Sanayisizleşme, kayıt dışılık, Papa!
EKONOMİTürkiye ise tam gaz anayasa değişikliği ve sonsuza kadar Erdoğan yönetimine doğru hızla ilerliyor. Önce Apo şimdi Papa. Son bir yılda iktidarın 180 derecelik keskin konum değişikliğinin başka açıklamasını bulmakta zorlanıyorum. Ülke kayıt dışı ekonomi, biten tarım, sanayisizleşme, yüksek faizli borç sarmalında boğuşurken gündem sürekli değişiyor.
Dünyadan; Bir önceki hafta piyasalarda balon oluştu, jeopolitik riskler arttı, yılsonu pozisyon kapamalar başladı, Fed faiz indirmeyecek, artan Japon faizleri söylentileri ağır basmıştı ve piyasalar zevksizleşmişti.
Bu hafta tam tersi oldu, Fed’in faiz indireceği, jeopolitik risklerin azaldığı söylentileri ağır bastı ve bir önceki moral bozukluğu kar realizasyonu olarak değerlendirildi. Her zaman yazdığım gibi para ağaları algıyı oluşturuyor, parayı vuruyor, tahminde bulunmak da fakirlere kalıyor. Balon var mı yok mu, ben kararsızım doğrusu. Balonu ağalar patlatınca olup olmadığını anlayacağız.
Fed yetkili ağızlarından gelen “bu ay faiz indirimi var” imaları, %30 olan Aralık ayında faiz indirimi beklentisini %80 seviyelerine çıkardı. Ukrayna, ABD nin barış şartlarını kabul etti, Rusya çok ılımlı karşıladı. Şimdilik bu risk de azaldı.
Çin ve Japonya arasındaki gerginlik devam ediyor. Japonya, Tayvan’a olabilecek bir saldırı karşısında askeri müdahaleden bahsetti. Çin, Japonya’ya seyahat, Japon filmi seyretme, Japon deniz ürünlerine ithalat yasağı getirdi. Şimdilik tatlı tatlı cilveleşiyorlar.
Türkiye’den; Ülkede inanılmaz artan gayri resmi ticaret ekonomiyi ayakta tutuyor. Son on yılda faturasız işlem patlamış durumda. Karadeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu’da faturanın ne olduğunu bilmeyenlerin olduğundan şüpheleniyorum. 2008 Mortgage krizi dünyayı vurduğunda Türkiye’yi teğet geçmesinin bir nedeni yüksek kazanç ile ülkeye gelen yabancı ise, diğeri gayri resmi ciroydu. O tarihten beri ekonomist olup ülkeyi yönetenler dünyanın aksine olan her şeyi yaptılar; hatta yapılmaması gereken her şeyi yaptılar ama ekonomi kayıtdışı sayesinde ayakta kaldı ve kalmaya devam ediyor. Tabi bu arada kayıt dışı giderek artıyor. Poşetlerle para taşımanın dayanılmaz yalnızlığı çoğalıyor.
Tarım bitti, bundan sonra geri dönmek çok zor. Bugün tarıma geri dönüyorum desen sanırım ilk meyvesini 30 yıl sonra alırız. Dönmek isteyen, tarımı umursayan da yok gerçi. Son üç yıldır ise sanayisizleşmeye doğru koşar adım gidiyoruz. Kapanan, iflas eden, sektörden çekilen firmalar dayanılmaz ölçü de arttı. Geride kalanlar hızla küçülüyor. Küçülen firma ilk önce personel çıkarıyor, çıkan personel yüzünden talep düşüyor, talep düşünce üretim biraz daha düşüyor. İktidar bunu talebi kısarak enflasyonu düşüreceğiz diye pohpohluyor. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı Kasım ayında yüzde 74,4 oldu. Emek-yoğun sektörler dışında dipten bir toparlanma var. Günü kurtarma bu, başka şekilde okumamak gerekiyor bence.
Tarım ve sanayi olmayınca, üretemeyince, borçlanıyoruz. Kamunun faiz yükü artıyor. Geçen hafta okumuşsunuzdur. Kamu aldığı 20 milyar TL için sadece faizi olarak 260 milyar TL ödeyecek. 2018 yılından beri daha çok borçlanıp daha yüksek faize razı geliyoruz. Son dört yılda ödenemeyecek faiz yükü altına girdik.
Türkiye ise tam gaz anayasa değişikliği ve sonsuza kadar Erdoğan yönetimine doğru hızla ilerliyor. Önce Apo şimdi Papa. Son bir yılda iktidarın 180 derecelik keskin konum değişikliğinin başka açıklamasını bulmakta zorlanıyorum. Ülke kayıt dışı ekonomi, biten tarım, sanayisizleşme, yüksek faizli borç sarmalında boğuşurken gündem sürekli değişiyor. Yeni gündem Papa. Vallahi çok korkuyorum Türkiye için. Yangın bacayı sarmış hep birlikte saçımızı tarıyoruz.
TCMB yıl bitmeden 100 veya 150 baz puan indirmeye hazırlanıyor. Uluslararası kurumlar, bankalar gaz vermeye devam ediyor. Türkiye, rantiyeci için halen deli kazanç sağlayan bir ülke. Kurumlarda TL de kalmayı öneriyor. Enflasyon beklentileri 2025 sonu için %32, 2026 sonu için %20. TCMB’nın 2026 yılı sonuna kadar politika faizini %25,5 seviyesine çekmesini bekliyorlar. Olur mu? Olur. Rantiyeciler para kazansın diye bu senaryo tutmalı zaten. Ya Türkiye ya vatandaş. Eee! Bu konuyuda uluslararası kuruluşlar dert etmeyecek tabi, orasını Türkiye vatandaşları düşünecek.
21 Kasım 2025 TCMB ve BDDK verileri;
Yabancı Portföy; Hissede ilgili hafta 72 milyon dolarlık, tahvilde 240 milyon dolarlık alış var. Yılbaşından bu yana hissede 1,5 milyar dolar, tahvilde 2 milyar dolar, toplamda 3,5 milyar dolarlık alış var. 2024 kadar olmasa da yabancı girişi devam ediyor.
DTH; Bir önceki hafta toplamda 3,6 milyar dolar artış vardı, ilgili hafta 2,6 milyar dolar azalış var.
TCMB rezervler; İlgili hafta brüt rezervlerde sert azalış olmuş. 7 milyar dolar azalmış. Net rezervler ve swapsız net rezervler ise 3 milyar dolar civarında ekside.
Krediler; Kredi hacimlerinde daralma olan haftayı geride bırakmışız. Ortalama üç aylık mevduat, ticari kredi faizleri ve bireysel kredi faizlerinde kayda değer bir değişiklik yok. Kredi halen çok ama çok pahalı.
Piyasalar;
Dünya emtia endeksi; Yükseliş devam ediyor. 109 puanı destek yapmayı becerebilecek mi bakalım? Bu hafta destek 109 puan, direnç 111 puan.
Dolar/TL; Üç hafta önce; “Kasım sonunu 42,90 civarında bitirmesine izin verecekler gibi” tahmininde bulunmuştum ama ayı 42,50 seviyesinden bitirttiler. Doların Kaım ayını diğer paralar karşında da düşürerek bitirmesi destek oldu tabi.
Eur/Usd; 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Görüntü henüz Euro lehine dönmemiş ve Euro kazancı realizasyonu bitmemiş gibi. Bu hafta 1,1660 direnç, 1,15 destek.
ABD 10 yr tahvil; Haftayı %4,02 seviyesinden kapadı. %3,91 hedefim devam ediyor.
Dolar endeksi; “FED faiz Aralık ayını pas geçecek” beklentisi tersine dönünce 99,50 puana kadar gevşedi. Üstüne atamazsa gevşeme devam eder. İlk destek 98,50 puan.
Bist100; Dünya hisse borsaları bir öceki haftayı “balon çok şişti, patlayacak” diyenlerin etkisi ile kapatırken geçen haftayı da “boğa piyasasının ortasındayız” diyenlerin etkisi ile kapattı. Tüm dünya hisse borsaları düştükleri yere geri döndü neredeyse.
Türkiye borsası sakin, hacimsiz ve zevksiz. Bu haftayı 10800 puanın üstünde kapatmaya çalışacaktır. Ben halen ucuz kaldığını ve 2026 yılı ile bir alış geleceğini düşünüyorum. Dolar bazında Aralık ayı desteği olan 2,42 oldukça kuvvetli hale geliyor. 2,60 direnç olur sanırım. Yılsonu yeni pozisyon açılımı olmayacağından ayı 2,40 ile 2,50 dolar arasında kapaması daha yüksek olasılık gibi duruyor.
Altın ons; 4000, 3850 dolar destek, 3450 dolar ise çok kuvvetli destek. 4390 dolar direnç.
Gümüş; Şubat 2026 hedefim 79 dolardı ama, öncesinde biraz daha gevşeme veya yatay hareket bekliyordum. Geçen hafta yeni tarihi zirve yineledi. Haftayı ve ayı sert yükseliş ile kapadı. Normalde hareketin devam etmesi gerek ama 48 ile 49,50 dolar arasına düzeltme yapma olasılığı halen var.
Bitcoin; Geçen hafta; “beklediğim düzeltmeyi yaptığını artık, bir kaç hafta 83 bin dolar ile 93 bin dolar arasında oyalanabileceğini” yazmıştım. Bu tahminimi sürdürüyorum ama zaman zaman 109 bin dolar ile 83 bin dolar arasında dalgalanma olabilir. Bir kaç aylık yataydan sonra düşme olasılığını daha yüksek görüyorum.
İlginizi Çekebilir