Kutlanılmasına tahammül edilmeyen gün: Dünya Emekçi Kadınlar Günü
SİYASETKadınların günlerini İstiklal Caddesi’nde kutlamasına izin vermeyen yetkililer, neden aynı hassasiyeti mesela kadınları koruma konusunda göstermiyorlar? Gün geçmiyor ki, bir kadın şiddet mağduru olmasın. Kadını, uğradığı her türlü ayrımcılıktan, şiddetten ve dışlanmadan koruyacak olan kadınların bireysel ve örgütlü mücadeleleri yanında, onlara her alanda destek verecek, onlara için onların mücadelesinin parçası olacak erkeklerin varlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.
Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Tüm kadınların günü kutlu olsun.
Dün oğlumla Atatürk Kitaplığı’nda katıldığım toplantıdan çıkıp Mete Caddesi’nden Taksim Meydanı’na çıktık ve İstiklal Caddesi’ndeki kalabalığa karıştık. 11 yaşındaki oğlum, Mete Caddesi’nden Taksim Meydanı’na ve İstiklal Caddesi’ne çıkan neredeyse her sokağın girişine konulmuş demir bariyerleri ve onları bekleyen çok sayıda polisin varlığının nedenini sordu.
Ona önce bu kalabalığı İnönü Stadı’nda oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray maçı için olabileceğini söyledim. Ancak aynı yoğunluğu İstiklal Caddesi’nde de görünce; bu yoğunluğun esas nedeninin bugün, kadınlar tarafından kutlanılacak olan kadınlar gününün kutlanmasına engel olmak için olduğunu anlattım.
Beni şaşkınlıkla dinledi oğlum. Anladığından şüphe etsem de, açıklama yapmadım daha fazla. Evet oğlum aldığı cevabı ne kadar anladı bilmiyorum ama ben yol boyu gördüğüm her şeyi zihnimde döndürüp durdum.
Taksim Meydanı’nı, İstiklal Caddesi’nde çıkan sokakları bir gün önceden kapatmak, kadınlar gününü İstiklal Caddesi’nde kutlamasına izin verilmeyeceğini gösteriyor. Ki önceki yıllarda da benzer engellemeler olduğunu ve kadınların her türlü engellemelere rağmen Sıraselviler Caddesi’nde, Cihangir’de sokakları doldurduğunu ve engellemelere inat günlerini coşkuyla kutladıklarını gördük.
Elbette arbedeler yaşandı, gazlar sıkıldı, gözaltılar oldu.
KADINLAR GÜNLERİNİ KUTLANMASIN HASSASİYETİ
Kadınların günlerini İstiklal Caddesi’nde kutlamasına izin vermeyen yetkililer, neden aynı hassasiyeti mesela kadınları koruma konusunda göstermiyorlar?
Neden her türlü şikayete rağmen kadınlar, şikayet edildikleri tarafından öldürülüyor?
Hepimiz takip ediyoruz; gün geçmiyor ki, bir kadın erkek şiddetinin kurbanı olmasın.
Mesela bu hafta içi aynı ad ve soyada sahip iki kadının ölümünü konuştuk, onlara üzüldük.
Biri sadece kendisinin değil kızının da eşi tarafından istismar edildiğini ve 5 Mayıs’ta gerçekleşecek duruşmayı göremeyeceğinden yani bir anlamda öldürülebileceğini kameralara açık açık söylemiş. Buna rağmen hiçbir tedbir alınmadı ki, kadın çocuğuyla ölü bulundu.
Kadının adı; Fatma Nur Çelik idi.
Yine bu hafta bir öğretmen, onun da adı Fatma Nur Çelik idi ve öldürüldü. Hem de bir yıl önce şikayette bulunduğu öğrencisi tarafından. Görüldüğü gibi açık şikayete rağmen öğretmeni yani kadını korumak için hiçbir tedbir alınmamıştı.
Tedbir alınmadığı ve korunmadığı için öldürülen kadınları sayıları da, hikayeleri de o kadar çok ki...
O halde bir kez daha soralım; kadına yönelik şiddeti önleme konusunda gösterilmeyen hassasiyet, yılda bir kez kutlanan kadınlar gününde neden gösteriliyor?
Bu kadar engelin anlamı ne?
Kadınlar geçen yıl ya da önceki yılki 8 Mart kutlamalarında ne yaptılar?
Çıkabildikleri meydanlarda haklarını aramak, kadına yönelik şiddeti protesto etmek, şiddet mağduru olan kadınları anmak ve meşru hak ve taleplerini dillendirmek dışında ne yaptı kadınlar, izin verilmeyen bu anmalarda?
Kadınların toplu biçimde kamusal, toplumsal görünürlüğüne, hak aramalarına verilmeyen izin, gösterilmeyen tahammül, bu kararları aldıranların açık biçimde kadının ikincilleştirilmesi ve onu eve hapsetme arayışından başka bir şey değildir.
Ki bu hedef, kadına verildiği söylenen “hak”lar üzerinden sürüyor. Bu yasal düzenlemeler ile kadınlar, kamudan dışlanarak adım adım özel alana, eve hapsediliyorlar.
Bu gidişi durdurmaya ne kadar yardımcı olur bilmiyoruz ama kadını, uğradığı her türlü ayrımcılıktan, şiddetten ve dışlanmadan koruyacak olan kadınların bireysel ve örgütlü mücadeleleri yanında, onlara her alanda destek verecek, onlara için onların mücadelesinin parçası olacak erkeklerin varlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor.
Not: Bu satırları yazarken ekrandan İran'da üç petrol rafinerisnin vurulduğu haberi var. Komşudaki savaş ne yazık ki her gün biraz daha büyüyor. Ve bu zamnlarda samimi bir "iç cephe" konsolidasyonuna ihtiyaç var. Ama bu iktidar blokunun, muhalefeti kendi çizdiği siysal alana sıkıştırması ile değil; tüm farklı siyasal görüşlerin eş düzeyli ilişkisiye üretilecek bir ortak iç cephe olduğu zaman anlamlı ve değerlidir. Ve burada siyaseten en büyük sorumluluk, AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla değil, Cumhurbaşkanı sıfatı ile Erdoğan'a düşmektedir.
İlginizi Çekebilir