© Yeni Arayış

Özel ve Kılıçdaroğlu’na çağrı

Görünen o ki, halef-selef olan iki lider, birbirleri ile böylesine önemli bir konuyu yani Erdoğan’ın siyasi mühendislik projesini konuşamayacak kadar mesafeliler. Ya ciddiye almıyorlar ya önemsemiyorlar ya da birbirleri ile gerçek konuşamayacak kadar uzaklaşmışlardır. Ama bir araya gelerek bir anlamda parti içi iç cepheyi güçlendirmeleri mutlak butlan riskini siyaseten azaltabilir. Birlikte verecekleri ortak mesaj, fotoğraf, olası mutlak butlan kararını siyaseten boşa düşürecek bir yol haritası, CHP üzerine planlanan siyasal mühendisliği siyaseten etkisizleştirebilir. Sonuçta mutlak butlan kararı da değil hukuki gerekçesi olsa da siyasi bir karar olacaktır.   

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan sosyal medyada bir mesaj yayınladı. Mesaj; “Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefete kavuşacak.” şeklinde idi.

Erdoğan bu paylaşımını, muhtemelen AK Parti Genel Başkanı kimliği ile yaptı.

Nitekim, pek çok siyasetçi ve yorumcu, Erdoğan’ın bu paylaşımını CHP’nin 38. Olağan Kurultay ile ilgili istinaf mahkemesinde olan “mutlak butlan” davasının, mevcut yönetim aleyhine sonuçlanacağı yönünde yorumladı.

Ki Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olduğu günden itibaren bu olasılık Ankara kulislerinde yüksek sesle konuşulmaya başlanmıştı.  

Olası bir mutlak butlan kararı ile 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen ve Özgür Özel’in Genel Başkan seçilmesi ile sonuçlanan seçim yok sayılacak ve hukuki olarak önceki yönetim tekrar göreve gelecek.

Aradan geçen bunca zamana, gerçekleşen 39. Olağan Kurultay’a rağmen, önceki yönetimin bu görevi kabul etmesi açıkçası kabul edenler açısından siyaseten büyük bir hayal kırıklığı olur.

GERÇEKTEN SORUN PARTİYİ KAYYUMA BIRAKMAMAK MI?

Olası bir mutlak butlan kararı sonrasında görev önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine verilecek. Kılıçdaroğlu görevi kabul etmesi, her şeye rağmen kendisine insani olarak da saygı duyanlar açısından hayal kırıklığı olacağı açıktır.

Ancak kendisinin bu konu bağlamında gerekçesi var ve bunu da mutlak butlan davasının konuşulduğu dönemde; mealen görevi kabul etmezsem partiye kayyum atanır ve ben bunu istemem diye açıklama yapmıştı.

Diğer yandan Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresi kulislerde onun, 38. Olağan Kurultay’da “şaibe” olduğu yönünde düşüncesinin olduğunu ifade ediyorlar.

Böyle bile olsa bu aşamada gerçekten sorun ya da öncelik partiyi kayyuma bırakmamak mıdır yoksa böyle bir seçeneği (mutlak mutlan) siyaseten bertaraf etme yönünde adım atmak mıdır?

Bu sorum sadece önceki lider Kılıçdaroğlu’na değil şimdiki başkan Özel’edir.

Bu açıdan her iki lider de tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır.

SADECE KAZANMAK DEĞİL CHP’Yİ DE BÖLME PLANI

Çünkü şu çok açık; Erdoğan bir sonraki seçimde sadece ve sadece kazanmak istiyor. Ve bunun için de karşı karşıya olduğu tüm riskleri en aza indirmek istiyor.

Dahası Erdoğan’ın kazanmak istediği sadece Cumhurbaşkanlığı değil partisi AK Parti’nin de Meclis’te açık ara çoğunluğu kazanmasını en azında Anayasa değiştirecek bir ittifak çoğunluğu elde etmek istiyor.

Nitekim Erdoğan karşısında olası güçlü cumhurbaşkanı adaylarını yargı yoluyla tasfiye ile karşı karşıyalar.

İBB Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali de, merkezine konumlandırılan İBB Davası da bunun için. Yine Yavaş’a yönelik soruşturma izni verilmesi de. Hatta Özel’in dokunulmazlığının kaldırılması konusunda yazılan yazıların amacı da bu.

MUTLAK BUTLAN İLE HEDEFLENEN PARTİYİ BÖLMEK

Mutlak mutlan ile hedeflenen de, CHP’yi bir anlamda ikiye bölmek ve yüzde 30-35 bandında yerleşen oyları dağıtmak. Bölünmüş bir CHP ile bunu başarmak zor olmasa gerek. 

Hedeflenen bölünmüş CHP'nin bir parçasının "Yerli ve Milli" yani Erdoğan'ın ifade ettiği haliyle "Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefet" partisi olacak. Diğeri ise mevcut CHP siyasetini taşıyacak bir part. 

Böylece genel seçimde muhalefetin zayıflaması ve partisinin ve Cumhur İttifakı’nın milletvekili sayısı olarak daha güçlü olmasını sağlamak.

Erdoğan/iktidar bloku ve ideolojik aygıtları bunu başarmak için hem siyasi hem de hukuki hem de algı makinalarının sonuna kadar çalıştıracaklardır.

KILIÇDAROĞLU VE ÖZEL’E DÜŞEN SORUMLULUK

İşte, CHP lideri Özgür Özel’in de, önceki lider Kılıçdaroğlu’nun da görmesi -ki görmemeleri imkansız-gereken siyasi gerçek bu. Ve iki liderin bu gerçeği veri alarak geç olamadan durum değerlendirmesi yapmaları gerekiyor.

Görünen o ki, halef-selef olan iki lider, birbirleri ile böylesine önemli bir konuyu yani Erdoğan’ın siyasi mühendislik projesini konuşamayacak kadar mesafeliler. Ya ciddiye almıyorlar ya önemsemiyorlar ya da birbirleri ile gerçek konuşamayacak kadar uzaklaşmışlardır.

Belki de onların yapmadıklarını parti büyükleri devreye girerek sağlayabilir, sağlamalı da.

Sonuç olarak iki liderin bir araya gelerek bir anlamda parti içi iç cepheyi güçlendirmeleri mutlak butlan riskini siyaseten azaltabilir. Birlikte verecekleri ortak mesaj, fotoğraf, olası mutlak butlan kararını siyaseten boşa düşürecek bir yol haritası, CHP üzerine planlanan siyasal mühendisliği siyaseten etkisizleştirebilir. Sonuçta mutlak butlan kararı da değil hukuki gerekçesi olsa da siyasi bir karar olacaktır.   

Adım atıp, atmamak liderlerin elinde. Ama şunu unutmamaları gerekiyor ki, mutlak butlan ile kazanan Erdoğan, kaybedecek olan ise sadece CHP olmayacaktır. 

Dahası velev ki, mutlak butlan olasılığı ciddi olmasın. Bu yine de iki liderin bir araya gelmesine engel olmamalı. 

Bu açıdan tarih bu iki lidere önemli bir sorumluluk yüklemektedir.

Ve adım atan kazanacaktır.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER