Hindistan-AB Serbest Ticaret Anlaşması ve Türkiye
EKONOMİTürkiye’nin aktif gündemi farklı. İç siyasete odaklanmış, başarısızlıkların tartışılmasının ve özellikle demokratik reflekslerin bastırıldığı günlerden geçiyoruz. Muhalefetin baskılar yüzünden içe dönük sorunlara odaklanmak zorunda kalması, ülke adına büyük bir talihsizlik olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de özellikle iş çevrelerinin AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşmasına verdikleri tepkinin, kuşkusuz haklı nedenleri olmalı. Bu nedenlerin başında imzalanan, STA’ nın, Gümrük Birliği nedeniyle, Türkiye’yi de uymak zorunda bırakması geliyor.
Son dönemde karşılaştığımız, siyasal gelişmelerin günübirlik bakış açısıyla yorumlanması, gerçeğin kavranmasında yetersiz kalabilir. Aslında İbni Haldun’un; ünlü “coğrafya kaderdir” saptamasının güncellendiği bir dönemi yaşıyoruz. Örneğin “Gümrük Birliğinin” bir adım ötesine yıllarca geçemediğimiz, AB ile on yıllardır süren, ilişkilerimizde gelinen son aşama.
Birlik ile ilişkilerimiz geçen ocak ayında Hindistan ile Topluluk arasında imzalanan, Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ile farklı bir aşamaya geldi.
Kamuoyuna yansıyan tartışmalar, gençlik günlerimi anımsattı. AB üyeliğine karşı çıkanların, “onlar ortak, biz pazar” sloganlarının atıldığı dönem, belleğimde yeniden canlandı. Dış İlişkilerdeki “sonsuza kadar süren, dostlukların değil, karşılıklı çıkar dengelerinin” kalıcı olduğu gerçeğini bir kez daha anımsatıyor.
Akdenizi, Egeyi, tarih boyunca uluslararası ticaret yollarının denetimini, Boğazların Dünya ticaretinde ve askeri stratejilerin belirlenmesindeki önemini, fark etmeyen kesimlerin; örtülü ya da açık biçimde karşı çıktıkları, AB üyeliğimiz Hindistan ile Topluluk arasında imzalanan STA ile yeniden gündemde.
Trump’ın seçilmesiyle başlatılan, MAGA projesinin salt askeri güce dayalı egemenlik alanları yaratma çabası, AB’yi alternatif aramaya yönlendirmiş olmalı..
Demokratların iktidarında yürütülen, AB’yi yeniden ABD nüfuz alanına alma çabalarını, bu kadar geç fark etmelerinin, ardındaki gerçek nedenleri araştırmayı bir yana bırakalım.
İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması, Almanya’da Merkel’in siyaseti bırakması ve Rusya’dan gelen, Kuzey Akımı doğal gaz hatlarının havaya uçurulmalarının, AB ekonomisindeki etkilerine kısaca bakmak, kısa da olsa bazı bilgilerin edinilmesinde yeterli olabilir.
AB Ülkeleri’nin çoğu bu hatların havaya uçurulmalarının ardından, geçen kısa sürede enerji ABD’nin doğal gazına bağımlı olmak zorunda kaldılar. AB Ülkeleri’nin aynı dönemde Ukrayna savaşı yüzünden, Rusya ile hasım haline gelişleri, Birliği alternatif arayışlarına itmiş olmalıydı.
ABD’nin AB ile ilişkilerinde belirlediği, yeni stratejisine İspanya dışında karşı çıkamayan AB ülkeleri, Çin ile ticari ilişkilerine alternatif geliştirmek zorunda kalacaklarını hissetmiş olmalılar. Daha önce Güney Amerika ülkeleri -Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay ve Venezuela – ile yapılan “Mercosur” anlaşmasının Uzakdoğu’daki benzeri Hindistan ile hayata geçirildi.
Hindistan’ın seçimi; özellikle İngiltere ve ABD’nin oluşturduğu, Anglo-Sakson İttifakının, Çin’in üretimini ülke dışına satmasını dengelemekte yeterli olacak mı? Şimdilik bilinmiyor.
Türkiye’nin aktif gündemi farklı.
İç siyasete odaklanmış, başarısızlıkların tartışılmasının ve özellikle demokratik reflekslerin bastırıldığı günlerden geçiyoruz. Muhalefetin baskılar yüzünden içe dönük sorunlara odaklanmak zorunda kalması, ülke adına büyük bir talihsizlik olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’de özellikle iş çevrelerinin AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşmasına verdikleri tepkinin, kuşkusuz haklı nedenleri olmalı. Bu nedenlerin başında imzalanan, STA’ nın, Gümrük Birliği nedeniyle, Türkiye’yi de uymak zorunda bırakması geliyor.
Hindistan’ın ürünleri anlaşmaya göre Türkiye’ye düşük tarifeli ya da gümrüksüz ithal edilebilecek. Aynı kural Türk ürünleri için de uygulanacağı için ilk bakışta sorun bulunmadığı izlenimi doğabilir. Ancak Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı pazarı, AB ülkelerinin oluşturdukları unutulmamalı. Tekstil üretiminde çok güçlü olan Hindistan’ın, kendi sanayi kuruluşlarının Mısır’a gidişine seyirci kalan, Türkiye’nin bu pazarda rekabet gücünü zorlayacağı çok açık.
Yakında Hint tekstil ürünlerinin, Tata marka otomobillerin ve Hint şirketlerinin üretimi yazılımların hayatımıza gireceğini göreceğiz.
Süreç içinde Hindistan ile ikili STA’ nın koşullarının görüşülmesi, şu anda güçlü bir olasılık gibi görünmüyor. Pakistan ile olan yakınlığımız nedeniyle, Hindistan’ın Türkiye’de yıllardır düzenlediği, geleneksel düğünleri bile iptal ettiği düşünülürse, en azından bu aşamada müzakere ortamının oluşması, kolay görünmüyor.
Türkiye bu aşamada Ticaret Yolları üzerindeki etkinliğini değerlendirmeyi, Çin’e karşı geliştirilmeye çalışılan, Hint-Avrupa Ticaret Yolu projesini gündemine almayı denemeli.
İlginizi Çekebilir