© Yeni Arayış

Demokratik arınma

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önceki gün partili Belediye Başkanları ile düzenlenen toplantının ardından yaptığı konuşmada, anayasaya ve hukuka aykırı kararlar veren tüm savcı ve yargıçlarla ilgili notlar alacaklarını ve “çeyiz sandığı” dediği bir sandıkta biriktireceklerini açıkladı. Seçimleri kazanmaları halinde bu sandığı açarak gereği için HSK’ya sunacaklarını belirtti. Seçimlere kadar beklemesinin nedeni Adalet Bakanı’nın başkanı olduğu HSK’nın bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da ana muhalefet partisinin yargı mensupları hakkındaki şikayetlerini gündeme almayacağı çıkarımıydı kuşkusuz.  

Siyaset alanında arınma (lustration) yakın tarihte SSCB’nin yıkılmasının ardından demokrasiye geçen Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinde (MDAÜ) geçmiş yönetimlerin tasfiyesi vesilesiyle kullanılan bir kavram. Somut olarak, bu ülke yönetimlerinin yeni kurulan demokratik hukuk devletini korumak amacıyla eski totaliter rejimle işbirliği yapmış olan yargı mensupları, yüksek devlet memurları ve politikacılar gibi kamu idaresinde anahtar rol oynamış kişileri görevden alma ve gerektiğinde cezalandırma sürecini ifade ediyor.

Bugün birçoğu AB üyesi olan bu ülkeler ilk aşamada halk arasında bekleme odası tabir edilen Avrupa Konseyi’nin (AK) üyesi olmuşlardı. AK totaliter rejimden demokrasiye geçen her ülkenin geçmişle hesaplaşma hakkını tanıyor. Ağır insan hakları ihlallerine neden olan kamu görevlilerinin yargılanmalarını ve kamudan ihraç edilmelerini doğal karşılıyor. Ancak “Geçiş Adaleti” (Justice transitionnelle) olarak da adlandırılan bu sürecin bir tür intikam alma mekanizması değil, demokrasinin korunması için kamu yönetiminin arındırılmasını önceleyen bir önlemler paketi içermesi ve mutlaka bu amaçla çıkarılacak bir geçiş yasası çerçevesinde yürütülmesi gerektiği görüşünde.

Bu bağlamda, AK organları ve AİHM bu ülkeler için arınma kriterleri belirlemiş bulunuyor. Çünkü benzeri süreçlerde hedef alınan kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlükleri ihlal edilebilir, açılan davalarda iç hukuk yolları tüketilebilir ve davalar AİHM’nin önüne gelebilir. O bakımdan ilgili ülkelerin bu kriterlere uyması önemli. AKPM (Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi) daha 1996 yılında arınma çerçeve yasalarının bilinen hukuk devleti ilkelerine uygun olması için ayrıntılarına girmeye gerek görmediğim 6 kriter belirlemişti. Daha sonra (2006) AİHM önüne gelen “Turek k. Slovakya” davasında demokratik arınma önlemleri uygulayan bir devletin, ilgili kişilere AİHS’in (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) öngördüğü prosedürle ilgili tüm güvenceleri sağlamakla yükümlü olduğuna hükmetmişti.

Buraya kadar Doğu Blok’undan ayrılan ülkelerden söz ettim ama demokratik arınma kriterlerinin hibrit rejimden demokrasiye geçen AK üyesi ülkeleri de bağladığını kabul etmek gerekir. Bu ülkelerden biri Victor Orbán’ın illiberal olarak tanımladığı rejiminin bir süre önce yapılan genel seçimleri kaybettiği Macaristan. 199 sandalyeli Meclis’in 138 sandalyesine sahip olan Başbakan Peter Magyar’ın partisi Tisza ’nın artık anayasayı değiştirme yetkisi de bulunuyor. Ama Macaristan’da işler yavaş işliyor ve yeni Meclis toplanabilmiş değil. Seçimlerin galibi Peter Magyar, Orbán’ın yakını olan ve istifa etmesini istediği Cumhurbaşkanı Tomas Sulyok’tan acele etmesini ve yeni Meclis’i 5 Mayıs’ta toplanmaya davet etmesini bekliyor. Macaristan’da hukuk devletini yeniden inşa etmeye ve yargı bağımsızlığını yeniden sağlamaya kararlı olan Peter Magyar bir tür demokratik arınma yapmayı da arzu ediyor. Bu nedenle resmen görevi devralmamış ve hükümeti kurmamış olmasına karşın, Orbán döneminde atanan üst düzey devlet ve yargı yetkililerine istifa etmeleri için 31 Mayıs’a kadar zaman tanıdı. Aksi takdirde milyonlarca seçmenin verdiği yetkiyle bu isimleri görevden alacağını açıkladı. Hibrit rejimden AK kriterlerini tam karşılayan bir demokrasiye geçmeye hazırlanan Macaristan’daki bu demokratik arınma sürecinin başta AB olmak üzere tüm Avrupa’nın ilgisini çekeceğine kuşku yok.  

 

Özel’in “Çeyiz sandığı” metaforu   

Hibrit rejimleri ve başat özelliklerini irdelediğim bir önceki yazımda, İngiliz Economist Intelligence Unit’in demokrasi indeksine göre, bugün dünyadaki ülkelerin yüzde 20’sine tekabül eden 34 ülkede hibrit rejimlerin olduğunu ve bu listede Türkiye’nin adının da yer aldığını belirtmiştim. Somut olarak işaret etmek gerekirse, bu ülkelere özgü beş özellikten üçü, muhalefete baskılar, hukuk devletinden uzaklaşma ve medya üzerinde kontrol ve baskı Türkiye’de de var. Özellikle demokratik hukuk devletinin temel ilkelerine aykırı olarak, yargı bağımsızlığı ilkesinin suistimal edildiği, ana muhalefet partisine mensup veya iktidara muhalif yurttaşların yasa önünde eşit muameleye tabi tutulmadığı ve yasal güvencelerden aynı şekilde yararlanamadığı bir durumun varlığı dikkat çekiyor.      

Bu bağlamda, bazı savcı ve yargıçların anayasa ve yasalarda yer alan kuralları hiçe sayan uygulamalar yaptıkları, fütursuzca AYM, AİHM ve YSK kararlarına aykırı kararlar aldıkları ve haklarında hiçbir soruşturma açılmadığı görülüyor. Anayasa çalışmalarında erkler ayrılığının ve yargı bağımsızlığının tam sağlanabilmesi için kaldırılması demokratlarca sürekli olarak önerilmiş olan, darbeci zihniyetin ürünü, Adalet Bakanı’nın HSK başkanlığı ve müsteşarıyla birlikte kurulun doğal üyeliği bu sorunun başlıca nedeni. Oysa 1961 Anayasası’nın 143. maddesinde Adalet Bakanı’nın HSK toplantılarına katılabileceği ama oy hakkı olmadığı hükme bağlanmıştı. 1971 değişikliğine kadar bu böyle devam etmişti. Bugün anayasaya aykırı bu kararlara Adalet Bakanı’nın kurul başkanlığının destek sağladığı anlaşılıyor. Bu da yürütmenin yargıya nasıl olduğunu bilmek mümkün değil ama müdahale ettiğini kanıtlıyor. Çünkü hiçbir yargı mensubunun en azından ağır yaptırımları olduğunu bildiği için kendi iradesiyle anayasa hükümlerini görmezden gelen kararların altına imza atabilmesi pek mümkün değil. Haklı olarak denebilir ki ama Anayasa’nın “kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimseleri” kapsayan “kanunsuz emir” başlıklı maddesi de var ayrıca.

Yaptırımları anımsatmak gerekirse, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu uyarınca HSK tarafından yargı mensuplarına, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe veya derece ilerlemesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma gibi disiplin cezaları verilebilir. Ayrıca anayasaya uymama TCK’nın 257. maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilebilir. 109. maddesi uyarınca örneğin Anayasa ve yasaya aykırı olarak birinin tutukluluğunun devamına karar verilmesi veya haksız yere gözaltına alınması durumunda "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçu da oluşabilir. Ayrıca bu nedenle mağdur olan yurttaşlar devlet aleyhine tazminat davası da açabilirler. Bu davalar mağdur lehine sonuçlanırsa, tazminatı ödeyen devlet, ağır kusuru veya kastı bulunan savcı veya yargıca tazminat miktarını rücu eder. Bunlara ilave olarak, hâkimin kasten hukuku yok sayması, şahsi menfaat gözetmesi veya yetkisini kötüye kullanması halinde Yargıtay’da yargılanması da gündeme gelebilir.

Aslında, hukukla ilgili her yazımda sürekli dile getirdiğim Anayasa’nın yargı dahil herkesi bağladığına ilişkin 11. maddesini ihlal eden bir yargıç, ayrıca Anayasa’nın 138. maddesinin ilk fıkrasında yer alan "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler" ilkesini de çiğnemiş oluyor. Bu iki maddenin ortak ihlali, demokratik hukuk devletine inanan herkes için, 2802 sayılı yasanın 69. maddesinde kayıtlı “mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte” bir anayasa ihlali. Bu nedenle doğrudan meslekten çıkarılmayı gerektiren bir gerekçe oluşturuyor.   

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önceki gün partili Belediye Başkanları ile düzenlenen toplantının ardından yaptığı konuşmada, anayasaya ve hukuka aykırı kararlar veren tüm savcı ve yargıçlarla ilgili notlar alacaklarını ve “çeyiz sandığı” dediği bir sandıkta biriktireceklerini açıkladı. Seçimleri kazanmaları halinde bu sandığı açarak gereği için HSK’ya sunacaklarını belirtti. Seçimlere kadar beklemesinin nedeni Adalet Bakanı’nın başkanı olduğu HSK’nın bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da ana muhalefet partisinin yargı mensupları hakkındaki şikayetlerini gündeme almayacağı çıkarımıydı kuşkusuz.  

Özgür Özel çeyiz sandığında ayrıca iktidarın kontrol ettiği medyanın büyük bölümünde hukuk kurallarına aykırı olarak CHP’li belediye mensuplarıyla ilgili olarak düzenlenen iddianamelerde bile yer almayan gerçek dışı haberleri yapan ve yazdıran gazetecilerin de olacağına işaret etti. İktidarın lehine olan her haberin DMM’nin (Dezenformasyonla Mücadele Merkezi) radarına takılmadığını göz önüne aldığı için olsa gerek Özel’in bu konuda da seçimleri kazanmayı beklediği anlaşılıyor.

Sonuçta, CHP Genel Başkanı’nın haklı olarak iktidar olduklarında demokratik bir arınmaya gitmeyi kafasına koyduğu görülüyor. Bu, MDAÜ’lerin lustrasyonundan farklı olarak ayrı bir geçiş yasasına ihtiyaç duymayan bir arınma süreci kuşkusuz. Türkiye’de bugüne kadar hiç tanık olmadığımız, mevcut anayasaya rağmen var olabilen bir hibrit rejim atmosferi var çünkü. Bu atmosfer halkın çoğunluğunu yoksullaştıran son derece başarısız bir iktidarın olanaksız görünen önümüzdeki seçimleri kazanma ihtimalini arttırmak amacıyla oluşturuluyorsa, tüm muhalif siyasi partilerin demokratik hukuk devletini güçlendirmek için asgari müştereklerde birleşerek seçime girmelerinde yarar var. Mümkünse somut olarak gerekli anayasal ve yasal değişiklikleri içeren ortak bir demokrasi paketiyle. Unutmayalım ki yeni anayasa vaadiyle girmiş olduğu 2011 genel seçimlerinde AK Parti tek başına bugüne kadarki en yüksek oyunu (49,83) almıştı. Ama yeni bir anayasa yapılamadığı gibi AK Parti iktidarları demokrasi alanında sürekli geri adım attı. Bu geri adımlar sonucunda bugün solumakta olduğumuz demokrasiden uzaklaşma (dé-démocratisation) havası, Türkiye’nin artık Strasbourg ölçütleriyle tam uyumlu bir anayasaya ivedilikle gereksinme duyduğunu ortaya koyuyor.        

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER