© Yeni Arayış

Çocuklarda liderlik becerileri aile içinde nasıl geliştirilir?

Birçok evde kararlar ya tamamen yetişkinler tarafından alınır ya da çocukların fikri sorulsa bile sonuç değişmez. Oysa liderlik, fikir beyan etmekten önce kararın sorumluluğunu taşımayı öğrenmektir. Haftada bir 15 dakikalık aile toplantısı bu yüzden güçlü bir araçtır.

Çocuklarda liderlik, başkalarını yönetmekten çok daha geniş bir beceri alanıdır. Çocuğunuza “lider ol” demektense liderliği küçük etkinliklerle inşa etmek gerekir. Pek çok aile bunu nasıl yapacağını bilmez ya da yapıyorsa da bilinçli yapmaz. Çocuğun liderlik becerilerinin gelişimi çoğu zaman olasılıklara bırakılır.

Liderlik becerileri evde alınan sorumluluklarla gelişmeye başlar. Birçok aile fark etmeden ya çocuğunun yerine her şeyi yapar ya da çocuğu “tek başına halletsin” diye yalnız bırakır. Liderlik, aslında bu iki uç arasında gelişir. Çocuk, hem alan hem de çerçeve ister. Evde liderlik eğitimi, aslında büyük konuşmalarla değil, şu küçük soruyla başlar: “Bugün çocuğuma kendi davranışını yönetebileceği kaç gerçek fırsat verdim?”

Bazı araştırmalar, erken yaşta ev işlerine düzenli katılımın ilerleyen yıllarda çocuğun kendini daha yeterli görmesi ve yardımsever davranışları ile ilişkili olabileceğini gösteriyor. Hatta akademik alanlarla bile bağlantılı olabileceğini gösteren araştırmalar var. Bu, ev işi yapan çocuk kesin başarılı olur anlamına gelmiyor tabi ki ama evde küçük sorumluluklar, çocuğun “Ben işe yarıyorum” duygusunu büyütüyor. Ve o duygu, liderliğe ciddi bir zemin sağlıyor. Aşağıdaki önerileri yavaş yavaş hayatınızın bir parçası yapmak hem aile içi ilişkilerinizi düzenlemenize hem de çocuğunuzun liderlik becerilerinin gelişimi için iyi bir zemin hazırlamanıza yardımcı olacaktır.

1) Çocuğa söz hakkı vermek

Evde liderlik gelişiminin en güçlü basamaklarından biri, çocuğun karar verme becerisini düzenli geliştirmektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu çocuğa seçim hakkı tanırken sınırları net çizmektir. Etkili yaklaşım; iki seçenek sunmak ve nedenini kısaca açıklamaktır.

Örneğin “Hadi hazırlan!” demek yerine, “Beş dakika içinde çıkıyoruz. Kahvaltını bitirebilirsin ya da sohbet etmeye devam edebilirsin. Ama sohbeti seçersen kahvaltı yarım kalır ve okulda acıkabilirsin.” diyebilirsiniz. Sonra gerekçeyi eklersiniz: “Zamanı iyi kullanırsak acele etmemize gerek kalmaz.” Bu küçük dil değişimi çocuğa iki şey kazandırır: Kendi davranışını yönetme hissi ve sorumluluğu sahiplenme.

2) Ev işleri: “Yardım” değil, liderlik için gerçek bir sorumluluk alanı

 Ev işlerini yalnızca “yardım” ya da “çocuğa iş yaptırmak” olarak görmek, liderlik gelişimi açısından büyük bir fırsatı kaçırmak anlamına gelir. Çünkü evde üstlenilen küçük sorumluluklar, çocuğa “bu evin işleyişinde benim de payım var” duygusunu kazandırır. Bu duygu da karar alma, görevi sürdürme ve başladığını tamamlama gibi liderlik davranışlarının temelini oluşturur. “Bu ev hepimizin ortak yaşam alanı, bu alanı temiz ve düzenli tutmak hepimizin görevi.” gibi açıklamalarla da sürece daha çok sahiplenmelerini sağlayabilirsiniz.

ABD’de yapılan uzun soluklu bir araştırmada, anaokulu döneminde ev işlerine daha sık katılan çocukların ilerleyen yıllarda kendilerini sosyal ve akademik açıdan daha yeterli algıladıkları raporlanmıştır. Ayrıca erken dönemde ev işi yapma ile ilerleyen sınıflardaki matematik puanları arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur (White, DeBoer ve Scharf, 2019). Bu, “ev işi matematiği artırır” gibi basit bir nedensellik iddiası değildir ama şu mesajı kuvvetle verir: Ev işi, çocuk için “evin parçasıyım ve katkım önemli” duygusunu besleyen somut bir deneyimdir.

Evde nasıl uygulanır?

Görev kısa ve yaşa uygun olmalıdır: çorap eşleme, masaya tabak, çatal ve peçete koyma, oyuncakları türüne göre ayırma gibi. Görev “tek seferlik” olmamalıdır; haftalık düzenli tekrar etmelidir. En önemlisi, çocuğunuzun yaptıklarını “mükemmel olsun” diye düzeltmeye çalışmamak gerekir. Çocuk, liderliği kusursuzlukla değil, süreklilikle öğrenir.

3) Aile rutinleri

Liderlik, çoğu zaman stres altında bozulmayan bir düzen kurabilmektir. Çocuk için bu düzenin ilk kaynağı evdir. Düzenli rutinler; bilişsel gelişim, öz düzenleme ve sosyal-duygusal alanların gelişimi ile ilgilidir. Ayrıca rutinler zorlayıcı koşullarda “koruyucu” bir işlev görür. Zor zamanlarda (örneğin taşınma, aile içi çatışma, ekonomik sıkıntı, yas, yoğun iş temposu, hastalık gibi) çocuğun hayatındaki birçok şey belirsizleşir. Belirsizlik arttıkça çocuk daha kolay gerilir, daha çabuk öfkelenir, daha fazla kaygılanır ve davranışları dalgalanabilir. Rutinler ise çocuğa “en azından bazı şeyler aynı kalıyor” duygusu vererek güven ve öngörülebilirlik sağlar. Bu güven, çocuğun hem duygularını düzenlemesini hem de günlük sorumluluklarını sürdürmesini kolaylaştırır. Yani rutinler, zorlayıcı koşulların olumsuz etkisini tamamen silmez ama etkisini azaltan bir tampon gibi çalışır.

Evde pratik karşılığı şudur:
Akşam düzeni her gün aynı akışta ilerlediğinde (yemek, toparlanma, boş zaman, ödev, diş fırçalama, kitap, uyku gibi), çocuk zihnini “ne olacak?” kaygısından kurtarır. Bu da onun enerjisini kendi davranışını yönetmeye ayırmasını kolaylaştırır. Bu zemin olmadan çocuğa “sorumluluk al” demek çoğu zaman havada kalır.

4) Şefkatli sınır

Çocuğun liderlik kapasitesi, sadece özgürlükle değil; aynı zamanda güvenli bağ ve net sınırlarla gelişir. Ergenlerle yürütülen geniş örneklemli bir çalışmada, ebeveynin çocuğa karşı sıcak ve destekleyici tutum sergilemesi ile çocuğun günlük yaşamından haberdar olması (kimlerle görüştüğü, zamanını nasıl geçirdiği, kurallara uyumu gibi) birlikte ele alındığında, ergenlerin yardımsever ve toplumsal açıdan olumlu davranışlarıyla anlamlı biçimde ilişkili olduğu gösterilmiştir (Backman ve ark.2024). Bu bulgu, aile içinde liderlik becerilerini besleyen iki temel zemini işaret eder: Çocuğun kendini değerli hissettiği bir ilişki iklimi ve davranışlarını yönlendirecek net ama şefkatli bir çerçeve. Böyle bir ortamda ergen, yalnızca “iyi davranması gerektiği” için değil; ilişkilerin sorumluluğunu taşıdığı ve başkalarının ihtiyaçlarını gözetmeyi öğrendiği için daha gönüllü katkı sunma eğilimi geliştirebilir.

Bu noktada bir ebeveynin tek başına çabası değil, ev içinde ortak tutum ve ortak dil devreye girer. Ebeveynler arasındaki bu birliktelik liderlik gelişimi için daha güvenli bir zemin oluşturur.

5) Duygu düzenleme ve ilişki onarımı

Liderlik, ilişkide kalabilmektir. İlişkide kalmak da duyguyu yönetebilmeyi gerektirir. Öz düzenleme konusunda yapılan çalışmalar, ebeveyn davranışları ile okul öncesi dönemde öz düzenleme arasında anlamlı ilişkiler olabildiğini göstermektedir (Karreman ve ark. 2006).

Sınır koymak ile psikolojik baskı aynı şey değildir ve bu ikisi birbirine çok karıştırılır. Psikolojik baskı; çocuğu utandırma, suçlulukla yönetme, sevgiyi şartlı hale getirme gibi yollarla çocuğun iç dünyasını kontrol etmeye çalışmaktır. İstediğimiz ve yapmaya çalıştığımız hiçbir zaman bu olmamalıdır.

Evde liderlik için en öğretici yer, tartışmanın kendisi değil; tartışmadan sonraki onarım anıdır. “Az önce sesim yükseldi, bu doğru değildi. Şimdi daha sakin anlatacağım” diyen bir yetişkin, çocuğa liderliğin en gerçek dersini verir: Hata yapınca ilişkiyi onarmak.

6) “Aile toplantısı” ve gerçek kararlar

Birçok evde kararlar ya tamamen yetişkinler tarafından alınır ya da çocukların fikri sorulsa bile sonuç değişmez. Oysa liderlik, fikir beyan etmekten önce kararın sorumluluğunu taşımayı öğrenmektir. Haftada bir 15 dakikalık aile toplantısı bu yüzden güçlü bir araçtır.

Toplantıda üç soru yeterlidir:

Bu hafta evde ne iyi gitti? Nerde zorlandık? Önümüzdeki hafta için neyi farklı yapabiliriz (tek bir değişiklik)?

Kritik nokta şudur: Çocuğun önerisi seçilirse, uygulamanın bir parçası da çocuğa verilir. Böylece çocuk “söz söyleyen” değil, uygulayan da olur. Bu dönüşüm, ev içinde gerçek liderlik deneyimidir.

Evde liderlik gelişimini nasıl izlersiniz?

Evde liderliğin “etiket” gibi değil, davranış gibi takip edilmesi gerekir. Aşağıdaki sorular bu konuda size yardımcı olacaktır.

Çocuk bir sorun görünce çözüm önerisi getiriyor mu? Başladığı işi bitirebiliyor mu, yoksa yarım mı bırakıyor? Kırmadan konuşabiliyor mu, yoksa ilişkiyi koparan bir dil mi kullanıyor? Karar alırken “başkaları için de uygun mu?” diye düşünebiliyor mu? Hata yaptığında savunmaya geçmek yerine düzeltme yolu arıyor mu?

Bu göstergeleri haftalık olarak birkaç cümlelik kısa notlarla izlemek, çocuğun ilerlemesini somutlaştırır ve fark etmeyi kolaylaştırır. Asıl kritik nokta ise liderlikle ilişkili bu davranışların (sorumluluk alma, karar verme, başladığını bitirme, duygu yönetme ve ilişki onarma gibi) günlük yaşamın doğal akışı içine yerleşmesidir. “Zamanımız yok” düşüncesi bu süreçte sık görülen bir engeldir; oysa burada önerilenler ayrı bir zaman ayırmayı gerektiren büyük programlar değil, günlük rutinin içinde uygulanabilen küçük ama etkili alışkanlıklardır.

Bu yaklaşım, aileden bir “mükemmellik” beklemez; sadece bakış açısında küçük bir dönüşüm ister. Unutmayın, çocuğun gelişimini belirleyen şey çocuğun sizi yönlendirmesi değil; sizin çocuğa sunduğunuz ilişki iklimi ve deneyim alanlarıdır. Gelişimin temeli evde atılır; okul ise çoğu zaman bu temelin üzerine eklemeler yapar ve çocuğun kazandıklarını daha geniş bir sosyal çevrede pekiştirir.

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER