Medeniyet ve zihniyet olarak Newroz
SİYASETNewroz, hayatı savunan bir medeniyet çağrısıdır. Newroz zihniyeti, despotizme karşı katılımı ve demokrasiyi, dogmatizme karşı eleştirel aklı, inkâra karşı kültürel çoğulluğu, şiddete karşı barışı ve ölüme karşı yaşamı savunmaktadır. Newroz, yalnızca bir bayram veya mitoloji değildir. Newroz, hümanist felsefedir, etik duruştur ve varoluş deklarasyonudur. İnsan, Newroz’da sadece kutlama yapmamaktadır. İnsanın kendini, başkalarını, doğayı ve dünyayı yeniden kurmasının adı, newroz zihniyeti ve medeniyetidir.
Newroz, yalnızca bir mevsim dönüşümü ya da folklorik bir kutlama değildir. Newroz, hayatın baskıya rağmen yeniden filizlenme iradesidir. Donmuş olanın çözülmesi, susturulanın ses kazanması, bastırılanın ateş etrafında yeniden canlanmasıdır. Newroz, hayat merkezli bir maneviyatın, özgürlükçü bir ahlakın ve çoğulcu bir siyasetin simgesidir. Newroz’u anlamak, yalnızca bir halkın tarihini değil, insanın kendini kurma kudretini anlamaktır.
Newroz, uzak çağlara ait bir mitoloji olmanın ötesinde ontolojik derinliğe sahip bir varoluş zihniyetidir. İnsanın asli görevi, varoluşunu gerçekleştirmektir. İnsan, önceden belirlenmiş bir hakikatin taşıyıcısı ve kölesi değildir. İnsan, kendi anlamını ve amacını kuran bir varlıktır. Newroz, oluşun yoğunlaştığı, kararın kaçınılmaz hale geldiği tarihin kırıldığı andır. Newroz, bu anlamda bir varoluş anıdır. Newroz, insanın korkuya, baskıya ve dayatılmış kimliklere rağmen kendini yeniden seçmesidir. Ancak bu seçim, aynı zamanda bir sorumluluktur. İnsan özgür olmaya mahkûmdur ve bu özgürlük, başkalarının özgürlüğünü tanımadan tamamlanamaz. Newroz’un ateşi, bu yüzden yalnızca bir itiraz ve isyan değil; aynı zamanda etik bir yükümlülüğün de sembolüdür.
Newroz etiği, insanı “amaç olarak görme” ilkesiyle ve değeriyle derinleşmektedir. İnsan, hiçbir ideolojinin, hiçbir devletin, hiçbir dogmanın aracı değildir. Newroz’un çoğulcu dünyası, insan onurunu merkeze alan bir hümanist kamusal akıl talebidir. Demokrasi de tam burada anlam kazanmaktadır. Demokrasi, yalnızca bir siyasal yönetim biçimi olarak değil, özgür ve eşit bireylerin birbirlerinin varoluşunu tanıdığı bir yaşam formu olarak değerlidir ve derindir.
İnsanlığın çoğulculuğu her zaman tehdit altındadır. Dogmatizm, tek doğru dayatarak insanı daraltmaktadır. Despotizm, korku üzerinden itaat üretmektedir. Hegemonik güçler, dili bozarak hakikati çarpıtırlar, hafızayı silerek insanı köksüzleştirirler. Newroz, hegemonik güçlerin bütün iğfallerine karşı gerçekleştirilen bir hafıza ve hakikat direnişidir. Ateş, yalnızca karanlığı değil, unutmayı da dağıtır.
Newroz direnişi ve dirilişi, eleştirel bilincin ürünüdür. Newroz zihniyeti, insanı edilgenlikten çıkarıp düşünmeye zorlar. Newroz, insanı kendi tarihinin öznesi olmaya çağırır. İnsan, baskıya rağmen sevme ve yeniden kurma kudretine sahiptir. Newroz zihniyetinin özü, umudu eyleme dönüştürmektir.
Dil, hafıza ve kimlik, özgürlüğün ayrılmaz parçalarıdır. Newroz, inkâra karşı varoluşun, suskunluğa karşı sözün, asimilasyona karşı hafızanın direnişidir. Bir toplumun kendini ifade edebilmesi ve varolması, onun insanlık onurunun temelidir.
Hegemonik ve kolonyalist güçler, tahakküm için her şeyi araçsallaştırırlar. Hegemonik güçler için, din, milliyet, erkeklik, ırk, tarih, eğitim, medya kısacası her şey bir tahakküm aracıdır. Hegemonik güçler, insana tahakküm etmek için insanı hep tek boyutlu hale getirirler. Tek boyutlu insan, köleleştirilmiş ve ahmaklaştırılmış insandır. Newroz, bu tek boyutluluğa ve apatallaştırmaya karşı çok boyutlu bir yaşam çağrısıdır. Newrozun çağrısı şudur: Eğlenmek, direnmek, düşünmek, düşlemek, duygulanmak, duyarlı olmak ve umut etmek aynı anda mümkündür.
Özgürlüğün çoğulcu ruhu vardır. Rosa Luxemburg’un dediği gibi, özgürlük, farklı düşünenin hakkıdır. Özgürlük ertelenemez. Demokrasi, ancak farklılıkların tanındığı bir zeminde gerçekleşir. Demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı birlikte düşündüğümüz zaman ortaya olgunlaşmış, yaratıcı, demokratik bir sosyal ve siyasal kültür çıkmaktadır. Bir olgunluğa taşır. Newroz zihniyetinde barış, zayıflık değildir. Barış, en yüksek cesaret biçimidir.
Newroz’un varoluşçu enerjisi vardır. Tüm zorluklarıyla birlikte hayata radikal ve sahici anlamda evet demenin sembolü, Newroz ateşidir. Newroz, acıyı inkâr etmeden neşeyi savunur; yıkımı görmezden gelmeden yeniden doğuşu mümkün kılar.
Newroz, sömürgeleştirilmiş benlikten kurtuluştur. Özgürlük, politik, psikolojik ve varoluşsal bir yeniden doğuştur. Newroz, aşağılanmışlığın aşılması, insanın kendine geri dönmesi ve yeniden insanlaşmasıdır.
Newroz, hayatı savunan bir medeniyet çağrısıdır. Newroz zihniyeti, despotizme karşı katılımı ve demokrasiyi, dogmatizme karşı eleştirel aklı, inkâra karşı kültürel çoğulluğu, şiddete karşı barışı ve ölüme karşı yaşamı savunmaktadır. Newroz, yalnızca bir bayram veya mitoloji değildir. Newroz, hümanist felsefedir, etik duruştur ve varoluş deklarasyonudur. İnsan, Newroz’da sadece kutlama yapmamaktadır. İnsanın kendini, başkalarını, doğayı ve dünyayı yeniden kurmasının adı, newroz zihniyeti ve medeniyetidir.
İlginizi Çekebilir