© Yeni Arayış

Ermeniyi dövdürmeyecektik!

“Ya sen nasıl Türksün, başka bir Türkün malını nasıl Kürt’e, Ermeni’ye yedirirsin” demiş ve adamları ile Türk’ü dövmeye başlamışlar. Kan revan içinde kalan Türk ile yerde yarı baygın yatan Kürt bir ara göz göze gelmişler. Kürt fısıldayarak, inler gibi; “Ermeni’yi dövdürmeyecektik” demiş.

Dünyadan; ABD de Kasım ayı istihdam beklentilerden bir tık olumlu geldi. Kapanma yüzünden zamanında açıklanmayan işsizlik verileri ise %4,6 ile Covid salgının en ağır döneminden bile yüksek geldi. Piyasa yine “Fed faiz düşürsün mü, düşürmesin mi” diye tartışacak. Fed faizinin %5 in üstünde olduğu zamanlara göre işsizlik artıyorsa bunun tek sebebi faiz olabilir mi gerçekten?! Yoksa Trump’ın “ben, yaptım; oldu” siyasetinin dünyanın tedarik zincirini sallmasından mı kaynaklanıyor?

Trump’ın Venezuela’daki uyuşturucu kartelleri bahanesiyle Venezuela’yı vurmaya hazırlanması ayrı dert tabi. ABD, Afganistan’a, Orta-Doğu ülkelerine götürdüğü barış ve demokrasiyi Venezuela’ya da taşımaya karar vermiş anlaşılan.

Geçen hafta Merkez Bankalarının faiz kararları vardı. İngiltere faizi 25 baz puan indirirken AB sabit bıraktı. Japonya ise 25 baz puan artırarak son 30 yılın en yükseği olan %0,75 puana yükseltti. Japonya faizinin dünya finans dünyasına bir etkisinin olması gerekiyor bence. 30 yıldır Cary trade dinledik; eğer bu doğru ise paranın Japonya’ya geri dönmesi gerek ya da yıllardır masal dinlemişiz demektir.

Türkiye’den; Maliye anlamında olumlu veriler geliyor. Merkezi yönetim bütçesi Kasım ayında 169,5 milyar TL fazla verdi. Ocak-Kasım döneminde 1 trilyon 271 milyar TL açık verdi. Aynı dönemde faiz dışı denge ise 666,7 milyar TL fazla verdi. Faizin ülkeye açtığı zarar başka nasıl gösterilebilir ki? Faiz gideri 2 trilyon TL. Abuk sabuk ekonomi politikaları ile su alan geminin deliklerini kapatmak için daha yüksek faiz ile daha çok borçlanmanın bedeli bu. Köylüye, iş adamına, işçiye, memura verilemeyen desteğin onlarca katının rantiyeciye akması. Neymiş? Maliye’den olumlu veri akışı başlamış. Enflasyon da düşüyor zaten. Ülke güllük gülüstanlık Maşallah. Faiz dışı faizi nasıl veriyorsun? Sosyal devlet olmaktan vazgeçerek mi? Yoksuluğu genele yayarak mı?

TCMB döviz kasası dolmuş taşıyormuş. Ya arkadaş hiç mi iflah olmazsınız. Son 23 yılda aynı tuzağa kaç defa düştük. Dünyanın en yüksek faizini verirsen gelişmekte olan ülkelere akan paradan aslan payını alırsın tabi. 2003 de, 2008, 2018 de yaşamadık mı bunları?! Gelişmekte olan ülkelere yatırım yapan hedge fonlar 2025 yılında deli para kazandı. Büyük olasılık 2026 yılında da kazanacaklar. Adama tefeci faizi verirsen en çok sana para getirir tabi. Allah bereket versin deyip çıktığı zaman ne yapacaksın?

Gelişmiş ülkelere sadece portföy yatırımı ile gelen yabancı fonlar, küçük bir balıkçı köyüne yanaşan dev yolcu gemileri gibidir. Bereket, bolluk, enerji, hareket getirir. Sonra köylü uyurken gemi kalkıp gider. Motorlarının yarattığı dev dalgalardan köyü su basar, sefillik başlar. İş o gemi varken bir kaçına köyde yatırım yapmaya ikna etmektir. Son üç yıldır Türkiye’ye doğrudan yatırım var mı? ABD yi Avrupalıyı geçtim, artık Çinlilerin bile oyuncağı olduk. Manisa’ya BYD, Samsun’a Chery otomobil fabrikası kuruyordu sözde. Yıl geçti, çakılan çivi yok.

Türkiye için öngörülen 2026 yılı enflasyonu %22 ve MB faizi %27,5. Bu öngörü vatandaş için değil, rantiyeci para kazanmaya devam etsin diye mecbur tutturulacak bir hedef. Bu hedef tutmadan rantiyeci Türkiye’den çıkmaya kalkarsa görürüz bakalım enflasyon ile faizi? Israrla Türkiye hisse senedi piyasasına yabancı gelmiyor. Madem bu kadar iyi durumdayız, neden hisse senetlerimizi almıyorlar. Borsadaki yabancı oranı, tarihi dibinde. Üstelik İMKB dolar bazında ekside olan neredeyse tek borsa. 2003 ve 2009 yılında faize geldikleri kadar hisse senedine de gelmişlerdi. Yakında IMKB çok ucuz kaldığı için bir vur kaça gelebilirler belki.

Ülkede komiklikler diyarı oldu. Bizi etkilemese eğlenceli ülke aslında. İşçinin asgari ücretinin belli olacağı komisyonda işçi temsilcileri yok. Şaka gibi değil mi? İşçi temsilcileri yalancı kahraman. Sözde protesto ediyorlar. Yok ya! Yüreğiniz yetiyorsa girin komisyona can siperane savaşın. İktidara posta koyun. Neymiş, protesto ediyorlarmış.

Türk ordusunun Kozmik Odasına elle çizilmiş bir kağıt parçası ve beyni sulanmış tanık ifadeleri ile girildiği gün Türkiye yeni bir döneme girmişti. O gün sivil demokrasi gereği dendi, yedik. Ardından ağzını açan herkes demir parmaklık ile tanıştı. “Yapmış demek ki” dedik sustuk. Konuşan, gören, isyan eden, böyle olmamalı diyen herkes önce Fetocular tarafından sonra Feto taktikleri ile demir parmaklıklarla tanıştı. Herkesin sesi kısıldı.

Son dönemin en sert muhalefetini yapan Ümit Özdağ’ı hapisten çıktıktan sonra göreniniz var mı? Fatih Altaylı daha şimdiden “Çıktıktan sonra siyaset ile ilgilenmeyeceğim” diyor. Muhalefet yapar gibi görünen bir CHP bir de Özgür Özel kaldı. Onlarda miting yapıp duruyor. Aylardır yazıyorum hiç bir işe yaramayan mitingler.

Mansur Yavaş dışında herkes Yavaş’ı Cumhurbaşkanı yapmak için uğraşıyor. Adam ortada yok. Çık bir liderlik göster be kardeşim. Hiç birşey yapamıyorsan git Silivri önünde oturma eylemi yap. Bu nasıl liderlik, ortada yoksun.

Kozmik odaya girmelerine izin verildiğinde bitti bu iş. Sonrasında İş adamlarına kelepçe vurulmasına, 1200 şirketin TSMF ye geçmesine, 16 milyon oy almış Belediye başkanının tutuklanmasına kadar vardı.

Türk, Kürt, Ermeni üç arkadaş üzüm bağlarının arasından yürüyorlarmış. Canları çekmiş, üzümleri koparıp yemişler. Bir süre sonra bağların sahibi Türk, iki adamı ile gelmiş. “İzinsiz niye üzümlerimi yiyorsunuz. Bana zarar verdiniz. Hadi sizin ikiniz ile din kardeşiyiz, bu Ermeni’ye niye yedirdiniz. Ben bunu döveceğim” demiş. Türk ile Kürt sesini çıkarmamış, bağ sahibi ile adamları Ermeni’nin kolunu bacağını kırmışlar. Bağ sahibi biraz dinledidikten sonra Türk’e dönmüş; “Sen benim Irkdaşımsın, bu Kürt’e nasıl bağımı ezdirirsin, bunu da döveceğim” demiş. Türk sesini çıkarmamış. Bağ sahibi ve adamları Kürdün kolunu bacağını kırıp köşeye atmışlar. Bağ sahibi yine Türk’e dönmüş. “Ya sen nasıl Türksün, başka bir Türkün malını nasıl Kürt’e, Ermeni’ye yedirirsin” demiş ve adamları ile Türk’ü dövmeye başlamışlar. Kan revan içinde kalan Türk ile yerde yarı baygın yatan Kürt bir ara göz göze gelmişler. Kürt fısıldayarak, inler gibi; “Ermeni’yi dövdürmeyecektik” demiş.

12 Aralık 2025 TCMB ve BDDK verileri;

Yabancı Portföy; Hissede ilgili hafta 26 milyon dolarlık alış, tahvilde 340 milyon dolarlık satış var. Bir ülkenin gücünü gösteren en önemli barometre hisse senedi piyasası. Türkiye hisselerine yabancı gelmiyor. Son bir yılda dolar bazında eksi yapan tek borsa ama yabancı gelmiyor. Borsadaki yabancı payı son 20 yılın dibinde.

DTH; İki haftadır vatandaşın döviz ilgisi başlamış gibi duruyor. KKM belasına bulaşmadan önceki toplam 147 milyar dolardı. 2024 yılı sonuna kadar 102 milyar dolar civarında kaldı. Yeniden KKM öncesinin bir basamak gerisine kadar geldik.

TCMB rezervler; İlgili hafta üç rezervde de 2 ile 4 milyar dolar arası artış var. Nisan 2025 öncesi zirvelerini her üç rezervde de geçtik.

Krediler; MB faiz indirimin etkisi olmuş. Ortalama üç aylık mevduat bir puan, ticari kredi faizleri iki puan düşerken uzun süredir gevşemeye direnen bireysel kredi faizleri 5 puan düşmüş. Kredi hacimlerinde ise beklediğim artış henüz yaşanmamış. Yılın son ikşi haftası yılbaşı harcamaları yüzünden ciddi artış olacağını düşünüyorum.

Piyasalar;

Dünya emtia endeksi; Geçen hafta; “106 puana kadar gevşeme sürsede de bence yukarı hareket devam edecektir” tahmininde bulunmuştum. 107 puanı görüp haftayı 109 puandan kapadı.

Eur/Usd; 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Ara destek 1.1575.

Bist100; 10900 destek, 11600 direnç. Dolar bazında 2,42 destek ve 2,75 direnç.

Gümüş; Şubat, Mart 2026 hedefim 79 dolar. 2026 yılında 70 dolar civarından aşağıya gelip 55 dolar seviyesinden yeniden yukarı dönerse yeni hedefi 140 dolar olur.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER