© Yeni Arayış

Güvenli ülke, güvenli okul ve modern eğitim istiyoruz…

Siverek’ten Maraş’a uzanan okul saldırıları, Türkiye’nin içine düştüğü güvenlik ve şiddet sarmalının en acı bilançosunu önümüze koydu. Kağıt üzerindeki yönetmelikler raflarda tozlanırken, çocukların okula silahlarla girebildiği bu denetimsizlik ortamında Milli Eğitim Bakanlığı’nın sessizliği kabul edilemez. Kendi çocuklarını özel okullarda ve yurt dışında okutanların, Anadolu insanının can güvenliğini 'el elin eşeğini türkü çağırarak ararmış' misali izlediği bu dönemde; sadece güvenlik önlemleri değil, siyasi bir sorumluluk ve köklü bir zihniyet değişimi şarttır.

14 Nisan 2026 Salı günü Urfa Siverek’te bir meslek lisesine bir kişi tarafından yapılan silahlı saldırı sonucunda on altı kişi yaralanmış ve saldırgan ölmüştü.

Ve hemen akabinde bir gün sonra Maraş’ta bir ortaokula bir öğrenci tarafından yapılan saldırı sonucunda şimdiye kadar sekizi öğrenci, biri öğretmen toplam on kişi saldırı sonucu hayatını kaybetti.

Üst üste gelen bu okul saldırıları ülkeyi ayağa kaldırmakla kalmadı konu dış basında da fazlaca yer aldı.

Evet konu yine dönmüş dolaşmış yine güvenlik sorununa gelip dayanmıştı.

Zira ülkenin her yanında bu benzer şiddet olayları için çok uygun sosyo-ekonomik ve sosyo-politik ortam mevcut bulunuyor.

Bugün Siverek, Maraş yarın neresi belli değil…

Birde bizim ülkemize has olan bir durum herhalde, olaylar olur ve sıcaklığında bağrış çağrış sonra unutulur ve üzerine bir tas su içilir.

Neden mi maden kazalarında hayatını kaybeden yüzlerce masum işçi böyle unutulmadı mı?

Ayrıca trafik canavarı her yıl binlerce insanı çiğ çiğ yemiyor mu?

İş cinayetlerinde her yıl binlerce işçi hayatını kaybetmiyor mu?

Ülkenin neresinde hangi alanda güvenlik var ki…

Hastaneler mi güvenli, hapishaneler mi güvenli?

Oteller mi güvenli?

Evlerimiz mi depreme karşı güvenli mi?

Yediğimiz gıdalar ne kadar güvenli?

Sokakta çocuklar ve kadınlarımız ne kadar güven içinde?  

Çalışma hayatımız ne kadar iş güvenliği altında?

Çalıştığımız işten ne zaman atılacağımızı biliyor muyuz?

Bunların hepsine verilecek cevap koca bir HAYIR cevabıdır.

Onun için Türkiye, World Happiness Report ILO, TEPAV hesaplamalarında 30 yaş altı mutluluk sıralamasında 5.0 puan sonuncu sırada yer almış bulunmakta.

Düşünebiliyor musunuz ülkenin ve toplumun geleceği olan gençler yaşadıkları ülkede mutlu ve umutlu değiller…

Denilebilir ki “efendim bu durumda orta yaş ve üstü bu durumda mutlu gözüküyor.” Maalesef onlarda mutlu nasıl olsun yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında yirmi bin lira ücretle aç bilaç yaşıyorlar, yaşamak buysa eğer…

Evet okul saldırılarına dönecek olursak neresinden bakılırsa bakılsın bu saldırıların siyasi sorumlusu eğitim bakanı ve hükümettir.

Neden?

Çünkü konu bal gibi siyasidir de ondan…

Okulların güvenliği için bakanlık tarafından zamanında çıkarılmış onca yönetmelik ve genelge bulunduğu halde iş bunların kusursuz uygulanmasına gelince çığırından çıkmış…

Bu genelge ve yönetmelikler illerde valiler ve eğitim müdürlükleri tarafından uygulanması ve okul yönetimleri ve aile birlikleri ile iş birliği yaparak hayata geçirilmesi zorunlu kamu görevlerinin başında gelmektedir.

Neredeee öyle bir sorumluluk ve ciddiyet görmedik ve göremiyoruz.

Çünkü önce devletin sorumluluk ve ciddiyet içinde görevlerini yerine getirmesi gerekenlerin önemli bir kısmının çocukları devlet okullarına gitmiyor bu çocuklar ya özel okullarda veya yurtdışındaki okullarda eğitim görüyorlar.

Bunun anlamı ne demek Anadolu insanı buna cevap versin “el elin eşşeğini türkü söyleyerek ararmış”

Evet kamu görevini layıkıyla yerine getirmek sorumluluk ve ciddiyet ister.

Bizde mebzul miktarda diyeceğim ama yok öyle değil…

Maraş’ta okul katliamını yapan öğrenci 15 yaşında yani daha çocuk, şimdi bu yaşta olan çocuğun aklına çantaya beş silah ve yedi şarjör mermi alarak okula gitmek ve arkadaşlarının ve öğretmenlerinin üzerine kurşun yağdırmak nasıl gelebilir?

Ve bu korkunç ölüm planını neden yapmak ister?

Bu çocuğun aile ve arkadaş ilişkilerini incelemeyi gerektiren asıl soru bu olarak ortaya çıkıyor.

Olaydan sonra babasının verdiği ifadeye baksanıza.

Evet çocuk sorunlu psikolog desteği alıyor ve psikolog “ileride farklı tedavi gereke bilir” diyor.

Baba ise çocuğun eline evde tabanca aldığını kendisi de ona toplumda silah kültürünün ne olduğunu anlattığını ve hatta “hevesini alsın” diye “emniyet poligonunda birkaç el ateş ettirdiğini” söylüyor.

İşte bu…

Zaten her gün televizyonlarda mafya dizilerinde yeterince silahlı şiddet sahnelerin olduğu bir ülkede yetmez tablet digital oyunlarında vurdulu kırdılı oyunların saatlerce oynanması, çocuklar üzerinde şiddet eğilimini arttıran nedenlerin başında gelirken bir de çocuğun eline silah vererek ateş ettirilmesi işin tuzu biberi olmuş.

Hemen yapılacak işler…

Bu olay başka bir demokratik ülkede olsaydı eğitim bakanı istifa ederdi.

Milli Eğitim Bakanının istifasını bekliyoruz.

Sonra acilen okullarda güvenlik önlerinin arttırılması ve öğrenci psikolojisinin iyileşmesi gibi konular Ulusal Eğitim Kurultayı ilgili bakanlıklar, eğitim sendikaları, öğrenci veli örgütleri psikolog, pedagog ve sosyolog uzmanların yani akademinin katılımıyla toplanarak alınacak önlemler ve tavsiyeleri için toplanmalıdır.

Bu toplantıda okul güvenliği konusunda örnek uluslararası uygulamalar gündeme alınmalı, uygulama koşulları sağlanmalıdır.

Son olarak Türkiye 39 OECD ülkesi arasında PISA değerlendirmesine göre tüm branşlarda ortalamanın altında kalarak 32. sırada bulunuyor. Bu nedenle modern, demokratik, laik ve bilimsel eğitim pusulasından şaşmadan ki en önemli sorunumuz bu eğitim sistemi yeniden güncellenmeli ve çocuklarımız için iyi bir geleceğin ülkemiz içinde iyi bir gelecek olacağı unutulmamalıdır.

 

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER