaparsınız?
Kaderimiz böyle imiş deyip susarsınız.
Konuşursunuz.
Kızgın konuşursunuz. Hatta ağzınızı bozarsınız. Bunu yaparken muhbir var mı diye etrafınıza bakarsınız. Ne olur ne olmaz.
Sonra, varsa ona da küfredersiniz.
Sizin gibi olanlarla bir araya gelir polisten dayak ve gaz yersiniz.
Çok da fena değilmiş canım deyip devam eder yahut bir daha mı gösteri dersiniz.
Devam ederseniz sizin gibilerle tanışır kalabalıkları büyütür artık zaman zaman barikatları aşacak kadar kalabalık ve kararlı olursunuz.
Bir gün “Ölümden öte köy mü var?” dediğinizde sık sık işlerin rengi değişmeye başlar.
Ondan sonra bir bakmışsınız “protestokolik” olmuşsunuz. Size çapulcu derler artık.
Siyasetten umudu kestiğinizde olacaklar buna benzer. Hiçbir iktidar herkesin bu ruh haline girmesini istemez.
Bu nedenledir ki muhalefet partileri vardır. Aşağıdan gelen, milyonları sokağa dökebilen lider yahut partilere halen bir nebze inanılabilir. Ama onlar hapis ve kapatma gibi risklere açıktır her zaman. Bu riskleri önlemek için çalışmalısınız. Protestolar bunlara yönelik olmalı. Evet belki de aylarca sürmeli demokratik itirazlar. Ama artık soğan ve sarımsakları tanıdınız ayırt edebilirsiniz.
Yine de unutmayın çoğalmaya bakın sayınız en büyük avantajınızdır. Emr-i Hakk diye bir şey vardır. İktidarların her zaman iç kavgaları vardır. Genellikle otoriter iktidarlar bu iç kavgalarla verdikleri açıklar sonunda giderler. Bazen olağanüstü büyük hatalar yaparlar ve onların sonucunda ayakları kayar. Yani giderler. Yani bir gün mutlaka giderler.
Ne yazıktır ki gelen kısa sürede gidenlere benzeyebilir. Esas göreviniz mevcudu götürmekten çok götürürken bir daha aynı delikten ısırılmamak için oluşan muhalefet ağını dağıtmamaktır. Enseyi karartmayın karşınızdakiler de insandır. İktidarın körleştirdiği insanlar. YENECEKSİNİZ!
İlginizi Çekebilir