Proaktif istihbarattan operasyonel gerilime
SİYASETYalova hadisesi, Türkiye’nin terörle mücadelesinde dönüm noktası olmaktan ziyade, mevcut stratejinin sınırlarını ve kırılganlıklarını ifşa eden bir ayna vazifesi görmüştür. IŞİD-Horasan’ın yerel yeniden yapılanması, yalnızca istihbarat ve operasyonel üstünlükle değil; aynı zamanda ideolojik karşı-narratif üretimi, toplumsal bütünleşme ve adli süreçlerin tutarlılığıyla bertaraf edilebilecek bir tehdit profili çizmektedir. Bu bağlamda, gelecek dönem stratejisi, reaktif operasyonların ötesinde, radikalleşme zincirinin en erken halkalarını hedefleyen bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Üç şehidin kanı, yalnızca bir kayıp değil; aynı zamanda güvenlik devletinin meşruiyetini, etkinliğini ve ahlaki sınırlarını yeniden düşünmeye davet eden bir çağrıdır.
Türkiye’nin terörle mücadele rejiminde Yalova hadisesi, 29 Aralık 2025 tarihinde cereyan eden ve üç emniyet mensubunun şehadetiyle sonuçlanan çatışma, post-konvansiyonel tehdit algısının keskin bir tezahürü olarak tarihe kaydedilmiştir. Bu olay, IŞİD’in (DEAŞ) Türkiye topraklarındaki yeniden yapılanma kapasitesini, Horasan Vilayeti uzantısının yerel hücreler vasıtasıyla yarattığı hibrit risk matrisini ve güvenlik bürokrasisinin proaktif müdahale sınırlarını aynı anda görünür kılmıştır.
Operasyonel Matris ve Taktiksel Çerçeve
Yalova’nın Elmalık köyü civarındaki hücre evine yönelik baskın, MİT-Emniyet koordinasyonunun uzun soluklu bir izleme sürecinin nihai çıktısı olarak tasarlanmıştır. Gece saat 02.00’de başlayan müdahale, şüphelilerin direnişiyle yaklaşık yedi saatlik bir ateş çatışmasına evrilmiş; bu süre zarfında özel harekât unsurları, evde barındırılan beş kadın ve altı çocuğun can güvenliğini gözeterek hassas bir angajman kuralı uygulamıştır. Çatışmanın bu denli uzaması, örgütün “insan kalkanı” taktiğinin varyantını işaret etmekte; aynı zamanda güvenlik güçlerinin meşruiyet ve insan hakları yükümlülükleri arasındaki gerilimi somutlaştırmaktadır.
Üç emniyet mensubunun –İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit– şehadeti, sekiz polis ve bir bekçinin yaralanmasıyla birleştiğinde, operasyonel maliyetin yüksekliği apaçık ortaya çıkmıştır. Altı teröristin ölü olarak etkisiz hâle getirilmesi ise, hücrenin silahlı direniş kapasitesinin, yalnızca reaktif değil aynı zamanda eğitimli ve motive bir yapıya işaret ettiğini doğrulamaktadır. Ele geçirilen dijital materyaller, lojistik kayıtlar ve iletişim izleri, örgütün yılbaşı dönemi gibi sembolik-kalabalık hedeflere yönelik planlarının somutlaştığını göstermektedir.
IŞİD-Horasan’ın Yerel Yeniden Konfigürasyonu
2025’in son çeyreğinde gözlemlenen IŞİD-Horasan (ISKP) uzantısının Türkiye’deki yeniden örgütlenme dalgası, klasik “uyuyan hücre” modelinden ziyade, ailevi-toplumsal gömülme stratejisine dayalı bir morfoza işaret etmektedir. Yalova hücresinin Türk vatandaşı mensuplardan oluşması, örgütün ideolojik sızma ve radikalleşme süreçlerini yerelleştirdiğini; bir kısmının daha önce yargı süreçlerinden geçip tahliye edilmiş veya beraat etmiş olmaları ise, adli denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda yapısal sorgulamaları kaçınılmaz kılmaktadır.
Örgütün bu coğrafyada tercih ettiği kırsal-kentsel ara zonlar –Yalova gibi İstanbul’a yakın, lojistik avantajı yüksek yerleşimler– stratejik bir adaptasyonun ürünüdür. Bu tercih, büyükşehirlerdeki yoğun gözetim ağından kaçınmayı, aynı zamanda hızlı intikal ve eylem kapasitesini muhafaza etmeyi amaçlamaktadır. Hücrenin yılbaşı kutlamalarına yönelik eylem hazırlığı istihbaratı, örgütün sembolik şiddet repertuarını koruduğunu ve kamuoyunda yarattığı korku etkisini psikolojik harp aracı olarak kullanmayı sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
İstihbarat-Siyaset-Güvenlik Üçgeninde Dönüşüm Dinamikleri
Son bir ayda ülke genelinde 15 ilde 108 adrese uzanan eşzamanlı operasyonlar silsilesi, tehdit algısının ölçeğini ve devletin buna karşılık ürettiği kapasiteyi göstermektedir. Yalova olayı, bu geniş ağın en yüksek maliyetli düğüm noktası olmuş; aynı zamanda istihbarat başarısının (hücrenin tespit ve izlenmesi) ile operasyonel risk yönetiminin (çatışma çıkması ve kayıplar) arasındaki gerilimi görünür kılmıştır.
Devletin terörle mücadele paradigmasında gözlemlenen dönüşüm, reaktif yaklaşımdan proaktif ve çok katmanlı bir modele evrilmektedir. Ancak bu evrilme, radikalleşmenin toplumsal kökenlerini –eğitim, ekonomik dışlanma, dijital propaganda kanalları– yeterince adresleyemediği ölçüde, yalnızca semptomları bastırmaya yönelik bir strateji riski taşımaktadır. IŞİD-Horasan’ın Türkiye uzantısının, Afganistan-Pakistan merkezli ideolojik çekirdekten bağımsızlaşarak yerel aktörler üzerinden özerk bir eylem kapasitesi geliştirmesi, klasik cihatçı ağların post-Kalıfalı dönüşümüne dair küresel bir paradigmayı yansıtmaktadır.
Toplumsal Travma ve Kolektif Bellek Üzerine Notlar
Üç şehidin naaşının kaldırıldığı anlar, yaralıların hastanelere sevk edildiği görüntüler, toplumun kolektif travma deposuna yeni bir katman eklemiştir. Bu tür olaylar, milli birlik retoriğini kısa vadede güçlendirse de, uzun vadede radikalleşme karşıtı toplumsal bağışıklığın inşası için daha derin müdahaleleri zorunlu kılmaktadır. Eğitim müfredatından dijital okuryazarlığa, sosyal uyum politikalarından aile içi radikalleşme izleme mekanizmalarına uzanan bir yelpazede, yalnızca güvenlik odaklı değil aynı zamanda önleyici sosyo-kültürel stratejilerin aciliyeti belirgindir.
Yalova hadisesi, Türkiye’nin terörle mücadelesinde dönüm noktası olmaktan ziyade, mevcut stratejinin sınırlarını ve kırılganlıklarını ifşa eden bir ayna vazifesi görmüştür. IŞİD-Horasan’ın yerel yeniden yapılanması, yalnızca istihbarat ve operasyonel üstünlükle değil; aynı zamanda ideolojik karşı-narratif üretimi, toplumsal bütünleşme ve adli süreçlerin tutarlılığıyla bertaraf edilebilecek bir tehdit profili çizmektedir. Bu bağlamda, gelecek dönem stratejisi, reaktif operasyonların ötesinde, radikalleşme zincirinin en erken halkalarını hedefleyen bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Üç şehidin kanı, yalnızca bir kayıp değil; aynı zamanda güvenlik devletinin meşruiyetini, etkinliğini ve ahlaki sınırlarını yeniden düşünmeye davet eden bir çağrıdır.
İlginizi Çekebilir