© Yeni Arayış

2026 Yılında Türkiye ekonomisi için beklentiler

Sonuç olarak, 2026 yılı Türkiye ekonomisi için bir “kırılma yılı” niteliği taşımaktadır. Bu yıl alınacak kararlar, yalnızca kısa vadeli göstergeleri değil, önümüzdeki on yılın ekonomik patikasını da belirleyecektir. İstikrarın kurumsallaşması ile yüksek enflasyonun kalıcılaşması arasındaki tercih, artık ertelenemez durumdadır. Gelinen noktada ekonomik sorunların özü yalnızca para politikasıyla açıklanamaz. Hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik ve kurumsal güven, ekonomik performansın temel belirleyicileri haline gelmiştir. 2026, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını teknik araçlarla mı yoksa yapısal reformlarla mı çözeceğini gösterecek bir eşik yılı olacaktır.

Aşağıda 2026 yılında Türkiye ekonomisine ilişkin olası görünümü, mevcut yapısal dinamikler, politika tercihleri ve küresel koşullar çerçevesinde analitik ve senaryo temelli bir çerçevede ele alındığında bir tahmin değil, rasyonel varsayımlara dayalı bir ekonomik projeksiyon yapılabilir.

2026 yılı, Türkiye ekonomisi açısından istikrar arayışının kritik eşiği olarak değerlendirilebilir. 2023–2025 döneminde uygulanan para ve maliye politikalarının sonuçları bu yılda daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Bu arada, ekonomin karşı karşıya olduğu temel ikilem Enflasyonu kalıcı olarak düşürme ile Ekonomik Büyüme ve istihdamı korumadır. Bu ikilem 2026’da hâlâ Türkiye’nin ana politika çatışması olmaya devam edecektir.

Enflasyon Dinamikleri

2026 yılında Türkiye’de enflasyonun tek haneye kalıcı biçimde düşmesi yapısal ve kurumsal nedenlerle zor görünmektedir. Para politikasında sıkılaşma sürse dahi, geçmiş yıllardan biriken fiyatlama davranışları, enflasyon beklentilerinin katılığı ve maliyet yönlü baskılar dezenflasyon sürecini yavaşlatmaktadır. Bu çerçevede enflasyon için %15–25 bandı, mevcut politika seti ve kurumsal yapı korunursa, en olası aralık olarak öne çıkmaktadır. Özellikle çekirdek enflasyon göstergelerinin bu bantta sıkışması riski yüksektir.

Enflasyonun yapışkan kalemleri olan kira, hizmet ve gıda fiyatları, Türkiye’de arz esnekliğinin düşük olması nedeniyle kısa vadede aşağı yönlü tepki vermemektedir. Kira artışları konut arz yetersizliğiyle, hizmet enflasyonu ücret artışlarıyla, gıda fiyatları ise iklim koşulları ve tarımsal verimlilik sorunlarıyla beslenmektedir. Para politikasının siyasi baskılardan ne ölçüde bağımsız olacağı, ücret artışlarının geçmiş enflasyona mı yoksa hedef enflasyona mı endeksleneceği ve döviz kuru beklentilerinin ne kadar yönetilebildiği, 2026’da enflasyon patikasını belirleyen temel faktörler olacaktır. Aksi halde Türkiye, “orta gelir tuzağı”ndan sonra “orta enflasyon tuzağı”na kalıcı biçimde yerleşebilir.

Ekonomik Büyüme ve Üretim Yapısı

2026 yılında Türkiye ekonomisinin potansiyel ekonomik büyüme oranı %3–4 aralığında şekillenmektedir. Bu büyüme oranı, geçmiş yıllardaki kredi genişlemesi ve iç tüketime dayalı yüksek büyüme dönemleriyle karşılaştırıldığında daha sınırlıdır. Enflasyonla mücadele gereği uygulanan sıkı para politikası, iç talep kaynaklı büyümeyi baskılarken; ihracat, yatırım ve kamu altyapı harcamalarının büyümenin ana sürükleyicileri olması beklenmektedir.

Bununla birlikte Türkiye’nin büyüme modeli hâlâ düşük verimlilik ve ithalata bağımlı ara malı yapısıyla sınırlanmaktadır. Yüksek teknoloji ve katma değerli üretimin toplam sanayi içindeki payı artırılamadığı sürece, büyüme hem dış finansmana bağımlı kalmakta hem de cari açık sorununu derinleştirmektedir. 2026’da büyümenin sürdürülebilirliği, nicelikten çok nitelik meselesi haline gelmiş durumdadır; aksi halde büyüme dönemleri kısa, durgunluklar ise daha uzun ve maliyetli olacaktır.

Döviz Kuru ve Dış Denge

2026 yılında Türkiye’nin resmi olarak serbest kur rejimini sürdürmesine rağmen, fiiliyatta “yönetilen dalgalı kur” politikasının devam etmesi beklenmektedir. Merkez Bankası’nın doğrudan veya dolaylı araçlarla kur oynaklığını sınırlama eğilimi, finansal istikrar açısından kısa vadede fayda sağlasa da, piyasa beklentilerinin bozulması durumunda kırılganlık yaratmaktadır. Reel kurun aşırı değerlenmesi ise ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü zayıflatabilir.

 

Dış denge açısından bakıldığında, enerji ithalatı ve ara malı bağımlılığı cari açığın temel belirleyicileri olmaya devam etmektedir. Turizm gelirleri ve savunma sanayi ihracatı cari açığı kısmen dengeleyici rol oynasa da, bu kalemler yapısal dönüşümün yerini tutmamaktadır. 2026’da cari denge, büyük ölçüde küresel enerji fiyatlarına, dış talep koşullarına ve sermaye girişlerinin sürekliliğine bağlı olacaktır.

Kamu Maliyesi ve Bütçe

2026 bütçesi üzerinde önemli harcama baskıları bulunmaktadır. Deprem sonrası yeniden inşa harcamaları, sosyal transferlerin artışı ve emeklilik sisteminin yapısal açıkları, kamu maliyesinin manevra alanını daraltmaktadır. Bu durum, bütçe disiplininin korunmasını zorlaştırırken, kamu borçlanma gereğini artırma potansiyeli taşımaktadır.

Vergi yapısında dolaylı vergilerin ağırlığının devam etmesi ise hem gelir dağılımını bozmakta hem de iç talebi baskılamaktadır. Gelir vergisi ve servet temelli vergilerin payı artırılmadığı sürece, mali disiplinin toplumsal maliyeti yükselmektedir. 2026 yılı, kapsamlı bir vergi reformu yapılmazsa, kamu maliyesinde sürdürülebilirliğin giderek daha pahalı hale geldiği bir dönüm noktası olabilir.

İşgücü Piyasası ve Gelir Dağılımı

2026’da işsizlik oranı resmi istatistiklerde görece düşük seyredebilir; ancak bu düşüşün önemli bir kısmı kayıt dışılık, eksik istihdam ve düşük verimli işlerden kaynaklanabilir. Özellikle üniversite mezunları arasında nitelikli işsizlik sorunu derinleşme eğilimindedir. İşgücü piyasasında niceliksel istihdam artışı ile niteliksel istihdam uyumsuzluğu arasındaki fark giderek açılmaktadır.

Reel ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, gelir dağılımındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bu süreç, beyin göçünü yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkarıp kurumsal güven ve gelecek beklentileriyle ilgili yapısal bir mesele haline getirmiştir. 2026 yılında işgücü piyasasının temel sorunu, iş bulmaktan çok “nitelikli ve güvenceli iş” bulma meselesi olacaktır.

Finansal Sistem ve Kredi

Türkiye bankacılık sektörü 2026’ya teknik olarak güçlü bir bilanço yapısıyla girmektedir. Sermaye yeterlilik oranları ve düzenleyici çerçeve, sistemik bir kriz riskini sınırlamaktadır. Ancak bu dayanıklılık, kredi kanalının reel ekonomi üzerindeki etkisinin zayıfladığı gerçeğini değiştirmemektedir.

Sıkı para politikası ve makro ihtiyati önlemler nedeniyle kredi büyümesi sınırlı kalmakta, reel sektör özellikle uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmana erişimde zorlanmaktadır. KOBİ’ler için seçici kredi politikalarının yaygınlaşması, ekonomik faaliyeti daraltıcı etki yaratabilir. 2026’da finansal sistemin temel ikilemi, istikrar ile büyüme arasındaki denge olacaktır.

Üç Senaryo ile 2026 Türkiye Ekonomisi

İyimser senaryoda, para politikasının güvenilirliği artar, enflasyon düşüş trendine girer ve beklentiler istikrar kazanır. Bu ortamda büyüme %4 civarında gerçekleşirken, doğrudan yabancı sermaye girişleri artar ve risk primi düşer. Kurumsal reformların başlaması bu senaryonun temel ön koşuludur.

Orta senaryo, en olası patikayı temsil etmektedir. Enflasyon yaklaşık %20 civarında sıkışırken, büyüme %3 düzeyinde kalır. Kur ve faiz politikaları hassas bir dengeyle yürütülür; ancak yapısal reformlar sınırlı kalır.

Kötümser senaryoda ise politika tutarsızlığı, enflasyonun yeniden yükselmesine, sermaye çıkışlarına ve stagflasyon riskinin belirginleşmesine yol açar.

Sonuç olarak, 2026 yılı Türkiye ekonomisi için bir “kırılma yılı” niteliği taşımaktadır. Bu yıl alınacak kararlar, yalnızca kısa vadeli göstergeleri değil, önümüzdeki on yılın ekonomik patikasını da belirleyecektir. İstikrarın kurumsallaşması ile yüksek enflasyonun kalıcılaşması arasındaki tercih, artık ertelenemez durumdadır.

Gelinen noktada ekonomik sorunların özü yalnızca para politikasıyla açıklanamaz. Hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik ve kurumsal güven, ekonomik performansın temel belirleyicileri haline gelmiştir. 2026, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını teknik araçlarla mı yoksa yapısal reformlarla mı çözeceğini gösterecek bir eşik yılı olacaktır.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER