© Yeni Arayış

“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz?

Yıllar geçtikçe bu meseleyi çözmeyen Türk devlet aklı tam da “Artık bu meseleyi çözelim!” noktasına gelmişken yine kaytaracak gibi. Tarihten ders çıkarıp Cumhuriyetin çok kimlikli yapısına uygun yeni bir demokrasi arayacağına ve bunu Suriye’ye de sunacağına onlara “merkezi” ve Esad rejimine benzer “tekçi” bir yapı öneriyor. Bunun sorunlara çare olamayacağını bile bile…

Anlaşılan tarih böyle yazılıyor! Kendi Kürt sorununu anlayamamış ya da anlamak istememiş bir devlet başka bir ülkenin Kürt sorununu çözmeye çalışıyor. Tabii bildiği yöntemlerle. Suriye’nin Kürtlerinin de Arapların hakimiyetindeki Suriye ulus-devletine bağlansın istiyor. Tıpkı yüz yıl önce kendi Kürtlerinin de kurulan yeni ulus-devletin parçası olmasını istediği gibi.

Bu devlet aklı görmüyor ki Kürtler asimile olabilecek bir halk değil. Türkiye’nin tarihi bunu gösteriyor. Ama yine de Türkiye devletinin Suriyeli Kürtlere (ki bizim Kürtlerimizin akrabalarına) önerebildiği en “makul” öneri Şam Hükümetine teslim olun, biz de onlara sizin için de yararlı olabilecek bir biçimde, yeni bir anayasa ile “anayasal vatandaşlık” imkanını sağlayalım. Devletin kurduğu ilişki aşağı yukarı böyle bir ilişki.

Peki neredeyse herkesin, geçmişinde İŞİD’e önderlik yaptığını unuttuğu El-Şara’yı biz neden destekliyoruz ki?  Neden ona güveniyoruz da Kürtlere güvenmiyoruz? Üstelik o Kürtler ki bu cumhuriyetin kuruluşu için can vermiş insanların torunları! Şara ise malum milliyetçilerin sıklıkla söyledikleri gibi Osmanlı’yı arkadan vurmuş bir halkın… 

Diyebilirsiniz ki iki gün önce Kürtlere vatandaşlık vs önererek “gönülleri fethetmiş”(!) birine neden güvenmeyelim? Ama tarihe geçmiş CNN mülakatındaki şu sözlerle bugün yaptıklarına bakıp bu nasıl bir adam, devlet buna neden destek veriyor diye sorular da sorabilirsiniz.

El-Şara Suriye’nin çok kimlikli yapısıyla ilgili diyor ki: ““Hiçbir kimse bir diğerini çizmeye hakkı yoktur. Bu gruplar bu bölgede yüzlerce yıl birlikte yaşadılar ve hiç kimsenin bir diğerini ortadan kaldırmak gibi bir hakkı olamaz. Bu nedenle de (Esad rejiminin yaptığı gibi tek bir grubun değil) herkesin hakkını korumak ve garanti altına almak için yasal bir çerçeve gerekiyor”.

Peki El-Şara birkaç gündür Halep’te ve diğer şehirlerde ne yapıyor dersiniz? Kürtleri çizmeğe çalışmıyor mu? Ne oldu da iktidara el koyduğu günlerde bu söylediklerini şimdi unuttu?

Devletimiz bu adamı destekliyor. Tabii halkımızın bir kısmı da devletimiz gibi düşünerek ona destek veriyor. Ne de olsa “Şara sünni! Yani bizden!”. Öte yandan yıllardır Kürtleri kriminalize etmiş toplum nezdinde düşmanlaştırmış devlet erki ve onun bugünkü lideri ise afra tafra dolaşıp ne kadar büyük bir siyasetçi olduğunu dosta düşmana gösteriyor.

Anlaşılan tarih böyle yazılıyor. Cumhuriyeti kuranların Kürt meselesinde zamanın koşulları bağlamında anlaşılabilir gerekçeleri olabilirdi. Ama yıllar geçtikçe bu meseleyi çözmeyen Türk devlet aklı tam da “Artık bu meseleyi çözelim!” noktasına gelmişken yine kaytaracak gibi. Tarihten ders çıkarıp Cumhuriyetin çok kimlikli yapısına uygun yeni bir demokrasi arayacağına ve bunu Suriye’ye de sunacağına onlara “merkezi” ve Esad rejimine benzer “tekçi” bir yapı öneriyor. Bunun sorunlara çare olamayacağını bile bile…

Hakan Fidan’ın ağzından, sanki çocuk kandırıyor gibi “Efendim SDG Şam’a teslim olsun sonrasında onlara “anayasal yurttaşlık” vererek herkesin eşit olacağı bir Suriye’yi yaratacağız!” gibilerinden laflar ediyor. “Anayasal yurttaşlık” kavramının kimliklere “eşit” davranması garanti altına alınmış bir devlet mekanizması gerektirdiğini bile bile.

Peki ama sormazlar mı adama siz neden 100 yıldır bu meseleyi çözemediniz ve “anayasal vatandaşlığı” şimdiye dek kendi ülkenizde sağlayamadınız diye? Yoksa şimdiki çözüm süreci de bu “anayasal vatandaşlık” masalına heba mı edilecek dersiniz?

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER