Köhnemiş medya aparatçiklerinden makine falı
SİYASETEski medyanın can çekişen propaganda aygıtları neden ısrarla dijital içeriklere ve oyunlara saldırıyor? Sera Kadıgil’in paylaştığı ürkütücü çocuk suçluluğu verileriyle, 50 bin liralık kira kıskacında hayata tutunmaya çalışan ailenin dramı arasındaki bağ ne? Bu yazı, emperyalizmi uzak bir 'teolojik rabıta' olmaktan çıkarıp bugünün dişlilerine, yani buraya ve şimdiye indiriyor. Sermayenin bizi bölünmüş gruplar halinde ağıllara soktuğu bu 'sahte aydınlanma' çağında, takılan tasmalar her gün biraz daha sıkılırken; makine falı bize tek bir çıkış yolu fısıldıyor: Bu devasa yalnızlıktan ancak kolektif bir iradeyle sıyrılabiliriz.
Geçen haftaki yazımda, kendilerine insan demeye dilim varmadığı bazı insanların Kahramanmaraş saldırısında ölen çocuklar ve öğretmenin adeta anısına hakaret edilecek şekilde, onların ölümünden nemalanıp öfke ve nefret kusarak kendilerine nasıl bir günah keçisi aradığından bahsetmiştim.
Ayrıca o yazıda da meselenin bilgisayar oyunlarından daha büyük bir problemin semptomlarından biri olduğunu da söylemiştim.
Bu yazının o konusu o “büyük problem” olacak. Hani bazı bilimlerde yapıldığı gibi basitten komplekse gidelim. Önce dişlilere bakalım.
Ali Murat Kırık diye bir “uzman” var. Bu arkadaş bir “yapay zekâ uzmanıymış.” CNN Türk’te “Robot süpürgelerin gizli kamerası olduğu ortaya çıktı” veya “Türkiye’de satanizm sosyal medya ile yeniden yaygınlaşıyor mu?” gibi gerçekten ufkumuzu açan, bizi sefil bir şekilde esir almış olan karanlık cehalet hapishanelerimizden özgür bırakarak haberlerde “uzmanlığını” konuşturan bu arkadaş, yine CNN Türk’e müthiş sansasyonel iddialarla konuk oldu.
Bilgisayar oyunları hakkındaki olağanüstü (!) bilgisini akla zarar ve nöronlarınızı tahrip ederek azaltacak olan bu videoda açıklayan bu arkadaşın haber linkini dipnot olarak şöyle bırakıyorum.[1]
Bu arkadaşın çıktığı haberler pek bir eğlenceli. Kendisi hevesli duruyor. Hele elinin işaret parmağını indirerek, “bu var ya bu” jestinde bulunan hareketleri epey bilgilendirici görünüyor. Bunun yanında benim meselem bu arkadaş değil.
Bir de Tuncay Özkan var. Onun da oyunlarla arası pek bir bozuk. Onun da akla zarar ve ipe sapa gelmez konuşmalarını şöyle dipnot olarak bırakıyorum. Konuşmanın orijinalini bulamadım. O yüzden içerik üreticisi “Pintipanda” lakaplı Tuna Akşen’in videosundan izleyebilirsiniz.[2]
Dediğim gibi bu insanlar çok küçük dişliler ve bu yazının amacı da bu dişlilerden oluşan makinenin falına bakmak olacak. Hadi biz makinenin kendisine bakalım. Tam bu yazıyı yazacağım sırada bir arkadaşım Telegram grubumuzdan, TİP milletvekili Sera Kadıgil’in bir konuşmasını paylaştı. Kısa bir konuşma.[3]
(Bu arada Ali Murat hocamız Telegram da yasaklansın istiyor. Ben de beni bu dünyadan olabildiğince hızlı bir şekilde Kepler 22b gezegenine götüren en hızlı gemiyi istiyorum ama olmuyor, olamıyor işte.)
Neyse; Sera Kadıgil, Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre senede 1200 çocuğun yani günde 3 çocuğa tekabül eden bir sayıda çocuğun cinayet suçuna karıştığını söylüyor. Yine Kadıgil’in Bakanlık verilerine göre 500.000 çocuk hakkında savcılık soruşturma başlatmış. Kadıgil başka bir veriyi de MESEM kurslarından veriyor; sadece geçen aylarda 18 çocuk ölmüş.
Sayıyı görünce hemen “anladım” demeyin. Puzzle parçaları yerine oturmuyor henüz. Bazı sorularla başlayalım.
Merak etmeyin, bu sorular çapraz psikolojik test soruları değil.
Bu ülkede en son ne zaman birlikte -ailenizle değil sadece- bir toplulukla, yakın hissettiğiniz bir grupla bir kutlama yaptınız? Ne zamandan beri kendinizi mutlu hissediyorsunuz? Uyku düzeniniz nasıl? Çocuğunuz varsa çocuğunuz hakkında endişelenip gece uyandığınız oluyor mu? Gençseniz geleceğiniz hakkında düşünmediğiniz bir zaman var mı? Bir kadınsanız ya da başka bir cinsel yöneliminiz varsa -buraya üç sayfa daha soru yazabilirim- ama en önemlisini sorayım; kendinizi güvende hissediyor musunuz? Kendinize her gün ama her gün bir tasma takıldığını düşünüyor ve bu tasmanın giderek sıklaştığı hissine kapılıyor musunuz? Doktor ve öğretmenseniz mesleğinizi sevmenize rağmen güvende hissediyor musunuz?
Hadi bunlar idrak-i maali sorular, bizim tartımız çekmez diyelim. Trafikte korna çalmaya korkar oldunuz değil mi? Ya da köşede bir grup genç erkek çocuk dikkatinizi çekiyor?
İşte puzzle’ın parçaları yerine oturmaya başlıyor. Çünkü Türkiye kimsede kendi hali pür melalini düşünecek bir vakit, bir alan, bir boşluk bırakmıyor. Tabiatıyla o boşluk dolmak zorunda kalıyor. Gereksiz düşünce ve nefretle, birbirini boğazlama fikriyle, kaotik düşüncelerle.
Kadıgil’in kısa özet geçilen konuşmasında cevap kendini gösteriyor zaten. İktidar, bundan besleniyor. Nefretin bileylenmesiyle kılıcını parlatıyor, daha da sivri hale getiriyor. Bugün oyunlar, yarın dizi, şu ya da bu fark etmez. Eski günah keçilerine de başvurmak zor; Fethullahçılar, Aleviler, bunları artık kimse yemiyor. Bir hedef bulunmak zorunda.
Çünkü esas problem orada bir yerde duruyor ve hafazanallah birileri buna uyanırsa her şey ters yüz olur: Sermaye ilişkileri.
Kendisini severim; Tuna Akşen de o kısa videosunda “eski medyanın” para musluğu çekildiği için dijital medyaya böyle savaş açtığını söylüyor. Dolayısıyla dijital medyada tüketilen içeriklere verilen reklam gelirlerinin giderek artması ile eski konvansiyonel medyanın -ki çoğunun da havuz olduğu biliniyor zaten- bir önemi kalmadığı, propaganda aracı olarak işlevini yitirdiği için bu yaygaracıların derdinin devletin buna “el atması” olduğu yönündeki fikrini doğru buluyorum.
Ama bundan sonrası mesele. Sermaye, işine gelirse herkesten yana olur. Dünya tarihinde tersi bir örnek var mı bilmiyorum. Varsa da çok nadirdir. Dolayısıyla “artık dijital medyaya reklam veriyorlar, biz daha güçlüyüz” demek bir yanılsamadır. Gezi olaylarında hükümetin en zayıf olduğu noktada protestoculara otelini açan Mustafa Koç’un dedesi, 12 Eylül’de Kenan Evren’e darbe için teşekkür etmişti. Eğer o esnada hükümetin bir anlık zayıflığına kani olmasaydı, Koç o otelin kapılarını çoktan kapatmıştı.
Dolayısıyla soruyorum, yanlış anlaşılma olmasın, meraktan. Aylık 50 bin liralık kira ile üç kişilik bir aileyi geçindirme derdindeyken bir insan çocuğunun -onu da satın alabiliyorsa tabii- tablette ya da bilgisayarda neye baktığıyla nasıl ilgilenebilir? İstanbul gibi bir yerde anne ve babanın 9-6 arası, 100 kilometrelik yolu teptiği bir kaos ortamında, çocuğunuzla nasıl ilgilenebilirsiniz? Aile yapısının giderek bozulmasını, para ilişkilerinin insanları giderek bireyselleştirdiğini, bu sebeple çocukların ve gençlerin yalnızlaştığını da bu tabloya ekleyin. Bu tablonun üzerine bir de dijitalleşmenin tüm eğitim yapılarını yapısızlaştırdığı dünya gerçeğini de ekleyin. Türkiye’de eğitimden umudu kalmıyorsa bile yurt dışındaki eğitimin ona ne katacağını kara kara düşünen bir nesil geliyor.
Elinizde ne var? Puzzle tamamlandı değil mi? Amaç yok. Umut yok. Hadi umut biraz daha subjektif, felsefi bir konu diyelim. Amaçsız bir toplumu nereye taşıyacaksınız? Siz henüz kendiniz bu belirsizlik içerisinde geminin rüzgârda nereye gideceğini bilmiyorsunuz, çocuk nasıl bilsin?
IŞİD bir dönem korkunç cinayetleriyle ve katliamlarıyla dünyayı dehşete sürüklemişti. Bizden bir bakan da “bir avuç öfkeli genç” demişti. Elbette bu şekilde ele almak laubaliliktir ama IŞİD gibi bir örgütü oluşturan sosyoloji ve antropolojiye bakıldığında, hepsinin Irak savaşı kalıntısı ve dünyanın terk etmiş olduğu askerlerden oluştuğu görüldü. IŞİD’e dünyanın her yerinden insan geldi. Bunlara Avrupa’nın gettolaşmış yerlerinden gelen, sonradan Müslüman olan Avrupalılar da dahildi. Hiç unutmuyorum, izlediğim bir videoda IŞİD Rakka’yı ele geçirdiğinde, bir internet kafede Fransa’daki akrabalarıyla konuşan Cezayirli bir kadın, modern dünyanın dehşetinden IŞİD’in sözde huzurunu tercih ettiğini açıklamıştı.
Formül ve puzzle basit: Step One: İnsanları önce bu bireysel karanlığa, çıkmaz ekonomik belirsizliğe, hayattan zevk almamaya mahkûm et. Step Two: Onları o karanlıktan çıkaracak “sahte yapılar” yarat. Menzil olsun mesela, IŞİD olsun, Fethullah olsun fark etmez. Step Three: Bu karanlığa mahkûm olmak istemeyenleri, o karanlıktan çıktığına inanan sahte aydınlananlarla karşılaştır. Step Four: Birbirine çarpıştır.
Sıcak servis etmeniz önerilir. Tadından yenmez.
Kadıgil konuşmasının sonunda bu formülü zaten bildiği için bunu emperyalizme bağlıyor. Doğru, katılıyorum. Ama sanki emperyalizmle açıklamak tek başına basit bir şeye indirgiyor. Meseleyi bizden uzaklaştırıyor; hayır Trump ya da Trump’ı yöneten kuklacılar, uzaktan bir yerden, ölen çocukları, MESEM’i, katledilen ormanları, kırk küsür kere iflas etmiş şirketlere açılan madenlerin sahiplerini elinde tutmuyor. Fiziksel olarak demiyorum; aktör olarak katkılarını yadsımıyorum. Sadece teolojik bir “rabıta” kurmayalım diyorum.
Emperyalizm, soyut bir şey değil. Orada, ABD’de koltuğunda oturan bir avuç kravatlı insan karar veriyor, bu doğru. Ama bu tek başına yeterli değil; bu meseleyi sanki uzağa bir yere, göremediğimiz bir noktaya “şutluyor.”
Gerçek bu dişlilerde. Gerçek burada ve şimdide. Bu dişlilere iyi bakmak ve doğrudan problemi işaret eden insanları dinlemek gerek. Problem bu. Problem bizi bu korkunç atomik yapıya boğan sermaye sistemi; bizi “daima ben, hep ben” yapan sistem ve bu sistemin ateşli sözcüsü iktidar ve onun medya aparatçikleri. Sokaktaki köpeğinden, eşcinseline, transseksüeline, çalışan kadından, inanan Müslümanına kadar, hepimizi bölüp parçalayıp, ikişerli üçerli gruplarla ağıllarına sokan sistem.
Bu bizi yalnız bırakıyor. Yalnızız. Karanlıkta yapayalnızız. Eğer inandığınız Tanrı varsa, o bir avuç sahtekârın elinde, bir sektörün ürünü olarak satılıyor. Eğer başka bir şeye inanıyorsanız ya da hiç inanmıyorsanız sizin gibi olanı bulamıyorsunuz. Bu devasa atomizasyon bizi boğuyor; hepimize takılan tasmanın daha da sıkı hale getirilmesini kolaylaştırıyor.
Elinizde tek bir meşale var ve o bulunduğunuz o devasa karanlık holü aydınlatmaya yetmez. Ta ki herkes bir araya gelene kadar. Bunu ortaya koyalım. Bu gerçeği kabul edelim. Başka bir yolumuz olduğunu da sanmıyorum.
[1] https://www.youtube.com/watch?v=_88EvmISN9k
[2] https://www.youtube.com/watch?v=v4MH9QYCu1w
[3] https://x.com/tipgenelmerkez/status/2046991167863054621?s=20
İlginizi Çekebilir