Programdan çok ‘önde giden’ savaş*
ÇEVİRİPazartesi günü Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump’ın “her zaman” savaşın zaman çizelgesinin dört-altı hafta olduğunu söylediğini belirterek, başkanın ilk tahminine bir hafta daha sıkıştırdı. Salı sabahı ise Hegseth, başkanın çelişkili zaman çizelgelerinin kasıtlı bir belirsizlik olduğunu ima etti. “Dört-altı hafta, altı-sekiz hafta, ya da herhangi bir sayı olabilir,” diye açıkladı. “Ama tam olarak ne olduğunu asla açıklamayız
Trump yönetiminin İran’la yürütülen savaş hakkında en favori anlatısını artık biliyoruz. Orada ne yapıyor olursak olalım ki bunlar bir devrimi kışkırtmak, yaklaşan bir saldırıyı önlemek, İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek, ülkenin donanmasını ve füze yeteneklerini zayıflatmak, İsrailli müttefikimizi desteklemek ya da “İran’ın onlarca yıl önce başlattığı bir savaşı sürdürmek olsun tek bir konuda teselli bulabiliriz: Bu savaş programın çok önünde.
2 Mart’ta Başkan Trump, CNN’den Jake Tapper’a savaşı “biraz önden gidiyor” diye tarif etti. 9 Mart’ta tahminini revize ederek CBS News’e savaşın “programın çok çok önünde” olduğunu söyledi. 26 Mart’taki kabine toplantısında ise başkan işi büyüttü ve savaşı “aşırı, gerçekten, bayağı önden gidiyor” diye nitelendirdi.
Üst düzey yetkililer de takvime davet edildi. Hazine Bakanı Scott Bessent çatışmanın programın önünde olduğunu ilan etti. “Savaş memeleri” sekreteri Pete Hegseth ise biraz değiştirerek savaşı “plana uygun” ve “hız açısından önde” diye tanımladı.
Geçen hafta G7 dışişleri bakanlarıyla görüşmelerden sonra Dışişleri Bakanı Marco Rubio, savaşın “programda veya programın önünde” olduğunu söyledi (hangisini tercih ederseniz).
Bir savaşın programda olduğunu, hele hele “önde” olduğunu iddia etmek, bir illüzyon egzersizi; yetkinlik, kontrol ve başarı görüntüsü vermeye yönelik bir girişimdir. Eğer bir program varsa, o zaman bir master plan olmalı ve eğer programın önündeysek, plan işliyor demektir: Savaş iyi gidiyor olmalı.
Bir savaşın programa göre gitmesi, hiçbir şeyin bizi şaşırtmadığı veya niyetlerimizi engellemediği anlamına gelir; hâlâ kontrolün bizde olduğunu gösterir.
Özellikle bu başkan için çok önemli olan nokta: Bir program, çatışmanın bir bitiş tarihi olduğunu ima eder; bu da Trump’ın seçim kampanyasındaki “sonsuz savaşlara girmeme” vaadine sadık kaldığı anlamına gelmelidir.
Böylece “programın önünde” ifadesi, gevşek ama kullanışlı bir şekilde “Amerika önce”ye çevrilir. Bu ifade, Trump’ın emlak geçmişinden kalan bir tiktir. İlk anı kitabı The Art of the Deal’de, ileride başkan olacak adam, çeşitli projelerinin “programın önünde” (genellikle “bütçenin altında” ile birlikte) olduğunu sürekli övünerek anlatır.
Ancak Trump, işinin hızı veya programının titizliği konusunda insanları kandırmaktan asla çekinmemiştir. Kitapta, Atlantic City’deki bir inşaat alanını, o gün ziyaret edecek olan yönetim kurulunu işin iyi gittiğine inandırmak için bir ekibe makineleri ileri geri sürdürdüğünü anlatır. “Gerekirse,” diye talimat verir bir denetçiye, “buldozerlerle sitenin bir tarafındaki toprağı kazdırıp diğer tarafa döktür.” Programın önünde kalmanın yolu budur.
2016 başkanlık kampanyasının sonlarına doğru Trump, Washington’daki Trump International Hotel’i açmak için zaman ayırdı. “Bugünkü temam beş kelime: ‘bütçenin altında’ ve ‘programın önünde’,” dedi. “Hükümette bu kelimeleri pek duymayız ama duyacaksınız.”
Vaadini tuttu: Bu kelimeleri bol bol duyduk.
İlk döneminde göreve geldikten sadece birkaç hafta sonra Trump, güney sınırındaki duvarın “bayağı önden, bayağı önden — bayağı, bayağı, bayağı önden” gittiğini övünerek söyledi. Birkaç ay sonra yeni uçak gemilerinin programın önünde yapılacağını vaat etti. Ticaret anlaşmalarının programın önünde tamamlandığını söyledi. Covid salgını sırasında bile ekonominin programın önünde toparlandığını iddia etti; sanki ABD Sovyet tarzı beş yıllık üretim planı uyguluyormuş ve biz onu geçiyormuşuz gibi.
Salgın, Trump yönetiminin meşru bir “programın önünde” başarısına sahne oldu. Ağustos 2020’de başkan “Aşılarımız var,” diye iddia etti. “Çok yakında onlar hakkında okuyacaksınız, bayağı, bayağı programın önünde.”
Operation Warp Speed (Işık Hızı Operasyonu) gerçekten de görevi teslim etti ve aşı geliştirme standart süresini birkaç yıl aşarak kritik bir anda olağanüstü bir başarı gösterdi
İkinci döneminde ise programlar değersizleşti ve kafa karıştırıcı hale geldi. Trump, Beyaz Saray balo salonunun inşaatının (biraz daha az tarihi bir başarı) planlar hâlâ değişken görünse bile programın önünde olduğunu vurguladı;. (Pazar gecesi, taze tasarımları göstererek “Mimarlardan yeni aldık bunları,” dedi .Salı günü ise Washington’daki bir federal yargıç inşaatı şimdilik durdurdu.)
Şubat başlarında “ekonomimizde olanların” “yıllar önde” olduğunu ve Dow Jones endeksinin 50.000’e “üç yıl önden” ulaştığını söyledi. (Ben şahsen borsa hareketleri programını bir-iki gün önceden almayı çok isterdim.)
Trump’ın “programın önünde” takıntısı, 1980’lerde New York Central Park’taki Wollman buz pistini hızla tamamlamasına kadar uzanıyor; MSNow gazetecisi Philip Bump bunu yazmıştı.
Bump, Trump’ın başkanlığı sırasında 150’den fazla kez “programın önünde” kriterini kullandığını saymış; gaziler için sağlık hizmetlerini reforme etmekten eğitime kadar her konuda. Dolayısıyla İran’daki savaşın da şimdi programın önünde olması kimseyi şaşırtmamalı.
Trump yönetiminin bu savaş için çeşitli zaman çizelgeleri tutarsız oldu. Savaş başladığında başkan “dört-beş hafta” sürebileceğini söyledi; ki şu an tam o noktadayız. Mart ortasında “kemiklerimde hissedeceğim zaman biteceğini” söyledi.
20 Mart’ta Trump, ABD’nin hedeflerine “çok yaklaştığı” için savaşı “yavaşlatmayı” düşündüğünü belirtti. İran Hürmuz Boğazı’nı açmazsa İran’ın enerji santrallerine vurma tehditleri de sürekli değişiyor: Önce 48 saat, sonra beş gün, sonra bir 10 gün daha; öyle ki herhangi bir program ve herhangi bir tehdit anlamsız hale geliyor.
Salı akşamı başkan “çok yakında iki-üç hafta içinde ayrılacağız” dedi. Bu, Trump’ın ilk zaman çizelgesini aşmış olur.
Bu, yönetimin programın gerisinde olduğu anlamına mı geliyor? Hiç de değil. Çünkü Trump aynı zamanda, bir anlamda savaşın “zaten kazanıldığını” da söyledi.
Geçmiş Amerikan savaşları kendi illüzyonlarını yarattı. Vietnam’da ABD yetkilileri sıklıkla düşman ölü sayısını ilerlemenin vekili olarak kullandı: Eğer onlar ölüyorsa, biz kazanıyor olmalıyız. (General William Westmoreland 1967 sonlarında Vietnam’da “tünelin ucundaki ışığı” bu şekilde görmüştü; ancak birkaç ay sonra Tet taarruzu o ışığı hızla söndürdü.)
Afganistan’da yirmi yıl boyunca ilerlemeyi göstermek için her türlü metrik kullanıldı. Birçoğu —örneğin Afgan güvenlik güçlerinin büyümesi ve eğitimi— hayal ürünü çıktı.
Hegseth, binlerce İran hedefinin imha edildiğini saymayı seviyor; bu taktik bir rapor, stratejik sürüklenmeyi maskeliyor. İran’da program, en esnek illüzyonumuzdur; hedeflerin değiştiği bir savaşta herhangi bir program diğerleri kadar iyidir.
Pazartesi günü Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Trump’ın “her zaman” savaşın zaman çizelgesinin dört-altı hafta olduğunu söylediğini belirterek, başkanın ilk tahminine bir hafta daha sıkıştırdı. Salı sabahı ise Hegseth, başkanın çelişkili zaman çizelgelerinin kasıtlı bir belirsizlik olduğunu ima etti. “Dört-altı hafta, altı-sekiz hafta, ya da herhangi bir sayı olabilir,” diye açıkladı. “Ama tam olarak ne olduğunu asla açıklamayız.”
Her ne ise, Hegseth bize ABD’nin savaş hedeflerinde “iyi yolda” olduğumuzu garanti ediyor. Bu bağlamda, “herhangi bir sayı” hafta için “programın önünde” olduğunu iddia etmek, sadece haber döngüsünü yönetme, piyasaları etkileme, “meme” savaşını kazanma ve parçalanan siyasi koalisyonu onarma girişimidir. Bu savaş birkaç gün, hafta veya ay daha sürse de, başkan her zaman onun programın önünde olduğunu iddia edecektir. Kemiklerimde hissediyorum.
* Carlos Lozada (New York Times)
Çeviren: Çağatay Arslan
Makele linki: https://www.nytimes.com/2026/04/01/opinion/trump-hegseth-rubio-iran-war.html
İlginizi Çekebilir