© Yeni Arayış

CHP’de yapılanlar, yapılması gerekenler

Gerçekleşen 99 miting/eylemler İmamoğlu başta olmak üzere tutukluları çıkarmayı sağlamadı, sağlamayacak ama yaşanan süreçteki hukuksuzlukları, Türkiye’nin sorunlarının toplumsallaşmasında çok önemli bir işlevi oldu ve toplumu siyasete sahip çıkma konusunda da cesaretlendirdi. O mitinglere katılanların hepsi CHP’li değil ama yaşananlara tepki veren duyarlı insanlar. Ve oy tercihlerini de parti üzerinden değil, o sorunları toplumsallaştırılması üzerinden yapacaklar. Şimdi yapılması gereken bu geniş seçmen havuzunu siyaseten de kazanmaktır  

19 Mart’ta İBB’ye yapılan operasyon üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti.

Bu süre içinde farklı dalgalar ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil pek çok belediye başkanı ve bürokrata operasyon yapıldı.

Kasım 2025’te iddianame hazırlandı ve 9 Mart’ta da dava başladı.

Davada 107 tutuklu olmak üzere 407 kişi yargılanıyor.

Bu süreç içinde İmamoğlu’na pek çok dava açıldı ve davalar devam ediyor.

Tabi aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’inde olduğu aradan geçen 6-8 aya rağmen iddianamesi hala hazırlanmayan belediye başkanları ve bürokratlar da var.

Şu çok açık ki, tüm bu operasyonların birden çok amacı var. Kuşkusuz en önemlisi İmamoğlu’nun siyaseten tasfiye edilmesidir. Dahası sadece kendisi değil, siyaseten birlikte yürüdüğü belediye başkanı olan siyasetçiler ve bürokratlar da var.

Bunu iddianameden de, dava başladığı andan itibaren yapılan savunmalardan da görebiliyoruz.

CHP’NİN YOL HARİTASI VE ÖZEL LİDERLİĞİ

Diğer yandan İBB Davası’nı sadece İstanbul ve İmamoğlu’na indirgemek de doğru değil. Yaşanan gelişmelerden biliyoruz ki tüm bu sürecin bir hedefi de CHP.

Yani 5-6 Kasım 2023’de yapılan ve Özgür Özel’in başkan seçildiği 38. Kurultay’ın bir biçimde geçersiz hale getirilmesi var.

CHP gerek Genel Merkez gerek İstanbul İl Yönetimi hukuki olarak gerekli tedbirleri alıp attıkları hukuki adımlarla atlattılar.

Bu süreçte İmamoğlu Silivri’de, Özel tüm Türkiye’de önemli bir liderlik sergilemiştir.

İmamoğlu’nun yargı aracılığıyla görünmez kılınma çabasına rağmen, siyaseten gücünü koruduğu gibi partinin değişim hedefinin gerçekleşmesi yolunda hayli adım attığını kabul etmeliyiz.

Bununla birlikte CHP lideri Özel de, 20 Mart 2025 akşamından itibaren partiyi salondan çıkararak sokakla, toplumla birlikte siyaset yapma konusunda çok değerli çaba harcadı.

İmamoğlu başta olmak üzere cezaevinde olan partililere sahip çıkma konusunda gösterdiği vefa, insani olarak gösterdiği performans dışında; siyasi olarak da gerçekten iyi bir liderlik sergiledi.

Ancak “yalnızdı”. Bu tercih edilmiş bir yalnızlık mı yoksa şartların doğal sonucu mu bilmiyorum ama iç politika, dış politika ve ekonomi alanında etrafını çoğaltmalıdır.

SİLİVRİ’YE PARALEL SİYASET HATTI KURULMALI

Özel liderliğinde CHP, hafta içi İstanbul’da hafta sonu Türkiye’nin farklı illerinde miting, Özel’in ifadesiyle “eylem” düzenledi.

99’unu 18 Mart akşamı yaptı, 100.’nü Çanakkale’de düzenleyecek.

MİTİNGLERLE GENİŞLEYEN SEÇMEN HAVUZU

Bu miting/eylemler İmamoğlu başta olmak üzere tutukluları çıkarmayı sağlamadı, sağlamayacak ama yaşanan süreçteki hukuksuzlukları, Türkiye’nin sorunlarının toplumsallaşmasında çok önemli bir işlevi oldu ve toplumu siyasete sahip çıkma konusunda da cesaretlendirdi.

O mitinglere katılanların hepsi CHP’li değil ama yaşananlara tepki veren duyarlı insanlar. Ve oy tercihlerini de parti üzerinden değil, o sorunları toplumsallaştırılması üzerinden yapacaklar.  

Bu durum kamuoyu araştırmalarına çok yansımış görünmese de, ben geride kalan 99 mitingle CHP’nin ve Özel’in oy tabanını genişlettiğini düşünüyorum.

Ancak bu süreçte sürdürülenlere paralel olarak yapılması gereken birkaç önemli şeye dikkat çekmek isterim.

EV EV, KAPI KAPI ZİYARETLER BAŞLAMALI

İlki, CHP’nin Türkiye’ye ne sunduğunu, nasıl bir Türkiye hayali olduğunu, toplumsal sorunları nasıl çözeceğini topluma meydanlardan daha fazla özel alanlarda yani evlerde anlatabilmelidir.

Yani CHP, makro siyasetini meydanlarda -ve Meclis’te- sürdürmeye devam ettirmesinin yanında mikro siyasetini yani ülke sorunlarını nasıl çözeceğini, vaatlerini “doğru insan profilleri” ile ev ev, kapı kapı gezerek anlatmaya başlamalıdır.

PARTİ İÇİ CEPHE GÜÇLENDİRİLMELİ

İkincisi başka bir yazıda ifade etmeye çalıştığım gibi, partinin iç cephesini güçlendirmelidir. Bu mevcut milletvekilleri dahil olmak üzere, genel merkez ile mesafeli olduğu düşünülen il, ilçe başkanları, başka partilerle adı anılan belediye başkanları, eski milletvekili ve belediye başkanları ile helalleşilerek parti iç cephesi tahkim edilmelidir.

Unutulmaması gereken şey; siyaseten ve duygusal olarak bölünmüş bir parti iktidarın tek hedefidir ve böyle bir parti seçmen için de siyasi liman olması zordur.

FİKİRLE KAVGA EDEN DEĞİL ONDAN BESLENEN PARTİ OLUNMALI

Üçüncü olarak partinin siyaset üretme aşaması dışında; fikirle, düşünceyle, entelektüel sermaye ile barışması ve partinin yaşadığı ve hedeflenen dönüşümün tartışıldığı, metinlerin üretildiği, halka açık toplantıların yapılabileceği gerçek anlamda bir düşünce kuruluşlarıyla temasının sıklaştırılmasıdır.

SİYASİ MUHALEFETİ KUCAKLAMALI

Son olarak da toplumsal muhalefet kadar siyasal muhalefetle sorun temelli siyasi ortaklıkları kurmak ve geliştirmektir.

Unutulmasın ki, seçimler ancak tüm muhalefetin bulaşacağı ortak bir “kesen” üretildiğinde kazanılabilir.

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER