© Yeni Arayış

Kur artar mı, artsın mı?

Filozof Herakleitos’un dediği gibi aynı ırmakta iki defa yıkanılmaz. Bununla beraber kur faiz enflasyon üçlüsünün makro ekonomik istikrar için bu sırayla düzelmesi gereği de yukarıda belirttiğimiz ekonominin fizik kuralları arasında yer alıyor. Ancak fizikte NŞA diye bir şey var. Yani Normal Şartlar Altında şu kadar atmosfer basıncı vesaire diye gider ya o hikaye. 2000’lerin başında iyi kötü demokrasi, seçimlere seçilene saygı, hukukun siyasetle ilişkisinde bir düzey vardı. Bu gün bunlarda çok geri gidildi. Türkiye ekonomisi bu yüzden düzelmiyor zaten. Dolayısıyla kur artsın da ekonomi dengelensin demek grafikte bizi yeni bir döngüye ve 8 yıl geriye götürecek. Ancak ekonominin politik boyutunu gözünü kapayanlar da politik baskıların işi ne kadar bozduğunu anlamak zorunda.

2021’in son ayları yani Türkiye’nin son majör kur artış zamanında Bankadaki son yılbaşını geçiriyordum.

2018’de yani al papazı ver papazı kur krizinde ise son atandığım Şube’deki ilk yazımı idrak ediyordum.

Ondan önceki kur krizinde yani 2001 krizinde ise Bartın Şubesinde teftişte idim.

2002’de Genel Müdürlük kredi tahsis biriminde 5 yıl vadeli kur projeksiyonlarımız 2004’de TL’den sıfır atılmasına uzanan istikrar dönemi sonrasında 14 yıl boyunca TL’nin değer kaybının yaklaşık 3 kat seviyesinde gerçekleşmesiyle kenara atıldı. 2018’den bu zamana ise bu oran yani kurdaki değer kaybı 10 kata yaklaştı.

2018-2026 dönemi 2004-2018’e göre kur artışı açısından yaklaşık 40 yıla tekabül eder. Yani 2018’e kadar devam eden istikrar süreci aynı şekilde devam etseydi mevcut 45 TL/Dolar kuru için normal şartlarda 2058’i beklememiz gerekirdi.

Pırıldayan göz Nebati bey ve Yeni Şafak isimli mevkutenin kalemşörlerinin faiz sebep enflasyon sonuç vaazları ile zamanda yolculuk kısmet oldu. 2026’da 2058 tadında döviz kuru ile müşerrefiz.

Bugünlerde enflasyona nazaran kur artışını beğenmeyenler, Trump’un dünya ekonomisine yaptığı suikasti de dikkate alarak bu terazi bu sikleti çekmez deyip kurda artış, patlama, zıplama, devalüasyon, evalüasyon, artış bekliyorlar.

Malum ülkemizin ana ekonomik politkası Makro ihtiyati çerçeve olduğu için İhtiyatlılık milli sporumuzdur. Ekonomistlerin kur/enflasyon makasına bakarak ve dünyadaki politik-iktisadi verileri irdeleyerek bu ihtiyatlı yaklaşımı göstermeleri şaşırtıcı değil.

Makro İhtiyati önlem denen şeyin dünyadaki anlamı Babacan-Şimşek okulunun ortaya koyduğundan çok farklı. Finansal sistemin ve “Consctructionomy” nin yada “İnşatisat”ın çıktısı ve temel paradigması Makro İhtiyati önlemdi. Buna göre devlet maliye ve para politikasındaki alanını Bankacılık sistemini kanırtarak ve mengenede engizisyon papazı modunda gererek artırabilirdi.

Kamu Bankalarına sermaye enjeksiyonunun ise 50 tonu vardı. Sermaye bittikçe basılacak bir tulumba idi.

İktisadi kavramların böylesine çarpıtıldığı ekonomik sistemlere kısaca kumanda ekonomisi deniyor ve çoğunlukla Sovyet blokunda görülüyor.

Türkiye ise tabii ki merkezi planlamaya dayanan bir doğu bloku ülkesi değil. Durum bu olunca bir yandan temel piyasa mekanizmaları işler gibi görünmek zorunda. Ana konuyu dağıtmak tabii ki istemiyorum. Bununla beraber bu konunun da altını çizmediğimiz zaman konu tam anlaşılmıyor.

Kumanda ekonomisine yakınsayan model içinde yaşamak ise sizi iktisadın temel kurallarından kurtarmıyor. İktisat kuralları da politik iktisata dair temel rezervlerimizi saklı tutmak kaydıyla özünde fizik kurallarından farklı değildir.

5. kattan tepe üstü atladığınızda olacaklarla faiz sebep enflasyon sonuç dediğinizde olacaklar arasında fark yoktur. Her ikisi de sizin çakılmanıza yol açar ve bunun hangi tür fikri, dini, uhrevi yerli ve de milli bakışlara sahip olduğunuzla alakası yoktur.

O zaman baştaki yani başlıktaki soruya geri dönelim. Bu sorunun cevabını aramak için 3 Silahşörlerin yani Faiz-Kur- Enflasyonun 2001-2025 dönemindeki seyrine bir bakalım.

Kırmızı Kur artışının yıllım gelişimini, mavi enflasyon oranını, yeşil de politika faizini veriyor. Grafik Grok ürünü dolayısıyla mutlak rakamlara dair çok da takılmayalım. Ama ana trende yakından bakalım.

Kırmızının %20 sınırının altındaki yolculuğu enflasyondan önce faizden ise çok daha önce başlamış. Kur istikrara kavuşmuş, sonra enflasyon yola gelmiş en son yeşil faiz ben de oyundayım demiş.

Kurun kafasını 20 sınırının ardından kaldırması sonrası bir süre bekleyen yeşil mavi kardeşler koşarak onun yanına gelmiş tam 2000’lerin başı gibi onu tekrar geçmişler.

Zaten kur artsın, artmalı, artacak taraftarlarının baktığı da tam bu grafik. Kameralarının fokusunda 2024 sonrasındaki trend var.


Filozof Herakleitos’un dediği gibi aynı ırmakta iki defa yıkanılmaz. Bununla beraber kur faiz enflasyon üçlüsünün makro ekonomik istikrar için bu sırayla düzelmesi gereği de yukarıda belirttiğimiz ekonominin fizik kuralları arasında yer alıyor.

Ancak fizikte NŞA diye bir şey var. Yani Normal Şartlar Altında şu kadar atmosfer basıncı vesaire diye gider ya o hikaye. 2000’lerin başında iyi kötü demokrasi, seçimlere seçilene saygı, hukukun siyasetle ilişkisinde bir düzey vardı. (1) Bu gün bunlarda çok geri gidildi. Türkiye ekonomisi bu yüzden düzelmiyor zaten. Dolayısıyla kur artsın da ekonomi dengelensin demek grafikte bizi yeni bir döngüye ve 8 yıl geriye götürecek. Ancak ekonominin politik boyutunu gözünü kapayanlar da politik baskıların işi ne kadar bozduğunu anlamak zorunda.

 

İktisat kuralları ne kadar netse, onları bozan siyasi ve kurumsal zaaflar da o kadar vahim sonuçlar doğuruyor. 2001’den bugüne uzanan bu uzun maratonda gördük ki; kur istikrara, enflasyon disipline, faiz de akla döndüğü sürece yol alınabiliyor. Aksi takdirde aynı ırmakta defalarca yıkanıyor, her seferinde biraz daha yoruluyoruz.

Artık “yerli ve milli” fantezilerle değil, evrensel iktisat kurallarıyla ve sağlam kurumlarla oynamanın vakti geldi. Çünkü 5. kattan atlamak ile “faiz sebep enflasyon sonuç” demek arasındaki fark sadece lafta kalıyor; ikisi de yere çarpmakla bitiyor. Bundan sonrası, dersleri alıp almamamıza bağlı.

Mahkemelerin siyasete müdahale konusunda AKP’nin de mağdur olduğu bir döneme dair Yeni Arayışta yayınlanan bu çeviri yazıyı anımsamak lazım. Ama AKP maçı 2-0 dan 8-2 falan yaptı. Yeter. Fark daha açılmasın

https://www.yeniarayis.com/yazi/mahkemeler-demokrasiyi-nasil-baltaliyor-13209

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER