<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni Arayış</title>
        <link>https://www.yeniarayis.com/</link>
        <description>Açıklamak değil; anlamak için..</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Hazinenin krizlerle imtihanı</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hazinenin-krizlerle-imtihani-13079</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hazinenin-krizlerle-imtihani-13079</guid>
                <description><![CDATA[2026'nın ilk çeyreğinde Hazinenin krize karşı reaksiyonu, 2025'in aynı dönemine kıyasla genel olarak daha kontrollü bir görünüm veriyor. Kasa daha yüksek; dış borçlanma yıllık hedefin yarısı oranında gerçekleştirilmiş durumda; Hazine nakit açığı azalırken faiz dışı denge pozitif. Ancak faiz giderlerindeki iki katına ulaşan artış ve önümüzdeki dönemin borç servisi takvimi bütçe yönetimini daha önemli hale getiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hazine geçen yılın ilk çeyreğini 19 Mart kriziyle kapatmıştı. Bu yıl da yine Mart ayında ABD ve İsrail’in İran saldırısıyla yükselen riskler ve artan belirsizlik koşullarıyla karşı karşıya kaldı. Ancak geçen yıldan alınan dersler bu yılki krizde işe yaramış görünüyor.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hazine Nakit Durumu</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Mart ayına ilişkin Hazine nakit durumu önceki aylarda olduğu gibi geçen yılın aynı dönemine kıyasla kayda değer bir iyileşmeye işaret ediyor. İlk çeyrek verileri de Hazine hesaplarına giren gelirlerin geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 65 büyüdüğünü, faiz dışı dengenin fazlaya döndüğünü, nakit açığının da yüzde 31,5 oranında azaldığını gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*2Np7NvC3R4c96axzOUMeOQ.png" style="height:196px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: HMB ve kendi hesaplamalarım</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kâğıt üzerinde Hazine nakit durumunun 2025'ten çok daha iyi göründüğü doğru. Ama aynı kâğıdın arka yüzünde faiz ödemelerinin iki katına çıktığını görüyoruz.</span></span></p>

<h3><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Krizlerin Gölgesinde Finansman</span></span></h3>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Faiz ödemelerinin baskıladığı gelir-gider dengesi, anapara ödemelerinin de devreye girmesiyle birlikte özellikle kriz koşullarında Hazine’nin finansman programını ve kasa-banka durumunu olumsuz etkiledi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">19 Mart 2025 ve sonrasında yaşanan siyasi gerilim o dönem nispeten hafif bir iç borç itfa programı olan Hazine’nin futbol deyişiyle “ters ayakta” yakalanmasına neden olmuştu. Bu dönemde toplam 230 milyar TL dış borç servisi olan Hazine, 12 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirdiği 2,5 milyar dolarlık ihracın ardından Mart ayında yeni dış tahvil ihracı yapamamış ve dış borç ödemelerini iç borçlanma ve kasa kullanımı yaparak yerine getirmişti. Nitekim, kasa-bankada 395 milyar TL’lik azalmanın ardından Mart sonunda Hazine kasa durumu 123 milyar TL civarına gerilemişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hazine’nin 19 Mart sonrasındaki ilk dış tahvil ihracını Mayıs sonunda gerçekleştirebilmişti. Yılın genelinde de iç borç anapara ödemesinin üstünde borçlanmalar yaparak 2025 sonunda kasa durumunu 1 trilyon TL’nin üzerine taşımıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*SUL9bCcRlLFlyRl7gNa6Tg.png" style="height:235px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kaynak: HMB ve kendi hesaplamalarım</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2026 yılının ilk çeyreği ise farklı bir resim çiziyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2025 yılının ilk üç ayında iç borç anapara ödemelerinin 117 milyar TL gibi oldukça düşük bir seviyede olması Hazine’ye Mart ayında karşılaşılan kriz koşulları karşısında bir nebze de olsa esneklik sağlamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların hemen öncesinde Hazine yüklü Ocak ve Şubat borç ödeme takvimini arkada bırakmıştı. Dahası, Hazine 13 milyar dolarlık 2026 yılı dış tahvil ihraç hedefinin 5,9 milyar dolarlık kısmını tamamlamış, kasasını da 1 trilyon TL’nin üstünde bir bakiye ile Mart ayına devretmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*c3dcTEr1RdCEe9ZRmCyNSA.png" style="height:226px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Mart ayına kriz koşullarında giriş yapan Hazine, faiz dışı giderlerin de baskılanmasıyla, ayı 145 milyar TL kasa kullanımı yaparak tamamlamış oldu. Böylece kasa-banka mevcudu 900 milyar civarına gerilemiş olsa da, bu seviye refinansman riski açısından Hazine'ye hâlâ güçlü bir destek sağlıyor.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yılın Geri Kalanına Bakarken</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hazine, savaşın neden olduğu krizin ilk ayını kazasız belasız atlatmış olsa da önümüzdeki aylara uzanıldığında birkaç kritik tarih öne çıkıyor:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Aşağıdaki grafiklerde gerçekleşmeler açık mavi ile, projeksiyon dönemindeki yılın kritik ayları ise turuncu ile işaretlenmiş durumda. Bu resim bize savaşın uzaması durumunda Hazine kasasına ciddi anlamda ihtiyaç duyabileceğimizi söylüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Neden derseniz, öncelikle Nisan ve Haziran aylarında yaklaşık 5 milyar dolarlık dış borç itfası bizi bekliyor ve uluslararası tahvil piyasaları yeni bir ihraç için uygun koşullar sağlamıyor. Öte yandan Haziran-Ağustos döneminde ise iç borç cephesinde yaklaşık 1,6 trilyon TL’lik anapara ödemesi sıraya giriyor. Ekim ise yılın en yüklü dış ödeme ayı: 3,5 milyar dolar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*1V7sL_TkeBlnRSk5VJQPWQ.png" style="height:746px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu çerçevede borç idaresinin önündeki sürecin nasıl şekilleneceği, dış finansmana erişim imkanlarının nasıl seyredeceği büyük ölçüde İran savaşının nasıl seyredeceğine bağlı ve belirsizlik yüksek.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç: Ak Akçe Kara Gün İçindir</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2026'nın ilk çeyreğinde Hazinenin krize karşı reaksiyonu, 2025'in aynı dönemine kıyasla genel olarak daha kontrollü bir görünüm veriyor. Kasa daha yüksek; dış borçlanma yıllık hedefin yarısı oranında gerçekleştirilmiş durumda; Hazine nakit açığı azalırken faiz dışı denge pozitif. Ancak faiz giderlerindeki iki katına ulaşan artış ve önümüzdeki dönemin borç servisi takvimi bütçe yönetimini daha önemli hale getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Özetle, ekonomi yönetiminin ilk aylarda gösterdiği bütçe performansını yılın geneline yayması gerekiyor. Zira Hazinenin “kara gün parası” bir tampon oluştursa da, bu tamponun ne kadar dayanacağı büyük ölçüde dışsal faktörlere bağlı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/hazinenin-krizlerle-imtihani-1776082091.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürt konusuna ve Türkiye devletine hiç böyle bakmış mı idiniz?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kurt-konusuna-ve-turkiye-devletine-hic-boyle-bakmis-mi-idiniz-13075</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kurt-konusuna-ve-turkiye-devletine-hic-boyle-bakmis-mi-idiniz-13075</guid>
                <description><![CDATA[Daron Acemoğlu ABD Meksika sınır toprakları üzerinde yaptığı analizi bizim Irak, Suriye sınırlarımız için yapmış olsa idi bu kitabında çok muhtemeldir Arizona’nın olumlu kopuşunun bizde yaşanmamasını Türkiye’nin hukuki, ekonomik, yönetişim kurumlarının güçlü olmamasına bağlardı diye düşünüyorum.
 Vallahi, ben Acemoğlu’nun kitabında yazmadıklarının yalancısıyım sadece. Ama, 1853 Gadsden alımı ile Sykes-Picot arasında beni yoldan çıkaran bir benzerlik var. Ancak, sonuçlar çok farklı, bu fark kurumlar arasındaki benzemezlikler yüzünden olmasın?     ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İstanbullu, Galatasaray Lisesi mezunu Prof. Daron Acemoğlu Nobel İktisat ödülü aldı, muhtemelen bu yazıyı okuyan herkes de tanıyor kendisini.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Daron Acemoğlu Prof. James Robinson ile birlikte, on seneyi geçti, çok önemli bir kitap yayınladılar, “Why Nations Fail?”, yanılmıyorsam bu kitap Türkçeye de “Ulusların Düşüşü” diye çevrildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu çok önemli kitap bir tarihi konuyla başlar; 19. Yüzyıl, Meksika’nın kuzeyinde, ABD’ye komşu bir bölge var, ismi <strong>Nogales</strong>, Meksika devletinin toprağı, 1848 senesinde bu bölgede ABD ve Meksika arasında bir savaş başlıyor, 1853’e gelindiğinde ABD Gila nehrinin kuzeyindeki bir bölgeyi, yaklaşık 80 bin km kare, Meksika’dan satın alarak ABD topraklarına katıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Böylece eski Nogales resmen ikiye bölünüyor, ABD’ye katılan tarafa Arizona deniyor, Meksika’da kalan bölgeye de Sonora.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Arizona da 1912’de bir ABD eyaleti statüsüne kavuşuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu tarihten günümüze ABD’nin ve Meksika’nın ülke olarak, devlet kurumları olarak, ekonomi ve hukuk sistemleri olarak gelişimi konusunda herkesin bir fikri vardır, konuya girmiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Acemoğlu ve Robinson kitaplarının hemen bu ilk sayfalarında, Nogales’in Arizona (ABD) ve Sonora (Meksika) olarak bölünmesinden sonra bu iki bölgenin günümüze dek gelişmelerini özetliyorlar, bence bu çok güzel kitabın da ana fikri özetleniyor daha ilk sayfalarda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kuzey Nogales Arizona olarak ABD’ye katılmadan önce Nogales nüfusunun adeta tümü Meksika kökenli, hepsi İspanyolca konuşuyorlardı, kısmen hala öyle, mutfak aynı, müzik aynı, özetle kültür aynı, gelir düzeyleri, yaşam standartları çok yakın.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Ancak, 20. Yüzyılda durum çok farklılaşıyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugün ortalama bir Arizona State (Eyalet) vatandaşının kişi başına geliri Sonora’da yaşayan ortalama vatandaşa oranla kat ve kat yüksek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Arizonalılar eğitim ve sağlık hizmetlerine Sonara’da yaşayan Meksikalılara oranla çok daha rahat ve etkin olarak ulaşıyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Arizona’da suç oranı Sonora’ya oranla çok daha düşük yani Arizona Sonora’dan çok daha güvenli.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yaklaşık bir asırlık bir sürede oluşan bu yaşam kalitesi farklılaşmasına herkes farklı açılardan yaklaşabilir ama ben de Acemoğlu-Robinson yaklaşımının, tüm kitaba da damgasını vuran yaklaşımdır bu, çok açıklayıcı ve yol gösterici olduğunu düşünüyorum, ABD’nin güçlü hukuki (yargı mesela), ekonomik (rekabet mesela) kurumları, ABD Anayasası ve özellikle de bu Anayasanın birinci ekin (1791), yönetim anlayışı* eski Nogales’in kuzeyini, ABD’nin Arizona eyaleti yani, güneyine oranla, tabiri mazur görün, uçurmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Daron Acemoğlu’nun Why Nations Fail? kitabını okuduğumda bir konu aklıma takılmıştı, bugün bu konuyu okurlarla paylaşacağım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Arizona’nın ABD eyaleti olmasından (1912) yaklaşık beş sene sonra, ünlü Sykes-Picot Antlaşması (Mayıs 2016, Birleşik Krallık, Fransa) ile Ortadoğu haritası cetvelle yeniden çiziliyor, Osmanlı İmparatorluğu ile Irak, Suriye, Filistin arasında o kopuş gerçekleşiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bunları yazarken aklıma yönetmen Sinan Çetin’in 1999 yapımlı Propaganda filmi geliyor, Kemal Sunal, Metin Akpınar, Meltem Cumbul, film yaşanan dramı çok iyi özetlemiş idi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sykes-Picot ile ABD’nin 1853’de ABD’nin Gadsden alımı (Gadsden purchase) denen operasyonla Nogales’in kuzeyini, bugünkü Arizona’yı, topraklarına katması arasında, tarihte hiçbir şey aynı değildir ama büyük benzerlikler var, yapay bir sınır oluşuyor ama sonra durum farklılaşıyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yukarıda 1912 sonrası (Arizona’nın ABD eyaleti olması) Arizona’nın ABD kurumlarının sağlamlığı sayesinde Sonora’dan farklılaşmasını özetlemeye gayret etmiştim.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Peki, 1916 sonrası, 1923’de Cumhuriyet kuruluyor bizde, yepyeni kurumlar geliyor ama acaba bu süreçte, 1923’den günümüze, bizim Güneydoğu dediğimiz topraklar ile mesela Kuzey Irak, federe Kürdistan Cumhuriyeti arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurumlarıyla Arizona ve Sonora arasında yaşanan yaşam kalitesi farklılaşması gözlemlenebiliyor mu?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Diyarbakır, Şırnak, Hakkari ve diğer Güneydoğu illerimizde de insanlar Kürtçe konuşuyorlar, Kuzey Irak’ta da, mutfak, müzik yani genel anlamda kültür çok benzer, aynı Arizona ve Sonora gibi ama bizim Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımızın yaşam kalitesi Kuzey Irak Kürtlerine oranla 1923 sonrası belirgin bir biçimde olumlu bir kopuş yaşamamış. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Daron Acemoğlu ABD Meksika sınır toprakları üzerinde yaptığı analizi bizim Irak, Suriye sınırlarımız için yapmış olsa idi bu kitabında çok muhtemeldir Arizona’nın olumlu kopuşunun bizde yaşanmamasını Türkiye’nin hukuki, ekonomik, yönetişim kurumlarının güçlü olmamasına bağlardı diye düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Vallahi, ben Acemoğlu’nun kitabında yazmadıklarının yalancısıyım sadece.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ama, 1853 Gadsden alımı ile Sykes-Picot arasında beni yoldan çıkaran bir benzerlik var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ancak, sonuçlar çok farklı, bu fark kurumlar arasındaki benzemezlikler yüzünden olmasın?&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">*Trump’ın ABD siyasal, toplumsal tarihinde bir yol kazası olduğunu umuyorum, düşünüyorum.&nbsp; </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/kurt-konusuna-ve-turkiye-devletine-hic-boyle-bakmis-mi-idiniz-1776010812.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş ve barış</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/savas-ve-baris-13074</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/savas-ve-baris-13074</guid>
                <description><![CDATA[İktidar kuru son ana kadar tutmaya kararlı görünüyor. Daha önce defalarca yaptıkları gibi. Bunun için faiz artışına gitmek zorunda kalacaklar. Yoksa programları çöker. Bir anda devalüasyonda boğuluruz. Daha önce defalarca olduğu gibi. İmamoğlu ve ABD – İran savaşında sıcak paranın güvercin sürüsü gibi nasıl hızla çıktığını daha yeni yaşadık. Getirmek için geleceğimizi sattığımız aylarca uğraştığımız sıcak para bir haftada çıkıverdi. Vergi, ceza, işçinin alınteri, iş insanının kazanç umutlarıyla topladığımız parayı rantiyecilere devir ettik.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Müzakere zamanı; </strong>Bu hafta ilginç bir şekilde barış havasına büründü. ABD – İran, ardından Rusya – Ukrayna, hafta sonu Lübnan – İsrail ateşkesinin ilk adımları atıldı. Umarım savaşları durduracak vicdan galip gelir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Hafta başı Trump’ın İran’a cehennemi getireceği söylemleri ile gerilen dünya, hafta sonu barış müzakereleri ile nefes aldı. Çoğunluk bu müzakerelerin geçici olduğunu düşünüyor. Dünyayı</span> <span style="color:#222222">hergün biraz daha stagflasyonist riskle karşı karşıya kalıyor. Trump’ın gümrük vergileri ile başlayan gerilim, savaşlarla iyice arttı. Son ayların kazananı Rusya ve Çin. Rusya’nın sadece akaryakıt fiyat artışından ek olarak 20 milyar dolar kazandığı iddia ediliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Barış, Amerikan dolarında, akaryakıt fiyatlarında, faizlerde gevşeme; Euro, altın, gümüş gibi ürünlerde artış beklentisi artırıyor. Savaşın devam etmesi ise tam tersi beklenti yaratır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye; </strong>Mart ayının beklenti altında kalan Tüfe sonrasında elektirik ve doğalgaza gelen %25 zam, Nisan ayı yüksek enflasyon beklentisini artırdı. Mart ayı enflasyonun beklenti altında kalmasının bir nedeni de enflasyon ölçümünde kullanılan katsayıların değiştirilmesi. 2025 yılına göre otel konaklama, otobüs yolcu taşıma gibi hizmetlerin katsayısını artırıp konutla ilgili harcama katsayısını düşürmek enflasyon düşürmede akıllıca bir çözüm gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">MB zarar açıkladı. Bir trilyon lira zarar. Güzel zarar. Birileri zarar etmesin diye, MB zararı üstlenmiş görünüyor. Eskiden MB hep kar açıklar, her yılın Mart ayında karını hazineye devir ederdi. 2018 yılından beri önce karı, yılın başında hazineye devir edip kullanmaya başladılar; sonra ne yapıp edip Merkez Bankasını zarar eden, her yıl zarar rekorları kıran bir kurum haline getirmeye başladılar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Fakirden al, zengine ver. Sıcak para sokmanın bedeli yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bu senenin ilk üç aynında devletin ödediği faiz ödemesi geçen yılın aynı dönemine göre %103 artmış. Nas ekonomisi vardı. Ne oldu o ekonomiye sahi. Her yıl biraz daha borçlanıyoruz, her yıl daha fazla faiz ödüyoruz. Ya ekonomiyi ya Nas’ı bilmiyorlar ama büyük olasılık ikisinden de haberleri yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İktidar yeniden sıcak para avına çıktı. TL yi değerli tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Uzun süreli değerli tutmak ya da değersizleştirmek. Her ikisi de yanlış bence. Gerçek fiyatında dengede kalmasına özen gösterilmeli. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">TL’yi değerli tutmak reel kesime zarar verir bir süre sonra. Son bir yıldır ciddi</span> <span style="color:#222222">zarar veriyor. Kuru tutmak için faizi yüksek tutmak zorunda kalıyor. Yüksek faiz getirisi sebebiyle adam yatırıma gitmek yerine mevduata gidiyor. İş insanı yüksek faiz sebebiyle yatırım yapamıyor. Bunun sonu ekonomik durgunluk oluyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">TL’yi yüksek tutmak mal ve hizmetini küresel pazarda pahalı hale getiriyor. İhracatçının yüksek faiz, yüksek enflasyon sebebiyle artan maliyetleri ile değerli TL birleşince ihracatçının rekabet gücü kalmıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Bu yüzden cari açık, her zaman belalımız. İhracatta düşerse açık daha da büyüyecek, ithalatın enflasyonist baskısı artacak demektir. Bu durumda bizi yine ekonomik durgunluğa götürür. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İktidar kuru son ana kadar tutmaya kararlı görünüyor. Daha önce defalarca yaptıkları gibi. Bunun için faiz artışına gitmek zorunda kalacaklar. Yoksa programları çöker. Bir anda devalüasyonda boğuluruz. Daha önce defalarca olduğu gibi. İmamoğlu ve ABD – İran savaşında sıcak paranın güvercin sürüsü gibi nasıl hızla çıktığını daha yeni yaşadık. Getirmek için geleceğimizi sattığımız aylarca uğraştığımız sıcak para bir haftada çıkıverdi. Vergi, ceza, işçinin alınteri, iş insanının kazanç umutlarıyla topladığımız parayı rantiyecilere devir ettik. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">03.04. 2026 TCMB ve BDDK verilerine göre; </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">Yabancı Portföy;</span></strong> <span style="color:#222222">Mart ayı başından ilgili tarihe</span> <span style="color:#222222">DİBS lerde 5,5 milyar dolar</span> <span style="color:#222222">ve hisse senedinde 1 milyar dolarlık azalış görünüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">DTH;</span> </strong><span style="color:#222222">Vatandaşlarda 3 milyar dolar, kurumlarda 3 milyar dolara yakın artış var.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>TCMB rezerv; </strong>Brüt ve net rezervlerde beş haftalık düşüşün ardından artış var ama, swap hariç net rezerv altıncı haftayı da azalışla kapadı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Krediler; </strong>Hacim artışında ikinci haftayı geride bıraktık.</span> <span style="color:#222222">Faizlerde ise artış devam etti. Bu senenin en düşük ortalama faizine göre ilgili hafta, ortalama bireysel kredi faizi 5 puan, ticari kredi faizi 11 puan ve üç aylık mevduat ise 4 puan artmış. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Piyasalar; </strong>Bu hafta piyasalar savaşın biteceğini satın almış. Dolayısıyla teknik, barışın fiyatlanmaya başladığını hissettiriyor. Karşılıklı iki fiüze tüm tahminleri tersine döndürebilir. Gökyüzünde küresel uçaklar uçamaz hale gelebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş; </strong>Mart başından beri; “85 ile 95 dolar arasına bir şans verecek gibi duruyor” tahmininde bulunuyorum. Önce 78 ve 81 dolar dirençlerini geçmeli. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Altın; Yine Mart başından beri; “4900 dolar ile 5200 dolar arasına kadar yükselebilir” diye yazıyorum. 4660 dolar altına gelmediği müddetçe bu beklentim devam eder. İlk direnç 4975 dolar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dünya emtia endeksi;</span> <span style="color:#222222">138 ile 126 puan arasında dalgalanır demiştik. 138 dolardan sert gevşedi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">USD/TL;</span> <span style="color:#222222">Haftayı 44,75 lira civarından kapatır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Eur/Usd; Güçlü döndü. 1,1685 üstünde kalabilirse Euro lehine güçlenme sürer. 1,1575 seviyesini yeniden destek yapmak isteyecektir. 1,1780 ilk direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR; </strong>Ağustos 2025 ayından beri</span> <span style="color:#222222">%4,30 güçlü dirençti, savaş ile birlikte yukarı kırılmıştı. Şimdi destek durumunda. Bu hafta altında kalırsa %4,20 ye gevşer. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Bir aydır belirtiğim 12600 puan desteğinden sert döndü ve bir ay önce belirtiğim 13700 puan hedefini bile yukarı doğru geçti. 14500 direnç, 13400 destek.<br />
Geçen hafta “Dolar bazında</span> <span style="color:#222222">2026 Şubat başından beri yükselen bir kanal içinde. Bu hafta destek 2,82 dolar.” Tahmininde bulunmuştum. 2,83 dolardan sert yukarı yaptı. 3,10 dolar ilk direnç. 3,31 kanal direnci.<br />
Burada önemli olan nokta şu; Mart başı savaşın başlamasıyla hisse borsasının sert düşmesi ve hem TL hem dolar bazında GAP bırakmasıydı. Geçen hafta bu Gapler kapandı. Bu boşluğu kullanarak ucuz hisse alanların satışı gelebilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>Mayıs 2025 tarihinden beri direnci olan 99,50 puanı kırıp üstünde kalmıştı. Geçen hafta geri dönüp 98,50 civarını gördü. Bu hafta 99,50 puanı yeniden direnç yapmayı deneyebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin; </strong>64700 dolar destek, 76000 dolar direnç.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol; </strong>Brent petrolde</span> <span style="color:#222222">98 dolar desteği kolay kırıldı. Yeni destek</span> <span style="color:#222222">86 dolar. Ham petrolde ise; 95 dolar dayandı. 95 dolar ilk destek, sonra 85 dolar desteği var.</span> </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/savas-ve-baris-1776010463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortadoğu’da yeni perde</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/ortadoguda-yeni-perde-13048</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/ortadoguda-yeni-perde-13048</guid>
                <description><![CDATA[Ortadoğu'da sahte barışların yerini 'kontrollü bir gerilim' aldı. Umman ve Katar gibi aktörlerin devrede olduğu diplomatik temaslar, kalıcı bir çözümü değil, tarafların bir sonraki hamle için nefeslenmesini sağlıyor. İsrail ve İran arasındaki açık çatışmanın tüm bölgesel sistemleri teste tabi tuttuğu, Çin ve Rusya rekabetinin sahaya yansıdığı bu sert dönemde; artan enerji maliyetleri ve kırılan tedarik zincirleri, oyunun çok daha acımasız kurallarla yazıldığını kanıtlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yıllardır “gölge savaş” olarak adlandırılan ve çoğu zaman kamuoyunun dikkatinden uzak ilerleyen gerilim, 2026’nın başında artık saklanamaz hale geldi. Hava operasyonlarıyla birlikte bu örtülü mücadele, açık ve doğrudan bir çatışmaya dönüştü. Artık mesele sadece iki ülke arasındaki bir gerilim değil; bölgesel güç dengelerinin yeniden yazıldığı bir kırılma anı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">İsrail’in attığı adımlar, uzun süredir benimsediği önleyici güvenlik anlayışının bir devamı niteliğinde. Tel Aviv açısından mesele basit: Potansiyel bir tehdidi gerçekleşmeden ortadan kaldırmak. İran’ın nükleer kapasitesine yönelik endişeler, bu stratejinin merkezinde yer alıyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu yaklaşımın sadece bir “operasyon” değil, bölgedeki tüm askeri sistemlerin sınandığı bir yıpratma sürecine dönüştüğünü gösteriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Öte yandan ABD’nin tavrı, son yıllarda sıkça dile getirilen “Ortadoğu’dan çekilme” söylemiyle çelişiyor. Washington, bölgedeki askeri ve stratejik varlığını artırarak enerji hatlarını güvence altına alma refleksi gösteriyor. Bu durum yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda Çin ve Rusya ile yürütülen küresel güç rekabetinin de sahaya yansıması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ancak savaşın en sert yüzü cephede değil, ekonomide hissediliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda artan riskler, küresel piyasaları adeta sarsmış durumda. Petrol fiyatlarının kısa sürede 100 doların üzerine çıkması, sadece enerji piyasalarını değil, doğrudan hayatın kendisini etkiliyor. Çünkü enerji fiyatları yükseldiğinde, bunun bedelini en hızlı şekilde tüketici ödüyor. Gıda fiyatlarından ulaşıma, sanayi üretiminden enflasyona kadar her alanda zincirleme bir etki ortaya çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Deniz taşımacılığında artan riskler ve maliyetler de bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Küresel tedarik zincirleri zaten kırılgan bir dönemden geçerken, bölgedeki gerilim bu kırılganlığı derinleştiriyor. Bugün yaşananlar, sadece bir savaşın değil, aynı zamanda bir “ekonomik dalganın” da habercisi.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Peki çözüm var mı?</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Kısa vadede görünen o ki taraflar arasında yürütülen diplomatik temaslar, kalıcı bir barıştan ziyade gerilimi geçici olarak düşürmeye odaklanıyor. Çünkü masadaki sorunlar, kolayca çözülebilecek türden değil. İran için nükleer program, bir güvenlik meselesi. İsrail için ise bu programın varlığı başlı başına bir tehdit. ABD ise bu denklemin tam ortasında, hem küresel çıkarlarını hem de iç siyasi dengelerini gözetmek zorunda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bölge ülkeleri ise adeta ince bir ip üzerinde yürüyor. Bir yandan güvenlik kaygılarıyla pozisyon alırken, diğer yandan çatışmanın kendi topraklarına sıçramasını engellemek için diplomasi kapılarını açık tutmaya çalışıyorlar. Umman ve Katar gibi aktörlerin devreye girmesi de bu yüzden şaşırtıcı değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Sonuç olarak, bugün tanık olduğumuz şey bir barış süreci değil; kontrollü bir gerilim hali. Taraflar nefes alıyor, pozisyonlarını güçlendiriyor ve bir sonraki hamleye hazırlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ortadoğu’da oyun yeniden kuruluyor.<br />
Ve bu kez sahne daha sert, aktörler daha kararlı, maliyet ise her zamankinden daha yüksek.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/ortadoguda-yeni-perde-1775762609.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir satışçı olarak Mehmet Şimşek (2)</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/bir-satisci-olarak-mehmet-simsek-2-13046</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/bir-satisci-olarak-mehmet-simsek-2-13046</guid>
                <description><![CDATA[Çağatay Arslan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Londra'da yaptığı sunumu analiz etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mehmet Şimşek’in bir satışçı olarak <a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/bir-satisci-olarak-mehmet-simsek-8506">portresini çizeli</a> neredeyse 2 yıl oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimşek bu defa İngiltere’deki Yatırımcı Sunumu ile kendisine uygun gördüğümüz sıfatın hakkını bir kez daha verdiğini gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1 Nisan tarihli yatırımcı <a href="https://www.hmb.gov.tr/haberler/sayin-bakanimiz-mehmet-simsekin-londrada-yatirimci-toplantilari-kapsaminda-yaptigi-sunum">sunumunu sizler için inceledim</a>.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">75 slaytlık sunumun başlığı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>"Savaş, Petrol ve Türkiye Ekonomisi?"&nbsp;</strong>şeklinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Soru cümlesi yok ama soru işareti var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Malum bizde cevaplara soru sormak yerli milli gazeteciliğin şanındandır. Gelin birlikte bu sorunun cevaplarına bakalım. Nasıl olsa kontradan gelen kimse yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlk cevabın başlığı</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaşın kısa vadeli etkileri</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Alt başlığı negatif ama yönetilebilir</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çünküler 3 demet: Enerji arzı tehlikede değil; şoku emecek mali alanı yaratmak gerekiyor ama yine de savaşflasyon riski var (Mahfi Hocanın kulakları çınlasın. Şirinkflasyon olur da savaşflasyon olmaz mı), genişleyen cari açık ve yavaş büyüme olası</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_11%20(4).jpeg" style="height:358px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hemen ardından 3lü pay grafiği ile enerji arzı neden tehlikede değil onu anlatıyor. Bir Siri Lanka değilmişiz, motosikletlere benzin bulamayan garibanlar. Gerçi haritaya baksak da anlardık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Toplam enerji arzında petrolün payı 34 gazın payı 26. Yani hala 40 puan cepte. Onlar mı neler. Bir tarafta boğaz yakan kömür diğer yanda yeşil enerji. Bu 60’ın yani petrol ve gazın ise neredeyse 40 küsurunu Rusya veriyor. Evet aynı Rusya! Sunum yapılan ülkede çok sevilen Rusya. İran’ın petrolde adı yok gazda adı %11. Bu arada ABD gazının payı da kaşla göz arasında 20 olmuş bile.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İkna olmayanlar için yeni slayt bile yapmış. Ki pay grafiği buna ayrılmış</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">GSMH içinde petrole harcanan paranın payı ve bu pay da Orta Doğu’nun yeri. Kore ne yapsın Allah onları doğuda yaratmış Hürmüz’den geçen gemileri beklemek zorunda kalmışlar. Biz öyle mi. Borularla paşa gönlümüz nereden isterse oradan alırız. İkinci grafik meşhur gübre meselesi. Bu defa payda GSMH değil toplam ithalat var. Hem pay düşük hem de Orta Doğudan az alıyoruz. Sıkıntı yok yani</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_11%20(3).jpeg" style="height:800px; width:588px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ardından koca bir sayfa Petrol Fiyat Şokunun etkisi diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Takılmıyoruz devam ediyoruz. Daha 6. Slayta geldik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">3 senaryo var kötü çok kötü en kötü. Buna göre toplam hasar en az 65 en çok 84 milyar dolar olur(muş.) Ve bunun da enflasyonda 3,6 (biz onu öğle yemeğinden sonra çayın yanında yiyoruz) bütçe açığının GSMH’ya oranında 1,1 büyümede 0,6 (burası çokomelli) puan etkisi olabilirmiş. Bütçe açığını da GSMH payında 0,6 yükseltirmiş. Miş miş de muş muş (Bu arada petrolde 100 dolar çok defa geçildi Sayın Mehmet beye ve yatırımcılara söylemeyin.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Takip eden slaytta enflasyon sepetinde petrol ürünlerinin payında dünya sonuncusu olduğumuzu endişeye yer olmadığını görüyoruz. Bir nevi TÜİK reklamı yani. Grafiğin kaynağı JP Morgan olsa da bana gayet TÜİKsel göründü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_11%20(2).jpeg" style="height:800px; width:577px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mali alan yaratma meselesi takip eden slaytın gündemi. Bunu da Sliding Scale ile yapıyormuş. Bize Eşel Mobille yapıyoruz diyorlardı. Türkçesi Eşel Mobil de değilse bari burada da eşel mobil deseydiniz de anlamakta zorlanmasaydık. Velhasıl bu sayede mazot 92 yerine 75 lirada kalıyormuş. Mutlu olmak için bir sebep daha. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yılların eşel mobilini yatırımcılara bir slaytta anlatamayız deyip ikinci slaytı da eklemiş. Petrol 90 dolar olana kadar arkamızda eşel mobil oldukça sırtımız yere gelmiyor diye izah edilmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_11%20(1)(2).jpeg" style="height:800px; width:591px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">10. slaytta eşel mobilden kurtuluyoruz ve en sevdiğimiz başlık olan gayrimenkule geçiyoruz. Kira enflasyonu %125 den %53 e düştü diye övünen tek Maliye Bakanı olmak kolay zanaat değil. Ama Mehmet Bakan bu işin doktorasını yapmış. Yatırımcılara yeni kiracı olarak gelirseniz artış oranları 34’e düştü diye de müjdeyi vermeyi ihmal etmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_11.jpeg" style="height:340px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de alay konusu görülen mevzular bu sunumda ana gündemin parçası. Ocak 2025’de Memleketin neredeyse 3te2’si kuraklıktan kırılırken 2026’da her yer sular sellerle dolmuş. Memleketimle de gurur duydum. Bir Kastamonulu olarak 2025’te de kuraklıktan uzak oluşumuz ve parıl parıl parlamamız yatırımcının gözünden kaçmamış olmalı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(8).jpeg" style="height:460px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Negatif çıktı açığının yani kazık frenin grafiği ise 12. slaytta. Mehmet Şimşek gururla sunuyor. Bununla birlikte sıkıcı dezenflasyon mevzuu da bitmiş oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(7).jpeg" style="height:338px; width:600px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">13. slayt ile tekrar savaşın sıcaklığına dönüyoruz. İlk slayt “bizim ihracatımızda Orta Doğunun payı çok değil slaytı”: %11’miş. Maazallah atom bombası atılsa çarklar döner yani.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">14’te ithalat payı gösteriyor ki o daha da az. %5,4 yok gibi bir şey. İyi ki yatırım sunumu Orta Doğu’da değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Orta Doğulu Turist mi? Talimhane dışında göremezsin bile. Onlara Taksim demiştir. Muhtemelen. 15. slayta göre payı %10-11 civarı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(6).jpeg" style="height:942px; width:450px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bunlardan yola çıkarak sürdürülebilir cari dengenin olmazsa olmazları da 16.slaytta anlatılıyor. Gabar petrolü, Karadeniz gazı yeşil dönüşüm, rekabetçilik bla bla bla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(5).jpeg" style="height:362px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tabi hemen arkasına bir yeşil dönüşüm slaytı. Şu yeşil dönüşümü park bahçe olarak da görsek iyi olur. Ama aralarında derelere kement atan HES’lerin de olduğu son olarak ASOS bölgesinde sevgili Cem Tüzün’ü mağdur eden JES’lerin olduğu yeşil dönüşüm parka bahçeye pek pas vermiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(4).jpeg" style="height:359px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeşil dönüşümü takip eden yapısal iyileşme de hizmet gelirleriymiş. Öyle böyle değil. Çok artmış. Tavanları delmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(3).jpeg" style="height:359px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hala ikna olmayana teknoloji ihracatının artışı slaytı var. Ekonomik karmaşıklık endeksi isim itibariyle biraz netameli görünse de aslında iyi bir şeymiş. Bu da yapısal iyileşme demekmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/zzResim1.jpg" style="height:380px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sıkılan uzman yine koca bir başlıkla slaytı geçiştirmiş: Türkiye Bu krizi atlatır mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Evelallah slaytları peş peşe geliyor</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlk slaytta siyasi mesaj bile var. Mehmet Şimşek siyaseti sevmez. Kendisi hükümetin uzay kanadındandır malum. 4 maddede kanıtlanmış direnç ayakları izah ediliyor: Politikalara bağlıyız, enflasyonu düşürmeye kararlıyız, kriz bize fırsattır. Ve sonra gözlerinizi kapayın: Mehmet Şimşek politika konuşuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neymiş: Güçlü liderlik ve kanıtlanmış kriz çözme becerisi. Kıskandınız değil mi? Türkiye’de politik ortamı bundan iyi tarif eder misiniz? Habire kriz çıkar ve sonra çöz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hevesimiz kursakta kalarak politik bahsi kapıyoruz</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12%20(1).jpeg" style="height:339px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">19 Mart tarihli Ekonomist grafiğine göre Türkiye’nin sol üst köşede yani en düşük dertler en yüksek kalkanlar bölümünde olduğu direngenlik katsayısı yüksekler liginde olmasını alkışlıyoruz. Economist’in sevmediğimiz haberlerini paylaşmıyoruz sevdiğimiz haberlerde başımızın tacıdır</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_12.jpeg" style="height:357px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">23 ve 24. Slaytlar en sevilen mevzuda borcu şöyle azalttık böyle azalttık. Bütçe açığının tavana vurduğu 2021-22 de falan ülkeyi CeHaPe zihniyeti yönetiyordu zaten. Sonunda AKP geldi ve bütçe açığı azaldı</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(8).jpeg" style="height:800px; width:579px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ve geldik en sevilen grafiğe. Makro İhtiyati Önlemin faydaları. Herkesin borcu GDP’nin şu kadar katı. Biz de GDP büyüktür borçtan. İyi de Sn. Şimşek Ne kadar ekmek o kadar köfte nerenin atasözüydü. Ekmek borçsa köfte de sermaye değil mi? Neyse çok da derine dalmayalım sünger mi çıkaracağız?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(7).jpeg" style="height:409px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Takip eden konu başlığımız diş finansmana duyulan ihtiyaç. Burada da CeHaPe döneminde yani 2021’de alınan borçların nasıl ödendiği anlatılıyor. AKP’miz 2022 de gelmiş borçları 2023’den itibaren takır takır ödemiş. Ya maazallah CeHaPe zihniyeti başımızda kalsa.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(6).jpeg" style="height:800px; width:573px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ve tabi sırada ekonominin Ronaldo’su Bankalarımız. Sakın Kamu Bankalarına bittikçe enjekte edilen sermayeden falan bahsetmeyin. Yatırımcı bizi serbest rekabette Bankacılık yapıyor sanmaya devam etsin. Kredi büyüme sınırları vs. dünyanın her yerinde bulacağınız normal uygulamalar. Makro İhtiyati Önlemi sizden öğrenecek değiliz</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaaz.jpg" style="height:416px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bankacılık konuşunu da geçiştirdikten (pardon) aktardıktan sonra gelelim rezerv mevzusuna. Grafikte multiple shocks dediği içeri atılan Belediye Başkanları aslında. Şok dediği bildiğin halk iradesiyle seçilmiş ve Türkiye’de Cumhurbaşkanı’ndan sonra en çok oyla seçilen İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da dahil olduğu seçilmişlere yönelik siyasi hamleler Türkiye’de rezervler neden birikir konulu grafik ama izahatsiz.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(4).jpeg" style="height:472px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sıra geldi CeHaPenin bir diğer icadı KKM’ye. Asrın buluşuydu contingent liability’ye döndü. Öztürkçesi kader kısmet falan demek. Ne çıkarsa bahtına mesuliyet. İrrasyonel ekonomi de deniyor.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(3).jpeg" style="height:397px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ara başlık geçişi şiirsel.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dolarizasyon: Dejavu mu bu defa farklı mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Döviz kuru meselesi önemli. Malum onca faizi ödeyip üstüne bir de kuru tutamamak Nasrettin Hoca karpuz fıkrasına meze olma riski taşır. Burada takdire şayan başarılar vatandaşın döviz talebinin düşmesi ve yerleşik olmayanları paraları götürmemesi (imiş). Kaç paraları kaldı içerde orası belli değil tabi. Ama burada soruları da cevapları da aynı kişi veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bunun sonucunda kuru olmasa da volatiliteyi kontrol altına almış oluyorsunuz. Volatile de Vangölü canavarı gibi arada kafasını yukarı çıkarıyor.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(2).jpeg" style="height:800px; width:575px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13%20(1).jpeg" style="height:408px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Borsayı anlatan slayt ile devam ediyor pembe rüyalar. TL’nin değer kaybından bağımsız Türk borsası grafiğinde görmek isteyenler için çok pozitiflikler var</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_13.jpeg" style="height:395px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bizde mallar ucuz grafiği haklı olarak takip ediyor. 20 yıldır ucuzmuşuz. 20 yıldır iktidarda olan CeHaPeyi kınıyoruz. İnsan sermaye piyasasını azıcık destekler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14%20(5).jpeg" style="height:368px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik yeni bir ara başlığa. Bu başlığın adı Makro Ekonomik İstikrar ve Reform programında değişiklik var mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Memleketi 25 yıldır yöneten CeHaPe zihniyetinin yapamadığı değişiklik nasıl olacakmış görelim bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlk slaytta görsel yok laf var 25 yıldır CeHaPenin yapamadıklarını vallah billah yapacaz, rayda kalacağız, raydan çıkmayacağız diyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürebilir cari denge, rekabet, yapısal reform. Nasıl diyor siz gavurlar: seymolddreaming.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14%20(4).jpeg" style="height:368px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trifaze slayt ile yaptık yapıyoruz yapacağız sıraya giriyor. Çeyrek yüzyıllık CeHaPe zihniyetinin bıraktığı enkaza karşı ipleri alıp reforma başlayan Mehmet Şimşek’in fazlarından üçüncüsü Ocak’ta başlamış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Normalde dananın kuyruğu sonda kopar burada önce kuyruk gelmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eylül 2023’de daha kendisi Bakan olmadan başlamış kural bazlı ekonomiye dönüş. CeHaPenin bozduğu kuralları daha kendisi gelmeden ferasetle ele almaya başlamış Akpartimiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İkinci faz Eylül 2024’de başlamış. Bu defa dengesizlikler adres edilmiş. Kayahan’ın en sevilen şarkısı listelerde bir numara olmuş. Ey KKM’ci CeHaPe memleketi böldüremezsin sözünü burada duyuyoruz. Ve faz 3. Bu defa uzun isim verilmiş. Kızılderililer de çocuklarına başarı kaydedince isim verirler ya. O misal. Tek haneli enflasyon vs. vs. vs. Çok yakında sinemalarda. E bu filmi biz daha önce izlemedik mi.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14%20(3).jpeg" style="height:364px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu bahsi hızlı kapatıp çatışma Türkiye’ye yansır mı sorusuna gidiyoruz (allah korusun nasıl diyor siz save god)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yok değilmiş ama cıkkada imiş (ananemin lafıdır)</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Biz zaten NATO üyesiyiz, dış politikadaki Ego’muz için TRT dizilerini kullanıyoruz vs. Yine de ben tamamen hayır dememesini tehlikeli buldum (çokomelli)</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14%20(2).jpeg" style="height:394px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu tek slaytlık ara başlığı geçip orta ve uzun vadeli fırsatlara geçiyoruz: En sevdiğimiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaşın orta vadede her neyse (tabi Keynes ne demiş uzun vadede hepimiz öleceğiz) yani kısa orta vadede biteceği öngörülüyor. Buna göre kısmet 3 vakte kadar yağıyor. Bitmeyen talep mi dersin, enerji merkezi mi dersin, ticaret koridoru mu dersin. Allah gönlüne göre versin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bize bi kısmet var.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14%20(1).jpeg" style="height:394px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir yandan savaş sonrası fırsatlar diğer yanda artan savunma (malum artık ABD’de savunma değil savaş bakanı var) yani savaş ürünleri ihracat fırsatları. 2002’de 0,2’den 2025’te 10 milyar dolara. 5 büyük şirket. Dünya 5’ten büyük olsa da o ayrı mevzu tabii. Savunma ihracatçılarına ilk 11’e girdik bile. Yedek kulübesindekiler düşünsün.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_14.jpeg" style="height:395px; width:600px" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_57%20(1).jpeg" style="height:400px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mehmet bey hızını bu konuda alamıyor kendini durduramıyor ve Hayat Bilgisi 4. Sınıf kitabı görselleri ile devam ediyor. Füzeler gemiler uçaklar. Sevgili Ali Torun (efsane müsteşar Osman Nuri Torun’un oğlu) geliyor aklıma. Tank derdi. Gelişmiş kamyondur. Savaş gemisi gelişmiş tanker. Füzeler üst düzey boru. Lenin’in emperyalist kapitalizmini boşa okumadık ODTÜ’de.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaazz.jpg" style="height:374px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaş oyuncaklarını kenara koyup bu defa başka sevdiğimiz oyuncaklara yöneliyoruz. İş makinası bildiniz. Malum inşaat ediniz ve zenginleşiniz zamanın en önemli aforizmasıdır. Siz yıkın biz yaparız içerikli slaytın niyeti iyi olsa da görünüşü iç karartıyor. Geçiyoruz.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(6).jpeg" style="height:392px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sıra geldi doğrudan yabancı yatırımlara. Hukuk Yasa Düzenleme önemli değil diyorsan gel kim olursan gel diyerek iş akışı çizilmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hukuksal güvence hariç her şey var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bence mantıklı ikna oldum.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(5).jpeg" style="height:371px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik asrın slaytına. Kişi başına milli hasıla değil toplam hasılada kim büyük görseli.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bölüşmeden zenginleşmenin resmini çizebilir misin? Buyrun çizdik. Tüm komşularından çok GSMH’si olan kaç ülke var şunun şurasında. Sen ben bizim oğlan.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(4).jpeg" style="height:379px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne zaman büyüme övgüsü görsem Ersin (Özince) Beyin sözü gelir aklıma. Büyüdük de neremiz büyüdü? 2017 KGF sine kadar benzer gelişen piyasalar kadar bile gelişme yok. Bunu da bırakın Çin ve Hindistan’sız gelişen piyasa grafiği yapmak domatessiz menemen yapmak gibi bir şey. Yumurtasız demedim. Çünkü ben menemende yumurta sevmem.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(3).jpeg" style="height:395px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sırada ihracatı ne kadar çeşitli ülkeye yapıyoruz slaytı var. Ben yatırımcı olsam ve de İngiliz olsam “So What” derim</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(2).jpeg" style="height:422px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik yatırımlara. Rakamlardaki tuhaflık en temiz yürekliyi bile kuşkuya düşürecek kadar gözle görülür. 2 senede 355 milyar harcayıp 27 senede yani malum İstanbul’un fethinin 600. Yılına kadar 197 milyar dolar harcıyorsun. Birinden birinde hata olmalı. En azından İstanbul’un fetih yıldönümünde bir 50 milyar yakmalıyız</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_58%20(1).jpeg" style="height:397px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sırada “Yol Yabdık” var. Bu defa biz yeni gelmedik diyor. CeHaPe zihniyeti 2002 de gitmiş. O zaman saatte 40’la giden patpatlara biniyormuşuz. Arabayı keşfetmişiz. Allah razı olsun. Yatırımcılar şok. 40 km mi. Oh my gudnıs.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaaccc.jpg" style="height:800px; width:563px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik havayoluna. Uçuş serbest. Zafer Havalimanı da dahil grafiğe. Kimsenin kullanmadığı. O kadar kusur kadı kızında da olur. Yalnız AKP’den önce Türkiye’de havalimanı olduğunun kabul edilmesi biraz ne diyim yakışık almamış. Buzdolabı yok havalimanı var. Mantıksız.<img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaabc.jpg" style="height:800px; width:601px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Göz kanatan slayta geldik. Yeni Demiryollarına dairmiş. Takdiri size bırakıyorum. Göz doktoru faturasını Mehmet beye yollayabilirsiniz. Bu arada plan bile olsa mesafeler o kadar kısa ki hiç yapmıyoruz dese daha iyi. Toplamı 1000 km etmiyor.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(8).jpeg" style="height:408px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik son zamanda Üniversite diplomalarını iptal ettirip lise mezunu olarak devlette iş aramaya yönelen gençlerin ülkesine. Mehmet beye göre Larj ve daha iyi kalifikasyon imiş. Karabük üniversitesi dahil. Oxford mu Cambridge mi? Siz az durun kenarda bakalım</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaabbbbb.jpg" style="height:438px; width:660px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sırada Ceyhan var. FDI iki nokta üstüste Ceyhan. Bir de resim. Anlayan anladı. Ben anlamadım. Adrese teslim mesajlar.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(6).jpeg" style="height:408px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ve geldik en sevdiğimiz konuya. Yine gayrimenkul. Ve yabancıya satış. Savaşın iyi yanları demeye getiriyor. Bu arada ev fiyatları artmış azalmış. Kimin umurunda. Benim de İngiltere’de evim falan olsa ben de umursamam. Evsiz kalan İranlılar Ukraynalılar ev alacakmış. Benim biraz midem bulandı. Hemen dönüyorum.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(5).jpeg" style="height:438px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik plaka 61’e. Transit diyor bekleme yapma diyor. İngilizce size de sorunlu geldi mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Working on making. Yakışmamış nativ ingilizce bilene.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mesajlara bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Coğrafya kaderdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Liman altyapıdır</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Serbest ticaret candır</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enerji koridordur</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şair İsimsiz</span></span>.</p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(4).jpeg" style="height:407px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Plaka 62 yani Dersim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstanbul deyince Finans Merkezi dersin.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(3).jpeg" style="height:400px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">63. slayttayız. Şanlıurfa plakada karşımıza savaşın faydaları çıkıyor. Veri merkezleri değişecekmiş. Ben bunu TRT World’de izlemiştim galiba. Hadi inş. cnm.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(2).jpeg" style="height:386px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hizmet ve üretim katma değerinde ortalama yerimiz 17 imiş. Dünyada da sıramız GSMH’de 17. Tesadüfün böylesi. Yıllardır da böyle gidiyor. 1 ileri 2 geri. Biz sıkıldık. Sunum sahibi sıkılmadı. Yatırımcılar ortadan ikiye ayrıldı.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_15_59%20(1).jpeg" style="height:860px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sıkılanlara ilaç gibi Turizm slaytı. Adama sormazlar mı Mr. Mehmet; Siz neden böyle ışığı yansıtıyorsunuz diye. Şekspir yani Şeyhpir bile sırma saçlı olmuş. Turizm deyince aklıma Kenan Evren gelir. 12 Eylül günlerinde bizim sınıfa gelmiş turizmde güney illeri neden gelişmiştir diye sormuştu. Rahmetli de turizme meraklıydı</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/aaabbbbbbbb.jpg" style="height:814px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik öğrenci milleti konulu slayta. Türkiye’de o kadar çok yabancı öğrenci var ki aklınız tavana vurur. Yalnız ufak bir sorun var. 25 sene sonra verdiğimiz diplomalar geçersiz hale geliyor. Ama 25 sene de uzun zaman. O zamana dek kurtarın kendinizi</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(6).jpeg" style="height:412px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yine İngilizcenin hüngür hüngür ağladığı bir slayt. İngilizce yazıyorsan;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">3rd 2nd diyeceksin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Oyunların yasaklandığı TV’lerin karardığı memlekette bu konudaki iradeyi sunuma dökmek de ayrı bir feraset. Kutluyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne diyelim</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(5).jpeg" style="height:395px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Konu tekrar magazinden savaşa geliyor. Sıkıldık diyoruz dinlemiyor. Neymiş savaş Türkiye’yi enerji merkezi yapıyormuş. Ne diyelim Long Live Trump&amp; Netanyahu mu diyelim.<br />
Ayıp ya hu.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(4).jpeg" style="height:399px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel köy slaytı ile gözümüz kanamaya devam ediyor. Kırmızı yolu izlersen 25 günde Londra’dan Pekin’e varıyormuşsun. Aaaa kırmızı yol tam da Türkiye’den geçiyormuş. Tesadüfün böylesini anca filmlerde bulursunuz. Biraz da bisiklet yolu falan yapsanız. Petrol 250 dolar olursa kıymete binecek</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(3).jpeg" style="height:326px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik son ara başlığa savaşın daha uzun vadeli neticeleri. Bu Bakanın plaka idi. 72 Batman. Korsan konferans veren slaytın plakası 73 yani Şırnak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu slaytın neresinden başlasak nasıl anlatsak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Soldan sağa saat hizasında</span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her masada varız</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ainesi iştir kişinin</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Propaganda makinemiz güçlüdür beyler</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Biz dengeye oynuyoruz</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ucuzuz çok ucuzuz</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Coğrafyamızı arasanız da bulamazsınız</span></span></li>
</ol>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(2).jpeg" style="height:385px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">74 yani sondan bir öncesindeyiz solda THY reklamı var. Onu anladık. Sağdaki konu aslında Hakan Fidan alanı. Bir diplomat arkadaşım bu sayı 264’tü Mehmet Bey 252 olsa daha iyi olur; tasarruf olur diye düşünmüştür yorumunu yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ama kapanışa da bu denk gelmiş.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00%20(1).jpeg" style="height:393px; width:600px" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geldik 75’e yani Ardahan’a</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu Turkuaz patlamalı Türk usulü illuminati görseli,</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her motifte ayrı mana</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sırasıyla</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Doğu Batı </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Birlikte</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Toplanma</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Uyum</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İnovasyon</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyüme</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sinerji</span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">BİZ TEŞEKKÜR EDERİZ</span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-09%20at%2018_16_00.jpeg" style="height:382px; width:600px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/bir-satisci-olarak-mehmet-simsek-2-1775769730.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bankalar taş yesin</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/bankalar-tas-yesin-13030</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/bankalar-tas-yesin-13030</guid>
                <description><![CDATA[Bankalar taş yesin diyerek teknolojiden insan emeğine ortaya konulan çabaya karşı gösterilen ve hiçbir meslek grubuna reva görülmeyen tutumun arkasında uzun yıllara dayalı popülizm yer alıyor. Türkiye sermaye birikiminde geri kalmaya devam ederken küçük çıkarlar peşinde Bankacılık ve Bankacı emeği değersizleşiyor. Türkiye’de hiçbir sorun nedensiz doğmuyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sosyal Medya’da ve özellikle X’te kimi zaman yoğun, kimi zaman daha seyrek olsa da hiç bitmeyen bir Banka Linci’ne tesadüf ediyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Akademisyenlerin de yoğun biçimde destek verdiği ve ağırlıkla kişisel deneyime dayanan isnatlar ve aşağılamalarla Bankacılık hayır hasenat için bilabedel hizmeti sonsuz bir hizmet standardı ile vermediği için yerden yere vuruluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankacılık lincinde Top1’de paramı vermediler yer alıyor. Öğlen yemeğini yiyip, metroyla ya da gemiyle yapılan bir seyahat sonrasında öğleden sonra saat 3 gibi varılan Şube’den size göre küçük bir miktarın çekilememesi Bankanın büyük günahları sıralamasında en tepede yer alır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Böyle durumlarda Sliding Doors filminde Bankacıdan randevu alarak görüşebilen müşteri gelir aklıma.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Size göre küçük olan miktar ATM’den çekilemeyecek kadar büyüktür aslında. Muhtemelen kayıt dışı altın ya da yeni moda fiziki gümüş alırken vergi ödememek için nakit para gerekir. Bankaya parayı nakit getirmediğinizi hatırlamanıza gerek yoktur. Siz nakit istiyorsunuz Banka da vermeye mecburdur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yakın zamandaki şikayetlerden biri de hesabına gelen parayı alamayan bir beyefendinindi. DTH’a gelen döviz havalesi olduğunu söylememişti ama biz öyle anladık. Parayı hesaba düştüğü gibi talep ediyordu. Oysa Banka için o paranın valörü dolmamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Pek çokları Bankacılığı ilkokuldan beri bildiklerini söyleceklerdir. Valör falan da neymiş. Para paradır, kaymedir, pankınottur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bir diğer itiraz da parayı aynı banka şubeleri arasında havale ettik 8 lira 15 lira aldılar şikayeti. 15 liraya sakız alınmamasının önemi yok da Banka taş attı da kolu mu yoruldu. Bizden neden para alıyor. Para buradaydı oraya gitti. Tuşa basmanın bedeli mi olur?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankanın paraları güvenle ilettiği teknolojik altyapının bir kıymeti bulunmaz. O zaten kuruludur. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu aralar listede kredi alamadım, kredi vermediler pek fazla yok. Dünya rekoru faizlerden kredi almaya çalışanların çoğu zaten sadece finansal okuryazarlıkta değil hayatın eğitim seviyesinde de geride kalanlar çoğunlukla.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hiçbir profesör devasa faizin üstüne bir de %30 vergi verip kredi kullanmadığı için bu konulardan yakınmıyor. Oraları veri kabul ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Diğer tarafta işini sürdürmek için krediye gereksinim duyan ticari firmalar da çoktan “Çaresiz İş Adamı” modunu açtı. Kredi büyüme sınırına takılan bankalar ortalama bir ayın birkaç günü dışında kredi veremez konumdalar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu sorunlar paramı alamadım diye X’İ birbirine katan Banka eleştirmenlerinin gündemine çok girmez. Esasen bir konudaki sorun neden bir başka sorunun gerekçesi olsun da diyebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ancak Bankaların kazandığı her kuruşun haram olduğu konusundaki düşünce muhalefetle iktidarın nadiren buluştukları bir mutabakat noktası olarak kollektif bilinçte yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Arkası gelmeyen Medusa’nın Salı belgeselinin açılış cümlelerinden biri özelleştirme furyasında Bankaların da yer aldığı şeklindeydi. Oysa ki Bankalar bırakın özelleşmeyi Kamu ekonomisinin tam merkezine yerleştiler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türk solu/Muhalefetin eksik kaldığı ve manipülasyona açık olduğu finansal bilgi eksikliğinin en bariz örneği özelleştirme listesini ezbere okumaktır<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[1]</a>.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankacılık sektörüne birlikte adım attığım sonrasında yollarımızın ayrıştığı Alpan İnan’ın yakın zamanda Bankaların karlılığını analiz ettiği yazının ana fikri “kâr”ın kredinin annesi olduğu gerçeği idi<a href="#_ftn2" name="_ftnref2" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[2]</a>.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye ekonomisinde uzun süredir devam eden baskıcı sistem içinde ne kadar kar etsen de büyüme sınırına takılan kredi hacmini dikkate aldığımızda tereddüt yaratsa da Bankalar kar etmedikleri takdirde ülkede finansal sistem de dar boğaza girer ve kaynak talep edenlerin eli boş kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankaların hiçbir sektörle mukayese edilemeyecek denli denetime ve düzenlemeye tabi oldukları, aldıkları her kuruş gelirin sınırının devletçe belirlendiği bir yapıda Bankaları eleştirmenin arkasında bilgisizliğin cesareti yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Durumu; Bankalara yapılan bir şikayetin cevaplanma süresi için günlerle kısıt konmuşken, vizeyi değil vize randevusunu alamayan vatandaşlar için dert anlatacak kamusal bir merci olmamasının ironisiyle mukayese etmek gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankalar taş yesin diyerek teknolojiden insan emeğine ortaya konulan çabaya karşı gösterilen ve hiçbir meslek grubuna reva görülmeyen tutumun arkasında uzun yıllara dayalı popülizm yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye sermaye birikiminde geri kalmaya devam ederken küçük çıkarlar peşinde Bankacılık ve Bankacı emeği değersizleşiyor. Türkiye’de hiçbir sorun nedensiz doğmuyor<a href="#_ftn3" name="_ftnref3" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[3]</a>.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;</span></span></p>

<div>
<div>
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[1]</a> <a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/medusanin-sali-ve-cevapsiz-kalan-soruya-dair-10948" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.yeniarayis.com/yazi/medusanin-sali-ve-cevapsiz-kalan-soruya-dair-10948</a></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[2]</a> <a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/bankalarin-2025-yili-karlari/878394" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/bankalarin-2025-yili-karlari/878394</a></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3" style="color:#467886; text-decoration:underline" title="">[3]</a> <a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-2025-para-nerde-araba-nerde-12043" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-2025-para-nerde-araba-nerde-12043</a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/bankalar-tas-yesin-1775580925.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Turizmde asıl savaş zihinlerde veriliyor</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turizmde-asil-savas-zihinlerde-veriliyor-13021</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turizmde-asil-savas-zihinlerde-veriliyor-13021</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye turizmi, jeopolitik risklerin maliyet kıskacıyla birleştiği kritik bir kavşakta: Bir yanda artan enerji ve lojistik giderleri, diğer yanda 'güvenlik' aramalarındaki sert yükselişin yarattığı talep kırılganlığı. Klasik kriz refleksi olan 'fiyat kırma' stratejisinin artık marka değerini aşındıran bir çıkmaza dönüştüğü bu dönemde; asıl yapılması gereken fiyatı değil, 'değer ve güveni' yönetmektir. Kamu otoritesinin iletişim yönetimini şeffaflıkla güçlendirmesi, yerel yönetimlerin ise şehri bir 'deneyim alanı' olarak kurgulaması şart. Unutulmamalı ki; Türkiye 'ucuz' kalarak büyüyemez, sadece kalabalıklaşır; kurtuluş ancak katma değerli ve deneyim odaklı bir turizm modelindedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Turizm, çoğu zaman rakamlarla konuşulur: doluluk oranları, kişi başı harcama, sezon uzunluğu… Oysa işin özü çok daha kırılgan bir zeminde durur: algı. Ve algı, özellikle kriz dönemlerinde gerçeklerden daha hızlı hareket eder. Bugün dijital dünyada gördüğümüz bir veri bunu açıkça söylüyor: “Is Turkey safe to travel?” aramasındaki sert yükseliş, henüz bavullar toplanmadan, uçak biletleri iptal edilmeden önce turistin zihninde bir soru işareti oluştuğunu gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İstanbul Ekonomi Araştırma Başkanı Sevgili Can Selçuki, Dicle Yurdakul moderatörlüğünde CNBC-e’de başladığı Data Talks programı ve sosyal medya gruplarında son paylaşımlarında Türkiye, Yunanistan, Mısır ve İspanya’nın seyahat etmek için ne kadar güvenli olduğuna dair Google aramalarındaki artış ve bu aramalara ilişkin dijital izlerin turizm sezonuna ilişkin muhtemel yaratabileceği hasarların öncül izlerini belirlemeye çalışan bir analiz yayınladılar. Biz de buradan hareketle özellikle Türkiye gibi jeopolitik olarak hali hazırda dünyanın en sıkıntılı bölgelerinden birinde yer alan bir ülkenin, algı yönetimi açısından sergilemesi gereken davranış ve etkileşimler ile olası senaryolar üzerine birkaç satır yazalım. (Bu arada Can Selçuki’nin Türkiye Raporu ve Susam Bülten yayınlarını da takip etmenizi öneririm.)</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Turizmde talep önce zihinde düşer, sonra sahaya yansır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Jeopolitik gerilimlerin arttığı, savaş ihtimalinin konuşulduğu dönemlerde bu süreç daha da hızlanır. Çünkü turizm, güvenlik algısına en hassas sektörlerden biridir. Bir ülkenin sınırları içinde çatışma olmasa bile, coğrafi yakınlık ve bölgesel risk algısı o ülkeyi doğrudan etkiler. Türkiye tam da bu kırılgan eşikte duruyor. Ne savaşın merkezinde ne de tamamen dışında… Ama algı dünyasında çoğu zaman “bölgenin parçası”.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İşte bu yüzden aynı dönemde Yunanistan ve İspanya gibi destinasyonlar “uzak ve güvenli” olarak konumlanırken, Türkiye ile Mısır benzer risk başlıkları altında değerlendirilebiliyor. Bu, gerçeklerden bağımsız bir algı olabilir; ancak turizm kararları çoğu zaman gerçeklerden değil, algılardan beslenir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu noktada ikinci dalga devreye girer: maliyetler.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Savaş ve gerilim sadece psikolojik değil, ekonomik etkiler de yaratır. Petrol fiyatları yükselir, bu artış doğrudan uçak bileti fiyatlarına yansır. Enerji maliyetleri otellerin, restoranların ve ulaşımın belini büker. Gıda ve lojistik zinciri pahalanır. Ancak aynı anda talep hassaslaşır. Yani işletmeler maliyetlerini artırırken fiyatlarını aynı oranda yükseltemez. Ortaya çıkan tablo nettir: sıkışan kâr marjları.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Üçüncü dalga ise rekabet.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Turist, kriz döneminde iki şey yapar: ya seyahati erteler ya da “daha güvenli” gördüğü bir destinasyona yönelir. İşte bu noktada Türkiye’nin en büyük sınavı başlar. Çünkü bu yarış artık sadece fiyatla değil, güven algısıyla yapılır. Ve bu yarışta panikleyen kaybeder.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye turizminin geçmişten bildiği bir gerçek var: krizler gelir, geçer. Ancak kriz yönetimi doğru yapılmazsa etkisi birkaç sezon sürer. İşte tam bu nedenle bugün atılacak adımlar sadece bu yazı değil, önümüzdeki yılları da belirleyecek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Peki ne yapılmalı?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Öncelikle kamu otoritesinin anlaması gereken temel gerçek şu: turizm artık sadece bir ekonomi politikası değil, bir iletişim yönetimidir. “Türkiye güvenli” demek yetmez. Bu güvenin veriyle, şeffaflıkla ve süreklilikle anlatılması gerekir. Turistik bölgelerde hayatın normal aktığını göstermek, hava trafiğinin kesintisiz sürdüğünü net biçimde ortaya koymak ve uluslararası pazarlara güçlü mesaj vermek zorunluluktur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Aynı şekilde sektörün de klasik reflekslerden uzak durması gerekir. Türkiye’de kriz anlarında en sık yapılan hata bellidir: fiyat kırmak. Oysa bu en tehlikeli adımdır. Çünkü fiyat düşürmek kısa vadede müşteri getirse bile uzun vadede marka değerini aşındırır. Asıl yapılması gereken, fiyatı değil değeri yönetmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugünün turisti ucuzluk değil, güven ve deneyim satın alır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu noktada özellikle sahil bölgeleri ve destinasyon restoranları için büyük bir fırsat alanı doğuyor. Çünkü insanlar kriz dönemlerinde tamamen vazgeçmez; sadece tercihini değiştirir. Kalabalık şehirlerden uzak, kontrollü, huzurlu ve kaliteli deneyim sunan mekanlara yönelir. Yani mesele müşteri kaybı değil, müşteri davranışının dönüşmesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çeşme, Bodrum, Datça, Ayvalık gibi destinasyonlar tam da bu dönüşümün merkezinde yer alabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Deniz kenarında, kontrollü bir ortamda, kaliteli hizmet sunan bir işletme; doğru iletişimle kendini “güvenli kaçış noktası” olarak konumlandırabilir. Bunu doğrudan söyleyerek değil, hissettirerek yapmak gerekir. Gün batımı görüntüleri, gerçek zamanlı içerikler, dolu ama kaotik olmayan mekan atmosferi… Bunlar klasik reklamdan çok daha güçlü mesaj verir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Özellikle Instagram ve TikTok gibi platformlar bu dönemde birer satış kanalına dönüşür. Çünkü turist artık broşüre değil, ekrana bakarak karar verir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kriz dönemlerinde kazananlar, en çok reklam verenler değil; en doğru hikâyeyi anlatanlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bir diğer kritik alan ise pazar çeşitlendirmesidir. Avrupa pazarı tedirginleştiğinde iç turizm ve yakın coğrafya altın değerine gelir. Türkiye’nin büyük şehirlerinden gelen yerli turist, güvenli bulduğu destinasyona gitmekten vazgeçmez. Sadece daha seçici olur. Bu seçiciliği karşılayan işletmeler ise krizden güçlenerek çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye turizmi yıllardır aynı formülle ilerliyor: daha çok turist, daha düşük fiyat, daha yüksek doluluk.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ama artık bu modelin sonuna gelindi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugün jeopolitik riskler, artan maliyetler ve kırılgan talep yapısı bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye “ucuz destinasyon” olarak devam ederse kazanamaz. Çünkü ucuzluk rekabet değil, çıkmazdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Dünya artık başka bir yere geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İspanya, İtalya ve Yunanistan turist sayısıyla değil, turist başına gelirle yarışıyor. Sağlık turizmi, spor turizmi ve deneyim odaklı seyahat modelleriyle katma değer yaratıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye ise hâlâ ağırlıklı olarak “her şey dahil” sistemin hacim ekonomisine sıkışmış durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu bir kader değil, tercih.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ve bu tercihin değişmesi gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Merkezi yönetimin yapması gereken net: Türkiye’nin turizm kimliğini yeniden tanımlamak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sağlık turizmi için uluslararası akreditasyon, hızlı vize ve sigorta entegrasyonu sağlanmadan bu alanda sıçrama mümkün değil. Spor turizmi için ise planlı tesis yatırımları ve uluslararası organizasyon stratejisi şart.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bunlar piyasanın kendi kendine yapacağı işler değil. Devlet politikası gerektirir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ama dönüşüm sadece Ankara’dan gelmez.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Turizm yerelde kazanılır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bir turistin tekrar gelip gelmeyeceğini otel değil, şehir belirler. Temizlik, düzen, estetik, ulaşım ve yaşam kalitesi… Bunlar doğrudan yerel yönetimlerin performansıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çeşme gibi destinasyonlar sadece deniziyle değil, sunduğu yaşam tarzıyla fark yaratmak zorunda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç basit:</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’nin önünde iki yol var.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ya düşük fiyatla yüksek hacim peşinde koşmaya devam edecek…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ya da daha az turistten daha fazla gelir elde eden katma değerli turizm modeline geçecek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu sadece turizm politikası değil, bir kalkınma tercihidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ve bu tercih ertelendikçe Türkiye turizmi büyümez, sadece kalabalıklaşır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/turizmde-asil-savas-zihinlerde-eriliyor-1775483443.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güvercinler ürktü bir kere!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/guvercinler-urktu-bir-kere-13012</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/guvercinler-urktu-bir-kere-13012</guid>
                <description><![CDATA[MB döviz fiyatı çıkışını dengelemek için swap işlemlerine başladı. Döviz alıp piyasaya TL verecek. Daha doğrusu piyasadaki yerlerini değiştirecek. Böylece piyasaya likidite sağlayarak banka kredi ve mevduat faizlerinin artmamasını, rezervlerin azalmamasını, döviz fiyatlarının yükselmemesini sağlayacak. Doğru hamle ama eksik. Eğer tutmazsa elde etmek istediği sonuçlar tam tersine döner.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Birazcık umut; </strong>Wall Street</span> <span style="color:#222222">gazetesi göre Trump’ın yakın çevresine savaşı sona erdirme niyetinde olduğunu belirtmiş. Sonrasında Trump, İran'ı 2-3 hafta çok sert vurduktan sonra savaşı bitireceklerini söyledi. Savaş çok uzamaz umudunu taşıyanları sevindirdi. Hafta sonu ise, “İran’ı cehenneme çevirmeme son 48 saat” dedi. Haftayı nasıl açacağız bakalım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Trump’ın savaşı bitirmek isteğinde; </strong>Amerika’da benzinin galon fiyatının 4 doları geçmesi kadar, Nato üyelerinin Irak savaşında olduğu gibi ABD çılgınlığına destek vermemeleri hatta dirençlerini artırmaları da baskı yaratıyor olabilir. Amerika kamuoyunun büyük çoğunluğu da bu savaşa karşı çıkıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye;</strong> Türkiye’de ise ABD seçim öncesi “Trump’ın seçilmesi Türkiye’nin yararınadır” diye ahkam kesenler; bugünlerde “bir deli yüzünden hepimiz kötü durumdayız” diye göz yaşı dökmeye başladı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Mart Tüfe;</strong> gülmeyin, güşmeyin. Mart ayı tüfe %1,94 geldi. “Yılsonu MB faizi ve enflasyon hedefi en çok bir puan sapar” diyen abiler bile %2,5 beklerken gelen bu. Neyi konuşacağız neyi yorumlayacağız geçin Allah aşkına. Geçen sene Mart ayında akaryakıt fiyatları düşerken Mart Tüfesi %2,46 gelmişti. Bu sene akaryakıt fiyatları delirdi, tüfe %1,94. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dış ticaret dengesi; </strong>Mart ayı dış ticare açığı 11,3 milyar dolara çıktı. %56,6 arttı. İhracat patladı, çatladı deyip durdular. İthalatın artışından bahsetmek hiç akıllarına gelmiyor nedense. İhrcat bir önceki yılın aynı dönemine göre %6,4 azaldı, ithalat %8,4 arttı. Bir yıldır yazıyorum, bir yıldır işim gereği tüm Türkiye’yi geziyorum. İhracatçı berbat durumda. Türk malları artık Balkanlar için, Türki Cumhuriyetler için bile pahalı. Romanyalı, neredeyse aynı fiyattaki Türk ve İtalyan ürünü arasında doğal olarak İtalyanı tercih ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Dış ticaret açığı dövize ihtiyaç demektir. Bu açığı cary trade ile deli paralar kaybederek getirip MB kasasını dolduruyordun. Cary tradeciler güvercin sürüsü gibidir. Bir, ikisi kanat çırparsa</span> <span style="color:#222222">hepsi birden korkup uçar. Onları geri getirmek için daha çok darı serpmek zorundasın. O darıyı serpmek için Mehmet Şimşek ile MB başkanı Karahan Londra’ya gidecek. Cumhurbaşkanı, siyonist fon başkanını ayakta karşılamıştı zaten. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Her ay Londra’ya gidiyorlar döviz getirmeye. Ama 2025 yılı başına göre daha zor döviz getirmek. Güvercinler ürktü bir kere. Daha çok güven, daha çok emek, daha çok darı gerek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">TL sert değer kaybeder mi? Vatandaş, iktidarın seçime kadar dövizi tutacağına inanıyor. Bazı uzmanlarda korkmaya gerek olmadığını ve rezervlerin yeterli olduğunu düşünüyor. Sonuçta bilimsel değil, inançsal konuşuyorlar. Eksi rezervi görünce ne faiz durur ne döviz. 2000 yılında eksi 13 milyar dolarla büyük kriz yaşadık mesela. 2024 yılında eksi 30 milyar dolarda faiz artırımı olmuştu, 2025 yılında eksi 55 milyar dolara beklediler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Cary trade geri döner mi bilinmez ama vatandaşda dövize dönmeye başladı. 2025 Şubat sonu TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı %70 e yakınken bu sene Şubat sonunda zaten %60 altına düşmüştü. Daha Mart ayı yok ortada. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Savaş her ülke ekonomisini ve finansallarını etkiledi. Normal bu. Ama el sikkesi ile düğün yapan, MB rezervlerini yüksek bedeller ödeyerek sıcak para ile dolduran, dış ticaret açığı yüksek olan Türkiye gibi ülkeleri daha çok etkiledi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">MB döviz fiyatı çıkışını dengelemek için swap işlemlerine başladı. Döviz alıp piyasaya TL verecek. Daha doğrusu piyasadaki yerlerini değiştirecek. Böylece piyasaya likidite sağlayarak banka kredi ve mevduat faizlerinin artmamasını, rezervlerin azalmamasını, döviz fiyatlarının yükselmemesini sağlayacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Doğru hamle ama eksik. Eğer tutmazsa elde etmek istediği sonuçlar tam tersine döner. Bu hamle ile birlikte biraz dövizi serbest bırakmak biraz faizi yukarı ittirmek gerekirdi. Keşke önce dövizi biraz salsalar sonra rezerv yakmaya başlasalardı. Yok önce rezerv yaktılar. Sonra dövizi bırkacaklar sonra faizi yukarı itecekler. Yandı gitti gülüm helva. Yıllardır kaçınca defa aynı şeyi yapıp farklı sonuç bekliyorlar. Delireceğim. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">27 Mart 2026 TCMB ve BDDK verilerine göre; </span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Yabancı Portföy;</span></strong> <span style="color:#222222">Mart ayında</span> <span style="color:#222222">DİBS lerde 4,7 milyar dolar</span> <span style="color:#222222">ve hisse senedinde 750 milyon dolar lık azalış görünüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">DTH;</span> </strong><span style="color:#222222">Aslan payı vatandaşta olmak üzere bu hafta da 5</span> <span style="color:#222222">milyar dolar azalmış. Şubat sonuna göre azalış 11,5 milyar dolar. Bu azalışta aslan payı altının tabi. Yastık altına giden ise muamma. Bankacılık yaptığım dönemlerde en ufak sallantıda döviz mevduatını çekip evdeki kasasına veya bankadaki kiralık kasasına koyan çok insan gördüm. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>TCMB rezerv; </strong>Her üç rezervde Ocak ayı sonuna göre 62 milyar dolarla 65 milyar dolar arasında azalmış. Şubat sonına göre azalış ise 55 ile 59 milyar dolar arasında. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Krediler; </strong>Bir yıldır süren alışkanlığı savaş bile değiştiremedi. Üç, dört hafta kredi kullanımı, bir hafta hacim daralması. Önceki hafta daralma haftasıydı bu hafta yine artmış. Faizlerde ise artış var. Bu senenin en düşük ortalama faizine göre ilgili hafta, ortalama bireysel kredi faizi 3,28 puan, ticari kredi faizi 7,79 puan ve üç aylık mevduat ise 2,21 puan artmış. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş; </strong>Nisan ayını da zevksiz geçirebilir ama, sonrasında 85 ile 95 dolar arasına bir şans verecek gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>4975 dolar direnç. 4900 dolar ile 5200 dolar arasına kadar yükseliş sürebilir. 4500 dolar destek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi; </strong>138 ile 126 puan arasında dalgalanır demiştik. Tekrardan 138 dolara dayandı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span> </strong><span style="color:#222222">“Haftayı 44,56</span> <span style="color:#222222">civarından haftayı kapatır” demiştik, 44,58 den kapattı. Bu hafta 44,55 destek. Haftayı 44,75 lira civarından kapatır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd; </strong>Geçen hafta; “1.14 destek, 1,1575 direnç” demiştik. 1.1575 üstünü denediyse de başarılı olmadı. Devam.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,51 direnç, %4,30 destek.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong>&nbsp;Bir aydır belirtiğim 12600 desteği yine dayandı. Ama burada önemli Dolar bazında desteği.</span> <span style="color:#222222">2026 Şubat başından beri yükselen bir kanal içinde. Şubat ortasında bu kanalın direnci olan 3,21 doları test edip gevşeme başladı. Savaşa rağmen kanalın desteği çalışıyor. Geçen haftada 2,81 dolardan döndü. Bu hafta destek 2,82 dolar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>99,50 desteği üsütünde kaldı. Direnç 101 ve 102 puanda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin; </strong>64700 dolar desteği yine dayandı.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol; </strong>Enerji uzmanları, eğer Hürmüz Boğazı altı hafta veya daha uzun süre fiilen kapalı kalırsa varil başına 200 doların görüleceğini söylüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Brent petrolde teknik olarak</span> <span style="color:#222222">126 dolar direnç,</span> <span style="color:#222222">98 dolar destek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ham petrolde ise; 95 dolar destek, 123 dolar hedef.</span> </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/guvercinler-urktu-bir-kere-1775399649.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Romanya Yazıları (1): Economist toplantısından</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/romanya-yazilari-1-economist-toplantisindan-13008</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/romanya-yazilari-1-economist-toplantisindan-13008</guid>
                <description><![CDATA[Letta'nın verdiği "140 milyar doların %80'inin ABD'de iş gücü yaratması" detayı, Avrupa'nın stratejik özerklik tartışmalarını ne kadar iyi anladığınızı ve aktardığınızı gösteriyor.. Nobelli Daron Acemoğlu’ndan yapay zekâ ve liberal demokrasi uyarısı: 'Yapay zekâ büyük kaoslar getirebilir ancak çözüm hâlâ güçlendirilmiş liberal demokraside.' Dünyanın devasa krizleri ve yapay zekâ devrimini tartıştığı Bükreş zirvesinden, Türkiye'nin vize kuyruklarına uzanan hüzünlü bir panorama.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:left"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Economist’in Bükreş’te üç gün süren toplantısı esasen Güneydoğu Avrupa’nın sorunlarını merkeze alsa da, zaten toplantının başlığı “Güneydoğu Avrupa’nın bir sonraki büyük atılımı” diye çevrilebilir, beşinci senesine giren Rusya-Ukrayna ve Amerika-İsrail’in başlattığı henüz birkaç haftalık İran savaşının gölgesinde gerçekleşti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Açılış konuşmasını Güneydoğu Avrupa’nın en büyük ülkesi Romanya’nın Cumhurbaşkanı yaptı, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı dahil Romanya kabinesi neredeyse bu toplantıya katılmıştı ama komşu ülke Moldova da devlet başkanı düzeyinde temsil ediliyordu, başka devlet başkanları da vardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Tabii ki bölge ülkelerinin esas gündemi Rusya’nın işgaliyle başlayan ve bir süredir düşük yoğunluklu hale gelse de ufukta sona ermesi mümkün görünmeyen savaştı, Ukrayna düşerse, daha doğrusu, Rusya, Ukrayna’da bir başarı elde edebilirse bunun nedense daha sıklıkla konuşulan Baltıklardan önce Moldova, Romanya gibi ülkeleri etkileyeceği görüşü hakimdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">O yüzden de NATO’nun geleceği, gücü ve kapasitesi konuşmaların önemli bir bölümünü içeriyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Diğer bir çarpıcı başlık da özellikle enerji krizinin yol açtığı sorunlardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Enerji krizi diyerek kastedilen, İran’ın savaş yüzünden Hürmüz Boğazını kapatması gibi gözükse de bundan ibaret değil çünkü bir, Ukrayna’nın Rusya’nın petrol rafinerilerini vurması, iki, Irak gibi birçok tedarikçinin şok etkisi yaratan bir talep daralmasıyla karşı karşıya kalması genel arzın bir süre eskiye dönemeyeceğini gösteriyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu da, Avrupa’nın unuttuğu enflasyonun hortlaması demekti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Peki, bir ülkede enflasyon belasıyla kim başa çıkar?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Merkez Bankası.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Sanırım bu yüzden, toplantının ilk konuşmacıları Romanya ile Yunanistan’ın Merkez Bankası Başkanlarıydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Romanya Merkez Bankası Başkanı Mugur Isarescu’nun otuzaltı senedir guvernörlük yaptığını öğrendim, Çavuşesku’dan sonra bu göreve gelmiş, o gün bugün Merkez Bankası’nı yönetiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Romanya’nın enflasyonu mukayeseli baktığımızda yüksek de olsa “tek hanede”, yani bizim hedeflerimizin değil, hayallerimizin ötesinde.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">İktidarlar değişmiş, birçok badirelerden geçilmiş ama Merkez Bankası Başkanı yerinde kalmış, sadece bir sene, 1999’la 2000 arasında Başbakanlık yapmış ve sonra yeniden eski görevine dönmüş, Isarescu, görebildiğim kadarıyla, Romanya siyasetinde en büyük saygıyı gören isimlerin başında geliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yunanistan’ın guvernörü Yannis Stournaras da farklı değil; eski Finans Bakanı, oniki senedir Merkez Bankası’nın başında.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Türkiye’de Merkez Bankası Başkanı’nın ortalama görev süresi beş yılı bile bulmuyor, hatta bir ara, işte o absürt “nas ekonomisi” günlerinde, “laf dinlemedi” diye işten alıvermek sıradanlaşmıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Romanya, Çavuşesku’dan Avrupa Birliği’ne girerek yaşam kalitesini yükseltti; biz kayıp onyılları geride bıraktığımızı sanırken bir türlü kendimizi hâlâ vize kuyruklarından kurtaramadık -bırakın üyeliği.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Çin’den Amerika’ya, Macaristan’dan Hindistan’a küresel bir “Tek Adamlar Çağı” yaşansa da Economist toplantını bu gidişatın ille de böyle olması gerekmediğine dair bir manifestoydu adeta, Nobelli Daron Acemoğlu, alkışlar içinde tamamladığı konuşmasında krizlerin en büyüğü olarak gördüğü “liberal demokrasinin krizini” tartıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Liberal demokrasinin bittiği, çözüm üretme beceresini kaybettiği söylemlerine karşı çıktı; liberal demokrasinin bütün eksiklerine rağmen insanlığın en yüksek verim elde ettiği, en iyi yönetim biçimi olduğunda ısrarlıydı, ama denetimsiz ve geometrik büyüyen yapay zekânın büyük kaoslar getirebileceğinden de kaygı duyduğunu saklamadı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Acemoğlu iyi ve çok üretken bir akademisyen olmasının yanısıra iyi de bir hatip, liberal demokrasiyi tutkuyla savunması ve geleceğin “güçlendirilmiş liberal demokraside” olduğunu söylemesi bence önemliydi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-04%20at%2016_40_17.jpeg" style="height:467px; width:350px" /></span></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">(Bilgehan Uçak Daron Acemoğlu ile)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ama toplantıda beni en etkileyen konuşmacı, eski İtalya Başbakanı Enrico Letta oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">AB’nin talebi üzerine “Tek Pazar” konusunu ele alan bir rapor yazan Letta, konuşmasında, milliyetçiliğin Avrupalılık bilincinin önündeki temel engel olduğunu ve Avrupa’nın küresel rekabette geri kalmasının özünde bu zihniyet dönüşümünü gerçekleştirememesinin yattığını söyledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yapay zekâ yeni bir şey, ama bayraktarlığını Avrupa yapmıyor, en büyük yatırımlar ABD ile Çin’de.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Neden böyle olduğunu sordu Letta.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">ABD’nin büyük şirketler, Çin’inse devlet eliyle devasa yatırımlar yaptığını söyledikten sonra Avrupa’nın büyük bir fırsat kaçırdığını ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Avrupa’daki ülkelerin “küçükler ve küçük olduğunu bilmeyenler” diye ikiye ayrıldığını söyleyen Letta, karşılaştırmanın her zaman ABD, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle yapılması gerektiğini, Avrupalı devletlerin birbirileriyle rekabet etmesinin aslında çok da mantıklı olmadığını anlattı ve ABD’nin küresel finans sisteminde lider olduğu için her alanda başı çektiğini gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta, yerel düşünmenin küçük kalmak anlamına geldiğini, bunun da ne iş gücü ne de yatırım açısından çekici olduğunu, işte yapay zekâ gibi yeni bir sektörde bile en iyi eğitimli insanların ABD’ye gittiğini hatırlattıktan sonra, AB’ye üye 27 ülkenin rekabette başarılı olabilmesinin yegâne koşulunun bu bölünmüşlüğe son vermesi olduğunu muhteşem bir örnekle izah etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Neydi bu örnek?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Airbus.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Peki, ne oldu da Avrupa’nın Airbus’u Amerika’nın Boeing’ini geride bırakabildi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta, bu başarının sebebinin Airbus’ın hiçbir Avrupa devletinin malı olmamasına bağlıyor, Airbus, “Avrupa’nın ortak malı” olduğu için çok değerli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Avrupa’nın en büyük açmazı, Airbus gibi bir başarı örneği ortadayken hemen tüm konularda bu örneğin izinden gidememek, kendi içinde rekabet etmekten küresel rekabette hep geri düşmek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">“Bayraklar kalsın, ama birleşmenin gücünü fark edin,” dedi Letta, “birleşmek, maliyetlerin düşmesi ve kapasitenin yükselmesi demek.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Avrupa’yı uzun uykusundan uyandırdığı için Trump’a medyun-u şükran olması gerektiğini söyleyen Letta, savunma sanayinin krizini de Avrupalı düşünmeyi engelleyen yerel zihniyete bağladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ukrayna işgal edildiğinde Avrupa’nın “hemen” müdahale etmesi gerekiyor ya, Avrupa böyle bir hıza hazır değil, Avrupa’nın ortak bir savunma gücü oluşturabilmek için beş ya da on senelik bir vadeye ihtiyacı var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">İyi de, bekleyecek vakit yok, ne yapacaksın?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Derhal NATO’yu devreye sokacaksın, yani ABD’ye koşacaksın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Rusya işgali başlayınca olan da buydu ama sonuçları çok çarpıcı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta, Avrupa’nın Ukrayna’yı savunarak doğru bir pozisyon aldığını, bu desteğin sürmesi gerektiğini söyledikten sonra birkaç rakam paylaştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ukrayna’ya destek vermesi için Avrupalı vergi mükellefinden alınan 140 milyar doların yüzde 80’i Amerika’da iş gücü yaratmış.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta işte bu asimetriye karşı çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Dahası, Trump, Grönland’ı istediğini söyleyince Avrupa’yı bir telaş almıştı, ABD, Danimarka’nın egemenlik hakkını ihlal ederse ne yapılacaktı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Grönland nasıl savunulacaktı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Zira, Ukrayna yardımında olduğu gibi, Avrupa’nın NATO’suz bir güç toplaması için senelere ihtiyacı vardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">NATO uçakları havalansın, desen, başında ABD var, silahları kullanmak istesen hepsi ABD menşeli, mümkün değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">O yüzden Avrupa devletlerinin rekabette güçlü, savunmada caydırıcı olabilmesi için mümkün mertebe biraraya gelmesi gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta’nın raporu bunu açıkça ortaya koyuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ama bu yerel bakış, hâlâ geçerli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Letta başından geçen bir olayı anlattı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Madrid’de üniversitede ders verecek, ev tutmuş, evin enerji sistemiyle ilgili bir değişiklik yapacak ama bir türlü olmuyor çünkü AB vatandaşının yazılı hakkı olmasına rağmen İspanya’daki sistem bu değişikliğin yapılabilmesi için İspanyol bir banka hesabıyla İspanya koduyla başlayan bir telefon numarası talep ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yoksa olmuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Airbus örneğine atıfta bulunan Letta, mecburen bir hesap açtırdığını ve yeni bir numara aldığını anlattı, daha önce yine mecburiyetten Fransa’da da bir hesap açtırmış, böylece, üç ülkede hesabı olmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Avrupa’nın bu zihniyetle küresel piyasada rekabet edemeyeceğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Konuşmasının sonunda iki sayı verdi: “28” ve “51”.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">ABD, malum elli eyaletten -aslında “devlet”ten- oluşuyor ve Trump neredeyse günaşırı 51. eyalet için Kanada, Panama, Grönland gibi yerlerin adını sıralıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ama hiçbiri 51. olmak istemiyor, diyor Letta, bir umut kıvılcımı yakmak istercesine.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">27 üyeli AB’ye 28. olabilmek içinse büyük bir sıra var, en yakın aday İzlanda, 2029’daki referandum sonrasında İzlanda üye olacak gibi gözüküyor, belki ileride Norveç, tabii Karadağ’dan, Sırbistan’dan Türkiye’ye çok sayıda ülke AB’ye üye olma hedefini koruyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Böyle toplantılara katıldıkça insan biraz üzülmüyor değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Dünya neleri tartışıyor, biz nerelerde debelenip duruyoruz…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/romanya-yazilari-1-economist-toplantisindan-1775339055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küresel çarklar arasında Türkiye</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-carklar-arasinda-turkiye-12997</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-carklar-arasinda-turkiye-12997</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye ekonomisi şu anda iki yönlü bir baskı altında. Dışarıda yüksek enerji fiyatları, sıkı küresel finansal koşullar ve artan ticaret korumacılığı, içeride ise katılaşmış fiyatlama davranışları, gıda arz sorunları ve yapısal maliyet baskıları var. Bu koşullar altında enflasyonda gözlemlenen düşüş, kalıcı bir dezenflasyon sürecinden ziyade dönemsel bir rahatlama riski taşıyor. Başka bir ifadeyle, ekonomide hissedilen iyileşme bir “bahar” değil, kısa süreli bir “pastırma yazı” olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Mart 2026 enflasyon verileri, bir kez daha ekonominin merkezine yerleşti. Ancak bugünün dünyasında enflasyonu yalnızca ulusal sınırlar içinde analiz etmek, küresel bir fırtınayı dar bir pencereden izlemekten farksız. Çünkü artık enflasyon; sadece para politikası, talep koşulları veya mali disiplinle açıklanabilecek bir olgu değil. Aksine, küresel jeopolitik gerilimlerin, enerji fiyatlarının ve ticaret rejimlerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir denklemin sonucu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye ekonomisi de tam bu denklemde, hem içerideki yapısal katılıklarla hem de dışarıdan gelen maliyet şoklarıyla mücadele etmek zorunda kalan kırılgan bir denge üzerinde ilerliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">İçeride “Rakamların Sessizliği”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">TÜİK’in Mart ayı için açıkladığı yüzde 1,94’lük aylık artış, yıllık enflasyonu yüzde 30,87 seviyesine taşıdı. İlk bakışta bu oran, Şubat ayındaki yüzde 31,5’e kıyasla sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Ancak bu “kağıt üzerindeki düşüş”, ekonomik aktörlerin davranışlarına yansımış değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Çünkü enflasyon yalnızca ölçülen bir veri değil, aynı zamanda beklentilerle şekillenen bir süreçtir. Hanehalkı, esnaf ve sanayici açısından fiyat artışlarının hız kesmediği algısı devam ettiği sürece, dezenflasyon süreci teknik bir başarıdan öteye geçemeyecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Özellikle üç alan, bu kırılganlığın en net yansımalarını ortaya koyuyor:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">* Barınma Krizi:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;12 aylık TÜFE ortalamasının yüzde 32,82’ye ulaşması, kira artışlarının sistematik biçimde yüksek kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Büyükşehirlerde konut arzının yetersizliğiyle birleştiğinde bu durum, enflasyonun sosyal boyutunu derinleştiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">* Üretici Baskısı:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nin (Y-ÜFE) yüzde 28,08 seviyesinde olması, maliyet geçişkenliğinin henüz sona ermediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu, önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yeni zam dalgalarının gelme ihtimalini güçlendiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black"><strong>* Fiyatlama Davranışları:</strong>&nbsp;Türkiye’de enflasyonun en kritik bileşenlerinden biri olan “ileri dönük fiyatlama refleksi” hâlâ kırılabilmiş değil. Firmalar, maliyet artışını değil, beklenen maliyeti fiyatlara yansıtmaya devam ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Küresel Denklem</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">2026’nın ilk çeyreğinde küresel ekonomi, nominal olarak bir “yumuşak iniş” senaryosuna yaklaşmış görünse de, bu tablo gelişmekte olan ülkeler için yanıltıcı olabilir. Çünkü küresel enflasyon düşerken bile maliyet baskıları coğrafi olarak eşit dağılmıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">*&nbsp;</span></span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Merkez Bankalarının Sıkı Duruşu:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;ABD Merkez Bankası (FED) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faizleri sabit tutarak verdiği “erken gevşeme yok” mesajı, küresel likiditenin sınırlı kalmaya devam edeceğine işaret ediyor. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana bağımlı ekonomilerde kur baskısını ve dolaylı enflasyonu artırıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">* Enerji Fiyatlarında Kırılganlık:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Ortadoğu kaynaklı jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yeniden 100 dolar üzerine itmesi, Türkiye açısından doğrudan maliyet enflasyonu anlamına geliyor. Enerji ithalatçısı bir ekonomi için bu durum, cari açık ve enflasyon arasında çift yönlü bir baskı yaratıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">* Korumacılık ve Ticaret Savaşları:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Küresel ticarette artan gümrük duvarları ve bölgesel bloklaşmalar, tedarik zincirlerini daha pahalı ve daha az verimli hale getiriyor. Bu da “ithal edilen enflasyon” kavramını yeniden merkez sahneye taşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Veri ile Gerçeklik Arasında: Güven Açığı ve Enflasyon Psikolojisi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ekonomide sayılar kadar, o sayılara duyulan güven de belirleyicidir. TÜİK ve ENAG verileri arasındaki fark, teknik bir ölçüm tartışmasının ötesinde, ekonomik güvenin temelini etkileyen bir soruna işaret ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">ENAG’ın yıllık yüzde 54,62 olarak açıkladığı enflasyon ile TÜİK’in yüzde 30,87’lik verisi arasındaki ciddi fark, toplumda “hissedilen enflasyon” ile “resmi enflasyon” arasında bir kopukluk yaratıyor. Bu kopukluk, para politikasının etkinliğini zayıflatırken, beklenti yönetimini de zorlaştırıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Çünkü enflasyonla mücadelede en kritik unsur, ekonomik aktörlerin geleceğe dair inançlarıdır. Eğer bu inanç zedelenirse, enflasyon düşse bile fiyatlama davranışları katı kalmaya devam eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Sonuç: Geçici Rahatlama mı, Kalıcı Dönüşüm mü?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Piyasa beklentileri, 2026 yıl sonu enflasyonunun yüzde 25,91 civarında gerçekleşeceğine işaret ediyor. Ancak bu hedefe ulaşmak, yalnızca sıkı para politikasıyla mümkün görünmüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye ekonomisi şu anda iki yönlü bir baskı altında:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">* Dışarıda: Yüksek enerji fiyatları, sıkı küresel finansal koşullar ve artan ticaret korumacılığı</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">* İçeride: Katılaşmış fiyatlama davranışları, gıda arz sorunları ve yapısal maliyet baskıları</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu koşullar altında enflasyonda gözlemlenen düşüş, kalıcı bir dezenflasyon sürecinden ziyade dönemsel bir rahatlama riski taşıyor. Başka bir ifadeyle, ekonomide hissedilen iyileşme bir “bahar” değil, kısa süreli bir “pastırma yazı” olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Sonuç olarak, Mart ayı verileri bize şunu söylüyor: En kötüsü geride kalmış olabilir, ancak “istikrar” kelimesini kullanabilmek için henüz erken. Türkiye’nin önünde, yalnızca enflasyonu düşürmek değil, aynı zamanda enflasyonla yaşamaya alışmış bir ekonomik yapıyı dönüştürmek gibi çok daha zorlu bir görev duruyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/kuresel-carklar-arasinda-turkiye-1775225419.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dış borcumuz nasıl azaldı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/dis-borcumuz-nasil-azaldi-12985</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/dis-borcumuz-nasil-azaldi-12985</guid>
                <description><![CDATA[Merkez Bankası’nın yapmış olduğu değişiklikler esas olarak uluslararası standartlarla uyum sağlamayı amaçlıyor. Dolayısıyla rakamlardaki düşüş, borcun gerçekten azaldığı anlamına gelmiyor. Esasen, Hazine borç istatistiklerinde de paralel bir düzenleme yapılmış ve iki kurum eşanlı olarak yeni seri iç ve dış borç istatistiklerini açıklamış olsaydı “borçlar azaldı” şeklindeki yanlış değerlendirmelerin önüne geçilmiş olurdu. Özetle, bu durum illüzyonistlerin kutu içine giren asistanlarını “yok etmelerine” benziyor. Neticede hiçbir şey yok olmuyor. Sadece yer değiştiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tam da İran savaşının başladığı dönemden bu yana rezervler 55 milyar dolar azalmışken, Merkez Bankası’ndan dış borçların da azaldığı haberi geldi. Bu mutlu tesadüfün arkasında ne var acaba? Gelin beraber bakalım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin dış borç verilerini yayınlama görevi Merkez Bankası’na devrolmamış olsaydı, dün, yani 31 Mart’ta, Hazine ve Maliye Bakanlığı 2025 yıl sonu istatistiklerini yayınlayacaktı. Ancak 12 Mart 2026'da yapılan bir açıklama ile Merkez Bankası 31 Mart’ı beklememize gerek kalmadan bu verileri yayınladı.</span></span></p>

<p><img src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*aJ7S7lpXJMsJ2X7Y733GBQ.png" /></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kaynak: Merkez Bankası</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dış borca “sahiplik” ve “miktar” ayarı</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Bankası dış borç rakamlarıyla beraber Merkezin Güncesi'nde yayımlanan bir&nbsp;<a href="https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/dis_bors_ve_odemeler_dengesi_istatistiklerinin_derlenmesi_ve_yayimlanmasinda_yeni_donem" rel="noopener ugc nofollow" target="_blank">blog yazısı</a>&nbsp;ile de bu yeni döneme ve yapılan metodolojik değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Buna göre IMF’nin “Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu El Kitabı” ve “Dış Borç İstatistikleri Rehberi” ile uyumlaştırılması kapsamında dış borç istatistiklerinde özetle iki temel değişiklik yapıldı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>I. Yerleşiklik bazı değişti.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Borçlanma araçlarının sınıflandırılmasında daha önce esas alınan “ihraç edenin yerleşikliği<strong>”</strong>&nbsp;yerine “senedi elinde bulunduranın yerleşikliği” esas alınmaya başladı. Bu teknik ifade tam olarak ne anlama geliyor derseniz, Hazine örneği üzerinden bakabiliriz:</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tahvil ihraç ediyor. Önceki tanıma göre Hazine’nin yurt içinde ihraç ettiği tahviller alıcısının kim olduğundan bağımsız olarak iç borç sayılırken, uluslararası sermaye piyasalarında ihraç ettiği tahviller de aynı şekilde alıcısının kim olduğuna bakılmaksızın dış borç olarak sınıflanıyordu.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, Hazine’nin yurt içindeki tahvil ihraçlarının bir kısmı Türkiye’de yerleşik olmayanlar (yani Türkiye’de ikamet etmeyen ya da ekonomik faaliyette bulunmayan yabancı yatırımcılar) tarafından alındığı gibi, Hazine’nin yurt dışındaki tahvil borçlanmalarının kayda değer bir kısmı da Türkiye’de yaşayan bireysel ve kurumsal yatırımcıların portföyünde bulunuyor.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeni sınıflandırmaya göre Hazine’nin yurt içinde ihraç ettiği ancak yabancıların satın aldığı tahviller dış borç sayılıyor. Öte yandan, Türk vatandaşlarının ve şirketlerinin aldığı Hazine’nin yurt dışı tahvilleri de artık iç borç olarak değerlendirildiği için dış borç istatistiklerinde yer almıyor.</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>II. Değerleme yöntemi değişti.</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Menkul kıymet (tahvil, sukuk vs.) ihracı yoluyla yapılan dış borçlanmaların istatistiklere hangi değerle yansıtılacağı da değiştirildi. Buna göre, daha önce ihraç tarihindeki anapara değeri (nominal değer) ile gösterilen kayıtlar artık menkul kıymetin piyasadaki güncel değeri üzerinden raporlanacak. Biraz teknik gibi görünse de yine Hazine borçlanması üzerinden ele alacak olursak, yapılan işlem daha kolay anlaşılabilir:</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Diyelim ki 2023 yılında Hazine yurt dışı piyasada 1 milyar dolar tutarında 5 yıllık bir tahvil ihraç etti. Eski yönteme göre, bu tutar 5 yıl boyunca, yani anapara ödemesinin yapılacağı tarihe kadar borç istatistiklerinde 1 milyar dolar olarak sabit kalıyordu.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öte yandan, bu tahviller ikinci piyasada işlem görüyor. Dolayısıyla, arz talep koşullarını etkileyen nedenlere bağlı olarak piyasadaki alım satım fiyatları değişiklik gösterebiliyor. Nitekim, 2023 yılından bu yana yurt içinde ve yurt dışında önemli ekonomik ve siyasi gelişmeler oldu. Bunların Türkiye ekonomisi ve finansal piyasalara yansımalarını gördük. Buna bağlı olarak da Türk tahvillerinin fiyatlarında yükselişler ve düşüşler gözlendi.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapılan yöntem değişikliği ile Hazine’nin bu 1 milyar dolarlık yurt dışı tahvili artık piyasadaki değeri her neyse, o tutar üzerinden istatistiklere yansıyor. Yani bir anlamda 2023 yılında bir fotoğraf çekip 5 yıl boyunca ona bakmak yerine canlı yayın izlemeye geçmiş oluyoruz.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeni yönteme göre Türkiye’nin ülke riski arttığı için tahvil fiyatlarının düşmesi durumunda 1 milyar USD tutarındaki borç 900 milyon USD’ye gerilebileceği gibi, tersi olması durumunda da 1,1 milyar USD’ye yükselebilecek.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak işin püf noktası&nbsp;<strong>vade sonu geldiğinde Hazine’nin yine o 1 milyar doları ödeyecek</strong>&nbsp;olması. Ödeme yükümlülüğümüz kuruşu kuruşuna aynı kalıyor. Özetle, istatistiklerdeki veri “<strong>bugün kapatmak istesek kaç para öderiz?”</strong>&nbsp;sorusunun cevabını veriyor.</span></span></li>
</ul>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki, iç borçlara ne olacak?</span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Bankası Türkiye’nin dış borçlarını IMF el kitaplarıyla uyumlu hale getirdi. Bunun sonucu olarak da Türkiye’nin dış borcu Hazine tarafından yayınlanmış olan son dış borç verilerine göre kıyasla 65 milyar dolar azalmış oldu. Bu tutarın 49 milyar doları kamunun dış borcundaki azalmadan kaynaklanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*5BtA7jtXPo8gII5xePkloQ.png" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir anda borcumuzun azalmış olması kulağa hoş geliyor olabilir. Peki, aslında bu 65 milyar doların kaybolmadığını söylesem sizi üzer miyim?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öncelikle Merkez Bankası açıklamasının borçlu bazında detayına bakalım. Kamunun borcundaki 49 milyar dolarlık azalışın 39 milyar dolarlık kısmı genel yönetim kapsamındaki kuruluşlardan (esas olarak borcun yüzde 96'sına sahip olan Hazine) kaynaklanıyor. Yani Hazinenin eskiden dış borç olarak sınıflandırılan kabaca 39 milyar dolar tutarındaki borcu yeni yönteme göre iç borç olarak değerlendiriliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Elbette bu 39 milyar doların dış borç istatistiklerinde yer almıyor olması Hazine tarafından ödenmeyeceği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla dış borç istatistiklerinden çıkartılan bu tutarın iç borç stokuna ilave edilmesi gerekiyor. Yani, Hazine’nin Eylül 2025'te 182,6 milyar dolar olan iç borcu aslında 221,8 milyar dolar seviyesindeymiş.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç: Borcumuz borç</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Bankası’nın yapmış olduğu değişiklikler esas olarak uluslararası standartlarla uyum sağlamayı amaçlıyor. Dolayısıyla rakamlardaki düşüş, borcun gerçekten azaldığı anlamına gelmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Esasen, Hazine borç istatistiklerinde de paralel bir düzenleme yapılmış ve iki kurum eşanlı olarak yeni seri iç ve dış borç istatistiklerini açıklamış olsaydı “borçlar azaldı” şeklindeki yanlış değerlendirmelerin önüne geçilmiş olurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özetle, bu durum illüzyonistlerin kutu içine giren asistanlarını “yok etmelerine” benziyor. Neticede hiçbir şey yok olmuyor. Sadece yer değiştiriyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/dis-borcumuz-nasil-azaldi-1775068511.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran’ın rasyonel Hürmüz politikası</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/iranin-rasyonel-hurmuz-politikasi-12983</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/iranin-rasyonel-hurmuz-politikasi-12983</guid>
                <description><![CDATA[Hürmüz Boğazı İran için bir 'intihar kapağı' mı, yoksa küresel enerji vanasını yöneten rasyonel bir kaldıraç mı? Tahran'ın dünyayı karşısına almak yerine 'seçici baskı' uygulayarak ABD koalisyonunu içeriden parçalayan, ambargoyu delen ülkelere ödül vadeden ve enerji silahını cerrahi bir titizlikle kullanan 'gri alan' stratejisinin anatomisi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İran’ın Hürmüz Boğazı bağlamında rasyonel politikası, öncelikle <strong>elindeki stratejik kaldıraçları maksimize etmek</strong> üzerine kuruludur. Hürmüz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik bir güzergâhtır ve İran, bu geçişi kontrol ederek küresel enerji piyasaları üzerinde ciddi etki yaratmaktadır. ABD’nin “herkes kendi petrolünü alsın, biz yokuz” yaklaşımı, İran için bir fırsat olarak değerlendirilebilir; çünkü bu durum, ABD’nin güvenlik ve baskı yükünü müttefiklerine bırakması anlamına gelir ve İran’a manevra alanı tanır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Rasyonel bir İran stratejisi, ülkeleri ayrıştırmak üzerine kuruludur. ABD ile birlikte hareket etmeyen ülkelerden bazıları tarafsız kalacak, bazıları ise İran’a karşı cephe almayacaktır. Bu bağlamda İran, <strong>“bana karşı değilsen sana karşı değilim”</strong> ilkesini uygular; böylece ABD koalisyonunu parçalamak ve tarafsızları kendi yanında tutmak mümkün olur. Tüm dünyayı hedef almak yerine, seçici baskı uygulamak stratejik olarak daha kârlıdır ve diplomatik manevra alanını artırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Enerji silahını kullanma şekli de rasyonel davranış açısından kritik öneme sahiptir. İran, Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmak yerine, belirli ülkelere petrol akışını kısıtlayabilir veya sigorta ve güvenlik maliyetleri üzerinden baskı kurabilir. Bu, küresel fiyatları artırırken İran’ın hedeflediği ülkeler üzerinde ekonomik baskı yaratır, fakat uluslararası tepkiyi minimize eder. Böylece İran, <strong>maksimum ekonomik ve siyasi faydayı minimum riskle</strong> elde edebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İran, gri alan stratejilerini de tercih edebilir. Tanker tacizi, siber saldırılar veya bölgesel vekil aktörlerin kullanılması gibi yöntemlerle doğrudan savaş riskini artırmadan ABD ile hareket etmeyen ülkeler üzerinde baskı oluşturabilir. Bu hibrit yaklaşım hem esnek hem de maliyet-etkin bir çözüm sağlar; enerji akışını tamamen durdurmadan siyasi ve ekonomik avantaj üretir. Böylece İran, krizleri yönetmede ve uluslararası pazarlık masasında elini güçlendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ABD’nin uyguladığı ambargoyu kaldıran ülkelere Hürmüz Boğazı’nı açma teklifi ise İran için ekstra bir diplomatik ve ekonomik avantaj sağlar. Bu, bir <strong>ödül-mekanizması</strong>dır: ülkeler ambargoyu görmezden gelerek veya kendi petrol ilişkilerini İran ile sürdürerek doğrudan fayda elde eder. Aynı zamanda ABD’nin koalisyonunu parçalama stratejisine hizmet eder; ambargoya uymayan veya tarafsız kalan ülkeler, İran ile pozitif ekonomik ilişkiler kurarken ABD’nin pozisyonunu zayıflatır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç olarak, İran’ın en rasyonel politikası, <strong>seçici baskı uygulamak, gri alan stratejileri kullanmak ve ABD ambargosunu kaldıran ülkelere Hürmüz’ü açma teklifi sunmaktır</strong>. Bu yaklaşım, İran’ın küresel etkisini maksimize ederken riskleri minimize eder ve ABD koalisyonunu zayıflatma hedefini destekler. Enerji akışını tamamen durdurmak yerine stratejik bir kontrol mekanizması kurmak, İran’ın hem diplomatik hem ekonomik hem de jeopolitik kazancını artıran bir yöntem olarak öne çıkar.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/04/iranin-rasyonel-hurmuz-politikasi-1775057939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Dolar, 10 lira olacak”</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/dolar-10-lira-olacak-12954</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/dolar-10-lira-olacak-12954</guid>
                <description><![CDATA[Bu ülke kaç defa sıcak paradan geriye kalan enkazı gördü ama, uzmanların endişesi yokmuş. Zamanında dolar 8 lira iken “Dolar 10 lira olacak” dedikleri için halkta paniğe yol açıyorlar diye onlarca uzmanı mahkeme kapılarına gönderdiler ya, sanırım artık hiçbir uzman korkudan gördüğünü söyleyemiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Zigzaglar; </strong>Trump’ın zigzagları devam ediyor. İran'ın enerji altyapısına ve enerji santrallerine yönelik tehdit ettiği saldırıları önce beş gün; sürenin dolmasına bir gün kala 10 gün erteledi. ABD'nin 15 maddelik anlaşma teklifini İran reddedip 5 maddelik talep listesi beyan etti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İran, düşmanca olmayan gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçebileceğini söylemesi, Trump’ın anlaşmaya yakınız sözleri ortalığı kısa süreliğine yatıştırdı. Ama, çatışmalar hız kesmeden devam etti . Cuma günü de karşılıklı bombalama haberleri ile geçti. ABD nin deniz piyadelerini Körfez’e gönderme haberlerine bu hafta da hava indirme tümeni haberleri eklendi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Savaşın boyutu; </strong>İran savaşı, herkesi etkileyerek küresel ekonomide dalgalanmalara yol açıyor. Hindistan, Avustralya, tüm dünya dalgalanmanın kendilerini etkisini hesaplamaya çalışıyor. Dünyanın en büyük nüfusuna sahip fason işletmecisi Hindistan enerjisiz kalmak üzere. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Bugüne kadar olanların dünya ekonomisini kötü etkileyeceği ve ciddi ekonomik kayıplar yaratacağı açık. Burada kritik eşik; İran'ın hayati önem taşıyan enerji ve su altyapısına yapacağı saldırı ve ABD nin aynı şekilde karşılık vermesidir. Bu eşik geçilirse geri dönüşü imkansız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye;</strong> Savaşın etkileri Türkiye’yi de çok sert etkiliyor. Ülkeye çekmek için yatırımdan, ihracattan, ülkenin geleceğinden vazgeçilen sıcak parayı anında ülkeden kaçırdı. “Ülkenin kanını emen sıcak para çıkıyor işte” diye sevinebilirsiniz ama, öyle olmuyor. O sıcak parayı geri sokmak için acilen önlem almak gerekiyor. İsrail düşmanlığı hat safhada olmasına rağmen global bir fonun, Siyonizm en büyük temsilcisi başkanını Cumhurbaşkanı sarayında</span> <span style="color:#222222">ayakta karşıladı. 2003 de, 2009 da, 2018, 2024 de</span> <span style="color:#222222">yılında olduğu gibi tek hedefimiz sıcak parayı ülkeye sokmak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Savaş başladığından sıcak para çıkışını karşılamak için MB altın etkisinden arındırılmış olarak 25 milyar dolar harcadı. Altının roket gibi yükselmesi ve sıcak para girmesi ile balon gibi şişen rezervler aynı hızla boşalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İşin komik tarafı uzmanlar halen “yılsonu döviz fiyat hedefleri tutacak” diyor. Lütfedip yıl sonu enflasyonu ve faiz hedefini bir puan artırdılar. Önemli endişeleri olmadığını beyan edip duruyorlar. Bu</span> <span style="color:#222222">ülke kaç defa sıcak paradan geriye kalan enkazı gördü ama, uzmanların endişesi yokmuş. Zamanında dolar 8 lira iken “Dolar 10 lira olacak” dedikleri için</span> <span style="color:#222222">halkta paniğe yol açıyorlar diye onlarca uzmanı mahkeme kapılarına gönderdiler ya, sanırım artık hiçbir uzman korkudan gördüğünü söyleyemiyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bu kadar uzun kriz olamaz; </strong>30 yıldan fazla finans içindeyim ne Türkiye’de ne dünyada bir yılı geçen kriz görmedim. 2018 yılıyla başlayan 2022 yılıyla zirvelerde dolaşan bir kriz var Türkiye’de. Böyle kriz olamaz, olsa olsa bir tercihtir bu. Ülkeye son darbeyi devalüasyon ile vurıp dümdüz edecekler. Bu işin sonunda hem rezervler tam takır kalacak hem döviz uçacak. Bu iktidarın ömrü boyunca beş kez yaşadık bunu, süpriz değil sonuçta. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Krizin en büyük kaybedeni şirketler olacak gibi duruyor. 2023 yılında reel sektörün döviz açığı 70 milyar dolar altındaydı, bugün 200 milyar dolara gidiyor. Dolar 60 lira olsa bu şirketlerin çoğu ayakta duramaz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’nin de CDS primi artıyor. Ama risk priminin 7 den</span> <span style="color:#222222">10 puana çıkmasıyla 200 puandan 300 puana çıkması aynı maliyetleri yaratmaz. 7 puan olanı sivri sinek ısırırken, 200 olanı eşek arısı ısırır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>İşsizlik; </strong>Herkes yaşıyor, görüyor.</span> <span style="color:#222222">Hemen herkes işçi çıkarıyor, bir sürü işletme kapanıyor ama TÜİK’e göre işsizlik 21 yılın en düşüğünde. Gerçekten ayıptır ya. Geniş tanımlı işsizlik ise ne kadar doğru bilemiyorum ama,</span> <span style="color:#222222">%30 civarında. Her üç kişiden biri çalışmıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Geniş işsizlik bence çok daha yüksek. Eskiden atıl iş gücünü 18 ay askerlikle gizliyorlardı; şimdi de üniversite öğrencileri ile. İstihdam edilen iş gücünün %60 kadarı hizmet sektöründe. Sanayide değil, tarımda değil, hizmet sektöründe. Allah aşkına biz hangi hizmeti ihracat ediyoruz da ülkenin ihracatı her ay patlıyor. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">20 Mart 2026 TCMB ve BDDK verilerine göre; </span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Yabancı Portföy;</strong></span> <span style="color:#222222">Şubat ayından ilgili tarihe kadar DİBS ve hisse senedinde 6 milyar dolarlık azalış görünüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>DTH; </strong>İlginçtir döviz mevduatlarında da aslan payı vatandaşta olmak üzere 7 milyar dolar azalmış. Altın fiyatlarının düşmesi yanında yastık altına ne kadar kaçtı acaba?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>TCMB rezerv; </strong>Her üç rezervde Şubat ayına göre 40 milyar dolarla 44 milyar dolar arasında azalmış. Savaş başladığından beri azalış ise 32 ile 36 milyar dolar arasında. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Krediler;</strong> İlgili hafta klasik üç haftada bir yaşadığımız hacim daralması gözükmüş. Mevduat ve kredi faizlerinde ise hafif yükselişler var. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş; </strong>Nisan ayını da zevksiz geçirebilir ama, sonrasında 85 ile 95 dolar arasına son bir şans verecek gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>4975 dolar direnç. Bunun</span> <span style="color:#222222">için 4630 doların üstünde başlamalı. 4900 dolar ile 5200 dolar seviyesine kadar yükseliş sürebilir. Vatandaş geçen hafta deli gibi altın almaya çalıştı. Vatandaşın saldırdığı bir ürünün para kazandırdığını hiç görmedim.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi; </strong>138 ile 126 puan arasında dalgalanır.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span> </strong><span style="color:#222222">Dünya yansa bebek adımı ile ilerlemeye devam ediyor. Bu hafta 44,42 dibi olur. 44,56</span> <span style="color:#222222">civarından haftayı kapatır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd; </strong>1.14 gerçekten çok güçlü. 2025 Mayıs ayından beri buranın altına gelmedi. Şimdilik 1.14 destek, 1,1575 direnç. Devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,51 hedefine doğru hareket devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Dünya hisse borsaları kötü satış yemeye devam etti. DJ için çok önemli destek olan 45150 puan dayandı. S&amp;P nin kuvvetli desteğine ise daha var. 6150 puan. Şangay borsası 3810 desteğinden sert döndü ama ana desteği 3730 puanda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Bizim borsamıza gelince, 12600 desteği yine dayandı. Dolar bazında</span> <span style="color:#222222">2,80 dolar önemli desteği dayanıyor.</span> <span style="color:#222222">2026 başından beri giren 2,5 milyar dolarlık yabancı girişinin üç haftada yarısından fazlası çıktı, buna rağmen TL ve dolar destekleri dayandı. Panik başlamazsa dayanacak gibi duruyor.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dolar endeksi Geçen hafta da 99,50 üsütünde kaldı. 99,50 destek oluyor sanki. Destek olabilmesi için iki hafta daha 99,50 üstünde kapanmaya gereksinimi var. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin; </strong>64700 dolar desteği yine dayandı.</span> <span style="color:#222222">64700 ile 70000 dolar arasında biraz daha bekler sonra yönü belli olur.</span> <span style="color:#222222">64700 olar dip mi yoksa 30000 dolar görecek miyiz. Takibe devam.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol;</strong> Brent</span> <span style="color:#222222">126 dolar direnç,</span> <span style="color:#222222">98 dolar destek. Tahminim altı ay boyunca 86 dolarla</span> <span style="color:#222222">ile 105 dolar arasında kalacağı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Ham petrolde ise;</strong> 86 dolar destek, 105 dolar hedef.</span> <span style="color:#222222">Burada süre daha kısa. 4 ay içinde yön belli olacak gibi. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/dolar-10-lira-olacak-1774729548.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanye West&#039;in zararını kitleler kâr yazar mı: Lüks gayrimenkulde yeni oyun</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kanye-westin-zararini-kitleler-kar-yazar-mi-luks-gayrimenkulde-yeni-oyun-12938</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kanye-westin-zararini-kitleler-kar-yazar-mi-luks-gayrimenkulde-yeni-oyun-12938</guid>
                <description><![CDATA[Bo Belmont’un kaldıraçlı satın alması nedeniyle Kanye evi projesi sarpa sarmış olsa da, kitle fonlaması, sertifika ve gyf gibi paya dayalı yatırım gayrimenkule uygun bir yöntem. Sadece projeler için değil trofe varlık olarak fiyatından ödün vermeyen ama alıcı bulmakta da zorlanan birçok gayrimenkul için bir model olabilir. ... İstanbul’da Zeki Paşa Yalısı gibi yıllardır satış bekleyen birçok anıt gayrimenkul bulunuyor. Belki de tek bir alıcıdan milyonlarca dolar ödemesini beklemek yerine, birkaç bin alıcıdan birkaç bin dolar ödemesini beklemek daha makul olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kanye West’in İstanbul konserinin ilk 35 bin bilet satışı sadece 7 saatte tamamlandı. 6 bin TL’den başlayıp 35 bin TL’ye kadar çıkan bilet fiyatlarına rağmen ilgi çok büyüktü. Kanye West’in sağı solu belli olmasa da Türkiye’yi konser serisine eklemesinin sebebi, eski eşi Kim’e nispet yapmak değildi tabii. Reel olarak değerlenen Türk lirası sayesinde, sanatçılar açısından bilet fiyatları dolar cinsinden oldukça cezbedici geliyor. Bu sebepten, Justin Timberlake, Jennifer Lopez, Guns N’ Roses gibi birçok yabancı sanatçı da Türkiye’de konser verdi. Kanye West de değerli Türk lirasından yararlanıp, en azından Malibu’daki ev yatırımından yaptığı zararı Türkiye konserinden çıkarma planı yapıyor olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Malibu’da Para Yakanlar Kulübü</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Los Angeles’taki Palisades yangınlarında ağır hasar alan Malibu sahili, Los Angeles’ın kuzeybatısında sahil şeridinden oluşan; muazzam kumsalları ve gün batımıyla hem Amerikan hem dünya jetsetinin favori yerlerinden biri. Özellikle Point Dume’dan sonra gelen sahiller, kayaçlarında görsel katkısıyla dünyanın en güzel ve en uzun gün batımlarının yaşandığı yerlerden sayılıyor. Bizim vatandaşların da Los Angeles’a iner inmez ayaklarının tozuyla gittiği Nobu’nun ikonik şubesi, Malibu iskelesi, Getty Villa gibi popüler mekanları; sahildeki dalga sörfçüleri, klasik Range Rover’lar ve 911 Carrera’larla dolaşan LA elitleriyle ayrıcalıklı yaşam tarzı net hissediliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kanye West de boşanma aşamasında kendini Malibu’ya atmış. Japon mimar Tadao Ando tarafından tasarlanmış villayı 57 milyon dolara satın alan “Ye”, detaylı bir çalışmayla zaten sanat eseri tadında olan villayı kapsamlı bir tadilata alıp renove etmeye başlıyor. Ancak projede çıkan birkaç sorun ve akabinde Kanye’nin kaçan hevesi nedeniyle proje yarım kalıyor. Kanye, evi aldıktan sadece 3 yıl sonra; önce 53 milyon dolara satışa çıkarıyor; satılamayınca fiyatı 39 milyon dolara düşürüyor. En son ise ev, oldukça şahsına münhasır bir metod kullanan bir yatırımcıya 21 milyon dolara satılıyor. Böylece Kanye West, bu satıştan 36 milyon dolar zarar etmiş oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Kitle fonlaması: Lüks Gayrimenkulde Hibrit Finansman Deneyi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eski bir mortgage brokerı olan Steven “Bo” Belmont, Belwood Investments adlı şirketiyle hibrit bir finansman yaklaşımı kullanarak 2024 yılında yaklaşık 18 milyon dolarlık krediye ek olarak, kitle fonlaması metoduyla 380 yatırımcıdan topladığı 7.5 milyon dolarla bu alımı finanse etti. Planı, evi restore edip satmaktı. Hatta tadilat devam ederken eve 35 milyon dolarlık bir teklif de geldi; ancak satış kapanamadı. Tabii 18 milyon dolarlık kredinin faizi de binince temerrüde düşen Bo Belmont, yatırımcılarını hayal kırıklığına uğrattı ve tadilat durdu. İcraya çıkmak üzere olan projede son bir manevra peşine düşen Bo Belmont ise gene alışılmadık bir yöntemle, bu kez sermaye piyasası denetimlerinden de sıyrılmak adına üyelik adı altında yeni bir kitle fonlama turu açtı. Bu sayede ortada klasik anlamda bir yatırım enstrümanı olmadığı için birçok regülasyon setini de aşmış oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bu komplikasyonlara rağmen Bo’nun yatırımcı kitlesi oldukça geniş ve sosyoekonomik olarak çeşitliydi: mühendislerden doktorlara, öğrencilerden sanatçılara kadar uzanan; 1.000 dolardan 30 bin, hatta 100 bin dolara kadar yatırım yapan bir kitle vardı. Belwood’un bu projesinde yatırımcılar şimdilik umduklarını bulamasalar da bireylerin kaybettikleri sermaye kendi risk iştahları kadardı. Asıl kırılganlık, kitlelerden toplanan özsermayenin üzerine yüksek maliyetli kredi bindirilmesinden kaynaklandı. Borçluluk daha temkinli kurulabilseydi, projenin zaman ufku uzar, bu denli sert bir yükümlülük baskısı da oluşmazdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Kitle Fonlaması mı, Risk Dağıtımı mı; Kalabalık Sermaye Gayrimenkule ilaç olur mu?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kulağa yeni geliyor olsa da kitle fonlaması, model olarak birçok küçük yatırımcının bir araya gelmesine dayanıyor ve aslında yeni bir model değil. Topraktan bir projeye girmek teknik olarak bir şirketten ürün satın almak gibi gözükse de, fiilen gerçekleşen şey projeye finansman sağlamak oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ülkemizde kitle fonlaması, SPK tarafından yönetmeliğe sahip bir finansman ve yatırım modeli. Ancak kitle fonlaması kullanarak gayrimenkul projesi finanse etmek SPK nezdinde yasak. En yakın ara modeller Gayrimenkul Yatırım Fonu ve gayrimenkul sertifikası ihracı olarak gözüküyor. GYF’ler yapı olarak oldukça uygun olsa da şimdilik sadece nitelikli yatırımcılara açıkken, gayrimenkul sertifikalarında sertifika adetlerinin projedeki bağımsız bölümleri karşılaması gerektiği için böyle tekil ve spekülatif lüks gayrimenkul yatırımlarında bu model pek mümkün görünmüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Emlak Konut, Damla Kent projesinde sertifika ihracı yaptı; ancak ihraca katılan sertifika sahipleri ihraç fiyatına göre yaklaşık yüzde 25 zarardalar. İhraç fiyatının, değerleme raporunda çıkan değere göre zaten yaklaşık yüzde 25 iskontolu hesaplandığı düşünülürse, Emlak Konut’un sertifikaları hesaplanan değere göre neredeyse yüzde 50 iskontolu fiyatlanıyor. Doğrudan değerleme hatası telaffuz etmek doğru olmaz ancak gayrimenkul sertifikalarının arzında çok daha temkinli değerlemeler gerektiği bir gerçek. Yavaş da olsa sektörün bu tarz finansman kullanımına uyum sağlaması, hem projelerin daha güçlü özsermayeyle finanse edilmesi hem de daha sağlıklı fiyatlama ve likidite oluşması açısından faydalı olabilir ve sektörün makro döngülere daha korunaklı hale gelmesine yardımcı olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bo Belmont’un kaldıraçlı satın alması nedeniyle Kanye evi projesi sarpa sarmış olsa da, kitle fonlaması, sertifika ve gyf gibi paya dayalı yatırım gayrimenkule uygun bir yöntem. Sadece projeler için değil trofe varlık olarak fiyatından ödün vermeyen ama alıcı bulmakta da zorlanan birçok gayrimenkul için bir model olabilir. Örnek olarak, 1981 yılından beri satılık olan Rumelihisarı’ndaki Zeki Paşa Yalısı; muazzam mimarisine rağmen 2.500 m² kapalı alanı, 23 odası ve hemen tepesindeki FSM Köprüsü nedeniyle, alan kişinin ne yapacağını kolay kolay bilemeyeceği bir durumda. Buna rağmen yapıyı bilen herkesin de oldukça beğendiği bir yalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstanbul’da Zeki Paşa Yalısı gibi yıllardır satış bekleyen birçok anıt gayrimenkul bulunuyor. Belki de tek bir alıcıdan milyonlarca dolar ödemesini beklemek yerine, birkaç bin alıcıdan birkaç bin dolar ödemesini beklemek daha makul olabilir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/kanye-westin-zararini-kitleler-kar-yazar-mi-luks-gayrimenkulde-yeni-oyun-1774605823.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savaş sofrada mı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/savas-sofrada-mi-12929</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/savas-sofrada-mi-12929</guid>
                <description><![CDATA[Artık mesele sadece savaş değil. tarih bize şunu çok net gösteriyor:  Savaşlar cephede başlar… ama etkileri her zaman sofrada hissedilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel ekonomi üzerine konuşurken çoğu zaman büyük başlıklara odaklanırız: petrol fiyatları, faiz oranları, jeopolitik gerilimler… Ancak çoğu kişinin gözden kaçırdığı daha derin bir gerçek var: Bu başlıkların tamamı, eninde sonunda mutfakta karşılığını bulur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bugün İran merkezli olası bir çatışma tartışılıyor. Bu tartışma genellikle enerji piyasaları üzerinden yürütülüyor. Oysa meselenin çok daha kritik bir boyutu var: Gıda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Çünkü modern dünyada gıda üretimi, sanıldığının aksine sadece toprağa ve suya bağlı değildir. Tarım artık büyük ölçüde enerjiye bağımlı bir sistemdir. Özellikle azotlu gübre üretimi, doğalgaz olmadan düşünülemez. Bu nedenle enerji piyasalarında yaşanan her dalgalanma, doğrudan tarımsal üretim maliyetlerine yansır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">İran gibi büyük doğalgaz rezervlerine sahip bir ülkenin içinde yer aldığı bir kriz, bu zincirin ilk halkasını sarsar. Enerji fiyatları yükselir, bu artış gübre maliyetlerine yansır, ardından da tarımsal üretim üzerinde baskı oluşur. Sonuç ise gecikmeli ama kaçınılmazdır: daha pahalı gıda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu sürecin bir diğer kritik boyutu ise lojistiktir. Küresel ticaretin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, sadece enerji için değil, aynı zamanda geniş bir tedarik zinciri için hayati öneme sahiptir. Bu hattın risk altına girmesi, yalnızca petrol fiyatlarını değil, taşımacılık maliyetlerini de artırır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Savaş ihtimali arttığında gemi sigortaları yükselir, navlun maliyetleri artar ve alternatif rotalar devreye girer. Bu da daha uzun teslimat süreleri ve daha pahalı taşımacılık anlamına gelir. Özellikle bozulabilir gıdalar açısından bu durum, sadece fiyat artışı değil, aynı zamanda arz kaybı riskini de beraberinde getirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel sistemin en kırılgan noktası ise bu şoklara en açık olan ülkelerdir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, gıda arzı açısından büyük ölçüde dışa bağımlıdır. Benzer şekilde Güney Asya ve Sahra Altı Afrika ülkeleri de uygun fiyatlı enerji ve gübreye erişim konusunda hassas bir yapıdadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu nedenle enerji ve lojistik maliyetlerinde yaşanacak bir artış, en sert etkisini bu coğrafyalarda gösterir. Gıda fiyatları yükselir, erişim zorlaşır ve mevcut kırılganlıklar daha da derinleşir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yakın geçmişte yaşanan&nbsp;Rusya-Ukrayna Savaşı, gıda arzının ne kadar kritik bir unsur olduğunu açıkça ortaya koydu. Tahıl koridoru tartışmaları, artık gıdanın sadece ekonomik bir mesele olmadığını; aynı zamanda stratejik bir güç unsuru haline geldiğini gösterdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bugün benzer bir tablo, çok daha geniş bir etki alanıyla yeniden gündeme gelebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ancak burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta var: Bu tür krizler küresel sistemi tamamen çökertmez. Fakat mevcut kırılganlıkları derinleştirir, maliyetleri artırır ve özellikle en zayıf halkaları daha da savunmasız hale getirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Sonuç olarak, İran merkezli bir jeopolitik gerilim yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de doğrudan etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Çünkü artık mesele sadece savaş değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Mesele, tarladan sofraya uzanan zincirin ne kadar kırılgan olduğu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ve tarih bize şunu çok net gösteriyor:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Savaşlar cephede başlar…<br />
ama etkileri her zaman sofrada hissedilir.</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/savas-sofrada-mi-1774532895.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İsrail ile İran Savaşı’nın küresel ekonomik düzene yansımaları</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-israil-ile-iran-savasinin-kuresel-ekonomik-duzene-yansimalari-12924</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-israil-ile-iran-savasinin-kuresel-ekonomik-duzene-yansimalari-12924</guid>
                <description><![CDATA[Petrol fiyatlarındaki artış ve doların hem güçlenip hem de sorgulanması, küresel ekonomik düzenin tek merkezli yapıdan daha çok kutuplu bir yapıya evrildiğini göstermektedir. Bu savaş, sadece ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda enerji, finans ve ticaret sistemlerinin işleyişini yeniden şekillendirmektedir. Eğer çatışma uzun sürerse, bu dönüşüm kalıcı hale gelerek küresel ekonomik düzenin yeni bir dengeye oturmasına neden olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD-İsrail ile İran arasında savaşın fiilen yaşandığı mevcut ortamda, küresel ekonomik düzen üzerindeki etkiler artık bir “olasılık” değil, <strong>doğrudan hissedilen bir dönüşüm süreci</strong> haline gelmiştir. Özellikle petrol fiyatlarının hızla yükselmesi, dünya ekonomisinde maliyetleri artırarak enflasyonu tetiklemekte ve birçok ülkeyi ekonomik açıdan zorlamaktadır. Enerjiye bağımlı ekonomilerde bu durum daha sert hissedilirken, küresel ölçekte büyüme yavaşlamakta ve stagflasyonist baskılar güçlenmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Petrol piyasasındaki bu gelişmeler, küresel güç dengelerini de etkilemektedir. Arzın risk altına girmesiyle birlikte petrol üreticisi ülkelerin stratejik önemi artarken, tüketici ülkeler alternatif enerji kaynaklarına yönelmek zorunda kalmaktadır. Aynı zamanda petrol ticaretinde farklı ödeme yöntemlerinin gündeme gelmesi, enerji piyasasının geleneksel yapısını değiştirmektedir. Bu süreç, uzun vadede enerji ticaretinin daha parçalı ve çok merkezli bir yapıya dönüşmesine yol açabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Savaşın en dikkat çekici etkilerinden biri de doların küresel konumuna yönelik baskıdır. Artan jeopolitik riskler ve ABD’nin doğrudan taraf olduğu bir çatışma, bazı ülkelerin dolar bağımlılığını azaltma arayışını hızlandırmaktadır. Özellikle enerji ticaretinde dolar dışı para birimlerinin kullanımı gündeme geldikçe, uluslararası finans sisteminde alternatif arayışlar güçlenmektedir. Bu durum, doların hâkimiyetini kısa vadede sarsmasa da uzun vadede <strong>göreli bir güç kaybına</strong> işaret edebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bununla birlikte, kriz dönemlerinde doların “güvenli liman” özelliği de devam etmektedir. Küresel belirsizlik arttıkça yatırımcıların dolara yönelmesi, doların değer kazanmasına neden olabilir. Bu da aslında çelişkili bir durum yaratır: Bir yandan doların sistem içindeki merkezi rolü sorgulanırken, diğer yandan kısa vadede talep artışı nedeniyle güçlenebilir. Bu ikili yapı, küresel finans sisteminde geçiş sürecinin yaşandığını göstermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak, petrol fiyatlarındaki artış ve doların hem güçlenip hem de sorgulanması, küresel ekonomik düzenin <strong>tek merkezli yapıdan daha çok kutuplu bir yapıya evrildiğini</strong> göstermektedir. Bu savaş, sadece ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda enerji, finans ve ticaret sistemlerinin işleyişini yeniden şekillendirmektedir. Eğer çatışma uzun sürerse, bu dönüşüm kalıcı hale gelerek küresel ekonomik düzenin yeni bir dengeye oturmasına neden olabilir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/abd-israil-ile-iran-savasinin-kuresel-ekonomik-duzene-yansimalari-1774471640.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de bireysel kredinin nesli neden tükendi?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyede-bireysel-kredinin-nesli-neden-tukendi-12913</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyede-bireysel-kredinin-nesli-neden-tukendi-12913</guid>
                <description><![CDATA[Toplumun çoğulculuğu kaybetmesi ekonomideki çoğulculuk kaybı ile paralel yol alıyor. Türkiye’de bireysel kredinin Kelaynak kuşuna dönmesi ile demokrasi arayanlara meczup muamelesi yapılması arasında düşünülenden çok daha yakın bir bağ var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir insanın sağlık durumunu anlamanın önemli bir yolu değerlerine bakmaktır. Tüplerin içine doldurulan kanların terkibi vücudun baştan ayağa tüm dertlerini anlamak için en önemli yardımcılardan biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ülke ekonomisinin de benzer şekilde değerlerine bakarak sağlık durumunu ölçebilirsiniz. Türkiye’de uzun zamandır üzerinde en fazla durulan parametre fiyatlar genel düzeyi. Herkes gidişatı yaptığı ödeme ile ölçüyor.&nbsp; Önceden şunu ödüyordum şimdi bunu ödüyorum diyerek ekonomiye dair saptamasını yapıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fiyatlar genel seviyesine bakıp ekonomi hakkında kanaat oluşturmak yanlış bir yaklaşım değil. Hala televizyon izleyerek gündem takip edenler için çarşı pazar kafe restoran fiyatlarındaki artışlar ilgi çekici oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kim Milyoner Olmak İster adlı yarışma programında 15 yıl önce büyük ödül olan 1 Milyon TL 520 bin dolar ediyormuş, bugün ödül 5 Milyona çıkmış ama bu 5 milyon 110 bin dolar ediyor. Türk parasının değer kaybını daha iyi gösteren çok az şey vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de yaygın bir barınma krizinin de kuşkusuz en önemli sebebi bu değer kaybının telafisi için konut piyasasının alt üst olmasıdır. Paranın değerini yitirmesi konutu alternatif bir paraya dönüştürürken eş zamanlı demografik gelişmeler de konuta ulaşımı güçleştirdi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mülteci akınları, artan boşanmalar, evliliklerin azalması, köylerin ve kasabaların cazibesiz kalarak halkı şehirlere çekmesi başlıca gelişmeler olarak sayılabilir. Özünde plansızlık olan sosyal mühendislik çabalarının geri tepmesi de diyebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Para değer kaybederken zaten pahalı bir şey olan konut daha da pahalı hale geldi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bu gelişmeleri dışarıdan izlerken Türkiye’de finans sisteminin değerlerinde bireylerin finansa ulaşımını işaret eden göstergeler kırmızı alarm vermeye başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aşağıdaki grafik Türkiye’de bireysel kredilerin toplam Banka aktiflerine oranını gösteriyor. BDDK’nın 2003 başından 2026 başına kadar 23 sene için tuttuğu istatistik Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesindeki sürecine benziyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kuruluş, Yükseliş, Gerileme ve Çöküş grafikten net biçimde görülüyor. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/c%CC%A7ag%CC%86atay.png" style="height:312px; width:500px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eski Türkiye’den Yenisine geçişimizin belki de en önemli bileşeni finansmanın geniş kitlelere yayılmasıydı. 2003 başında Bankaların bilançosunda her 100 liradan sadece 1 lirası bireylerin kullanımına sunulmuştu. Bu rakam 10 yılda tam 15 kat büyüyerek 2013 geldiğinde tam 15 lira düzeyine yükselmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bankacılık sisteminden geniş kitlelerin ya da doğru deyimle Halkın aldığı payın bu denli artmış olması sebepsiz değildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeni Türkiye İstanbul’da tek bir gökdelenin o da kaçak göcek olduğu Türkiye değildi. İstanbul tarihinde görmediği imar projeleri, rezidanslar, gökdelenler, AVM’lerle dolarken Anadolu’da merkezi taklit ediyordu. Bu dönem inşaat ekonomisine yol verirken, ranttan başta siyaset kurumu ve piramidin aşağıdaki halkaları belli ölçüde istifade sağlamaktaydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu süreçte 2013 yılının bir kırılma noktası olduğunu kabul etmek için AKP’li olmak şart değil. Gezi’nin&nbsp; konsolide ettiği toplumsak muhalefete karşı gösterilen sert tepki aslında demokrasi ile otoriterlik arasındaki çizginin de belirsizleşmesi anlamına geliyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2013’den sonra Türkiye baş döndürücü siyasi krizlerle yüzyüze gelirken halkın bireysel finansmandan aldığı pay da hızla geriledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">AKP’nin iç kavgası olarak görülecek 17-25 Aralık, &nbsp;kaybedilen ama kabul edilmeyen 2015&nbsp; Haziran seçimleri, 2016 Darbe girişimi, OHAL &nbsp;ve arkasından&nbsp; gelen seçilmiş tutuklamaları. 2018’de konsolide olan krizin 2021’de Nebatisel irrasyonel ekonomiye evrilmesi ve sonunda 2025 yılında ana muhalefet partisini paralize eden hukuksal süreç. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bunlar yaşanırken Türkiye&nbsp; ekonomisinden geniş kitlelerin aldığı pay da geriliyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin 2013 sonrası Bireysel Kredilerin toplam aktiflerden aldığı pay grafiği ile yaşanan politik sorunlar arasındaki korelasyonu görmemek için zihinsel körlük gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bireysel Kredinin toplumun genelini finansal sisteme entegre etme rolünün ortadan kalkması ile ekonomi politikteki karmaşa arasında bu kadar dolaysız bağ olması tesadüf mü?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 Türkiye’sinde Bireysel Kredi ile borçlanmak için zaten dünyanın neredeyse en yüksek faizini ödemeniz yetmiyor, devlet de zaten zirve yapmış bu faizin üstüne %30 ekliyor. Krediyi kullananın katlandığı maliyet daha da büyüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bu yaşananlar makro ihtiyati önlem ambalajı ile başlayan ve bugün bireysel kredide her 100 lira faiz ödemesi için 30 TL vergi talep eden aklın bilinçli bir proje ile yola çıktığını gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Toplumun çoğulculuğu kaybetmesi ekonomideki çoğulculuk kaybı ile paralel yol alıyor. Türkiye’de bireysel kredinin Kelaynak kuşuna dönmesi ile demokrasi arayanlara meczup muamelesi yapılması arasında düşünülenden çok daha yakın bir bağ var.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/turkiyede-bireysel-kredinin-nesli-neden-tukendi-1774379762.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump&#039;ın Manipülasyon Çabaları</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpin-manipulasyon-cabalari-12906</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpin-manipulasyon-cabalari-12906</guid>
                <description><![CDATA[Piyasalar, gerçekleşmemiş bir gelişmeyi fiyatlayıp, ardından bu fiyatlamayı geri almak zorunda kaldığında, ortaya çıkan şey yalnızca dalgalanma değil, güven kaybıdır. Trump’ın, dünyanın en büyük ekonomisinin yöneticisi olarak piyasalar üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Bu etkiyi manipülatif biçimde kullanması ise ABD’nin yıpranmış itibarını daha da bozacağı için piyasa aktörleri bu tür açıklamaları ileride iyice iskonto ederek fiyatlamaya başlayacaktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son yıllarda finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, siyasal aktörlerin söylemleriyle de şekilleniyor. Bu çerçevede en çok tartışılan figürlerden biri, kuşkusuz Donald Trump.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finansal sistemde beklentiler, en az gerçekleşmeler kadar önemlidir. Özellikle sosyal medya çağında, bir liderin attığı tek bir mesaj bile milyarlarca dolarlık varlık fiyatlarını etkileyebilir. Trump’ın başkanlığı döneminde sıkça kullandığı sosyal medya paylaşımları, zaman zaman döviz kurlarında, hisse senedi piyasalarında ve emtia fiyatlarında ani hareketlere yol açtı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD-İsrail-İran Savaşıyla birlikte yükselen petrol fiyatları, enflasyon beklentilerinin de yükselmesine ve dolayısıyla merkez bankalarının faizleri artıracağı beklentisine yol açmıştı. Bu beklentilerin sonucu olarak yatırımcılar ellerindeki altın ve diğer değerli metalleri ve bunlarla ilgili hisse senedi ve yatırım fonlarını satmaya ve tahvil gibi faiz getirisi sunan araçlara dönmeye başlamışlardı. Bu gelişmenin sonucu olarak altın ve diğer değerli metallerin fiyatları geriledi, borsalar düştü ve yatırım fonları değer kaybetti, tahvil faizleri yükselişe geçti. Özellikle petrol fiyatlarının yükselmesi NATO üyeleri arasında bile yoğun bir ABD eleştirisine yol açtı. Trump, yalnız dış dünyada değil ABD içinde de ağır eleştirilerle karşılaşmaya ve yapılan anketlerde destek kaybı yaşamaya başladı.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tam bu sıralarda Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğü ve bir anlaşmaya yakın olunduğu yönündeki açıklamalar yaptı. Bu açıklamalar, özellikle enerji piyasaları açısından kritik öneme taşıyordu. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın açılması ve İran’ın küresel petrol arzına yeniden güçlü şekilde katılması, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilecek bir gelişmeydi. Trump’ın bu açıklamaları sonucu piyasalarda petrol fiyatları gerilmeye, altın ve diğer değerli metaller ile borsalar yeniden değer kazanmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kısa bir süre sonra İran, Trump’ın yaptığı açıklamaları yalanladı ve ABD ile hiçbir görüşme yapılmadığını açıkladı. İran’ın, ABD açıklamalarına karşın füze saldırılarını sürdürmesi bölgede gerilimin devam ettiğini gösteriyor. İran tarafından gelen yalanlama, piyasalar açısından farklı bir sorunu gündeme getirdi: Bilginin güvenilirliği. Çelişkili mesajlar, belirsizliği azaltmak yerine artırır. İlk açıklamayla oluşan fiyat hareketleri, yalanlamayla birlikte tersine döndü ve bu da dalgalanmayı derinleştirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Uluslararası ilişkilerde tarafların zaman zaman gerçekte olduğundan daha ileri bir noktadaymış gibi görünmeleri yeni bir durum değil. Bu, müzakere gücünü artırmaya yönelik bir strateji olarak kabul edilebilir. Trump’ın İran’la anlaşmaya yakın olunduğunu söylemesi de bu çerçevede değerlendirilebilirdi. Ne var ki bu açıklamalar geçmiş yaklaşımlarıyla da birleştirildiğinde daha çok bir manipülasyon gibi algılanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasalar, gerçekleşmemiş bir gelişmeyi fiyatlayıp, ardından bu fiyatlamayı geri almak zorunda kaldığında, ortaya çıkan şey yalnızca dalgalanma değil, güven kaybıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump’ın, dünyanın en büyük ekonomisinin yöneticisi olarak piyasalar üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Bu etkiyi manipülatif biçimde kullanması ise ABD’nin yıpranmış itibarını daha da bozacağı için piyasa aktörleri bu tür açıklamaları ileride iyice iskonto ederek fiyatlamaya başlayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu tür gerçek dışı açıklamalar yalancı çoban öyküsündeki gibi sonuçlanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Not: </strong>Bu yazı yazarın izni ile mahfiegilmez.com'dan alınmıştır&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/trumpin-manipulasyon-cabalari-1774332822.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altın, gümüş, dolar, petrol...</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/altin-gumus-dolar-petrol-12898</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/altin-gumus-dolar-petrol-12898</guid>
                <description><![CDATA[Tüketici güven endeksi iktidar partisi için bence ciddi gösterge. 2025 Mart ayında artmıştı. 2026 Mart ayı öncü göstergelerine göre %10 düşerek %63 seviyelerine geldi. Bugün seçim olsa bence AKP en az 5 puan fark yer. Şimşek, Enflasyon için artan enerji fiyatlarının enflasyonu yükselteceğini beyan etti. “Don vurdu, sel aldı” bahanelerine göre daha mantıklı bir sebep. İyi de vatandaş sormayacak mı? “Kardeşim beş yıl önce mazot bu ülkede 7 liraydı. Bir ay önceye kadar akaryakıt fiyatları hep düştü, buna rağmen Türkiye’de arttı. Bugün de 73 lira oldu”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Savaş;</strong> Geçtiğimiz haftayı da kan, barut, ateşden oluşan dizi filmi izleyerek geçirdik. ABD – İsrail ile İran arasındaki savaş sertleşerek yayılarak devam etti. Berbat İran rejimi değil ama, İran halkının haklılığı, İran’ın emperyalizme direnci dünya kamuoyunu İran’ın yanında olmaya itiyor. AB de yavaş yavaş tepki göstermeye başladı. , Almanya, Yunanistan ve Norveç geçen hafta İran lehine tepki gösterdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Her hafta biraz daha genişleyen savaş başlayalı üç haftayı geçtik. Piyasalar yine de beklenenenden daha az tepki gösterdi. Bunda ABD nin İran’ı kısa zamanda silip süpüreceği beklentisinin etkisi çoktu bence. Gelinen noktada ise İran’ın ciddi bir güç olduğu ve ABD nin karizmasını ciddi çizeceği anlaşıldı. AB ve diğer ülkelerin füze gibi yukarı çıkan doğalgaz ve petrol fiyatları karşısında yaşayabileceği küresel enerji krizi, bu ülkeleri İran yanında olmaya itiyor artık. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Kara harekatı ve Rusya; </strong>Geçen hafta içi bir kaç kez savaşın sona erebileceği yönünden beyanlar geldi ama umutlar çabuk söndü. Cuma günü savaşın sona erebileceğini iddia eden Trump kısa bir süre sonra çatışmayı sürdürmek için Kongre'den 200 milyar dolar talep etti. Saldırılara devam edeceğine söz verdi ve kara kuvvetleri olasılığını açık bıraktı. Kara harekatı ABD nin başına olmadık işler açacaktır. Zamanında Irak çöllerine saplanıp kalmışlardı. Afganistan’dan, Wietnam’dan çıkamadılar. Umarım tarihlerini biraz okurlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Hürmüz boğazının kapalı olması, petrol ve doğalgaz rafinerilerinin yanması ile yükselen enerji fiyatları, kara harekatının başlamasıyla tarihi zirvelerine gidebilir. Bu durum doğal olarak Rusya’nın işine yarayacaktır. Rusya, Ukrayna ile süren savaşının maliyetlerini kapatacağı gibi Putin’in sarsılan karizması yeniden güçlenecektir. Çin zaten son bir yıldır gizli ve açık tüm dünya ülkeleri ile yi ilişkiler içindeydi. Çin ve Rusya bu işten güçlenerek çıkacak. İran ise Orta-Doğu’nun ve Müslüman ülkelerin gönüllerdeki lideri olacak gibi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye; </strong>Türkiye ise savaşın şaşkın komşusu. ABD için tek kelime edemeyen Türkiye, sabah İran’ı kınarken, akşam İsrail’i azgınlıkla suçluyor. Şimdilik tek olumlu politikası savşatan uzak durmak. Kamuoyu da kararsız. Şeriatçı İran rejimi karşıtı olanlar İran’a destek çıkıp çıkmama konusunda kararsız. Türkçüler, İran bölünürde İran’daki Türkler ayrı devlet kurar mı beklentisi içinde. Muhafazakarlar, Şiiler kazanacağına Siyonistler kazansın diye içten içe beklenti içinde. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Seçim olsa AKP on puan fark atar; </strong>Geçen hafta bu iddiayı dillendirenler oldu. Savaşın ilk haftası kamuoyunda Erdoğan lehine bir etki yaratmıştı. Erdoğan yine düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkmıştı. Etrafımız ateş çemberi iken Türkiye’nin dışında kalması direk Erdoğan’a yazdı. Akp’den uzak durmaya çalışan Akp’liler bile “Erdoğan sayesinde” demeye başlamıştı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Ama dengeli dış politikanın oynaklığa dönmesi, bir türlü düşmeyen enflasyonun sebebi olarak şimdiden savaş bahanesinin öne sürülmeye başlanması, enerji fiyatlarındaki artışın ÖTV den karşılanmasının sonuna gelinmesi, ÖTV den doğacak kamu açığının mantıksız ceza, vergi gibi önlemlerle dengelenmeye çalışılması vatandaşı AKP’den uzaklaştırdı diye tajmin ediyorum. Tüketici güven endeksi iktidar partisi için bence ciddi gösterge. 2025 Mart ayında artmıştı. 2026 Mart ayı öncü göstergelerine göre %10 düşerek %63 seviyelerine geldi. Bugün seçim olsa bence AKP en az 5 puan fark yer. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Mehmet Şimşek, Enflasyon için artan enerji fiyatlarının enflasyonu yükselteceğini beyan etti. “Don vurdu, sel aldı” bahanelerine göre daha mantıklı bir sebep. İyi de vatandaş sormayacak mı? “Kardeşim beş yıl önce mazot bu ülkede 7 liraydı. Bir ay önceye kadar akaryakıt fiyatları hep düştü, buna rağmen Türkiye’de arttı. Bugün de 73 lira oldu”</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın ve Gümüş neden düşüyor;</strong> Hatırlarsanız 2 Şubat 2026 tarihli yazımda aynen şöyle yazmıştım; <em>“Yukarı hareketin devam edip etmeyeceği bu toparlanma sonrası belli oluacaktır ama bence bu iş bitti. Her yukarı harekette pozisyon azalmak daha sağlıklı olacak gibi”.</em> Çünkü ağalar ciddi mal boşaltmıştı. Üstelik deli gelirler elde ederek. “Savaş çıkınca altın, gümüş fırlayacak; ağabey paran var ise al” diyenlere karşı çıkmadım ama hiç inanmadım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Şimdi düşüşe bahane olarak pek çok iddiları var. Likiditeye ihtiyaç, petrol satan ülkelerin satışlarının durmasından dolayı ellerindeki altını satması, artan enerji fiyatlarının ekonomik durgunluğa yol açacağı, ekonomik durgunluğu önlemek için major merkez bankalarının faiz düşüreceği. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Durgunluk öncesi yüksek enflasyon merkez bankalarını faiz artırımına sürükleyebilir mi? FED hariç diğer merkez bankaları faizi oldukça düşürmüştü zaten. Tahvil faizleri artmaya devam ederse kıymetli emtiaya giriş olur mu?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Kıymetli emtiadaki yükseliş beklentileri, söylemleri gerçekleşebilir ama, ne zaman? Ağalar sattıkları malı düşük fiyattan yerine koydukları zaman. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> İki hafta önce; “sat” a dönüyor” demiştik. Bence 64 ile 68 dolar arasında kısa vadeli pozisyon alınabilir. Yukarı bir hareket gelecek ama vadesini kestiremiyorum. Valör kaybı yaşanabilir, bir ay kadar aşağı veya yatayda kalabilir, yani Nisan ayını da zevksiz geçirebilir ama, sonrasında 90 ile 95 dolar arasına son bir şans verecek gibi duruyor. Yanılabilirim tabi ama, “120 dolardan gümüş alın” diyenler kadar dramatik bir yanılma olmaz. Sonrasında bence düşmeye etme olasılığı daha fazla sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> 4975 dolar desteği fena çöktü. Geçen hafta; “Ana destek 4385 dolar. Gelirse pozisyon alınabilir bence” tahmininde bulunmuştum. Aynı fikirdeyim. 4400 ile 4600 dolar arasından kısa vadeli pozisyon açılabilir. 4900 dolara doğru ikinci şans yükselişi yaşanabilir. Hatta 5200 dolar seviyesine kadar yükseliş sürebilir ama, sonrasında bence düşüş devam edecektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Üç hafta önce ; “Savaş ile birlikte 140 puanı görebiliriz” tahmininde bulunmuştum, 142 puanı görüp sert gevşedi. 140 puan direnç olmak üzere. Bir, iki hafta daha üstüne çıkamazsa 125 puana kadar gevşemesi olası. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>USD/TL;</strong> MB doları tutmak için döviz satıyor, altın sert düşüyor. MB rezervlerimizde şimdiye kadar gördüğümüz komik artış yerini komik düşüşe bırakıyor. Yükselen enerji fiyatları yüksek enflasyon riskini artırıyor. Enflasyon artışı faiz artışı demek, en azından faizler düşmeyecek demek. Artan enerji fiyatları kamu dengesi bozulacak demek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dövizde yaşanabilecek panik, bir anda dövizin sert yükselişi ile sonuçlanabilir. O zaman kişi başına milli gelir nereye düşecek, devletin borcunun millli gelire oranı nerelere yükselecek hep birlikte görürüz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Ama şimdilik bebek adımları ile devam gözüküyor. Bence Aralık 2025 sonunda dolar 60 lira olmalıydı., yılı 43 liradan bitirdi. Dolar bir anda 60 lira olabilir, hatta panik yaşanırsa 100 lira bile olabilir. El sikkesi ile düğün yapmanın bedeli bu. Ver deli yüksek faizi, ülkeye döviz yağsın tüm verilerin şahane dursun. Adam bir gün gider arkadaş. Dımdızlak kalırsın. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1.14 gerçekten çok güçlü. 2025 Mayıs ayından beri buranın altına gelmedi. Şimdilik 1.14 destek, 1,1575 direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> Geçen hafta; “%4,30 kırılacak gibi duruyor” demiştik.%4,38 seviyesine kadar satış geldi. Bu hafta biraz alış gelir ama %4,30 aşağı kırılmazsa yeni hedef %4,51. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100</strong>; Dünya hisse borsaları kötü satış yemeye devam etti. Bizim borsamıza gelince, 12600 desteği dayanıyor. 13700 seviyesine geri dönme isteği var ama becerebilir mi? Zor görünüyor. Becerebilirse pozisyon azaltmak için kullanılsa daha iyi sanki. 11500 destek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dolar bazında 2,80 dolar önemli destek. Kanal desteği çalışıyor şimdilik. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Geçen hafta da 99,50 üsütünde kaldı. Bu hafta altında kalırsa bir müddet yatay yapar sonra gevşer. Yok yine üstünde kalırsa 102 hedef olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> Geçen hafta; “64700 dolar desteği altı haftadır dayanıyor. 64700 ile 70000 dolar arasında iki hafta daha bekler sonra yönü belli olur” demiştik. Geçen hafta 76000 dolar görsede haftayı 68000 dolardan kapadı. Takibe devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol; </strong>Brent hedefi 126 dolar. 98 dolar destek. Ham petrolde ise; 94 dolar destek, 123 dolar hedef. Ağaların petrolde çok kısa sürede dolar bazında %100 para kazandığını aklımızın bir köşesinde tutalım. Mart ayının ilk haftası mal boşaltılar gibi gelmişti ama emin olamıyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/altin-gumus-dolar-petrol-1774178871.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarı limana ne oluyor?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sari-limana-ne-oluyor-12879</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sari-limana-ne-oluyor-12879</guid>
                <description><![CDATA[Küresel ekonomik sistemin büyük bir dönüşümden geçtiği bu günlerde, altın bir kez daha "güvenin" simgesi haline geldi. Türkiye’deki yatırımcı için altın, hem küresel risklere hem de yerel kur dalgalanmalarına karşı çift katmanlı bir zırh sunuyor. Mart 2026 verileri gösteriyor ki; portföy çeşitlendirmesi yapmak ve tüm yumurtaları aynı sepete koymamak her zamankinden daha önemli. Altın, belki bir gecede zengin etmez ama zor günlerde kimseye muhtaç etmeyecek o "kadim gücü" temsil etmeye devam eder.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">İnsanlık tarihi boyunca değerini hiçbir zaman sıfırlamamış, imparatorlukların yıkılışına ve yeni dünya düzenlerinin kuruluşuna tanıklık etmiş tek bir varlık var: Altın. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">2026 yılının Mart ayına geldiğimizde, modern finans sisteminin karmaşıklığına rağmen bu kadim metalin hâlâ "nihai güvenli liman" olma özelliğini koruduğunu, hatta hiç olmadığı kadar stratejik bir önem kazandığını görüyoruz. Küresel çapta&nbsp;<strong>ons altının 5.000 dolar barajını zorladığı</strong>, Türkiye’de ise gram altının hane halkı bütçelerinde en kritik kalem haline geldiği bir dönemden geçiyoruz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Küresel Sahne: Jeopolitik Fay Hatları ve De-Dolarizasyon</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bugün altın fiyatlarını tetikleyen en büyük güç, artık sadece enflasyon rakamları değil; jeopolitik risklerin ta kendisidir. Orta Doğu'da dinmek bilmeyen gerilimler ve enerji koridorları üzerindeki çatışmalar, küresel yatırımcıyı riskli varlıklardan (hisse senetleri, kripto paralar vb.) kaçırarak altına yönlendiriyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ancak perde arkasında daha büyük bir yapısal değişim var:&nbsp;<strong>De-dolarizasyon (Dolarsızlaşma).</strong>&nbsp;Dünyanın önde gelen merkez bankaları, özellikle BRICS ülkeleri, rezervlerini dolardan arındırarak fiziksel altına çevirmeye devam ediyor. 2026 yılı, merkez bankalarının son on yılın en yüksek altın alım kotasına ulaştığı yıl olarak kayıtlara geçiyor. Bu durum, ons altın üzerinde kalıcı ve yukarı yönlü bir taban fiyat oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Fed’in Gölgesi ve Faiz Denklemi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Küresel piyasaların gözü kulağı her zaman olduğu gibi ABD Merkez Bankası (Fed) üzerindeydi. Mart 2026 itibarıyla Fed’in faizleri sabit tutma eğilimi, altının üzerindeki "fırsat maliyeti" baskısını hafifletiyor. Faizlerin zirve yaptığı ve düşüş beklentisinin başladığı her senaryo, altının parlaması için uygun zemin hazırlıyor. Çünkü faiz getirisi olmayan altın, paranın maliyetinin düştüğü dönemlerde en büyük rakibi olan tahvillerin önüne geçiyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Türkiye Yansıması</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye’de altın fiyatlarını anlamak için sadece dünyadaki gelişmelere bakmak yetmiyor. Bizim piyasamızda altın fiyatları, iki güçlü motorun etkisiyle hareket ediyor:&nbsp;<strong>Ons altın</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Dolar/TL kuru</strong>.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Gram Altın Formülü</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Mart 2026 toplantısında faizi&nbsp;<strong>yüzde 37</strong>&nbsp;seviyesinde sabit tutması, yerel piyasada sıkı para politikası duruşunun sürdüğünü gösteriyor. Ancak küresel enerji fiyatlarındaki artışın yarattığı enflasyonist baskı, yerli yatırımcıyı korumacı bir reflekse itiyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye’de altın, sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda kültürel bir sigortadır. Düğün sezonlarının yaklaşmasıyla artan fiziki talep ve vatandaşın enflasyona karşı alım gücünü koruma çabası, gram altını 7.100 TL seviyelerinin üzerine taşıdı. Özellikle Kapalıçarşı ile bankalar arasındaki spreadin zaman zaman açılması, fiziksel altına olan talebin ne kadar canlı olduğunun en somut kanıtı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Riskler ve Beklentiler: Yatırımcıyı Ne Bekliyor?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Peki, bu yükseliş bir balon mu? 2026 perspektifinden bakıldığında, dev yatırım bankalarının (Goldman Sachs, UBS, JPMorgan) tahminleri, yükselişin "yavaş ama istikrarlı" bir şekilde süreceğine işaret ediyor. Bazı analizler yıl sonuna kadar ons fiyatının 5.500 doları görebileceğini öngörüyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ancak her yatırım aracında olduğu gibi altın için de riskler mevcut:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black"><strong>* Barış Görüşmeleri:</strong>&nbsp;Jeopolitik gerilimlerin aniden yumuşaması, "savaş priminin" fiyatlardan silinmesine ve sert kâr realizasyonlarına (düşüşlere) neden olabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black"><strong>* Merkez Bankası Müdahaleleri:</strong>&nbsp;Enflasyonun beklentilerin altında kalması durumunda merkez bankalarının yeniden şahinleşmesi altını baskılayabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Sonuç: Stratejik Sabır Dönemi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Küresel ekonomik sistemin büyük bir dönüşümden geçtiği bu günlerde, altın bir kez daha "güvenin" simgesi haline geldi. Türkiye’deki yatırımcı için altın, hem küresel risklere hem de yerel kur dalgalanmalarına karşı çift katmanlı bir zırh sunuyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Mart 2026 verileri gösteriyor ki; portföy çeşitlendirmesi yapmak ve tüm yumurtaları aynı sepete koymamak her zamankinden daha önemli. Altın, belki bir gecede zengin etmez ama zor günlerde kimseye muhtaç etmeyecek o "kadim gücü" temsil etmeye devam eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/sari-limana-ne-oluyor-1773948111.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Savaşı sonrası Türkiye’nin ekonomi politikasında yapılması gereken değişiklikler</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/iran-savasi-sonrasi-turkiyenin-ekonomi-politikasinda-yapilmasi-gereken-degisiklikler-12868</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/iran-savasi-sonrasi-turkiyenin-ekonomi-politikasinda-yapilmasi-gereken-degisiklikler-12868</guid>
                <description><![CDATA[Ekonomist Erdem Bağcı, Ortadoğu’da devam eden savaş sonrasında Türkiye’nin ekonomi politikalarında yapılması gereken kapsamlı yapısal değişiklileri yazdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İran’da yaşanan savaş, Türkiye ekonomisini çok boyutlu şekilde etkileyen önemli bir jeopolitik kırılma yaratmıştır. Bu süreçte enerji fiyatlarında yaşanan artış, dış ticaret dengelerinde bozulma ve finansal piyasalarda dalgalanma gibi etkiler doğrudan hissedilmektedir. Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlı yapısı, bu tür krizlerde ekonominin kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle mevcut ekonomik politikaların sürdürülmesi yerine, daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya geçiş zorunlu hale gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Enerji politikaları bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Savaş sonrası yükselen petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye’nin cari açığını olumsuz etkileyecek ve enflasyonu artıracaktır. Bu durum karşısında yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji arzının çeşitlendirilmesi ve enerji verimliliğinin artırılması kritik önem taşımaktadır. Güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yerli kaynaklara yönelim, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik istikrarı güçlendirecek temel adımlar arasında yer almaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Para politikası açısından bakıldığında, savaş ortamı küresel sermayenin riskten kaçınmasına neden olmuş ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırmıştır. Bu durum Türkiye’de döviz kurunda baskı oluşturmuş ve enflasyonist etkileri artırmıştır. Bu nedenle para politikasının daha sıkı, öngörülebilir ve güven veren bir çerçevede yürütülmesi gerekmektedir. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarını önceleyen bir yaklaşım benimsemesi, ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesinde belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda merkez bankası sürekli hedef değiştiren değil, daha makul ve ulaşılabilir hedefler belirleyerek, hedeflerini yakalayan ve öngörülebilir politikalar belirleyen bir pozisyonda olmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Maliye politikası da bu süreçte yeniden şekillendirilmesi gereken bir diğer alandır. Savaş sonrası artan maliyetler, kamu bütçesi üzerinde baskı oluşturmuştur. Bu baskının yönetilebilmesi için kamu harcamalarında etkinlik sağlanmalı, gereksiz giderler azaltılmalı ve kaynaklar üretim ile ihracat odaklı alanlara yönlendirilmelidir. Ayrıca kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilerek vergi tabanı genişletilmeli ve kamu gelirleri artırılmalıdır. Özellikle kamu gelirleri sadece vergilere dayalı olması yeterli değil, kamunun doğal kaynaklarını ve stratejik konumunu kamu eliyle işleterek gelir sağlaması mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sanayi ve üretim politikaları açısından, bu savaş aynı zamanda fırsatlar da sunmaktadır. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, Türkiye’nin bölgesel bir üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini güçlendirmiştir. Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime geçiş, teknoloji yatırımlarının artırılması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin coğrafi avantajını etkin kullanması, ekonomik büyümeyi destekleyici bir unsur haline gelmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Son olarak tarım, gıda güvenliği ve finansal dayanıklılık alanlarında atılan adımlar, ekonomik istikrarın korunmasında kritik rol oynamaktadır. Savaşın etkisiyle artan gıda fiyatları, tarımsal üretimin önemini daha da artırmıştır. Bu nedenle tarımda verimliliği artıracak politikalar uygulanmalı ve stratejik stok mekanizmaları güçlendirilmelidir. Ayrıca Merkez Bankası rezervlerinin artırılması ve dış finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, ekonominin şoklara karşı direncini artırmaktadır. Genel olarak Türkiye’nin üretim, enerji bağımsızlığı ve finansal istikrar odaklı bir ekonomik modele yönelmesi, bu süreçte en doğru politika yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/iran-savasi-sonrasi-turkiyenin-ekonomi-politikasinda-yapilmasi-gereken-degisiklikler-1773846353.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küresel sistemdeki yerimiz</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-sistemdeki-yerimiz-12858</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-sistemdeki-yerimiz-12858</guid>
                <description><![CDATA[Yabancı yatırımcıların Türkiye’den beklentileri de giderek bozulmaktadır. Bunu da doğrudan sermaye yatırımlarının hızla gerilemesinden görebiliyoruz. 2007 yılında 22 milyar dolar olan doğrudan yabancı sermaye yatırımı yıllar içinde azalarak 2025’de 13 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye çapında bir ekonomi için bu kadarlık bir doğrudan sermaye yatırımı çok düşük bir tutardır. Bu düşük tutar yabancıların Türkiye beklentisinin olumlu olmadığını gösteriyor. Bu olumsuz beklentiler yabancı yatırımcıları doğrudan sermaye yatırımı yapmak yerine carry trade yapmaya yani ülkeye sıcak para getirip kısa sürede yüksek getiri elde etmeye yöneltmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir ülkenin küresel konumunu anlamak için yalnızca ekonomik büyüklüğüne bakmak yeterli değildir. Ülkenin ekonomik durumu sosyal ve siyasal göstergelerle birlikte ele alınmalıdır. Çünkü sosyal ve siyasal göstergeler önünde sonunda ekonomiyi etkilemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2025 yılsonu tahminleri ışığında Türkiye’nin başlıca sosyal ve siyasal endekslerdeki sıralaması şöyle:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEjrmN2DwmOr4PTKpIvH3YDgPplwPAyc1JBqfnD1L6mZ11k77w9gOdjR_szDWz150_-oh3lTKeNi0QO3DtLp1B5x-o2wOtfIW3ucsmqyxxZGGowYZOBjZStnyiY2puyzYy3A671Zz1uGjoqkRUyMrjFGtv57_LnxPn1d0quSQ3f6vGpLvuP5yHjQw4pPMPU" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEjrmN2DwmOr4PTKpIvH3YDgPplwPAyc1JBqfnD1L6mZ11k77w9gOdjR_szDWz150_-oh3lTKeNi0QO3DtLp1B5x-o2wOtfIW3ucsmqyxxZGGowYZOBjZStnyiY2puyzYy3A671Zz1uGjoqkRUyMrjFGtv57_LnxPn1d0quSQ3f6vGpLvuP5yHjQw4pPMPU" style="height:190px; width:605px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tabloya bakıldığında Türkiye, insani gelişmişlik açısından nispeten iyi bir konumda olsa da diğer sosyal ve siyasal endekslerde geride kalıyor. En kritik eksiklikler basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve cinsiyet eşitliğinde görülüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik göstergeler açısından Türkiye’nin durumu sosyal ve siyasal göstergelere kıyasla daha iyi görünüyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEg-WbOknFc5dGAz7seXSCKpQyma30W8LQPS6Y1MV4um-vkjgHIYkktDgjuW66Zdm1_M_Q2UniDcWBamcRvZfu12hYu5FWsqCp1kRvU3EvxPFHcaTnh7vrJhsRlESOKvVqhMUmeSrn4UHIQh1bo_i_uATEl1KXjLFxOadzp0mrfdXuJxbCEceM4eRjuSZ4I=s16000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEg-WbOknFc5dGAz7seXSCKpQyma30W8LQPS6Y1MV4um-vkjgHIYkktDgjuW66Zdm1_M_Q2UniDcWBamcRvZfu12hYu5FWsqCp1kRvU3EvxPFHcaTnh7vrJhsRlESOKvVqhMUmeSrn4UHIQh1bo_i_uATEl1KXjLFxOadzp0mrfdXuJxbCEceM4eRjuSZ4I=s16000" style="height:213px; width:605px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyon dışında, Türkiye ekonomik göstergelerde sosyal ve siyasal endekslerden daha iyi bir performans sergilediği tabloların karşılaştırılmasıyla görülebiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sosyal ve siyasal göstergelerde son yıllarda yaşanan ciddi gerilemeler beklentilerin bozulmasında önemli bir etki yaratmıştır. İnsanlar ve kurumlar beklentilerle hareket eder; beklentiler olumlu olduğunda ekonomi de doğal olarak güçlenir. Türkiye’nin sosyal ve siyasal alanlarda geriye gidişi beklentileri olumsuz hale getirmiştir. Özellikle hane halklarının beklentileri olumsuzdur. Bunu enflasyon beklentilerinin resmi tahminlerin iki katından fazla olmasından görebiliyoruz. Yabancı yatırımcıların Türkiye’den beklentileri de giderek bozulmaktadır. Bunu da doğrudan sermaye yatırımlarının hızla gerilemesinden görebiliyoruz. 2007 yılında 22 milyar dolar olan doğrudan yabancı sermaye yatırımı yıllar içinde azalarak 2025’de 13 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye çapında bir ekonomi için bu kadarlık bir doğrudan sermaye yatırımı çok düşük bir tutardır. Bu düşük tutar yabancıların Türkiye beklentisinin olumlu olmadığını gösteriyor. Bu olumsuz beklentiler yabancı yatırımcıları doğrudan sermaye yatırımı yapmak yerine carry trade yapmaya yani ülkeye sıcak para getirip kısa sürede yüksek getiri elde etmeye yöneltmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Beklentiler olumsuzken ne enflasyonu düşürmek ne de ekonomiyi canlandırmak mümkün olabilir. Bu durum bize, ülkenin uzun vadeli ekonomik iyileşmeleri için başta hukukun bağımsızlığının ve üstünlüğünün sağlanması olmak üzere öncelikle sosyal ve siyasal alanlarda yapısal reformlar yapması gerektiğini gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2001 krizinde sosyal ve siyasal göstergelerimiz bugünkü kadar kötü değildi. Bu nedenle atılan doğru ekonomik adımlar beklentileri kısa sürede düzeltti ve ekonomi hızla toparlandı. Bugün sosyal ve siyasal alanlardaki bozulma ekonomide kalıcı düzeltmeleri olanaksız kılıyor</span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Not: Bu yazı, yazarın izni ile mahfiegilmez.com'dan alınmıştır&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/kuresel-sistemdeki-yerimiz-1773731670.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Petrol Krizi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/petrol-krizi-12856</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/petrol-krizi-12856</guid>
                <description><![CDATA[Petrol konusunda Ortadoğu’dan gelen akışa bağımlı olan Avrupa’ya karşılık kendi petrol rafinerileri bulunan bir ABD vardı. Bu da ekonomik ve ticari dengeleri alt üst ediyordu. Daha yıkıcı etkileri Türkiye’nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde görüldü. Aslına bakarsanız ne Türkiye, ne de pek çok gelişmemiş ülke, Arapların doğrudan hedefi değildi. Ancak Avrupa’nın yaşadığı sıkıntılar kartopu gibi büyüyerek bu ülkeleri vurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD ve İsrail’in, İran’a müdahalesiyle dünyanın başlıca ana gündem maddelerinden birisine dönüştü petrol. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yükselen fiyatlar, daha şimdiden büyük bir problem haline geldi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her ne kadar son günlerde sorunun çözülebileceğine dair bazı sinyaller verilse de savaşın uzaması halinde dünya ekonomisini olumsuz etkilenmesi uzak bir ihtimal sayılmaz. Haliyle bu tür konularda buluttan nem kapan ülkemiz açısından etkilerin biraz daha şiddetli hissedilebileceğini öngörmek güç değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslına bakarsanız dünya ekonomisi ve keza Türkiye, petrol kaynaklı şoku ilk kez yaşamıyor. Benzer bir tablo, yaklaşık yarım asır önce de karşımıza çıkmıştı. 1973 yılında küresel ekonominin ciddi sarsıntı geçirmesine sebebiyet veren büyük bir petrol krizi meydana gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Arap ülkelerinin uyguladığı ambargo nedeniyle petrol fiyatları bir anda dört-beş kat artmış, üretim düşmüş, enflasyon yükselişe geçmiş ve işten çıkarmalar görülmüştü. Petrolün ne denli stratejik bir araç olduğu da ilk defa bu kadar açık biçimde test edilmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hatta öyle ki Superstar Ajda Pekkan <em>“Aman petrol, canım petrol” </em>diye şarkı bile seslendirmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün yaşananlar beni ister istemez 1973 yılındaki petrol krizine götürdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Petrol ihraç eden Arap ülkeleri, 1973 senesinde aldığı bir kararla İsrail’i destekleyen ülkelere karşı ambargo uygulamaya başladı. Bütün dünyayı sarsan petrol krizinin habercisi bu karardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Arap ülkelerinin aldığı kararın arkasındaysa uzun yıllara dayanan bölgesel ve küresel gerilimler yatıyordu. İsrail, kurulduğu andan itibaren bölge ülkeleriyle büyük sorunlar yaşamıştır. Müslüman devletler, bulundukları coğrafyada İsrail’in varlığına karşı çıkarken İsrail de bölgede son derece hırçın ve agresor politikalar izlemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dolayısıyla Ortadoğu’da çatışmalar kaçınılmaz olmuştur. İsrail kurulduktan sonra izleyen on yıllarda sürekli savaşlar görülmüştür. ABD başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi İsrail’in arkasında durmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir müddet sonra batı dünyasının İsrail’e desteğini kesmek isteyen bölge ülkeleri, ellerindeki en güçlü silah olan petrolü kullanmaya karar vermiştir. Gelişmiş batılı ülkeler, Ortadoğu petrolüne önemli ölçüde bağımlıydı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Petrol tedarikinde yaşanabilecek sıkıntılar, ekonomilerini zora sokabilirdi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bunu değerlendiren Arap ülkeleri, önce petrol üretimi düşürme politikası izledi. Arkasından İsrail’i destekleyen bütün devletlere petrol ambargosu koyuldu. Bu noktada büyük bir petrol krizi patlak verdi. Özellikle Avrupa derinden etkilendi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sadece petrolün bulunamaması ve fiyat artışları değil, ABD ile rekabet şansı da kalmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Petrol konusunda Ortadoğu’dan gelen akışa bağımlı olan Avrupa’ya karşılık kendi petrol rafinerileri bulunan bir ABD vardı. Bu da ekonomik ve ticari dengeleri alt üst ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Daha yıkıcı etkileri Türkiye’nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde görüldü. Aslına bakarsanız ne Türkiye, ne de pek çok gelişmemiş ülke, Arapların doğrudan hedefi değildi. Ancak Avrupa’nın yaşadığı sıkıntılar kartopu gibi büyüyerek bu ülkeleri vurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çünkü gelişmemiş ülkelerin ham madde ve pek çok mamul mallarda Avrupa’yla ciddi bir trafiği vardı. Avrupa’da petrol krizi kaynaklı fiyatlar yükselince, gelişmemiş ülkeler mal satın alabilmek amacıyla daha fazla dövize ihtiyaç duymaya başladı. Bu da borçlanma, yüksek faizli kredi, ekonomik darboğaz ve cari açık anlamına geliyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye de bundan nasibini aldı elbette.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak daha beteri Demir Perde gerisinde kalan ülkelerde görüldü. Sovyet Rusya’nın nüfuz sahasındaki Doğu Avrupa ülkelerinde, o zamana kadar yerleşik hale gelmiş hâkim bir anlayış vardı. Komünist rejimlerin, kapitalist batı dünyasına özgü krizlerden etkilenmeyeceğini değerlendiriyorlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelgelelim petrol krizi bütün büyüyü bir anda bozdu. Çünkü Doğu Avrupa ülkelerinin ekonomileri darmaduman olmuştu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gerçi pek çok Doğu Avrupa lideri sorunların kaynağının <em>“dış güçler” </em>olduğunu anlatmıştı. Ama Komünist rejimlerin çözülmesini gene de önleyemediler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Avrupa’daysa kapital doğası gereği kendi kendisini tüketmeyeceğinden bir süre sonra toparlanmalar görüldü. Yeni ekonomik düzenleme ve tedbirlerle düzlüğe çıkıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Olan sermaye birikimi yetersiz, kırılgan ekonomilere sahip ülkelere oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Umarım savaş daha fazla büyümez. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/petrol-krizi-1773683015.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gerilim filmi mi, korku mu?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/gerilim-filmi-mi-korku-mu-12848</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/gerilim-filmi-mi-korku-mu-12848</guid>
                <description><![CDATA[MB kasası doluyor ama portföy parası ile doluyor. Yani her an çıkabilecek bir rezerv. Doğrudan yatırım yok. 2007 yılında Türkiye’ye giren doğrudan yatırım 27 milyar dolar civarındaydı. 2023 yılında 10 milyar dolar, 2026 yılında ise 3 milyar dolar altına düştü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Süreç;</strong> İki haftada dünyada can, mal kaybı, güven kaybı, ekonomik istikrar ve tedarik zinciri küresel yaşamı oldukça etkiledi. Sanırım kimse bu kadar uzayacağını beklemiyordu. Süpersonik ABD gelip İran’ın gırtlağına çöküp canını alacağına emindiler. Hiç öyle olmadı. Savaş uzayacak gibi duruyor. Bir gün ABD den, bir gün İran’dan yumuşama sinyalleri biraz ortamı sakinleştirecekken hemen ardında sert savaş çığlıkları kulakları tırmalıyor. Tel- Aviv harabe şehre dönerken barışı ağzına almayan tek ülke İsrail. Haftanın son günü Trump, “ABD'nin hedeflerine ulaşmak için "bolca zamanı" olduğunu söyledi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Can kaybı iki binleri geçti. Petrol fiyatları direnç bırakmadı yükseldi, Hürmüz boğazından</span> <span style="color:#222222">Türkiye, Çin, Rusya ve Pakistan tankerleri dışında gemi geçişine izin verilmiyor. ABD, fiyat artışını kontrol altına almak için acil durum petrol rezervlerinin şimdiye kadar ki en büyük serbest bırakımına onay verdi ama petrolün ateşini geçici düşürebildi. ABD'de ise benzin fiyatları yaklaşık iki yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Gemi taşıma ücretleri arttı. Savaş yüzünden</span> <span style="color:#222222">bölge genelinde 46.000'den fazla uçuş iptaline yol açarak özellikle Asya-Avrupa rotalarını sert bir şekilde etkiledi ve fiyatları yükseltti. Tedarik zinciri ciddi sekteye uğruyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bu gelişmeler pandemi ile dünyanın başına bela olan yüksek enflasyon ve yüksek faizi yeniden hortlatmak üzere. Global işsizlik bir adım öteye geldi. Sürecin uzaması gerilim filmini nefes kesen bir korku filmine çevirebilir. Rahmetli Hamaney’in sertlik yanlısı oğlu İran’ın başına geçti. ABD ise 5000 bin deniz askeri ve üç savaş gemisini bölgeye gönderiyor. Kara savaşı başlarsa korku filmi bile komedi filmi gibi kalabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Nakite dönüş;</strong> Savaşa ilk tepki, insanların, fonların nakite dönme isteği oldu. Kıymetli emtia bile değer kaybetti. Değer kaybedişte Ocak sonu kıymetli madenlerden sert çıkışın etkisi çok yüksek bence. Ağalar malda olsaydı, şimdi kıymetli emtiada</span> <span style="color:#222222">her gün yeni zirve görüyor olabilirdik. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Nakit deyince de herkesin aklına yine USD geldi. ABD deki yatırımcılar dahil tüm dünya</span> <span style="color:#222222">senet, tahvil ne buldularsa sattılar ve dolara döndüler. Böylece bir yıldır süren "Amerika'yı sat" heyecanı tersine döndü. ABD likit denilince en iyi ev sahibi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Herkes şeytana tapmaya koştu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye;</strong> Uzmanlar iki hafta içinde ABD nin savaşa 11 milyar dolar harcarken Türkiye’nin kaybının 25 milyar doları bulduğunu iddia ediyor. MB nın 6 Mart verileri de bunu doğruluyor. Esas geçen hafta ciddi dolar yaktık; haftaya belli olur net rakam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">MB beklenildiği gibi haftalık politika faizini sabit tuttu. Şu sıralar politika faizi bir anlam ifade etmiyor gerçi. MB gecelik borç verme faizini %40 a çekmişti önceki hafta. Böylece MB faiz hedefi başlamadan sona erdi. Artık en iyi şartlarda yıl sonu</span> <span style="color:#222222">%32 gözüküyor. MB nın bir sonraki faiz toplantısı 22 Nisan tarihinde. Bu toplantıda da sabit tutması bekleniyor. Enflasyon beklentiside %26,5 seviyesine yükseldi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Enflasyon; </strong>2022 başından beri yüksek enflasyonla mücadele ediyoruz sözde. Derimiz yüzüldü bu mücadele sırasında sonuç sıfır. Halen dünyanın en yüksek enflasyonu olan Venezuella, Sudan, İran ve Arjantin’den sonra beşinci ülkeyiz. Venezuella ve İran’ın durumu açıklanabilir. Türkiye’de ise don, atlet, sel, Ramazan gibi bahaneler ileri sürülüyor. Olmadı, enflasyonu artıran temel ürünlerin katsayısı düşürülüyor; yine olmuyor yine olmuyor. Kimse utanıp sıkılmıyor da. Şimdi de “Tüm etrafımız ateş çemberi, bu enflasyona şükür edin” demeye hazırlanıyorlar ve ülkenin en az %50 si buna şükür edecektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">İris Cibre nedenlerini çok net anlatmış ama, kime? “Likidite fazlası çekilemiyor. Kobiler tükeniyor. Sanayi kötüleşiyor. Talep erisin diye ücretler eritildi ama talep edenler başka. Yüksek faiz hem enflasyon yaratıyor hem arzı vuruyor. Ama yüksek faizden vazgeçilemiyor. Neden? Cary trade çıkmasın, kimse Usd almasın diye” </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">MB kasası doluyor ama portföy parası ile doluyor. Yani her an çıkabilecek bir rezerv. Doğrudan yatırım yok. 2007 yılında Türkiye’ye giren doğrudan yatırım 27 milyar dolar civarındaydı. 2023 yılında 10 milyar dolar, 2026 yılında ise 3 milyar dolar altına düştü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Döviz zorlayacak;</strong> Sanayi üretimi sürekli geri geliyor ama tüketim ateşi düşmüyor. Cari açık 2011 yılından beri en yüksek ikinci verisinde. Daha önce 2023 yılında bu açıktan fazlasını yaşamıştık. Son iki haftada fişek gibi yükselen enerji fiyatları daha işin içine girmedi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Mevcut savaş uzarsa talep durup ciddi bir durgunluk önümüze çıkabilir. Durgunluktan vazgeçersek dövizi kimse utamaz. Yüksek faiz bile bunu engelleyemiyebilir. Emeklisine artı, bin lira bayram ikramiyesi veremeyen iktidar faize bu yıl 2,7 trilyon TL verecek ama,</span> <span style="color:#222222">2,7</span> <span style="color:#222222">trilyon TL seneye çerez parası olabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Milli gelir;</strong> Milli gelir artıyor, dış borç stokunun milli gelire oranı düşüyor, ABD deki Halkbank olayı lehimize döndü hatta,bu karar CAATSA yaptırımlarının kalkması yönünde de bir sinyal olabilir. Bunlar olumlu görüşler. Gerçek mi, bilemiyoruz. 2025 yılı ortalama dolar kurunu 39,5 lira aldılar. Gerçek değeri burası mıdır? 55 lira olmalı diyen var, 80 lira olmalı diyen var. Gerçek değeri 55 liraysa bu veriler nice olur?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Halkbank konusu ise biraz karışık. Bankaya üç ay boyunca Amerikalı denetçi atadılar. Ulusal özerklik ne oldu? Üç ay sonra dava yeniden</span> <span style="color:#222222">başlayabilir mi, muamama.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">06 Mart 2026 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy; </strong>İlgili hafta 755 milyon dolar hisse satışı ve 1,8 milyar dolar dibs satışı var. Uzun süre sonra en sert satış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> Hem kurumlar hem vatandaşlar dövizlerini azaltmış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> İlgili hafta her üç rezerv de 13 ile 14 milyar dolar arasında azalmış gözüküyor. Geçen hafta bu azalışın devam ettiği anlaşılıyor, haftaya net rakamı göreceğiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> Hacimsel olarak durmuş. Ticari kredi faizleri 3 puan, tüketici kredileri 2 puan, mevduat faizleri ise yarım puan artmış. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> İk hafta önce&nbsp;“Savaş ile birlikte 140 puanı görebiliriz” tahmininde bulunmuştum, 142 puanı görüp sert gevşedi. 142 puan üstünde kalırsak sıkıntı. 125 puan destek oluyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">Tahmin konuşmak boş. Aynı bebek adımları ile devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Eur/Usd 1,1575 ve 1.1475 ana desteklerini çok kolay kırdı. 1.14 gerçekten çok güçlü. 2025 Mayıs ayından beri buranın altına gelmedi. Burası da kırılırsa 1,1150 var ve çok çok çok kuvvetli. 1,1475 direnç olacak mı, önümüzdeki iki hafta belirleyecek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,30 ana direncine dayandı. Sert satış yiyiyor tahviller. Bu hafta %4,30 kırılacak gibi duruyor. %4,15 destek olacak mı, önümüzdeki hafta göreceğiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Dünya hisse borsaları kötü satış yemeye devam etti. Bizim borsamıza gelince, iki hafta önce; “12200 puana kadar gevşeyebilir” tahmininde bulunmuştum. 12400 puandan alış geldi. Ama düşüşün devamı daha yüksek olasılık. 11500 puana geri dönebiliriz.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Geçen hafta; </strong>“Dolar bazında</span> <span style="color:#222222">2,81 dolar önemli destek. Burası aşağı kırılsa bile haftalık kapanış buranın üstünde olmalı. Yoksa çok ciddi düşer” diye tahmin etmiştik. 2,77 doları görse de tahmin ettiğimiz gibi 2,91 dolar kapadı. 2,81 dolar bu haftada çok önemli. Yabancı satışı devam ederse aşağı kırılır ki, yeni desteği 2,50 dolar olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Dolar endeksi 2025 Mayıs ayından beri kuvvetli direnci olan 99,50 puanı yukarı kırdı.102 puan hedefte. Bu hafta 99,50 üsütünde kalırsa fena. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> Geçen hafta; “sat” a dönüyor” demiştik. 71 dolara kadar inecek gibi. İnerse pozisyon alınır sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> İki hafta önce belirttiğim 4975 dolar desteği yine çalıştı. Bu hafta da destek.</span> <span style="color:#222222">Kırılırsa 4600 dolar destek ama dayanmayabilir. Ana destek 4385 dolar. Gelirse pozisyon alınabilir bence. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> 64700 dolar desteği altı</span> <span style="color:#222222">haftadır dayanıyor. 64700 ile 70000 dolar arasında iki hafta daha bekler sonra yönü belli olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol;</strong> Brent, çok kuvvetli direnç olan 98 doları çok kolay kırıp sert gitti sonra gevşedi ama 98 dolar üstünde kaldı. Bu haftada kalırsa hedefi 126 dolar.</span><br />
<span style="color:#222222"><strong>Ham petrolde ise;</strong> çok kuvvetli 95 dolar direncini çok kolay kırdı ve üstünde kaldı. Hedefi 123 dolarda. Eyvah, eyvah. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/gerilim-filmi-mi-korku-mu-1773591311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fırtınanın ortasında güvenli liman: TCMB’nin Mart hamlesi ve piyasanın yeni gerçekliği</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/firtinanin-ortasinda-guvenli-liman-tcmbnin-mart-hamlesi-ve-piyasanin-yeni-gercekligi-12823</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/firtinanin-ortasinda-guvenli-liman-tcmbnin-mart-hamlesi-ve-piyasanin-yeni-gercekligi-12823</guid>
                <description><![CDATA[TCMB’nin Mart 2026 kararı, bir "bekleme odası" kararıdır. Banka, dış dünyadaki yangının kendi evine sıçramasını engellemek için elindeki en güçlü silahı kınında tutuyor ama kabzasına dokunmaktan da geri durmuyor. Yıl sonu enflasyon beklentilerinin yüzde 31 seviyelerine revize edildiği bir ortamda, yüzde 37’lik politika faizi hala güçlü bir çıpa görevi görüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">12 Mart Perşembe gün saat 14.00’te Ankara’dan gelen ses, aslında haftalardır piyasanın kulak kabarttığı o tanıdık tondaydı: "Politika faizi yüzde 37’de sabit tutulmuştur." Ancak bu "sabit" kararın arkasında, küresel ve yerel düzlemde son derece devingen bir zemin yatıyor. TCMB, Ocak ayındaki 100 baz puanlık indirimin ardından Mart ayında vites küçültmek yerine "bekle-gör" moduna geçmeyi tercih etti. Bu tercih, bir pas geçişten ziyade, Orta Doğu’da tırmanan ve küresel risk iştahını bıçak gibi kesen jeopolitik gerilimlere karşı bir savunma kalkanı niteliğinde.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Jeopolitik Riskler ve "Dolaylı Sıkılaşma" Dönemi</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merkez Bankası’nın karar metninde en çok dikkat çeken vurgu, şüphesiz enerji fiyatları ve jeopolitik belirsizlikler oldu. ABD, İsrail ve İran hattında yaşanan sıcak gelişmeler, petrol fiyatlarını yukarı yönlü tetiklerken, küresel enflasyonist baskıları yeniden canlandırdı. TCMB, bu noktada akıllıca bir manevra yaparak kağıt üzerindeki faizi sabit bıraksa da, likidite yönetimiyle piyasayı aslında daha dar bir koridora hapsetti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasada son birkaç haftadır "dolaylı sıkılaşma" olarak adlandırılan bir süreç izliyoruz. Banka, haftalık repo ihalelerini zaman zaman askıya alarak bankaları yüzde 40 seviyesindeki gecelik borç verme kanalına yönlendiriyor. Yani tabela faizimiz yüzde 37 olsa da, piyasadaki "efektif faiz" çoktan yüzde 40’lara dayanmış durumda. Bu durum, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadeledeki kararlılığını, resmi bir faiz artışı yapmadan da sürdürebileceğini kanıtlıyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasa Tepkisi: Borsa İstanbul’un Pozitif Ayrışması</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kararın ardından piyasalarda ilk tepkiler oldukça dengeliydi. Borsa İstanbul (BIST 100), belirsizliğin ortadan kalkmasıyla 13.300 puan seviyelerinin üzerine tırmanarak pozitif bir seyir izledi. Yatırımcı, Merkez Bankası’nın "veriye dayalı ve proaktif" kalacağı mesajını satın almış görünüyor. Özellikle karar metnine eklenen "enflasyon görünümünde belirgin bir bozulma halinde sıkılaştırma yapılabilir" ibaresi, piyasaya verilen en net "tetikteyiz" mesajıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Döviz cephesinde ise stabilite korunuyor. Enerji maliyetlerindeki artışa rağmen, sıkı para politikası duruşu TL'nin direncini artırıyor. Ancak burada asıl kahraman maliye politikası ile eşgüdüm. Karar metninde yer alan "mali tedbirler ve eşel mobil vurgusu", enflasyonla mücadelenin sadece faiz silahıyla değil, bütünleşik bir stratejiyle yürütüldüğünü gösteriyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mevduat ve Kredi Faizlerinde Yeni Dengeler</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">TCMB'nin bu duruşu, bankacılık sektöründeki faiz oranlarını da doğrudan etkiliyor. Şu an itibarıyla:</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mevduat Faizleri: yüzde 36 ile yüzde 45 bandında seyrediyor. Bankalar, likidite daralmasıyla birlikte yeni müşteri kazanmak için bu oranları yukarıda tutmaya devam edecektir.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kredi Faizleri: Konut kredilerinde yüzde 2.50 sınırına kadar gerileyen oranlar görsek de, genel ihtiyaç ve ticari kredilerde sıkı duruşun etkisiyle maliyetlerin bir süre daha yüksek kalacağı aşikar.</span></span></li>
</ul>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç: Temkinli İyimserlik</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">TCMB’nin Mart 2026 kararı, bir "bekleme odası" kararıdır. Banka, dış dünyadaki yangının kendi evine sıçramasını engellemek için elindeki en güçlü silahı kınında tutuyor ama kabzasına dokunmaktan da geri durmuyor. Yıl sonu enflasyon beklentilerinin yüzde 31 seviyelerine revize edildiği bir ortamda, yüzde 37’lik politika faizi hala güçlü bir çıpa görevi görüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Önümüzdeki aylarda faiz indirim döngüsünün devam edip etmeyeceğini belirleyecek olan şey ise enflasyonun ana eğilimi değil, Orta Doğu’dan gelecek olan haber akışı ve petrolün varil fiyatı olacak. Şimdilik piyasa nefes aldı, ancak gözler hala ufuk çizgisindeki kara bulutlarda.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/firtinanin-ortasinda-guvenli-liman-tcmbnin-mart-hamlesi-ve-piyasanin-yeni-gercekligi-1773323377.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CDS Primi Yine Gündemde</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/cds-primi-yine-gundemde-12817</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/cds-primi-yine-gundemde-12817</guid>
                <description><![CDATA[CDS priminin yükselmesi finansal piyasaların yanı sıra ekonomiler üzerinde de sonuçlar yaratır. Bir ülkenin uluslararası piyasalarda borçlanması sırasında devreye giren CDS primi faize ek faiz olarak borçlanmanın maliyetini artıran bir faktör şeklinde ortaya çıkar. Bankalar ve özel şirketler yurtdışından borçlanırken ülkenin risk primiyle bağlı olduğundan risk primindeki artış özel kesim şirketlerinin dış finansman maliyetlerini de yükseltir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Son günlerde Türkiye’nin CDS (kredi temerrüt takası) primi yeniden gündeme geldi. Özellikle Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimlerin ardından risk primindeki yükseliş piyasaların dikkatini bu göstergeye çevirmiş durumda.</span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">CDS; bir ülkenin borcunu geri ödeyememe riskine karşı ödenen sigorta primi olarak kabul edilebilir. Bir yatırımcı bir ülkeye ya da bir kuruluşa borç verirken geri ödeme konusunda risk görüyorsa bu riski sigortalatır. Ülkenin riski yüksek görülüyorsa sigorta talebi artar, sigorta talebi artınca CDS primi yükselir. Bu nedenle CDS priminin yükselmesi piyasanın o ülkeyi daha riskli gördüğünü gösterir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bir ülkenin CDS primi iki temel faktörden etkilenir: Ülke dışı koşullar, ülke içi koşullar. &nbsp;Jeopolitik gerilimler, küresel risk iştahındaki değişimler ya da büyük merkez bankalarının faiz politikaları risk primlerini doğrudan etkileyen dış koşulların örnekleridir. Enflasyonun seyri, rezervlerin yeterliliği, ekonomi politikalarının tutarlılığı, siyasal istikrar gibi ülkenin kendi göstergeleri de ülke içi koşulların başlıca örnekleridir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Son dönemde CDS primlerindeki yükselişin temel nedeni büyük ölçüde ABD – İsrail – İran savaşının yarattığı jeopolitik gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor. Bu gelişmelerin yol açtığı enerji fiyatlarındaki artış Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından ek bir kırılganlık yaratıyor. Petrol fiyatları yükseldiğinde cari açık artıyor, döviz ihtiyacı büyüyor ve bu durum risk primine yansıyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Türkiye geçmişte çok daha yüksek CDS seviyeleri gördü. Özellikle ekonomi politikalarına ilişkin tutarsızlığın arttığı 2021 – 2023 yılı arasındaki dönemde risk primi 800 baz puana kadar çıkmıştı. 2023 sonrasında uygulanan sıkı para politikası ve rezervlerdeki toparlanma sayesinde CDS kademeli olarak geriledi ve 2026 başında 200 baz puan dolayına kadar düştü. ABD – İsrail – İran savaşıyla birlikte CDS primi 263’e kadar yükseldikten sonra Trump’ın son açıklamalarıyla 245’e geriledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529"><img alt="https://i.10haber.net/wp-content/uploads/2026/03/Ekran-Resmi-2026-03-11-20.33.00-300x168.png" id="Resim_x0020_125" src="https://i.10haber.net/wp-content/uploads/2026/03/Ekran-Resmi-2026-03-11-20.33.00-300x168.png" style="height:221.5pt; width:395.5pt" /> </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Her yılın son ayına ilişkin CDS primlerini gösteren yukarıdaki grafikte Türkiye ile Brezilya’nın CDS primleri birbirine yaklaşmaya yönelmişken son dönemde savaş sonrası yeniden ayrışmaya başlamış görünüyor. Bunun temel nedeni Türkiye’nin savaş bölgesine yakın, Brezilya’nın uzak olmasıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">CDS priminin yükselmesi finansal piyasaların yanı sıra ekonomiler üzerinde de sonuçlar yaratır. Bir ülkenin uluslararası piyasalarda borçlanması sırasında devreye giren CDS primi faize ek faiz olarak borçlanmanın maliyetini artıran bir faktör şeklinde ortaya çıkar. Bankalar ve özel şirketler yurtdışından borçlanırken ülkenin risk primiyle bağlı olduğundan risk primindeki artış özel kesim şirketlerinin dış finansman maliyetlerini de yükseltir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Risk priminin yükselmesinde etkili olan dış şokları ortadan kaldırmak bizim elimizde olmayabilir. Ama bunların etkisini en aza indirecek bir siyasal, sosyal ve ekonomik çerçeveyi oluşturacak yapısal reformları yapmak bizim elimizdedir. Bunları yapamazsak Trump’ın her gün değişen ruh haline bağlı olarak yaptığı olumlu ya da olumsuz açıklamalarına göre maliyet hesabı yapmak zorunda kalırız.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#212529">Not: </span></strong><span style="color:#212529">Bu yazı yazarın izni ile mahfiegilmez.com'dan alınmıştır&nbsp;</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/cds-primi-yine-gundemde-1773300181.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hürmüz Boğazı’nın küresel stagflasyon üzerindeki olası etkileri</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hurmuz-bogazinin-kuresel-stagflasyon-uzerindeki-olasi-etkileri-12814</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hurmuz-bogazinin-kuresel-stagflasyon-uzerindeki-olasi-etkileri-12814</guid>
                <description><![CDATA[Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek ciddi bir kriz yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda küresel ekonomik istikrarı tehdit eden bir gelişme niteliği taşımaktadır. Enerji arzındaki kesintiler, maliyet enflasyonu, finansal piyasalarda belirsizlik ve ekonomik büyümede yavaşlama birlikte değerlendirildiğinde dünya ekonomisinin stagflasyonist bir sürece girmesi ihtimali ortaya çıkabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biridir. Günlük küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri bu dar deniz geçidinden taşınmaktadır. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek herhangi bir askeri gerilim, blokaj veya güvenlik sorunu yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel makroekonomik dengeleri de doğrudan etkileyebilir. Boğazın kapanması ya da taşımacılığın ciddi biçimde aksaması durumunda enerji arzında ani bir daralma meydana gelir ve bu durum küresel ölçekte ciddi fiyat şoklarına yol açabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Enerji fiyatlarında meydana gelecek ani yükseliş, maliyet enflasyonu (cost-push inflation) kanalıyla dünya genelinde enflasyonu hızlandıracaktır. Petrol ve doğal gaz, yalnızca ulaşım ve enerji üretiminde değil; aynı zamanda petrokimya, plastik, gübre ve birçok sanayi üretiminde temel girdi konumundadır. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki artış üretim maliyetlerini yükseltir, bu maliyetler de nihai ürün fiyatlarına yansır. Böyle bir süreçte enflasyon hızla yükselirken üretim faaliyetleri maliyet baskısı nedeniyle yavaşlayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu durum, ekonomik büyümenin zayıflamasıyla birlikte fiyatların yükselmeye devam ettiği stagflasyon riskini ortaya çıkarır. Stagflasyon, ekonomide aynı anda hem yüksek enflasyonun hem de düşük büyümenin görülmesiyle karakterize edilen nadir fakat oldukça yıkıcı bir ekonomik durumdur. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, tüketici harcamalarını azaltırken firmaların yatırım kararlarını da ertelemelerine neden olabilir. Bu da küresel ekonomide talep daralmasına ve büyüme oranlarının düşmesine yol açar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hürmüz Boğazı kaynaklı bir enerji krizi ayrıca küresel finansal piyasalarda belirsizliği artıracaktır. Enerji ithalatçısı ülkelerde cari açıkların büyümesi ve para birimlerinin değer kaybetmesi söz konusu olabilir. Merkez bankaları ise yükselen enflasyonu kontrol etmek için faiz artırımı gibi sıkı para politikalarına yönelmek zorunda kalabilir. Ancak faiz artışları ekonomik büyümeyi daha da yavaşlatabileceğinden, stagflasyonist baskılar daha da güçlenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu süreçten en fazla etkilenecek ülkeler enerji ithalatına yüksek derecede bağımlı olan ekonomiler olacaktır. Avrupa ülkeleri, Japonya ve gelişmekte olan birçok ülke enerji maliyetlerindeki artıştan ciddi biçimde etkilenebilir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hem döviz kuru baskısı hem de enflasyonist etkiler sosyal ve ekonomik istikrarsızlık riskini artırabilir. Buna karşılık enerji ihracatçısı bazı ülkeler kısa vadede gelir artışı yaşayabilir; ancak küresel talebin zayıflaması uzun vadede bu ülkeleri de olumsuz etkileyebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye açısından bakıldığında Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kriz ve buna bağlı enerji arz şoku, ekonomide stagflasyon riskini artırabilecek önemli bir dışsal faktör oluşturur. Türkiye enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olduğu için petrol ve doğal gaz fiyatlarında meydana gelecek ani yükseliş, doğrudan üretim maliyetlerini ve cari açığı artırabilir. Enerji maliyetlerindeki artış sanayi üretimi, ulaştırma ve tarım gibi birçok sektörde fiyatların yükselmesine yol açarken, aynı zamanda ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olabilir. Bu durum hem enflasyonist baskıların güçlenmesine hem de ekonomik aktivitenin zayıflamasına yol açarak Türkiye ekonomisinde stagflasyon benzeri bir baskı yaratma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve enerji verimliliğinin güçlendirilmesi Türkiye açısından stratejik bir önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç olarak Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek ciddi bir kriz yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda küresel ekonomik istikrarı tehdit eden bir gelişme niteliği taşımaktadır. Enerji arzındaki kesintiler, maliyet enflasyonu, finansal piyasalarda belirsizlik ve ekonomik büyümede yavaşlama birlikte değerlendirildiğinde dünya ekonomisinin stagflasyonist bir sürece girmesi ihtimali ortaya çıkabilir. Bu nedenle enerji arz güvenliğinin çeşitlendirilmesi, alternatif ticaret rotalarının geliştirilmesi ve stratejik enerji rezervlerinin güçlendirilmesi küresel ekonomi açısından kritik önem taşımaktadır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/hurmuz-bogazinin-kuresel-stagflasyon-uzerindeki-olasi-etkileri-1773236865.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bankacılık ve dış politika</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/bankacilik-ve-dis-politika-12806</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/bankacilik-ve-dis-politika-12806</guid>
                <description><![CDATA[Clausewitz için savaş politikanın farklı araçlarla devam eden hali ise görünen o ki Türkiye’de de Bankacılık politika ile yakından ilintili. Kamu Bankalarının AKP iktidarı için taşıdığı yaşamsal rol göz önüne alındığında bu son gelişme de bu gerçekliği bir kez daha göz önüne seriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İran ABD ile Clausewitz’in kulaklarını çınlatır biçimde politik savaş oyunu oynarken Türkiye’nin İran’ı da içeren önemli bir başağrısı ancak bir kutu Arvales’in yapabileceği kadar hızlı bir şekilde ortadan kalktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Halk Bank’ı yıllardır bir Demokles Kılıcı ile yaşatan sürecin tek kuruş ceza ödemeden sonuçlandığına dair KAP bildirimi Bankanın hisse senetlerine pozitif etki yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Konuya dair spekülasyonlar arasında&nbsp;eski alacaklara mahsup edilecek bilgilendirmesi ilk akla gelen çözüm gibi görünse de Amerikan New York Times Gazetesinde çıkan haber yorum hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar netti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gazetenin adalet muhabiri Devlin Barrett 7 Ekim 2023 saldırıları sonrası Hamas tarafından kaçırılan rehineler sorununun bu dava üzerindeki etkisini açıkladığı haber yorumunda konunun detaylarını paylaştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Buna göre rehinelerin kurtarılmasında Türkiye Cumhuriyeti öylesine büyük faydalar sağlamış ve araçlar ortaya koymuş ki bu hizmetin karşılığında ülkenin devlet bankası yani Halk Bank cezadan ari tutulmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlin Barrett haber yorumunda kendi cümleleri ile durumu şu şekilde ifade ediyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#467886"><u><a href="https://www.nytimes.com/2026/03/09/us/politics/us-turkey-halkbank-deal.html" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.nytimes.com/2026/03/09/us/politics/us-turkey-halkbank-deal.html</a></u></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/Ads%C4%B1z(2).jpg" style="height:341px; width:245px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>“Mahkeme belgelerine göre, İran'la iş yaptığı suçlamasıyla karşı karşıya kalan Halkbank ile yapılan anlaşmanın parçası olarak sunulan evraklarda, Türkiye'nin İsrail-Hamas ateşkesindeki yardımı önemli ve araçsal.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>“Türkiye'nin 2023 Ekim'inde İsrail'e yönelik Hamas saldırısından kalan rehinelerin serbest bırakılması müzakerelerindeki yardımı nedeniyle bankaya hoşgörü gösterilmesi gerektiği belirtildi.”</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>“New York Güney Bölgesi federal savcıları, pazartesi günü federal bir hakime sunulan ve kamuoyuna açıklanan mektupta “Çeşitli etkenler suçlamaların çözümlenmesine katkıda bulundu” dedi. Bu etkenler arasında “benzersiz ve olağanüstü ulusal güvenlik ve dış politika hususları” yer alıyor; özellikle ABD ile Türk hükümeti arasındaki “üst düzey diplomatik görüşmeler” ki bunlar “7 Ekim 2023 Hamas terör saldırılarıyla başa çıkmak ve o sırada kalan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak” amacıyla yapılmıştı. İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes geçen Ekim ayında duyurulmuştu ve anlaşmanın parçası olarak sunulan mahkeme belgelerinde Türkiye'nin yardımı “önemli/araçsal” olarak belirtiliyor.”</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>Davayı yürüten Manhattan Federal Bölge Mahkemesi Hakimi Richard M. Berman, önerilen anlaşmanın (ertelenmiş kovuşturma anlaşması - deferred prosecution agreement) şartları hakkında her iki tarafı sorgulamak üzere çarşamba günü duruşma yapacağını belirtti.”</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Deneyimli gazetecinin haber yorumu Halk Bank davasının Hamas saldırıları sonrasındaki süreçte karşı argüman olarak ortaya konduğuna dair bir bilgi içermiyor. Ancak belli ki bu konuda bir irade ya o tarihte konmuş yada bugünkü kararın alınması için sonradan gündeme taşınmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Uzun yıllar Bankacılık sektöründe çalışmış biri olarak İran yaptırımlarını çok yakından deneyimledim. Yıllarca çalıştığım Bankada bırakın İran’dan gelen parayı kabul etmek bazı durumlarda İran Caddesi adresli hesaplar için bile hesap verir konumdaydık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">OFAC yaptırımları bir kutsal kitap kadar katı ve korkutucu idi. Amerika’da yaşayan İranlılara gönderilen havaleler için bile hesap verir konumdaydık. Amerika ülkesinde yaşayan İranlılara gönderilen paraları önce ilgilisine teslim ediyor sonrasında bu parayı kim göndermiş diye hesap soruyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bu gücün arkasındaki mekanizmanın adı SWIFT idi. ABD dolarla yapılan tüm işlemleri kontrol altında tutuyor. ABD yaptırımlarını kaale almamak doları rüyanızda görmek manasına gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bu katı süreç içinde Reza Zarrab karakterini de tanımamıza vesile olan Halk Bank -İran ilişkisi detaylarını merak eden araştırıp öğrenebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Zaten haber içeriğinde de görüldüğü üzere ABD mahkemesi durumu sağlanan güvenlik faydaları karşılığında telafi ettiğini ifade ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ertelenen kovuşturma Bankaya OFAC kurallarına riayet edildiğine dair bir uyum raporu hazırlama görevi veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bununla beraber OFAC nezdindeki idari süreçlerin sona erdiği hususu Halk Bank tarafından kamuoyuna duyuruldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak Clausewitz için savaş politikanın farklı araçlarla devam eden hali ise görünen o ki Türkiye’de de Bankacılık politika ile yakından ilintili.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kamu Bankalarının AKP iktidarı için taşıdığı yaşamsal rol göz önüne alındığında bu son gelişme de bu gerçekliği bir kez daha göz önüne seriyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/bankacilik-ve-dis-politika-1773124889.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altın ve Gümüş neden gevşiyor?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/altin-ve-gumus-neden-gevsiyor-12788</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/altin-ve-gumus-neden-gevsiyor-12788</guid>
                <description><![CDATA[Savaşın başlaması ile birlikte altın ve gümüş gibi kıymetli emtia fiyatlarının roket gibi yukarı gitmesiydi. Tam tersi oldu, mevcut fiyat seviyesini korumakta zorlanıyorlar. Bu durumun birkaç sebebi olabilir; 1- Ekim 2025 tarihinde coinlerde olduğu gibi Ocak 2026 tarihinde ağaların mal boşaltması. Yani piyasada arz fazlası var. Merkez bankalarınında altın sattığı söyleniyor. 2- Hisse senedi başta diğer ürünlerde zarar eden yatırımcıların kazançta olduğu altın ve gümüşten çıkarak zararlarını dengelemeleri 3- Savaş zamanında likiditenin kendisine duyulan güven]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geçen hafta boyunca çoğu İranlı 1500 civarında insan katledildi. Kiminin kızı, kiminin oğlu, kiminin eşi, kiminin anne babası. Dini, ırkı, mezhebi, dili, milleti ne olursa olsun 1500 can. Allahın en kıymetlisi olarak yarattığı ve meleklere secde edin diye emrettiği kulları birbirini katletmeye geçen hafta da devam etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neyse biz sosyal medya, yazılı görsel basın ve insanların ilgilendiği gündeme dönelim. Kim kazandı, ne kadar kazandı, ne kadar kazanacak, insanlar katledilirken elimizde hangi ürün bulunursa daha zengin oluruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ABD kazancı; </strong>Trump sanırım hızla büyüyen Çin’in en büyük iki petrol tedarikçisi Venezuella ve İran’ı vurarak hem Çin’in motorlarını durdurmayı hem de kendi ülkesi için ucuz petrol sağlamayı umuyordu. Pek işe yaramış gözükmüyor. ABD de 2 doların altı hedeflenen benzin galon fiyatları 3,5 dolar seviyesine yükseldi. Çin’in vakur duruşu ise dünya kamuoyunun takdirini kazanmaya devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD nin İran saldırısı şimdilik Trump’ın Epstein rezilliğini örtmekten başka bir işe yaramıyor. Kardeşim özel yaşantınız bizim ilgilendirmez de ülke yönetimine adaysanız, sapkınlığınız, videonuz filan var ise Allah aşkına siyasetten uzak durun. Hem dünya da hem Türkiye’de sapkınlıklarınız yüzünden başımıza gelmedik kalmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Tedarik zinciri ve enflasyon;</strong> Hürmüz boğazında Çin ve Rusya bandıralı gemiler hariç tanker ulaşımı durdu. Tanker vurulması, Trump’ın tam teslimiyet çağrısı, İran’ın ölürüz teslim olmayız diye cevabı, kara harekatının başlayacak olması petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı itiyor. Katar’daki LNG rafinerisi vurulma sonrası üretimi durdurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yöredeki gemi taşımacılığı bedelleri, artan sigorta ve risk maliyetleri ile 3000 USD bazında arttı. Trump’ın gümrük vergileri çılgınlığı ile Arap saçına dönen tedarik zincirinin, darmadağın olma olasılığı her hafta biraz daha artıyor. Bu durum dünya yüksek enflasyonunu yeniden hortlatabilir, global büyümeye ciddi sekte vurabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Kıymetli emtia neden düşüyor;</strong> Beklenti savaşın başlaması ile birlikte altın ve gümüş gibi kıymetli emtia fiyatlarının roket gibi yukarı gitmesiydi. Tam tersi oldu, mevcut fiyat seviyesini korumakta zorlanıyorlar. Bu durumun birkaç sebebi olabilir; 1- Ekim 2025 tarihinde coinlerde olduğu gibi Ocak 2026 tarihinde ağaların mal boşaltması. Yani piyasada arz fazlası var. Merkez bankalarınında altın sattığı söyleniyor. 2- Hisse senedi başta diğer ürünlerde zarar eden yatırımcıların kazançta olduğu altın ve gümüşten çıkarak zararlarını dengelemeleri 3- Savaş zamanında likiditenin kendisine duyulan güven. En çabuk likiditeye dönen ürün değil bizzat likiditenin kendisini ister insan. Nitekim Dubai de şu anda ihtiyaç olan altın değil nakit para. Ekmek, su, pırasa alacaksın diyelim, ne yapacaksın çeyrek altın mı vereceksin satıcıya?! Bunlardan biri, bir kaçı veya hepsi birden etkiliyor olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Türkiye;</strong> Ülkemizde ise İran’ı vururuz, İsrail’i çökertiriz diye gereksiz bir gündem var. “El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu boğa tosması sanır” derdi babam. Allah bize bunu test ettirmesin. Ülkede eğitimin, sağlık, adalet sisteminin harika olduğunu, ekonomizin gıpta edilir halde olduğunu, savunmamızın dünyanın en iyisi olduğunu idddia eden bir kesim var. Savunma dışındaki söylemlerin boş olduğunu hep birlikte yaşıyoruz. Çevremiz ateş çemberiyken umarım savunmayı test etmek zorunda kalmayız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Enflasyon ve MB faiz kararı;</strong> Ateşten uzak dursak dahi ısısı bizi etkiyelecektir. Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi enerji. Hem petrol hem doğal gaz fiyatlarının artması Türkiye dış ticaret dengesi ve enflasyonu için hoş değil. Altın fiyat artışı, dış ticaret dengesinde lehimize çalışıyordu. Altın fiyatları da artmıyor. Hatta gevşiyor. Petrol fiyatlarında %10 artışın %1 enflasyon artışına yol açtığı tespit edilmiş. Ocak ayı enflasyonu doğal afetler, Şubat ayı Ramazan ayı sebebiyle yüksek gelmişti. Mart ve sonraki aylarda ise savaş etkili olacaktır. IMF’nin “Türkiye’de faiz %48” dediği bir ortamda MB’nın faiz indirimine gitmeyeceği her akıllının beklentisi doğal olarak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak burası Türkiye. Şimşek’in açıklamalarına bakınca insanın aklına her şey geliyor. Öncelikle “petrolün enflasyon üstündeki etkilerini azaltmak için önlemler alacağız” dedi. Daha önce konut, kira, su, elektrik, gıdanın enflasyon hesaplamasındaki payını düşürmüşlerdi, bu seferde petrol ve türevlerinin payını sıfıra yaklaştırırlar, cillop gibi enflasyonumuz olabilir. Şimşek aynı açıklamasında; “Yüksek enflasyon gıdadaki doğal afetlerin etkisiyle geldi, önümüzdeki dönemde doğal afetler olmayacağından düşecek” dedi. Eee, bu durumda MB nın faizi düşürmemesi için bir sebep yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dış ticaret dengesi; Son dört yıldır ihracatta alkışlar gırla gidiyor. Rekorlar kırıp duruyoruz ama ithalatın ihracattan daha fazla arttığını hiç konuşmuyoruz. 2021 yılı sonundan beri ciddi açık veriyoruz. Döviz açığımızı kapamak için çok yüksek faizle para topluyoruz. Çok yüksek maliyetlerle güven duyulsun diye rezervlerimizi zirvelerde tutuyoruz. İthalatımız dolar, ihracatımız euro ile. Eur/usd paritesi Euro lehine yükseldikçe lehimize. Savaşla beraber aleyhimize çalışıyor. Artan enerji fiyatları daha çok dövize gereksinim duyacağız demek. Rezervleri sıcak para ile doldurmak her zaman devalüasyonla yani pimi çekilmiş el bombası ile dolaşıyorsun demek. Yüksek faizden vazgeçemezsin demek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">27 Şubat 2026 TCMB ve BDDK verileri;</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> İlgili hafta 65 milyon dolar hisse alışı ve 213 milyon dolar dibs satışı var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> Hem kurumlar hem vatandaşlar dövizlerini artırmış. Sene başına göre 19 milyar dolar artış var. Altın etkisi düşülse bile dövize bir ilgi olduğu kesin. Rezervler ve iktidar söylemleri ne olursa olsun, TL ye güven kaybı başlamış gözüküyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Her üç rezerv de ilgili hafta 2 ile 4 milyar dolar arasında artmış gözüküyor. Ama geçen hafta MB doları 44 lirada tutmak için ciddi satış yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler</strong>; Hacimsel sakin artışa devam. Faizlerde mevduat ve ticari kredilerde bir puan gevşeme izlenirken, tüketici kredileri 2,5 puan üstünde gevşemiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasalar;</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya emtia endeksi; Geçen hafta; “Savaş ile birlikte altın, gümüş gibi kıymetli emtiaya petrolde eşlik edeceğinden 140 puanı görebiliriz” tahmininde bulunmuştum, 131 puana geldi, devam.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>USD/TL;</strong> Savaş çıktı, dünyanın en istikrarlı paritesi güvenleri boşa çıkarmadı. Bebek adımı yukarı hareketini devam ettirdi, haftayı 44,07 TL den kapattı. Söylenen doğruymuş. Avrupa bitmiş arkadaş. Euro, dolar karşısında haftayı %2,5 değer kaybı ile kapattı ama TL dimdik .</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Eur/Usd;</strong> 1.1780 ve 1.17 desteklerini çok kolay aşağı kırdı. 1,1575 ve 1.1475 ana destekleri var hedefte. Bu desteklerin kırılacağını hiç sanmıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,15 direncine yöneldi. Kırarsa yeniden %4,30 seviyesine yönelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bist100;</strong> Dünya hisse borsaları kötü satış yedi. Epeyce para yakıldı. ABD de 1,2 trilyon dolar kayıptan söz ediliyor. Ekim 2025 de coinler, Ocak 2026 da kıymetli emtia ve Mart 2026 da hisse senetlerinde güzel para yaktılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bizim borsamıza gelince, geçen hafta; “12200 puana kadar gevşeyebilir” tahmininde bulunmuştum. 12700 puana kadar gevşedi.. Devam.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dolar bazında 2,81 dolar önemli destek. Burası aşağı kırılsa bile haftalık kapanış buranın üstünde olmalı. Yoksa çok ciddi düşer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Dolar endeksi;</strong> Öldü, bitti, çöp denilen dolar, kriz ve savaş ortamında yine dünyanın en güvendiği para birimi olduğunu kanıtladı. 2025 Mayıs ayından beri kuvvetli direnci olan 99,50 puana kadar dayandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Gümüş;</strong> “Sat” a dönüyor. 84 ile 78 dolar arasında oyalanacak sanırım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Altın; </strong>Bu hafta yine 4975 dolar desteği çalıştı. Bu hafta yine destek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bitcoin;</strong> 64700 dolar desteği beş haftadır dayanıyor. Bakalım ne kadar dayanacak?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Brent ve Ham petrol;</strong> Geçen hafta; “Brent petrolde 86 dolar hedef” tahmininde bulunmuştum. Çok kolay geldi hedefe. Burası kırılırsa 92 dolar ve çok kuvvetli direnç olan 98 dolar var.<br />
<strong>Ham petrolde ise;</strong> “77 dolar direnci oldukça güçlü” demiştim, paramparça etti ve 92 dolara kadar yükseldi. Artıl 95 dolar çok kuvvetli direnci var. Kırılırsa!?</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/altin-ve-gumus-neden-gevsiyor-1772983463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kase Kırılmasın!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kase-kirilmasin-12778</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kase-kirilmasin-12778</guid>
                <description><![CDATA[Eğer savaş uzun sürer ve daha da ciddileşirse kayıplar çok daha uzun süreli ve çok daha ağır maliyetli olabilir. Bu yatırımcıların faaliyetlerini terk etmeleri, en azından bu ortam devam ettiği sürece, kolay değildir. Çünkü böyle bir ortamda turizm ve havayolu şirketlerinin alıcısı da olmaz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Kriz çıkar. Borsalar düşer. Altın ve dolar yükselir. Piyasaların bu refleksini artık herkes ezbere biliyor. Ne kadar alışılmış olursa olsun kriz halinde bir panik havası oluşur ve satışlar başlar. Ellerinde özellikle riskli piyasalara ait hisse senetleri bulunanlar bunları satmaya yönelir. Bu satışlar o piyasalarda borsaların gerilemesine yol açar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Satıştan elde edilen paraların dolara çevrilip ülke dışına transfer edilmesi ise ikinci dalgayı oluşturur. Bu durumda o ülkede dolara talep arttığı için USD / yerli para kuru yükselir. Borsada yatırım yapmayan yurttaşlar bile dolardaki yükselişi görünce ellerindeki yerli parayı dolara ya da altına çevirmeye başlarlar. Bu da kurun ve altın fiyatlarının daha da yükselmesine yol açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu krizin ABD’de ortaya çıkmış olması ya da ABD’nin krizin yaratıcısı konumunda bulunması doların değer kaybetmesine yol açacakmış gibi düşünülebilir. Ama çoğu zaman beklenen olmaz. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmış olan yabancı yatırımcıların riskten kaçmak amacıyla paralarını çekerek dışarı çıkarmak için dolara çevirmeleri, doların düşmesine değil yükselmesine yol açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örneğin ABD–İsrail–İran savaşı sırasında dolar endeksinde (DXY)) düşüş değil, sınırlı da olsa bir yükseliş görüldü. Benzer bir durum ABD tahvil faizlerinde de ortaya çıktı. Buna karşılık Dow Jones Industrial Average başta olmak üzere ABD borsaları düşüş eğilimine girmişti. Dünden itibaren oralarda da bir toparlanma görülmeye başlandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Goldman Sachs CEO’su David Solomon, piyasanın bu gelişmeye verdiği tepkiye bakarak şaşkınlığını şöyle dile getiriyor: “Piyasa tepkisine bakıyorum ve aslında bu büyüklükte bir olay karşısında daha sert bir tepki beklerdim.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslında bu şaşkınlık yeni bir olguya işaret etmiyor. Sermaye hareketlerinin tamamen serbestleştiği yirmi birinci yüzyılın başlarından beri piyasaların krizlere verdiği tepki giderek değişiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Günümüz finans piyasaları krizlerden kaçamasa da onları hızla sindirip çoğu zaman fırsata çevirmeyi beceriyor. Günümüzün fon yöneticileri için ABD – İsrail – İran Savaşı, bir parametre değişikliğinden ibarettir. Savaş riski artınca algoritmalar anında havacılık hisselerinden çıkıp savunma sanayi hisselerine giriyor. Para sistemin dışına çıkmıyor, sadece kıyafet değiştiriyor. Bu rotasyon, piyasanın genel endeksinin (kasedeki suyun) boşalmasını engelliyor. Buna karşılık reel sektör yatırımcısının yatırımının yerini ve biçimini değiştirmesi öyle bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey değil. Turizm ya da havayolu sektöründe yatırım yapanları düşünün. Eğer savaş uzun sürer ve daha da ciddileşirse kayıplar çok daha uzun süreli ve çok daha ağır maliyetli olabilir. Bu yatırımcıların faaliyetlerini terk etmeleri, en azından bu ortam devam ettiği sürece, kolay değildir. Çünkü böyle bir ortamda turizm ve havayolu şirketlerinin alıcısı da olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kastettiğimiz finansal yatırımcılar: mevduat, tahvil, hisse senedi, döviz, altın ve benzeri finansal varlıkların sahipleri. Bunlar arasında zamanında karar alıp yatırımlarının yerini ya da biçimini değiştiremeyenler ciddi zararlarla karşılaşabiliyor. Özellikle bir yükseliş eğiliminin doruk noktasında alım yapanlar ellerindeki varlıkları kolay kolay elden çıkaramazlar. Çünkü daha kazanç sağlayamadan zararla karşılaşmışlardır. Bir süre, durumun düzelmesini beklerler. Birkaç gün zararı sineye çekerler ama sonunda satış yaparak zararı realize etmek zorunda kalırlar. Bazıları ise işlerin düzeleceğini düşünerek kâr realizasyonunu erteler. Fiyatlar gerilemeye başlayınca bu kez zarara doğru giderken satış yaparlar. Onlar da sonuçta kârdan zarar etmiş olurlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finans piyasalarında kimileri kâr realizasyonu amacıyla, kimileri daha fazla zarar etmemek için satış yaparken bazıları da “alım zamanının geldiğini düşünerek” satın almaya girişir. Bu karşılıklı hareketler finans piyasalarında büyük çöküşlerin yaşanmasını çoğu zaman engeller.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sermaye hareketleri serbest değilken, yani herkes büyük ölçüde kendi ülkesindeki piyasalarda yatırım yapmakla sınırlıyken bu tür dengelenmeler bu kadar kolay gerçekleşmiyordu. Bugün Amerikalının parası Avrupa’da, Avrupalının parası Uzak Doğu’da, Uzak Doğulunun parası Latin Amerika’da dolaşıyor. Dolayısıyla Amerikalı yatırımcı Avrupa’daki yatırımından vazgeçip tahvillerini satarak çıkarken, Uzak Doğulu yatırımcı o tahvilleri satın alabiliyor. Böylece tahvil faizleri ilk anda düşse bile kısa süre içinde yeniden yükselişe geçebiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu piyasa davranışı bana Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanındaki[i] bir sahneyi hatırlattı: “…Bir yedek subay arkadaşım vardı…Geçen gün rastladım…(Milli mücadeleye katılmak için) Anadolu’ya geçecek misin diye sordum. Zerre kadar utanç duymadan hayır dedi. Ben bu işe karışmayacağım, doğrusunu ister misin benim gözüm yıldı. Ben artık hiçbir işe yaramam, dedi. Annesine birkaç defa ölüm haberi gelmiş…Çünkü birkaç defa haftalarca düşman içinde kaldı. Hepimiz öldüğüne inandık…İstanbul’a döndük, dedi. Bir akşamüzeri…Bizim mahallede bir yokuş vardı. Alacakaranlıkta bunu çıkıyorum. Bir yeldirmeli kadın da iniyor. Neredense annem olduğunu tanıdım. Bakkala yoğurt almaya gidiyormuş. O kadar heyecanlanmışım ki duvara dayanarak bekledim. Benim hizama gelince, anne, dedim…Ne yaptı bilir misin? Elindeki kaseyi eğilip yere koyduktan sonra kucakladı beni…Biz ana oğul öylece ağlaşırken, yemin ederim ki aklı fikri yere bıraktığı kasedeydi…Aman kırılmasın! Ben kendimi belki yüzlerce defa, o kaseden değersizmişim gibi ölüme attım…Annem, mezardan geri gelen oğlu için, kenarı çatlak bir kaseyi…yere atamadı. Sonra akrabaları, dostları, komşuları, hemşerileri dolaştım. Hepsinde bu kaseyi yere atamamak hali fazlasıyla vardı.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasa bugün vicdanıyla değil, hesap makinesiyle hareket ediyor. Ölen insanlar veya yıkılan şehirler bir insanlık trajedisi olsa da, piyasa için bunlar sadece tedarik zinciri aksaması anlamına geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu durumu başka bir açıdan ele alarak “piyasa aldırmazlığı” adını verdiğim bir tezle anlatmıştım. Bugün yaşananlar da bunun başka bir örneği gibi görünüyor.[ii]</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Görünüşe göre finans piyasalarında da herkesin aklı o kasede: Aman kırılmasın.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">[i] turkedebiyati.org/esir-sehrin-insanlari-kemal-tahir/</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">[ii] https://www.mahfiegilmez.com/2017/12/piyasa-aldrmazlg.html</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Not:</strong> Bu yazı, yazarın izni ile mahfiegilmez.com'dan alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/kase-kirilmasin-1772868406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşel mobil geri döndü</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/esel-mobil-geri-dondu-12765</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/esel-mobil-geri-dondu-12765</guid>
                <description><![CDATA[Eşel mobil sistemi, fiyatı baskılar; maliyeti ortadan kaldırmaz. Türkiye’nin temel problemi akaryakıt fiyatı değil, enerji ithalatına bağımlı olmasıdır. Döviz kurundaki her oynaklık doğrudan enerji faturası üzerinden ekonomiye yansır. Eğer kur istikrarı sağlanamazsa, eşel mobil sadece bir süre kazandırır. Sonrasında ya vergi tamponu tükenir ya da bütçe dengesi bozulur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Tam da “artık gündemden çıktı” derken, ekonomi yönetimi sürpriz bir kararla&nbsp;<strong>akaryakıtta eşel mobil sistemine yeniden geçildiğini</strong>&nbsp;açıkladı. Küresel petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve kur baskısının pompa fiyatlarına zam olarak yansıması beklenirken, hükümet vergi ayarlaması yoluyla artışı sınırlama kararı aldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu karar teknik bir düzenleme gibi görünse de, aslında Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını, politika tercihlerini ve önceliklerini yeniden tartışmaya açıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Çünkü eşel mobil, bir tercih değil; çoğu zaman bir zorunluluk aracıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Hatırlayalım: Eşel Mobil Neden Ortaya Çıkmıştı?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eşel mobil sistemi ilk olarak 2018 kur şoku sonrasında devreye alınmıştı. O dönemde döviz kuru hızla yükselmiş, enerji fiyatları enflasyonu yukarı taşımıştı. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için petrol fiyatı ve dolar kuru doğrudan pompa fiyatlarına yansıyordu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu ortamda ekonomi yönetimi, akaryakıttaki ÖTV’yi düşürerek fiyat artışını sınırlama yoluna gitmişti. Böylece enflasyonun daha da yükselmesi engellenmeye çalışılmıştı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ancak o dönemde sistemin maliyeti büyüktü. Vergi gelirlerinden ciddi ölçüde feragat edilmiş, bütçe üzerindeki yük artmıştı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Bugün Neden Yeniden?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bugünkü tabloya baktığımızda üç temel dinamik öne çıkıyor:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">* Küresel petrol fiyatlarında artış</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">* Jeopolitik risklerin enerji maliyetlerini yukarı itmesi</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">* Döviz kuru üzerindeki baskının sürmesi</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu gelişmeler akaryakıta ciddi zam beklentisi doğurdu. Ancak hükümet, fiyat artışının doğrudan tüketiciye yansıtılmasını engellemek için vergi tamponunu devreye aldı. Bu noktada eşel mobil sistemi yeniden uygulamaya kondu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Bu Karar Enflasyonu Düşürür mü?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Kısa vadede evet.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Akaryakıt, TÜFE sepetinde hem doğrudan hem dolaylı etkisi yüksek bir kalemdir. Ulaşım maliyetleri üzerinden gıda ve hizmet fiyatlarını da etkiler. Dolayısıyla pompa fiyatının sabit tutulması, aylık enflasyon verisinde aşağı yönlü etki yaratabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ancak burada kritik bir soru var:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Enflasyon gerçekten düşmüş mü olur, yoksa sadece maliye politikasıyla ertelenmiş mi olur?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Sıkı para politikası uygulayan&nbsp;Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası&nbsp;açısından bakıldığında, maliye politikasının fiyat baskısını vergi yoluyla absorbe etmesi teknik olarak dezenflasyon sürecine katkı sağlar. Fakat bu katkı bütçe pahasına gerçekleşir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Vergiden Feragat Ne Kadar Sürdürülebilir?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye’nin kamu maliyesi son yıllarda deprem harcamaları, sosyal transferler ve artan faiz giderleri nedeniyle zaten baskı altında. Bu koşullarda ÖTV gelirlerinden yeniden vazgeçilmesi şu soruyu gündeme getiriyor:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu geçici bir tampon mu, yoksa kalıcı bir uygulama mı?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eğer petrol fiyatları yüksek kalmaya devam ederse, eşel mobil sistemi bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturacaktır. 2018–2021 döneminde yaşanan deneyim bunu açık biçimde göstermişti.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Politik Ekonomi Boyutu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Akaryakıt fiyatları, Türkiye’de ekonomik gidişatın en görünür göstergesidir. Vatandaş için enflasyon çoğu zaman TÜİK verisi değil, pompa fiyatıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu nedenle eşel mobil kararı sadece ekonomik değil, aynı zamanda politik bir karardır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Pompa fiyatını sabit tutmak, fiyat algısını yönetmek anlamına gelir. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde bu tür müdahaleler kamuoyu üzerindeki baskıyı azaltır. Ancak uzun vadede yapısal çözüm değildir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Asıl Sorun: Enerji Bağımlılığı ve Kur Kırılganlığı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eşel mobil sistemi, fiyatı baskılar; maliyeti ortadan kaldırmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye’nin temel problemi akaryakıt fiyatı değil, enerji ithalatına bağımlı olmasıdır. Döviz kurundaki her oynaklık doğrudan enerji faturası üzerinden ekonomiye yansır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eğer kur istikrarı sağlanamazsa, eşel mobil sadece bir süre kazandırır. Sonrasında ya vergi tamponu tükenir ya da bütçe dengesi bozulur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Alternatif Ne Olabilirdi?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Fiyatı herkes için sabitlemek yerine, düşük gelirli kesimlere doğrudan destek verilmesi daha hedefli bir politika olabilirdi. Böylece bütçe kaybı sınırlanır, sosyal adalet korunur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eşel mobil ise tüm tüketicilere eşit destek verir. Bu durum, gelir dağılımı açısından tartışmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:black">Sonuç: Kriz Aracı Yeniden Sahada</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eşel mobil sistemi yeniden devrede. Bu karar kısa vadede pompa fiyatlarını sınırlayacak, enflasyon verisine olumlu yansıyacak ve fiyat algısını yatıştıracaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Ancak unutulmaması gereken şu:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Bu bir kriz aracıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Eğer küresel petrol fiyatları düşmez, kur istikrarı sağlanmaz ve enerji bağımlılığı azaltılmazsa; eşel mobil sistemi geçici bir rahatlama sağlar ama kalıcı çözüm üretmez.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Türkiye bugün bir kez daha vergi tamponuna yaslanmış durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Soru şu:<br />
Bu bir geçiş süreci mi, yoksa yapısal reformların ertelenmesi mi?</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/esel-mobil-geri-dondu-1772712600.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran savaşı ışığında dezenflasyon süreci</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/iran-savasi-isiginda-dezenflasyon-sureci-12764</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/iran-savasi-isiginda-dezenflasyon-sureci-12764</guid>
                <description><![CDATA[Enflasyonun hedeflerinin tutmayacağının (en iyi olasılıkta yüzde 24-25) daha yılın ikinci ayından belli olan bu yanlış politikanın önümüzdeki belirsizlik ortamı da dikkate alınarak yenilenmesi şart. Hedefleri sürekli büyük sapmalar gösteren kemer sıkma programlarını 2,5 yılın ötesine taşımanın anlamı yok. Artan ve daha da artacak enflasyon ortamında gelirleri bir hayli düşürülmüş emekliler başta sabit gelirlilerin tüketimini daha da kısmak mümkün değil çünkü.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD’nin uluslararası ilişkilerinde Theodore Roosevelt’in 1901’de Latin Amerika’ya yönelik ilan ettiği Büyük Sopa politikasını (Big Stick policy) günümüz dünyasına uyarlamaya kalkışan çılgın Başkanı Donald Trump’ın devletler hukukunu hiçe sayarak ve İsrail’in saldırgan Başbakanı Netanyahu’nun aklına uyarak başlattığı İran savaşı, dünyayı siyasi olduğu kadar ekonomik kaosun da eşiğine getirmiş durumda. Ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu kuşkusuz ama bu yazımda öncelikle bu akıldışı savaşın Türkiye’nin kırılgan ekonomisine olumsuz etkilerine odaklanmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu tercihimin nedeni, TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyonunun 2.96 oranıyla geçen Şubat’taki 2.27 oranının üstüne çıkarak yıllık enflasyonu yukarı yönlü etkilemiş olması. &nbsp;Yıllık enflasyonun yüzde 30,65’ten 31,53 oranına yükselmesiyle ekonomi yönetiminin övünüp durduğu dezenflasyon süreci de duvara toslamış oldu. Her ne kadar Maliye ve Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek, elindeki pembe fırçayla “gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artmasını” gerekçe göstererek enflasyon artışını geçici olarak nitelese de ABD-İsrail haydut devletlerinin İran’a saldırısıyla patlak veren jeopolitik riskler bunun öyle olmayacağını ortaya koyuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimşek’in “son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesi” beklentisi çok iyimser bir tahmin. İyimser çünkü çiftçi yeterince desteklenmediği için üretim maliyeti artıyor. Tüccar düşük fiyat verince ya ürün çürümeye bırakılıyor ya da üretimden vazgeçiliyor. Ayrıca hükümet, üzerindeki ÖTV’yi sürekli arttırdığı için akaryakıt fiyatları da halen oldukça yüksek. Fiyat artışlarında taşıma maliyetlerinin rolü büyük elbette. Akaryakıt fiyatlarını ön plana çıkarmamın nedeni, İran’ın ülkesine yönelik saldırılara karşılık, haklı olarak, Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının- her ne kadar Trump Hürmüz’ü koruyacağını açıklamış olsa da- petrol fiyatlarında, boyutunu bugünden öngörmek imkânsız olan bir oranda artışa yol açacak olması. Yazıyı kaleme aldığımda Brent petrolün varili 83 doları aşmıştı. Daha da artmasını doğal karşılamak gerekir. Şimşek bu konuda “jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırma yönünde çalıştıklarını” söylüyor ama somut ayrıntı vermiyor. Oysa bu krizin bütçeye maliyeti oldukça yüksek olabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Petrol krizinin bütçeye maliyeti </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomi ve Maliye uzmanı Mahfi Eğilmez, 1 Mart günlü ve “ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri” başlıklı yazısında, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ilk etkisinin akaryakıt fiyatlarında artışla görüleceğine, ardından taşımacılık maliyetinin artacağına ve üretim ve gıda fiyatlarının zincirleme yükseleceğine dikkat çekiyor. Özetle Şimşek’in gıda fiyatlarının mevsimsel nedenlerle düşeceği beklentisi anlamlı değil. Asıl akaryakıttaki fiyat artışının etkisinin nasıl sınırlanacağını somut biçimde ortaya koyması gerekiyor. Eğilmez yazısında, “petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artış, (…) cari açığı en az 2,5 milyar dolar ve enflasyonu yaklaşık 1 puan yükseltir. Kurda ve diğer enerji fiyatlarında eş zamanlı artış yaşanması hâlinde bu etki cari açıkta 5 milyar dolara, enflasyonda 1,2 puana kadar çıkabilir” diyor. OVP’de 2026 yılında petrol fiyatının ortalama 65 dolar olacağı varsayımı yapıldığına işaret eden Eğilmez, petrolün 100 dolara yükselmesi durumunda cari açığın 9 milyar dolar, enflasyonun ise 3–3,5 puan artması riski ortaya çıkar. Bu, para politikasının manevra alanını daraltır, faizlerin düşürülmesi beklentisini rafa kaldırabilir” diye devam ediyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu bağlamda bana göre yapılması gereken, fiyat artışlarını akaryakıt üzerindeki ÖTV’den karşılamaktır kuşkusuz. Hükümetin bu yazı yayımlanmadan eşel mobil sistemine geçme kararı olumlu elbette. Ama gelirleri bir süre azalacak olan kamunun tasarruf yapması da şart. Yılda iki defa akaryakıttaki ÖTV oranının arttırılması, bugüne kadar böyle bir tasarrufun olmadığını ortaya koyuyor. Tasarruf olmadığı için de kamu gelirleri vergiler yoluyla arttırıldıkça enflasyon da artageliyor. Şeref Oğuz’un “kamuflasyon” diyerek dikkat çektiği nokta da bu. O bakımından mevcut OVP (Orta vadeli Program) ile dezenflasyon sürecinin zaten tıkanmaması mümkün değildi. Nitekim İran savaşıyla ilgili verileri içermeyen Şubat ayı enflasyonu da bu gerçeği ortaya koyuyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mahfi Eğilmez yazısında, “eğer Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalır ve enerji fiyatları yüksek düzeylerde kalıcı hâle gelirse tablo ağırlaşır. Enflasyon yeniden ivme kazanabilir, ücret–fiyat sarmalı riski belirginleşir. Para politikası gevşetilmek bir yana, daha sıkı bir çizgiye zorlanabilir. Yüksek enerji maliyeti, ithalatı ve üretimi baskılar; Avrupa ekonomilerinin petrol şoku nedeniyle resesyona girmesi ise ihracatı zayıflatır. Cari açık büyür, dış finansman ihtiyacı artar. Risk primlerindeki yükseliş borçlanma maliyetlerini yukarı çeker. Enerji yoğun sektörler maliyet baskısıyla karşılaşır; havacılık ve turizm talep daralmasından etkilenebilir” uyarısında bulunuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>OVP’de güncelleme yapılacak mı?</strong> &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yanıtını aradığımız soru şu: bu gerçeklere karşılık, ekonomi yönetimi yanlış olduğunu defalarca yazdığım “enflasyonla mücadele” politikasını aynen mi sürdürecek? Bilindiği gibi, bu politika, adil olmayan mevcut vergi sistemiyle, sabit gelirliler başta olmak üzere toplumun büyük kesiminin talebini düşürmeye dayanıyor. Oysa artık toplumun birçok kesiminde bıçak kemiğe dayanmış durumda. Açlık ve yoksulluk sınırının altında kalan gelirlerle tüketimin daha da kısılması mümkün değil. Bu nedenle hanelerin borçlanma düzeyi giderek artıyor.&nbsp; OWL Intelligence ’ın &nbsp;Türkiye genelinde gerçekleştirilen Finansal İyilik Hali Monitörü (FWBM) 2025 Son Çeyrek Araştırması’na göre, yurttaşların yüzde 34,5’i kredi kart, yüzde 23,3’ü bireysel kredi kartı borçlusu. Kart borcunu sadece asgari tutarı ödeyerek çevirmeye çalışanların oranı yüzde 38,4, borcunu ödeyemeyenlerin oranı ise yüzde 6,6 seviyesinde. Araştırmaya göre, toplumun sadece yüzde 23,2’si borcun tümünü zorlanmadan ödediğini belirtiyor. Ay sonunu getirebilmek için ayrıca yurttaşların yüzde 12,4’ü arkadaştan, aileden, yüzde 7,1’i esnaftan borç alıyor. Üstelik borcu olan haneler arasında, ödeme vadesi geçen borca sahip olanların oranı yüzde 45 ile 49 arasında değişiyor. 2026’ın ilk çeyreği verileri açıklandığında bu oranların daha da arttığını görmek sürpriz olmayacak kuşkusuz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidarın negatif ayrımcılık yaptığı emeklilere ödenen ve yüksek enflasyon nedeniyle eriyerek adeta sadakaya dönüşmüş bulunan bayram ikramiyelerine yıllık enflasyon oranında (31,53) ya da en az bin lira (yüzde 25) zam bekleniyordu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in yaptığı yakışıksız açıklamayla bundan sarfı nazar edilmesi, petrol fiyatlarının enflasyona etkisini sınırlamak için yine emekli yurttaşların sırtına binileceği izlenimi veriyor. Önce deprem giderleri, şimdi savaştan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bütçede para yok denilerek emekliye yüklenmenin ne anlamı var bilmiyorum. Ama utanç verici bir zihniyet olduğuna kuşku yok. Bu zammı yapmayarak tasarruf edilecek para sadece 35 milyar lira. Bütçenin içinde küçük bir meblağ olan bu paranın emeklilere verilmemesi ne kadar ayıpsa, ekonomi yönetiminin çizip durduğu pembe tablo da o kadar fiktif belli ki. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Seçimler giderek yaklaşıyor. Bu telaşla iktidar cephesinden emeklilere ek zam müjdeleri geliyor. Ne olduğu araştırıldığında önceki yazılarımda sözünü ettiğim GETAD (gelir tamamlayıcı aile desteği) programından söz edildiği ortaya çıkıyor. Ama ayrıntılara göz atıldığında, bu programın kişi başı asgari ücretin üçte birinden (9358 lira) daha az gelire sahip olan kalabalık aileleri ilgilendirdiği anlaşılıyor. Emekliler, tanımına göre yaş almış insanlar olduğundan, evlerinde eşleri dışında geliri olmayan insanlar pek yaşamıyor. Tek en düşük emekli maaşı olan iki kişilik ailelerin bu yardımdan yararlanmaları mümkün değil. Dolayısıyla, emeklilere değil toplumun en yoksul kesimine yönelik bir sosyal yardım programı söz konusu olan. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özetle, enflasyonun hedeflerinin tutmayacağının (en iyi olasılıkta yüzde 24-25) daha yılın ikinci ayından belli olan bu yanlış politikanın önümüzdeki belirsizlik ortamı da dikkate alınarak yenilenmesi şart. Hedefleri sürekli büyük sapmalar gösteren kemer sıkma programlarını 2,5 yılın ötesine taşımanın anlamı yok. Artan ve daha da artacak enflasyon ortamında gelirleri bir hayli düşürülmüş emekliler başta sabit gelirlilerin tüketimini daha da kısmak mümkün değil çünkü. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kongre’den yetki almamış, halkının çoğunluğunun desteğine sahip olmayan, ayrıca medya önünde sürekli saçmalayan ve hızla fikir değiştiren Trump’ın İran gibi kadim bir devleti dize getirip getiremeyeceğini ya da bu saçma savaştan vazgeçip vazgeçmeyeceğini bekleyerek bu belirsizlik ortamında palyatif önlemlerle mevcut politikada ısrar etmenin olumlu bir sonuca ulaşamayacağı düşüncesindeyim. Ayrı bir tartışma konusu kuşkusuz ama yazılarımda vurgulayageldiğim gibi Türkiye adil vergi politikalarıyla gelir adaletini sağlamayı önceleyen bir ekonomi politikasına ivedilikle ihtiyaç duyuyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/iran-savasi-isiginda-dezenflasyon-sureci-1772709153.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD-İsraİl-İran Savaşı’nın arka planı: Yeni bir uluslararası ekonomik sistemin tesisi mi?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-israil-iran-savasinin-arka-plani-yeni-bir-uluslararasi-ekonomik-sistemin-tesisi-mi-12757</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-israil-iran-savasinin-arka-plani-yeni-bir-uluslararasi-ekonomik-sistemin-tesisi-mi-12757</guid>
                <description><![CDATA[ABD–İsrail–İran gerilimini yalnızca dini veya ideolojik bir çatışma olarak değerlendirmek yeterli değildir. Bu gerilim; enerji kaynakları, stratejik ticaret yolları, nadir elementler, yeni ekonomik bloklaşmalar ve ABD’nin küresel liderliğini sürdürme çabası gibi birçok faktörün birleşiminden oluşan karmaşık bir güç mücadelesinin parçasıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">ABD–İsrail–İran hattında ortaya çıkan gerilim, yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin ve uluslararası ekonomik sistemin dönüşümü bağlamında değerlendirilmektedir. Ortadoğu, enerji kaynakları ve stratejik ticaret yolları bakımından dünya ekonomisi için kritik bir bölgedir. Bu nedenle bölgede yaşanan her askeri veya siyasi kriz, küresel ekonomi ve uluslararası ilişkiler üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda ABD’nin İsrail’e verdiği güçlü destek, yalnızca ideolojik veya siyasi bir tercih olarak değil, aynı zamanda jeopolitik ve ekonomik çıkarlarla ilişkili bir strateji olarak da ele alınmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gerilimin <strong><em>görünen tarihsel arka planı</em></strong> büyük ölçüde 1979’daki İran İslam Devrimi sonrasında oluşan ABD–İran karşıtlığına dayanır. Devrimden sonra İran’ın Batı karşıtı bir dış politika benimsemesi, özellikle ABD ile ilişkilerin kopmasına ve uzun süreli yaptırımlara yol açmıştır. Bunun yanında İran’ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzunu artırma çabaları, Washington yönetimi ve müttefikleri tarafından güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmiştir. Bu gerilimde ABD’nin en önemli müttefiklerinden biri İsrail’dir. ABD, İsrail’in güvenliğini Ortadoğu politikasının temel unsurlarından biri olarak görmektedir. İran ise İsrail’i bölgesel bir rakip olarak kabul etmekte ve bu durum iki ülke arasındaki gerilimi sürekli canlı tutmaktadır. Bu nedenle ABD–İsrail iş birliği, İran’a karşı yürütülen siyasi, ekonomik ve askeri baskı politikalarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İsrail’in bölgesel politikaları zaman zaman dini ve tarihsel referanslarla açıklanmaktadır. Özellikle <strong>“vaat edilmiş topraklar”</strong> söylemi, bazı siyasi ve dini çevrelerde İsrail’in bölgesel genişleme hedefleriyle ilişkilendirilmektedir. Ancak uluslararası siyaset açısından bakıldığında devletlerin dış politikası genellikle dini söylemlerden ziyade güvenlik, güç ve ekonomik çıkarlarla şekillenmektedir. Bu nedenle İsrail’in bölgesel politikalarının arkasında yalnızca dini motivasyonların değil, aynı zamanda güvenlik ve stratejik çıkarların da bulunduğu kabul edilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD’nin İsrail’e verdiği güçlü destek de bu stratejik çıkarlar çerçevesinde değerlendirilebilir. ABD uzun yıllar boyunca küresel ekonomik ve askeri sistemin lideri konumunda olmuştur. Ancak son yıllarda özellikle Asya merkezli ekonomik yükseliş ve yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasıyla ABD’nin göreli gücünde bir azalma olduğu yönünde tartışmalar yapılmaktadır. Bu durum, ABD’nin küresel liderliğini sürdürmek için stratejik bölgelerdeki müttefikleriyle ilişkilerini daha da güçlendirmesine yol açmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ortadoğu bu açıdan ABD için son derece kritik bir bölgedir. Bölge yalnızca petrol ve doğalgaz kaynakları açısından değil, aynı zamanda küresel ticaret yolları ve enerji arz güvenliği bakımından da stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle ABD, bölgede kendisine yakın ve güvenilir müttefikler aracılığıyla nüfuzunu sürdürmeye çalışmaktadır. İsrail’in askeri kapasitesi ve teknolojik gücü, onu ABD açısından bölgedeki en önemli stratejik ortaklardan biri hâline getirmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son yıllarda uluslararası sistemde ortaya çıkan yeni güç merkezleri de bu gerilimi farklı bir boyuta taşımaktadır. Özellikle BRICS ülkelerinin ekonomik ve siyasi etkisinin artması, Batı merkezli küresel sistemin sorgulanmasına yol açmaktadır. Çin ve Rusya gibi ülkelerin İran ile geliştirdiği ekonomik ve stratejik ilişkiler, ABD’nin küresel dengeler üzerindeki etkisini sınırlayabilecek yeni ittifakların ortaya çıktığını göstermektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bazı analistler, bölgedeki stratejik rekabetin yalnızca enerji kaynaklarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda <strong>nadir elementler ve kritik mineraller</strong> gibi yeni nesil teknolojiler için gerekli kaynaklarla da bağlantılı olabileceğini ileri sürmektedir. Modern savunma sanayi, elektronik teknolojiler ve yenilenebilir enerji sistemleri için gerekli olan bu kaynaklar, geleceğin ekonomik rekabetinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle büyük güçlerin stratejik bölgelerdeki etkisini sürdürme çabası yalnızca enerji değil, aynı zamanda teknoloji ve sanayi rekabeti açısından da önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD’nin İsrail’e verdiği güçlü destek aynı zamanda küresel ittifak sisteminin korunmasıyla da ilişkilidir. Washington yönetimi, müttefiklerine verdiği güvenlik garantileri sayesinde uluslararası sistemdeki liderliğini sürdürmektedir. Bu nedenle ABD’nin İsrail gibi stratejik ortaklarını desteklemesi, yalnızca bölgesel bir tercih değil; aynı zamanda küresel güç mimarisinin devamı açısından da önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak ABD–İsrail–İran gerilimini yalnızca dini veya ideolojik bir çatışma olarak değerlendirmek yeterli değildir. Bu gerilim; enerji kaynakları, stratejik ticaret yolları, nadir elementler, yeni ekonomik bloklaşmalar ve ABD’nin küresel liderliğini sürdürme çabası gibi birçok faktörün birleşiminden oluşan karmaşık bir güç mücadelesinin parçasıdır. Bu nedenle söz konusu kriz, ekonomik olarak yükselen güçlerin doğal olarak dayattığı yeni bir uluslararası ekonomik sistemin oluşturacağı güç dengesinin; mevcut sistemin temel aktörlerinin gücünü zayıflatacağı gerçeğinden hareketle; mevcut sistemin korunmasına ilişkin çabaların temel sonucudur. Ancak, bu çabalar ve yaşananlar tam tersi mevcut uluslararası ekonomik sistemde dönüşümü daha da hızlandıracaktır. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/abd-israil-iran-savasinin-arka-plani-yeni-bir-uluslararasi-ekonomik-sistemin-tesisi-mi-1772622423.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GSYH nasıl böyle yükseldi?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/gsyh-nasil-boyle-yukseldi-12751</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/gsyh-nasil-boyle-yukseldi-12751</guid>
                <description><![CDATA[GSYH’de iki yıl üst üste aynı oranda artış oluyorsa bu durum büyümenin kaynağına dair tereddüt yaratır. Eğer kur enflasyonun gerisinde kalmaya devam ederse, dolar cinsinden büyüklük artışı sürebilir. Fakat bu artışın refaha bire bir yansıması söz konusu olmaz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğü açıklandı. Potansiyel büyüme oranı olarak kabul edilen yüzde 5’in altında. Buna karşılık, dalgalı bir yıl için makul sayılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sektörel dağılıma baktığımızda işler karışıyor: Tarım ve hayvancılık yüzde 8,8 küçülmüş. Aynı dönemde gıda fiyatları artmış. Arz yasasına göre bir malın arzı talebi karşılayamazsa fiyat yükselir. Bu nedenle tarımdaki küçülme ile gıda enflasyonu arasındaki bağ şaşırtıcı değildir. Hava koşulları etkili olabilir; ancak esas sorun uzun süredir biriken yapısal eksikliklerdir. Sanayi yüzde 2,9, inşaat ise yüzde 10,8 oranında büyümüş. Tarımın küçüldüğü, sanayide kapasite kullanım oranının düşük kaldığı, buna karşılık inşaatın çift haneli büyüdüğü bir ekonomi, büyümenin niteliği açısından soru işareti taşır. Kapasite kullanım oranları ve sanayi üretim endeksi zaten bu zayıflamayı önceden işaret ediyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdi gelelim verilerin arkasındaki gerçekleri değerlendirmeye. Bunu bir tablo üzerinden yapalım (tablo, TÜİK verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlanmıştır):</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEgw34is89TYjxZv-bEhxNmDbHWSW5O4JiUx1GhLkJtaHgIlEzQiL5TmCK0coGBxokMJZQPkbq4pif_2pNeT-WXqiyBuaVwW20nvQiFQCIIYB8gMHXh3-aAXVq6hjertZhpiFF-exODYOIWSgOJnYfQWpK496KqejV-lqwemThc5ur2TdSB3NQfQaCl5h1s=s16000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEgw34is89TYjxZv-bEhxNmDbHWSW5O4JiUx1GhLkJtaHgIlEzQiL5TmCK0coGBxokMJZQPkbq4pif_2pNeT-WXqiyBuaVwW20nvQiFQCIIYB8gMHXh3-aAXVq6hjertZhpiFF-exODYOIWSgOJnYfQWpK496KqejV-lqwemThc5ur2TdSB3NQfQaCl5h1s=s16000" style="height:94px; width:605px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2024’te GSYH nominal olarak yüzde 64,6 artmış. 2025’te artış yüzde 41,3. GSYH zımni deflatörünü arındırdığımızda büyüme oranları sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,6 oluyor. Teknik olarak tutarlı bir görünüm var. Asıl dikkat çekici olan dolar cinsinden GSYH: 2024’te dolar bazında artış yüzde 18. 2025’te de yüzde 18. Reel büyüme değişiyor, deflatör değişiyor ama dolar bazındaki artış oranı değişmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">GSYH Türk Lirası cinsinden ve cari fiyatlarla hesaplanır. Sonra ortalama kurla dolara çevrilir. Eğer enflasyon kur artışının üzerinde kalırsa, yerli para reel olarak değer kazanmış görünür. Son dönemde yüksek faiz politikası ve sermaye girişleri kur artışını sınırlarken, enflasyon görece yüksek kalmış ve bunun sonucu olarak dolar cinsinden GSYH hızla artmış görünüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Burada kritik soru şudur: Bu artışın ne kadarı üretimden, ne kadarı fiyat-kur ilişkisinden kaynaklanıyor? Dolar cinsinden GSYH’de iki yıl üst üste aynı oranda artış oluyorsa bu durum büyümenin kaynağına dair tereddüt yaratır. Eğer kur enflasyonun gerisinde kalmaya devam ederse, dolar cinsinden büyüklük artışı sürebilir. Fakat bu artışın refaha bire bir yansıması söz konusu olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslında mesele tam da burada düğümleniyor: Kurla büyüyen ekonomiyle üretimle büyüyen ekonomi aynı anlama gelmez.&nbsp; Asıl soru şudur: Büyüyor muyuz, yoksa yalnızca daha büyük mü görünüyoruz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu durum, yıllar önce izlediğim Tanrılar Çıldırmış Olmalı II filmindeki bir sahneyi hatırlatıyor. Sırtlan tarafından kovalanan çocuk, bulduğu bir ağaç parçasını başının üzerinde tutarak kendisini olduğundan büyük göstererek bir illüzyon yaratır. Sırtlan duraksar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">GSYH’deki bu hızlı artış eğer üretim ve verimlilik artışıyla desteklenmiyorsa, sadece ölçü biriminin yarattığı bir büyüklük etkisi olarak kalır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Not:</strong> Bu yazı yazarın izni ile mahfiegilmez.com'dan alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/gsyh-nasil-boyle-yukseldi-1772523702.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Birilerinin kanı, birilerinin kazancı</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/birilerinin-kani-birilerinin-kazanci-12742</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/birilerinin-kani-birilerinin-kazanci-12742</guid>
                <description><![CDATA[Sürecin etkilerini savaşın şiddeti ve süresi belirleyecek. İlk İran- İsrail veya ABD- Venezuella çatışmaları gibi kalırsa hafta başı çıldıracak olan piyasalar zamanda sakinleşip eski hallerine dönerler. Yoksa dünya ekonomik daralmasına kadar giden bir süreç başlayabilir. Ana soru; Rusya ve Çin ne yapacak?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Savaş;</strong> Evet, nihayet ABD destekli İsrail’in İran’ı vurma operasyonu başladı. Altın ve gümüş yatırımcısı uzun zamandır bunu bekliyordu. Kazançlarını katlayabilecekler artık. Acı ama gerçek. Birilerinin kanı birilerinin geliri. En masumundan insan karakteri artık bu halde. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump’ın vurmaktan başka çaresi de yoktu sanırım. Kendi kamuoyuna birlik olacak yeni düşman yarattı. Haftalardır çok büyük</span> <span style="color:#222222">askeri kuvveti Körfez’e yerleştirmişti. Uzmanlara göre bu gücün</span> <span style="color:#222222">dakikadaki maliyeti 28 bin dolar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump gümrük vergilerinden sonra yine kanunsuz olarak Senato kararı olmadan askeri hareket başlattı. Kendisine seçim kazandıran İsrail lobisine borcunu ödüyor. Bu işin sonunda tüm dünyayı değil de kendi başını yakar umarım. ABD vatandaşı sahte şeytana karşı birlik olmak yerine İsrail’in ve kendi çıkarlarının oyuncağı Trump’ı devirir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İran “Kontrolü elinizde olmayan bir süreci başlattınız” diye açıklama yaptı. Devrik Şah’ın oğlu “size söz verdiğim güzel günler yakında” diye kendine pay çıkardı. Trump, İran halkına “rejimi bombalayacağım ama onu devirmek sizin elinizde. Sokağa çıkın rejimi devirin” mesajı verdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Bazı İranlıların bombalanmayı sevinçle karşıladığı görüntüler düştü sosyal medyaya. Aynı durum Venezuella da olmuştu. Diktatör rejimler yandaşları dışındakilere nefes alma hakkı vermiyor. Seçimle değiştirme şansı da kalmayınca ülke muhalefetinin tek şansı ABD nin kendi ülkesini bombalaması. ABD son yıllarda bu senaryoyu işletiyor. Önce rejimin başındaki lideri güçlendiriyor, sonra vatandaşının yüzde yetmiş nefretini kazandırıyor. Sonra %70 muhalefeti kullanarak baştakini devirip ülkeyi ele geçiriyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Zaman?</strong> Sürecin etkilerini savaşın şiddeti ve süresi belirleyecek. İlk İran- İsrail veya ABD- Venezuella çatışmaları gibi kalırsa hafta başı çıldıracak olan piyasalar zamanda sakinleşip eski hallerine dönerler. Yoksa dünya ekonomik daralmasına kadar giden bir süreç başlayabilir. Ana soru; Rusya ve</span> <span style="color:#222222">Çin ne yapacak?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Hafta içi zaten Pakistan- Afganistan savaşına uyanmıştık. Burada birlik var. ABD, Çin, Rusya hemen Pakistan’a destek açıkladılar. Türkiye, BAE ve Azerbaycan’da tabi ki. Normal şartlarda Pakistan’ın kendi gücü ve arkasındaki devletlerin gücü ile Afganistan’ı bir hafta da geçip gitmesi gerek ama öyle olmayacağını herkes biliyor. Pakistan destekçisi ülkelerin geri planda Taliban’a ihtiyaçları var. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye;</strong> İktidarın yargı üzerinden siyaseti belirleme süreci devam ediyor. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi (CHP kurultay) ve İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi (İBB ihale)</span> <span style="color:#222222">dosyalarını birleştirilme talebi reddedildi. </span></span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dava öyle karışık hale gelecek ki, sonunda 1500 yıl mahkumiyet cezası çıksa kimse şaşırmayacak herhalde. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Hafta sonu Bolu Belediye Başkanı evinden alındı. Türkiye uyuşturucu, ihale, vergi kaçakçılığı, altın kaçakçılığı ile gündemde olan bir ülke oldu ama, bir tek baron evinden alınmadı. Çağrıldığında ifade</span> <span style="color:#222222">vermeye gidecek başkanlar ise sürekli sabahın köründe evinden alınıyor. Halkın seçtiği yerel temsilciler ya AKP ye geçiyor ya tutuklanıyor. Sonra diyolar ki “Artık Akpliler bile AKP ye oy vermeyecek”.</span> <span style="color:#222222">Sadece gülüyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Rezerv rezerv diyorlar. Bir önceki hafta İran gerginliği biraz salladı; MB</span> <span style="color:#222222">iki gün 7 milyar dolarında satış yaparak müdahale etti. Bu hafta yayınlanan MB verilerinde rezervlerdeki 6 milyar dolarlık azalış gözüküyor zaten. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Devalüasyon? </strong>Dövize sürekli müdahale ediyorlar. Rezervleri sürekli şişirmenin ne alemi var mesela. Sürekli ülkeye döviz giriyorsa bırakın döviz düşsün. Ya da bir önce ki hafta İran geriliminde olduğu gibi bırakın çıksın. Sürekli aylık olarak %1,5 civarında artan bir döviz olabilir mi Allah aşkına. Tüm dünyanın en istikrarlı ürünü USD/TL paritesi. Tamam bu durum oynaklığı engelliyor ve bir miktar güven sağlıyor. Ama, bu durum TL nin değerlenmesine yol açıyor, sıcak paraya davetiye çıkarıyor. Sıcak para demek, ani bir devalüasyon demektir her zaman. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">IMF, Türkiye raporunda TCMB nin faizi %48 e çıkarması gerektiğini iddia etmiş. %48 objektif bir değer midir? Hiç bir zaman bilemeyeceğiz. %100 gerçek olsa bile Türkiye’de faizler asla yukarı çıkamaz, ne olursa olsun düşmek zorunda. Türkiye’de ekonomiyi Ekonomi Bakanları filan değil bizzat Cumhurbaşkanı yönetiyor. Bakanlar piyon.</span> <span style="color:#222222">Yoksa 8 yıldır artan bir krizle uğraşıyor olmazdık. ABD nin adamı denen Kemal Derviş zamanında gelip 8 ayda krizi dindirmişti. 8 yıl oldu kriz her sene biraz daha derinleşiyor. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">20 Şubat 2026 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Yabancı Portföy;</strong> İlgili hafta bu senenin ilk eksisi yaşandı. Tahvillerde bir milyar dolara yakın satış olmuş. Hisse senetleri yine 400 milyon dolar artışta.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH;</strong> Kayde değer bir hareket ilgili haftada olmadı. Ama, altın etkisi filan yıl başına göre baktığınızda vatandaş döviz mevduatını 17 milyar dolar artmış, kurumlar 2 milyar dolar düşürmüş. Bu artışı sadece altın yükselişi diye okumak bana mantıklı gelmiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler;</strong> Her üç rezerv de ilgili hafta 6 milyar dolar civarında azalmış. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler;</strong> İki yıldır olduğu gibi üç haftalık hacimsel artışın ardından gelen eksi büyüme haftası yaşanmış. Mevduat ve kredi faizlerinde ise kayde değer bir değişim yok. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Savaş ile birlikte altın, gümüş gibi kıymetli emtiaya petrolde eşlik edeceğinden 140 puanı görebiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">Haftayı</span> <span style="color:#222222">44.03 TL civarından kapatırız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd; </strong>1.1780 ve 1.17 destek. 1,1925 direnç. 1.1780 desteği dayanıyor. Bu hafta da devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> 2025 yılı başından beri hedefim %3,91 diye yazıyorum. Geçen hafta %3.95 seviyesini gördük. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Geçen hafta; “13200 puana kadar gevşeme sürebilir” tahmininde bulunmuştum. 13500 puanı gördü. İran çatışması tüm dünya borsaları gibi Türkiye’yi de olumsuz etkileyecektir. 12200 puana kadar gevşeyebilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dolar bazında</span> <span style="color:#222222">3,01 dolar, 2.92</span> <span style="color:#222222">ve</span> <span style="color:#222222">2,86 dolar destek. Destekleri test etmesi olası. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>96,50 destek, direnç 98,50</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş; </strong>Geçen hafta; “İki senaryo var. 1-) Geçen hafta gördüğü 71,96 dipti. Bu hafta da yukarı gidecek. Bu haftayı yukarıda bitirmeyi garantilediği anda yeni pozisyon açılabilir. 2-) Bu hafta 86 dolardan düşmeye başlayacak ve bir ay gevşemeden sonra 65 dolarda tutunacak. İlk seçenek daha yüksek olasılık gibi duruyor” tahmininde bulunmuştum. İlk seçenek çalıştı sanırım. Önümüzdeki iki hafta içinde 121 doların üstüne atmak isteyecektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>Bu hafta yine 4975 dolar destek, yine 5600 dolar direnç. Dünya yangın yerine döndü hatta 3. Dünya Savaşı diyenler var. Altın ve gümüşte neler olacağını artık Allah bilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin; </strong>64700 dolar desteği dört</span> <span style="color:#222222">haftadır dayanıyor.</span> <span style="color:#222222">64700 dolar</span> <span style="color:#222222">destek, kırılırsa 53,300 dolar desteği var. 84800</span> <span style="color:#222222">dolar direnç.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Brent ve Ham petrol;</strong> Ee savaş çıktığına göre petrol para kazanılacak ucuz emtia durumunda. Brent petrolde 75,55 dolar direnç ama kolay kırılıcağını düşünüyorum. 86 dolar hedef.<br />
Ham petrolde ise; 77 dolar direnci oldukça güçlü. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/03/birilerinin-kani-birilerinin-kazanci-1772380943.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CDS priminin anlattıkları</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/cds-priminin-anlattiklari-12734</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/cds-priminin-anlattiklari-12734</guid>
                <description><![CDATA[2021’de faiz indirimleriyle birlikte “heterodoks” deney başlatıldı. Merkez Bankası bağımsızlığına dair tartışmalar derinleşti. Öngörülebilirlik kayboldu. CDS uzun süre 300 baz puanın üzerinde kaldı. Piyasa mesajını verdi: Güven yoksa fiyat yükselir. ... Türkiye’nin yeni deneylere değil, kurala; yeni sloganlara değil kurumsal güvene ihtiyacı var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Bir ülkenin riskini ölçmenin en kestirme yolu CDS primine bakmaktır. CDS (Credit Default Swap), borcun geri ödenmeme riskine karşı ödenen sigorta bedelidir. Güven artarsa düşer, güven azalırsa yükselir. Söylem değil, fiyat konuşur.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Risk arttıkça CDS yükselir. CDS yükseldikçe borçlanma maliyeti artar. Sonunda faturayı ya bütçe ya da vatandaş öder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CDS genellikle 5 yıllık borçlanmalar üzerinden ölçülür ve baz puan (bp) cinsinden ifade edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">100 dolarlık bir tahvilin CDS’i 200 bp ise, bu 2 dolarlık sigorta bedelidir. 300 bp düzeyi piyasalarda kritik eşik sayılır. Bu eiğin üzeri artık açık bir güven sorunudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye uzun süre bu eşik civarında seyretti. Ancak Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçiş sonrasında tablo belirgin biçimde değişti. Kurumsal denge ve denetim mekanizmalarının zayıflaması, ekonomi yönetiminde sık sık yön değişiklikleri ve para politikasına doğrudan müdahaleler risk algısını kalıcı biçimde bozdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEjNIxp4JMkNTgZWl6axVWwPDsNbk_frDcG3mN5p93jdKTPkdZ65YpsVtnWm8gW0YT4zN0q4Ve3dbGi222A54IBmsIRPGx5Ydg5iNaaqwj6BGMl2m-7-45OXQ2b31-krnRdMcfwG0wvu804kgspMTNB7UUhosFE6puQX8AMzCV-wZ_uqC7WqA3172JoNyRw=s16000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEjNIxp4JMkNTgZWl6axVWwPDsNbk_frDcG3mN5p93jdKTPkdZ65YpsVtnWm8gW0YT4zN0q4Ve3dbGi222A54IBmsIRPGx5Ydg5iNaaqwj6BGMl2m-7-45OXQ2b31-krnRdMcfwG0wvu804kgspMTNB7UUhosFE6puQX8AMzCV-wZ_uqC7WqA3172JoNyRw=s16000" style="height:246px; width:471px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2020’de pandemiyle birlikte CDS 643 baz puana kadar çıktı. Elbette pandemi küreseldi. Ama benzer şoku yaşayan birçok gelişmekte olan ülke risk primini bu ölçüde artırmadı. Farkı yaratan, içerideki kırılganlıklardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2021’de faiz indirimleriyle birlikte “heterodoks” deney başlatıldı. Merkez Bankası bağımsızlığına dair tartışmalar derinleşti. Öngörülebilirlik kayboldu. CDS uzun süre 300 baz puanın üzerinde kaldı. Piyasa mesajını verdi: Güven yoksa fiyat yükselir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2023 sonrasında daha rasyonel bir çerçeveye dönüş sinyali verildi. Faiz artırımları ve sıkılaşma adımları CDS’i 200 baz puana doğru indirdi. Bu, politikanın değil güvenin fiyatlandığını gösteriyordu. Ancak son dönemde yeniden yukarı yönlü bir eğilim var. Demek ki güven henüz kurumsal zemine oturmuş değil; kişilere ve konjonktüre bağlı kalıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Karşılaştırma için Brezilya’ya bakalım. 2016’dan itibaren daha öngörülebilir mali ve para politikaları uyguladı. Hukuki çerçeve ve kurumsal işleyişte ani kırılmalar yaşanmadı. Pandemi dışında CDS çoğunlukla 300 baz puanın altında kaldı ve düşüş eğilimini sürdürdü. Risk algısı kalıcı olarak aşağı çekildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasa ideolojiye değil kurala bakar. Teknik konularda karar alıcı olarak bağımsız kurumlar görmek ister. Tutarlı siyaset ister. Hukuki güvence ister.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel sektör ve kamu kesiminin dış borç ihtiyacının arttığı bir dönemde yüksek risk primi, daha ağır faiz yükü demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Faiz yükünü düşürmek istiyorsak kurumsal erozyonu durdurmamız, hukuki belirsizliği kaldırmamız, teknik konulara siyasal müdahaleden vazgeçmemiz gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin yeni deneylere değil, kurala; yeni sloganlara değil kurumsal güvene ihtiyacı var.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Not:</strong> Bu yazı yazarın izni ile mahfiegilmez.com dan alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/cds-priminin-anlattiklari-1772260961.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç Kritik Gösterge</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/uc-kritik-gosterge-12725</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/uc-kritik-gosterge-12725</guid>
                <description><![CDATA[Reel sektörün artan döviz açığı ile kısa vadeli dış borç stoku birlikte değerlendirildiğinde, yüksek faiz – düşük kur politikasının yarattığı kırılganlık daha net görülmektedir. Türkiye bugün yüksek faizle zamanı satın alıyor. Ancak zaman satın almak, sorunu çözmek demek değildir. Eğer yapısal reformlar gecikirse, bugün yönetilebilir görünen riskler yarın yönetilemez hale gelebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel Sektörün Döviz Pozisyon Açığı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Açık pozisyon ya da pozisyon açığı; döviz, altın, menkul değer gibi finansal araçlar üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan kısmı için kullanılan bir ifadedir. Herhangibir kurumun 1 milyon dolar değerinde döviz varlığı varken 2 milyon dolar değerinde de kredi borcu varsa 1 milyon dolarlık açık pozisyonu var demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">2025 yılsonu itibarıyla Türk reel kesim şirketlerinin (finans kesimi şirketleri dışında kalan şirketler) durumu aşağıdaki tabloda gösteriliyor (tablo, TCMB, EVDS verileri kullanılarak tarafımızdan hazırlanmıştır):</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEiP11Ffj3SJsz9_-ToAXbXI2AUCd05S6ntSEmm-uxDwAS8YxChrwl7or8eJ0bRbM3pV6YhMolWZraqEnju6MT6XE4ygHXVwTV2sLSNDd-HuDnAfiuqPa9j7zkSDsTkjJzVUxJTcOsECGlmZr7f5IznksFV0dPBQg0Y_w5Gn7KgQxY1ajgNsbjtLsDnqgGk=s16000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEiP11Ffj3SJsz9_-ToAXbXI2AUCd05S6ntSEmm-uxDwAS8YxChrwl7or8eJ0bRbM3pV6YhMolWZraqEnju6MT6XE4ygHXVwTV2sLSNDd-HuDnAfiuqPa9j7zkSDsTkjJzVUxJTcOsECGlmZr7f5IznksFV0dPBQg0Y_w5Gn7KgQxY1ajgNsbjtLsDnqgGk=s16000" style="height:161px; width:425px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Tablo reel kesim şirketlerinin döviz pozisyon açığının giderek ciddileştiğini ortaya koyuyor. 2023’de 70 milyar dolar olan açık 2025 sonunda 2,7 kat artarak 188,5 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Bu olumsuz tablonun nispeten olumlu yanı net kısa vadeli döviz pozisyonunun hala artı olması yani kısa vadeli döviz varlıklarının kısa vadeli döviz yükümlülüklerinden fazla olması. Bura da da yıllar itibarıyla gerileme olması dikkat çekici.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Reel kesim şirketlerinin net döviz pozisyon açığı 2023’den itibaren niçin artıyor? Bunun başlıca üç nedeni olduğunu düşünüyoruz: (1) Enflasyonu düşürmek için faizlerin yüksek tutulması şirketlerin içeriden borçlanmasının maliyetini artırdı. (2) Bankalara getirilen kredi artış limitleri reel kesim şirketlerinin yurt içinden borçlanmasını zorlaştırdı. (3) Kurun, yüksek faizle baskılanarak enflasyonun altında tutulması dövizle borçlanma korkusunu nispeten azalttı ve teşvik etti.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Enflasyonla mücadele için kredilere tavan getirilmesi, bugün sanki yeni bir uygulamaymış gibi makro ihtiyati önlem adıyla anılsa da eski bir yöntemdir. Etkilidir ama uzun süreli uygulanırsa bu tür sorunlar yaratması kaçınılmaz olur. O nedenle süreyi fazla uzatmamakta yarar var.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Vadesine Bir Yıldan Az Kalmış Olan Dış Borç Stoku</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Vadesine bir yıldan az süre kalmış olan dış borç stoku bir ülkenin borç sıkışmışlığının göstergesidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2025 yılsonu itibarıyla Türkiye’nin vadesine bir yıldan az süre kalmış borç stokunun borçlulara göre dağılımı şöyledir (Tablo, TCMB, EVDS kısa vadeli dış borç istatistikleri kullanılarak tarafımızdan hazırlanmıştır):</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEi4LYrjoqxfr8iGZ261IO14ml2rmACrEmD7H9sUrI36JjUq2vtWxPeyO_dZ0zF0818RzFPagNWecwUiPMlN10sD0bicRDmLPEl1d7iRsovjTB4e_e3cTXFcRZKbtXisvmmOEoU7jNdxwuq2PJFN1To6w3-DyGwakCqVMdUSmCW5iZHxNhYwlBT-AuuEoUI=s16000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEi4LYrjoqxfr8iGZ261IO14ml2rmACrEmD7H9sUrI36JjUq2vtWxPeyO_dZ0zF0818RzFPagNWecwUiPMlN10sD0bicRDmLPEl1d7iRsovjTB4e_e3cTXFcRZKbtXisvmmOEoU7jNdxwuq2PJFN1To6w3-DyGwakCqVMdUSmCW5iZHxNhYwlBT-AuuEoUI=s16000" style="height:144px; width:485px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son üç yılda vadesine bir yıldan az süre kalmış olan dış borç stokunun kendi yapısı içinde bazı değişiklikler olmakla birlikte genel toplamda çok önemli değişiklik olmuyor. Türkiye son üç yıldır her yıl 220 milyar doların üzerinde bir dış borç miktarını yeni borçlanmalarla çevirebiliyor. Bu durumda endişe edecek bir şey yoktur diyebilir miyiz? Diyemeyiz çünkü ekonominin herhangi bir yerinde çıkabilecek bir sıkıntı hemen buralara yayılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">O nedenle bu borç stokunu orta – uzun vadeye çevirmeye çalışmak gerekir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüksek Faiz / Düşük Kur / Carry Trade Üçlüsü</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye, 2021 yılı Eylül ayında tarihinin en ciddi ekonomi politikası hatalarından birisi olan enflasyon yükselirken art arda faiz düşürme operasyonuyla sistemi çökme aşamasına getirdikten sonra faizleri yükseltti. Faizler yükselince yurt içinde sahip oldukları döviz mevduatından sıfıra yakın faiz alan YP mevduat sahipleri dövizlerini bozdurup Türk Lirası mevduata ya da yatırım fonlarına döndüler. Bunlara ek olarak yabancılar da yurt dışından düşük faizlerle borçlanıp paralarını Türkiye’ye getirip Türk Lirası mevduata, yatırım fonlarına, hisselere, tahvillere yatırdılar. Bu kadar yüksek döviz girişi kuru baskıladı ve kurlar, enflasyonun üçte ikisinden fazla artmaz oldu. Bunu sayısal bir örnekle açıklayalım:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">100.000 dolarını Türkiye’ye getirip 43 USD/TL kuruyla bozduran bir kişi düşünelim. Bu kişinin eline 4.300.000 lira geçer. Bu kişinin aynı gün bu parayı yüzde 40 brüt (yüzde 33 net) faiz ve bir yıl süreyle bankaya TL mevduat olarak yatırdığını varsayalım. Yılsonunda bu kişinin eline 1.419.000 TL faiz geliri geçer ve toplam parası (anapara + faiz) 5.719.000 lirası olur. Parayı bankaya yatırdığı tarihte 43 TL olan kurun vade dolduğu gün 50 TL olduğunu ve bu kurdan parasını tekrar dolara çevirip (5.719.000 / 50 =) eline geçen 114.380 doları ülkesine götürdüğünü varsayalım. Bu durumda bu yatırımcı bir yılda yüzde 14,4 dolar faizi kazanmış olmaktadır. Böyle bir faiz kazancı dünyanın hiçbir yerinde yok. Nitekim HSBC Bankası yayınladığı son strateji raporunda, Güney Afrika randı ve Orta Avrupa para birimlerinin çekiciliğinin azaldığı bugünkü ortamda, Türk Lirasının bölgenin en dikkat çekici “carry trade” fırsatı haline geldiğini açıklıyor.&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gerek yerli döviz sahiplerine gerekse yabancı yatırımcılara bu kadar büyük bir faiz getirisi sunulması kısa sürede durumu düzeltmek için yapılabilir. Bu süre bir yılı aşmamalıdır, aksi takdirde herkesin beklentisi buna göre biçimlenir. Türkiye bu getiri iki buçuk yıldan daha uzun bir süreden beri ödüyor. Bunun devam ettirilmesinin iki büyük sakıncası var: (1) Ülkenin varlıkları bu tür carry trade ödemeleriyle dışarıya ya da döviz sahiplerine aktarılıyor. (2) Türkiye’ye borç verenler, portföy yatırımı yapanlar bu yüksek getiriye alıştığı için getiri azaldığında gelmemek üzere çıkıp gidebilirler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öte yandan gerek yurt içi yatırımcıların dövizden dönerek Türk Lirası hesaplara geçmesi ve gerekse yurt dışı yatırımcıların carry trade yoluyla döviz getirmesiyle yükselen döviz rezervleri bu yüksek faizi siyasal iktidar açısından bağımlılık haline getirmekte ve dolayısıyla bu kısır döngüyü tersine çevirme çabasının sürekli ertelenmesine yol açmaktadır. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Değerlendirme</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel sektörün artan döviz açığı ile kısa vadeli dış borç stoku birlikte değerlendirildiğinde, yüksek faiz – düşük kur politikasının yarattığı kırılganlık daha net görülmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye bugün yüksek faizle zamanı satın alıyor. Ancak zaman satın almak, sorunu çözmek demek değildir. Eğer yapısal reformlar gecikirse, bugün yönetilebilir görünen riskler yarın yönetilemez hale gelebilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/uc-kritik-gosterge-1772173114.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baharı bekleyen rakamlar</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/bahari-bekleyen-rakamlar-12722</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/bahari-bekleyen-rakamlar-12722</guid>
                <description><![CDATA[Netice itibarıyla; Şubat, ekonomide baharı müjdeleyen bir ay değil, aksine kışın ne kadar süreceğini gösteren bir "sabır testi" ayı olacak. Vatandaş için etiketlerin sakinleşmesi en büyük öncelik iken, ekonomi yönetimi için "itibar ve güven" yönetimi her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor. Geminin rotası belli, ama deniz Şubat ayında beklendiğinden biraz daha dalgalı olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ekonomi yönetimi, piyasa oyuncuları ve geçim derdindeki milyonlar için Şubat ayı, takvimde sadece 28 günden ibaret kısa bir sayfa değil; 2026 yılının dezenflasyon rotasının ne kadar "gerçekçi" olduğunu test eden devasa bir laboratuvar niteliği taşıyor. 2025 yılının ikinci yarısında yakalanan o nispeten sakin hava, Ocak ayında yaşadığımız ve "ocak ayı etkisi" olarak adlandırılan yüzde 4,84’lük sıçramayla sarsıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Şimdi gözler, Mart’ın ilk haftasında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanacak olan Şubat verilerine kilitlenmiş durumda. Ancak bu kez mesele sadece bir veri seti değil; bu veri, ekonomi yönetiminin "enflasyon düşüyor" söyleminin altının ne kadar dolu olduğunu, piyasanın bu söyleme ne kadar kredi tanıdığını ve sokağın bu sürece ne kadar tahammülü kaldığını gösterecek. Masadaki rakamlar sadece ekonomistlerin kristal küreleri olan Excel tablolarını mı ilgilendiriyor, yoksa bir noktada sokağın, pazarın ve mutfağın gerçeğiyle el sıkışabilecek mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Beklentilerin Savaşı – yüzde 2,54 mü, yüzde 3 mü?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ekonomide "beklenti yönetimi", bazen rakamların kendisinden bile daha kritiktir. Merkez Bankası’nın son Piyasa Katılımcıları Anketi, Şubat ayı için aylık TÜFE artışı beklentisini&nbsp;yüzde 2,54&nbsp;olarak sabitledi. Bu rakam, "Ocak geçti, fırtına dindi, şimdi durulma zamanı" mesajı veriyor. Ancak piyasanın daha temkinli aktörleri, özellikle gıda ve hizmetler sektöründeki "yapışkanlık" faktörünü masaya koyarak bu oranın yüzde 3 bandına&nbsp;dayanabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Yıllık bazda tablo daha da grileşiyor. Ocak ayında yüzde 30,65 seviyesinde dengelenen yıllık enflasyonun, Şubat’taki baz etkilerinin zayıflaması ve beklenen aylık artışla birlikte&nbsp;yüzde 31’in üzerine&nbsp;hafif bir tırmanış yapması artık kaçınılmaz görünüyor. Dezenflasyon sürecinde bu tür "kısa süreli molalar" teorik olarak normal karşılanabilir. Ancak asıl tehlike, bu molanın kalıcı bir "direnç" noktasına dönüşmesi ve yüzde 30 seviyesinin bir "taban" haline gelmesidir. Eğer Şubat verisi yüzde 3'ü geçerse, piyasada "enflasyon katılaşıyor mu?" korkusu başlayacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Masadaki Üç Büyük Risk ve Görünmeyen Dinamikler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Şubat enflasyonunu sadece tek bir veri seti olarak okumak, ormanı tek bir ağaç üzerinden tarif etmeye benzer. Bu ayın verisini şekillendiren, birbiriyle iç içe geçmiş üç temel katman var:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">1. Gıda ve Mevsimsellik</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Olumsuz hava koşullarının etkisiyle Ocak ayında hızlanan gıda fiyatları, Şubat’ta da henüz tam olarak sönümlenmiş değil. Tarla ile raf arasındaki o meşhur ve bir türlü kapatılamayan makas, nakliye maliyetlerindeki artış ve enerji kalemlerindeki dolaylı yansımalarla birleşince mutfak enflasyonu beklentileri yukarı çekmeye devam ediyor. Taze meyve-sebze grubundaki fiyat oynaklığı, sadece mevsimsel bir geçiş değil, aynı zamanda tarımsal üretim maliyetlerinin artık fiyata tamamen yansıdığının bir kanıtı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">2. Hizmet Enflasyonunun "İnadı"</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Kira, eğitim, sağlık ve dışarıda yeme-içme... Bu kalemlerdeki fiyat artışları, mal grubuna (beyaz eşya, tekstil vs.) göre çok daha yavaş geriliyor. Hizmet sektörü, doğası gereği "geriye doğru bakarak" fiyat belirleyen bir yapıya sahip. Yani bugünün fiyatı, geçmişin enflasyonu ve geleceğin korkusuyla harmanlanıyor. Hizmet sektöründeki bu yapışkanlık, Merkez Bankası'nın faiz indirim senaryolarını da Mart ve Nisan ayları için daha "temkinli" bir zemine itiyor. Eğer bir lokantadaki menü fiyatı ayda iki kez değişiyorsa, orada para politikasının aktarım mekanizmasında bir tıkanıklık var demektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">3. Beklenti Farklılaşması</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Piyasa katılımcıları yıl sonu enflasyonunu&nbsp;yüzde 24,1civarında görürken, hanehalkı anketleri hâlâ&nbsp;%48-50&nbsp;bandında geziniyor. Bu devasa uçurum, ekonomi politikaları için en büyük riski oluşturuyor. Çünkü vatandaş "yarın daha pahalı olacak" diye inanmaya devam ettikçe, tüketimini öne çekiyor ve bu talep enflasyonu besliyor. Sokaktaki insanın "zammın duracağına dair" algısı kırılmadıkça, faiz silahı tek başına yeterli gelmiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Para Politikası – "Bekle-Gör" mü, "Harekete Geç" mi?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Merkez Bankası, Ocak ayında yaptığı faiz indirimiyle piyasaya bir "normalleşme" sinyali vermişti. Ancak Şubat verisinin "piyasa dostu" gelmemesi, yani yüzde 2,5’in üzerinde bir sapma göstermesi, Mart toplantısında atılacak adımların elini kolunu bağlayabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Genel kanısı, TCMB'nin 12 Mart'taki toplantıda&nbsp;<strong>100 baz puanlık</strong>&nbsp;bir indirim yapabileceği yönündeydi. Ancak Şubat enflasyonu eğer yüzde 3 ve üzerini test ederse:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu indirim ya&nbsp;<strong>pas geçilecek</strong>,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ya da piyasaya "şahin" bir metinle beraber&nbsp;<strong>sembolik</strong>&nbsp;bir indirim sunulacaktır.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Şu anki konjonktürde Merkez Bankası'nın en büyük lüksü "sabır" gibi görünse de, piyasa faizleri ile politika faizi arasındaki dengeyi korumak zorundalar. Sıkı para politikasının reel sektör üzerindeki daraltıcı etkisi ile enflasyonla mücadele arasındaki ince çizgi, Şubat verisiyle daha da netleşecek. Tüm bunlara bir dipnot düşmek gerekirse de; Merkez Bankası faiz indirirse pek de doğru hamle yapmış olmayacaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Toplumsal Yansımalar ve "Psikolojik Enflasyon"</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Enflasyon sadece matematiksel bir artış değil, aynı zamanda toplumsal bir aşınmadır. Şubat ayı itibarıyla hanehalkı bütçelerinde en büyük baskıyı hisseden kesim, sabit gelirliler olmaya devam ediyor. 2026 yılı için belirlenen yeni hedefler, vatandaşın cebindeki alım gücüyle kıyaslandığında oldukça iyimser kalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Buradaki en büyük tehlike, "enflasyon ataleti"dir. İnsanlar bir kez yüksek enflasyon ortamına alıştığında, fiyat artışlarını kanıksamaya başlar. Ekonomi yönetiminin Şubat verisiyle beraber bu kanıksamayı yıkması gerekiyor. "Fiyatlar artmıyor, sadece hızı yavaşladı" argümanı, market kasasında geçerli olan bir savunma değil maalesef.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Sabır Testi mi, Dönüm Noktası mı?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Şubat ayı enflasyonu, 2026’nın geri kalanı için bir "nirengi noktası" olacak. Eğer beklentiler dahilinde, yüzde 2,5 civarı ve hatta altında bir artış gelirse, dezenflasyon hikayesinin rayında olduğu teyit edilecek; piyasalar nefes alacak, yabancı sermaye girişi ivme kazanacak ve "bahar" gerçekten hissedilmeye başlanacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ancak verinin bu sınırları aşması ve yıllık bazda yüzde 31'li seviyelerde kalıcılık sinyali vermesi, revize edilmiş yıl sonu hedeflerini ciddi anlamda zora sokacaktır. Bu da ekonomi yönetimi için yeni bir "iletişim kazası" ve güven kaybı riskini beraberinde getirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Netice itibarıyla; Şubat, ekonomide baharı müjdeleyen bir ay değil, aksine kışın ne kadar süreceğini gösteren bir "sabır testi" ayı olacak. Vatandaş için etiketlerin sakinleşmesi en büyük öncelik iken, ekonomi yönetimi için "itibar ve güven" yönetimi her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor. Geminin rotası belli, ama deniz Şubat ayında beklendiğinden biraz daha dalgalı olabilir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/bahari-bekleyen-rakamlar-1772128278.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD ile İran savaşının Türkiye ekonomisine olası etkileri</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-ile-iran-savasinin-turkiye-ekonomisine-olasi-etkileri-12712</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/abd-ile-iran-savasinin-turkiye-ekonomisine-olasi-etkileri-12712</guid>
                <description><![CDATA[Olası bir savaşta, Türkiye diplomatik arabulucu rolü üstlenerek jeopolitik konumunu güçlendirebilir ve enerji koridoru olarak stratejik önemini artırabilir. Ayrıca savunma sanayii ihracatında artış görülebilir. Ancak genel çerçevede değerlendirildiğinde, ABD–İran savaşı Türkiye ekonomisi için kısa vadede enflasyon, cari açık ve finansal istikrar açısından risk artırıcı bir gelişme olur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ABD ile İran arasında çıkabilecek olası bir savaş, Türkiye ekonomisini öncelikle enerji fiyatları üzerinden etkiler. İran küresel petrol arzında önemli bir aktördür ve çatışma durumunda arz kesintisi riski oluşur. Bu da uluslararası petrol fiyatlarını, özellikle Brent petrol fiyatını yukarı çeker. Türkiye net enerji ithalatçısı olduğu için petrol fiyatlarındaki artış doğrudan enerji faturası üzerinden üretim maliyetlerini artırır ve enflasyon üzerinde baskı oluşturur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Enerji fiyatlarındaki yükseliş cari açığın artmasına neden olur. Türkiye’nin enerji ithalatı için daha fazla döviz ödemesi gerekir ve bu durum döviz talebini artırarak Türk lirası üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Aynı zamanda küresel yatırımcılar jeopolitik risk dönemlerinde gelişmekte olan ülkelerden çıkış yapma eğilimindedir. Bu süreçte risk primleri yükselir ve finansman maliyetleri artar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Finansal piyasalar da bu tür bir savaşa duyarlıdır. Jeopolitik gerilim arttığında Borsa İstanbul’da dalgalanma ve satış baskısı görülebilir. Özellikle bankacılık, ulaştırma ve enerji yoğun sektörler olumsuz etkilenebilir. Buna karşılık savunma sanayi şirketleri görece daha az etkilenebilir ya da pozitif ayrışabilir. Genel olarak yatırımcı davranışı “riskten kaçış” yönünde olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Dış ticaret açısından bakıldığında, Orta Doğu’da yaşanacak bir savaş bölgesel ticaret yollarını ve lojistik maliyetlerini etkileyebilir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek güvenlik sorunları küresel navlun fiyatlarını artırabilir. Türkiye’nin Irak ve Körfez bölgesiyle olan ticareti dolaylı olarak zarar görebilir. Bu durum ihracat performansını ve dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Turizm sektörü de risk algısından etkilenir. Türkiye doğrudan savaşın tarafı olmasa bile bölgesel güvenlik algısının bozulması Avrupa ve Rusya’dan gelen turist talebini geçici olarak azaltabilir. Hizmet gelirlerindeki düşüş cari açığı daha da artırabilir ve büyüme üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle yaz sezonuna denk gelen bir gerilim ekonomik etkileri büyütebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bununla birlikte, bazı dolaylı fırsatlar da ortaya çıkabilir. Türkiye diplomatik arabulucu rolü üstlenerek jeopolitik konumunu güçlendirebilir ve enerji koridoru olarak stratejik önemini artırabilir. Ayrıca savunma sanayii ihracatında artış görülebilir. Ancak genel çerçevede değerlendirildiğinde, ABD–İran savaşı Türkiye ekonomisi için kısa vadede enflasyon, cari açık ve finansal istikrar açısından risk artırıcı bir gelişme olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/abd-ile-iran-savasinin-turkiye-ekonomisine-olasi-etkileri-1772040281.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öğrenilmiş çaresizlik</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/ogrenilmis-caresizlik-12708</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/ogrenilmis-caresizlik-12708</guid>
                <description><![CDATA[Çaresizlik bir sonuç değildir; çoğu zaman bilinçli olarak beslenen bir alışkanlıktır. Sizce toplum olarak en çok hangi alanda 'başka çare yok' yanılsamasına hapsolmuş durumdayız? Siyasette mi, ekonomide mi, hukukta mı yoksa kendi bireysel gelişimimizde mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Psikolojide öğrenilmiş çaresizlik, kişinin tekrar eden olumsuz deneyimler sonucunda çabasının sonucu değiştirmeyeceğine inanmasıyla ortaya çıkan ruh hâlini tanımlamak için kullanılan iki kavramdır. Özellikle Martin Seligman’ın çalışmalarıyla literatüre giren öğrenilmiş çaresizlik kavramı, bireyin denetleyemediğini düşündüğü durumlar karşısında zamanla deneme ve mücadele etme isteğini yitirmesini açıklar. Kişi, bir konuda sürekli uğraştığı hâlde başarısız olmuş ve bu başarısızlığı değiştiremeyeceğine kendini inandırmışsa, sonucu baştan kabullenmiş demektir. Bu kabullenişin doğal sonucu ise çoğu zaman çaba göstermeyi bırakmaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örneğin okulda bir öğretmenin kendisiyle uğraştığına ve onu sınıfta bırakmaya çalıştığına inanan bir öğrenci, o derse çalışmayı bırakabilir ve gerçekten sınıfta kalabilir. Böylece başlangıçtaki inancı kendi sonucunu üretmiş olur. Öğrenci bu durumda ailesini öğretmenin kendisiyle uğraştığı konusunda ikna etmeye çalışabilir; hatta bunda başarılı da olabilir. Benzer bir durum iş hayatında da görülebilir. Yöneticisinin kendisiyle uğraştığını düşünen bir çalışan zamanla motivasyonunu kaybeder, performansı düşer ve bu süreç işten çıkarılmasına kadar gidebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Elbette bazı durumlarda gerçekten öğretmenin ya da yöneticinin haksız tutumu söz konusu olabilir. Bu tür örnekler başka bir sorunun, örneğin mobbingin, konusudur. Burada üzerinde durduğumuz mesele, kişinin kendi başarısızlığının nedenini sistemli biçimde dış etkenlere bağlama ve böylece kendi etki alanını göz ardı etme eğilimidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan kişilerde hayata karşı ilgi kaybı, özgüven eksikliği, karar verme güçlüğü, dikkat ve algı sorunları görülebilir. Uzun süre devam ettiğinde bu tablo depresyonla iç içe geçebilir. Kişi kendi başına bu döngüyü kıramıyorsa psikolojik destek ve terapi önemli bir çıkış yolu olabilir. Çünkü temel mesele, “nasıl olsa değişmez” inancının sorgulanması ve bireyin yeniden etki gücü olduğunu deneyimlemesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu durum yalnızca bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de ortaya çıkabilir. Belirli alanlarda başarısız olan siyasal iktidarlar, bu başarısızlıkları kendi politika tercihlerinde aramak yerine “dış güçler”, “lobiler” ya da başka dış aktörlere bağlayabilirler. Bu açıklama biçimi, öğrencinin başarısızlığını tamamen öğretmenin kötü niyetine bağlamasından özünde çok farklı değildir. Eğer öğrenci ailesini buna ikna etmişse, bir sonraki yıl farklı bir öğretmenle karşılaştığında gerçeklik daha net ortaya çıkabilir. Toplumsal düzeyde ise bu durum çok daha uzun süre fark edilmeyebilir; çünkü algı yönetimi ve siyasal iletişim, bireysel örneklere göre çok daha güçlüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomide bunun çeşitli örnekleri görülebilir. Enflasyon sorununu çözemeyen bir siyasal iktidar, uyguladığı politikaların doğruluğunu tartışmak yerine sorunu “faiz lobisi” gibi dış bir aktöre bağlamayı tercih edebilir. Toplumun bir kesimi, özellikle ekonomik ilişkilerin karmaşıklığı konusunda yeterli bilgiye sahip değilse, bu açıklamayı benimseyebilir. Daha sonra farklı sorunlar ortaya çıktığında siyasal iktidar bu kez “esnafın açgözlülüğü” gibi yeni gerekçeler öne sürebilir. Oysa ekonomik sorunlar çoğu zaman para politikası tercihleri, hukukun üstünlüğü, kurumsal güven, demokrasi standartları ve beklenti yönetimi gibi çok boyutlu etkenlerin sonucudur. Bu ilişkileri anlatmak ve anlamak zordur; buna karşılık basit ve kişiselleştirilmiş açıklamalar çok daha kolay kabul görür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütün bunların sonucunda, toplumun önemli bir kesiminde sorunların çözülemeyeceğine dair kabullenilmiş bir çaresizlik oluşabilir. “Nasıl olsa değişmez” düşüncesi yaygınlaştığında, hem bireysel hem de kolektif düzeyde çaba azalır. Oysa öğrenilmiş çaresizliğin panzehiri, küçük de olsa değişimin mümkün olduğunu gösteren deneyimlerdir. Birey için bu, yeniden denemek ve sorumluluk alanını genişletmek anlamına gelirken; toplum için şeffaflık, hesap verebilirlik ve eleştirel düşüncenin güçlenmesi anlamına gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İşin en çarpıcı tarafı şudur: Çaresizlikten çıkış yolunu gösterenler en büyük tepkiyi yine çaresizliğe teslim olmuş kesimlerden görür. Çünkü çözüm, konfor alanını bozar. Çözüm, “suçlu dışarıda” masalını bitirir. Çözüm, sorumluluğu içeri taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sürekli dış güçlerden, lobilerden, gizli odaklardan söz eden bir siyasal dil aslında yalnızca başarısızlığı örtmez; topluma şunu öğretir: “Siz hiçbir şeyi değiştiremezsiniz.” Bu, bir yönetim biçimi hâline gelmiş çaresizliktir. İnsanlara özne olmayı değil, mağdur olmayı öğretir. Mağduriyet ise sorumluluktan daha kolaydır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çaresizlik bulaşıcıdır. Önce bireye geçer, sonra topluma. Hata kabul edilmediği her gün, sorun biraz daha derinleşir. Özür dilenmeyen her yanlış, yeni bir yanlışın zeminini hazırlar. Çünkü hesap vermeyen zihin, kendini düzeltme ihtiyacı duymaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik kriz yaşayan, hukuk düzeni sürekli zayıflayan, demokrasisi ivme kaybeden ve buna karşın politikasını tartışmak yerine düşman listesini güncelleyen bir toplum sorunlarını çözemez. Kader gibi sunulan şey ise çoğu zaman tercihlerden ibarettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sık rastladığımız bir durum algı bozulmasının önderliğinde ortaya çıkan öğrenilmiş çaresizlik için iyi bir örnektir: Geçim sıkıntısında olan bazı kişilere mikrofon tutulduğunda mevcut ekonomik durumu yerden yere vursalar da söyleşinin sonunda "bundan iyisi olmaz" diyerek yine aynı siyasal iktidarı destekleyeceklerini söylüyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çaresizlik bir sonuç değildir; çoğu zaman bilinçli olarak beslenen bir alışkanlıktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sizce toplum olarak en çok hangi alanda 'başka çare yok' yanılsamasına hapsolmuş durumdayız? Siyasette mi, ekonomide mi, hukukta mı yoksa kendi bireysel gelişimimizde mi?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Not: Yazarın izni ile kendi sitesinden alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/ogrenilmis-caresizlik-1772004931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Schrodinger’in Müfettişi:  Türkiye’de yaşamanın kuantum mekaniği</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/schrodingerin-mufettisi-turkiyede-yasamanin-kuantum-mekanigi-12706</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/schrodingerin-mufettisi-turkiyede-yasamanin-kuantum-mekanigi-12706</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk Savaşla birlikte başlayan ve hala süren tahakkümün tercihlerinin ülkeyi getirdiği hali anlamakta zorluk çekiyorsanız Niels Bohr’un şu sözünü aklınızda tutun "Kuantum mekaniği sizi derinden şok etmediyse, henüz anlamamışsınız demektir."]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1990’ların başında Türkiye’de sosyal bilim mezunları için en popüler meslek banka müfettişliğiydi. Zamanın ruhu bu mesleği dönüştürdü. Bugün müfettişlerin şehir şehir dolaşıp şubelerde en az bir ay kalmasına gerek yok. Üstat, çömez, tertip gibi hitaplar eski usul müfettişlerin bildiği ölü bir dilin kelimeleri.Erkek egemen bir meslek olan teftiş, cinsiyetten bağımsızlaştı. Bankacılığı kadınların erkeklerden daha iyi yaptığına dair inancım, hele bugünün şartlarında teftişi de kadınların çok daha başarılı yapacağına dair kuşkuyu ortadan kaldırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Benim müfettişlik zamanımda yılın altı ayı “turne” denen merkez dışı teftişle geçerdi. O dönemde eviniz otele dönüşürdü. Yukarılardan destekli değilseniz, yaklaşık 7-8 yıl süren bu dönemde yılın yarısını evinizden uzak geçirirdiniz. Her işte olduğu gibi teftişte de mavi kan geçerliydi; bazı müfettişler turnenin yolunu pek bilmez, Genel Müdürlük civarında görev alır, ev sıcaklığından uzak kalmazdı.Bu az sayıdaki ayrıcalıklıyı kenara koyunca, eski usul teftişin özü turneydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Turne ise otel demekti.Türkiye sathına yayılan şubeleriyle “karlı yerlerde” de var olan bir bankanın çalışanı olarak, ülkenin dört bir yanında teftiş yaptım. Kaldığım oteller arasında Malatya Büyük Otel, Antakya Orontes Otel, Sakarya Elmas Otel, Sapanca Turban Otel de vardı. Bu otellerin ortak yönü depremlerde yıkılmış olmalarıydı. Sapanca’daki otelde depremi sadece iki ayla kaçırdım. Diğerleri ise benim kalmamın üzerinden uzun yıllar sonra enkaza döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bunların hepsi şehrin en çok tutulan otelleriydi; yoksa müfettişler oralarda kalmazdı. Banka faturaları öderdi, prestij önemliydi. Müfettiş sıradan otelde kalınmazdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Daha önce kaldığın bir binanın depremde yerle bir olduğunu duymak hoş bir his değil. Bu bana Schrödinger’in kedisi deneyini anımsatıyor: Kutu kapalıyken kedi hem ölü hem canlıdır; kutu açıldığında ya ölü ya canlı çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kuantum fiziğinin bu karmaşıklığını, yıkılan otellerde günlerini ve gecelerini geçiren bir banka müfettişine uyarlayabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye finans tarihini kentleşme tarihinin ve tektonik tarihini yan yana koyduğunuzda, kuantumun bütün parçaları bir araya geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Süleyman Demirel gibi bir mühendisin 1999 depreminden sonra ülkeye ilk defa gelmiş turist misali “Memleketin altı çürükmüş” demesini hatırlarsınız. 1960’lardan 2000’lere ülkeyi yöneten Demirel’in de benim kaldığım otellerde kaldığını ancak tahmin edebilirim. Ama basit hesaplarla tahmin edilebilecek depreme dayanıklılık eşiklerini sağlayamayan binaların yapıldığı yıllarda ülkeyi yönettiğini biliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Demirel bize “plan değil pilav” gerek sözüyle tarihe geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Demirel’i önceleyen Menderes ise tek partili dönem ve II. Dünya Savaşı sonrası büyüme yıllarında İstanbul’un tarihsel varlığının üzerine beton dökerek damga vurmuştu. Bugün Menderes yıkımlarına ağıt yakanların başında, İstanbul’un geçmişine kıymet veren sağcı romantikler geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Zaten Demirel’in sahneden çekilmesinden sonra gelen mevcut sağ iktidar da Godot’yu bekler gibi aynı yapı stokuyla 2023 depremini beklemedi mi? Antakya tarihini anlatan sıradan bir kitapta bile neredeyse her on sayfada bir deprem referansı varken, “asrın felaketi” deyip heterodoks ekonomi fantezilerine depremden kılıf uydurmak elbette daha pratik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de bir kesim hâlâ 1930’da cami yasaktı, türkü yasaktı, Kur’an yasaktı diye yangın yapadursun; 1950’den bu yana solun ateş alacak kadar kısa kaldığı durakları saymazsak, kentleşme serüveni Türk sağının oyun alanı oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Oyun alanında Rant, göç, beton ve ihmal aynı anda yer aldı. 1950’lerden beri hızlı kentleşme, imar afları, gecekondu-ticaretinden kentsel dönüşüme uzanan süreçte, plan yerine pilav, denetim yerine torpil, deprem gerçeği yerine “büyüme”retoriği hâkim kılındı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Benim kaldığım oteller gibi prestijli ama çürük yapılar makyajlı suratlar misali zamanı tüketti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Soğuk Savaşla birlikte başlayan ve hala süren tahakkümün tercihlerinin ülkeyi getirdiği hali anlamakta zorluk çekiyorsanız Niels Bohr’un şu sözünü aklınızda tutun "Kuantum mekaniği sizi derinden şok etmediyse, henüz anlamamışsınız demektir."</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/schrodingerin-mufettisi-turkiyede-yasamanin-kuantum-mekanigi-1771953749.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>El eşeğine binen..</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/el-esegine-binen-12694</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/el-esegine-binen-12694</guid>
                <description><![CDATA[Artık harcadığımızdan dövizden daha çok döviz mi kazanıyoruz yoksa, yüksek gelir yüzünden ülkeye döviz yağıyor da veriler o yüzden mi güzel görünüyor? İlk seçeneğin gerçekliliğine inanmıyorum. Yüksek gelir yüzünden gelen ise eninde sonunda bir gün “Allah bereket versin” der ve evine geri döner. O zaman ne rezerv kalır ne döviz ne faiz ne enflasyon. Son 25 yılda kaç defa yaşadık? Elin eşeğine binip kaç defa popomuzun üstüne düştük?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İngiliz monarşisinin Epstein ile olan bağları, ABD'nin İran'a olası saldırısı gündemde. Yetmedi mi? Uzaylı istilası söylentileri bile her yerde. FED toplantı tutanakları sürpriz bir şekilde şahince açıklandı. Faizin düşmesini bırakın artması yönünde görüşler var.</span> <span style="color:#222222">Küresel iştah mı? Zerre bozulmuyor. Hatta, ABD faiz oranı opsiyonlarında işlem yapan yatırımcılar, Fed'in faizleri beklenildiğinden daha erken bir şekilde düşürmesine pozisyon alıyorlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump ne yapsın? Önce FED tutanakları adamcağızın canını sıkmıştı, ama kader Trump için ağlarını örüyordu. Trump’ın başlattığı ticaret savaşının ABD nin devasa borcunu azaltmadığı gibi arttırdığı ortaya çıktı. 1960'tan beri kaydedilen en büyük açıklardan biri. Haftanın son günü ise Yüksek Mahkeme Trump vergilerini iptal etti. Trump artık ne yapsın? İran’a saldırmaktan başka çare bırakmadılar adama. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İran- ABD arasındaki ikinci tur nükleer müzakereler hafta başı başladı ama, hafta boyunca Trump’ın tehditleri hız kesmedi. ABD savaş gemileri ve savaş uçakları ile Irak Savaşı'ndan bu yana görülmemiş bir deniz gücünü İran çevresine gönderdi. Burada sıkıntı, Çin’in İran’a saldırıyı kabul etmeyeceği ve İran’ın kırmızı çizgisi olduğuna dair beyanı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye’de padişahlık gündem. Şaka gibi değil mi? Bilal Erdoğan’ın Recep Erdoğan sonrası başkan olmasını ciddi ciddi tartışıyoruz. Yılmaz Özdil bile “babasından daha çok sevilir” filan dedi yahu. Dost Azerbaycan’dan neyimiz eksik değil mi? Babadan oğluna geçen iktidar ve bunu gündemde tutabilen bir toplum. Genetiğin “tebaa” olunca dehalar gelip sana vatandaşlık hediye etse bile, ilk fırsatta tebaalığı arzuluyorsun. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Gündemi sadece bununla mesgul edemeyiz tabi. Araya biraz “Şimşek gitti, gidiyor”, biraz da “CHP ye kayyum” serpiştirmen gerek. Bir ayı futbolda şike, saçta uyuşturu iddaları ile yedik. Ne şikenin ne uyuşturucunun baronu yok ortada. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İktidara güven oyu artıyormuş; artar tabi. Zihniyet bu. Dibi gördük, bundan daha ne olabilir, düzeltirse ekonomiyi bu iktidar düzeltir, başka adam mı var? Sanki bu adamlar uzaydan geldi. 2002 yılında kaç kişi “bunlar başarır” derdi ki. “Bunlar başardı” diyorsanız, emin olun yeni gelecekler en az iki kat başarılı olurlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Döviz yükselmiyor, ülkeye döviz yağıyor. Merkez Bankası rezervleri rekorlar kırıyor. Şunu kendimize sormak gerek. Gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar ile döviz açığımızı kapattık mı? Artık harcadığımızdan dövizden daha çok döviz mi kazanıyoruz yoksa, yüksek gelir yüzünden ülkeye döviz yağıyor da veriler o yüzden mi güzel görünüyor? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İlk seçeneğin gerçekliliğine inanmıyorum. Yüksek gelir yüzünden gelen ise eninde sonunda bir gün “Allah bereket versin” der ve evine geri döner. O zaman ne rezerv kalır ne döviz ne faiz ne enflasyon. Son 25 yılda kaç defa yaşadık? Elin eşeğine binip kaç defa popomuzun üstüne düştük? </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">13 Şubat 2026 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yabancı Portföy; İlgili hafta da yabancı ilgisi devam etti. Hisse ve Dibs de 1,6 milyar dolar artıdalar. 1.4 milyar dolar da Hazine ihalesi var. İlgili hafta 3 milyar dolar artış var. Yılbaşından bu yana geçen 1,5 ayda portföy artışı 7,8 milyar doları buldu. 2025 yılının tamamında 5,2 milyar dolar, 2024 yılının tamamında ise 13,5 milyar dolar artış olmuştu. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH;</strong> Kayde değer bir hareket olmamış ilgili hafta. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler</strong>; Her üç rezerv de ilgili hafta 4 milyar dolar civarında artmış.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler;</strong> Hacim olarak kredi kartları dışında sakin bir hafta olmuş. Ortalama mevduat faizi %45, ticari kredi faizi %46, bireysel kredi faizi %56 civarında. MB faizleri indirse de bankalar faizleri yukarıda tutmaya devam ediyor. İktidar böyle istiyor. Konu ekonomik değil, konu finansal. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dünya emtia endeksi; 114,60 destek, 121,20 direnç. Bir müddet buralarda kalabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">Geçen hafta; “44 görüp, 43,75 ile haftayı kapatır sanırım” tahmininde bulunmuştum. 44.10 görüp 43,82 kapadı. Bu hafta 44,35 görüp haftayı 43,97 kapatabilir. Bir zıplama olacaksa Temmuz 2026 sonrası olabilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1.1780 ve 1.17 destek. 1,1925 direnç. Bu hafta da devam. Ancak Şubat, en geç Mart ayında 1,21 üstüne atamazsa Euro aleyhine dönebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> Geçen hafta “%4,1250 seviyesinin üstüne atamazsa %3,91 hedefi gözükür” tahmininde bulunmuştum. %4,08 de kaldı. %4,145 direnç, %3,98 ve %3,91 destek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> 14500 puandan CHP kayyum ve Şimşek dedikoduları ile kar realizasyonu yaptı. Hacimde yüksekti. 13200 puana kadar gevşeme sürebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dolar bazında yükselen bir kanalda ama kanalın üstünü deneyip duruyor. Geçen hafta direnç 3,26 dolardı, bu hafta 3,27 dolar. 3,01 dolar ve 2.92 destek. Destekleri test etmesi olası. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>96,50 desteğinden yine döndü.</span> <span style="color:#222222">Mayıs 2025 tarihinden beri 99,50 ile 96,50 arasında. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> İki senaryo var. 1-) Geçen hafta gördüğü 71,96 dipti. Bu hafta da yukarı gidecek. Bu haftayı yukarıda bitirmeyi garantilediği anda yeni pozisyon açılabilir. Bundan sonraki üç ay boyunca yukarı gidip 150 doları hedefleyebilir.</span> <span style="color:#222222">2-) Bu hafta 86 dolardan düşmeye başlayacak ve bir ay gevşemeden sonra 65 dolarda tutunacak. İlk seçenek daha yüksek olasılık gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> Aylardır</span> <span style="color:#222222">4385 dolar altında kapanış yapmadığı müddetçe altının yükselen kanalı aşağı kırılmaz diye yazıyorum. Bu hafta 4975 dolar destek, 5600 dolar direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin</strong>; 64700 dolar desteği üç haftadır dayanıyor.</span> <span style="color:#222222">64700 dolar</span> <span style="color:#222222">destek, 84800</span> <span style="color:#222222">dolar direnç.</span> </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/el-esegine-binen-1771765904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özelleştirme bir akreptir, cebimize giren…</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/ozellestirme-bir-akreptir-cebimize-giren-12693</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/ozellestirme-bir-akreptir-cebimize-giren-12693</guid>
                <description><![CDATA[Bu “Deli Dumrul Düzeni”, yeni yöntemlerle sürdürülmek isteniyor. CHP’nin ortaya çıkardığı ve iktidarın halktan gizlediği ikinci özelleştirme planına göre yedi otoyolun yedisini de 25 yıllığına özelleştirilecekmiş. İktidar, toplumun algısını yöneterek, dikkatleri başka noktalara çekiyor ve kurtuluşun bu düzenin devam etmesinde olduğu yanılsamasını yayıyor ve umutsuzluğu körüklüyor. Körüklediği umutsuzluğa yenik düşmemek, cebimize uzanan akrebi def etmek bizim elimizde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Gündelik hayatımızın seyri açısından iki deyim anahtar deyim var.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aralarında diyalektik bir ilişki olduğuna inandığım bu deyimlerden birincisi “<strong>Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”; </strong>diğeri de<strong>, “et tekrarı ahsen, velev kane 180”</strong>dir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlki unutkanlığa işaret eder; ikincisi ısrarlı anımsatmanın önemine.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örnek mi istersiniz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hatırlar mısınız; “<strong>ben zaten elli liralık alıyorum, zam beni etkilemez</strong>” denirdi bir zamanlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Unutturuldu değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Unutturuldu çünkü günü kurtarmak ve toplumun algısını yönetmek üzere “<strong>icat edilmiş</strong>” bir replikti. Az akaryakıt alanın zamdan etkilenmeyeceği algısını tahkim etmekti amacı. Müstehzi gülümsemelerimiz arasında unutturuldu gitti; çünkü artık bir litrenin fiyatı bile 50 lirayı geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Konu ne zaman artık tarih olmuş bir vakıaya gelse, “<strong>unutursan, yenilirsin</strong>” derim ve bu nedenle ısrarla ve inatla hatırlatmanın bir boyun borcu olduğuna inanırım. Bu nedenle de “<strong>et tekrarı ahsen, velev kane 180” </strong>sözünü anımsatırım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bıktırıcı gibi gelebilir ama değil; hele hele toplumsal sorunları gündeme getiriyorsanız, anımsatmak, bir ihtiyaçtır. Anımsatma ısrarından vazgeçildiği vakit, toplumun algısına müdahale etmek üzere kurumlar kurmuş iktidarın eli güçlenir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ALGINIZI YÖNETİN, YOKSA SİZİ YÖNETİRLER</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neden böyle oluyor peki?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu bir algı yönetimi sürecidir; toplumun zihnini açabilecek bir karşı duruşunuz ve kendi algınızı kendi yönetme iradeniz söz konusu değilse önce algınızı, sonra da sizi ve dahil olduğunuz bütün toplumu yönetirler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tıpkı bugünkü iktidarın yaptığı gibi…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidar, kitle iletişim araçları aracılığıyla toplumu, önüne konulana rıza gösteren, kendi hayatını derinden etkileyen kararlara karşı “bana neci” hale getirmekte hiç de zorlanmıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neden mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Algı yönetim alanında iktidarı yalnız bırakıyoruz da ondan… Algıların karşısına olguları çıkartmakta kararlı, dirayetli ve iradeli davranmadığımız için…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ernest Bloch, “<strong>düşünmek, sınırları aşmaktır</strong>” der, “<strong>Umut İlkesi</strong>” kitabının önsözünde. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu söz, toplumun, zihinsel sınırlarının aşılmasına ihtiyaç olduğuna işaret ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nasıl aşacağız zihinsel sınırlarımızı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bloch’un dediği gibi düşünerek…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Otomobil için Çanakkale köprü ve otoyolu ücreti geçişi bin TL’nin üzerinde. Osmangazi köprü geçiş ücretiyse an itibariyle bin TL civarında. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“<strong>Bana ne, ben geçmiyorum ki geçen ödesin</strong>” diyorsanız, iktidarın yönettiği algının nesnesi haline gelmişsiniz demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örneğin Çanakkale köprüsü ve otoyolu için günlük 45 bin araç geçiş ve araç başına da 15 euro + kdv güvencesi verilmiş durumda. Ayda 1 milyon 350 bin araç sözü ve bunun karşılığında da 20 milyon 250 bin Euro ödenecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bizim paramızla aylık 1 milyarı geçiyor yani.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sahi kaç emekli maaşı eder bu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tamı tamına 50 bin 625 emekli maaşına denk geliyor bu miktar. 12 ay boyunca ödenen miktar ise 607 bin 500 emekli maaşını aşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ÖZELLEŞTİRMENİN ELİ, SENİN CEBİNDE</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şirketin Çanakkale köprü ve otoyolunu 12 yıl boyunca işleteceği düşünülürse bu rakam gelip 7 milyon 290 bin emeklinin maaşını buluyor. An itibariyle emekli sayımızın 17 milyon 700 bin olduğu düşünülürse yalnızca Çanakkale otoyolu için ödediğimiz garanti ücretten vazgeçersek, emeklilerin yüzde 41’inin emekli ücretlerini yüzde yüz artırıp, 40 bin TL’ye çıkartabiliyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Buna garanti ücreti ödemek zorunda kaldığımız diğer köprü ve otoyolları da eklerseniz herhangi bir özel önlem almadan emeklilerimiz hemen yarın bugün aldıkları maaşın iki katına çıkabilirler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neymiş?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“<strong>Yap-İşlet-Devret</strong>”miş!</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu “Deli Dumrul Düzeni”, yeni yöntemlerle sürdürülmek isteniyor. CHP’nin ortaya çıkardığı ve iktidarın halktan gizlediği ikinci özelleştirme planına göre yedi otoyolun yedisini de 25 yıllığına özelleştirilecekmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir Amerikan şirketine rapor hazırlatmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Buna göre, Avrupa, Anadolu, İzmir-Aydın, İzmir-Çeşme, Niğde-Mersin-Adana, Adana-Gaziantep ve Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolları 25 yıllığına özelleştirilecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neden acaba? Zararda mı bu yollar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Birincisi ulaşım bir haktır; bu hakkın yerine getirilmesini sağlamak, kamusal bir görevdir. İkincisi bu yolların toplam geliri, 337 Milyon 789 Bin Dolar, gideriyse toplam, 161 Milyon 153 Bin Dolar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yıllık 176 Milyon 635 Bin Dolar net karı var bu yolların; yani zarar etmiyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özelleştirilince elde edilecek kamusal kar ne kadar diye merak ediyorsanız, o da hepi topu yıllık 176 milyon 600 bin dolar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mevcut getirisinden sadece 65 bin TL fazla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“O fazlalık nereden geliyor?” diye sorarsanız özelleştirme sonucu işsiz kalacak olan Karayollarına mensup işçi ve memurların ücretlerinden…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yani ne olacak bu özelleştirme sonucunda?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHP’nin ifade ettiği üzere, “<strong>bu özelleştirme, otomobili olan, olmayan her vatandaşımızı soyacağı gibi, bugüne dek karayolları bünyesinde canla başla hizmet eden binlerce işçi ve memuru da zorunlu olarak kurum dışına itecek ve göz göre göre karayolları sistemimiz çökertilecektir</strong>.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidar, toplumun algısını yöneterek, dikkatleri başka noktalara çekiyor ve kurtuluşun bu düzenin devam etmesinde olduğu yanılsamasını yayıyor ve umutsuzluğu körüklüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Körüklediği umutsuzluğa yenik düşmemek, cebimize uzanan akrebi def etmek bizim elimizde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne diyor Nazım Hikmet, “<strong>Mazeret”</strong> şiirinin sonunda?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>&nbsp;“…öfkeden ağlanasıya sersem, </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>gaddarcasına bedbahtız </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>fakat asla umutsuz değil.”</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/ozellestirme-bir-akreptir-cebimize-giren-1771765540.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye çok mu pahalı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-cok-mu-pahali-12674</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-cok-mu-pahali-12674</guid>
                <description><![CDATA[Geldiğimiz noktada Türkiye, "geliri gelişmekte olan, fiyatları gelişmiş" bir ülke portresi çiziyor.  ... Türkiye'nin bugün dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olması; yüksek maliyet tabanı, konut krizi, dışa bağımlı üretim ve yüksek dolaylı vergilerin yarattığı "mükemmel bir fırtınanın" sonucudur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">2026 yılının Şubat ayındayız ve sokağa çıktığınızda, bir market rafına baktığınızda ya da bir kafede önünüze gelen hesabı gördüğünüzde hissettiğiniz o "tuhaflık" aslında sadece bir his değil; ekonomik bir gerçeklik. Türkiye, bugün pek çok temel harcama kaleminde Avrupa metropollerini, hatta bazı kalemlerde New York veya Londra gibi dünya devlerini geride bırakmış durumda.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Peki, ne oldu da "ucuz ülkeler" listesinin gediklisi olan bu topraklar, dünyanın en pahalı duraklarından birine dönüştü? İşte bu ekonomik paradoksun üç katmanlı hikayesi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">1. Perde: Enflasyon Düştü, Fiyatlar Neden Düşmedi?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Her şeyden önce kavramsal bir yanılgıyı düzeltmek gerekiyor: Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi demek değildir; fiyat artış hızının yavaşlaması demektir. 2024 sonunda yüzde 65’lere dayanan yıllık enflasyon, 2026’nın bu ilk aylarında yüzde 30 bandına doğru gerilemiş olsa da, fiyatlar artık çok yüksek bir "taban" seviyesine oturdu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Buna iktisat literatüründe&nbsp;<strong>"Fiyat Katılığı"</strong>&nbsp;deniyor. Bir malın fiyatı döviz kuru veya maliyet artışıyla bir kez yükseldiğinde, o maliyetler geri çekilse bile etiketler nadiren aşağı iner. Üretici ve satıcı, gelecekteki belirsizliği fiyatın içine bir "risk primi" olarak eklemeye devam ediyor. Yani bugün ödediğiniz o yüksek bedel, sadece bugünün maliyeti değil; satıcının "yarın ne olacağını bilmemesinin" bedelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">2. Perde: Konut ve Gıda – Dünyanın "Zirvesindeki" Türkiye</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Türkiye'yi dünya genelinden ayıran en radikal fark, OECD verilerinde de görüldüğü üzere konut ve gıda fiyatlarındaki astronomik sapmadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Konut Balonu:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Türkiye, 2015-2025 arasındaki on yıllık dönemde konut fiyat artışında dünya şampiyonu oldu. Sadece barınma ihtiyacı değil, konutun bir "servet koruma aracı" haline gelmesi, arz-talep dengesini kopardı. Bugün İstanbul'da sıradan bir semtteki kira, Berlin veya Madrid’deki muadillerini zorluyorsa, bu sadece ekonomiyle değil, mülkiyetin doğasının değişmesiyle ilgili.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Gıda Enflasyonunda Ayrışma:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Dünyada gıda fiyatları 2024-2025 döneminde stabilize olurken, Türkiye'de artmaya devam etti. Tarımsal girdilerin (gübre, mazot, ilaç) büyük oranda dövize endeksli olması, ancak buna karşın tarımsal verimliliğin düşük kalması bizi bir çıkmaza soktu. Lojistik maliyetleri ve aracı zinciri de eklenince, tarladaki ucuzluk sofraya hiçbir zaman uğramadı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">3. Perde: Vergi Yükü ve Döviz Kuru Geçişkenliği</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Türkiye’de fiyatların "dünya standartlarını" aşmasının en somut nedenlerinden biri de dolaylı vergilerdir. Akaryakıttan otomobile, teknolojiden alkollü içeceklere kadar uygulanan yüksek ÖTV ve KDV oranları, ürünün fabrika çıkış fiyatını katlayarak son tüketiciye ulaştırıyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Döviz kurunun (Dolar/TL ve Euro/TL) son yıllardaki seyri ise&nbsp;<strong>"Döviz Kuru Geçiş Etkisi"</strong>&nbsp;dediğimiz durumu kronik hale getirdi. Türkiye'de bir ürünün içindeki ithal girdi oranı çok yüksektir. Kurdaki her sarsıntı, sadece ithal malları değil, yerli üretilen ekmeğin içindeki mazotu, domatesin içindeki gübreyi de vurdu. 2026 yılına geldiğimizde, TL'nin reel olarak değerli tutulma çabası bile, geçmişten gelen o devasa maliyet birikimini eritmeye yetmedi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Sonuç: Bekle ve Gör Dönemi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Geldiğimiz noktada Türkiye, "geliri gelişmekte olan, fiyatları gelişmiş" bir ülke portresi çiziyor. Enflasyonun tek haneye inmesi hedeflenen 2027-2028 projeksiyonlarına kadar, bu pahalılıkla yaşamak bir zorunluluk gibi görünüyor. Tüketici için çözüm harcamayı kısmak olsa da, makro düzeyde çözüm ancak üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve yapısal reformlarla mümkün.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Özetle:</span></strong><span style="color:black">&nbsp;Türkiye'nin bugün dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olması; yüksek maliyet tabanı, konut krizi, dışa bağımlı üretim ve yüksek dolaylı vergilerin yarattığı "mükemmel bir fırtınanın" sonucudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/turkiye-cok-mu-pahali-1771514656.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enflasyonla mücadelede iletişim kanalının rolü</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyonla-mucadelede-iletisim-kanalinin-rolu-12667</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyonla-mucadelede-iletisim-kanalinin-rolu-12667</guid>
                <description><![CDATA[Eğer Merkez Bankası revizyonu geçici şoklar, maliyet unsurları veya küresel gelişmeler çerçevesinde net bir analizle sunar ve orta vadeli dezenflasyon patikasını ikna edici biçimde ortaya koyarsa, iletişim etkinliği kısmen korunabilir. Ancak sık ve öngörülemez revizyonlar, ileriye dönük yönlendirmeyle uyumlu değilse, bu durum beklenti yönetimini zayıflatır ve para politikasının aktarım mekanizmasını daha maliyetli hale getirir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyonla mücadele, yalnızca faiz politikası, para arzı kontrolü ya da mali disiplinle sınırlı değildir. İletişim kanalı, özellikle modern merkez bankacılığında, en az politika araçları kadar önemli bir araç haline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Beklentilerin Yönetilmesi (Enflasyon Beklentileri)</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyon büyük ölçüde beklentilerle şekillenir. Eğer hanehalkı ve firmalar fiyatların artmaya devam edeceğine inanırsa: firmalar fiyatları önceden artırır ve Çalışanlar daha yüksek ücret talep eder. Bu durum enflasyonu besler (beklenti-enflasyon sarmalı). Bu noktada merkez bankasının güvenilir iletişimi kritik hale gelir. Örneğin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası enflasyon hedefini net, tutarlı ve kararlı bir şekilde vurguladığında piyasa aktörlerinin beklentilerini aşağı çekebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Güvenilirlik ve Merkez Bankası Kredibilitesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İletişimin etkili olabilmesi için: Şeffaflık, Tutarlılık, Hesap verebilirlik ve Bağımsızlık ilkelerine sıkı bağlılık gerekir. Örneğin, Federal Reserve ve Avrupa Merkez Bankası düzenli basın toplantıları, ekonomik projeksiyonlar ve politika metinleri ile piyasalara açık sinyal verir. Güçlü iletişim → Güçlü güven; Zayıf iletişim → Kur ve fiyat oynaklığına neden olur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Para Politikası Aktarım Mekanizmasında İletişim</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İletişim, Faiz kanalı, Beklenti kanalı, Döviz kuru kanalı ve Varlık fiyatları kanallarını etkiler. Merkez bankası faiz artırmadan önce “sıkı duruş sürecek” mesajı verirse, piyasa faizleri politika faizinden önce yükselebilir. Buna ileri yönlendirme (forward guidance) denir. Bu durumda merkez bankası faiz politikasını kullanmadan, piyasa da sıkılaşma sağlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Kriz Dönemlerinde İletişim</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüksek enflasyon dönemlerinde: Belirsizlik artar, Piyasa oynaklığı yükselir ve Güven azalır. Bu dönemlerde net ve sade iletişim panik davranışlarını azaltır. Yanlış veya çelişkili mesajlar ise döviz kuru şoklarına yol açabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Türkiye Örneği</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de enflasyonla mücadelede zaman zaman politika değişiklikleri ve iletişim stratejisindeki farklılıklar beklenti yönetimini zorlaştırmıştır. Bu nedenle: Enflasyon hedefinin netliği, Politika metinlerinin sadeleşmesi, Uzun vadeli taahhütlerin güçlendirilmesi iletişim kanalının etkinliğini artırabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini tutturamaması ve hedefleri yukarı yönlü revize etmesi, iletişim etkinliği açısından öncelikle <strong>kredibilite sorunu</strong> bağlamında değerlendirilir. Enflasyon hedeflemesi rejiminde asıl amaç sadece gerçekleşen enflasyonu düşürmek değil, aynı zamanda beklentileri çıpalamaktır. Hedeflerin sık sık aşılması ve ardından yukarı yönlü güncellenmesi, ekonomik birimlerde <strong>“hedefler bağlayıcı değil”</strong> algısı oluşturabilir. Bu durum beklenti kanalı üzerinden fiyatlama davranışlarını bozarak enflasyonun daha katı hale gelmesine yol açabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bununla birlikte hedef revizyonu tek başına iletişim başarısızlığı anlamına gelmez; önemli olan revizyonun gerekçesinin şeffaf, tutarlı ve veri temelli biçimde açıklanmasıdır. Eğer Merkez Bankası revizyonu geçici şoklar, maliyet unsurları veya küresel gelişmeler çerçevesinde net bir analizle sunar ve orta vadeli dezenflasyon patikasını ikna edici biçimde ortaya koyarsa, iletişim etkinliği kısmen korunabilir. Ancak sık ve öngörülemez revizyonlar, ileriye dönük yönlendirmeyle uyumlu değilse, bu durum beklenti yönetimini zayıflatır ve para politikasının aktarım mekanizmasını daha maliyetli hale getirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/enflasyonla-mucadelede-iletisim-kanalinin-rolu-1771423575.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şovmen</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sovmen-12647</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sovmen-12647</guid>
                <description><![CDATA[Dünyayı tahmin edebilmek, piyasa yorumu yapabilmek Trump gibi biri varken saçma bir iş aslında. Dram desen dramatik değil, komedi desen komik değil. Çok kötü bir şovmen. Arada Türkiye’ye neler oluyor diye çıkarımlarda bulunmak gerekiyor. AB, Hindistan ile ticari kanka oldu. ABD ise Türkiye’ye tüm ürünlerde %25 gümrük vergisi getirdi. İlerleyen günler Türkiye ticareti için sıkıntıları artırabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump hafta içi şöyle bir açıklama yaptı; “İsviçre gümrük vergisi ödemiyordu. %30 gümrük vergisi koydum. İsviçre Başbakanı beni aradı, konuşması hoşuma gitmedi; vergiyi %39 seviyesine çıkardım”</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dünyayı tahmin edebilmek, piyasa yorumu yapabilmek Trump gibi biri varken saçma bir iş aslında. Dram desen dramatik değil, komedi desen komik değil. Çok kötü bir şovmen. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Arada Türkiye’ye neler oluyor diye çıkarımlarda bulunmak gerekiyor. AB, Hindistan ile ticari kanka oldu. ABD ise Türkiye’ye tüm ürünlerde %25 gümrük vergisi getirdi. İlerleyen günler Türkiye ticareti için sıkıntıları artırabilir. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">06 Şubat 2026 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Yabancı Portföy; </strong>İlgili hafta 134 milyon dolar hisse, 255 milyon dolar tahvil aldılar. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH;</strong> Vatandaş döviz hesaplarının da altın etkisi kalmayınca eksi yazdı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler;</strong> Altının etkisi olmayınca üç rezerv de eksi yaptı. Brüt rezerv eksi 10 milyar dolar yaparken diğerleri 2 ile 4 milyar dolar arasında eksi yazdı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler;</strong> Hacim olarak sakin bir haftayı geride bıraktık. Ortalama mevduat faizi %45, ticari kredi faizi %47, bireysel kredi faizi %58 civarına yükseldi. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> 113,25 puana kadar gevşeyecek gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>USD/TL;</strong> 44 görüp, 43,75 ile haftayı kapatır sanırım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1.1780 ve 1.17 destek. 1,1925 direnç. Bu hafta da devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR; </strong>%4,1250 seviyesinin üstüne atamazsa %3,91 hedefi gözükür. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100; </strong>Ocak başında belirttiğim gibi 15200 puan civarını göreceğiz. Destek 12650 puana geldi. Dolar bazında, yukarı kanalda. Bu hafta direnç 3,28 dolarda. Yükselen kanalın üst bandına yakın devam ediyor. Bence 3.80 usd civarına kadar yukarı hareket olasılığı daha fazla. Bu kanalı yukarı kırması için ekstra haber gerekiyor yoksa sıkılıp satış yiyebilir.</span> <span style="color:#222222">Destek 2,90 ve 2,81 dolarda. Japonya seçimi sonrası Japonya hisseleri yükselişe devam ederken diğer borsalarda kayde değer hareket yoktu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>96,50 desteğine yeniden geldi. Mayıs 2025 tarihinden beri 99,50 ile 96,50 arasında. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> Uzun zamandır ağırlıklı ortalamalarının çok üstünde fiyatlanıyor diye yazıyordum biliyorsunuz. Ağırlıklı ortalamalarına kadar gevşedi. 64 dolar önemli destekti, buranın üstünde kapadı. Artık iki senaryo var. 1-) Bu hafta veya gelecek hafta 60 dolar seviyelerine kadar gevşeyecek ve sonraki üç veya dört hafta içinde zirvesi olan 121 doları geçecek. 2-) Bu hafta bir miktar yukarı yapacak, sonra yeniden 60 dolar civarına inecek. Sonraki 5 ile 7 hafta arası 100 ile 110 dolar arasına kadar çıkacak ve oradan düşen trende dönecek. Devam.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> Aylardır 4385 dolar altında kapanış yapmadığı müddetçe altının yükselen kanalı aşağı kırılmaz diye yazıyorum. Geçen hafta 4385 dolara değdi ve anında yukarı döndü. Yukarı gidecekse bu hafta 4600 doların üstünde kalmalı. Bu hafta eski tepeyi deneyebilir, haftalık kapanış 4961 dolar altında olursa üç, dört hafta gevşeyebilir. Ay kapanışı 4865 dolar altında olursa sıkıntı başlar. Devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> Bir veya iki ay daha gevşeme olasılığı yüksek. Dip yaptığını tahmin etmiyorum. Aşağıda kuvvetli destekleri var. 64700 dolar bunlardan biriydi, oradan döndü. Bu ay veya gelecek ay 85000 dolara kadar düzeltme gelirse şaşırmam. Dibi bulunca ki dip 30000 dolar ile 42000 dolar arasında bir yerde olacak büyük olasıkla. Beş ay kadar diplerde bekleyecek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Uyuşturucu kartelleri, karlarını transfer etmek ve gizlemek için giderek daha fazla kripto paraya yöneliyor ve hızla büyüyen bir dijital kara para aklama ağı kuruyor. O yüzden ne zaman yeteri kadar depolarında kripto olduğuna karar verirlerse ondan sonra seert yukarı çıkacaktır. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/sovmen-1771155612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şekib Avdagiç Olmak</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sekib-avdagic-olmak-12637</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sekib-avdagic-olmak-12637</guid>
                <description><![CDATA[Belki de asıl soru şu: Avdagiç’in hayalindeki Türkiye, vatandaşların pasaportunu müzeye kaldırıp onun yerine Minyatürk’te selfie çektirdiği bir yer mi olacak? Yoksa bu, sadece dövizin dışarı kaçmasını engellemek adına konulan yeni bir “demir perde” mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Şekib Avdagiç’in “onca vize sıkıntısına rağmen hâlâ yurtdışında çok para harcanıyor” çıkışı oldukça ses getirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslında Avdagiç bu sözü durduk yere söylemedi. Aralarında Hakan Aran gibi finansçıların da yer aldığı pek çok katılımcının dahil olduğu Turizm Yatırım Forumu’nda bu ifadeleri kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İş Bankası Genel Müdürü’nün turizm sektörüne bankanın verdiği yüksek kredi hacmiyle haklı olarak övündüğü toplantıda Avdagiç’in sözlerinin yankı bulması şaşırtıcı değildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bireylerin yurtdışından yaptığı azami 30 avroluk alışverişlerin fiilen yasaklanması nedeniyle sergilediği tutum da dikkate alındığında, Avdagiç’in sıradan Türk halkının harcama tercihlerine dair ciddi bir çekincesi olduğu anlaşılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Avdagiç Türk halkının iç turizme daha çok para harcaması derdinde değil; asıl derdi dış turizme harcanan para. Türk vatandaşlarının vize kısıtlarını aşarak yurtdışında turizm harcaması yapması içine sinmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu noktada akla ister istemez vizesiz gidilen, kimlikle girilen ülkelerde yapılan harcamalar geliyor. Kıbrıs bu hesapta yabancı ülke sayılıyor mu, açıkçası bilmiyorum. Ukrayna şu aralar cazip değil, Gürcistan olabilir. Bosna, Sırbistan, Karadağ ilk akla gelenler arasında. Bunlardan bahsetmemesi ilginç olmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Diğer yandan Avdagiç’in Hac ve Umre’ye gidenlerle sorunu olmaması, siyasal duruşu itibarıyla kendisinden beklenen bir tutum olarak görülüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şekib Avdagiç’in siyasal İslamcı kökenli kimliği, 1990’da Milli Görüş çizgisine yakın muhafazakâr iş dünyasının öncü örgütü MÜSİAD’ın kurucu heyetinde yer alması ve 2000 yılına dek Genel Başkan Yardımcılığı yapmasıyla temelleniyor. Bu çizgi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “siyasi büyüğümüz” olarak niteleyip politikalarını destekleme sorumluluğu hissettiğini açıkça dile getirdiği beyanlarıyla günümüze kadar uzanıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öte yandan para nerede harcandığının çok farkında değildir. Bu yönüyle ibadet amacıyla yurtdışına çıkan müminler de Avdagiç’in sözünden alınmış olabilir. Senede toplamda yaklaşık 500 bin kişi hac ve umre yapıyor. Bu da Avdagiç’in harcama hesabına dahil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuçta Avdagiç’in derdi Türk halkının yurt içi turizm harcamasını artırmak değil; onun derdi yurtdışı harcamayı yurtiçine kanalize etmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bunu şu cümlesinden anlıyoruz: </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“Vatandaşın vize kısıtlarına rağmen yurtdışında harcadığı parayı yurt içine yönlendirmek için politikalar geliştirmek.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İTO’nun 2025 bütçesinde yurt dışı seyahat giderleri için ayrılan yaklaşık 95 milyon TL’lik yüksek tutar (bunun önemli bir kısmı “diğer kişiler” için konaklama (8 milyon TL) ve uçak bileti (9 milyon TL) kalemlerine ayrılmış) dikkat çekmektedir. Yurt dışına çıkış sayısı konusunda kesin bir bireysel rakam kamuoyuna yansımamış olsa da, İTO’nun 2025 bütçesindeki bu yüksek yurt dışı seyahat harcamaları, resmi heyet ziyaretleri, fuar katılımları ve uluslararası toplantılar gereği kendisinin de yılda onlarca kez bizzat yurtdışına çıktığı izlenimini güçlü biçimde vermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yukarıdaki argümanlara dönersek: Vize kısıtlarından etkilenmeyen, yani kimlikle gidilen memleketlerden vatandaşa vize uygulaması talep edilebilir. Hac ve umreyi yurt içinde yapmaya yönlendirmek tepki çekebilir. Ayrıca 1970’lerden beri savunduğu ideolojik konum itibarıyla Avdagiç’in böyle bir öneriyi ortaya koyması politik olarak da doğru olmaz. Vize kısıtlarını daha da artırmak ve Türk vatandaşlarına vize verilmesinin önüne geçilmesi mantıklı bir politika olarak ortaya çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu noktada yurtdışında gezilecek yerlerin Minyatürk benzeri replikalarını hazırlayıp mesela Eyfel Kulesi’ni, Pisa Kulesi’ni, Piramitleri, Maçu Piçu’yu, Çin Seddi’ni, Özgürlük Anıtı’nı, Brandenburg Kapısı’nı görmek isteyenleri bu parka götürmek de iyi bir çözüm gibi duruyor. Çay ve kek tabii ki bedava olmayacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tabii binalara uzaktan bakmak görece kolay. Ama Amsterdam’da Kırmızı Fener Mahallesi’ne ya da Fransa’da Moulin Rouge’a ya da İngiltere’de Soho’ya benzer mekânlar oluşturmak biraz zor olabilir. Esasen Avdagiç’in siyaseten hayal ettiklerini düşündüğümüzde zaten Türk vatandaşlarının buralarda ne işi olacak?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şekib Avdagiç’in zihnine girdiğimizde –yani yazının başlığındaki gibi Şekib Avdagiç olduğumuzda– aklımıza ilk anda gelenler bunlar. Yazının başlığını tanıdık bulanların çok iyi bileceği üzere aslında bu bir filmin adı: Being John Malkovich (John Malkovich Olmak). O filmde esrarengiz bir binanın 8. katında bir kapıyı açıp John Malkovich’in zihninde yolculuk yapabiliyordunuz. Şekib Avdagiç’in zihni daha şeffaf. Öyle kapıyı aramanıza gerek yok; kapı ardına kadar açık ve içinde yaklaşık olarak aynı şeyler var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türk vatandaşları dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşasalar 30 avro edecek bir malı Türkiye’de bunun en az iki katına satın alsınlar. Edirne’ye Bulgar vatandaşları ellerinde kimlikleriyle girsinler ama Türkler sınırın diğer tarafına geçmesinler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tıpkı Malkovich gibi kökeni eski Yugoslavya toprakları olan Avdagiç’e, hayal ettiği politikaların daha önce yapıldığını; hem de doğduğu zaman adı Yugoslavya olan eski Doğu Bloku’nun tam da Avdagiç’in istediği düzende olduğunu hatırlatmak gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eski Doğu Bloku’nda da ithal malları sıradan vatandaş alamazdı, çok gezmek gerekiyorsa da Bloka dahil ülkelere gitmek kâfi oluyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Avdagiç’in zihnine girdiğimizde tıpkı o esrarengiz binanın 8. katındaki kapı gibi ardına kadar açık bir kapıdan içeri adım attığımızda karşılaştığımız manzara, kendi yurtdışı harcamalarının ve temsil giderlerinin gölgesinde, vatandaşın vize engeline rağmen yurtdışına döktüğü paraları bile kıskanan bir tablo çiziyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kendisi Boşnak kökenli olarak eski Yugoslavya’nın duvarlarını hatırlatacak kadar katı bir “içeride tutma” mantığı savunurken, ironik biçimde kendi pozisyonunun sağladığı imkânlarla dünyanın dört bir yanına uçak bileti kesmeye devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Belki de asıl soru şu: Avdagiç’in hayalindeki Türkiye, vatandaşların pasaportunu müzeye kaldırıp onun yerine Miniatürk’te selfie çektirdiği bir yer mi olacak? Yoksa bu, sadece dövizin dışarı kaçmasını engellemek adına konulan yeni bir “demir perde” mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kapıyı kapatıp çıkarken aklımızda kalan tek şey şu: Tarih tekerrürden ibaretse, Avdagiç’in istediği düzen, doğduğu topraklarda zaten denenmiş ve başarısız olmuş bir modelin güncellenmiş hali gibi duruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Ekstra Not: </strong>İroni içeren bu yazıdaki ağlanacak halimize gülmek bir yana Avdagiç’in konu turizm olduğu için Turizm’de yurdışına kaçan paraya hayıflanırken asıl kaçağın Türkiye’den dünyaya gayrimenkul ve sermaye olarak giden milyar dolarlar olduğunu bilmemesi imkansız. Buna dair yakın zamanda yazdığım yazıyı bu vesile ile başta Avdagiç olmak üzere sırtlarını uzun süreli AKP iktidarına dayamanın keyfini süren tüm kesimlere hatırlatmak isterim (<span style="color:#467886"><u><a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/fakirlesen-ankara-zenginlesen-kastamonu-11889" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.yeniarayis.com/yazi/fakirlesen-ankara-zenginlesen-kastamonu-11889</a>).</u></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/sekib-avdagic-olmak-1771000567.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklinin-gozu-anayasa-mahkemesinde-12633</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklinin-gozu-anayasa-mahkemesinde-12633</guid>
                <description><![CDATA[Emeklilerin çoğunluğu iktidarın attığı her adımda bir kesimin mağduriyetine yol açan bu tür ayrımcı ve eşitsizlikçi girişimlerinden bıkmış durumda. Emeklilerin nabzını tutmak yeterli bu gerçeği görmek için. Anketlerin de gösterdiği gibi iktidarın emekli kesiminden onları insan yerine koymadıkça alabileceği oy fazla değil. Hatta bundan sonra hükümet ne yaparsa yapsın, emeklinin çoğunluğunun bir önceki seçimde Cumhur İttifakı’na oy vermiş olanlar dahil sandıkta iktidar değişiminden yana tutum alacağı belli.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat Perşembe günü, CHP’nin en düşük emekli aylığını 20 bin liraya yükselten yasal düzenlemenin, yapılan artışın yetersiz olmasının yanı sıra 20 bin liranın üstünde maaş alan emeklilere yansıtılmadığı, ayrıca tüm emeklilere insan onuruna yakışır bir maaş düzeyinin belirlenmesinin gerekli olduğu gerekçeleriyle iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yaptığı başvuruyu esastan görüşmeyi kabul etti. CHP’nin başvurusunda iptali istenen düzenlemenin Anayasa'nın "insanca yaşam hakkı", "eşitlik" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu belirtiliyor. Mahkeme bu konuyu araştırması ve görüş oluşturması için bir raportör belirleyecek. Raportörün çalışması tamamlandıktan sonra konuyu ele alacak ve bir karar verecek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kararın ne yönde çıkacağını kestirmek elbette mümkün değil ama öyle sanıyorum ki başvurunun en azından Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde kısmen kabulü mümkün. Bunun somut anlamı, en düşük emekli ücretine yapılan orandaki artışın 5510 sayılı kanuna tabi diğer SSK emeklilerine de yansıtılması ki bu yüzde 6,28 lik ilave bir zamma tekabül ediyor. &nbsp;Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memuru Kanunu’na tabi emeklilerinin zam oranı toplu sözleşme ilave zammı nedeniyle daha yüksek olduğu için böyle bir kararın onları etkilemeyeceği düşüncesindeyim. Onları asıl etkilemesi söz konusu olan zam, memura verilen ama yasanın ruhuna aykırı bir düzenlemeyle 32 aydır emeklisine yansıtılmayan seyyanen artış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu konuda önceki yazılarımda dile getirmiş olduğum gibi, Yargıtay Onursal üyesi Seyfettin Çilesiz’in açmış olduğu bir dava var. İlk derece mahkemesi Sayın Çilesiz’in Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması talebini reddettiği için dava İstinafa taşındı. Çilesiz ayrıca bu konuda Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmış bulunuyor. Bu başvuru esası itibariyle Anayasa’nın kanun önünde eşitlik maddesine dayanıyor. Bu konuda göz önüne alınması gereken en önemli madde bence de bu. 20 bin liranın düşüklüğü ile ilgili olarak Mahkeme bu konunun görev sınırları içinde olmadığı değerlendirmesinde bulunabilir. Bekleyip görmek gerek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik ilkesine aykırılıktan verebileceği kısmi kabul kararı, &nbsp;SSK emeklilerine sağlayacağı küçük zammın yanı sıra Sayın Çilesiz’in açtığı seyyanen davasını da olumlu etkileyebilir. Dahası, çok daha önemlisi, hükümetin medyaya sızan GETAD (Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi) çalışmasının eşitlikçi bir temele dayalı olarak gözden geçirilmesini sağlayabilir. Bir önceki yazımda eşitsizlikçi tarafını öne çıkardığım bu sistem konusunda Sosyal Güvenlik uzmanı ve Türkiye gazetesi yazarı İsa Karakaş 11 Şubat tarihli yazısında kaygılarımı doğrulayan ayrıntılı bilgiler aktarmış bulunuyor. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Emekli maaşlarını tabanda eşitleme sistemi </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Karakaş’ın, sözünü ettiğim yazısı “Emeklilikte ‘kök’ten çözüm: Maaş değil, ihtiyaç dönemi başlıyor!” başlığını taşıyor. Karakaş yazısında Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi (GETAD) ile ilgili olduğu anlaşılan hükümetin yürüttüğü emekli çalışması konusunda hükümet cenahından edindiği kulis bilgilerini ayrıntılandırıyor. (<span style="color:#467886"><u><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/isa-karakas/emeklilikte-kokten-cozum-maas-degil-ihtiyac-donemi-basliyor-1770011" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.turkiyegazetesi.com.tr/kose-yazilari/isa-karakas/emeklilikte-kokten-cozum-maas-degil-ihtiyac-donemi-basliyor-1770011</a></u></span>) Bu bağlamda, henüz somutlaşmış bir rapor ya da taslak olmamakla birlikte beş aşamalı bir model öngörüldüğünü aktararak bazı somut örnekler veriyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu model insan odaklı olmadığı için emekli kesiminde büyük tepki görüyor. Çünkü emeklinin geçmişteki çalışmasının ve ödediği primlerin karşılığı olan geliri değil hanesinin gelirini esas alıyor. Karakaş bu konuda şöyle bir örnek veriyor: “ Emekli Ali: Kök maaşı 11.000 TL. Kirada oturuyor, evde başka gelir yok. Emekli Veli: Kök maaşı 11.000 TL. Kendi evinde oturuyor, eşinin de 16.000 TL emekli maaşı var. Sonuç: yeni modelde Emekli Ali, "gelir eşiği" altında kaldığı için kira, yakıt ve nakit desteği alarak geliri hükûmetin öngördüğü örneğin 22.000-28.000 TL seviyesine tamamlanacak. Emekli Veli ise toplam hane geliri (daha) yüksek olduğu için sadece mevcut 20 bin TL taban maaşını 6 ayda bir yapılacak enflasyon farkı 20 bin TL’yi aşıncaya kadar geçecek süre boyunca aynen almaya devam edecek. “ </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Karakaş’ın verdiği yukarıdaki örnekten hareket edilecek olursa, ödediği primlerden bağımsız olarak Ali’nin maaşı GETAD desteğiyle örneğin 28 bin TL’ye çıkarılıyor.&nbsp; Veli’ninki 11 bin, eşinin maaşı da 16 bin olduğu için hane geliri 40 binde (20+20) uzun süre kalıyor. Ta ki enflasyon farklarıyla kök maaşları 20 binin üstüne çıkana kadar. Hanesinde iki maaş olduğu için Veli, Ali’ye devletin verdiği 17 bin liradan mahrum . Oysa Ali’nin eşi çalışmamış, Veli’ninki ise çalışmış. Veli. eşinin de emekli olması nedeniyle devlet katkısı alamıyor. Oysa emekli maaşı hanelere değil insanlara verilir. Bu modelde insan unsuru yok. Sadece hane gelirlerinin alt düzeyde eşitlenmesi söz konusu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Oysa bir önceki yazımda belirttiğim gibi, emekliler için gelir düzenlemesi yapıldığında, bunun tüm çalışan ve emeklilere yaygınlaştırılması gerekir. GETAD ancak emekli maaşları insan onuruna yakışır, kabul edilebilir bir seviyeye getirildikten sonra hala gelir ihtiyacı olan aileler varsa onlara verilmelidir. Özü itibariyle maaş değil sosyal yardımdır çünkü. Karakaş’ın aktardığı şekilde bir çalışma yürütülüyorsa emeklilerin hane gelirini tabanda eşitlemekten mutlaka kaçınılmalıdır. Primlerini ödemiş, emekli olmuş insanların maaşları belirlenirken yaşadıkları hanenin gelirine katkıları değil tek başlarına insanca yaşam hakları göz önüne alınmalıdır elbette. Bu, hukuken olduğu kadar parasal bir zorunluluktur da. Sonuçta emeklilik primlerinin bir fonda toplanmış ve bu fonun işletilmiş olması devletin görevidir. Fonda toplanan primlerin herhangi bir hükümet tarafından başka bir amaçla kullanılmış olması devletin sorumluluğunu elbette ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla hiçbir hükümetin bütçede para kalmadığını öne sürüp emekli maaşlarını düşük tutması geçerli bir gerekçe olamaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Görüldüğü gibi, bu temel ilkelerden bihaber veya bu ilkeleri umursamayan bir hükümet uygulamasıyla karşı karşıyayız. Bu hiçbir demokratik hukuk devletinde kabul edilebilir değil. Ama Anayasa maddelerinin keyfi olarak uygulandığı ya da keyfi olarak ihlal edildiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz. Özellikle 2023 seçimlerinden bu yana. Başta “Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları” olduğunu hükme bağlayan 11. maddesi ihlal edilmek suretiyle. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Buna karşın, Karakaş’ın verdiği bilgiler çerçevesinde yapılacak bir yasal düzenleme, bazı kararlarına uyulmadığı oluyorsa da Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinde, gereği yerine getirilmek durumunda. Bu kadar açık bir anayasaya aykırılık içeren bir düzenleme yürürlüğe girebilir mi? Bilemiyorum ama Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusunu en azından eşitlik ilkesi üstünden kısmen kabulü, GETAD’ın da gözden geçirilmesi ve anayasa ilkelerine uyumunun sağlanması bakımından önem taşıyor. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki hükümet neden GETAD’a bel bağlıyor?</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Sorunun yanıtı basit: &nbsp;Yılmaz-Şimşek yönetiminin yanlış olduğunu başından beri savunduğum enflasyonla mücadele politikasının ve hedefleri sürekli şaşan OVP’nin (Orta Vadeli Program) beklenen sonuca ulaşamayacağı anlaşıldığı ve emekli protestoları arttığı için elbette. Merkez Bankası, 12 Şubat günü, yılın daha ikinci ayında yılsonu enflasyon tahmin aralığını 2 puan yükseltmek zorunda kaldı ki ilave revizyonlar da gelecektir olasılıkla. O bakımdan hükümet dul ve yetimler ile emekliler ve eşlerinin oluşturduğu yaklaşık 30 milyon seçmenin memnuniyetsizliğini giderek yaklaşan seçim tarihinden önce giderme zorunluluğunu hissediyor olmalı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir önceki yazımda da altını çizmiş olduğum gibi, bu memnuniyetsizliği gidermek 3 trilyonun üzerinde para gerektiriyor. Yılmaz-Şimşek politikasıyla bu imkânsız. Bu nedenle olsa gerek hükümet Hazine ve Maliye Bakanı’nın deyimiyle bütçeye yükü daha az olan formüllere yönelmiş olabilir. Nitekim öngörülen şekliyle GETAD özellikle en düşük maaşı alan 5 milyon emeklinin sadece kirada oturan tek maaşlı kesimine yönelik bir iyileştirmeyi gündeme taşıyor. AK parti kurmayları bol vaat ve reklamlı GETAD sayesinde bu kesimden oy almanın Cumhur İttifakı iktidarını sürdürmek için yeterli olacağını düşünüyorlar belki de bilemem. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ama şunu biliyorum ki emeklilerin çoğunluğu iktidarın attığı her adımda bir kesimin mağduriyetine yol açan bu tür ayrımcı ve eşitsizlikçi girişimlerinden bıkmış durumda. Emeklilerin nabzını tutmak yeterli bu gerçeği görmek için. Anketlerin de gösterdiği gibi iktidarın emekli kesiminden onları insan yerine koymadıkça alabileceği oy fazla değil. Hatta bundan sonra hükümet ne yaparsa yapsın, emeklinin çoğunluğunun bir önceki seçimde Cumhur İttifakı’na oy vermiş olanlar dahil sandıkta iktidar değişiminden yana tutum alacağı belli. Kimse emekli deyip geçmesin. Çocukları ve torunlarıyla geniş bir ailenin bireyleri. Onları çocuklarına, akrabalarına muhtaç etmek, borç içinde yaşatmak ne kadar akılcı bir politika, büyük bir soru işareti. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">&nbsp;&nbsp; &nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/emeklinin-gozu-anayasa-mahkemesinde-1770976486.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altını kim tarttı? Ons Ölçüsü, Tapınak Şovalyeleri ve Bimetalizm</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/altini-kim-tartti-ons-olcusu-tapinak-sovalyeleri-ve-bimetalizm-12628</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/altini-kim-tartti-ons-olcusu-tapinak-sovalyeleri-ve-bimetalizm-12628</guid>
                <description><![CDATA[Troyes fuarlarının başarısı, Tapınakçıların bin yıl önce bugüne benzeyen bir finansal altyapı kurması ya da Kubilay Han’ın fiat para deneyimi benzer bir ortak noktayı işaret ediyor: Piyasaya verilen güven. Otoritenin varlığını, askeri güç ve hukuksal kapasiteyle yürütebilmesi; çek, senet, banknot gibi enstrümanların bir “hesap parası” olarak kabulünü mümkün kılar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Günümüz yatırımcısının ekranından eksik etmediği ons altın ve gümüş grafiklerinin ardında, yüzlerce yıllık şaşırtıcı bir finansal miras yatmaktadır. Amerikan ağırlık sistemindeki standart onsun (28.35 gr) aksine, bugün hala değerli metallerde kullanılan&nbsp;"Troy onsu"&nbsp;(31.10 gr) yaklaşık %9,72 daha ağırdır. Peki, neden altın kökleri Orta Çağ Fransa’sına uzanan farklı bir ölçüyle tartılıyor? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Şampanya Fuarları: Ticaret altyapı ister </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Onikinci yüzyıl Fransa’sında şampanya bölgesi, sahip olduğu konum avantajıyla önemli bir ticaret merkezi hâline gelmişti. Tüccarların buluşup alışveriş yaptığı ticaret fuarlarının en büyüğü, yılda iki kez düzenlenen Troyes fuarıydı. Bu şehirde bir ons, 480 arpa tanesine (yaklaşık 31,10 gr) eşitti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yılda iki kez gerçekleşen Troyes fuarı, bugün finansal piyasalarda kullanılan pek çok enstrümanın kıta Avrupası’nda ilk örneklerinin görüldüğü yerlerden biriydi. Metal sikkelerle ödeme yapmak hem zor hem riskliydi; ayrıca krallıkların farklı sikke standartları ve değişen alışım oranları, ticareti daha da karmaşık hâle getiriyordu. Bu nedenle “lettre de foire” denilen, noter mühürlü borç kâğıtları—dönemin çek/senet benzeri evrakları—yaygınlaştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kilise faizi yasakladığı için vadeli satışlara açıkça faiz yazılamıyordu. Tüccarlar bu vade farkını, çoğu zaman kur çevrimi farkının içine gömerek fiyatladılar; böylece fiilen forward benzeri işlemler de doğmuş oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Troyes fuarları, modern piyasalardaki takasbank mantığının erken bir örneğini de sergiliyordu. Fuar boyunca kimin ne alıp ne sattığı kayda geçirilir, ticaretin hızı ve hacmi artar; fuarın son günleri ise “clearing/takas” mantığıyla kapanışa ayrılırdı. Kim mal, kim para alacak; kimin borcu var, kimin alacağı var—hesaplaşma takas sonunda netleştirilirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şampanya kontları ayrıca, kendilerinin de jüri olduğu hızlı işleyen ticari mahkemeler kurmuştu. Anlaşmazlıklar çoğu zaman bir gün içinde çözülebiliyordu. Troyes’te yükümlülüklerini yerine getirmeyen tüccarlar ifşa edilir; diğer yerel piyasalara haber salınarak itibar kaybı yaratılırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fuarlar için gelenlere “conductus” adı verilen belgeler de dağıtılırdı. Bu belgeler, tüccarların geliş-gidiş yollarında soyulmaları durumunda, zararlarını sigrotalıyordu. Piyasada oluşan güven sayesinde, hesap parası olarak Troyes Markı (Marc de Troyes) kıta genelinde kabul görmeye başladı. Ardından Fransa Kralı da Troyes Markı’nın 8 onsluk alışımını resmî darphane standardı olarak ilan etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Troyes ve Şampanya kontlarının piyasaya bu ölçüde güven verebilmesinin arkasında ise daha “karanlık” ve hâlâ dahi tüm sırları çözülmemiş paralel bir gelişme yatıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Troyes Konsülü; &nbsp;Güveni üreten gizli mekanizma </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlk Haçlı Seferi sonrasında Şampanya bölgesinden gelen rahip/şövalye Hugues de Payens, Kudüs’e giden Hristiyan hacıların yol güvenliğini sağlamak amacıyla gönüllüler topladı. 1129’da Troyes’te yapılan konsülle birlikte, tarihe Tapınak Şövalyeleri olarak geçen bu örgüt resmiyet kazandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tapınakçılar zamanla hacılara “emanet kasası” benzeri hizmetler sunmaya başladı; bu altyapı geliştikçe, akreditif ve “hesap cüzdanı” gibi hizmetlere kadar genişledi. Haç yolu ile ticaret yolu büyük ölçüde kesiştiği ve Tapınakçı faaliyetleri ticaret yollarını da daha güvenli kıldığı için, Troyes ve diğer Şampanya kontları fuar gelirlerinden hatırı sayılır payları Tapınakçılara bağışlıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu, kendini besleyen bir sistem yarattı ve Tapınakçılar dönemin ilk çok uluslu “prototip bankası” hâline geldi. Artık sadece hacılar değil; tüccarlar, kontlar, hatta krallar da paralarını tapınakçılara emanet ediyor; tapınakçıların düzenlediği akreditif evrakları fiilen bir ödeme aracı olarak dolaşıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine görevi de görmeye başlayan Tapınakçılar, krallara savaş finansmanı için rehin/teminat karşılığı krediler verdiler. Gelir veya mülk teminatlı kredi örnekleri sayılabilecek bu işlemler, bugün hâlâ benzer bir hukuksal çerçevede yürütülür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tapınakçılar paramiliter bir güç olarak da korkutucuydu; bazı krallar vergi toplama ve hazine yönetimi gibi işleri dahi onlara bıraktı. Örneğin 12. yüzyıl sonlarında haçlı seferleri için vergi topladılar ve hazine yönetimini yaptılar. 1190’dan 1307’ye kadar Fransa’da kraliyet maliyesi ile Tapınakçı ağı arasındaki ilişki, kralın borçları nedeniyle daha da derinleşti; Tapınakçılar kral adına tahsilat yaptı, ödeme gerçekleştirdi ve kayıt tuttu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu kapalı, sır dolu ve masonik örgütlenme tarzı, daha o dönemde bile ciddi şüpheler doğuruyordu. Dönemin en korkutucu suikastçi örgütlerinden biri olan Haşhaşileri bile haraca bağlayan tapınakçılar hakkında teoriler bitmek bilmiyordu. Devasa servetleri ve askeri güçleri nedeniyle papa dahi tapınakçılara söz geçiremiyordu; Zamanla kanlı ritüeller, sapkınlık, pedofili gibi suçlamalar kıta Avrupası’nda yayıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">13 Ekim 1307 Cuma günü, Papa’dan aldığı destekle Fransa Kralı IV. Philippe tarafından başlatılan operasyonla Tapınakçılar tasfiye edilmeye başlandı. Soruşturmalar, itiraflar ve davalar sonucunda mallarına el konuldu; aforoz edildiler ve yakalananların bir kısmı idam edildi. Batı dünyasında 13 sayısı ile 13. Cumanın uğursuzluğu anlatısının da buradan geldiği sıkça rivayet edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bimetalizm: Isaac Newton ve Kubilay Han</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Altın ve gümüşün birlikte kullanıldığı dönemlerde, krallıkların farklı oranlarda değer biçtiği altın ve gümüş paralar (ör. şilin ve gine gibi örnekler), metallerin piyasa fiyatı değiştikçe arbitraj imkânı yaratıyordu. Sonuçta pahalanan metalin sikkesi piyasadan kayboluyor; bu durum “Gresham Yasası” (kötü para iyi parayı kovar) çerçevesinde açıklanıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünyanın en meşhur bilim adamlarından biri olan ve o dönem İngiliz Darphanesi’nde müdür olarak görev yapan Isaac Newton, bir altın sikkeyi 21 gümüş sikkeye sabitleyerek arbitrajı ortadan kaldırmayı hedefledi. Ancak pratikte sonuç farklı oldu: diğer ülkelere göre ucuz kalan gümüş, İngiltere dışına akmaya başladı ve ülke Defacto da olsa &nbsp;altın standardına geçmiş oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>Perspektif için: İlk “fiat” (karşılıksız) para denemelerinin en bilinen örnekleri Batı’dan önce, Asya’da ortaya çıktı. Moğol İmparatorluğu döneminde Kubilay Han, kendi mührünü taşıyan kâğıt paraların kullanımını zorunlu kıldı; kabul etmeyenlere ağır cezalar uygulandı. Ülkeye giren-çıkan tüccarların da altın ve gümüşlerini devletin belirlediği kurdan bozdurması ve gerektiğinde yine aynı kur mantığıyla geri alması isteniyordu. Devlet harcamaları bu parayla yapıldı; vergiler de büyük ölçüde bu parayla toplandı.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>Marco Polo, Il Milione’de (seyahatnamesinde) İtalyan simyagerler bakırı altına çevirmeye çalışırken, Kubilay han çoktan dut ağacı kabuklarından altın üretti bile demiştir. </em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Troyes fuarlarının başarısı, Tapınakçıların bin yıl önce bugüne benzeyen bir finansal altyapı kurması ya da Kubilay Han’ın fiat para deneyimi benzer bir ortak noktayı işaret ediyor: Piyasaya verilen güven. Otoritenin varlığını, askeri güç ve hukuksal kapasiteyle yürütebilmesi; çek, senet, banknot gibi enstrümanların bir “hesap parası” olarak kabulünü mümkün kılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><em>J.P Morgan’ın dediği gibi; Altın paradır, kalan her şey kredidir</em>. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1000 yıl önce bile, piyasada dolaşan ödemelerin, kredilerin, mevduatların ve tahvillerin bire bir altın karşılığı yoktu. Para gibi görünen bu krediler, gerçekte birer yükümlülüktü. İnsanların ekonomik potansiyellerini açığa çıkarması için paradan fazlası gerekiyordu: güven üzerine kurulu kaydî bir hesap sistemi. Bu, tarih boyunca değişmeyen bir gereklilikti; modern piyasaların içinde de gereklilik olarak kalmayı sürdürecek.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/altini-kim-tartti-ons-olcusu-tapinak-sovalyeleri-ve-bimetalizm-1770921829.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enflasyon Raporu: Yeni terazi, eski sınav ve “inandırıcılık” paradoksu</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyon-raporu-yeni-terazi-eski-sinav-ve-inandiricilik-paradoksu-12626</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyon-raporu-yeni-terazi-eski-sinav-ve-inandiricilik-paradoksu-12626</guid>
                <description><![CDATA[Verilen mesaj net: Metodoloji şeffaf. Rezervler güçlü. Para politikası kararlı. Erken gevşeme yok. Peki, bu anlatı ne zaman vatandaşın mutfağıyla örtüşecek? Asıl cevap Mart ve Nisan verilerinde saklı. Çünkü enflasyonla mücadelede rakamlar kadar algı da belirleyicidir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">11 Şubat<strong> </strong>Perşembe günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, 2026 yılının ilk Enflasyon Raporu’nu açıklamak üzere kürsüye çıktığında, piyasalar yalnızca faiz patikasını izlemiyordu. Asıl ölçülen, ekonomi yönetiminin inandırıcılık kapasitesiydi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Teorik olarak bu toplantılar, para politikasının teknik çerçevesini ve varsayımlarını kamuoyuyla paylaşmak için yapılır. Ancak Türkiye’nin mevcut ekonomik atmosferinde Enflasyon Raporu artık salt bir teknik metin değil; yatırımcının, reel sektörün ve vatandaşın ekonomi yönetimine duyduğu güvenin sınandığı bir turnusol kâğıdıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu yılki sunumu farklı ve dikkat çekici kılan unsur ise Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren metodolojik güncellemeler oldu. Artık yalnızca hedefler değil, o hedefleri ölçen terazi de değişti. Ve bu, sıradan bir revizyon değil; enflasyonun ölçüm dilinin yeniden yazılması anlamına geliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">TÜİK, Ocak 2026 itibarıyla Avrupa standartlarıyla tam uyum sağlamak amacıyla TÜFE hesaplama sisteminde üç temel alanda değişiklik yaptı. Bu dönüşüm, cebimizdeki yangını ölçen terazinin kalibrasyonunu yeniledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Sınıflandırma: Modern Tüketimin Endekse Yansıması</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Daha önce 12 ana gruptan oluşan sınıflandırma, Birleşmiş Milletler’in güncel COICOP 2018 standardına uyumlu biçimde 13 ana gruba çıkarıldı. Bu yalnızca teknik bir düzenleme değil; tüketim kalıplarındaki dönüşümün resmi kabulü niteliğinde.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Artık paket yemek servislerinin lojistik bedelleri, elektrikli araç şarj ücretleri, çevrim içi abonelik hizmetleri ve modern finansal araçlar da sepetin doğal parçaları. Daha önce “Çeşitli” başlığı altında kaybolan kalemler, “Sigorta ve Finansal Hizmetler” gibi ayrı kategoriler altında daha görünür ve şeffaf hale getirildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">2026 Tahminleri: İhtiyatlı İyimserlik</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığını yüzde 15–21 olarak güncelledi (orta nokta yüzde 18). 2027 için ise yüzde 6–12 bandı öngörüldü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu revizyonun arkasında yalnızca yöntem değişikliği yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Enerji başta olmak üzere ithalat fiyatlarındaki güncellemeler, gıda fiyatlarındaki oynaklık ve dış talepteki toparlanma beklentisi yeni projeksiyonu şekillendirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ocak ayında manşet enflasyon yüzde 30,7’ye gerilemiş olsa da, sebze fiyatlarında hava koşullarına bağlı artışlar ve zamana bağlı fiyat ayarlamaları ana eğilimin tahminlerin bir miktar üzerinde seyretmesine yol açtı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Buna karşılık, hizmet enflasyonundaki “ataletin” kırılmaya başladığı yönündeki veriler dikkat çekiciydi. Özellikle kira ve eğitim kalemlerinde geçmiş enflasyona endeksleme davranışının zayıflaması, dezenflasyon sürecinin kalıcılığı açısından en kritik eşik olarak öne çıktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Kira enflasyonunun yıl sonunda yüzde 30–36 bandına gerileyeceği öngörüsü, bu kırılmanın somut hedefi olarak sunuldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Para Politikası: Yüksek Eşik, Net Mesaj</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Toplantının en güçlü mesajı para politikasındaki sıkı duruş vurgusuydu. Politika faizinin yüzde 37 seviyesine indirildiği ortamda Karahan, “ihtiyatlı ve veri odaklı” yaklaşımın süreceğini net biçimde ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Faiz indirimlerinin büyüklüğüne ilişkin ise açık bir eşik konuldu: “Adım büyüklüğünü kısa dönemde artırmak için gereken eşik oldukça yüksek.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu cümle, erken gevşeme riskine karşı bilinçli bir mesafe koyulduğunu gösteriyor. Hedeflerden belirgin bir sapma durumunda yeniden sıkılaşma seçeneğinin masada olduğu da özellikle vurgulandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Finansal İstikrar Cephesi: Güçlü Kalkan</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Finansal göstergeler tarafında tablo görece sağlam:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black"><strong>Brüt rezervler 208 milyar dolar</strong>,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black"><strong>Swap hariç net rezervler 78 milyar dolar</strong>,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black"><strong>KKM bakiyesi 0,1 milyar doların altına gerilemiş durumda.</strong></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bir dönem sistemik risk olarak görülen Kur Korumalı Mevduatın neredeyse tamamen tasfiye edilmesi, TL’ye geçiş stratejisinin önemli bir kilometre taşı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">“Asıl Sınav Güven”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu Enflasyon Raporu yalnızca teknik bir doküman değil; güven inşa etme çabasının bir parçası.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Metodoloji güncellenebilir. Sepet değiştirilebilir. Ağırlıklar yeniden hesaplanabilir. Ancak güven eksikse, en doğru hesaplama yöntemi bile enflasyon beklentilerini kalıcı biçimde düşürmeye yetmez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Verilen mesaj net: Metodoloji şeffaf. Rezervler güçlü. Para politikası kararlı. Erken gevşeme yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Peki, bu anlatı ne zaman vatandaşın mutfağıyla örtüşecek?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Asıl cevap Mart ve Nisan verilerinde saklı. Çünkü enflasyonla mücadelede rakamlar kadar algı da belirleyicidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/enflasyon-raporu-yeni-terazi-eski-sinav-ve-inandiricilik-paradoksu-1770921084.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye tekstil sektörünün temel sorunları</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-12623</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-12623</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye tekstil sektörü için temel mesele, düşük maliyetle rekabet eden bir yapıdan teknoloji ve tasarım temelli yüksek katma değerli üretime geçiştir. Avrupa’ya coğrafi yakınlık, hızlı teslim avantajı ve güçlü üretim altyapısı önemli fırsatlar sunmaktadır. Doğru makroekonomik politikalar ve yapısal reformlarla desteklenmesi halinde sektör yeniden sürdürülebilir büyüme patikasına girebilir ve küresel değer zincirinde daha üst bir konuma yükselebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, ihracat ve istihdam açısından stratejik öneme sahip olmasına rağmen son yıllarda ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle artan üretim maliyetleri sektörün rekabet gücünü zayıflatmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Enerji fiyatlarının yüksekliği, işçilik maliyetlerindeki artış ve finansman giderlerinin yükselmesi firmaların kârlılığını düşürmektedir. Buna ek olarak yüksek enflasyon ortamında maliyetler hızla artarken döviz kurunun aynı oranda yükselmemesi, ihracatçıların fiyat tutturmasını zorlaştırmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Bir diğer önemli sorun düşük katma değerli üretim yapısıdır. Sektörün önemli bir bölümü fason üretime dayalı çalışmakta, marka, tasarım ve teknik tekstil gibi alanlarda yeterli derinlik sağlanamamaktadır. Bu durum birim ihracat değerinin düşük kalmasına neden olmakta ve Türkiye’yi fiyat rekabetine dayalı bir modele mahkûm etmektedir. Oysa Çin, Bangladeş ve Vietnam gibi ülkeler çok daha düşük maliyetle üretim yapabildiği için bu alanda rekabet giderek zorlaşmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Sektör ayrıca finansmana erişim sorunları ve ölçek yetersizliği ile karşı karşıyadır. KOBİ ağırlıklı üretim yapısı, firmaların uygun maliyetli krediye ulaşmasını zorlaştırmakta; yüksek faiz oranları yatırım iştahını azaltmaktadır. Bunun yanında Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat süreci kapsamında karbon ayak izi, sürdürülebilirlik ve çevre standartlarına uyum zorunluluğu, firmalar için ek maliyetler doğurmaktadır. Bu dönüşüme uyum sağlayamayan işletmelerin ihracat pazarlarında zorlanma riski bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu sorunların çözümü için sektörün katma değer odaklı bir dönüşüm sürecine girmesi gerekmektedir. Teknik tekstil, medikal tekstil ve fonksiyonel ürünler gibi alanlara yönelmek; marka ve tasarım yatırımlarını artırmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca <strong>dijitalleşme, otomasyon ve enerji verimliliği yatırımlarıyla üretim maliyetleri düşürülebilir ve verimliliği artırılabilir.</strong> Devletin Eximbank destekleri, uygun finansman imkanları ve yeşil dönüşüm teşvikleri sağlaması süreci hızlandıracaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Sonuç olarak Türkiye tekstil sektörü için temel mesele, düşük maliyetle rekabet eden bir yapıdan teknoloji ve tasarım temelli yüksek katma değerli üretime geçiştir. Avrupa’ya coğrafi yakınlık, hızlı teslim avantajı ve güçlü üretim altyapısı önemli fırsatlar sunmaktadır. Doğru makroekonomik politikalar ve yapısal reformlarla desteklenmesi halinde sektör yeniden sürdürülebilir büyüme patikasına girebilir ve küresel değer zincirinde daha üst bir konuma yükselebilir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-1770830242.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mala fide politia</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/mala-fide-politia-12599</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/mala-fide-politia-12599</guid>
                <description><![CDATA[GETAD ile en yoksul kesimin geliri yükseltilirken, bu rakamın üzerindeki gelire sahip ailelerin bu yardımdan yararlanamayacağı anlaşılıyor. Bu düzenleme özünde elbette sosyal devlet ilkesine uygun. Ama GETAD’ın çalışanlar ve emeklilere uygulanan düşük maaş politikasıyla birlikte yürütülmesinin, toplumda yapılmakta olan veya yapılmış (emekli) işlerin ve edinilmiş eğitimin niteliğinin gözardı edilmesine yol açacağı için Anayasa’ya (10 madde) aykırı bir eşitsizlik yaratacağı çok açık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Bu Latince ifade, kötü niyetli politika veya yönetim anlamına geliyor. “Mala fide” (kötü niyet) önemli bir hukuki kavram. Alman filozof Arthur Schopenhauer’in tanımına göre, bir kişi söyledikleri ve yaptıklarının doğruluğuna inanıyorsa iyi niyete (bona fide), aksine yanlışlığını biliyor ama yine de söylüyor ve yapıyorsa kötü niyete sahiptir. Özetle, söylem ve eylemlerinin yanlışlığını bildiği halde gerçekleri saklamak ve yanlış bilgi vermeye devam etmek kötü niyetin somut göstergesidir.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geçen yüzyıla damgasını vuran filozoflardan Jean Paul Sartre’a göre, kötü niyet ile yalan birbirinden ayrılması gereken iki kavramdır. Felsefesini ortaya koyduğu Varlık ve Hiçlik (L’Etre et le Néant) isimli başyapıtında, bilinmeyen veya kendisinin doğruluğuna inandığı bir yanlışı yayan kişi yalancı değildir. Yalancı, başkasını kandırmak amacıyla gerçeği çarpıtan kişi; kötü niyetli ise başkalarınca kötü görülmek veya eleştirilmekten çekindiği için gerçeği saklayandır. Başka bir deyişle kötü niyetli, gerçeği saklarken amacı başkasını kandırmanın ötesinde toplumdaki iyi imajını korumaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İki filozofun tanımları arasındaki nüans bir yana bırakılacak olursa, Yılmaz- Şimşek ekonomi yönetiminin izlediği yanlış enflasyonla mücadele politikasının halkın çoğunluğu açısından iyi niyetli olmadığını söylemek mümkün. TÜİK’in Ocak ayı enflasyonunu yüzde 4,84 olarak açıkladığı geçtiğimiz hafta kamuoyunda sıkça tartışılan konu bu oldu. Bu oran öncelikle TÜİK’in bağımsızlığının bir kez daha sorgulanmasına yol açtı. Önceki yıllarda da görüldüğü gibi, yılın son aylarında veya Mayıs ve Haziran’da enflasyon oranlarının sürekli düşük çıkmasının, memur, emekli ve asgari ücret zamlarının düşük belirlenmesi için manipülatif olduğu görüşü toplumda oldukça yaygın bir kanaat. Bu oranın, İttifak’ın küçük ortağının Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin sefalet ücreti dediği en düşük emekli maaşına yapılan 1062 TL tutarındaki ilave zammın 970 TL'sini geri alması toplumdaki kötü niyet algısını da güçlendiriyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslında Ocak enflasyon oranının yüksek çıkmasının bir başka nedeni daha var. O da Hazine ve Maliye Bakanı’nın söylediği gibi, kötü hava koşullarından ötürü gıda enflasyonunun yüksek çıkmasından çok yeniden değerlendirme adı altında vergi ve harçlara her yıl zam yapıyor olması. Ekonomist yazar Şeref Oğuz’un 4 Şubat günlü yazısında bir kez daha dile getirdiği gibi, “ kamu, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ve yeniden değerleme oranıyla sürekli zam yaparak enflasyonu düşüreceğini sanıyor. TÜİK de mızrağı çuvala sığdırma işgüzarlığı ile ‘kamufle’ ediyor.” Oğuz buna kamuflasyon diyor. Bu nedenle daha OVP (Orta vadeli program) açıklanmadan önce öngörülen politikanın enflasyonla mücadeleyi değil, açık veren kamu bütçesini tasarrufa gitmeden aynen sürdürmeyi amaçladığını söylemiştim. Bunun en önemli göstergesi de OVP’den önce emekli maaşlarının negatif ayrımcılık yapılarak büyük oranda tırpanlanması ve MTV’nin bir kat daha alınması gibi bazı ilave vergi artışlarına başvurulmasıydı. O bakımdan sadece emekçi ve emeklilerin gelirlerinin düşürülmesi üzerinden toplumun tüketiminin düşürülmesine dayalı bir programın “enflasyonla mücadele” adı altında sunulmasının iyi niyetli bir politika olmadığı açıktı. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Orta sınıf da hedefte </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyonla mücadele programları sadece halkın tüketiminin, üstelik sabit gelirler kısılarak düşürülmesiyle yürümez. Kamu yönetiminin harcamaları, maaş ve sosyal yardım kalemleri dışında kalan harcama kalemleri üzerinden büyük oranda kısılır, ayrıca az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını hedefleyen bir reformla desteklenir. Yanısıra, kamunun vergi artışlarına değil, aksine akaryakıtta olması gerektiği gibi indirimlerine gitmesi gerekebilir. Çünkü bu tür programların ortalama 18-24 ay içinde sonuç vermesi beklenir. Oysa bunun tam tersinin uygulandığını ve OVP hedeflerinin yukarı yönlü revize edilip durduğunu görüyoruz. Söz gelimi OVP, 2024 sonu için yüzde 33, 2025 için 24, 2026 için de yüzde 15 enflasyon öngördü ama hiçbiri tutmadı. Ocak ayı enflasyonu bu hesabın bu yıl da tutmayacağını açıkça gösteriyor. Oysa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz daha Aralık ayında 2027 yılı için tek haneli enflasyondan söz etmişti. Bu, son üç bütçede gördüğümüz kamu yönetimindeki savurganlık nedeniyle mümkün olmayacağı gibi, emekçiler ve emeklilerin yaşam maliyetinin altında ücretlere mahkûm edilmesinin de sürdürülmesi mümkün değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nedeni bu imkânsızlık mıdır bilmem ama son olarak BDDK, sürekli yoksullaştırılan ama yaşam savaşı veren düşük gelirlilerin devasa sorunları nedeniyle pek gündeme gelmeyen orta sınıfı ilgilendiren bir konuya el atarak, kullanılmayan kredi kartı limitlerine göz dikmiş durumda. Düşünülmeden yalap şap yazılıp bankalara gönderilen talimat önce eğitim sonra sağlık harcamalarının limitten muaf tutulmasıyla iki kez revize edildi. Bir kalem daha var mesela. KDV ve ÖTV derken fiyatını ikiye katlayan yeni araçlara ulaşamayan orta sınıf, mevcut eski araçlarının beklenmedik arızalarının giderlerini karşılamak için de kredi kartı limitlerinin yüksek tutulmasını istiyor. Kredi kartı sahipleri için kullanılmayan limitler parasal bir güvence. Hane gelirinin dört katı uygulaması esas alındığında orta sınıfın Ocak ayı itibariyle aylık geliri 100 bin, limiti de 400 bin TL’yi aşmış durumda. BDDK’nın son açıklamasında bu esas korunduğuna göre limitler 400 bini aşacak ve bu miktarın altına düşmeyecektir. Gelirini yüksek göstermiş olduğu için limiti yüksek tutulmuş kişiler olabilir ama kalkıp genelleme yapmak ne kadar doğru büyük bir soru işareti. Kaldı ki kullanılmayan limitleri kısmanın kredi kart kullananlara eziyet etmek dışında enflasyonla mücadeleye somut bir etkisi olabilir mi bilmem. Ama beklenmedik bir masraf çıkarsa o harcama karttan olmasa da bir şekilde yapılacaktır. Bunu kimse engelleyemez. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelir tamamlayıcı destek programı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidar, sadece orta sınıfa değil ama karı-koca emekli olanlara da eşitsiz davranmaya hazırlanıyor. Bu sonucu doğuracak “gelir tamamlayıcı destek” programına yönelmiş durumda. Nitekim bu yıl bazı illerdeki mahallelerde, geliri düşük ailelerin desteklenmesi amacıyla “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi” (GETAD) uygulamaya alınıyor. Yeni sistemin ilerleyen dönemde ülke geneline yaygınlaştırılması planlanıyor. Uygulama kapsamında Hazine ve Maliye ile Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıkları, sistem ve gelirler üzerinde inceleme başlatarak çalışma yapacak. Bu bağlamda, geliri belirli bir eşiğin altındaki ailelere kira, gıda ve ısınma gibi yardımlar verilecek. Hükümet, mesela hane geliri olarak en düşük emekli maaşına (20 bin TL) sahip olan bir ailenin gelirini belirlenen bir seviyeye taşırken, söz gelimi karı koca aynı maaşa (toplam 40 bin) sahip ailelere ek ödeme yapmayarak aradaki gelir farkını azaltmış olacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dediği gibi, mevcut en düşük emekli maaşı veya asgari ücret ancak ev kirasına yetiyor. “Ya barınacak aç kalacak ya karnı doyacak sokakta kalacak”. Açlık sınırı yaklaşık 31 bin TL olduğuna göre en düşük emekli maaşı ve asgari ücretin en az 50 bin TL civarında olması gerekiyor. Ama GETAD ile en yoksul kesimin geliri yükseltilirken, bu rakamın üzerindeki gelire sahip ailelerin bu yardımdan yararlanamayacağı anlaşılıyor. Bu düzenleme özünde elbette sosyal devlet ilkesine uygun. Ama GETAD’ın çalışanlar ve emeklilere uygulanan düşük maaş politikasıyla birlikte yürütülmesinin, toplumda yapılmakta olan veya yapılmış (emekli) işlerin ve edinilmiş eğitimin niteliğinin gözardı edilmesine yol açacağı için Anayasa’ya (10 madde) aykırı bir eşitsizlik yaratacağı çok açık. Gelir düzenlemesi yapılacak olursa -ki gerekli- bunun mutlaka tüm çalışan ve emeklilere yaygınlaştırılması ve GETAD’ın her şeye karşın gelir ihtiyacı olan ailelerle kısıtlanması gerekir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne var ki iktidarın seçimlere iki yıl kala giriştiği böyle bir düzenlemeyle olasılıkla en yoksul kesimden oy devşirmeyi hesapladığı algısı oluşuyor. Bu algı emekli kesiminde oldukça yaygın. Onların arzusu sosyal yardım değil hak ettikleri emekli maaşını almak. Ama kabul etmek gerekir ki her emekliye mesela 20 bin TL seyyanen zam yapmanın ek maliyeti 13 bin emekli ve 4 milyon dul yetim maaşı üzerinden ayda 300 milyar, yılda 3,12 trilyon TL tutuyor. Bütçesinde faize 2,7 trilyon ödemeyi öngören iktidarın bu zammın yarısını bile yapması Yılmaz-Şimşek politikasını değiştirmeden imkânsız görünüyor. Bunun için öncelikle toplumun yüzde 20 lik varlıklı kesimine yönelik servet vergisi dahil doğrudan vergiler uygulanması şart. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomi yönetiminin OVP ile bu sonucu öngörmemiş olduğunu söylemek mümkün olmadığına göre aksi yönde yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığı açık. Bu nedenle izlenen ekonomi politikasının başlıktaki nitelemeye uygun olduğu kanısındayım. Ama demokrasilerde önemli olan halkın çoğunluğunun da bu görüşte olması. Eğer öyleyse şu Latince tamlama geçerlik kazanıyor: “Mala fide politia sufragia non conciliant”. Kötü niyetli yönetim oy getirmez. Herkesin hayal kurma özgürlüğü var elbette ama gidişatı bu yönde görüyorum. Hem de son seçimlerin hemen ertesinden, 2023 Temmuz’undan bu yana. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/mala-fide-politia-1770563159.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dalganıp durulduk mu?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/dalganip-durulduk-mu-12597</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/dalganip-durulduk-mu-12597</guid>
                <description><![CDATA[2021 yılından beri “Türkiye’de tarım ve hayvancılığı bitirdiler, yakında asfalt, beton kemirmeye başlayacağız” diye yazıyorum. İktidar ise sürekli kuraklık, don, sel, inek içti bahaneleri arkasına saklanıp duruyor. Son bir yılda dünya gıda fiyatları gevşerken Türkiye’de %31 arttı. Doğal olaylar sadece Türkiye’yi etkiliyor. Ülke tarımının yapısını ters yüz edip öylece bıraktınız.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türbülans bitti mi? Salı günü genel kanı, türbülansın bittiği fiyatlar üstündeki köpüğün alındığı yönündeydi. Hafta sonuna doğru</span> <span style="color:#222222">gümüş, kriptolar ve teknoloji şirketlerinde çöküşün devam ettiğini gördük. Geçen hafta yazımda belirttiğim gibi, kar realizasyonu mu yaşandı yoksa oyunun sonu muydu;</span> <span style="color:#222222">karar vermek için hiç olmazsa bir haftanın geçmesi beklenmeli. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Gelecek haberler piyasayı etkileyecektir. Trump dünyayı yeterince gerdiğini düşünüp gerginliği azaltabilir. Hindistan üstüne uyguladığı %50 vergiyi %18 seviyesine çekmeyi düşünüyor mesela. Hindistan- AB arasında serbest ticaret anlaşması sonrası bu haber tedarik zincirinin yeniden düşük maliyetli yapılanmasını sağlayabilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">ABD- İran görüşmeleri başladı. İran tarafı görüşmelerden hızlı bir sonuç beklenmemesi gerektiğini belirtirken kimi görüşmeciler, ilk görüşmenin çok olumlu havada geçtiğini iddia etti. Ukrayna-Rusya arasında aylar sonra yumuşama belirtisi olarak esir değiş tokuşuna başlandı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">İki zıt senaryo; Gümrük vergilerinin yumuşaması, Doğu ile Batı arasında rahatlayan ticaret, Rusya- Ukrayna ve ABD-İran ilişkilerinde yumuşama piyasalarda yeni meltemler estirebilir. Tam tersi senaryo ise sert kasırgalar getirebilir. ABD- İran gerginliği brent petrol fiyatlarını yukarı taşıdı mesela. Şimdiye kadar piyasa ikinci senaryoya yatırdı parasını. Ocak sonu ve Şubat başı yaşanan hareketler yumuşama senaryosuna inananların arttığının bir göstergesi olabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye gündemi; Ocak ayı enflasyonu son haftalarda beklenildiği gibi oldukça yüksek geldi. %4,84. Ocak 2025 ayı %5,03 gelmişti. Bir yıldır sözde deli gibi enflasyon mücadelesi yapıyoruz, attığımız adım, karınca adımı. Üç yıldır amansız enflasyon mücadelemizin sonucunda dünyanın en yüksek üç enflasyonundan birine sahibiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">2026 yıl sonu hedefi olan %16 enflasyonunun üçte birine Ocak ayında ulaştık. Şubat ayı enflasyonu ile yarısına ulaşacağız. Her zaman yazdığım gibi MB nın Ekim ayından önceki hedeflerini dikkate almamak gerek, sürekli güncelleyecek çünkü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">2021 yılından beri “Türkiye’de tarım ve hayvancılığı bitirdiler, yakında asfalt, beton kemirmeye başlayacağız” diye yazıyorum. İktidar ise sürekli kuraklık, don, sel, inek içti bahaneleri arkasına saklanıp duruyor. Son bir yılda dünya gıda fiyatları gevşerken Türkiye’de %31 arttı. Doğal olaylar sadece Türkiye’yi etkiliyor. Ülke tarımının yapısını ters yüz edip öylece bıraktınız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bir kaç yıldır da “sanayi bitiyor” diye yazıyorum. İSO imalat sanayi PMI endeksi Ocak ayında 48.1 oldu. 50 seviyesinin altı daralma demek. İki yıldır 50 puanın altındayız. Verilere gerek yok, geziyorum, konuşuyorum, görüyorum zaten. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Ticaret Bakanlığı verilerine göre;</strong> Ocak ayında ihracatımız gevşedi. Aylardır Türk malları dünya için</span> <span style="color:#222222">artık pahalı kalıyor diye yazıyorum. İhracat geçen yılın aynı ayına göre %4 düştü. Allahtan ithalat artmıyor. Ona rağmen dış ticaret açığı %11 yükseldi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>MB faiz indirimi</strong>; Ocak ve Şubat ayı enflasyonun yüksek geleceğini bile bile Ocak ayı başında faizi indirdiler. Mart ayında da indirecekler. Amaç verilere göre piyasayı dengelemek değil. Amaç rantiyeciye yüksek gelir sağlamak. Gel, ne olursan gel. Bak fiyatım sudan ucuz, faizi de düşüreceğim, bu yıl sonuna kadar daha çok kazanacaksın demek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Rantiyeci deli paza kazanıyor. KKM ile kuru tutup enflasyonu düşüreceklerine inandılar, 60 milyar dolar zarar çıkarıyor uzmanlar. Şimdi de enflasyonu düşüreceğiz geyiği faiz giderlerimizi uçuruyor. 2025 Ocak ayında 153 milyar TL olan faiz gideri, 2026 Ocak ayında 454 milyar TL yükseldi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Yaptım, oldu. Kimsenin hesap sorduğu yok; iktidarın da hesap vermek gibi bir derdi yok. Parayı KKM ile saçtı, şimdi faize saçıyor. Türkiye’nin en büyük sanayi fabrikalarını yok pahasına sattı, şimdi de yol, köprü, baraj ne var ne yok satıyor. Tam bir mirasyedi. Kendileri yapmış olsa bu kadar kolay satamazlar. Sanatçı, siyasetçi, sporcu, gazeteci herkes hapiste. Kafa kesenler, tecavüzcüler, hırsızlar af ile dışarda. Can Atalay hapiste, Apo’ya umut hakkı geliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Tek dert, ülkeye yerli, yabancı rantiyeci parası sokmak. Global konjüktürde 2003, 2009, 2018 yıllarında olduğu gibi bu zihniyete uygun. Türkiye gibi ülkelere para yağıyor. Ocak 2026 ayında “Gelişen Ülkelere” yatırım yapan fonlara 21 milyar dolar giriş oldu. Son 10 yılın en yüksek girişi olduğunu söylüyor uzmanlar. 2003, 2009, 2018 yıllarında olduğu gibi bu girişten aslan payını o dönemlerdeki aynı zihniyete sahip Türkiye alacaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">30 Ocak 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> İlgili hafta 455 milyon dolar hisse, 721 milyon dolar tahvil aldılar. 2025 yılının tamamındaki portföy artışını 2026 Ocak ayında geçtiler. Gelişmekte olan ülkelere yağan paradan nemalanıyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> Vatandaş döviz hesaplarınında yine 8 milyar dolara yakın bir artış var ama çoğunluğu altın alımı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Altının gazı kesilince rezervler bu hafta brüt rezervler dışında eksi yazdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> Hacim olarak sakin. Ortalama mevduat faizi %44, ticari kredi faizi %46, bireysel kredi faizi %55 civarında kalmaya devam ediyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi; </strong>113,25 ve 112,35 destek. 112,35 görse bile kapanış 113,25 üstünde olabilir. 120 puan direnç.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">43,40 destek, 43,84 direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1.1780 ve 1.17 destekleri demiştik geçen hafta. 1,1780 den döndü. Destekler aynı, direnç 1,1925 de. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,30 direncine yaklaşınca alış geldi. %4,14 desteğine gelince de satış geldi. Buralarda oyalanmaya devam edecek gibi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Çin borsası hariç diğer borsalar haftayı yukarıda bitirdi. Geçen haftaki sallantıya tepki gösteremeyen BİST100 ise bu hafta düzeltme yaptı. 12950 puan destek, 14000 puan direnç. Dolar bazında, yukarı kanalda. Geçen hafta kanal direnci 3,22 dolardı, 3,17 dolardan satış yedi. Bu hafta direnç 3,28 dolarda. Destek 2,90 ve 2,81 dolarda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Önceki</span> <span style="color:#222222">hafta da 96,50 desteğinden geri dönmüştü, geçen hafta 97,60 seviyesine kadar toparladı. Mayıs 2025 tarihinden beri 99,50 ile 96,50 arasında. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> Uzun zamandır ağırlıklı ortalamalarının çok üstünde fiyatlanıyor diye yazıyordum biliyorsunuz. Ağırlıklı ortalamalarına kadar gevşedi. 64 dolar önemli destekti, buranın üstünde kapadı. Artık iki senaryo var. 1-) Bu hafta veya gelecek hafta 60 dolar seviyelerine kadar gevşeyecek ve sonraki üç veya dört hafta içinde zirvesi olan 121 doları geçecek. 2-) Bu hafta bir miktar yukarı yapacak, sonra yeniden 60 dolar civarına inecek. Sonraki 5 ile 7 hafta arası 100 ile 110 dolar arasına kadar çıkacak ve oradan düşen trende dönecek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> Aylardır</span> <span style="color:#222222">4385 dolar altında kapanış yapmadığı müddetçe altının yükselen kanalı aşağı kırılmaz diye yazıyorum. Geçen hafta 4385 dolara değdi ve anında yukarı döndü. Yukarı gidecekse bu hafta 4600 doların üstünde kalmalı. Bu hafta eski tepeyi deneyebilir, haftalık kapanış 4961 dolar altında olursa üç, dört hafta gevşeyebilir. Ay kapanışı 4865 dolar altında olursa sıkıntı başlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> Bir veya iki ay daha gevşeme olasılığı yüksek. Dip yaptığını tahmin etmiyorum.</span> <span style="color:#222222">Aşağıda kuvvetli destekleri var. 64700 dolar bunlardan biriydi, oradan döndü. Bu ay veya gelecek ay 85000 dolara kadar düzeltme gelirse şaşırmam. Dibi bulunca ki dip 30000 dolar ile 42000 dolar</span> <span style="color:#222222">arasında bir yerde olacak büyük olasıkla. Beş ay kadar diplerde bekleyecek. Sonra mı? Sonrasını oraları görürsek yazarım.</span> </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/dalganip-durulduk-mu-1770562245.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hindistan-AB Serbest Ticaret Anlaşması ve Türkiye</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hindistan-ab-serbest-ticaret-anlasmasi-ve-turkiye-12595</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hindistan-ab-serbest-ticaret-anlasmasi-ve-turkiye-12595</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin aktif gündemi farklı. İç siyasete odaklanmış, başarısızlıkların tartışılmasının ve özellikle demokratik reflekslerin bastırıldığı günlerden geçiyoruz. Muhalefetin baskılar yüzünden içe dönük sorunlara odaklanmak zorunda kalması, ülke adına büyük bir talihsizlik olarak karşımıza çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Son dönemde karşılaştığımız, siyasal gelişmelerin günübirlik bakış açısıyla yorumlanması, gerçeğin kavranmasında yetersiz kalabilir. Aslında İbni Haldun’un; ünlü “coğrafya kaderdir” saptamasının güncellendiği bir dönemi yaşıyoruz. Örneğin “Gümrük Birliğinin” bir adım ötesine yıllarca geçemediğimiz, AB ile on yıllardır süren, ilişkilerimizde gelinen son aşama. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Birlik ile ilişkilerimiz geçen ocak ayında Hindistan ile Topluluk arasında imzalanan, Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ile farklı bir aşamaya geldi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kamuoyuna yansıyan tartışmalar, gençlik günlerimi anımsattı. AB üyeliğine karşı çıkanların, “onlar ortak, biz pazar” sloganlarının atıldığı dönem, belleğimde yeniden canlandı. Dış İlişkilerdeki &nbsp;“sonsuza kadar süren, dostlukların değil, karşılıklı çıkar dengelerinin” kalıcı olduğu gerçeğini bir kez daha anımsatıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Akdenizi, Egeyi, tarih boyunca uluslararası ticaret yollarının denetimini, Boğazların Dünya ticaretinde ve askeri stratejilerin belirlenmesindeki önemini, fark etmeyen kesimlerin; örtülü ya da açık biçimde karşı çıktıkları, AB üyeliğimiz Hindistan ile Topluluk arasında imzalanan STA ile yeniden gündemde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Trump’ın seçilmesiyle başlatılan, MAGA projesinin salt askeri güce dayalı egemenlik alanları yaratma çabası, AB’yi&nbsp; alternatif aramaya yönlendirmiş olmalı.. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Demokratların iktidarında yürütülen, &nbsp;AB’yi yeniden ABD nüfuz alanına alma çabalarını, bu kadar geç fark etmelerinin, ardındaki gerçek nedenleri araştırmayı bir yana bırakalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması, Almanya’da Merkel’in siyaseti bırakması ve Rusya’dan gelen, Kuzey Akımı doğal gaz hatlarının havaya uçurulmalarının, AB ekonomisindeki etkilerine kısaca bakmak, kısa da olsa bazı bilgilerin edinilmesinde yeterli olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">AB Ülkeleri’nin çoğu bu hatların havaya uçurulmalarının ardından, geçen kısa sürede enerji ABD’nin doğal gazına bağımlı olmak zorunda kaldılar. AB Ülkeleri’nin aynı dönemde Ukrayna savaşı yüzünden, Rusya ile hasım haline gelişleri, Birliği alternatif arayışlarına itmiş olmalıydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">ABD’nin AB ile ilişkilerinde belirlediği, yeni stratejisine İspanya dışında karşı çıkamayan AB ülkeleri, Çin ile ticari ilişkilerine alternatif geliştirmek zorunda kalacaklarını hissetmiş olmalılar. Daha önce Güney Amerika ülkeleri -Arjantin, Brezilya, Paraguay,&nbsp; Uruguay ve Venezuela – ile yapılan “Mercosur” anlaşmasının Uzakdoğu’daki benzeri Hindistan ile hayata geçirildi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hindistan’ın seçimi; &nbsp;özellikle İngiltere ve ABD’nin oluşturduğu, Anglo-Sakson İttifakının, Çin’in üretimini ülke dışına satmasını dengelemekte yeterli olacak mı? Şimdilik bilinmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Türkiye’nin aktif gündemi farklı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İç siyasete odaklanmış, başarısızlıkların tartışılmasının ve özellikle demokratik reflekslerin bastırıldığı günlerden geçiyoruz. Muhalefetin baskılar yüzünden içe dönük sorunlara odaklanmak zorunda kalması, ülke adına büyük bir talihsizlik olarak karşımıza çıkıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Türkiye’de özellikle iş çevrelerinin AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşmasına verdikleri tepkinin, kuşkusuz haklı nedenleri olmalı. Bu nedenlerin başında imzalanan, STA’ nın, Gümrük Birliği nedeniyle, Türkiye’yi de uymak zorunda bırakması geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hindistan’ın ürünleri anlaşmaya göre Türkiye’ye düşük tarifeli ya da gümrüksüz ithal edilebilecek. Aynı kural Türk ürünleri için de uygulanacağı için ilk bakışta sorun bulunmadığı izlenimi doğabilir. &nbsp;Ancak Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı pazarı, AB ülkelerinin oluşturdukları unutulmamalı. Tekstil üretiminde çok güçlü olan Hindistan’ın, kendi sanayi kuruluşlarının Mısır’a gidişine seyirci kalan, Türkiye’nin bu pazarda rekabet gücünü zorlayacağı çok açık. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yakında Hint tekstil ürünlerinin, Tata marka otomobillerin ve Hint şirketlerinin üretimi yazılımların hayatımıza gireceğini göreceğiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Süreç içinde Hindistan ile ikili STA’ nın koşullarının görüşülmesi, şu anda güçlü bir olasılık gibi görünmüyor. Pakistan ile olan yakınlığımız nedeniyle, Hindistan’ın Türkiye’de yıllardır düzenlediği, geleneksel düğünleri bile &nbsp;iptal ettiği düşünülürse, en azından bu aşamada müzakere ortamının oluşması, kolay görünmüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Türkiye bu aşamada Ticaret Yolları üzerindeki etkinliğini değerlendirmeyi, Çin’e karşı geliştirilmeye çalışılan, Hint-Avrupa Ticaret Yolu projesini gündemine almayı denemeli.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/hindistan-ab-serbest-ticaret-anlasmasi-ve-turkiye-1770488286.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin enflasyon döngüsü</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-enflasyon-dongusu-12577</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-enflasyon-dongusu-12577</guid>
                <description><![CDATA[Sonuç olarak enflasyon, Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıklarının, kurumsal kapasitesinin ve toplumsal adalet mekanizmalarının yansıdığı bir aynadır. Rakamların ötesine geçmek; ancak fiyat istikrarını bir kamusal mal olarak kabul etmek ve mücadeleyi yalnızca merkez bankası koridorlarından çıkarıp topyekûn bir yapısal dönüşüm seferberliğine dönüştürmekle mümkündür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye ekonomisinde enflasyon, konjonktürel bir fiyat dalgalanması olmaktan çıkarak kronik bir&nbsp;yapısal atalet ve toplumsal bir&nbsp;norm&nbsp;halini almıştır. Açıklanan her yeni veri seti, yalnızca mal ve hizmet bedellerindeki değişimi değil; ekonomik aktörlerin beklentilerindeki bozulmayı, fiyatlama davranışlarındaki deformasyonu ve para politikasının toplumsal katmanlardaki heterojen yansımalarını teyit etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 Ocak ayı enflasyon verileri, bu kronikleşmiş sürecin yeni bir safhasına işaret etmektedir. Yıllık bazda gözlemlenen nisbi gerileme (baz etkisi kaynaklı), aylık bazdaki katılık karşısında dezenflasyon sürecinin başarısını gölgelemektedir. Bu tablo, Türkiye’nin teknik bir dezenflasyon sürecinden ziyade, enflasyonla yaşamayı içselleştirmiş bir&nbsp;"enflasyonist denge"&nbsp;içinde olduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Beklentilerin Çıpalanması ve Fiyatlama Davranışları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik literatürde enflasyonla mücadelenin temel taşı,&nbsp;beklentilerin yönetilmesidir.&nbsp;Ancak Türkiye örneğinde, fiyat artışlarının süreklilik arz etmesi, ekonomik birimlerin rasyonel beklentilerini "sürekli artış" yönünde şekillendirmesine neden olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fiyatların artmadığı bir senaryonun "anomali" olarak algılandığı bir ekosistemde, para politikasının aktarım mekanizması zayıflar. Gerçek bir dezenflasyon süreci, matematiksel modellerden ziyade, aktörlerin geleceğe dair&nbsp;belirsizlik algısının&nbsp;minimize edilmesiyle mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ocak ayındaki aylık artış hızı, fiyatlama davranışlarının henüz dezenflasyon patikasıyla uyumlu hale gelmediğini; aksine, firmaların ve tüketicilerin maliyet ve fiyat artışlarını önden yüklemeli olarak realize etmeye devam ettiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelir Dağılımı Üzerindeki Regresif Etki</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyonun en yıkıcı özelliği, servet transferi yaratan&nbsp;regresif bir vergi&nbsp;işlevi görmesidir. Sabit gelirli kesimler için enflasyon, yalnızca bir satın alma gücü kaybı değil; beşeri sermaye yatırımlarından ve refah payından feragat etmek anlamına gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel Ücret Erozyonu:&nbsp;Ocak ayı itibarıyla asgari ücret ve emekli maaşları üzerinde oluşan nominal aşınma, ücret artışlarının refah artırıcı bir unsur değil, yalnızca geçmiş enflasyonun gecikmeli ve eksik bir&nbsp;endeksleme mekanizması&nbsp;olduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sosyal Katmanlaşma:&nbsp;Enflasyon, gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştirerek orta sınıfın tasfiyesine ve toplumsal polarizasyonun iktisadi temellerinin güçlenmesine yol açmaktadır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Politika Yetersizliği ve Yapısal Reform İhtiyacı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Para politikasının tek başına enflasyonu dizginlemesi, arz yönlü kısıtların ve yapısal sorunların varlığı nedeniyle mümkün görünmemektedir. Tarımsal verimlilik, enerji bağımlılığı ve lojistik maliyetler gibi&nbsp;arz yönlü şoklar&nbsp;yönetilmeden, yalnızca talep yönetimi üzerinden yürütülen bir mücadele, sosyal maliyeti yüksek ve sürdürülebilirliği zayıf bir süreçtir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mevcut konjonktürde temel sorun, teknik ekonomi yönetiminin ötesinde bir&nbsp;kurumsal güvendir. Bağımsızlık ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde çıpalanmayan bir para politikası, piyasa aktörleri tarafından "geçici bir sıkılaşma" olarak algılanmakta; bu da enflasyonist ataleti beslemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak enflasyon, Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıklarının, kurumsal kapasitesinin ve toplumsal adalet mekanizmalarının yansıdığı bir aynadır. Rakamların ötesine geçmek; ancak fiyat istikrarını bir&nbsp;kamusal mal&nbsp;olarak kabul etmek ve mücadeleyi yalnızca merkez bankası koridorlarından çıkarıp topyekûn bir yapısal dönüşüm seferberliğine dönüştürmekle mümkündür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aksi takdirde Türkiye, düşen yıllık oranların gölgesinde, artan yaşam maliyetlerini kanıksamış bir toplumun kronik yoksullaşma hikâyesini yazmaya devam edecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/turkiyenin-enflasyon-dongusu-1770305604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin enflasyon problemi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-enflasyon-problemi-12570</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-enflasyon-problemi-12570</guid>
                <description><![CDATA[Kalıcı başarı için yapısal reformlar kaçınılmazdır. Üretimde yerli ara malı payının artırılması, tarımda verimliliğin yükseltilmesi, eğitim–teknoloji yatırımlarının güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğünü pekiştiren kurumsal reformlar enflasyonla mücadelenin uzun vadeli ayağını oluşturur. Ancak bu şekilde Türkiye, yüksek enflasyon sarmalından çıkıp fiyat istikrarını sağlayabilir ve sağlıklı, kapsayıcı bir büyüme patikasına girebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’nin enflasyon sorunu, son yıllarda yapısal kırılganlıklar ile kısa vadeli politika tercihlerinin birleşmesi sonucu kronikleşmiştir. Döviz kuruna yüksek bağımlı üretim yapısı, ithal girdi oranının fazlalığı ve enerji fiyat şokları maliyet enflasyonunu sürekli beslemektedir. Buna ek olarak, genişlemeci maliye politikaları ve uzun süre uygulanan düşük faiz yaklaşımı iç talebi artırmış, fiyatlar genel seviyesini yukarı çekmiştir. Enflasyon beklentilerinin bozulması ise fiyatlama davranışlarını kalıcı biçimde etkilemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İkinci olarak, para politikasının kredibilite kaybı enflasyonun yerleşmesinde kritik rol oynamıştır. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı hedefinden uzaklaşması ve politika öngörülebilirliğinin azalması, TL’nin değer kaybını hızlandırmış, bu da kur geçişkenliği yoluyla enflasyonu derinleştirmiştir. Türkiye gibi açık ekonomilerde döviz kuru hareketleri doğrudan tüketici fiyatlarına yansımakta, bu durum ücret–fiyat sarmalını tetikleyerek enflasyonu daha dirençli hale getirmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Üçüncü olarak, verimlilik artışının zayıf olması ve arz yönlü problemler enflasyonu yapısal bir karaktere büründürmektedir. Tarımda planlama eksikliği, lojistik maliyetlerin yüksekliği ve sanayide teknoloji yoğun üretimin sınırlı kalması arz kısıtlarını artırmaktadır. Bu ortamda büyüme büyük ölçüde kredi genişlemesine dayandığı için talep artışı üretim kapasitesini aşmakta, sonuçta fiyatlar yükselmektedir. Bu durum sürdürülebilir olmayan bir büyüme–enflasyon döngüsünü beslemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çözüm tarafında öncelikle güçlü ve bağımsız bir para politikası çerçevesi tesis edilmelidir. Enflasyonla mücadelede politika faizinin temel araç olarak kullanılması, sade ve şeffaf iletişimle desteklenmesi gereklidir. Maliye politikası ise harcama disipliniyle uyumlu hale getirilmeli, bütçe açıkları kontrol altında tutulmalıdır. Ayrıca kur riskini azaltacak rezerv politikaları ve sermaye girişlerini teşvik eden güven ortamı oluşturulmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Son olarak, kalıcı başarı için yapısal reformlar kaçınılmazdır. Üretimde yerli ara malı payının artırılması, tarımda verimliliğin yükseltilmesi, eğitim–teknoloji yatırımlarının güçlendirilmesi ve hukukun üstünlüğünü pekiştiren kurumsal reformlar enflasyonla mücadelenin uzun vadeli ayağını oluşturur. Ancak bu şekilde Türkiye, yüksek enflasyon sarmalından çıkıp fiyat istikrarını sağlayabilir ve sağlıklı, kapsayıcı bir büyüme patikasına girebilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/turkiyenin-enflasyon-problemi-1770219739.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lozan’ın gizli maddesi : Kredi kartlarının limitini düşürün</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/lozanin-gizli-maddesi-kredi-kartlarinin-limitini-dusurun-12556</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/lozanin-gizli-maddesi-kredi-kartlarinin-limitini-dusurun-12556</guid>
                <description><![CDATA[Lozan’ın 100 yılı geçti gizli maddeleri göremedik ama asıl amacı finansal sistemin yani Banka ve Banka dışı finans kurumlarının batarak ülke ekonomisine zarar vermemesi ve ikincil ana amacı da Konut fiyat istikrarı olan Makro İhtiyati Önlem bizde enflasyondan işsizliğe, kamu maliyesinden cari açığa her işe yarayan faizi düşüren enflasyonu azaltan sihirli değneğe dönmüş durumda. Dertlilere deva hastalara şifa veren üç öğün yenen bir muz tadında.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">AK Parti’nin 23 yıllık iktidarını ekonomi alanında başarılı bulmak için Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı paya bakmak gerekir. Burada ciddi bir artış olmadığı halde Türk insanının sosyolojisine uygun hamleler AKP’yi başarılı gösterdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Tek örnek vermek gerekirse duble yollar bir ihtiyaçtı. Bu konudaki başarıyı göz ardı edemeyiz. Ama trafik kazalarının hala çok yoğun insan hatasına dayalı olarak devam etmesi denetimin göstermelik olması bu tür başarıların sadece basit beton kullanımından ibaret olduğunu gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">AKP’nin özellikle yoksul kesimi yanına almak için uyguladığı Sosyal Yardımları savunmak için karşı tarafı halkı itham etmekle suçlaması ise işin halkla ilişkiler boyutunun mütemmim cüzü idi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">En popüler itham ise muhalefetin halkın bilinçsiz davrandığı düşündüğünü göstermek için ortaya atılan “Bidon Kafalılık” ifadesi olmuştu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Buna göre muhalefet halkın kendi çıkarını gözetemediği; kararlarında isabetsiz olduğunu ifade etmek için halkı “Bidon Kafalı” olmakla itham ediyordu. Bu söylem uzun süre iş gördü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Aysun Kayacı bu anlamda sembolikti. Onun eğitimle oy verme ilişkisi arasında kurduğu bağlantının ekmeği yıllarca yendi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Diğer tarafta AKP’li profesörlerin cahilin ferasetine övgülerini dinledik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bütün bu söyleme bakınca BDDK’nın Kredi Kartı 400.000 TL üzeri olan kesime yönelik aldığı kararın gerekçeleri arasında harcamayı kısma, tüketimi azaltma, enflasyonun düşüşüne katkı sunma argümanı olması insanın aklına bu argümanlarda tarafların yeri mi değişti sorusunu getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Uzun yıllar halkın ferasetine kararlarının doğru olduğuna, neylerse güzel eylediğine inanan bir anlayış iş Kredi Kartı limitlerinin kullanımına gelince, “bunlar sağlıklı karar vermez limitlerini tüketir hem paraları gider, hem harcamalar artar hem ekonomi batar” demeye başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kredi Kartının bir kredi aracı olmaktan çok bir ödeme aracı olduğu en geç ertesi ay borcu ödediğiniz, ödemezseniz ödemediğiniz miktarda limiti kullanamadığınız gerçeği BDDK gibi sektör düzenleyici bir kurumun göz ardı ettiği en temel nokta. Kredi Kartını kredi olarak görmek en başından yanlış duruş anlamına geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Diğer tarafta Kredi Kartları ile ilgili düzenleme zaten kart limiti ile gelir arasında bağlantıyı bundan 13 yıl önce tesis etti. BDDK’nın görevi en fazla Bankalar bu kurala uydu mu uymadı mı kontrol etmek iken; “ben kendi koyduğum kurala uyulup uyulmadığını kontrol edemiyorum onun yerine otomatik bir şekilde limitleri buduyorum” diyerek devam eden oyuna müdahalesi ise başlı başına sorgulamayı hak ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Tabi arka planda BDDK’ya sufle veren ve bunu yüksek sesle yapan TCMB’yi unutmamak lazım. TCMB bundan önce de yine Kredi Kartı meselesinde biri az bir çok infial yaratan iki projenin tasarımını yapmıştı. Bunlardan biri 150 bin TL üzeri limitli kartlara daha yüksek faiz uygulamak olmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/brigitte-jonesun-gunlugu-vs-merkezin-guncesi-ya-da-turkun-kredi-kartiyla-imtihani-660" style="color:blue; text-decoration:underline">https://www.yeniarayis.com/yazi/brigitte-jonesun-gunlugu-vs-merkezin-guncesi-ya-da-turkun-kredi-kartiyla-imtihani-660</a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bir diğeri ise 100.000 TL üzeri kartlardan yıllık vergi almaktı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/kredi-karti-engizisyonu-8115" style="color:blue; text-decoration:underline">https://www.yeniarayis.com/yazi/kredi-karti-engizisyonu-8115</a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">TCMB kendi asli vazifesi olan ve yasayla yükümlendiği fiyat istikrarını sağlamak için uygulaması gereken para politikası araçlarını yerine getiremeyince hobi olarak Kredi Kartlarını araştırmaya başladı. Yemiyor içmiyor binlerce bankacının emeği ile halkla buluşan ve Türkiye’nin yüz akı bir ekosistemi içeren kart piyasasına masallardaki Zeus misali müdahale ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bütün bunların ambalaj paketinde ise zamanında Ali Babacan’ın bolca bastırıp stoğa aldığı Makro İhtiyati Önlem etiket yer alıyor. Bu kavramın Lozan’ın Gizli Maddelerinden bile daha etkili olduğunu düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Lozan’ın 100 yılı geçti gizli maddeleri göremedik ama asıl amacı finansal sistemin yani Banka ve Banka dışı finans kurumlarının batarak ülke ekonomisine zarar vermemesi ve ikincil ana amacı da Konut fiyat istikrarı olan Makro İhtiyati Önlem bizde enflasyondan işsizliğe, kamu maliyesinden cari açığa her işe yarayan faizi düşüren enflasyonu azaltan sihirli değneğe dönmüş durumda. Dertlilere deva hastalara şifa veren üç öğün yenen bir muz tadında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">AHBV Üniversitesinde devam eden tez çalışmam için yararlandığım kaynaklardan birinin adı “Biz Makro İhtiyatçı Değiliz” adını taşıyor. Bu makalede finansal sistemi asıl bozanın finansal kurumlar değil Kamunun bizatihi müdahalesi olduğu ifade ediliyor.(*) TCMB uzmanları Jstor’dan biraz makale indirse iyi olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yıllarca "halkın feraseti"ne sığınan anlayış, kredi kartı limitleri söz konusu olunca birden belirli bir kesimin ferasetini sorgulamaya başladı. Kredi kartını kredi gibi gören, mevcut kuralları denetlemek yerine otomatik budama yapan BDDK ve arkasındaki TCMB, piyasayı "koruma" adına bozuyor. Makro ihtiyati önlemler ise Lozan'ın gizli maddelerinden daha gizemli bir sihirli değnek haline geldi: Enflasyondan cari açığa her derde deva, ama asıl sorun kamunun kendi müdahaleleri. Glăvan ve Anghel'in dediği gibi, finansal sistemi asıl bozan kurumlar değil, onların üstüne çöken devlet eli. Belki de en gerçekçi çözüm, daha az "ihtiyati" müdahale ve daha fazla piyasa özgürlüğü – ama bu, feraset meselesi değil mi?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">(*)<a href="https://www.independent.org/tir/2012-13-winter/we-are-not-macroprudentialists/" style="color:blue; text-decoration:underline">https://www.independent.org/tir/2012-13-winter/we-are-not-macroprudentialists/</a></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:Helvetica"><span style="color:#343332">The Independent Review</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><a href="https://www.jstor.org/stable/i24559908" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:Helvetica"><span style="color:black">Vol. 17, No. 3 (Winter 2013)</span></span></span></a><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:Helvetica"><span style="color:#343332">, pp. 349-368 (20 pages)</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:10.5pt"><span style="font-family:Helvetica"><span style="color:#343332">Published By: Independent Institute</span></span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/lozanin-gizli-maddesi-kredi-kartlarinin-limitini-dusurun-1770035769.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gümrük birliğini revize edelim ama nasıl?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/gumruk-birligini-revize-edelim-ama-nasil-12551</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/gumruk-birligini-revize-edelim-ama-nasil-12551</guid>
                <description><![CDATA[Bu konunun kanımca kalıcı ve en iyi çözümü hukuk devleti problemimizi ve bu problemi yaratanları geride bırakarak, Kıbrıs’ta da Kıbrıs seçmenine saygı göstererek bir çözüm bulmak ve AB tam üyelik hedefini tüm müzakere başlıklarını, en başta kamu alımları, sosyal güvenlik ve rekabet dosyaları olmak üzere HEMEN müzakereye başlamak ve gereklerini yine HEMEN yerine getirmek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Türkiye AB ile bir Gümrük Birliği (GB) içinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, gümrük birliği kısmi bir gümrük birliği, ekonomide üç temel sektör, imalat sanayi, hizmetler ve tarım olduğunu düşünürsek hizmetler ve tarım sektörleri MAALESEF bu gümrük birliğinin parçası değiller, “maalesef”i büyük harflerle yazdım, bu bir klavye kazası değil, bilinçli bir takdir, aşağıda açacağım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İmalat sanayi mallarındaki gümrük birliğinin etkin işleyişi açısından da üçüncü ülkelere ortak gümrük tarifesi (OGT) uygulanıyor AB’de, bu OGT Türkiye’yi de kapsıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Önce şu “maalesef” konusundan başlayalım, 2026 Türkiye’sinin, daha çok var doğal olarak ama en azından iki temel büyük iktisadi sorununu hatırlatayım, tarım fiyatları enflasyonunda dünya rekoruna koşuyoruz ve kamu alımları/ihaleleri üzerinden ülke siyaseti, merkezi ve yerel düzeylerde gırtlağına kadar büyük bir yolsuzluk batağına girmiş durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1996’da hizmetler sektörünü (bir bölümü kamu ihaleleri) ve tarımı gümrük birliğinin içinde dahil edebilse idik bugün tarım fiyatları enflasyonu çok daha düşük olacak ve ihale kepazelikleri çok daha az yaşanacaktı, olmadı ama şayet GB’nin revizyonundan bahsediliyorsa imalat sektöründe kimi gizli korumacılık rantları üretecek önlemler yerine öncelikle Brüksel ve AB başkentleri ile hizmetler ve tarım sektörünü de GB kapsamına almayı konuşmamız lazım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son günlerde AB üzerinden iki ilginç gelişme yaşanıyor, AB Güney Amerika’da dört ülke, Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’ın içinde oldukları Mercosur ile gümrük birliği yapmak üzere, AB’de henüz tüm imzalar atılmadı ama ortada bu birliğe katılmak için ciddi bir irade var, Mercosur tarım ürünlerini kapsıyor ayni bir tür tarım ürünleri ortak pazarı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çok daha yeni bir gelişme de AB’nin Hindistan ile yaptığı çok daha kapsamlı bir gümrük birliği antlaşması</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Mercosur tarım sektörüne ilişkin olduğu için Türkiye’yi dolaylı olarak ilgilendiriyor, AB ülkelerine tarım ürünleri ihracatımızı etkileme ihtimali var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hindistan ile AB’nin yaptığı gümrük birliği antlaşması ise çok daha önemli, AB ve Hindistan’ın dış ticaret hacimlerinin toplamı dünya dış ticaret hacminin üçte biri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, 1995’de imzalanan GB kararına göre AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret antlaşmaları doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmiyor ama dolaylı olarak çok önemli sonuçlar üretiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Örneğin A ülkesi ile AB’nin yaptığı bir serbest ticaret antlaşması ile A ülkesinin malları AB GB bölgesine sıfır gümrükle ve eş etkili tedbir uygulanmadan giriyor, Türkiye A ülkesine aynı şartlarla mal ihraç edemiyor ama AB GB bölgesine bir kez giren A ülkesi malı AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz giriyor, kabul ediyorum bu durum sıkıntılı bir durum ama kanımca daha da büyük sıkıntı bu sorunu çözmeye yönelik bizim tarafın ürettiği öneriler.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin hizmetler ve tarımın da GB kapsamına girmesi talebinin yanı sıra GB revizyonu kapsamına AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticaret antlaşmalarına da bir AB üyesi imişcesine taraf olması talebini eklemesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, 1994 ve 1995 GB tartışmalarına ve karşı çıkış gerekçelerine az çok hakim biri olarak bizde GB revizyonundan kastımız büyük ölçüde biraz daha korumacı yöntemleri devreye sokabilmek; AB en büyük ihracat pazarımız olduğu için GB’den çıkalım sesleri çok cılız çıkıyor ama kapsam genişletme türü bir revizyona nasıl bakılacağı çok şüpheli.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu konunun kanımca kalıcı ve en iyi çözümü hukuk devleti problemimizi ve bu problemi yaratanları geride bırakarak, Kıbrıs’ta da Kıbrıs seçmenine saygı göstererek bir çözüm bulmak ve AB tam üyelik hedefini tüm müzakere başlıklarını, en başta kamu alımları, sosyal güvenlik ve rekabet dosyaları olmak üzere HEMEN müzakereye başlamak ve gereklerini yine HEMEN yerine getirmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şöyle bitireyim bu yazıyı,“hemen”in büyük harflerle yazılması da bir klavye kazası değil. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/gumruk-birligini-revize-edelim-ama-nasil-1769959555.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bitti mi, kar realizasyonu mu?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/bitti-mi-kar-realizasyonu-mu-12550</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/bitti-mi-kar-realizasyonu-mu-12550</guid>
                <description><![CDATA[MB açık piyasa işlemlerinde her an 40 milyar dolara dönebilecek TL likitide fazlası kuzu gibi yatıyor. Bunun önemli kısmı (ki 60 milyar dolar olduğu söyleniyor) yabancıların TL lehine türev pozisyonlarında yatıyor. Şimdi size soruyorum. Cuma günü dünya piyasalarında bir günde yaşanan pozisyon boşaltma olayı Türkiye’nin başına gelemez mi? Yabancılar 20 milyar dolarlık TL ürünleri satıp dövize dönse, 10 milyar dolarda yerliler bu duruma ayak uydursa MB nın rezervleri ne kadar dayanabilir bu duruma?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Haftaya zayıf doların etkilerinin metalleri uçurduğu, ABD borcunu düşürdüğü haberleri ile başladık. ABD,nin hafta sonu İran’ı vuracağı beklentisi bir hafta daha uzadı. FED beklenildiği gibi faizi sabit tuttu. ABD'de tüketici güveni, Ocak ayında 12 yılın en düşük seviyesine geriledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Saçma bir onarmalliği normallik olarak kabul eden piyasalarda risk algısı yine istekliydi. Kıymetli madenlerin yükselişine diğer madenlerde eşlik etmeye başlamıştı, hisse borsaları yukarı gidiyordu, tahvillere alış geliyordu. Yıllarca iktisat dersinde okuduk. Bu enstürmanların hepsinin aynı zamanlarda değer kazanması imkansız ama aylardır hepsi kazanıyordu. Uçak sürekli havada çoşkuyla uçuyordu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ve nihayet bu dengesiz dengeyi bozacak haber geldi. Donald Trump, Fed'in yeni başkanı olarak yatırımcıların şahin bir seçim olarak gördüğü Kevin Warsh'ı seçti. Hisse senetleri düştü, dolar yükseldi, hazine tahvil getirileri arttı, altın ve gümüşte sert satışlar yaşandı. Birden birisi masayı üstündeki tüm iştah açıcı yiyecek ve içeceklerle beraber ters çevirdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>İkinci şans; </strong>Piyasalar her zaman alırken de satarken de piyasa oyuncularına ikinci şans verir. Kar edemiyorsan bile zarar etmemen için bu şansı çok az yatırımcı kullanır. Hafta başı kredlili ve kaldıraçlı alış pozisyonunda olanların kol kesişleri, pozisyon kapamaları ve birazda elinde mal olup panik yapanların satışları piyasaları yine negatif açabilir. Sonra alışlar gelir ve piyasa bir müddet kendini toparlar. Yukarı hareketin devam edip etmeyeceği bu toparlanma sonrası belli oluacaktır ama bence bu iş bitti. Her yukarı harekette pozisyon azalmak daha sağlıklı olacak gibi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Cayır cayır para yaktılar;</strong> Pandemi döneminde merkez bankaları piyasaları paraya boğdu. Bu para fazlalığı ilerki dönemlerde dünyayı yüksek enflasyon sorunu ile boğuşmak zorunda bıraktı. Para fazlalılığı altın, gümüş, coinler, hisse senetleri ile deli kazanca yol açtı. Bu ürünlerden deli kar edenler karlarını realize etmeye ve tüketime gitmeye başlasaydı dünya yeniden yüksek enflasyon sarmalına girebilirdi. Önce Ekim 2025 ayında coinlerle ardından Ocak 2026 sonunda altın, gümüş, ile para fazlalığının bir miktarını yakıverdiler. Hisse senedinde de bir miktar daha yaktılar mı, tamamdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye gündemi; </strong>Haftaya KKM belasından tamamen kurtulma haberleri ile başladık. Hafta ortası AB ile Hindistan arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının şokunu yaşadık. 2 milyar nüfuslu Hindistan vergiden muaf AB ülkelerine girecekti. Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşması sebebiyle Hindistan mal ve hizmetleri Türkiye’ye de vergisiz girecek demek bu. Otomobilden tekstile 2 milyarlık bir nüfüsla rekabet!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Hafta sonuna doğru ise rekorlar kıran TCMB rezervleri ile pembe rüyalara geri döndük. Yabancı ilgisi artarak devam ediyordu. Güçlü rezervler, güçlü MB ve şoklara karşı daha geniş manevra alanı demekti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>MB gücü;</strong> MB nın gerçek gücünü test etmek zorunda kalmayız umarım. Gelecek hafta altın fiyatlarının ve eur/dolar paritesinin rezervleri ne hale getirdiğini kısmı olarak göreceğiz. Haftaya altının onsu 4980 dolar ile başladık, 4890 dolar ile kapadık. Gelecek haftaki MB rezervlerinde son üç haftaki çoşkulu artışları göremeyeceğiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">MB</span>&nbsp;a<span style="color:#222222">çık piyasa işlemlerinde her an 40 milyar dolara dönebilecek TL likitide fazlası kuzu gibi yatıyor. Bunun önemli kısmı (ki 60 milyar dolar olduğu söyleniyor) yabancıların TL lehine türev pozisyonlarında yatıyor. Şimdi size soruyorum. Cuma günü dünya piyasalarında bir günde yaşanan pozisyon boşaltma olayı Türkiye’nin başına gelemez mi? Yabancılar 20 milyar dolarlık TL ürünleri satıp dövize dönse, 10 milyar dolarda yerliler bu duruma ayak uydursa MB nın rezervleri ne kadar dayanabilir bu duruma? Israrla yazıyorum aylardır; Türkiye’nin tüm güzel finansal tablosu, Türkiye’deki deli finansal kazanç. Reel sektördeki canlılığın sebebi ise hizmet arzı ile bu hizmete yönelik kredi kartları ile yapılan talep. Gerçek olan ise 2025 yılında bir sene önceki yıla göre proetesto edilen senet tutarının %92 oranında artması. %32 enflasyonu düşün, işler bir yılda ne kadar kötüleşmiş görün. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">23 Ocak 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> İlgili hafta 491 milyon dolar hisse, 1,3 milyar dolar tahvil aldılar. 2025 yılının tamamındaki portföy artışına Ocak ayı bitmeden ulaştılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH; </strong>Vatandaş döviz hesaplarınında 8 milyar dolara yakın bir artış gözüksede altının yükselişi ve ilave altın alımı hesaba katıldığı zaman pek bir değişiklik yok aslında. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler; </strong>Her üç rezervde yıla 7 ile 10 milyar dolar arasında arasında arttı. Altının etkisi olsa da rekorlar peş peşe kırılmaya devam. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler</strong>; Son iki hafta daralan hacim ilgili hafta hafiften toparlamış. Bir önceki hafta ticari kredi faizleri 600 baz düşmüş, bireysel kredi faizleri artmıştı. Geçen hafta tam tersi olmuş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Piyasalar</strong>;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Emtianın yukarı trendde olsa da</span> <span style="color:#222222">yukarı doğru zıplama yapmayacağını tahmin ediyordum ama, geçen hafta sert zıplamıştı. Sertte düştü. 119,60 puanın altına gelerek başlarsa 113,25 puana kadar gevşeme devam eder. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span> </strong><span style="color:#222222">Teknik ve temel göstergeler enflasyonun biraz altında kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Global piyasadaki kar realizasyonu Türkiye’de olmadığı müddetçe bu durum devam edecek gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> Geçen hafta, güçlü direnci 1,1919 seviyesinde demiştik. 1,2081 seviyesine kadar çıksa da kapanış, direncin altında 1,1851 seviyesinden oldu. 1.1780 ve 1.17 destekleri. Direnç 1,1919 yine. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,21 destek. %4,30 direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Dünya borsaları emtia çöküşüne</span> <span style="color:#222222">çok fazla tepki göstermedi ama en azından biraz gevşediler. Bizim borsamız ise en yükseğinden haftayı kapadı.</span> <span style="color:#222222">Çarşamba ve Perşembe günü alışlar yüksek hacimliydi. Cuma günü tüm kargaşaya rağmen vermediler. 13500 puan destek. Dolar bazında haftayı 3,13 dolardan kapadı. Bu hafta 2,80 doların altına gelmezse çıkış devam edebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Geçen hafta 2011 yılından örnek vermiş ve “Tarih tekerrür edecek mi bakalım” demiştik. Haftanın son iki günü gümüş resmen çöktü. Geçen hafta çok kuvvetli desteği olan 77,48 doların üstünde kapaması biraz umut ışığı. Bu hafta 74,30 dolar desteği, orası dayanamazsa 67,95 dolar desteği var. Pozisyon kapamalar olacaktır Pazartesi ve Salı günü. Bu günlerde 67,95 doları görse bile kapanış 74,30 dolar üstünde olacak mı diye bakmak gerekecek. Bence bu iş bitti ama iki ay boyunca 93 ile 95 dolar arasına ikinci şansı vermek için çıkabilir, bu durumda beni şaşırtmaz. Bu haftayı geçersek daha öngörülebilir tahmin yapabiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>4990 doların üstünde kalmayı becerirse gevşeme bir süre durur ama yukarı devam eder mi görmek gerek.</span> <span style="color:#222222">4385 dolar ana destek. Burası aşağı kırılmadan Altın bitti demek çok sağlıklı olmaz. Şubat ayını</span> <span style="color:#222222">eğer 4385 dolar seviyeleri civarında kaparsa altın da bitti demektir. Şubat ayında 5200 dolara kadar çıkabilir, önemli olan ay sonu.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Hep söylediğim 99,50 direncini bir önceki hafta</span> <span style="color:#222222">kıramayıp hatta tepesi üstü çakılmıştı. Geçen</span> <span style="color:#222222">hafta da 96,50 desteğinden geri döndü. 96,50 ve hemen altında 94,30 çok kuvvetli destekler. Bakalım görelim neler olacak? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin</strong>; Geçen hafta; “84500 doların altında haftalık kapanış buram buram 42000 dolar kokar” tahmininde bulunmuştum. Haftayı 78150 dolardan kapadı. Destek 64700 dolar ve direnç 95000 dolar.</span> </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/02/bitti-mi-kar-realizasyonu-mu-1770021597.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>V tipi büyüme ile L tipi büyüme</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/v-tipi-buyume-ile-l-tipi-buyume-12517</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/v-tipi-buyume-ile-l-tipi-buyume-12517</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye ekonomisi şu an klasik bir V-tipi toparlanmadan ziyade, yavaş ve kırılgan bir iyileşme patikasında ilerlemektedir; L-tipi bir durgunluğa düşmemek için ise yatırım odaklı büyüme, fiyat istikrarı ve verimlilik artışı kritik önemdedir. Kalıcı refah artışı ancak yapısal reformlar, güven ortamı ve üretken sektörlere yönelen yatırımlarla mümkün olabilir; aksi halde büyüme geçici olur ve L-tipi büyüme tipini evrilme riski her zaman masada olur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>V tipi büyüme</strong> ve <strong>L tipi büyüme</strong>, ekonomik krizlerden sonra ekonominin toparlanma biçimini tanımlayan iki temel kavramdır. Aralarındaki fark hem toparlanmanın hızı hem de büyümenin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>V tipi büyüme</strong>, ekonominin sert bir daralma yaşadıktan sonra kısa sürede ve güçlü bir biçimde toparlanmasını ifade eder. Grafiksel olarak bakıldığında, üretim ve gelir seviyesi hızlı bir düşüşün ardından aynı hızla eski trendine geri döner. Bu tür büyüme genellikle geçici şokların yaşandığı, finansal sistemin sağlam kaldığı ve politika müdahalelerinin hızlı ve etkili olduğu durumlarda görülür. Talep ertelenmiştir ama yok olmamıştır; güven geri geldiğinde ekonomi hızla canlanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>L tipi büyüme</strong> ise en olumsuz senaryolardan biridir. Kriz sonrası ekonomi sert bir düşüş yaşar ve ardından uzun süre düşük büyüme ya da durgunluk içinde kalır. Üretim kapasitesi kalıcı biçimde zarar görür, yatırımlar zayıflar ve işsizlik yüksek seviyelerde kalıcı hâle gelir. Yapısal sorunların çözülmediği, verimlilik artışlarının sağlanamadığı ve güven ortamının yeniden tesis edilemediği ekonomilerde L tipi büyüme ortaya çıkar. Bu durumda ekonomi eski büyüme trendine geri dönemez, daha düşük bir patikaya sıkışır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özetle, <strong>V-tipi büyüme</strong>, ekonominin ani bir daralma sonrası hızlı biçimde toparlanmasını ifade eder; üretim, istihdam ve talep kısa sürede kriz öncesi seviyelere döner. Bu senaryo genellikle geçici şoklar, güçlü kamu destekleri ve güvenin hızlı geri gelmesiyle mümkün olur. Buna karşılık <strong>L-tipi büyüme</strong>, sert bir düşüşten sonra ekonominin uzun süre düşük büyüme ve durgunluk içinde kalmasıdır. Yatırımlar zayıflar, işsizlik yüksek seyreder ve ekonomi adeta “tabana yapışır”. Bu, yapısal sorunların çözülemediği durumlarda görülen en olumsuz toparlanma biçimidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye açısından bakıldığında, son yıllarda dönemsel olarak güçlü büyüme oranları görülse de bu performans büyük ölçüde iç talep, kredi genişlemesi ve kamu destekleriyle sağlanmıştır. Buna karşın yüksek enflasyon, kur oynaklığı, dış finansman ihtiyacı ve düşük verimlilik gibi yapısal problemler hızlı ve kalıcı bir V-tipi toparlanmayı zorlaştırmaktadır. Bu nedenle büyüme çoğu zaman dalgalı seyretmekte, istikrar kazanmakta zorlanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak Türkiye ekonomisi şu an klasik bir V-tipi toparlanmadan ziyade, <strong>yavaş ve kırılgan bir iyileşme patikasında</strong> ilerlemektedir; L-tipi bir durgunluğa düşmemek için ise yatırım odaklı büyüme, fiyat istikrarı ve verimlilik artışı kritik önemdedir. Kalıcı refah artışı ancak yapısal reformlar, güven ortamı ve üretken sektörlere yönelen yatırımlarla mümkün olabilir; aksi halde büyüme geçici olur ve L-tipi büyüme tipini evrilme riski her zaman masada olur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/v-tipi-buyume-ile-l-tipi-buyume-1769617535.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enflasyonda rakamlar mı değişiyor, umutlar mı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyonda-rakamlar-mi-degisiyor-umutlar-mi-12515</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/enflasyonda-rakamlar-mi-degisiyor-umutlar-mi-12515</guid>
                <description><![CDATA[Rakamlar değişebilir. Politikalar değişebilir. Ancak asıl olan, insanların yarına dair beklentilerini ve umutlarını yönetebilmekte saklıdır. Çünkü ekonomide nihai denge noktası, grafiklerde değil; zihinlerde kurulur. Dünyanın en güçlü rezerv parası dolar ya da euro değildir; bir ekonomi yönetiminin vatandaşına verdiği 'sözün' arkasında durabilme gücüdür. 2026, kağıt paraların değil, verilen sözlerin değer kazanacağı yıl olmalıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:black; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Türkiye ekonomisi, son iki yılın ağır bilançosunu sırtında taşıyarak 2026 yılına geldi. 2024’te başlayan parasal sıkılaşma döngüsü ve 2025 yılı boyunca uygulanan dengelenme politikaları, teknik olarak bir “dezenflasyon süreci” yaratmış olabilir. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, artık klasik iktisat literatüründe anlatılan bir süreç değildir. 2026’nın başında Türkiye ekonomisi, faiz oranlarının, bütçe disiplininin ya da likidite yönetiminin ötesinde; çok daha kırılgan, çok daha insani bir sınavla yüz yüzedir:&nbsp;</span><em>“İnanç sınavı.”</em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bugün yıllık enflasyonun yüzde 30 seviyesinde gerçekleşmesi, sadece istatistiksel bir veri değildir. Bu, Merkez Bankası’nın sunum slaytlarında yer alan bir sayı olmanın çok ötesinde, toplumsal hafızada bir&nbsp;semboldür. Çünkü yüzde 30, vatandaşın zihninde “yüksek ama alışılmış”, “zor ama yönetilebilir” bir eşiktir. Yani toplumsal bir kabulleniş sınırıdır. Bu sınırın altına düşmek, ekonominin 'yoğun bakımdan' çıkıp 'normal odaya' alınması demektir. Ekonomi yönetiminin başarısı artık yalnızca politika faizinin kaç olduğu ile değil; vatandaşın ve piyasanın zihninde yerleşmiş olan şu cümleyi kırıp kıramadığıyla ölçülecektir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">“<strong><em>Yarın bugün­den daha pahalı olacak.”</em></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Eğer bu korku yenilemiyorsa, en doğru politikalar bile etkisiz kalır. Eğer bu korku kırılabiliyorsa, eksik politikalar dahi zaman kazanır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">1. Beklentilerin Ataleti: Enflasyonun Görünmeyen Duvarı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ekonomiyi sadece denklemler, modeller ve projeksiyonlarla açıklamak, bugünkü Türkiye gerçekliğini anlamakta eksik kalır. Çünkü enflasyon, salt parasal bir olgu değildir;&nbsp;aynı zamanda <strong>psikolojik, sosyolojik ve davranışsal</strong>&nbsp;bir süreçtir. Tam da bu noktada, davranışsal finansın temel kavramlarından biri olan&nbsp;<strong>“adaptif beklentiler”</strong>, dezenflasyon sürecinin önündeki en büyük görünmez engel olarak karşımıza çıkar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Adaptif beklentilerin anlattığı: İnsanlar geleceği, geçmişte yaşadıklarına bakarak tahmin eder. Türkiye gibi uzun yıllar yüksek ve oynak enflasyon tecrübesi yaşamış bir ülkede bireyler, fiyatların düşebileceğine değil; en iyi ihtimalle daha yavaş artacağına inanır. Bu nedenle enflasyon düştüğünde bile davranışlar değişmez. Maaş pazarlıkları agresif kalır, fiyatlama refleksleri yukarı yönlü olur, tüketici “beklemek” yerine “öne çekmeyi” tercih eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">İşte bu yüzden, yıllık enflasyonun&nbsp;<strong>yüzde 30’un altına inmesi</strong>, teknik bir başarıdan çok daha fazlasıdır. Bu seviye, zihinsel bir barajdır. Eğer enflasyon yüzde 29,9 olarak telaffuz edilmeye başlanırsa, bu sadece bir ondalık farkı değil; iktisadi bir&nbsp;<strong>“çapa etkisi”</strong>&nbsp;ni ortaya çıkarır. Çünkü ilk kez toplum, fiyatların kontrol edilebilir bir patikaya girdiğine dair somut bir işaret alır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu çapa yerleştiği anda, talep davranışları değişmeye başlar. İnsanlar, “nasıl olsa yarın daha pahalı olacak” korkusuyla bugün tüketmekten vazgeçer. Öne çekilmiş talep zayıflar, fiyatlama gücü üreticiden tüketiciye doğru kayar. Enflasyon, ilk kez kendi kendini beslemek yerine, kendi kendini soğutmaya başlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">2. Sanayi Değil, Hizmetler: Asıl Cephe Burada</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Dezenflasyon sürecinde genellikle gözler sanayi sektörüne çevrilir. Oysa bugün Türkiye’de asıl savaş alanı&nbsp;<strong>hizmet sektörüdür</strong>. Sanayi, küresel emtia fiyatlarındaki gevşemeye, döviz kurundaki istikrara ve dış talep koşullarına görece hızlı tepki verebilir. Nitekim Brent petrol fiyatlarının gerilemesi gibi gelişmeler, maliyet kanalıyla sanayi enflasyonunu aşağı çekmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Ancak hizmetler öyle değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Eğitim, sağlık, kira, lokanta, turizm, özel hizmetler… Bu alanlarda fiyatlar yukarı doğru son derece esnektir; aşağı doğru ise neredeyse beton gibidir. İktisat literatürünün “<strong>sticky prices</strong>” dediği bu yapışkanlık, Türkiye’de sadece maliyetlerle değil, beklentilerle de beslenmektedir.</span><strong> </strong><em><span style="color:black">Aslında bu “yapışkanlık” güven erozyonu sonucu oluşan savunma mekanizmasıdır.</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bir lokanta işletmecisi, müşteri kaybetse bile fiyat indirmeyi son çare olarak görür. Bir özel okul, maliyetleri düşse dahi fiyatlarını geri çekmez. Bir ev sahibi, piyasa gevşese bile kirada geri adım atmaz. Çünkü herkesin zihninde aynı refleks vardır: “Nasıl olsa yeniden artacak.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu noktada sorun sadece fiyat disiplini değil,&nbsp;<strong>verimlilik meselesidir</strong>. Hizmet sektöründe verimlilik artışı sağlanmadan, enflasyon kalıcı biçimde düşürülemez. Dijitalleşme, ölçek ekonomisi, kayıt dışılığın azaltılması ve rekabetin artırılması; para politikasının sessiz ama vazgeçilmez müttefikleridir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">3. Merkez Bankası Yetmez, Anlatı Yönetimi Şart</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bugün gelinen noktada, para politikası tek başına yeterli değildir. Faiz artırmak ya da sabit tutmak, beklentileri yönetmeye yetmez. Ekonomi yönetimi, artık&nbsp;anlatıyı&nbsp;da yönetmek zorundadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Tutarlılık, öngörülebilirlik ve iletişim… Bunlar soyut kavramlar değildir. Vatandaşın markette, sanayicinin yatırım toplantısında, esnafın fiyat etiketini yazarken verdiği kararların arka planını oluşturur. Eğer açıklanan hedefler sık sık revize ediliyorsa, eğer “geçici” denilen her şey kalıcı hale geliyorsa, en doğru politikalar bile güven üretmez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Sonuç: Güven, En Güçlü Para Birimidir</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Enflasyonu psikolojik eşiklerin altına indirmek, sadece Türk lirasının alım gücünü artırmak anlamına gelmez. Aynı zamanda ekonomi politikalarına duyulan&nbsp;<em>toplumsal güveni</em>&nbsp;onarmak anlamına da gelir. Eğer 2026’nın ilk çeyreğinde bu eşik aşılabilirse, yıl sonu için telaffuz edilen yüzde 15–20 bandı artık bir hayal değil,&nbsp;<strong>stratejik bir hedef</strong>&nbsp;haline gelir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Kimine göre “canavar” olan enflasyon; yalnızca merkez bankalarının bilançosunda soğutulmaz. Enflasyon; akşam yemeğinde yapılan aile sohbetlerinde, sanayicinin yatırım kararında, esnafın vitrine koyduğu etikette, çalışanın maaş beklentisinde çözülür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Rakamlar değişebilir. Politikalar değişebilir. Ancak&nbsp;asıl olan, insanların yarına dair beklentilerini ve umutlarını yönetebilmekte saklıdır. Çünkü ekonomide nihai denge noktası, grafiklerde değil; zihinlerde kurulur.</span> <span style="color:black">Dünyanın en güçlü rezerv parası dolar ya da euro değildir; bir ekonomi yönetiminin vatandaşına verdiği 'sözün' arkasında durabilme gücüdür. 2026, kağıt paraların değil, verilen sözlerin değer kazanacağı yıl olmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Unutmayalım ki; <strong>"Enflasyon bir hastalıksa, beklenti yönetimi bu hastalığın bağışıklık sistemidir. Bağışıklık çökmüşse, en güçlü ilaç (yüksek faiz) bile sadece yan etki yapar."</strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/enflasyonda-rakamlar-mi-degisiyor-umutlar-mi-1769617143.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump’a acil kamu bankası lazım</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpa-acil-kamu-bankasi-lazim-12510</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpa-acil-kamu-bankasi-lazim-12510</guid>
                <description><![CDATA[Millet Kıraathanesinde bu konu açılınca ilk laf belli: “Basarsın darphanede bencaminleri, yollarsın  uçak gemisiyle” . Rezerv para olmanın maliyetini kâğıt ve matbaadan ibaret sanan kahve müdavimi Takvim okur ; büyük oyunu çözer, sonra tek taşta okeye döner.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Donald Trump’ın Grönland için 700 milyar dolar ödemeye hazır olduğunu duyunca insanın aklına “Nereden bulacak bu kadar parayı?” sorusu geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ABD ekonomisi 28-30 trilyon dolar civarında, bu rakam onun %2-3’ü&nbsp; yapıyor;&nbsp; yani deli para. Tek seferde çıkarmak Amerika için bile kolay değil. Üstüne bir de Grönland halkına ödeme yapma söylentisi var. Nüfus 57 bin civarı, adam başı 100 bin dolar dağıtsan 5-6 milyar dolar eder. Bazıları “2 milyon dolar verecek” diye uçmuş, o zaman 100 milyar doları geçer fatura. Danimarka nüfusu artırmak için&nbsp; “Altın Kızlar”ın&nbsp; planıyla Grönland’a yeni sakinler yollasa, Trump’un faturası katlanarak büyür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Şu anki nüfusla bile Grönland’ı parayla almak 700 milyardan başlıyor, altyapı, üsler, maden işleri girince 1 trilyona yaklaşıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Millet Kıraathanesinde bu konu açılınca ilk laf belli: “Basarsın darphanede bencaminleri, yollarsın&nbsp; uçak gemisiyle” . Rezerv para olmanın maliyetini kâğıt ve matbaadan ibaret sanan kahve müdavimi Takvim okur; büyük oyunu çözer, sonra tek taşta okeye döner.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ABD’nin borcu Ocak 2026’da 38,4 trilyona dayanmış. Trump’ın ilk yılında 2,25 trilyon eklenmiş bile. “38;&nbsp; 39 olsa ne olacak?” sanki. Tahvil basıp para yaratmak zaten sistemin doğal&nbsp; işleyişi (mi acaba?).</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’de olsa KGF’yle şıp diye çözerdik meseleyi. 2017’de ekonomiye bu miktarın %10’unu birkaç ayda pompalandı. Kredi alamayanlar biraz zorlandı ve işin sonu KKM’ye, oradan yüksek faize bağlandı ama “amaç hasıl oldu” . 2018 seçimlerinde aranan teveccüh bir kez daha geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Mehmet Şimşek sonrasında selefine irrasyonel falan dedi ama atı alan da Üsküdar’ı geçip Kastamonu’ya vardı. Malum Üsküdar’a kadar Kastamonu. Ve her filmin iyi polisi kötü polisi olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Başka Türk usulü yollar da var: Kamu bankalarına para koy, sermaye yap, kredi dağıt. 3rd tier sermaye mi istersin, sermayeye dönüşebilir kredi mi yoksa teneşir vade tahvil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çorbayı aynı tencereden farklı kaplara aktarmak için Varlık Fonu’ndan iyisini mi bulacaksın. Başarısız&nbsp; mı? Kime göre? Neye göre?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Üç senedir kredi faizi %50’nin altına inmedi ama gülünü seven dikenine katlanır. Üstelik onca gazete ve televizyona&nbsp; meselaSabah’a bakarsan işler gayet de iyi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Trump dünyanın en güçlü adamı olabilir ama 1 trilyon doları kendi sisteminden yaratması o kadar basit değil. Kongre var, Senato var, fren mekanizması var. O lanet bürokrasi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Buradan bakıldığında&nbsp; Dünya 5’ten küçük görünse de çeperin kendi çapında Trump’tan daha güçlü olduğu söylenebilir. Abartı değil, sistem farkı. Asıl&nbsp; Süper güç belki de denetimsizliktir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bir diğer Çılgın Projeyi yani Kanal İstanbul’u da&nbsp; düşününce iş netleşiyor. Projenin maliyeti&nbsp; 10-15 milyar dolar civarı. Bağımsız hesaplar 25 milyar bandında tutuyor. Türkiye ABD’nin 30’da biri Kanal İstanbul da Grönland faturasının yaklaşık 30’da biri. Gayet mütenasip yani.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ama asıl mesele şu: Buradaki araçlar Trump’unkinden çok daha esnek. Kanal civarı arsaları sat, kamu bankaları üzerinden kaldıraç yarat, sermaye enjekte et. Hareket alanı geniş. Hiçbir şey olmadıyda KÖİ’lerle bir şeyler oldu.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Özet : Türk tipi Başkanlık &gt; Amerikan tipi Başkanlık</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Tabii Kanal İstanbul da Grönland kadar dertli: Ekoloji, deprem, Montrö, hepsi masada. Ama para bulma konusunda&nbsp; seçenekler Trump’tan fazla.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye yıllardır hem ihtiyaç olunca para basıyor hem de&nbsp; para basmadan, Kamu&nbsp; Bankalarına “sermaye koyarak” dönüyor. 100 lira&nbsp; para bassan 100 liralık iş yaparsın; o parayı Kamu bankasına sermaye yapıp kredi dağıtırsan en az 700 liralık kredi&nbsp; pastası çıkarırsın. Size göre SYR bize göre dünya güreş şampiyonunun önündeki kredi dosyasına attığı bir ekstra imza.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Trump dünyaya ayar verse de kendi mega projesini finanse etmesi zor. Türkiye’de ise bugüne kadar pek de engel tanımadan projeler hayata geçti. ABD’de sistem frenliyor, bizde otomatik arabada debriyaj yok gaz pedalı baskın, fren için çok gerekirse duvar kullanıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Jack Daniels’la&nbsp; Sütaş Ayran kıyaslaması gibi duruyor ama gerçek şu: Orada kuvvetler ayrılığı “dur” diyor, burada kuvvetler birliğinin hayal gücüne sınır yok.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Trump dünyanın en güçlü ordusuna ve doların rezerv para tacına sahip olsa da, 1 trilyonluk bir hayali finanse etmek için bile Kongre’ye, Senato’ya, Fed’e, borç tavanına ve medyaya hesap vermek zorunda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bizde ise nicelikte geri kalınsa da, kendi sıkletinde çok daha geniş bir hareket alanı var: Kamu bankaları, Varlık Fonu, sermaye enjeksiyonu, KGF’li krediler, KÖİ’ler ve&nbsp; işler karıştığında dolara endeksli TL yani KKM.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonunda teveccüh varsa tüm yollar asfalttır. Hedefe giden yolda herşey de mübahtır. Makvayel’den beri.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/trumpa-acil-kamu-bankasi-lazim-1769533610.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Maga&#039;loman!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/magaloman-12502</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/magaloman-12502</guid>
                <description><![CDATA[Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme planlarına karşı çıkan ülkelere vergi uygulama tehdidine Avrupa Birliği önce ABD malına misilleme gümrük vergisi uygulama konusunda görüşmelere başladı, ardından ABD ile süren ticaret görüşmeleri askıya aldığını açıkladı. ABD finansal enstürmanlarına satış dalgası geldi. Trump hemen tehditlerini geri çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Nobel Barış ödülünü alamadı diye dünyaya küsen bir adam hem Amerika’yı hem dünyayı yönetiyor arkadaş. Dünya zaten çok dengeli değildi, Trump dengesizliği denge haline getirdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Küresel mali piyasalarda Grönland meselesi ve Japon tahvil türbülansı olumsuz etki yaratıyor. Jeopolitik riskler her gün biraz daha fazlalaşıyor, susuzluk dünyayı tehdit ediyor; tüm bunlar yetmiyor gibi tüccar Trump saçmalığı yaşıyoruz. Şımarık çocuk gibi ne görse istiyor, olmadı tehdit ediyor, olmadı pazarlık yapıyor, olmadı vazgeçiyor. Tabi bu süreç dengeleri bozuyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme planlarına karşı çıkan ülkelere vergi uygulama tehdidine Avrupa Birliği önce ABD malına misilleme gümrük vergisi uygulama konusunda görüşmelere başladı, ardından ABD ile süren ticaret görüşmeleri askıya aldığını açıkladı. ABD finansal enstürmanlarına satış dalgası geldi. Trump hemen tehditlerini geri çekti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Tehditler geri çekilince küresel iştah yeniden alevlendi. Savaş çıkabilir diye altın çıkıyor anlarım. Ama savaş çıkmayacak havası egemen olunca da</span>&nbsp; <span style="color:#222222">altın çıkıyor. Gümüş zannedersin teknolojide yeni kullanılmaya başladı. On ay evvel yerlerde sürünüyordu. Sanki o zaman teknolojik kullanmı yoktu. Gümüşün kullanıldığı yerleri bir yazıyorlar bir anlatıyorlar ağzın açık kalır. 2011 yılında da hiç unutmuyorum herkes “abi, gümüş o kadar çok teknolojik üründe kullanılıyor ki şaşar kalırsın” diyorlardı. 2010 sonunda gümüş 17 dolarken kimse gümüş konuşmuyordu ama, altı ay sonra 40 dolar olunca herkes gümüşün ne kadar vazgeçilmez zorunlu bir metal olduğunu konuşmaya başlamıştı. Aynı günümüzde olduğu gibi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Savaş çıkacak diye hadi altın, gümüş gidiyor, o zaman borsalar niye gidiyor arkadaş. Peki coinler neden gitmiyor. Pandemi döneminde en güvenilir para diye yırtınıyorlardı. Dünya bu kadar karışıkken coinler neden yerinden kıpırdamıyor peki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye olumlu ayrışıyor; MB 100 baz faiz indirdi,</span>&nbsp; <span style="color:#222222">%37 oldu. Ocak ve Şubat enflasyonlarının %3 üstünde geleceği bizzat MB başkanı tarafından beyan edilirken normalde Ocak ayında faizin düşmemesi gerekiyordu ama beklenti 150 baz puan ineceği yönündeydi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Suriye’de işler görüntü olarak Türkiye’nin istediği şekilde ilerliyor. Erdoğan, Trump görüşmesi sonrası kara paranın gri listesinden çıkacak gibiyiz. CDS puanımız 200 puan seviyesine gevşedi, MB döviz rezervleri rekorlara doymuyor, dolarizazyon dip noktalara yakın, yabancılar yeniden portföy yatırımlarını artırmaya başladı, kur sakin, cari açığımız finanse edilebilir hale gelmek üzere, Fitch, notumuzu değiştirmese bile görünümü durağandan pozitife çevirdi. Euro ile satıp dolarla borçlanıyoruz. Euro, dolar karşısında güçleniyor. Daha ne olsun! Bundan iyisi Şam da kayısı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bu kadar döviz girişine rağmen kur gevşemiyor hatta enflasyonun biraz altında artmaya devam ediyor. Çoğalan ürünün fiyatı azalır ama Türkiye’de çoğalan dövizin fiyatı artmaya devam ediyor. 2025 yılındaki yüksek faize ve kredi kısıtlamalarına rağmen konut satışları son on yılda en çok 2025 yıılında arttı. Cari dengede ithalat lehine bozulma başladı. Sadece parasal oyunlarla ekonomi canlı tutuluyor, maliye politikalarında düzenleme yok. Reel sektör her gün biraz daha eriyor. Adelet, liyakat, eğitim, teknoloji, yaşam standardı</span> <span style="color:#222222">konularında hergün biraz daha geriye gidiyoruz. Ne diyeyim, hayırlısı!</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">16 Ocak 2025&nbsp; TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;&nbsp;</strong> İlgili hafta 200 milyon dolar hisse, 1,1 milyar dolar tahvil aldılar. 2,3 milyar dolar da hazine ihraçları vardı. 2025 yılının tamamında yabancı portföy artışı 5,2 milyar dolarken 2026 yılının ilk üç haftasında 2,8 milyar doları buldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong>&nbsp; Vatandaş döviz hesaplarının da 3 milyar dolara yakın bir artış gözüksede altının yükselişi hesaba katıldığı zaman eksiye düşüyor. Kuruluşların zaten dövize ilgisi yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Her üç rezervde yıla 8 ile 9 milyar dolar arasında arasında arttı. Altının etkisi olsa da rekorlar peş peşe kırılıyor. Dövizin düşmesi gerek ama, hafiften de olsa yukarı gidiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> Yılın son iki haftası coşan kredi kullanımı son iki hafta kendini daralmaya bırakmış. MB nın faiz indireceğine inanmalarından mıdır bilemiyorum, ticari kredi faiz ortalaması ilgili hafta 660 baz puan düşerek %40 seviyelerine geriledi. Mevduat ve bireysel kredi faizlerinde dişe dokunur bir hareket yok.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Dünya emtia endeksi; Değerli madenlerin deli yükselişine diğer emtia da biraz ayak uydurunca 113,25 puan direncini çok kolay kırıp 121,20 puan direncine yöneldi. Emtianın yukarı trendde olsa da</span>&nbsp; <span style="color:#222222">yukarı doğru zıplama yapmayacağını tahmin ediyordum ama, sert zıpladı. Bir kaç hafta 113,25 puanın altına gelmezse yeni bir yukarı kanal açacak.</span>&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">Teknik ve temel göstergeler enflasyonun biraz altında kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu hafta</span>&nbsp; <span style="color:#222222">43,20 destek. Ülkeye bu kadar döviz girmesine rağmen kurun gevşememesi ilginç. MB sürekli alıyor. Almasa döviz iyice gevşeyecek; bu sefer ithalatı patlatıp cari açığı artıracak. Dolar,</span>&nbsp;<span style="color:#222222">TL karşsında Kasım ayında %1,12 ve Aralık ayında</span>&nbsp;<span style="color:#222222">%1,10 civarında arttı. Yani enflasyon artışı kadar artmasına izin verdiler. Ocak 2026 ayı için %3,5, %4 civarı enflasyon bekliyorlar, bakalım doların çıkmasına yine enflasyon kadar izin verecekler mi? Verirlerse Ocak ayını 44,25 – 44,65 arasında bir yerde kapatabiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1,1575 desteğinden sert döndü. ABD'nin salgırgan davranışları “ABD yi sat” hareketi başlatmıştı. Çin’in elindeki ABD tahvilerini satmaya başlaması da etkili oldu sanırım ve bir anda 1,1829 gördü. Direnç 1,1919 seviyesinde. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> Geçen hafta; “ %4,1140</span>&nbsp; <span style="color:#222222">destek. %4,30 direnç. Buranın yukarı kırılması da ilginç olur” tahmininde bulunmuştum. Çin’in ABD tahvilleri sattığı söylentisine rağmen %4,30 üstünde tutunamayıp %4,23 seviyelerine kadar geri geldi.</span>&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Kasım 2025 ayından beri “2026 yılı başından itibaren borsaya bir alış gelebileeğini” yazıyorum. İlk hedefi 13500 puan civarı. Ana hedefim ise 15.000 puan üstü. Dolar bazında bu ay 2,95 dolar altına gelmezse bir üst yükselen kanala geçecektir. Ve yeni kanal hedefi 3,30 dolar üstüne çıkacabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Henüz bir geri dönüş sinyali yok. Yukarıda hedef tahmin etmek zor. 190 dolara kadar gidebilir. Yukarıda bahsettiğim gibi, 2011 yılında 17 dolarken kimse gümüş konuşmazdı, 40 dolarda herkes gümüşün vazgeçilmezliğinden bahseder oldu, gerisi malum. Bugün yine herkes gümüşün vazgeçilmezliğini konuşuyor. Tarih tekerrür edecek mi bakalım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> 4550 destek oluyor ama, 4385 dolar ana destek. Hedefi 5280</span>&nbsp; <span style="color:#222222">dolar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Çelik;</strong> Sıkışmadan kendini yukarı atarak çıktı. 120,90 puan direncini kırmayı denedi, başaramadı. 113,70 puan desteği daha sağlam artık. Ama yukarı gidecekse 120,90 üstünde kalmalı.</span>&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Hep söylediğim 99,50 direncini yine kıramadı, hatta tepesi üstü çakıldı. 96,50 destek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> Pandemi dönemi “en güvenilen para” diye yere göğe sığdırılamayan coinler jeopolitik risklerin coştuğu, tedarik zincirlerinin sallandığı, doların gözden düştüğü bir ortamda yerinden kıpırdamıyor, ilginç değil mi? Ocak sonu ile Şubat ayı ortası gibi yukarı dönecektir. 103600 dolar üstünde kalamadığı müddetçe ciddi çöküş yaşayabilir. 84500 doların altında haftalık kapanış buram buram 42000 dolar kokar. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/magaloman-1769408779.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır”, öyle mi?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/vergilendirilmis-kazanc-kutsaldir-oyle-mi-12498</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/vergilendirilmis-kazanc-kutsaldir-oyle-mi-12498</guid>
                <description><![CDATA[İşin özü şu, Türkiye’ye bu yasalarla başka kökenli kaynaklarla beraber uyuşturucu parası da getirilmiş, kaynağı sorulamamış çünkü çalışmayan bir hukuk devleti ve kamu mali yönetimi nedeniyle akut kaynağa ihtiyaç var, denize düşen yılana sarılmış ama yine belki de işin içinde bazı illegal ve meşruiyet dışı kaynakların bilinçli normalleştirilmesi çabası da var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de yaşayanlar iyi bilir, Maliye Bakanlığı binalarının, defterdarlıkların önünden geçerken binanın duvarında “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” diye bir yazıya gözünüz takılır, bu ifade kimin aklına gelmiştir bilmiyorum ama dindar sayısının çok yüksek olduğu bir ülkede vergi vermeye yönelten, vergi verme ile kudsiyet arasında bir bağ kuran bu ifadenin anlamlı olabileceğini düşünürsünüz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, kazın ayağı öyle midir, biraz da düşünmek gerekebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her şeyden önce kamusal bir konu olan vergileme ile kudsiyet arasında bağ kurmayı amaçlayan bu ifadenin laik devlet ilkesi ile çelişebileceği düşünülebilir ama ben bu ifadenin bir moral müşevvik olarak düşünülmesi ve laiklik konusunun çok kurgulanmaması gerektiği kanısındayım, zaten devletin laiklik ilkesinin bu kadar çiğnendiği bir yerde buraya gelene kadar nelere şahit olmuyoruz ki.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, meselenin, bu ifadenin o kadar sorunlu yönü var ki, işi laikliğe kadar götürmenin bir anlamı yok bence.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son günlerde Türkiye’nin uyuşturucu belası içinde konu nihayet ucundun ucundan büyük baronlara gelmeye başladı ama biliniz ki daha için başlangıcı bu, aysbergin görünen bölümü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdilik konu en azından adını otuz, otuz beş senedir bildiğimiz Nejat Daş’a ve Çetin Gören’e gelebildi ama mesela daha henüz CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir Salı grup toplantısında, daha çok yeni, değindiği bir önceki Lefkoşe Büyükelçisi ile maktul Halil Falyalı ilişkisi detaylı olarak konuşulamıyor nedense, Özgür Özel de bu konuyu yine nedense kapattı sanki, belki de “CHP bu devleti kuran parti” sözünün arkasında da bu tür çekinceler var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aşağıya maalesef TBMM’den geçen varlık barışı yasalarının listesini koyuyorum, yanında da kaynağı sorulmadan, araştırılmadan ülkemize dışarıdan getirilen varlıklara uygulanan stopaj vergisi oranları var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 5811 sayılı Kanun (2008): Yurt dışı varlıklar için %2, yurt içi varlıklar için %5 stopaj kesintisi yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 6486 sayılı Kanun (2013): %2 stopaj kesintisi yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 6736 sayılı Kanun (2016): %0 oran (stopaj kesintisi yapılmadı).</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 7143 sayılı Kanun (2018): %2 stopaj kesintisi yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 7186 sayılı Kanun (2019): %1 stopaj kesintisi yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 7256 sayılı Kanun (2020): %0 oran (stopaj kesintisi yapılmadı).</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">•&nbsp; 7417 sayılı Kanun (2022): Yurt dışı varlıklar için bildirim tarihine göre %1-%3, yurt içi varlıklar için %3 stopaj kesintisi yapıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yukarıda belirttiğim yasalarla getirilen ve çok cüzzi de olsa stopaja tabi tutulan kaynakların içinde Nejat Daş’ın, Çetin Gören’in ve diğer uyuşturucu baronlarının kaynaklarının, paralarının oranı ne kadardır bilemiyorum, bu bilgi ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı’nda vardır ama ulaşılamayabilir doğrusu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yani işin özü şu, Türkiye’ye bu yasalarla başka kökenli kaynaklarla beraber uyuşturucu parası da getirilmiş, kaynağı sorulamamış çünkü çalışmayan&nbsp;bir hukuk devleti ve kamu mali yönetimi nedeniyle akut kaynağa ihtiyaç var, denize düşen yılana sarılmış ama yine belki de işin içinde bazı illegal ve meşruiyet dışı kaynakların bilinçli normalleştirilmesi çabası da var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu kaynaklar, paralar getirildi, düşük oranlı stopaj da uygulandı yani vergilendirildiler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki yani o zaman bu uyuşturucu paraları, “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” ifadesi doğrultusunda kutsallaştılar mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İsmet Paşa olsa idi, çok muhtemelen “Hadi canım sen de” der, güler geçerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Osmanlı döneminden ve hatta daha da eskilerden gelen bir gelenek, bir inanç Beytül Mala yani devlet hazinesine giren paranın yasallaştığı ve meşrulaştığına inanılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu inanç bizim vergi yasalarımıza, Vergi Usul Kanununa (VUK) doğru bir biçimde yansımıştır, 9. maddede bir gelirin yasadışı yollarla elde edilmiş olması vergilendirilmesine engel teşkil etmez der, bu ifade doğrudur ama yasadışı elde edilmiş bir gelirin VUK’a göre vergilendirilmesi mecburiyeti o vergi gelirinin kudsiyeti anlamına gelmez, gelemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” öyle mi, hadi canım sen de.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Allahtan FATF var, OECD’ye bağlı bir kuruluş, kara paranın peşinde, ülkeleri gri ya da kara listelere aldığında dış kaynak girişi, kara para dışında, adeta duruyor ve ekonomiler büyük sıkıntıya düşüyorlar, yukarıdaki listede de varlık barışı yasalarının tarihleri bizim gri listede olduğumuz tarihler, “denize düşen yılana sarılır” ifadesini bu nedenden kullandım yukarıda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sözün kısası, biraz da bu açıdan bakabiliriz İstanbul Sarıyer sırtlarında dünyanın en meşhur baronlarının cirit atmalarına.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugünkü “uyuşturucu ile mücadeleye”(!) de Haziran 2026’da FATF’nin denetime geleceği penceresinden bakabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Benim naçiz önerim ya maliye, defterdarlık binalarından bu “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” yazısını kaldıralım ya da varlık barışı yasası çıkarmak gibi bir yerli ve milli ayıbı tekrarlamayalım.&nbsp; &nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/vergilendirilmis-kazanc-kutsaldir-oyle-mi-1769350927.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayıt dışı ekonominin büyüklüğü</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kayit-disi-ekonominin-buyuklugu-12495</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kayit-disi-ekonominin-buyuklugu-12495</guid>
                <description><![CDATA[Kayıt dışı ekonomi sadece bir istatistik hatası olarak alınmamalı. Bu faaliyetler, sistemin işleyişini bozan ciddi sorunlar yaratır:  (1) Kayıt dışılık arttıkça devletin vergi gelirleri azalır. Bu durum, kamu hizmetlerinin kalitesinin düşmesine veya devletin bütçe açığını kapatmak için kayıtlı olan kesim üzerindeki vergi yükünü daha da artırmasına neden olur. (2) Vergi ödeyen, sigortalı işçi çalıştıran ve standartlara uyan bir işletme; vergi kaçıran ve kayıt dışı işçi çalıştıran bir işletmeye göre daha yüksek maliyetle karşılaşır, sonuçta rekabet koşulları bozulur. (3) Kayıt dışı çalıştırılan işçiler; emeklilik hakkı, kıdem tazminatı, işsizlik maaşı ve sağlık sigortası gibi temel haklardan mahrum kalır. (4) Kayıt dışılığın yüksek olduğu bir ekonomide veriler gerçeği yansıtmadığı için uygulanan politikalar yanlış teşhise dayanan bu politikalar beklenen etkiyi yaratmaz. (5) Kayıt dışılığın yaygınlaşması kayıtlı çalışanları da kayıt dışı çalışmaya özendirerek ahlaki bozulmanın yayılmasına yol açar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kayıt dışı ekonomi; devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Gölge ekonomi, yasa dışı ekonomi, gayrı resmî ekonomi, yeraltı ekonomisi, gizli ekonomi, kara ekonomi gibi adlarla da anılan kayıt dışı ekonomi, genel olarak ulusal gelir (GSYH) hesapları dışında kalan bölümü ifade eder. Dolayısıyla ülke ekonomisinin büyüklüğünü yansıtan GSYH hesapları kayıt dışı ekonomi kadar eksik görünür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kayıt dışılık çeşitli farklı biçimlerde karşımıza çıkabilir: (1) Vergi dışılık: Satılan malın veya sunulan hizmetin karşılığında alınan gelirin, ihracat bedellerinin vb. vergi idaresine bildirilmemesiyle ortaya çıkar. (2) İstihdam dışılık: Çalıştırılan işçiye ödenen ücretin vergisinin ödenmemesi, işçi için sosyal güvenlik primi yatırılmaması. (3) Vergi dışılık dışında yasa dışılık: Uyuşturucu gibi yasal olarak satışı yasak olan malların satışından elde edilen gelirler, illegal kumar oynatma gibi yollardan elde edilen gelirler. Her kayıt dışı faaliyet yasa dışı değildir; ancak bazı yasa dışı faaliyetler de kayıt dışı ekonomi içinde değerlendirilir. (4) Düşük değer gösterimi: Satılan mal veya sunulan hizmetin gerçek fiyat ya da ücretiyle değil bundan daha düşük bir değerle satılmış gibi gösterilmesi halidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">GSYH üç şekilde ölçülür: Üretim, harcamalar ve gelir yöntemleriyle. (1) Üretim yönüyle GSYH ölçülürken ülkede bir yıl içinde satışa sunulmak üzere üretilen bütün nihai mal ve hizmetler cari piyasa fiyatlarıyla toplanır. Bu şekilde ölçüm yapılırken piyasaya sunulan ya da ihraç edilen mal ve hizmetlerin kayda geçirilmemesi, vergi idaresine bildirilmemesi sonucu GSYH hesapları kayıt dışı ekonomi kadar eksik ölçülmüş olur. (2) Harcamalar yönüyle: GSYH bu yöntemle ölçülürken ülkede bir yıl içinde yapılmış bütün tüketim, yatırım harcamaları, kamu harcamaları ve net ihracat toplamına giren kalemler hesaba katılır. Burada kayıt dışılığı en fazla etkileyen veri KDV’dir. Satılan malın fişi verilmemişse bu durum iki taraflı sonuç yaratır: Harcama olarak kayda geçmez ayrıca gelir vergisi ve KDV ödenmemiş olur. Yani bu durum hem üretim yönünden hem de harcamalar yönünden GSYH kaydının dışında kalır. (3) Gelir yönüyle: GSYH bu yönüyle ölçülürken ücret, faiz, rant ve kâr şeklinde elde edilmiş beyan edilmiş gelirler toplanır bunlara amortismanlar, dolaylı vergiler ve sübvansiyonlar eklenir. Burada ücretler toplanırken kayıt dışı istihdam kadarlık kısım GSYH hesapları dışında kalmış olur. Faiz gelirleri stopaj yoluyla vergilendirildiği için fazla bir kayıt dışılık çıkmaz. Rant ve kâr ise beyana tabidir ve bunlarda da kısmen ya da tam kayıt dışılıklar olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kayıt dışı ekonomi bütün ülkelerde az çok görülen bir olgudur. Dünyada kayıt dışı ekonominin büyüklüğünün toplam GSYH’nin (106 trilyon dolar) yüzde 12,5’u oranında olduğu tahmin ediliyor. Sierra Leone yüzde 64,5 oranıyla en yüksek, Birleşik Arap Emirlikleri yüzde 2,1 ile en düşük kayıt dışılığa sahip ülke konumunda bulunuyor. Kayıt dışılık oranları Çin’de yüzde 20,3, ABD’de yüzde 5, Almanya’da yüzde 6,8, Japonya’da yüzde 6,7’dir. Türkiye’de bu oran yüzde 16,1 olarak hesaplanmaktadır.[i]&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İnsanların kayıt dışılık oranlarını çok daha yüksek olarak düşünmesinin nedenleri arasında gölge ekonomiyi, toplam istihdam içindeki kayıt dışı istihdam payıyla karıştırmaları, çoğu zaman kendi tüketici harcamaları açısından konuya bakmalarının yanıltıcı etkisi altında kalmaları, kayıt dışı kalma olasılığı çok düşük olan kamu sektörünün yarattığı ekonomiyi hesaba katmamış olmaları sayılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kayıt dışı ekonomi sadece bir istatistik hatası olarak alınmamalı. Bu faaliyetler, sistemin işleyişini bozan ciddi sorunlar yaratır:&nbsp; (1) Kayıt dışılık arttıkça devletin vergi gelirleri azalır. Bu durum, kamu hizmetlerinin kalitesinin düşmesine veya devletin bütçe açığını kapatmak için kayıtlı olan kesim üzerindeki vergi yükünü daha da artırmasına neden olur. (2) Vergi ödeyen, sigortalı işçi çalıştıran ve standartlara uyan bir işletme; vergi kaçıran ve kayıt dışı işçi çalıştıran bir işletmeye göre daha yüksek maliyetle karşılaşır, sonuçta rekabet koşulları bozulur. (3) Kayıt dışı çalıştırılan işçiler; emeklilik hakkı, kıdem tazminatı, işsizlik maaşı ve sağlık sigortası gibi temel haklardan mahrum kalır. (4) Kayıt dışılığın yüksek olduğu bir ekonomide veriler gerçeği yansıtmadığı için uygulanan politikalar yanlış teşhise dayanan bu politikalar beklenen etkiyi yaratmaz. (5) Kayıt dışılığın yaygınlaşması kayıtlı çalışanları da kayıt dışı çalışmaya özendirerek ahlaki bozulmanın yayılmasına yol açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye ekonomisinde burada sayılan sorunların tümünü derinlemesine yaşıyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">[i] <a href="https://www.ey.com/content/dam/ey-unified-site/ey-com/en-gl/insights/tax/documents/ey-gl-shadow-economy-report-02-2025.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.ey.com/content/dam/ey-unified-site/ey-com/en-gl/insights/tax/documents/ey-gl-shadow-economy-report-02-2025.pdf</a> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Not: Bu yazı yazarın izniyle kendi bloğundan alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/kayit-disi-ekonominin-buyuklugu-1769321246.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeklide CHP in, Cumhur İttifakı out</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklide-chp-in-cumhur-ittifaki-out-12475</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklide-chp-in-cumhur-ittifaki-out-12475</guid>
                <description><![CDATA[Genelde sabit gelirliler, özelde emekliler Cumhur İttifakı’ndan artık umudu kesmiş durumda. İktidar cephesine bakıldığında bu durumun vahametinin farkında bile olunmadığı ve özellikle eleştirilen ve tepki gören konuları övünç vesilesi yapmak gibi tuhaf bir tutuma girildiği görülüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ana muhalefet partisi CHP, iki hafta önce, Yılmaz-Şimşek ikilisinin yanlış ekonomi politikasının yürürlüğe girmesiyle memur emeklisinin özellikle düşürülen, özel sektör emeklisinin de düşük kalan emekli maaşlarının, en düşüğü asgari ücretle eşitlenecek şekilde, arttırılması için TBMM’de nöbet başlatmıştı. Bu nöbetin emeklilerin gelir sorununun toplumun tüm kesimlerince anlaşılması ve emekliye yapılan negatif ayrımcılıktan kimlerin sorumlu olduğunun iyi görülmesi bakımından yararlı olduğunu belirtmek gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aslında emeklilerin büyük çoğunluğu, yaşadıkları sorunun nedenini ve sorumlularını bildiklerinden 31 Mart 2024’te önlerine konulan ilk sandıkta AK Parti ve İttifak ortağı MHP’yi cezalandırmıştı. O bakımdan CHP’nin açık ara kazandığı belediye seçimlerinin sonuçlarını ana muhalefet partisinin başarısı kadar iktidara gösterilen tepki olarak da okumakta yarar vardı. Nitekim CHP Genel Başkanı Özgür Özel bu okumayı yapmış ve partisini Yılmaz-Şimşek ikilisinin başarısız enflasyonla mücadele politikasının ezdiği toplum kesimlerinin yanında konumlandırmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">CHP’nin açıkladığı parti programı asgari ücretliler gibi emekliler açısından da umut verici. Özgür Özel, her hafta bir ilde ve İstanbul’un bir ilçesinde düzenlediği “millet iradesine sahip çıkıyor” mitinglerinde emekli maaşlarının düşük tutulmasının iktidarın bütçe tercihlerinden kaynaklandığını güzel anlatıyor. Ama kararsız seçmen için iktidara geldiklerinde neyi, nasıl yapacaklarını, vergi ve gelir adaletini nasıl sağlayacaklarını daha ayrıntılı anlatmasında yarar olabilir. Sokakta düşük gelirlerinden ötürü yaşam pahalılığından şikâyet eden, söylenen insanlar var. Ama “bunlara artık oy vermem” diye bağırıp çağırdığı halde kime oy vereceği sorulduğunda sandığa gitmeyeceğini söyleyen insanlara da rastlanıyor. Anketlere kararsızlar olarak yansıyan bu seçmenleri, aldıkları oy oranında partilere eşit biçimde dağıtmanın doğru sonuç vermeyeceğini yinelemekte yarar var. Çünkü bu kararsızların kararlı olduğu tek husus, iktidar partilerine artık oy vermek istememeleri.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Taşın altından çekilen gövde</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">“Sefalet ücreti” başlıklı yazımda aktardığım gibi, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “en düşük emekli maaşı alan ve sayıları 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. (…) onları sefalet ücreti değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız” dediğinde emekli umutlanmıştı. MHP’nin iktidar ortağı olduğunu, 47 milletvekilinin salt çoğunluğu olmayan AK Parti’ye emekli maaşları dahil her konuda destek çıktığını çok iyi biliyordu ama Bahçeli belki Cumhurbaşkanı’nı ikna edebilir diye düşünmüştü. Çünkü Bahçeli 20 bin TL için sefalet ücreti diyorsa 1-2 bin TL ilave zammı yeterli görmüyor demekti. O zaman CHP’nin önerdiği ve diğer muhalefet partilerinin desteklediği en düşük emekli maaşının asgari ücretle eşitlenmesine sıcak bakabilirdi belki.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne var ki bu söylendiği kadar kolay değildi. Geçen yazımda belirttiğim gibi, bu durumda seyyanen zammı gasp edilmiş memur emeklisi dahil tüm emeklilere anayasal eşitlik gereği 9137 TL seyyanen veya TÜİK’in enflasyon oranı üzerine yüzde 48,3 civarı ilave zam yapılması gerekirdi. Rakamlarda boğulmadan bir fikir edinmek için belirtmek gerekirse böyle bir zammın sadece 13 milyon emekli için bütçeye maliyeti ayda 118 milyarı, yıllık 1,5 trilyonu buluyordu.&nbsp; Bu örnekten anlaşıldığı gibi, ek bütçe gerektiren bir tutardı bu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Emekli maaşlarının dengeler gözetilerek düzeltilmesinin yıllık maliyetinin bu kadar yüksek olmasının nedeni, 5510 sayılı kanuna tabi SSK emeklilerinin 2008’den bu yana,&nbsp; 657 sayılı kanuna tabi memur emeklilerinin de son 30 aylık kayıpları. 5510 sayılı kanunda aylık bağlama oranı yarıya düşürülmüş, memur emeklilerinde de benzer bir sonuca ulaşmak için memura verilen seyyanen zam maaşlarına yansıtılmamıştı. Bu yanlışların düzeltilmesi yukarıda verdiğim örnekten anlaşılacağı gibi çok maliyetliydi. Dolayısıyla iktidarın seçime doğru uygulayacağı ileri sürülen “bol kepçe zamla emeklilerin oylarını alma” stratejisinin emekliyi tatmin edebilecek büyüklükte olması Yılmaz-Şimşek politikasıyla imkansızdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bahçeli sefalet ücreti sözüyle İttifak ortağını zora sokmuştu belli ki. Geri adım atıp atmayacağı beklenirken, son grup toplantısında, sözünün arkasında olduğunu yineledi yinelemesine ama CHP’nin önergesini desteklemeyeceğini de açıkça dile getirdi. Bunu yaparken CHP’yi haksız yere suçlamayı da ihmal etmedi: “sözlerimizin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayız. Biz ne söylediysek onu yapar ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine, yolsuzluk siyasetine aklımız ermez. (…) Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarınıza kanmayız." Bu sözlerin ne kadar tutarlı olduğunu herkes kendince değerlendirebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özgür Özel bunun üzerine Bahçeli’ye “siz önerge verin biz destekleyelim” önerisinde bulundu. Amacı taşın altına gövdesini koyacağını ifade eden MHP liderini sıkıştırmak, sözlerinin içinin boş olduğunu kamuoyuna göstermekti. Öyle de oldu. Sayın Bahçeli çareyi geri adım atarak “MHP, Cumhur İttifakı ortağıdır ancak iktidar ortağı değildir” demekte buldu. Ardından bu cümleyle de çelişen şu sözleri sarf etti: “ İttifak ortağı olarak da Cumhurbaşkanlığı kabinesinin ülkenin kalkınmasındaki aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir.” Nasıl bir siyasi ahlak ki bu, aynı görüşte olmadığı konularda bile İttifak ortağının tüm önerilerine desteği gerektiriyor! Madem öyle, neden sefalet ücreti çıkışı yaptığını sormaz mı emekli kendisine?&nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Cumhurbaşkanı’nı kim yanlış bilgilendiriyor?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sayın Cumhurbaşkanı, önceki gün, üzerinde çok tartışılan 5510 sayılı kanuna tabi SSK emeklisinin maaşının 20 bin TL olacağını övünçle belirterek şöyle devam etti: “Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak. Yine Kasım 2002'de asgari ücret 184 liraydı, yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece 3'te 1'i kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70'ini aşmıştır”.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sayın Erdoğan’ın bu cümleleri içinde, sorduğu sorunun cevabı maalesef 66 (bin) değil. 20 bin TL SSK emeklisi maaşı. 2002 yılı SSK emeklisi maaşı ise 257 (bin) TL. Sayın Cumhurbaşkanı’na verilen ve 66 bine yuvarlanan 65 800 TL tutarındaki maaş bilgisi bugün itibariyle karşılığı olmayan BAĞ-KUR tarım emekli aylığına tekabül ediyor. Dolayısıyla CHP Genel Başkanı’nın son olarak Çekmeköy mitinginde de dediği gibi en düşük SSK emekli maaşı 2002’de 257 (bin) TL olarak 184 (bin) TL olan asgari ücretin 1.4 katıydı. Aslında emekli maaşının işe yeni başlayan işçilere verilen asgari ücretten fazla olması doğal çünkü emeklinin on yıllarca verilmiş emeği ve ödediği prim var hesaba katılması gereken. Dolayısıyla en düşük emekli maaşının asgari ücretin yüzde 70’ine çıkarılması değil yıllar içinde düşürülmüş olması söz konusu. Kaldı ki emeklinin aklı da belleği de yerinde. Çektiği sıkıntı da ortada. Övünülecek değil utanılacak bir durum ne yazık ki.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ücretlerin (fiyatların da) 24 senelik bir süre içinde dolar karşılığının doğru bir sonuç vermeyeceğini herkes biliyor. Bu süre içinde hem TL hem doların değerlerindeki değişimi dikkate almak gerekir. 2002 itibariyle asgari ücret 184 bin TL karşılığı sadece 115, en düşük emekli maaşı ise 257 TL karşılığı 160 dolardı. Sürdürülebilir olmayan bugünkü aşırı değerli TL’nin dolar karşılığıyla 24 yıl öncesini kıyaslamaya kalkmak hiç mümkün değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanlış bilgilendirilmesinin -ki bu 66 TL yanlışı sürekli dillendiriliyor- sadece rakamlarla sınırlı olduğu kanısında değilim. Örneğin şu cümleler de sabit gelirlilerin tepkisini çekiyor: “Deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak. Enflasyon düştükçe insanımızın alım gücü daha uzun süre korunacak, daha da artacak. Türk ekonomisi hedeflerimize uygun büyüdükçe ortaya çıkan ilave katma değerden herkes istifade edecek. “ Neden mi? Bir kere deprem harcamaları özellikle emekli maaşlarının düşük tutulmasının nasıl gerekçesi olabilir? Maaşların ödenmesi her zaman hükümetlerin önceliği olmalı, tasarruf gerekiyorsa başka harcama kalemlerinden yapılmalıdır. Ayrıca enflasyonun düşmesi, gelir artışı olmadan insanların alım gücünü arttırmaz. Bunu herkes biliyor. Emekli de ailesi de çocukları da. Emekliler eskiden ve pandemi dönemi öncesine kadar değil sürünmek, çocuklarına yardımda bile bulunabiliyordu. Bunlar hafızalarımızda, hepimiz yaşadık.&nbsp; Emeklinin bu şekilde hor görülmesi sadece kendilerini değil geniş ailesini de olumsuz etkiliyor. O bakımdan bilinen konularda sürekli yanlış bilgi vererek hataları kabul etmemek iktidara ne kazandırıyor bilmem ama çok kaybettirdiği son derece açık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özetle, genelde sabit gelirliler, özelde emekliler Cumhur İttifakı’ndan artık umudu kesmiş durumda. İktidar cephesine bakıldığında bu durumun vahametinin farkında bile olunmadığı ve özellikle eleştirilen ve tepki gören konuları övünç vesilesi yapmak gibi tuhaf bir tutuma girildiği görülüyor. Görmek istenilmeyen gerçek şu ki Yılmaz-Şimşek ikilisinin ekonomi politikası inatla sürdürüldükçe CHP (tüm muhalefet partileriyle birlikte) kazanıyor, Cumhur İttifakı ise kaybediyor. Bu gerçeği tersine çevirmek içinse, üzgünüm ama artık çok ama çok geç. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/emeklide-chp-in-cumhur-ittifaki-out-1769207040.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de gençler için zenginlik: Emek mi, miras mı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyede-gencler-icin-zenginlik-emek-mi-miras-mi-12471</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyede-gencler-icin-zenginlik-emek-mi-miras-mi-12471</guid>
                <description><![CDATA[Yoksulluğu geçici yardımlarla yönetmek yerine, serveti üretenle serveti biriktiren arasındaki uçurumu kapatacak adil bir paylaşım düzeni kurmak gerekiyor. Emeği cezalandıran değil, ödüllendiren, fırsat eşitliğini yalnızca söylemde değil, uygulamada da sağlayan bir ekonomik düzen kurulmalıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:black; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Ülkemizde ekonomik dengeler, özellikle servet dağılımı açısından son 20 yılda dramatik bir değişim yaşadı. Büyüme, enflasyon sarmalı, küresel krizler derken ekonomi derinden etkilendi ve servet yapısında nesiller arası bir ayrışma ortaya çıkmaya başladı. Bu ayrışma, yalnızca gelir farkını değil, toplumsal fırsat eşitliğini ve gelecek beklentilerini de şekillendirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Hikayeyi biraz daha geriye sarıp anlatacak olursak 2000’lerin başında; Türkiye, finansal piyasaların liberalleşmesi, ve hızlı ekonomik büyüme dönemi yaşıyordu. Bankacılık sektörü güçlenmiş, borsa büyümüş ve daha fazla vatandaş tasarruf yapma imkânı bulmuştu. Fakat bu büyüme, servet birikimini geniş kesimlere eşit olarak yaymadığı için orta sınıfın (şu anda orta sınıfın varlığından bahsetmek neredeyse imkansız) varlık biriktirme kapasitesi sınırlı kalıp, varlıklı aileler finansal araçlara daha kolay erişmişti. En zenginler, kâr marjı yüksek sektörlere yatırım yaparak servetlerini hızla artırmıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Aradan geçen 25 yıl ile, Türkiye’de gelir ve servet eşitsizliğinin boyutları ciddi anlamda artmaya başladı. Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı verilerine göre (2023-2024 projeksiyonu) 2023’te en zengin</span>&nbsp;<strong><span style="color:black">yüzde 10’luk kesim ülke servetinin yaklaşık yüzde 68.4’ünü elinde tutmakta.</span></strong><strong> </strong><span style="color:black">Sadece bu oran bile, servetin belirli bir azınlıkta yoğunlaştığını çarpıcı biçimde gösteriyor. Alt gelir gruplarının servet payı ise yıllar içinde daha da azalmaya devam ediyor.</span>&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Aynı dönemde ülke içi gelirin dağılımında da benzer sorunlar görülürken TÜİK verilerine göre 2025’te en zengin yüzde 20 toplam gelirin neredeyse yarısını alıyor. Zaten BBDK verilerinde de 1 Milyon TL ve üzerinde mevduat sahibi olanların sayısına bakacak olursak servet birikimdeki yoğunlaşmayı rahatlıkla görebiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Servet dağılımındaki bu ayrışma doğrudan nesiller arası dinamizmi de etkiliyor. Nasıl mı? Günümüzde genç kuşakların büyük bir kısmı aile desteği olmadan yaşamını sürdüremediği gibi çok yüksek orandaki bir kısmı da ailesiyle birlikte yaşıyor. Ayrıca çoğu da düzenli bir maddi gelire sahip değil. Tüm bunlar da gençlerin kendi servetini bağımsız olarak yaratamamasının önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bütün bu yaşananlarla birlikte özellikle son yıllarda herkesin bildiği ve hatta çokça da kullandığı bir kavram ortaya çıktı. “Ev Genci”. Pratikte adı “Ev Genci”, literatürde ise “ne eğimde ne de istihdamda olan bu grup OECD ülkeleri içinde oransal bakımdan başı çekenlerden.. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Yani yıllar itibari ile Türkiye’de servet yapısı, genç ve yaşlı kuşak, üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasında derin bir uçurum yarattı. Servet yoğunlaşması devam ederken, geniş halk kesimlerinin servet biriktirmesi zorlaştı, hatta imkansızlaştı. Bu da yeni nesillerin ekonomik refah kazanmasını sınırlarken bir taraftan da yalnızca bugünün sorunu olmaktan çıkıp yarının da sorunu haline geldi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">Peki ne yapılmalı? Yoksulluğu geçici yardımlarla yönetmek yerine, serveti üretenle serveti biriktiren arasındaki uçurumu kapatacak adil bir paylaşım düzeni kurmak gerekiyor. Emeği cezalandıran değil, ödüllendiren, fırsat eşitliğini yalnızca söylemde değil, uygulamada da sağlayan bir ekonomik düzen kurulmalıdır. Artık Türkiye’nin önündeki temel soru çok net: <em>zenginlik bu ülkede bir çabanın sonucu mu olacak yoksa doğumla devredilen bir ayrıcalık mı?</em></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/turkiyede-gencler-icin-zenginlik-emek-mi-miras-mi-1769017701.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşük verimlilik ve kırılgan ekonomik büyüme</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/dusuk-verimlilik-ve-kirilgan-ekonomik-buyume-12469</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/dusuk-verimlilik-ve-kirilgan-ekonomik-buyume-12469</guid>
                <description><![CDATA[Verimlilik artışlarının yetersizliği Türkiye’de gelir artışı ve istihdam kalitesi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Ücretler kalıcı biçimde yükselmediği için iç talep sürdürülebilir bir zemine oturamamakta, büyüme çoğu zaman kamu destekleri ve kredi mekanizmalarıyla ayakta tutulmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Düşük verimlilik, ekonomik büyümenin temel taşı olan sürdürülebilir üretim artışını zayıflatarak büyümeyi kırılgan hâle getirir. <strong><em>Verimlilik artışı; mevcut sabit emek, sermaye ve teknolojiyle daha fazla katma değer üretilmesini sağlar.</em></strong> Ancak verimlilik düşük seyrettiğinde <strong><em>ekonomik büyüme, çoğu zaman istihdam artışı, borçlanma, kamu harcamaları ya da dış sermaye girişleri gibi geçici unsurlara dayanır.</em></strong> Bu tür bir büyüme modeli, şoklara karşı dirençsizdir ve ekonomik genişleme kalıcı refah artışı üretemez.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Düşük verimlilik aynı zamanda rekabet gücünü aşındırarak dış denge sorunlarını derinleştirir. Firmalar maliyetleri düşüremediği için fiyat rekabetinde zorlanır, ihracatın niteliği ve teknoloji yoğunluğu sınırlı kalır. Bunun sonucu olarak büyüme, ithalata bağımlı bir yapıya bürünür ve cari açık kronikleşir. Küresel finansal koşullar sıkılaştığında veya dış talep zayıfladığında, bu kırılgan yapı hızlı bir yavaşlama ya da durgunluk riskini beraberinde getirir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Düşük verimlilik gelir artışını sınırlayarak sosyal ve makroekonomik kırılganlıkları artırır. Ücretler kalıcı biçimde artamazken, gelir dağılımı bozulur ve iç talep zayıflar. Devlet, büyümeyi desteklemek için mali genişlemeye yöneldiğinde bütçe dengeleri baskı altına girer. Böylece düşük verimlilik, yalnızca büyümenin hızını değil, aynı zamanda istikrarını da tehdit eden yapısal bir sorun hâline gelir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Türkiye açısından düşük verimlilik–kırılgan ekonomik büyüme ilişkisi, uzun süredir devam eden yapısal sorunlarla yakından bağlantılıdır. Türkiye’de ekonomik büyüme dönemleri çoğunlukla <strong>iç tüketime, inşaat ve hizmetler gibi verimlilik artışı sınırlı sektörlere ve kredi genişlemesine</strong> dayanmıştır. Sanayi ve yüksek teknoloji üretiminde verimlilik artışlarının zayıf kalması, büyümenin potansiyel hızını sınırlarken ekonomik genişlemeyi konjonktürel ve dalgalı hâle getirmiştir. Bu nedenle büyüme, dış finansman koşullarına ve iç talep teşviklerine aşırı duyarlı bir yapı sergilemektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Düşük verimlilik, Türkiye’nin dış ekonomik dengesini de kırılganlaştırmaktadır. İhracatın önemli bir kısmı düşük ve orta teknolojiye dayalı olduğu için birim katma değer sınırlı kalmakta, üretim ise yüksek ölçüde ithal ara malına bağımlı yürütülmektedir. Bu yapı, ekonomik büyüme hızlandıkça cari açığın artmasına yol açmakta ve döviz ihtiyacını kronik hâle getirmektedir. Küresel sermaye akımlarının zayıfladığı veya finansman maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde ise büyüme hızla yavaşlamakta, kur ve enflasyon baskıları güçlenmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Son olarak, verimlilik artışlarının yetersizliği Türkiye’de gelir artışı ve istihdam kalitesi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Ücretler kalıcı biçimde yükselmediği için iç talep sürdürülebilir bir zemine oturamamakta, büyüme çoğu zaman kamu destekleri ve kredi mekanizmalarıyla ayakta tutulmaktadır. Bu durum bütçe dengeleri ve finansal istikrar üzerinde ek baskı oluştururken, ekonomik büyümeyi istikrarlı ve kapsayıcı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’de düşük verimlilik, büyümenin hem hızını hem de dayanıklılığını sınırlayan temel bir yapısal sorun olarak öne çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/dusuk-verimlilik-ve-kirilgan-ekonomik-buyume-1769016556.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rastgele büyüme</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/rastgele-buyume-12456</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/rastgele-buyume-12456</guid>
                <description><![CDATA[Eğitim yani işgücü ve genel olarak faktör verimliliğinin temel belirleyicisi öğretim süreçleri dökülüyor, enflasyon çok yüksek, galiba dünya altıncısıyız, Allah’tan Sudan, Venezuela gibi ülkeler var, sonuncu olmuyoruz, inanılmaz bir hukuksuzluk ve öngörülemezlik mevcut ama yine de büyüme oranları dünya ortalamasından negatif olarak ayrışmıyor, bu durumun bir açıklaması şart, en azından bir açıklama denemesi gerekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu “rastgele büyüme” ifadesini ilk kez 1977-1978 akademik yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünde son sınıfta okurken bize Economic planning-İktisadi planlama dersine gelen bir misafir öğretim üyesi Fahrettin Yağcı’dan duymuştum ve kavram bana çok ilginç gelmiş idi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Fanrettin Yağcı çok genç bir öğretim üyesi idi o tarihte, doktorasını da dünyanın en prestijli iktisat mekteplerinden biri olan London School of Economics’de yeni bitirmiş idi, tez hocası da çok önemli bir iktisat teorisyeni Morishima idi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">1978 senesi ülkenin çok karıştığı, enflasyonun çok yüksek olduğu, piyasalarda bazı malların kıtlığının yaşandığı bir dönem, 1978’de büyüme %1.5, 1979’da eksi%0.6, 1980’de eksi %2.4 ama 1981’de yani askeri darbeden hemen sonra %4.9.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">1924-2024 ortalaması yüzde 4.8, 2004-2024 ortalaması %5.4, 2014-2024 ortalaması ise %4.8.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu ortalamalar genel olarak bu dönemlere ilişkin olarak dünya ortalamalarından çok farklı değil ve gelişmekte olan ülkelerin büyüme ortalamalarının da çok az altında.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Oysa tüm bu dönemlerde ulusal tasarruf oranı dünya ortalamalarının altında, tasarruf oranlarının daha yükseldiği dönemlerde de tasarruflar ya altına ya da güney kentlerimizde ikinci evlere kanalize olmuş ve tüm bu dönemlerde enflasyon hep dünya ortalamalarından daha yüksek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2004-2010 arası dışında dış kaynak girişi çok düşük, 1954-2004 arası senede bir milyar doların altında mesela.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Tüm bu örnekler büyüme ortamının çok da iç açıcı olmadığını söylüyor ama yine de büyüme bu iç kapatıcı iktisadi ortamdan daha yüksek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çok da önemli olmak üzere büyüme oranlarının oynaklığı da yani seneler arası değişimi de çok yüksek. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Çok iyi hatırlıyorum Fahrettin Yağcı rastgele teşviklerden ve bu çözümlenmesi hiç de kolay olmayan rastgele, kayırmacı iktisadi teşviklerden rastgele büyüme oranlarının çıktığını söylerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Fahrettin Hoca bugünleri göremedi maalesef ama bugün de durum çok farklı değil galiba.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Eğitim yani işgücü ve genel olarak faktör verimliliğinin temel belirleyicisi öğretim süreçleri dökülüyor, enflasyon çok yüksek, galiba dünya altıncısıyız, Allah’tan Sudan, Venezuela gibi ülkeler var, sonuncu olmuyoruz, inanılmaz bir hukuksuzluk ve öngörülemezlik mevcut ama yine de büyüme oranları dünya ortalamasından negatif olarak ayrışmıyor, bu durumun bir açıklaması şart, en azından bir açıklama denemesi gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Fahrettin Yağcı’nın eski bir talebesi olarak ben de rastgele diyebileceğimiz iktisadi teşviklerin bu süreçte rol oynadığını düşünüyorum ama başka şeyler de söyleyeceğim.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>1</strong>-<strong> Günlük </strong>Türkçemizde <strong>kaçak maden</strong> diye bir tabir var, mesela Zonguldak’ta ve başka yerlerde çok sayıda olduğu söyleniyor, ancak ölümlü bir kaza (!) olduğunda bu kaçak madenleri görüyoruz; Allah aşkına söyleyin, kaçak maden diye bir saçmalık ne demek, kaçak Marlboro mu bu cebe sokasın, valilikler, jandarma nasıl bilmez kaçak madenleri, nasıl müsaade edilir?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>2</strong>- <strong>Türkiye, </strong>Ahmet Hakan ve İçişleri Bakanı Yerlikaya ne derse desinler, <strong>bir uyuşturucu geçiş ve artık da tüketim ülkesi, bu trafikten Türkiye’de kim ne kadar para kazanıyor bilinmiyor</strong> ama işler çok karışık, 2020’de Kolombiya’da yakalanan 4.9 ton kokainin (kokainin Avrupa’da gram fiyatı 100 avro ile 200 avro arası ülkeden ülkeye değişiyor, siz 4.9 ton yani 4900 kilogram yani 4900000 gram kokainin değerini bir hesaplayın lütfen) varış ülkesinin Türkiye olduğu öğrenilince hukuki süreç başlamış, Süleyman Soylu da tarihin en büyük uyuşturucu operasyonu ve soruşturması demişti, 2024’de bu dosyadan tutuklu kimse kalmamış idi, biri de Çetin Gören idi, bu son Brezilya çıkışlı gemide dünya rekoru olarak on ton kokain ele geçti, sabah Yerlikaya bu gemi bize kayıtlı demez iken öğleden sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aksini söyledi ve Çetin Gören yine gözaltına alındı. Ekonomi tık nefes ama iç piyasa çok canlı, <strong>acep nedendir?</strong>&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>3-MESEM</strong> diye vicdanları çok rahatsız edici bir sistem var Milli Eğitime bağlı, 85 çocuk öldü, MESEM’de çıraklık (!!!!!) öğrenen çocuklar arasında bir tane bile annesi, babası AKP milletvekili, AKP il başkanı olan çocuk bahse girerim yoktur, bu <strong>çocuklar üretim süreçlerinde çok ucuz işgücü olarak kullanılıyor, üretim maliyetleri düşüyor, ihracat artıyor</strong> ama çocukların gelecekleri çalınıyor, ne gam.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bir de göçmen işçiler var, Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu göçmen işçilerin çalıştığı yerler sanki Patagonya’da imiş gibi bu işçilerin ücretlerinde yaşanan hukuksuzluklarla hiç ilgilenmiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>4-Ege’nin</strong>, Akdeniz’in cennet koylarında amyantlı <strong>gemi sökümleri</strong> çok yaygınlaşıyor, vatandaş isyan etmezse devletin sanki bu gemilerden hiç haberi yok, yoksa bu gemiler de kaçak Marlboro gibi mi, ceplerde, torbalarda mı geliyorlar bu koylara?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>5-Yaklaşık </strong>her dört saatte, günde altı, bir iş kazasında bir işçi ölüyor bizim hukuk devletinde, sosyal devlette, bunun yegane sebebi maliyet kaygılarıyla çağdaş güvenlik harcamalarından tasarruf edilmesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">6- Asli görevi tarım sektörüne, çiftçiye kredi vermek olan Ziraat Bankası (ismi ile müsemma) basın şirketlerinin el değiştirmesi için kullanılıyor, borç her sene yeniden yapılandırılıyor, <strong>kamu zararı oluştuğunda da vergi ödeyenler görevde ama ekonomi büyüyor değil mi? </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">7-2026’da yaklaşık 15 trilyon vergi toplayacağız ama 3.2 trilyon vergi harcaması yapılacak bütçeden ve ve bu sütçe harcamalarından yararlanan hiçbir şirket bu bağışlanan vergi karşılığında ne kadar üretim yaptı, ne kadar istihdam üretti, bunları asla bilmeyeceğiz ama büyüme artacak değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>8- Hazinenin </strong>açtığı DİBS (devlet iç borçlanma) ihalelerinde oluşan faizlere bir bakın, bu yüksek faizlerde her normal ülkede borsa düşer, hatta çöker ama bizde borsa rekor üzerine rekor kırıyor ama aynı zamanda da sürekli manipülasyon iddiaları gırla gidiyor. Bu para nasıl giriyor borsaya değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>9- Devreye</strong> FATF (OECD) girene kadar <strong>kaç kez karapara aklama yasası çıkardık</strong>, yüzde bir stopajla ülkeye ne kadar karapara girdi, hatırlayan var mı? Ama ne yazar bizim vergi dairelerinin üzerlerinde, <strong>“Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır</strong>. Türkiye çok muhtemeldir, uyuşturucu paralarının kutsandığı tek ülkedir dünyada. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>10- İşsizlik sigortası fonundan</strong> işverenlere verilen paranın fayda-maliyet analizi yapıldı mı acaba bugüne dek, kaç işveren “ben bu fondan şu kadar para aldım, karşılığında şu kadar istihdam yarattım” diye devlete rapor sundu, bilen var mı?<strong> </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>11- AİHM, AYM kararları uygulanmıyor </strong>ama büyüme oranları negatif değil hala, yaşasın karapara değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Bir eski şarkıda bir nakarat vardı, Para, Para, Para.&nbsp; </strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu listeyi çok uzatmak mümkün ama bir gazete yazısında bu mümkün değil, rastgele büyüme ve finansmanı nasıl bir şey, hep beraber düşünmemiz, irdelememiz lazım. <strong>&nbsp;</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">&nbsp;<strong>&nbsp;</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/rastgele-buyume-1768759544.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Normal değil bunlar!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/normal-degil-bunlar-12454</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/normal-degil-bunlar-12454</guid>
                <description><![CDATA[Rantiyecilere para verirken hiç yüksünmeyen iktidar konu işçi, memur, emekli, esnaf olunca atmaca kesiliyor. Her sene olduğu gibi Kasım ve Aralık enflasyonunu düşük çıkararak ücretlere sadaka zammı yaptılar, şimdi Ocak ve Şubat aylarında %3 lük enflasyonu açıklamaya hazırlanıyorlar. Ocak ayı tüfe beklentisi %3,5 civarında. Ocak zamlı maaşını alamadan zammın yarısı gitti, geriside Şubat ayında tükenecek. 2026 yılı da rantiyecenin kazandığı, alın terinin cezalandırıldığı bir yıl olmaya aday. Global yatırım kuruluşları bu yüzden Türkiye’yi övüyor ve Türkiye’deki portföy yatırımlarını artıracağını söylüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Azalmayan risk iştahı; hafta başına çok yüksek jeopolitik risklerle başlamamıza rağmen global risk iştahı zerre bozulmadı. Hafta sonuna doğru ABD nin İran’a müdahale etmeyeceği haberleri ise risk algısını coşturdu. İnanın normal değil bu. Azgın bir rantiyeci asla portföy boşaltmıyor ama bir gün, aniden boşaltacak. Uçak sürekli havada kalamaz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünyayı vergi manyağı yaptı;</strong> Trump hem İran’ı hem Grönland’ı istiyor. İran'la "iş yapan" ülkelerden gelen mallara %25 gümrük vergisi uygulayacağını söylemeye başladı. Grönland’ı bırakmayan Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’ya 1 Şubat’tan geçerli %10 gümrük vergisi uygulayacağını, 1 Haziran’da vergiyi %25 seviyesine çekeceğini ialn etti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ç<strong>in; </strong>ABD nin İran ile iş yapan ülkelere %25 vergi getirmesi Çin’i etkiler. İran petrolünün en büyük alıcısı Çin. Trump, Çin’i sürekli köşeye sıkıştırdığı zannediyor ama Çin bir yerden hayatına devam ediyor. Afrika’yı kendine bağladı. Afrika’nın yer altı zenginlikleri Çin’e akıyor. Diğer dünya ülkeleri ile samimiyeti artırıyor. 2019'dan beri Çin'i ilk kez Güney Kore Devlet Başkanı ziyaret ediyor.</span> <span style="color:#222222">İngiltere Başbakanı ve</span> <span style="color:#222222">Almanya Başbakanı sırada bekliyor. Çin’in 1,2 trilyon dolar rekor ticaret fazlası ise dünyada ciddi yankı buldu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye’nin büyüyen kamburu dış borç;</strong> Babuşcu hocanın yazdığına göre brüt dış borç Şimşek döneminde 469 milyar dolardan, 96 milyar dolar artarak 565 milyar dolara çıktı.%20 artırmış borcu Şimşek. Borç dediğin ödenir demeyin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Geçen hafta için Hazine 2016 yılında yaptığı tüfe endeksli tahvilin geri ödemesini yaptı. 2016 yılında aldığı 20,3 milyar TL borç için 280 milyar TL ödedi. Borç 14 katına çıkmış. Her yıl %2,70 kupon faizi hesaba dahil değil.</span> <span style="color:#222222">Devletin, halkın zararına bakın, rantiyecinin kazancına bakın.</span> <span style="color:#222222">Torunlarımız borçlu doğuyordu, bu iktidar sayesinde torunlarımızın torunları bile gırtlağa kadar borçla doğacak. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Rantiyecilere para verirken hiç yüksünmeyen iktidar konu işçi, memur, emekli, esnaf olunca atmaca kesiliyor. Her sene olduğu gibi Kasım ve Aralık enflasyonunu düşük çıkararak ücretlere sadaka zammı yaptılar, şimdi Ocak ve Şubat aylarında %3 lük enflasyonu açıklamaya hazırlanıyorlar. Ocak ayı tüfe beklentisi %3,5 civarında. Ocak zamlı maaşını alamadan zammın yarısı gitti, geriside Şubat ayında tükenecek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">2026 yılı da rantiyecenin kazandığı, alın terinin cezalandırıldığı bir yıl olmaya aday. Global yatırım kuruluşları bu yüzden Türkiye’yi övüyor ve Türkiye’deki portföy yatırımlarını artıracağını söylüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bu pembe finansal tablo ne kadar sürer? Süre, ne bizim</span> <span style="color:#222222">ne iktidarın elinde. Yabancıya ve rantiyeciye teslim ettik kendimizi ve onların “Allah bereket versin” dememesi için dua ediyoruz. Reel sektör için ise kara günler daha kararıyor. İflas, konkordato aldı başını uçtu. ABD nin İran ile ticaret yapanlara uygulayacağı %25 vergi bizi etkilemez mi? Rusya olayında olduğu gibi yine kıyıdan sıvışır mıyız, göreceğiz. İran ile ticaret hacmimiz 6 milyar dolar, ABD ile 33 milyar dolar, Çin ile 55 milyar dolar civarında ama 50 milyar dolar zaten İthalat. Bu üç ülke birbiri ile didişirken bize hiç zararı olmayacak mı gerçekten? Normal mi bu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">TCMB rezervleri rekor üstüne rekor kırıyor. Peki bu para nereden gelip nereye giriyor. Üretime girmediği aşikar. 2022 sonuna kadar Türkiye’nin sanayi üretimi eğrisi ile tüketim eğrisi başabaş gidiyordu. Bugün tüketim, üretiminin % 10 üstüne çıkmış durumda. Normal değil kardeşim bu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">TL'yi değerli tutmaya devam ettikleri için aylık dış açıkta 3 milyar dolar hedefledikleri halde açık 4 milyar dolara çıktı. Sonra vatandaşın yurtdışından aldığı 30 dolarlık atlete bile göz koyuyorlar doğal olarak. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Para bizim mi? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ülke dövizde boğuluyor ama, ne kadarı bizim? Bankalardaki döviz mevduatının toplam mevduata oranı %40 seviyesi altına geldi. Vatandaşlarımız sürekli yurtdışından gayri menkul alıyor, yurtdışında yatırım yapıyor. Normal değil arkadaşım bu. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">09 Ocak 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> Yıla tahvilde 1,1 milyar dolar, hissede 330 milyon dolar, toplamda 1,5 milyar dolar civarında artıda başladılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH; </strong>Yıla azalarak başlayan döviz mevduat hesapları, ilgili haftada azalmaya devam etti. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Her üç rezervde yıla 3 ile 5 milyar dolar arasında arasında azalarak başlamıştı ama, ilgili hafta altının da etkisi ile her üç rezervde 6 ile 7,5 milyar dolar arasında arttı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> Yılın son iki haftası coşan kredi kullanımı ilgili hafta kendini daralmaya bırakmış. Ortalama bireysel kredi faizleri yeniden %60 seviyesine geri döndü. Ortalama ticari kredi faizlerinde ve mevduatta ise kayda değer değişiklik yok. Ocak ayı yüksek enflasyon beklentisi MB nın Ocak ayında faiz indirimine gitmeyeceği ya da göstermelik bir indirim yapacağı yönünde. Bu yüzden faizlerin gevşemesi duracak gibi. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi</strong>; 113,60 puanın üstüne çıktı. Yeni destek burası. Esas destek 111,80 puanda. 2024 Ağustos ayından gelen yükselen kanalın üstüne çıktı. Bakalım kanalın içine girecek mi yoksa yeni bir kanal mı oluşturacak? </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">USD/TL;</span></strong> <span style="color:#222222">Teknik ve temel göstergeler enflasyonun biraz altında kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu hafta</span> <span style="color:#222222">43,10 destek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> Bu hafta 1,1660 üstüne çıkmalı; çıkamazsa 1,1575 desteği var. Orası da dayanmazsa 1,1470 desteği var. Burası dayanır, buranın aşağı kırılmasını beklemiyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR</strong>; %4,1140</span> <span style="color:#222222">destek. %4,30 direnç. Buranın yukarı kırılması da ilginç olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Kasım 2025 ayından beri 2026 yılı başından itibaren borsaya bir alış gelebileeğini yazıyorum. İlk hedefi 13200 puan civarı. Ana hedefim ise 15.000 puan üstü. Dolar bazında bu hafta 2,81 dolar altına gelmezse bir üst yükselen kanala geçecektir. Ve yeni kanal hedefi 3,30 dolar üstüne çıkacabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">79 dolar altına gelmedikçe yukarı hareket devam edebilir. Eylül 2025 ayına göre %126 yükseldi. İnanılmaz. 2011 yılı zirvesini gördüğünde bu kadar sürede %100 yukarı gitmişti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> 4385 doların üstünde kaldıkça yukarı harekete devam eder. Hedefi 4870 dolar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Çelik</strong>; Çok sıkıştı. En fazla bir ay daha sıkışır. Bu hafta direnci 116,50 puanda. Desteği ise ana destek olan 113,70 puan. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Hep söylediğim 99,50 direncini geçen hafta yine denedi. Kıracağını, kırsa bile üstünde kalabileceğini sanmıyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/normal-degil-bunlar-1768825124.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sefalet ücreti</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sefalet-ucreti-12431</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sefalet-ucreti-12431</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Sayın Şimşek’i görevde tuttuğu ve OVP’yi sürdürdüğü sürece emeklilerin durumunda bir iyileşme olacağını sanmıyorum. Sayın Bahçeli’nin çıkışına rağmen bütçede emeklileri bir nebze ferahlatacak bir iyileştirmeyi bile düşük bir olasılık olarak değerlendiriyorum.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Cumhur İttifakı’nın Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesine aykırı olarak emekli yurttaşlara uyguladığı negatif ayrımcılığı “Emekli için son çare sandık” başlıklı bir önceki yazımda ayrıntılı biçimde ele almıştım. Bu bağlamda, en düşük maaşı alan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na tabi emeklilerin maaşını yüzde 18,48 oranında (seyyanen 1062 TL) zamla sadece 20 bin TL yapılmasını, ayrıca maaşı 20 binin üzerindeki diğer SSK emeklilerinin zam oranının da yüzde 12,2 ile sınırlı tutulmasını eleştirmiştim. Yanı sıra AK Parti hükümetine, DMK’na (Devlet Memurları Kanunu) tabi emeklilere 30 ay önce memura verildiği halde emeklisine ilk kez yansıtılmadığı için dava konusu da olan ve bu ay itibariyle 22 bini aşan seyyanen nedeniyle yüklenmiştim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Cumhur İttifakı’nın küçük ortağının Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Salı günkü grup toplantısında, AK Parti hükümetinin uygun bulduğu ama Meclis’e daha gelmemiş olan bu yasal düzenlemeyle ilgili eleştirisini şöyle dile getirdi: “ En düşük emekli maaşı alan ve sayıları 5 milyona yaklaşan kardeşlerimizin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmek için gerekirse elimizi değil gövdemizi taşın altına koymalıyız. (…) Onlar üzülürken bizler rahat olamayız, onları sefalet ücreti değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşımalıyız. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız. “ Sayın Bahçeli’nin 20 bin TL tutarındaki emekli maaşını haklı olarak “sefalet ücreti” olarak nitelemesi, bu konunun ortağının arzusu hilafına gündemde tutulmasını sağlamış bulunuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kabul etmek gerekir ki en düşük emekli maaşının 20 binin üzerine çıkarılması, diğer emeklilerin de yapılacak ilave artıştan yararlandırılmasını zorunlu hale getiriyor. Aksi takdirde en düşük emekli maaşı kapsamına sadece 5 milyon değil, duruma göre, 6-7 hatta 8 milyon emeklinin girmesi riski var. Sonuç itibariyle 20 bin TL tutarındaki sefalet ücretinin 21, 22 bin tutarında hatta biraz daha yüksek bir maaşın “sefaletten kurtuluş ücreti” olarak nitelenmesi mümkün değil. Sayın Bahçeli’nin bu çıkışı aslında CHP’nin en düşük emekli maaşını ilk aşamada asgari ücrete eşitleme hedefine yakın duruyor. Her ne kadar açlık sınırı altında kalsa da asgari ücrete eşit en düşük emekli maaşı için belki “sefalet ücreti” tanımlaması yapılmayabilir. Ama bu durumda seyyanen zammı gasp edilmiş memur emeklisi dahil tüm emeklilere anayasal eşitlik gereği 9137 TL seyyanen veya TÜİK’in enflasyon oranı üzerine yüzde 48,3 civarı ilave zam yapılması gerekir. En düşük emekliye 1062 TL zammı bütçeye 69 milyar TL yük olarak niteleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu durumda nasıl tepki vereceğini merak ederim doğrusu. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">AK Parti sorumluluktan kaçıyor mu?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in izlediği enflasyonla mücadele politikasının ne kadar yanlış olduğunu sürekli yazıyorum. Başlı başına bir tartışma konusu olduğu için yanlışlarını yinelemek istemiyorum. O bakımdan 30 ayda enflasyonu 9 puan, 39,79’dan 30,89 seviyesine düşürmenin bu gerçeği açıkça ortaya koyduğunu belirtmekle yetineceğim. Aslında enflasyonla mücadele politikaları doğru uygulandığında iki yıldan önce sonuca ulaşır. Oysa burada Sayın Şimşek’in kamu yönetiminde yeterli tasarruf yapılmadığı ve vergi artışlarıyla her yıl tetiklendiği için düşmek bilmeyen bir enflasyon söz konusu. Bu kadar uzun süre memur, işçi ve emekli maaşlarının baskılanmasıyla Sayın Bahçeli’nin deyimiyle “sefalet ücreti” olmuş maaşlar var. Ama MHP’nin büyük ortağının izlediği bu politikaya bugüne kadar oylarıyla katkıda bulunduğu gerçeği de ortada. Yanıtı aranan soru şu: MHP, böyle olacağı çok önceden tahmin edilen bu sonuca bundan böyle katlanmak istemiyor mu? İstemiyorsa, Sayın Bahçeli masaya yumruğunu vuracak mı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">AK Partili bakan ve milletvekillerinin konuşmalarına baktığımızda, Sayın Bahçeli’nin uyarısına aldırdıkları görünmüyor. Örneğin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, emeklilere zam için günlerdir Meclis’te nöbet tutan CHP’lilere şunları söyledi: “ Bunlar 'işçi' derler, 'emekçi' derler, bunun siyasetini yaparlar ama kendi belediyeleri, işçilerimizin alın terini, hak ettiği ücretini ödemez. 'Emekli' derler, gidip Meclis'te güya emekliler için nöbet tutarlar ama SGK'ye borçlarını ödemezler. Bugün emeklilere, emekli maaşı ödeyen SGK'ya en fazla borcu olan kurumlar, artık çok iyi bildiğiniz gibi CHP'li belediyelerdir. Siz Meclis'te nöbet tutacağınıza önce emeklilerimizin hakkı olan SGK borçlarınızı ödeyin. Meclis'te nöbet tutacağınıza, SGK borçlarını ödemeyen belediye başkanlarınızdan hesap sorun. Bugünkü zihniyet, geçmişte emeklilerimizin aylıklarını ödemekte zorlanan bir zihniyettir." Sayın Işıkhan neredeyse emeklilerin düşük maaş almasını CHP’nin üzerine yıkacak. Sanki belediyeler SGK borçlarını ödemezse emekli maaşları düşük olurmuş gibi. Sayın Bakan’a iktidarda olan, emekliye negatif ayrımcılığa dayalı bu politikayı izleyen siz değil misiniz diye sormazlar mı? </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">AK Parti Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu Çarşamba günü muhalefet partilerinin emekliye zam talep etmesini “ siyasi şov” olarak nitelemekle kalmadı. “Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik zorluklar bu Meclis'in tamamının ortak sorumluluğudur. Hiç kimse bu mesele üzerinde siyasi şov yapma, polemik üretme ya da hakaret dili ile gündem oluşturma hakkına da sahip değildir" deyiverdi. AK Parti, MHP oylarıyla sahip olduğu salt çoğunluk sayesinde muhalefetin emeklilere zam içeren sayısız önergesini sürekli reddetmemiş, muhalefet kendi politikalarının ortağıymış gibi konuşuyor Bahadır Bey. &nbsp;Geçen yazımda belirttiğim gibi, emekliler aptal veya bunak değil, neyin ne olduğunu, bugün sefalet ücreti alıyorlarsa bunun kimden ve neden kaynaklandığını çok iyi biliyorlar. Bahadır Bey biraz sokaktaki insanın nabzını tutabilse, öfkesini görebilse keşke. Hem yanlış politika izlemek hem bunun günahını ortaklaşmaya kalkışmak ne kadar seçmeni ikna eder büyük bir soru işareti. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sefalet ücretinde iyileşme olur mu?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">AK Parti Sayın Şimşek’i görevde tuttuğu ve OVP’yi sürdürdüğü sürece emeklilerin durumunda bir iyileşme olacağını sanmıyorum. Sayın Bahçeli’nin çıkışına rağmen bütçede emeklileri bir nebze ferahlatacak bir iyileştirmeyi bile düşük bir olasılık olarak değerlendiriyorum. Sefalet ücretini bin TL arttırmak dahi tüm emeklilere yansıtılmayı gerektirdiği için kabul görmeyecektir. Kulislere yansıyan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla 2027 başında kapsamlı olacağını hayal ettikleri bir iyileştirme hakkında bazı sözler vererek bu dönemi atlatma amacındalar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne var ki bu iyileştirmelerin kapsamlı olması ve emeklilerin 42 aylık kayıplarını tam olarak giderebilmesi pek mümkün görünmüyor. Enflasyon hedefinin tutması (yüzde 19) kolay olmadığı gibi, OVP toplumda talebi kısıtlama üzerinden kurgulanmış olduğu için böylesine kapsamlı bir iyileştirmeye de imkân vermez. Ama bu hayali canlı tutup, muhalefeti ve özellikle CHP’yi baskılayarak bir kez daha seçim kazanma rüyasını görmeye devam edecekler gibi görünüyor. Bol para ve baskılanan dövizle seçimleri kazandıktan sonra patlayacak enflasyonla sil baştan yeni bir mücadele başlayabilir. &nbsp;Sonra yeni bir OVP ile çıkıp topluma 5 yıl sonrası için tek haneli enflasyon vaat edip, 5 yıl seçimsiz dönem herkes hesabını ona göre yapsın diyebilirler. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki Sayın Bahçeli’nin sözleri yerde mi kalacak? Bu sorunun yanıtını öğrenmek için Sayın Bahçeli’nin gövdesini gerçekten taşın altına koyup koymayacağını görmek gerekir. Sefalet ücreti çıkışı Cumhur İttifak’ın bozulmasına kadar gidebileceği için sorunun cevabının sadece kendisinde olduğunu düşünüyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/sefalet-ucreti-1768417698.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küresel istikrarsızlık (çoklu kriz hali) ve Türkiye</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-istikrarsizlik-coklu-kriz-hali-ve-turkiye-12428</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kuresel-istikrarsizlik-coklu-kriz-hali-ve-turkiye-12428</guid>
                <description><![CDATA[Küresel istikrarsızlık ortamı, Türkiye ekonomisini en çok dış finansman, ticaret ve fiyat istikrarı kanalları üzerinden etkilemektedir. Jeopolitik gerilimler ve küresel risk iştahındaki dalgalanma, Türkiye gibi dış kaynağa bağımlı ekonomilerde sermaye girişlerini oynak hâle getirmekte, döviz kuru üzerinde baskı oluşturmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı olarak yaşanan jeopolitik çatışmalar, ekonomik kırılganlıklar, demokrasi ve yönetişim sorunları, iklim krizi ve teknolojik dönüşümün yarattığı belirsizlikler nedeniyle kalıcı bir istikrarsızlık dönemine girmiştir. Bu çoklu kriz hali, tek tek şokların ötesinde, krizlerin birbirini beslediği ve derinleştirdiği yeni bir küresel düzeni işaret etmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Dünya, küresel sorunları geçici politikalarla çözen bir yapıdan ziyade, belirsizliği yönetmeye çalışan ve risklerin süreklilik kazandığı bir döneme evrilmiş; bu durum hem küresel ekonomi hem de ulusal politika alanları üzerinde belirleyici bir baskı unsuru hâline gelmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel istikrarsızlıkları&nbsp; 5 başlıkta özetleyebiliriz;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">1. Jeopolitik çatışmaların kalıcılaşması</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Ukrayna savaşı “donmuş çatışma”ya evrildi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Orta Doğu’da (Gazze–İsrail–İran hattı) bölgesel yayılma riski</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Büyük güçler (ABD–Çin–Rusya) arasında yumuşama değil sertleşme var,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Dünya artık “kriz çözen” değil, krizlerle yaşayan bir düzene geçti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">2. Ekonomik baskı ve geçim krizi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Enflasyon düşse bile hayat pahalılığı devam etmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Orta sınıf küresel ölçekte daralmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Gençler için “çalışarak refaha erişme” fikri zayıflamaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu durum sokak eylemlerini, popülizmi ve radikalleşmeyi beslemektedir. İran, Fransa, Latin Amerika, Afrika örneklerinin küresel çapta sürmeye devam edeceği beklenmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">3. Demokrasi ve meşruiyet krizi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Birçok ülkede seçimler yapılmakta ama temsiliyet duygusu giderek zayıflamaktadır</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Küresel ölçekte, devlet ile toplum bağı giderek kopmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* “Güçlü demokratik liderlik” arayışı genele yayılmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel ölçekte seçmenler, sistemlere ve politikalara değil, oluşan karşıtlığa ve tepkilere göre oy kullanmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">4. İklim krizi (en büyük ama en ertelenen sorun)</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Aşırı sıcaklar, kuraklık ve göç sorunları giderek artmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Gıda ve su erişim güvenliği riski her geçen gün artarak devam etmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Bu sorunlar, hâlâ siyasi öncelikler arasında yer almamakla birlikte, küresel ölçekte güç savaşları devam etmekte ve küresel istikrarsızlık artmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">&nbsp;5. Yeni bir korku alanı: Yapay zekâ ve iş güvencesi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Beyaz yakalı işler, rutin işler hatta edebiyat ve sanat dahil tüm alanlar risk altında</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">* Hukuk, etik ve kontrol mekanizmaları halen geriden gelmekte</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:black">Peki küresel istikrarsızlık Türkiye ekonomisine nasıl yansır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Küresel istikrarsızlık ortamı, Türkiye ekonomisini en çok dış finansman, ticaret ve fiyat istikrarı kanalları üzerinden etkilemektedir. Jeopolitik gerilimler ve küresel risk iştahındaki dalgalanma, Türkiye gibi dış kaynağa bağımlı ekonomilerde sermaye girişlerini oynak hâle getirmekte, döviz kuru üzerinde baskı oluşturmaktadır. Enerji ve gıda fiyatlarındaki küresel belirsizlikler, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken; ihracat pazarlarındaki yavaşlama, sanayi üretimi ve büyüme üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratmaktadır. Bu durum, fiyat istikrarı ile büyüme hedefleri arasında politika yapıcılar açısından zorlayıcı bir denge doğurmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Öte yandan çoklu kriz hali, Türkiye ekonomisinin yapısal kırılganlıklarını daha görünür kılmaktadır. Orta sınıfın alım gücündeki erime, gelir dağılımının bozulması ve genç işsizliği, küresel şokların iç talep üzerindeki etkisini derinleştirmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:black">Aynı zamanda artan belirsizlik, özel sektör yatırımlarını ötelemekte; uzun vadeli planlama yerine kısa vadeli ayakta kalma reflekslerini öne çıkarmaktadır. Buna karşın, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve bölgesel üretim arayışları, doğru sanayi ve finans politikalarıyla desteklendiği takdirde Türkiye için sınırlı ama stratejik fırsatlar da barındırmaktadır. Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi, küresel istikrarsızlık koşullarında öngörülebilir ve güven veren bir ekonomik çerçevenin oluşturulmasına bağlıdır.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/kuresel-istikrarsizlik-coklu-kriz-hali-ve-turkiye-1768401727.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yassah Kardeşim: Mortgage&#039;sız konut piyasası ve çivit badanalı kent hayalleri.</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/yassah-kardesim-mortgagesiz-konut-piyasasi-ve-civit-badanali-kent-hayalleri-12424</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/yassah-kardesim-mortgagesiz-konut-piyasasi-ve-civit-badanali-kent-hayalleri-12424</guid>
                <description><![CDATA[Yumurtasız omletimiz yani mortgagesız konut piyasamız artık akli melekelerini yitirmiş bir finansal sistemi dolaysız temsil ediyor. Yassah kardeşim deyip geçiyorsunuz. Tıpkı klasik bireysel kredi faizine %30 verginin çakılması gibi. Kimseyi çıldırtmayan bu %30’luk vergi ikinci bir faiz gibi Bireysel Kredi takip rasyosunun çıtasını daha da yükseğe çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Ahmet Büyükduman’ın 2026 için gayrımenkul sektörüne dair öngörülerini incelediğinizde finans konusunda geçen bir kariyeriniz varsa sizi en çok sarsan mortgage hakkındaki beklentileri olmalı (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=OEl923rZUH0" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.youtube.com/watch?v=OEl923rZUH0</a>). </span></span></span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Gayrımenkul ekonomisi hakkında kalem oynatıp düşünce üretenler arasında tereddütsüz ilk sıraya koyacağım Ahmet Büyükduman yanılmadığına göre ülkemize vaat edilen mortgagesız ekonomi için faturayı kime keseceğiz.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Kimilerinin takıldığın şeye bak Trump Venezuella’yı işgal etmiş sen böyle dünyevi işlere odaklanmışsın dediğini duyar gibiyim. Ahir zaman da olsa ev evdir ve Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisinde üst basamağı kapsar. Mağara devri bile kendi çapında bir TOKİ projesi değil miydi sanki?</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Anamızın karnından mortgage’la mı doğduk. Tasarruf sandığı var, Katılım dünyası var hatta Leasingle ev alma imkanı var diyenlerin de kulağımı çınlattığını duymaktayım. Lakin yerli milli tasarruf sandığının veya katılım şirketlerinin piyango misali sisteminin mortgage ile mukayese edilmesini de pek anlamıyorum. Ödersin peşinatı imzalarsın sözleşmeyi alırsın tapunu. Ben bundan anlarım. Kuraya gireceksek daha niye finansal sistem diye bir şey var.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Bu yüzden ısrar ediyorum : Mortgage’sız finansal sistem yumurtasız omlet yada Kastamonu’da yapılmayan etli ekmek gibidir.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Sene 2000 falan olsaydı zarar yok derdim. Türkiye’de 2000’lerin başında buzdolabı toplu iğne ayakkabı vardı ama mortgage yoktu. Kesin bilgi.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Ama dişmacununu tüpten sıkan sizsiniz hadi artık yerine girsin demek , topu alıp eve gitmek yok. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Ahmet Büyükduman’ın 'mortgage’ın 2026’da yokları oynayacağı öngörüsü temelde aşırı düzenlenmiş finansal piyasalara dayanıyor. Tabi yüksek enflasyonla şişen fiyatları ve dünya, olimpiyat, galaksi ve kara delik şampiyonu faizleri veri kabul ediyoruz. Bunlar zaten olmazsa olmaz.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Gerçekten de şu anda mortgage’la ev almakla atomu parçalamaktan hangisi zor deseniz birincisi derim.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">En azından uygun şartlarda laboratuvarda atomu moleküllerine ayırırsınız ama Türkiye’de Konut Kredisi kullanmak için kriterleri aşmak kolay değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Janet Yellen’in tüm uyarılarına rağmen Türkiye’de finansal sistem makro ihtiyati önlem görünümünde aşırı düzenlemeye kurban edilmiştir. Geleneği başlatan Ali Babacan gitse de meşhur fıkradaki gibi 400 sene önce boyanmış tahta bankın önünde askerlerin nöbeti devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Tabi fıkrada en azından başlangıçta bankın önüne asker koymanın bir anlamı vardı. Bank boyanmış ve kimsenin ona oturmaması gerekiyordu.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Türkiye’de Bankacılık sistemini kanırtan uygulamaların ise izahı yok hiç olmadı sadece mizahı var. Bireysel Bankacılık piyasasını önce küçülten sonra da toksik bir hale sokan düzenlemelerin ambalaj kağıdının üstünde makro ihtiyati önlem yazıyor. Normalde makro ihtiyati önlem deyince Bankacılık sisteminin korunması, risklerin önüne geçilmesi vb gelir. Buna kısaca sistemik risk deniyor.</span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Erdem Başçı’nın 2014’de veciz biçimde ifade ettiği üzere makro ihtiyatı sıkarsak faizleri düşük tutarız kabullenmesi ile Türkiye Ekonominin Ahududu ödülünün rakipsiz sahibi olmaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Dünyanın hiçbir ülkesinde ticari krediye ayrı bireysel krediye ayrı önlem yoktur. Kişilerin aşırı borçlanmasının önüne geçmek için gelire göre borç yada değerle orantılı kredi gibi enstrümanlar vardır ama bunların hiç birinde kredinin vadesine , kime verileceğine türüne rengine kokusuna dokusuna karışılmaz. Türkiye’ye biraz benzeyen tek ülke var o da 30 euro bile ithalatı yasakladığımız Çin.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#252525; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Yumurtasız omletimiz yani mortgagesız konut piyasamız artık akli melekelerini yitirmiş bir finansal sistemi dolaysız temsil ediyor. Yassah kardeşim deyip geçiyorsunuz. Tıpkı klasik bireysel kredi faizine %30 verginin çakılması gibi. Kimseyi çıldırtmayan bu %30’luk vergi ikinci bir faiz gibi Bireysel Kredi takip rasyosunun çıtasını daha da yükseğe çekiyor. Biz hayret ediyoruz ama uygulayıcılar elleri cepte ıslık çalıyor:&nbsp;</span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">“%30 faiz vergisi mi? Gayet normal Bro”</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Janet Yellen’in Makro İhtiyati politikaları ekonomi politikalarının yerine koymayın önerisini nasıl dinlemedilerse konut fiyatlarının da uzaya çıkmasını engelleyemediler. Oysa ki Makro İhtiyati önlemlerin yapması gereken şeylerden birincisi de buydu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Ödevini yapmayan çocuk misali bağıra çağıra aynı şarkıyı söylemeye devam ediyorlar. Makro İhtiyati önlemlerimiz sıkıdır. Öyle sıkıdır ki kıpırdayamazsınız bile.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Türkiye’de sağ geleneğin temsilcisi bir iktidarın ekonomide Çin’le ve eski Sovyet geleneği ile yarışan tercihlere sahip olmasına dair yorumu sağ ideologlara bırakalım. Sanırım onlar bu acaipliğin psikopatolojisini izah eder. Ben burada İsmail Kılıçarslan’dan bir Sezai Karakoç şiiri bekliyorum yada Cemil Meriç alıntısı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Peki bu kısır döngüden nasıl çıkılır?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Türk Bankacılık sistemini arka bahçeye döndüren düzenlemelerle boğazını sıkan taşıt kredisinin ruhuna fatiha dedirten sistemin ülkeyi getirdiği noktayı görüyorsanız çıkışı da bulabilirsiniz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">&nbsp;O zamana kadar benim kara yazılarımla ve Ece Ayhan’ın kara şiiriyle idare edeceksiniz: </span></span></span></p>

<p><em><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Şiirimiz kentten içeridir abiler</span></span></span></em></p>

<p><em><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir</span></span></span></em></p>

<p><em><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla</span></span></span></em></p>

<p><em><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#252525">Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?</span></span></span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/yassah-kardesim-mortgagesiz-konut-piyasasi-ve-civit-badanali-kent-hayalleri-1768334244.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025 yılında bıraktığımız yerden devam</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/2025-yilinda-biraktigimiz-yerden-devam-12413</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/2025-yilinda-biraktigimiz-yerden-devam-12413</guid>
                <description><![CDATA[Trump – Venezuella, Trump – Grönland, Trump – Kolombiya, BAE – Suudi, Taylan- Kamboçya, Çin- Tayvan, Ukrayna – Rusya, İsrail- Filistin, İsrail – İran savaş tamtamları 2026 yılı başında da aynı sertlikte çalmaya devam ediyor. İran’ da halk ayaklanamasının sonu pek hayırlı bitmeyecek gibi duruyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">ABD işsizlik verileri beklenenin altında kaldı, Türkiye enflasyonu düşük geldi. Merkez Bankaları 2026 yılında faiz indirime devam edecek bu durumda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump, Grönland’ı ne pahasına olursa olsun alacağım diye tutturdu. Vergi düzenlemeleri ile 2025 yılının içinden geçti zaten. Tedarik zincirleri bozuldu. Hem dünya hem ABD ciddi maliyet artışları ile karşılaştı. 2026 yılında da Trump tuhaflıkları dünyayı sallamaya devam edecek gibi duruyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump – Venezuella, Trump – Grönland, Trump – Kolombiya, BAE – Suudi, Taylan- Kamboçya, Çin- Tayvan, Ukrayna – Rusya, İsrail- Filistin, İsrail – İran savaş tamtamları 2026 yılı başında da aynı sertlikte çalmaya devam ediyor. İran’ da halk ayaklanamasının sonu pek hayırlı bitmeyecek gibi duruyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye’de ise vatandaşın çoğunun güvenini kaybetmiş bir başkan ve koalisyon hükümeti astığım astık kestiğim kestik, yalan yanlış, günü kurtaran içi ve dış politikalarla iktidarda kalmaya devam ediyor ve bu iktidarı değiştirmenin hiç bir yolu yok. 2028 yılına kadar iktidarda. 2027 yılına kadar herşeyin daha kötü olacağını söylemek için alim olmaya gerek yok sanırım. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">02 Ocak 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Yabancı Portföy; </strong>Yılı Tahvilde 290 milyon dolar, hissede 100 milyon dolar, toplamda 390 milyon dolar civarında artıda başladılar. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hisse portföy toplamları 2024 yılı sonu 33,8 milyar dolardı, 2025 yılı sonu 33,9 milyar dolar ile kapandı. Tahvil toplamları 2024 yılı sonu 17,5 milyar dolardı, 2025 yılsonunu 18,4 milyar dolar ile kapadılar. 2025 yılını pas geçmişler anlaşılan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH; </strong>Yıla döviz mevduat hesapları azalarak başladı. 2021 ve 2024 yıllarında her seneyi döviz mevduat hesapları azalarak kapatmıştı. 2025 yılını ise 6,2 milyar dolar artarak kapattılar. 2026 yılında döviz mevduatının artmaya devam edeceğini tahmin ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler;</strong> Her üç rezervde yıla 3 ile 5 milyar dolar arasında arasında azalarak başladı. Brüt rezervler 2021 yılından beri sürekli artıyor ama özellikle 2025 yılında nerdeyse geçmiş dört yılın tamamı kadar arttı. Bakalım 2026 yılında devam edecek mi? Ben pek sanmıyorum doğrusu. Özellikle yılın ikinci yarısından sonra. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler;</strong> 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da Mayıs ayı civarı tüm fazilerde yılın en yükseğini gördük. En düşüğünü de yılın son haftasında gördük. Yıla faizler hafif yükselerek başladı. Özellikle bireysel kredi faizleri bşir önceki şok düşüşü geri aldı neredeyse.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hacim olarak, yılsonu hareketliliği vardı tahmin edilebileceği gibi. Ticari kredilerde pek bir artış yoktu ama tüketici kredileri, özellikle bireysel kredi kartı harcamları çoştu. Aralık 2026 ayının ilk haftası da yüksek harcama olur ama sonrasında eski sakinliğine kavuşur sanırım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yıla ortalama üç aylık mevduat faizlerinde %46, ortalama bireysel kredi faizlerinde %53 ve ortalama ticari kredi faizlerinde %50 ile başladık. Çok yüksek, halen çok yüksek. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> “Nisan 2026 tarihine kadar 114 puana kadar yavaş yavaş çıkacak gibi duruyor” tahminimde değişiklik yok.</span> <span style="color:#222222">Yükselen kanalda devam ediyor. Bu hafta 111,80 puanın altında kapanış yapma olasılığı yüksek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>USD/TL;</strong></span>&nbsp;<span style="color:#222222">Teknik ve temel göstergeler enflasyonun biraz altında kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu hafta</span> <span style="color:#222222">43 destek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> Geçen haftayı 1.17 altında kalarak kapadı.</span> <span style="color:#222222">Bu hafta 1,1660 üstüne atamazsa gevşeme devam eder. 1.1575 hedefe girer, ardından 1.1470.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR</strong>; %4,1450</span> <span style="color:#222222">üstünde kalması beni şaşırttı. %4,1120 destek. %4,2950 direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Kasım 2025 ayından beri 2026 yılı başından itibaren borsaya bir alış gelebileeğini yazıyorum. İlk hafta ciddi bir alış geldi. Devamı için 11600 puanı artık destek yapması ve altında haftalık kapanış yapmaması gerek. İlk hedefi 13200 puan civarı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dolar bazında yükselen kanal direncine dayandı. Geçen haftayı 2,79 dolar civarından kapadı. Bu hafta 2,85 dolar üstünde kapamayı becerebilirse artık 2,80 dolar altına gelmeyecek yeni bir yükselen kanala girebilir. Bu yeni kanalın Haziran 2026 hedefi 3,35 dolar olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Bir önceki haftaki sert düşüş, kar realizasyonuymuş. Yukarı hareket devam edecek gibi duruyor ama ağırlıklı ortalamalar 60 dolar civarında kaldı. Bu durum çok sağlıklı değil bence. Yine de bir ay daha yukarı devam ederse şaşırmam doğrusu. Hele bu kadar jeopolitik risk varken. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>4385 doların yine üstüne attı. Buranın üstünde kaldıkça yukarı harekete devam eder. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Çelik;</strong> Çok sıkıştı. En fazla bir ay daha sıkışır. Sonrasında bir karar verecek. Ya yukarı dönecek ya pandeminin başladığı fiyatlara geri düşecek. Geçen hafta 117,40 puan direncini kıramayıp gevşedi. Bu hafta direnci 117 puanda. Kırarsa çok kolay 121 puanı görür. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi</strong>; Hep söylediğim 99,50 direncine yine deniyor. Bence 96,50 seviyesine kadar kesin gevşeyecek. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/2025-yilinda-biraktigimiz-yerden-devam-1768138891.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump’ın 2026 yılı söylemleri ve küresel riskler</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpin-2026-yili-soylemleri-ve-kuresel-riskler-12386</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/trumpin-2026-yili-soylemleri-ve-kuresel-riskler-12386</guid>
                <description><![CDATA[Trump’ın söylemleri ekonomik ve çevresel riskleri derinleştirici bir rol oynamaktadır. Korumacılık, yaptırım tehditleri ve fosil yakıt odaklı enerji söylemi; küresel büyüme beklentilerini zayıflatırken iklim risklerini ikincil plana itmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılı Amerika için hem ara seçim yılı olması açısından, Trump politikalarının daha da öngörülemez hale getirebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump, 2026 ara seçimlerinin Cumhuriyetçiler için kritik olduğunu ve kaybedilmesi hâlinde kendisinin üçüncü kez azil süreci ile karşılaşabileceğini söyledi; bu söylem partisinde safları sıkılaştırma stratejisinin parçası olarak görülse de 2026 yılının bir ara seçim yılı olması nedeniyle, bir çok yeni gelişmeye gebe olacağını ifade etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump yönetimi, geçtiğimiz günlerde Venezuelalı lideri Nicolás Maduro’yu ele geçirdi ve bu hamle uluslararası tepkilere yol açtı. ABD’nin Venezuela politikası artık “Donroe Doktrini” (Monroe Doktrini’nin yeniden yorumlanması) şeklinde tanımlanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump, ABD’nin Venezuela’dan petrol alacağını ve bu kaynakların hem Venezuela hem ABD halkı için kullanılacağını açıkladı; bu durum, enerji ve jeopolitik riskler açısından çok önemli bir eşiğin aşılması anlamı taşımaktadır. Adeta diğer küresel güçlerin uluslararası hukuk yerine, bilek gücünün testi için yeni bir dönemi başlatmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump yönetimi, Grönland’ın stratejik olduğu gerekçesiyle “askerî seçenek her zaman masada” ifadesini kullandı, bu durum NATO müttefikleri ve Danimarka’yı rahatsız etti. Trump ayrıca Grönland’ın Kuzey Kutbu güvenliği için ‘ABD’ye gerekli olduğunu’ ve bölgedeki Çin-Rus etkisine karşı kritik olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump’ın politikaları, küresel fosil yakıt çıkarımını destekleyici bir çizgi izliyor. Bu yaklaşımın iklim hedefleriyle çatıştığını ve çevresel riskleri artırdığı için eleştiriliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki bu söylemler, küresel riskle açısından nasıl değerlendirilmelidir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump’ın 2026 söylemleri küresel riskler açısından belirsizlik ve öngörülemezlik katsayısını yükselten bir çarpan olarak değerlendirilmelidir. Sert, kişiselleştirilmiş ve çoğu zaman müzakere yerine tehdit diline dayanan bu söylem tarzı; uluslararası ilişkilerde kurumsal dengeleri zayıflatmakta, ittifak sistemlerini kırılgan hâle getirmekte ve krizlerin yönetilebilirliğini azaltmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel risk literatüründe bu durum “lider kaynaklı sistemik risk” olarak tanımlanır ve özellikle finansal piyasalar, güvenlik mimarisi ve diplomatik istikrar üzerinde zincirleme etkiler üretir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Trump’ın söylemlerinin jeopolitik riskleri mekânsal olarak genişlettiği görülmektedir. Venezuela, Grönland ve Çin-Rusya rekabeti gibi farklı coğrafyaları aynı anda gerilim alanına dönüştüren bir fiili durum oluşturmakta, risklerin bölgesel kalmasını engelleyerek küresel ölçekte yayılmasına yol açmaktadır. Bu durum, enerji arz güvenliği, ticaret yolları ve askeri caydırıcılık dengeleri açısından “çoklu kriz senaryolarını” daha olası hâle getirmektedir. Özellikle NATO ve Batı ittifak sistemi içinde söylem temelli çatlaklar, küresel güvenlik mimarisinin zeminini aşındıran bir risk unsurudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son olarak, bu söylemler ekonomik ve çevresel riskleri derinleştirici bir rol oynamaktadır. Korumacılık, yaptırım tehditleri ve fosil yakıt odaklı enerji söylemi; küresel büyüme beklentilerini zayıflatırken iklim risklerini ikincil plana itmektedir. Küresel risk perspektifinden bakıldığında Trump’ın 2026 söylemleri tek başına bir kriz değil, fakat mevcut kırılganlıkları hızlandıran ve eşik değerlerin aşılma ihtimalini artıran bir “tetikleyici risk” niteliği taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu durum, Türkiye açısından değerlendirildiğinde; Trump’ın söylemleri Türkiye’yi doğrudan bir hedef ülke hâline getirmese de, dolaylı ve çok kanallı riskler üzerinden etkileyecektir. Artan jeopolitik gerilimler ve ABD kaynaklı küresel belirsizlik; Türkiye’nin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir, risk primini (CDS) yükseltebilir ve sermaye akımlarında dalgalanmaya neden olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">NATO içindeki söylem sertliği ve ittifak içi uyumsuzluklar, Türkiye’nin denge politikalarını daha karmaşık hâle getirirken; enerji piyasalarındaki oynaklık hem enflasyon hem cari denge üzerinde baskı oluşturur. Bu çerçevede Türkiye açısından temel etki, doğrudan çatışma değil; küresel belirsizliğin ekonomik ve diplomatik manevra alanını daraltması şeklinde ortaya çıkabilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Jan 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/trumpin-2026-yili-soylemleri-ve-kuresel-riskler-1767789169.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi illerimiz kalkınma tuzağında, hangileri risk altında?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hangi-illerimiz-kalkinma-tuzaginda-hangileri-risk-altinda-12383</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hangi-illerimiz-kalkinma-tuzaginda-hangileri-risk-altinda-12383</guid>
                <description><![CDATA[İİBS2 sınıflamasında Ankara, Bursa, Trabzon, Samsun, Şanlıurfa, Antalya ve Balıkesir gibi bölgelerimiz kalkınma tuzağında mesela, ihmal edilen bölgeler. İstanbul, Aydın, Kayseri, Manisa, İzmir, Kastamonu, Erzurum, Malatya ve Van gibi iller ise yüksek risk taşıyor kalkınma tuzağına düşmek açısından.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bundan yıllar sonra, belki on yıl sonra, bugünlere bakarken “Bak işte o andan sonra her şey farklılaştı” diyeceğiz gibi geliyor bana doğrusu. Etrafa hep böyle bakıyorum. Öyle bir dönemde yaşıyoruz. Dünya bir halden ötekine doğru gidiyor. Bir tür fetret dönemindeyiz. Gramsci’nin dediği canavarlar dönemi işte. Doğru seçimler, hatalı seçimler belirleyici olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Böyle dinamik bir dönemde, geleceğe yönelik öngörüde bulunabilmek elbette çok güç. Ama doğrusu ya, ben etrafa bakarken, bugünlerde, “keşke kalkınma ajanslarını işlevsiz hale getirmemiş olsaydık” diyorum. Analiz kabiliyeti önemli. Yerel düzeyde analiz kabiliyeti doğrusu çok daha kıymetli. Yerel kalkınma stratejileri üzerine düşünmek hiç bu kadar önemli olmamıştı. Neden?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İklim değişikliği nedeniyle bir afetten diğerine gidiyoruz. Alıştığımız yaşama biçiminin sürdürülebilir olmadığını, içinde yaşadığımız kentleri, alıştığımız barınakları elden geçirmeden, kullandığımız aletleri değiştirmeden bu işin içinden çıkamayacağımızı artık görüyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yalnızca iklim değişikliğinin yerel asimetrik etkileri yok. İklim değişikliği ile mücadele için gündeme getirilen dekarbonizasyon ve dijitalleşme sürecinin etkileri de yerel ve asimetrik. Nedir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Her yer bir diğerinden farklı. Bazı illerimiz bu asimetrik etkilere daha şimdiden kalkınma tuzağındayken maruz kalacaklar. Bazıları kalkınma tuzağına düşmek için yüksek risk altındayken beklemedikleri ek zorluklarla karşılacaklar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuçta iklim değişikliğinden her yer farklı bir biçimde etkileniyor, etkilenecek. Dolayısıyla yerel çözüm arayışı süreçlerinin öneminin arttığı bir dönemdeyiz. Tek tip çözüm artık hiç yok. Yerel kalkınma stratejilerinin önemi artınca, yerelde analiz kabiliyeti inşası da önemli hale geliyor. Kalkınma ajansı olsa ne iyi olurdu dediğim aslında o.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Kalkınma ajanslarını nasıl işlevsizleştirdik</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nedene? Hatırlayın biz bunu daha önce düşünmüştük. Bir nevi, Afyon Dinar’ın hedefleri olmadan, Türkiye’nin hedefleri olamaz diye işe başlamıştık. Ulusal planla yerel plan arasında uyumu temin etmek önemli demiştik. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinde yerel kalkınma stratejileri üzerine çalışacak kalkınma ajanslarını kurmuştuk. Sene 2006'ydı, Türkiye daha akıl yolundan ayrılmamıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ama sonra akıl yolundan ayrıldık. Önce kalkınma ajanslarını işlevsizleştirdik. Yerelin yetenek havuzuna katkı sağlayacak bir düzenleme olduğunu unuttuk. “Canım, bir ilde validen daha fazla maaş alan kamu çalışanı olur mu?” tartışmasını hatırlıyor musunuz? Kalkınma ajansı çalışanlarının özlük hakları tartışması öyle başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kimse, “Olur, neden olmasın demedi, hem valinin kalkınma ajansının başında ne işi var diye de sormadı.” Vali ve valilik müessesesi, yerel kalkınma sürecinde, yerel çözüm tasarımında işe yarasaydı, kalkınma ajansı arayışı zaten olmazdı. Doğrusu ben şimdi bakınca, yerel analiz kapasitesi inşası meselesini daha geniş bir idari refom içinde ele almak lazımmış diye düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonra 2010 yılında tuttuk DPT’yi de kapattık. DPT kalkınma bakanlığı olunca, öteki bakanlıklar gibi bir bakanlık oldu işlevini kaybetti. DPT kapanınca ajanslar daha da manasız hale geldi elbette. Kaynakları ve hareket alanları iyice daraltıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2018 yılında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerken, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, DPT’nin yerini alacak gibi oldu. Ama biz ne yaptık? Kalkınma Ajanslarını, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile ilişkilendirmedik, Sanayi Bakanlığı’na bağladık. Bir nevi, yok orası DPT değil yanlış anlamayın diye ilan ettik. Kalkınma ajanslarının çalışma alanını bir nevi sanayiye bağladık. Düşünmeyi bıraktık dediğim işte bunlar zaten. Hata üstüne hata yaptık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Biz böyle yaparken, bakın mesela İngilizler öyle yapmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Halbuki yerel kalkınma stratejileri ile tartışmalar mesela Avrupa Birliği (AB) için hep önemli oldu. Bir süreden beri altını çizdiğim akıllı ihtisaslaşma (smart specialization) aslında AB’nin yerel kalkınma stratejilerinden biri. İngiltere 2016 yılındaki referandumu takiben 2020 yılında AB’den ayrılınca, bölgesel dengesizliklerle kendi başına mücadele etmek için bir dizi adım attı. Mesela “Seviye Atlatma, Konut ve Topluluklar Bakanlığı” (Ministry of Levelling Up, Housing and Communities) memleketin hiçbir tarafı geride kalmasın diye 2018 yılında oluşturuldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu çerçeve mali kaynaklar da yaratıldı. 2019'da Towns Fund (Yerleşimler Fonu), 2020 sonunda Levelling Up (Seviye Atlatma Fonu) Fund, 2021'de Future High Streets (Geleceğin Ana Caddeleri Fonu) Fund, 2022'de Shared Prosperity Fund (Kapsayıcı Zenginleşme Fonu) oluşturuldu. Aslında bütün bu çerçeve, 2017 sonrasında seviye atlatma, hiçbir bölgeyi, hiç kimseyi geride bırakmama tartışması ile başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti 2019 seçimlerine bu gündem ile girdi zaten. Tarihi bir zafer kazandı. Hatta Rishi Sunak’ın Maliye Bakanlığı döneminde hazırlanan Seviye Atlatma Fonu Sunak’ı 2022'de parti liderliğine taşıdı diyenler bile var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdi bu ne gösteriyor? Önce küreselleşme sonra iklim değişikliği ülkelerin her yerini aynı biçimde etkilemiyor. Bölgesel dengesizlikleri, eşitsizlikleri derinleştiriyor. Siyasi partiler, hükümetler bu mutsuzluğa seyirci kalırsa, mutsuz seçmen bir arayış süreci içine giriyor, kendisine sahip çıkılmasını istiyor. Sistem partileri bu mutsuz seçmenin derdini anlamakta zorlanırsa, özellikle sağ uçta sistem-dışı partilerde toplanıyor seçmen.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dolayısıyla İngiltere’de Brexit referandumu ile belirginleşen bu mutsuz seçmenin derdine sistem içinde çare bulmak, sahip çıkmak için geliştirilen mekanizmalar bunlar. Tüm bu fonlar aslında yerel aktörlerin, özellikle belediyelerin katılımına açık yarışmacı bir sistemle dağıtılıyor ilke olarak. Belediyelerin proje hazırlama kapasitesi düşük olduğu için ortaya çıkan problemler, yarışma sonuçlarının iktidarın tercihlerine uygunluğu, sistemin işlememesi İngiltere’de yoğun olarak tartışılıyor bugünlerde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak akılda tutmamız gereken hadise şurada: İngiltere yerel kalkınma stratejilerine yerel projelerle yerel talebi toplamak üzere 2018'den beri çalışıyor. Biz halbuki bu işin önemini daha önce akletmiştik. Üzerine düşünmeye başlamıştık. Kalkınma ajansların kurmuştuk. O tecrübeyi geliştirmek yerine iğdiş etmeyi tercih ettik. İngilizler ise öyle ya da böyle benzer bir arayışı bütçelerle destekleyerek devam ettirmeye çalışıyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Hangi illerimiz şimdiden kalkınma tuzağında, hangileri risk altında?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İngilizler doğru yapıyor, Türkler ise yanlış. Hatayı yaptık ve halen yapmaya devam ediyoruz. Hazır anayasa tartışmaları yeniden başlarken aklınızda bulunsun. Yerel yönetimlerin yetkilerini artırmak, yerel yönetimlerin kabiliyetlerini tahkim etmek, yerel yönetimlerin bütçe imkanlarını genişletmek bu canavarlar çağında Türkiye’nin elini güçlendirir, doğru karar vermesini kolaylaştırır. Nokta.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Peki, ihtiyaç var mı? Bir süreden beri, TEPAV iktisatçıları kalkınma tuzağı (development trap)’na düşmüş illerimize bakıyorlar. Kalkınma tuzağı kavramı, London School of Economics’te iktisadi coğrafya çalışan Andres Rodriguez-Pose tarafından ortaya atıldı. Doğrusu ben onun “ihmal edilen yerlerin unutulmuş ahalisi” üzerine yazdıklarını şiddetle hepinize öneririm. “İhmal edilen yerlerin intikamı” (Revenge of the places that don’t matter) 2017'de basılmıştı bu arada.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir yerin ihmal edildiğini, üzerine yeterince düşünülmediğini, kalkınma tuzağına düştüğünü nasıl anlıyoruz? İstihdam, kişi başına gelir ve verimlilikte artış hızı giderek yavaşlıyorsa, oranın ihmal edildiğini söylüyor Rodriguez-Pose. Brexit’te AB’den çıkış için oy verenlerin, Amerika’da 2016 yılında Trump’a oy verenlerin, Fransa’da Le Pen seçmenlerinin ağırlıkla hep bu tür kalkınma tuzağındaki yerlerden çıktığını anlatıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/resim(2).jpg" style="height:445px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İşte yukarıdaki Türkiye haritası, Türkiye’nin kalkınma tuzağında olan, ihmal edilen yerlerini gösteriyor. Koyu kırmızı ile işaretlenen yerler kalkınma tuzağında zaten, Pembeler yüksek risk bölgeleri. Beyazlaştıkça düşük risk ve risksiz bölgeler. Buna göre İİBS2 sınıflamasında Ankara, Bursa, Trabzon, Samsun, Şanlıurfa, Antalya ve Balıkesir gibi bölgelerimiz kalkınma tuzağında mesela, ihmal edilen bölgeler. İstanbul, Aydın, Kayseri, Manisa, İzmir, Kastamonu, Erzurum, Malatya ve Van gibi iller ise yüksek risk taşıyor kalkınma tuzağına düşmek açısından.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Doğrusu ben kalkınma tuzağı gibi bölgesel dengesizliklere işaret eden bir analiz çerçevesine bu aralar çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Yalnızca seçmen davranışlarını analiz ederken değil, iklim değişikliği ve dekarbonizasyon tedbirlerinin asimetrik yerel etkilerini ve bunlarla baş etmek için gerekli yerel kalkınma stratejilerinin önceliklerini belirlerken asıl. Neden?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ama mutsuz seçmenlerin seçim sandığında yol açtığı sonuçlar da ortada elbette.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne anlatıyor bu bölgesel kalkınma tuzağı analizi bize: Bölgesel dengesizliklerin etkisi, bireysel gelir eşitsizliğinden daha önemli görünüyor doğrusu. Nerede yaşadığınız, hangi aileye doğduğunuzdan sanki daha önemli duruyor. Bunu bundan dört yıl önce, 2020'de anlatmıştım daha önce. Orada anlatmıştım, Bursa, Adana ve Diyarbakır’ın büyüme ve istihdam hedefi olmadan, Türkiye’nin büyüme ve istihdam hedefi olabilir mi? diye. Şimdi Afyon Dinar dediğim o işte.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdi bu tür bölgelerin sorunları üzerine bir de dekarbonizasyon ve dijitalizasyon sürecinin getireceği ek yükleri ele alacağız. İşin iyi tarafı ise, bu jeo-ekonomik ayrışma döneminde, Türkiye’den geçen değer zincirleri oluşturmanın artan öneminin getireceği ek ve ehven koşullu finansman imkanları.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Anayasada yerel yönetimleri güçlendirme zamanı geldi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye için yeniden akıl yoluna dönmenin tam zamanı. Her açıdan. Kalkınma ajanslarını, belediyeleri ve belki de DPT’yi yeniden düşünmenin tam zamanı. İsterseniz bu kez adına DPT demeyin, Adil Geçiş Enstitüsü ya da Seviye Atlatma Teşkilatı deyin. Belediyelerde yerel kalkınma ve adil geçiş ile ilgili kapasite inşasının ise tam zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Anayasa tartışmaları başlarken aklınızda bulunsun. Belediyelerin yetkilerini artırmak, bütçelerini genişletmek, kapasitelerini tahkim etmek, yerel kalkınma konusunda rollerini yeniden tarif etmek hiç bu kadar önemli olmamıştı. Afyon Dinar’ın kalkınma ve büyüme hedefi olmadan, Türkiye’nin büyüme hedefi olamaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aman diyeyim, bu ara hata yapmayın. Bu canavarlar çağından, bu küresel fetret döneminden Türkiye’yi sağ salim çıkarmak birinci önceliğimiz olmalı. Fırsatlar akıl yolundan ayrılmamayı gerektiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Neredeyiz? Bundan yıllar sonra bugünlere baktığımızda “Bak işte o andan itibaren her şey değişti” diyebileceğimiz bir kavşak noktasındayız doğrusu. Adımlarınızı atarken, kararlarınızı verirken hep aklınızda bulunsun. Fırsatların kazası olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Not:</strong> Bu yazı, yazarının izniyle bloğundan alınmıştır</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/hangi-illerimiz-kalkinma-tuzaginda-hangileri-risk-altinda-1767716084.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amerika’nın koyunu sonra çıkar oyunu!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/amerikanin-koyunu-sonra-cikar-oyunu-12371</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/amerikanin-koyunu-sonra-cikar-oyunu-12371</guid>
                <description><![CDATA[Geldiğimiz noktada AB nin hiç bir hükmü yok, resmen ABD nin uydusu. Çin’in ise kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor ki ABD ye rakip olsun. Trump geldiğinden beri yaşananlar değil kırk, on fırın bile yedirmeyeceklerini çok net ispatlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#222222; font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px"><strong>Üç kutuplu dünya yalanı; </strong>SSCB, 1991 yılında yıkılınca dünyaya özgürlük ve demokrasi gelecekti. ABD nin dünyanın tek süper gücü kalması aklı çalışanları o zaman rahatsız etmişti. Onları da, “Dünya artık iki kutuplu değil, üç kutuplu olacak. ABD, AB ve BRISCS.” diye kandırdılar.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Geldiğimiz noktada AB nin hiç bir hükmü yok, resmen ABD nin uydusu. Çin’in ise kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor ki ABD ye rakip olsun. Trump geldiğinden beri yaşananlar değil kırk, on fırın bile yedirmeyeceklerini çok net ispatlıyor. Yıllar önce yazmıştım. Çin’de Kore gibi, Japonya gibi dünya sıralamasında kendine kimseyi rahatsız etmeyecek bir yerde konumlanacak diye. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">ABD yine kazandı. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine ve en değerli tarım arazilerine sahip ülke Venezuela yı ele geçirdi. Ve defalarca oynadığı aynı oyunu kurarak hem de. Ele geçirmek istediği ülkeye kendi adamını başkan seçtiriyor ya da bir kargaşa ile ülkenin başına atıyor. Ülkesinin başına geçen diktatör, ülkeyi soyup soğana çeviriyor, kültürü, tarımı, sanayiyi bitiriyor, ülkede sadece kendi ve biraz da yandaşları zengin oluyor. Zamanla halkın düşmanlığı artıyor. Milliyetçilik ve din ile kemikleşmiş olan %20 - %30 taraftarı dışında kalan ülke vatandaşları başkana düşman oluyor. ABD müdahalesi sırasında başkan halkının ve ordusunun desteğini alamadığından üç, beş ayda derdest ediliyor. İran da iki defa benzeri yaşandı. İranlılar önce molları devirip Şah Rıza’yı başa getirdiler, sonra Rıza’yı devirip molları başa getirdiler. Şimdi yeniden molları devirmeye çalışıyorlar. İran’da, Afganistan’da, Mısır’da, Libya’da, Irak’ta, Ukrayna’da, Suriye’de hep aynı senaryo gerçekleşti. Venezuela’da işlem tamam. İran’da filiz vermek üzere, bakalım sırada kim var?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Azgın zenginlik dönemi; yıllardır yazıyorum. Dünya da, Türkiye’de azgın zenginliğin pençesinde. Rantiyeci zengin servetini katlayıp duruyor. İşçi, köylü, esnaf, memur, iş insanı ise her geçen gün fakirleşiyor. Amerikalı, Avrupalı bir fakirleşiyorsa Türkiye on fakirleşiyor. Amerikalı, Avrupalı bir iş insanı, işçi, köylü ile Türkiye’deki emsalleri arasındaki fakirlik farkı da derinleşiyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre, dünyanın en zengin 500 kişisi, piyasalardaki patlamanın etkisiyle 2025 yılında toplam servetlerine rekor bir rakam olan 2,2 trilyon dolar daha ekledi.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Suudi Arabistan - BAE, Tayvan – Çin, ABD- Venezuela, Rusya-Ukrayna savaşları, yükselen işsizlik, yapışkan enflasyon, ticaret savaşları, satın alınabilirlik krizi, Fed'in bağımsızlığına ilişkin korkular, hükümet verileri, yapay zeka balonu bekleye dursun 2025 yılında deli para kazananlar 2026 yılında da deli para kazanmaya hazırlanıyorlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>İşsizlik ve fonlar;</strong> ABD da işsizlik son dört yılın en yükseği %4,6 geldi. Ama hedge fonlar yıllardır kazandıklarını katladılar. 2025 yılında dolar bazında %30 civarında kazandılar. ABD banka mevduat faizine veya devlat tahviline yatırsalardı, en fazla %3 ile %5 kazanacaklardı. On katı fazla kazandılar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye’den;</strong> Türkiye’de ise TÜİK verilerine göre işsizlik azalmaya devam ediyor. Kasım'da mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,6 seviyesinde gerçekleşti. Kasım'da mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı %49,2 oldu. Tüm Türkiye’yi geziyorum, istisnasız tüm işverenler işçi çıkarıyor. Yılın son haftası İzmir’de, Manisa’da, Adana’da işsiz kalanları bizzat biliyorum. Bu ne geri zekalı veri sistemidir arkadaş. Paradan para kazananlar ise servetlerini ABD de olduğu gibi katladıkça katladı ama Amerikalı veya Avrupalının kazandıkları yanında fakirleşti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">İhracat Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %3,6, ithalat %5,7 arttı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2024 Ocak-Kasım döneminde %76,5 iken, 2025 yılının aynı döneminde %74,9'a geriledi. Doları bu kadar baskılamamıza rağmen ithalat daha çok artı. Saçma değil mi!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Usd/TL 2025 yılında</span> <span style="color:#222222">%21.7, Eur/TL</span> <span style="color:#222222">ise parite erkisiyle %37.3 arttı. Sepetteki artış %29.5 oldu.</span> <span style="color:#222222">Enflasyon %31. 2025 yılında TL de kalanlar deli para kazandı ve 2025 yılı sonu ile beraber dövize geri dönüyorlar. Bankalardaki döviz mevduatı artışı hızlandı.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">TCMB 2026 yılında 2025 yılı stratejisini devam ettireceğini beyan etti. 8 PPK toplantısı olacak. İlk toplantılar 22 Ocak ve 12 Mart'ta yapılacak. 2026 sonuna kadar %25 civarına çekecekler faizi. Bakalım faiz indirdikçe rantiyecilerin tepkisi ne olacak, ne zaman “Allah bereket versin” diyecekler. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">26 Aralık 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> Yılı Tahvilde 3 milyar dolar, hissede 2,3 milyar dolar, toplamda 5,3 milyar dolar civarında artıda bitiriyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> 2025 yılında vatandaşların 40 milyar dolar üstünde, şirketlerin 18 milyar civarında toplamda 58 milyar dolar üstünde döviz mevduatları arttı. KKM başladığı tarihteki rakamlara geri döndük neredeyse. Şapkadaki son tavşandı KKM. Bakalım şimdi ne yapacaklar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Yılı brüt rezervler 39 milyar dolar, net rezervler 16 milyar dolar ve swapsız net rezervler 24 milyar dolar artı ile kapatıyor. 2024 yılını brüt rezervler 14 milyar dolar artıda kaparken swapsız net rezervler 84 milyar dolar artıda kapatmıştı. Altının yükselişini dikkate almazsanız rezervlereki artış 2024 yılının oldukça altında. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> MB faiz indirime yılsonu kapatmaları da destek oldu ve faiz oranlarındaki gevşeme devam etti. Mevduat ve ticari kredi faizleri normal gevşerken bireysel kredi faizleri 10 puana yakın düştü. Yılbaşından bu yana bireysel kredi faizlerindeki düşüş böylece 20 puana vardı. Aynı sürede mevduat faizleri 13 puan, ticari kredi faizleri 14 puan gevşedi. Kredi hacmi ise son iki haftadır yılsonu harcamaları sebebiyle ortalama üstünde. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Nisan 2026 tarihine kadar 114 puana kadar yavaş yavaş çıkacak gibi duruyor. Önceki hafta kanal direnci olan 111,50 direncini kırmayı denedi ama başarılı olamadı ve 109 puana kadar gevşedi. Yükselen kanalda ama uçacak izlenimi yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>USD/TL;</strong> Teknik ve temel göstergeler enflasyonun biraz altında kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu hafta</span> <span style="color:#222222">42,70 destek, 43,15 direnç.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> Geçen hafta; “1,1925 çok kuvvetli bir direnç, kırarsa 1,24 seviyelerini görebiliriz. Ama bunun için öncelikle 1.17 seviyesinin artık destek olması gerek. 1,17 üstünde bir kaç hafta daha kalabilirse Euro lehine “AL” a dönecektir.” demiştik. 1,17 desteği dayanmış. Bu hafta 1,1660 görse dahi haftalık kapanışın 1,17 üstünde olması daha yüksek olasılık. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,20 direnç, %4,15 ve 4,1120 destek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> 11000 destek, 11600 direnç. 2026 Haziran ayını en düşük 2,52 dolar civarında, en yüksek 2,90 dolar civarında bitirecek gibi duruyor, eğer kalıcı yabancı yatırımcı gelmezse. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> Geçen haftaki sert düşüş kar realizasyonu muydu, yoksa düşüşün ilk sinyali mi, karar veremedim. Biraz takip etmek gerekli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın; </strong>Hafta başı 4385 doların üstüne atamazsa 4000 dolar civarına gevşeyebilir ama, altın bitti demek değil bu, düzeltme demek. 4000 doların altında bir kaç hafta kalırsa o zaman gevşeme başladı diyebiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Çelik;</strong> 113,70 puan ana desteğini bir kez daha denemiş. 2025 yılı başından beri bu seviyenin altında kalmıyor. Sıkışıyor. Bu hafta için 117 puanın üstünde kalabilirse sert yükseliş olur ama kalıcı olur mu, söylemek için erken. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi</strong>; Bu hafta 98,60 direnç, ana direnç hep söylediğim 99,50. Destek 96,50 puan. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2026/01/amerikanin-koyunu-sonra-cikar-oyunu-1767534137.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026 Yılında Türkiye ekonomisi için beklentiler</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-yilinda-turkiye-ekonomisi-icin-beklentiler-12346</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-yilinda-turkiye-ekonomisi-icin-beklentiler-12346</guid>
                <description><![CDATA[Sonuç olarak, 2026 yılı Türkiye ekonomisi için bir “kırılma yılı” niteliği taşımaktadır. Bu yıl alınacak kararlar, yalnızca kısa vadeli göstergeleri değil, önümüzdeki on yılın ekonomik patikasını da belirleyecektir. İstikrarın kurumsallaşması ile yüksek enflasyonun kalıcılaşması arasındaki tercih, artık ertelenemez durumdadır. Gelinen noktada ekonomik sorunların özü yalnızca para politikasıyla açıklanamaz. Hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik ve kurumsal güven, ekonomik performansın temel belirleyicileri haline gelmiştir. 2026, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını teknik araçlarla mı yoksa yapısal reformlarla mı çözeceğini gösterecek bir eşik yılı olacaktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Aşağıda 2026 yılında Türkiye ekonomisine ilişkin olası görünümü, mevcut yapısal dinamikler, politika tercihleri ve küresel koşullar çerçevesinde analitik ve senaryo temelli bir çerçevede ele alındığında bir tahmin değil, rasyonel varsayımlara dayalı bir ekonomik projeksiyon yapılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılı, Türkiye ekonomisi açısından istikrar arayışının kritik eşiği olarak değerlendirilebilir. 2023–2025 döneminde uygulanan para ve maliye politikalarının sonuçları bu yılda daha net biçimde ortaya çıkacaktır. Bu arada, ekonomin karşı karşıya olduğu temel ikilem Enflasyonu kalıcı olarak düşürme ile Ekonomik Büyüme ve istihdamı korumadır. Bu ikilem 2026’da hâlâ Türkiye’nin ana politika çatışması olmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyon Dinamikleri</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılında Türkiye’de enflasyonun tek haneye kalıcı biçimde düşmesi yapısal ve kurumsal nedenlerle zor görünmektedir. Para politikasında sıkılaşma sürse dahi, geçmiş yıllardan biriken fiyatlama davranışları, enflasyon beklentilerinin katılığı ve maliyet yönlü baskılar dezenflasyon sürecini yavaşlatmaktadır. Bu çerçevede enflasyon için %15–25 bandı, mevcut politika seti ve kurumsal yapı korunursa, en olası aralık olarak öne çıkmaktadır. Özellikle çekirdek enflasyon göstergelerinin bu bantta sıkışması riski yüksektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyonun yapışkan kalemleri olan kira, hizmet ve gıda fiyatları, Türkiye’de arz esnekliğinin düşük olması nedeniyle kısa vadede aşağı yönlü tepki vermemektedir. Kira artışları konut arz yetersizliğiyle, hizmet enflasyonu ücret artışlarıyla, gıda fiyatları ise iklim koşulları ve tarımsal verimlilik sorunlarıyla beslenmektedir. Para politikasının siyasi baskılardan ne ölçüde bağımsız olacağı, ücret artışlarının geçmiş enflasyona mı yoksa hedef enflasyona mı endeksleneceği ve döviz kuru beklentilerinin ne kadar yönetilebildiği, 2026’da enflasyon patikasını belirleyen temel faktörler olacaktır. Aksi halde Türkiye, “orta gelir tuzağı”ndan sonra “orta enflasyon tuzağı”na kalıcı biçimde yerleşebilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik Büyüme ve Üretim Yapısı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılında Türkiye ekonomisinin potansiyel ekonomik büyüme oranı %3–4 aralığında şekillenmektedir. Bu büyüme oranı, geçmiş yıllardaki kredi genişlemesi ve iç tüketime dayalı yüksek büyüme dönemleriyle karşılaştırıldığında daha sınırlıdır. Enflasyonla mücadele gereği uygulanan sıkı para politikası, iç talep kaynaklı büyümeyi baskılarken; ihracat, yatırım ve kamu altyapı harcamalarının büyümenin ana sürükleyicileri olması beklenmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bununla birlikte Türkiye’nin büyüme modeli hâlâ düşük verimlilik ve ithalata bağımlı ara malı yapısıyla sınırlanmaktadır. Yüksek teknoloji ve katma değerli üretimin toplam sanayi içindeki payı artırılamadığı sürece, büyüme hem dış finansmana bağımlı kalmakta hem de cari açık sorununu derinleştirmektedir. 2026’da büyümenin sürdürülebilirliği, nicelikten çok nitelik meselesi haline gelmiş durumdadır; aksi halde büyüme dönemleri kısa, durgunluklar ise daha uzun ve maliyetli olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Döviz Kuru ve Dış Denge</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılında Türkiye’nin resmi olarak serbest kur rejimini sürdürmesine rağmen, fiiliyatta “yönetilen dalgalı kur” politikasının devam etmesi beklenmektedir. Merkez Bankası’nın doğrudan veya dolaylı araçlarla kur oynaklığını sınırlama eğilimi, finansal istikrar açısından kısa vadede fayda sağlasa da, piyasa beklentilerinin bozulması durumunda kırılganlık yaratmaktadır. Reel kurun aşırı değerlenmesi ise ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü zayıflatabilir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dış denge açısından bakıldığında, enerji ithalatı ve ara malı bağımlılığı cari açığın temel belirleyicileri olmaya devam etmektedir. Turizm gelirleri ve savunma sanayi ihracatı cari açığı kısmen dengeleyici rol oynasa da, bu kalemler yapısal dönüşümün yerini tutmamaktadır. 2026’da cari denge, büyük ölçüde küresel enerji fiyatlarına, dış talep koşullarına ve sermaye girişlerinin sürekliliğine bağlı olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kamu Maliyesi ve Bütçe</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 bütçesi üzerinde önemli harcama baskıları bulunmaktadır. Deprem sonrası yeniden inşa harcamaları, sosyal transferlerin artışı ve emeklilik sisteminin yapısal açıkları, kamu maliyesinin manevra alanını daraltmaktadır. Bu durum, bütçe disiplininin korunmasını zorlaştırırken, kamu borçlanma gereğini artırma potansiyeli taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Vergi yapısında dolaylı vergilerin ağırlığının devam etmesi ise hem gelir dağılımını bozmakta hem de iç talebi baskılamaktadır. Gelir vergisi ve servet temelli vergilerin payı artırılmadığı sürece, mali disiplinin toplumsal maliyeti yükselmektedir. 2026 yılı, kapsamlı bir vergi reformu yapılmazsa, kamu maliyesinde sürdürülebilirliğin giderek daha pahalı hale geldiği bir dönüm noktası olabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İşgücü Piyasası ve Gelir Dağılımı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026’da işsizlik oranı resmi istatistiklerde görece düşük seyredebilir; ancak bu düşüşün önemli bir kısmı kayıt dışılık, eksik istihdam ve düşük verimli işlerden kaynaklanabilir. Özellikle üniversite mezunları arasında nitelikli işsizlik sorunu derinleşme eğilimindedir. İşgücü piyasasında niceliksel istihdam artışı ile niteliksel istihdam uyumsuzluğu arasındaki fark giderek açılmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel ücretlerin enflasyon karşısında erimesi, gelir dağılımındaki bozulmayı hızlandırmaktadır. Bu süreç, beyin göçünü yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkarıp kurumsal güven ve gelecek beklentileriyle ilgili yapısal bir mesele haline getirmiştir. 2026 yılında işgücü piyasasının temel sorunu, iş bulmaktan çok “nitelikli ve güvenceli iş” bulma meselesi olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finansal Sistem ve Kredi</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye bankacılık sektörü 2026’ya teknik olarak güçlü bir bilanço yapısıyla girmektedir. Sermaye yeterlilik oranları ve düzenleyici çerçeve, sistemik bir kriz riskini sınırlamaktadır. Ancak bu dayanıklılık, kredi kanalının reel ekonomi üzerindeki etkisinin zayıfladığı gerçeğini değiştirmemektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sıkı para politikası ve makro ihtiyati önlemler nedeniyle kredi büyümesi sınırlı kalmakta, reel sektör özellikle uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmana erişimde zorlanmaktadır. KOBİ’ler için seçici kredi politikalarının yaygınlaşması, ekonomik faaliyeti daraltıcı etki yaratabilir. 2026’da finansal sistemin temel ikilemi, istikrar ile büyüme arasındaki denge olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Üç Senaryo ile 2026 Türkiye Ekonomisi</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İyimser senaryoda, para politikasının güvenilirliği artar, enflasyon düşüş trendine girer ve beklentiler istikrar kazanır. Bu ortamda büyüme %4 civarında gerçekleşirken, doğrudan yabancı sermaye girişleri artar ve risk primi düşer. Kurumsal reformların başlaması bu senaryonun temel ön koşuludur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Orta senaryo, en olası patikayı temsil etmektedir. Enflasyon yaklaşık %20 civarında sıkışırken, büyüme %3 düzeyinde kalır. Kur ve faiz politikaları hassas bir dengeyle yürütülür; ancak yapısal reformlar sınırlı kalır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kötümser senaryoda ise politika tutarsızlığı, enflasyonun yeniden yükselmesine, sermaye çıkışlarına ve stagflasyon riskinin belirginleşmesine yol açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak, 2026 yılı Türkiye ekonomisi için bir “kırılma yılı” niteliği taşımaktadır. Bu yıl alınacak kararlar, yalnızca kısa vadeli göstergeleri değil, önümüzdeki on yılın ekonomik patikasını da belirleyecektir. İstikrarın kurumsallaşması ile yüksek enflasyonun kalıcılaşması arasındaki tercih, artık ertelenemez durumdadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelinen noktada ekonomik sorunların özü yalnızca para politikasıyla açıklanamaz. Hukukun üstünlüğü, öngörülebilirlik ve kurumsal güven, ekonomik performansın temel belirleyicileri haline gelmiştir. 2026, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını teknik araçlarla mı yoksa yapısal reformlarla mı çözeceğini gösterecek bir eşik yılı olacaktır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/2026-yilinda-turkiye-ekonomisi-icin-beklentiler-1767180079.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026 Tahminleri</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-tahminleri-12345</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-tahminleri-12345</guid>
                <description><![CDATA[Gelişmekte olan ülkeler 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da gelişmiş ülkelere göre daha az sorunlu olacak gibi görünüyor. Türkiye, 2025 yılını, düşük gelirlilerin sorunlarını artırma pahasına ekonomide bazı düzeltmeler yaparak geçirdi. 2026 yılı için açıklanan ve açlık sınırının altında kalan asgari ücret, başta enflasyon olmak üzere, ekonomik sorunların yine düşük gelirlilerin sırtından çözülme çabasına devam edileceğini gösteriyor. Bu durumda 2026 yılı yine yüksek gelir grupları için sorunsuz, düşük gelir grupları için çok sıkıntılı geçecek bir yıl olacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">2025 yılında dünya GSYH’sinin 117,2 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyor. 2026 yılı için tahmin edilen tutar; 124 trilyon dolar. Dünya ticaret hacminin 2026 yılında yüzde 2,8 büyümesi bekleniyor. Bu oran 2025 yılı için yapılan yüzde 2,4’lük tahmine göre daha iyimser bir beklentiye işaret ediyor. Buna karşılık ABD’nin özellikle gümrük vergisi tarifelerini kullanarak bu beklentileri bozması olasılığı da söz konusu olabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Aşağıdaki tablo dört temel makroekonomik göstergesini ele alarak ABD, Euro Bölgesi, Çin, Arjantin ve Türkiye açısından 2026 yılına ilişkin tahminlerini gösteriyor (kaynaklar: IMF, WEO Database December 2025, OVP 2026 – 2028 ve OECD Global Report December 2025):&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/IMG_0922.png" style="height:286px; width:618px" />&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Bu tablodan da bazı önemli ipuçları çıkıyor: (1) Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD 2026’da potansiyel büyümesinin (yüzde 2,5 kabul ediliyor) altında büyüyecek ama resesyona girmeyecek gibi görünüyor. IMF, ABD büyümesi konusunda OECD’ye göre daha iyimser duruyor. Buna karşılık Euro bölgesi, eğer bu tahminler gerçekleşirse resesyonun eşiğinde bulunuyor. Gelişmelere göre iki tarafa da devrilebilecek bir ağaç gibi. Eğer bu tahminler gerçekleşirse dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumundaki Çin, alışılagelmiş büyüme oranlarının yarısına razı olacak gibi görünüyor. Arjantin’in, enflasyonu düşürmek için uyguladığı parasal ve mali önlemler ve özellikle kamu harcamalarını kısıtlayıcı düzenlemelere karşın ekonomisinin yüzde 4 dolayında büyümesi bekleniyor ki bu önemli bir başarı olacak. Türkiye için tahminler potansiyel büyüme oranının (yüzde 4,9 olarak tahmin ediliyor) altında kalacağını ortaya koyuyor. (2) İşsizlik oranlarının ABD açısından doğal işsizlik oranının (ABD için bu oran yüzde 4,5) altında kalmaya devam edeceği tahmin ediliyor. Euro Bölgesi için işsizlik oranları nispeten yüksek düzeyde olacak. Çin açısından yüzde 5,1 olarak tahmin edilen işsizlik oranları, nüfusu dikkate alınca normal görünüyor. Arjantin’in, kamu harcamalarını kısma yolunda aldığı sert önlemlere, bu yaklaşımın yol açtığı işten çıkarmalara karşın işsizlik oranını düşüreceği tahmin ediliyor. Bu gerçekleşirse bu da önemli bir başarı olarak kabul edilmeli. Türkiye’nin, yüksek sayılacak işsizlik oranı düzeyinde devam edeceği tahmin ediliyor. Türkiye’de geniş işsizlik oranının yüzde 30’a yakın olması aslında buraya alınan oranın gerçeği tam olarak yansıtmadığının da bir göstergesi olarak kabul edilmeli. (3) Ekonomilerin çeşitli sıkıntılar içinde olması enflasyonun düşük kalmasına yol açıyor. IMF tahminlerine bakıldığında, ABD’nin enflasyonda yüzde 1,8 oranıyla Fed’in yüzde 2’lik zımni hedefinin de altına geleceği bekleniyor. Buna karşılık OECD, ABD’nin işsizlik oranının yüzde 3 dolayında oluşacağını tahmin ediyor. İkisin arasında bir tahmin (yüzde 2,5 gibi) daha gerçekçi tahmin olabilir. Euro Bölgesinde enflasyon yüzde 2’nin altında, Çin neredeyse deflasyona girecek gibi görünüyor. Burada dikkati çeken iki ülke var: Arjantin, eğer IMF tahminleri gerçekleşirse enflasyonu 2026 sonunda yüzde 10’a düşürecek. 2024 Nisan ayında enflasyonun yüzde 292,2 olduğu dikkate alınırsa bu büyük bir başarı olacak. Buna karşılık aşağı yukarı aynı tarihlerde enflasyonla mücadeleye girişen Türkiye’de enflasyon 2026 sonunda hala yüzde 20’nin üzerinde kalacak gibi görünüyor. (4) Tabloya aldığımız üç ülke cariiyor, Çin ve Euro Bölgesi de fazla veriyor. Tahminlere göre ABD’nin cari açığı yüzde 3’ün üzerinde kalmaya devam edecek. Arjantin yüzde 1 dolayında cari açık verirken Türkiye’nin cari açığının IMF’ye göre 2024 yılındaki düzeyde devam etmesi, OECD’ye göre ise yüzde 3’ün üzerine çıkması bekleniyor. 2026 yılında Euro Bölgesi ve çin cari fazla vermeye devam edecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Gelişmiş ülkeler, ekonomide geçmiş dönemlere göre bir yavaşlama olması beklenen 2026 yılına pek çok sıkıntıya karşılık başta yapay zekâ olmak üzere birçok alanda da yeni gelişmelere, buluşlara bağlı gelişen umutlarla giriyor. Gelişmekte olan ülkeler 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da gelişmiş ülkelere göre daha az sorunlu olacak gibi görünüyor. Türkiye, 2025 yılını, düşük gelirlilerin sorunlarını artırma pahasına ekonomide bazı düzeltmeler yaparak geçirdi. 2026 yılı için açıklanan ve açlık sınırının altında kalan asgari ücret, başta enflasyon olmak üzere, ekonomik sorunların yine düşük gelirlilerin sırtından çözülme çabasına devam edileceğini gösteriyor. Bu durumda 2026 yılı yine yüksek gelir grupları için sorunsuz, düşük gelir grupları için çok sıkıntılı geçecek bir yıl olacak. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#444444">Not: Bu yazı yazarının izni ile&nbsp;https://www.mahfiegilmez.com dan alınmıştır&nbsp;</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Dec 2025 12:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/2026-tahminleri-1767174537.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fazla KGF’nin bünyeye verdiği zararlar : Türk Tipi Bail Out’a giriş</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/fazla-kgfnin-bunyeye-verdigi-zararlar-turk-tipi-bail-outa-giris-12336</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/fazla-kgfnin-bunyeye-verdigi-zararlar-turk-tipi-bail-outa-giris-12336</guid>
                <description><![CDATA[Ekonomi profesörü değilim ama çok kredi kullanan firmaların cirolarının artacağını tahmin edecek kadar Bankacılık yaptım. Ayrıca krediyi bir tarafta basarsanız diğer tarafta sıkmak zorunda kalacağınızı bilecek kadar da sağduyu sahibiyim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de Bankacılığın miladı bana göre 2017’dir. 2017’yi öncesinden ayıran gelişmenin kod adı da KGF’dir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kredi Garanti Fonu’nun kısaltılmış hali.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kredi Garanti Fonu 2017’de kurulmadı ama Türkiye’de Bankacılığın ve buna bağlı olarak ülkenin kaderini değiştirmesi 2017’de bu kuruma yüklenen çok özel bir görev ile mümkün oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Zamanı geriye çekip 2016 sonuna geldiğimizde Türkiye’de 2015 çifte seçimi, 15 Temmuz, 6-8 Ekim olayları yaşanmış, Kürt siyaseti hapisle tekrar tanışmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Politik gündem ekonomiyi boğmuş durumdaydı ve 2018 seçimleri yarından da yakındı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bankacılık sektörü bu kritik eşikte kendini sağlama almak istiyor olası riskleri yönetmeye çabalıyordu. Eşyanın tabiatı bu olmak zorundaydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İktidarın ise sabır eşiği o denli yüksek değildi. 2017 iyi bitmek zorundaydı ki 2018 seçimleri öncesi halkın karşısına (en azından görünüşte iyi) bir hikaye ile gidilebilsin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Babacan’ın 2011’de uygulamaya koyduğu Makro İhtiyati önlemler dünyadaki anlamından çok farklı şeyler ifade etmekteydi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bankacılık çocukların deve-cüce oyunu gibi kılıktan kılığa girebiliyordu. TCMB Başkanı Erdem Başçı Makro İhtiyati politikaları sıkarak faizleri bile düşürebileceğini söylüyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nobel Ekonomi ödülünü dış güçlerin vermeme sebebi bizi kıskanmalarıydı. Yoksa işin sırrı çözülmüştü para politikası, maliye politikası boş işlerdi. Makro İhtiyatlı yuları sıktınız mı faiz de şakkadanak düşüyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu teorik altyapı içinde KGF’yi ekonomiyi gazlamak için kullanmak çok parlak bir fikirdi. KGF önceden de kredilere garantör oluyordu ama bu tek tek her dosyanın ince ince değerlendirilmesi yeri geldiğinde teminatlara ortak olmak şeklindeydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2017’de bu sıkıcı perakende uygulama yerine toptan işe girildi. Bunun da kısa kod adı PGS Portföy Garanti Sistemi idi. Bankalara dediler ki “bakın sizin bizim kefaletimizle verdiğiniz kredilerin 100 lirada 7 lirasını biz size öderiz. Siz 8 batırmayın yeter. %8 NPL’e yani geri dönmeyen kredi oranına kadar o iş bizde diyordu devletin kurumu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">208 milyar TL yani o zamanın parası ile yaklaşık 80 milyar dolar kredi ekonomiye enjekte edildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlete borcunuz olsa bile verilen kredi ile önce bu borçlar kapanıyor ardından kalanla işinizi görüyordunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bankacılıkta milat tanımı da tam bu noktada devreye girmektedir. 2017’ye kadar öyle kamuya borcunu ödememiş firmaya kredi falan verilmezdi. KGF bu eşiği aştı. Artık kredi için bilançoya, teminata, bilanço performansına bakmak çok da öncelik taşımamaktaydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">KGF’nin ekonomiye vurduğu kırbacın etkisini 2017 büyüme rakamında gördük. Büyümenin %7,5 gibi rekor seviyeye ulaşması için bu icat tam da üzerine düşeni yapmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tabi bazı yan etkileri de oldu. Faizin artması, kurların yükselmesi gibi . Ama bu kimin umrunda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2017 KGF’sinin sonuçları üzerinde Merkez Bankası ve Hazinenin yaptığı bir çalışmaya Türk İktisat Biliminin tartışmasız Christiano Ronaldo’su Ufuk Akçiğit’in de katkı vermesi üzerinde ayrıca durulmalı (<span style="color:#467886"><u><span style="background-color:white"><a href="https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Yayinlar/Arastirma+Yayinlari/Calisma+Tebligleri/2021/21-10" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Yayinlar/Arastirma+Yayinlari/Calisma+Tebligleri/2021/21-10</a>).</span></u></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ufuk Akçiğit ve Hazine Uzmanlarınca hazırlanan rapor makro ihtiyati politikalar manzumesi içinde yer alan ve 2007 yılında ilk kez uygulanan KGF kredilerinin etkinliğini değerlendirmek için kaleme alınmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Söz konusu çalışma kamusal kaynak ve imkanların tüm şartları zorlanarak oluşturulmuş devasa bir data seti içermekteydi. Öyle böyle değil 1 milyon firmanın verileri kamusal imkanla araştırmacıların önüne konmuştu. Bu işin altından çıksa çıksa Ufuk Hoca çıkardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu çalışma; kısaca özetlemek gerekirse KGF kredisi kullanan firmaları bu krediyi kullanmayan tüm firmalarla mukayese etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu devasa data seti Hazine nezdindeki firma bilançoları kullanılarak yapılabilmiş ve yaklaşık 1 milyon firmanın verileri işlenmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çalışmanın vardığı netice KGF kredisi kullanan kredilerin ciro artışlarının kullanmayan firmalardan fazla olduğu bulgusu ile KGF kredilerinin amaca hizmet ettiği sonucuna ulaşmaktadır. Buna karşın eleştirel gözle bakıldığında KGF kullanmayan firmaların borçluluğunun kullananlara nazaran gerilediği görülmektedir. Bir diğer ifade ile KGF kredisi kullanmayan firmalar ortalamada kullananlardan daha az kredi gelişimine hatta borçluluklarında azalmaya maruz kalmıştır. Bu söz konusu dönemde finans kuruluşlarının ağırlıklarını KGF kredilerine vermiş olmaları ile ilişkilidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finansman oranlarını artıran firmaların artırmayan firmalara nazaran cirolarının artmış olması da beklenen bir gelişmedir. Buna biz Kaldıraç faktörü diyoruz. Bu yönüyle söz konusu raporun KGF kredilerinin ciro artışına yol açtığı yönündeki sonucu bir tür totoloji veya truizm gibi de değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öte yandan aynı çalışmada KGF kredisi kullanan firmaların özellikle küçük ölçeklilerinde NPL artışı görülmesi ise söz konusu uygulamanın yan etkilerine dair ihmal edilmemesi gereken bir husus olarak öne çıkmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ufuk Akçiğit’in içinde olduğu çalışmayı eleştirmem arkadaşlarımca Beşiktaş’lı Nartolla’yla Ronaldo mukayesesi olarak görülmüş sen kim Ufuk Hoca kim denmişti. Ama yukarıda saydığım hususları tabi ki bu yazı hacminde değil ama çalışmanın kamuya açık yönüyle herkesle tartışmaya hazırım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomi profesörü değilim ama çok kredi kullanan firmaların cirolarının artacağını tahmin edecek kadar Bankacılık yaptım. Ayrıca krediyi bir tarafta basarsanız diğer tarafta sıkmak zorunda kalacağınızı bilecek kadar da sağduyu sahibiyim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Son bir not da KGF’nin NPL’i 0,6% düşürmesine dair. Hadi bu kadar farkı önemsediniz iyi güzel de daha yeni kredi kullanmış firmalarla kimbilir son finansa ne zaman ulaşmış firmaları birbiriyle mukayese etmeseydiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">KGF mi? 2018 seçimlerinde işe yaradı ama sonrası malum. İrrasyonel ekonominin miladını arıyorsanız doğru yıldasınız yani 2017’de.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/fazla-kgfnin-bunyeye-verdigi-zararlar-turk-tipi-bail-outa-giris-1766944031.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hoşçakal 2025</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hoscakal-2025-12331</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hoscakal-2025-12331</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de reel kesim için 2026 yılı da zor geçecek gibi. Parası olan ise deli para kazanmaya devam edecek. İzmir’de bankaları gezdim geçen hafta. Reel bankacılıkla uğraşan servislerde yıl sonu mahnurluğu varken, emtia, fon, türev işlemler yapan servislerde izdiham vardı. İzmir değil Wall Street sanki.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünyadan;</strong> ABD'nin Venezuela üzerindeki ablukası genişlerken Rusya ise Venezuela'ya tam destek veriyor.</span> <span style="color:#222222">Rusya-Ukrayna görüşmeleri ise bildiğiniz gibi. Konuşup duruyorlar. Uluslararası piyasalardaki olumlu risk algısı bu sefer de</span> <span style="color:#222222">Noel Baba rallisi ile devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">T<strong>ürkiye’den</strong>;</span> <span style="color:#222222">2026 yılında uygulanacak asgari ücret</span> <span style="color:#222222">% 27 artışla net 28.075 TL'ye çıkarıldı. İş insanları fazla arttığını, bu maliyet artışları ile üretim yapayacaklarını iddia ederken; işçiler açlık sınırının altında kaldığı için sessiz bir öfke duyuyor. Her iki kesim de haklı ama birbirlerini muhatap alarak hata yapıyorlar. Hep birlikte fakirleşiyoruz ve bu fakirleşmenin sebebi tek adam yönetimi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>CDS;</strong> Tüm uzmanlar Türkiye’nin düşen risk priminden bahsediyor. Doğru, oldukça gevşedi, 200 puan seviyelerine geldi. Bir şeyi göz ardı ediyorlar ama. Tüm dünyada risk algısı aşırı iyimser olduğu için tüm ülkelerin risk primleri gevşiyor. Son altı ayda İsrail’in %26, Yunanistan’ın % 36, Mısır’ın % 46, Türkiye’nin ise % 32 civarında düşmüş. Türkiye’nin CDS puanının en çok düşen ülkelerden olmasının sebepelerinden birinin; “Eyyy,Amerika!” söyleminden “Can Amerika” söylemine dönmemiz olduğuda bir gerçek.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">2026 yılına girerken; 2026 yılında dezenflasyonist süreç ve TCMB'nin</span> <span style="color:#222222">faiz indirimleri sürecek gibi duruyor. 2026 yıl sonu tahminleri; enflasyonun %20- 24 arasına, politika faizinin de % 26-28 olacağını söylüyor. Politika faizinin enflasyondan daha hızlı düşüp reel faizi aşağı çekmesi bekleniyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye’de reel kesim için 2026 yılı da zor geçecek gibi. Parası olan ise deli para kazanmaya devam edecek. İzmir’de bankaları gezdim geçen hafta. Reel bankacılıkla uğraşan servislerde yıl sonu mahnurluğu varken,</span> <span style="color:#222222">emtia, fon, türev işlemler yapan servislerde izdiham vardı. İzmir değil Wall Street sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">60 yaş civarı insanlar banka şubelerinde yoğun bir şekilde emtia alım satımı, türev pozisyon takibi yapıyordu. 1995- 2000 yılları arasında hisse senedinde, 2000 – 2004 yılları arasında tahvilde böyle çılgınlığı bizzat yaşamıştım. 2017 ve 2021 yıllarında Bitcoin de gördüm. Umarım türev işlemlerin sonuda benzer olmaz. Banka hazine departmanları ne zaman bankanın en karlı birimleri olduysa ülke ya krizden yeni çıkıyordur ya krize giriyordur. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">19 Aralık 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> 2024 yılını hissede 2,7 milyar dolar ekside, tahvilde 16 milyar dolar artıda, toplamda 13,5 milyar dolar artıda kapamışlardı. 2025 yılını hissede 2 milyar dolar tahvilde 3 milyar dolar, toplam 5 milyar dolarda artıda kapayacak gibiler. 2024 yılına göre ilgileri daha az ama bu sene hisseye biraz girdiler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> 2022 yılını 45 milyar dolar, 2023 yılını 16 milyar dolar, 2024 yılını 13 milyar dolar azalarak kapatan döviz mevduatları, 2025 yılını 50 milyar dolar üstünde artıda kapatmaya hazırlanıyor. KKM ile dövizden çıkan para dövize geri döndü. Bu ülkede dövizden asla vazgeçemeyen bir yatırımcı grubu var. Onlar asla TL ye dönmeyecekti ama KKM ile ekstradan deli para kazandı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> Yılı kasayı doldurarak bitireceğiz. Yıl toplamında brüt rezervler 37 milyar dolar üstünde, net rezervler 17 milyar dolar civarında, swapsız net rezervler 23 milyar dolar civarında artışla yılı kapayacak gibi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler; </strong>Yılı yüksek faiz oranları ile kapatıyoruz. Ortalama üç aylık mevduat yıllıkta % 46,15 aylukta % 3,80, ortalama ticari kredi faizleri yıllıkta % 46,92, aylıkta %3 ,90, ortalama bireysel kredi faizleri ise yıllkta % 54,59, aylıkta % 4,55 ile yılı bitiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çok yüksek faizler, inanın çok yüksek. Yıllık kar marjı % 15- 20 olan firma yıllık %45 faiz ile nasıl kredi çekip yatırım yapsın? % 27 yıllık zam alan işçi, % 55 den kredi kullanarak nasıl harcama yapsın? İşler yolunda giderse 2026 yılı ikinci yarısından sonra faizler en azından çok zorda kalanın kullanımı için caip hale gelecek gibi duruyor. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Haziran 2023 ayından beri bu ay ikinci defadır yeni zirve deniyor. Kıymetli metallerle zirve deneyen emtialara bakır da eşlik etmeye başladı. Nisan 2026 tarihine kadar 114 puana kadar yavaş yavaş çıkacak gibi duruyor. Eğer Ocak ayında 114 puan üstüne çıkacaksa artık demir-çelik, petrol gibi emtialarında endekse katkı sağlaması gerekir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">USD/TL ;</span> <span style="color:#222222">Türkiye’de döviz tutanlar dövizine geri döndü. Tahminim 5 ile 10 milyar dolar arasında faizden dövize, dövizden faize giden yatırımcı kitlesi var. Bu kitle henüz faizde ve türev işlemlerde; dövize dönmeye ne zaman karar verirler bilemiyorum. 5,10 milyar dolar yabancı çıkış işlemi başladığı anda bu arkadaşların dövize gireceğini bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Şimdilik</span> <span style="color:#222222">teknik ve temel veriler olarak dolarda yukarıya doğru sert bir hareket gözükmüyor. Enflasyonun biraz altında yukarı gitmeye devam edecek gibi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1,1925 çok kuvvetli bir direnç, kırarsa 1,24 seviyelerini görebiliriz. Ama bunun için öncelikle 1.17 seviyesinin artık destek olması gerek. 1,17 üstünde bir kaç hfata daha kalabilirse Euro lehine</span> <span style="color:#222222">“AL” a dönecektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD Tahvil 10 YR;</strong> %4,30 direnç, %4,15 destek. %4,12 altında iki hafta kalırsa %3,90 seviyesine kadar gevşeyebilir. Burası benim 2025 yıl sonu hedefimdi ama olmadı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye Tahvil;</strong> 2 yıl vadeli gösterge bileşik faiz %38 civarında işlem görüyor. Yıl sonu enflasyonun %20 ile %24 arasında olacağı tahmin edildiğine göre burada kazanç olasılığı var. 2 yıllık tahvil faizlerinde %27 ve 10</span> <span style="color:#222222">yıllık</span> <span style="color:#222222">tahvil faizlerinde %25 seviyeleri görülebilir. CDS puanımız düştüğü için Eurobondlarımızın getirileri yüksek kalabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Bist100;</span></strong> <span style="color:#222222">Yılı dolar bazında zararla kapadan nadir borsalardan biri olacak. Ucuz kaldığı için her an bir alış gelebilme olasılığının yüksek olduğunu düşünüyorum. En azından kalıcı olmasa bile 2025 Mart ve</span> <span style="color:#222222">Ağustos aylarında olduğu gibi vur kaçcı yabancı gelebilir. Böyle devam ederse dolar bazında haziran 2026 ayını en düşük 2,52 dolar civarında, en yüksek 2,90 dolar civarında bitirebilir. Dolayısyla TL bazında fiyatlar 2025 kapanışının üstünde olacaktır. Faizler düştükçe ucuz hisseye yerli talebi de artabilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Aylar önce belirlediğim ve Ocak sonu gibi gerçekleşeceğini öngördüğüm 79 dolar hedefini gördü. Bundan sonra kimseye gümüş alın diyemem ama teknik yukarı hareketin devam edeceğini gösteriyor. Burada çok önemli bir uyarı olabilir. Aralık ayının kapanışı, geçen haftaki kapanışı</span> <span style="color:#222222">olan 79,16 olduğunu varsayım. Ve buranın ay içinde gördüğü en yüksek yer veya en yükseğin biraz altı olduğunu varsayalım. Ocak 2026 ayında 79,16 seviyesinin üstünü görmediği müddetçe sert düzeltme gelebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın;</strong> Teknik ve temel göstergeler yukarı hareketin devamını gösteriyor. Yine de artık dikkatli olunmalı. 2008 ile 2011 yılları arasında yaptığı yükselişin oransal ve süresel anlamda birebir aynısını tamamladı. Burada da gümüş benzeri bir durum var. Aralık 2025 ayını 4535 dolardan, ayın en yükseği veya yükseğine yakın yerden kapadığını varsayalım. Ocak 2026 ayında burasnın üstünü göremediği müddetçe düzeltme olasılığı çok yüksek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Çelik;</strong> Vadeli</span> <span style="color:#222222">işlemlerde dibe dinmiş gibi duruyor. Buranın altı tüm dünyanın durduğu panedemi dönemi fiyatları. Buraya inmesi bence mantıksız. Buralardan dolar bazında %10 yukarı gitmesi hiç şaşırtıcı olmaz ama, en az %6 yukarı gitmesi daha yüksek olasılık gibi duruyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> Yılbaşından beri yazdığım gibi doların diğer paralar karşısındaki değer kaybının devam edeceğini düşünüyorum. 99,50 puanı yukarı kırmayı denemesi bile beni şaşırtmıştı. İlk hedefim 96,50 puan. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Son Söz; </strong>2026 yılında da ABD nin tedarik zincirini ve ekonomiyi sarsmaya devam edeceği gözüküyor. ABD doları diğer dünya paraları karşısında değer kaybetmeye devam edecek. Dünya aslında ABD dolarından vazgeçmeye hazırlanıyor ama yerine koyabileceği para birimine karar verememiş gibi duruyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye için 2026 yılı reel anlamda da finansal anlamda da 2025 yılının benzeri geçmeye aday. Reel kesim fakirleşmeye, finansal veriler güzel gelmeye devam edecek. Paradan para kazanma aynı hızla devam edecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Yıllardır devlet tesislerini satarak, dışarıdan borçlanarak, binde iki buçuk vergi ile dünyanın kara parasını toplayarak büyüdük. Sanayi küçüldü. Sadece 2025 yılında tarım % 30 küçüldü. Artık ne satacağız bilemiyorum ama daha ucuz dış kredi bulacağımız aşikar. Tarımda da bir %30 daha küçülmeyi beceremeyiz herhalde. Dip gibi duruyor Türkiye ama, kafamızı suyun dışına çıkarabilir miyiz, inanın hiç bir fikrim yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Döviz krizi olabilir mi? KKM ile dövizden çıkmış gibi görünen döviz yatırımcısı dövize geri döndü. Faiz %1 de olsa %100 de olsa bu adamlar dövizden çıkmaz. Yabancı para kazanmaya devam ediyor, yeni giriş zor olsa bile çıkacak gibi durmuyor. Ama bir gün 10 milyar dolar yabancı çıkarsa, şu anda faizde ve türevde olan yerlilerden 10 milyar dolar dövize dönmeye karar verirse rezervlerin mum gibi erdiğini görebiliriz. 2023 yılı sonunda dövizde durmayın TL ye dönün diye çok yazdım. 2025 yılı sonunda artık ufak ufak döviz biriktirseniz iyi olur diye düşünüyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/hoscakal-2025-1766932025.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2000 ve 2025 Asgari ücret karşılaştırması</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/2000-ve-2025-asgari-ucret-karsilastirmasi-12313</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/2000-ve-2025-asgari-ucret-karsilastirmasi-12313</guid>
                <description><![CDATA[Asgari ücret dolar olarak hesaplandığında 2025’de 2000’e göre daha yüksek. Bunu asgari ücreti kişi başına gelirle kıyaslayarak yaptığımızda daha açık görebiliyoruz. Ne var ki asgari giderler de 2025 yılında 2000 yılına göre çok daha yüksek. Gıdaya erişim 2000 yılındaki asgari ücretle daha kolay görünüyor. Konut her iki dönemde de çok sıkıntılı. Her iki dönemde de bu çekirdek aile tek asgari ücretle geçinemez durumda bulunuyor. Bu durumda ailede ya iki kişi çalışacak veya aile dışarıdan bir destek alacak (gıda ürünlerini köylerinden bedelsiz getirmek gibi) ya da borçlanacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bazı okurlar bugünkü asgari ücreti 2000 yılındaki asgari ücretle karşılaştırarak dolar bazında ciddi artış olduğunu ve bugünkü durumun çok daha iyi olduğunu öne sürüyor. Bunun doğru olup olmadığını anlamak için bu iki yıla ilişkin asgari ücrete bakmak yeterli değil. Bu yıllarda üç kişilik bir çekirdek ailenin asgari giderlerine de bakmak gerekiyor. 2000 yılına ilişkin verileri derlemek ne yazık ki kolay değil o nedenle verileri derlemek için yapay zekâdan yararlandım. Türk Lirasıyla karşılaştırma enflasyonun yüksekliği ve kur nedeniyle çok anlamlı olmadığı için karşılaştırmayı dolar bazında yaptım. Buna göre ortaya çıkan tablo aşağıdadır. Bu tablo hazırlanırken asgari ücretli ailenin herhangi bir lüks harcamasının, tatil harcamasının, dışarıda yemek harcamasının, sağlık, eğitim, giyim harcamasının bulunmadığı varsayılmıştır.&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/image(1).png" style="height:421px; width:559px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu karşılaştırma bize şunları gösteriyor: (1) Asgari ücret dolar olarak hesaplandığında 2025’de 2000’e göre daha yüksek. Bunu asgari ücreti kişi başına gelirle kıyaslayarak yaptığımızda daha açık görebiliyoruz. Ne var ki asgari giderler de 2025 yılında 2000 yılına göre çok daha yüksek. Gıdaya erişim 2000 yılındaki asgari ücretle daha kolay görünüyor. Konut her iki dönemde de çok sıkıntılı. Her iki dönemde de bu çekirdek aile tek asgari ücretle geçinemez durumda bulunuyor. Bu durumda ailede ya iki kişi çalışacak veya aile dışarıdan bir destek alacak (gıda ürünlerini köylerinden bedelsiz getirmek gibi) ya da borçlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu karşılaştırma bize asgari ücretin dolar olarak artmış olmasına bakılarak asgari ücretli ailenin durumunun düzeldiğine ilişkin yapılan yorumların doğru olmadığını, giderlerdeki artışın hesaba katılması halinde iki dönemde de asgari ücretle asgari giderlerin karşılanmasının mümkün olmadığını ortaya koyuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Alaattin Aktaş bugünkü yazısında <a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/asil-sorun-asgari-ucretin-az-olmasi-degil-bu-tutarin-ortalama-ucrete-donusmesi/864266" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/asil-sorun-asgari-ucretin-az-olmasi-degil-bu-tutarin-ortalama-ucrete-donusmesi/864266</a> &nbsp;asıl sorunun toplam 17,9 milyon çalışanın yarısının asgari ücretli olduğunu sayısal olarak ortaya koyuyor. Asıl ciddi sorun bu: Çalışanların giderek artan bölümü asgari ücretle çalışır duruma geliyor. Bu durum bize orta sınıfın düşük gelirli konuma gerilediğini açık biçimde gösteriyor.&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Not: Bu yazı yazarın izni ile kendi&nbsp;sitesinden alınmıştır</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/2000-ve-2025-asgari-ucret-karsilastirmasi-1766646433.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıfır noktasına dönüş: Türkiye’de bireysel kredilerin hikâyesi ve sistemik bedeller</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sifir-noktasina-donus-turkiyede-bireysel-kredilerin-hikayesi-ve-sistemik-bedeller-12311</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sifir-noktasina-donus-turkiyede-bireysel-kredilerin-hikayesi-ve-sistemik-bedeller-12311</guid>
                <description><![CDATA[Bireysel kredilerin ticari kredilere olan grafiğine baktığımızda en pahalı banknotun 5 avro bile etmemesi nedeniyle mecburen kullanılan kredi kartını saymazsak bireylerin finansal tüketimlerinin 2017 öncesine döndüğünü görmekteyiz. Burada taşıt kredisi daha da acınacak haldedir ve 90’lı yıllar seviyesine belki daha da geriye düşmüştür.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Türkiye’de iktisadi istikrar kaybını hafife almak içinden geçilen sürecin etkilerini görmezden gelmek ve bir tür kafayı gömmek halini yoğun bir biçimde yaşıyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu devekuşu duruşunu yönetmek için iletişim araçlarının manipülasyonuna güvenmek ve halkın genel finansal konulardaki cehaletinden emin olmak gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İnsanın uyum kabiliyeti ona doğanın belki de en beceriksiz canlısı olarak doğada sağ kalma gücü vermiştir. Bu uyum yeteneğini Türkiye’de iktisadi gelişmelere uyarladığınızda ve olan biteni güçlünün güçsüze karşı çok baskın olduğu bir doğal hal olarak algıladığınızda durum daha netlik kazanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de 2000’lerin başlarında en çok pazarlanan konulardan biri yada birincisi Türkiyede finansal sistemin geriliği ve bireysel bankacılığın içerdiği potansiyeldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu potansiyel esas olarak 0 noktasına yakındı. Türkiye’de&nbsp; kişi başı bireysel borçluluğun düşük olması ve bireysel kredi ürünlerinin gelişmemiş oluşu bu durumun başta gelen sebebiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’nin 2000’lerin başına kadar yüksek enflasyondan başını kurtaramamış olması bu yüksek enflasyonun kurları etkilemesi faizlerin&nbsp; de bireysel borçlanmayı neredeyse imkansız kılmasına yol açıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlet en önemli borç alandı ve finansal sistem kamu borçlanmasını gidermek üzerine kuruluydu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de Ak Partinin ilk 10 yılında sağlanan ve benzeri Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir döneminde olmayan finansal istikrarla giderilen olumsuzluk tam da buydu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2004’te paradan atılan 6 sıfır 10’larca yılda biriken enflasyondu aslında. Önce enflasyon gerilemiş, döviz kurunda istikrar sağlanmış en sonunda sıra faizlere gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1970’lerden 2000’lerin başına ve bu tarihten günümüze enflasyon grafiğine bakıldığında tablo çok daha net biçimde görülmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/%C3%A7a%C4%9Fatay1.jpg" style="height:732px; width:603px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2000ler&nbsp; öncesinde Türkiye ekonomisi finansal istikrar yokluğu içinde kimsenin ne konut kredisi ne ihtiyaç kredisi düşünecek hali vardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türk bankacılık sistemine bireysel kredinin girişi 2000’lerde sağlanan istikrar ortamı ile mümkün olmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bireysel kredilerin ticari kredilerle olan ilişkisini gösteren grafiğe bakıldığında tablo netleşecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:center"><em><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Başlangıçta Babacan’ın getirdiği legolarla oynanan eğlenceli bir oyun gibi görülen Türk tipi Makro İhtiyati önlemle cendereye sokulan Türkiye finansal sistemi sonrasında oyuncakların tamamının kırıldığı bir Chuky senaryosuna döndü.</strong></span></span></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/%C3%A7a%C4%9Fatay2.jpg" style="height:379px; width:669px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2003’ün 0 noktası olarak kabul edilebileceği bu grafik bize neyi kaybettiğimizi göstermektedir.&nbsp; 2000’lerin başında potansiyel olarak tarif edilen sığlık gerçekten de 2010’lar civarında aşılmış ve Türkiye’de bireysel kredi tüm çeşitleri itibariyle finansal sistemde önemli hale gelmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Grafiğe dikkatli bakıldığında&nbsp; bireysel kredilerdeki kopuşun enflasyon&nbsp; tavan yapmadan önce başladığı dikkat çekecektir.&nbsp; Bunun Ali Babacan’ın 2011’de ülkemize getirdiği Türk Tipi Makro İhtiyati önlemlerle yakından ilgisi bulunmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bireysel kredileri kısıtlayarak ekonomideki sorunları çözebileceğini öngören strateji bireysel bankacılığı budama faaliyetini önden yüklemiş enflasyonun&nbsp; irrasyonel (irrasyonel tanımı Mehmet Şimşek’e aittir) kaos ekonomisiyle patlatılması ile bireysel bankacılık sehpasına son tekme de atılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Enflasyon grafiğine bireysel bankacılık grafiği ile beraber bakıldığında ekonomideki çöküşün öncü göstergesinin; bireysel bankacılığın başlangıç&nbsp;&nbsp; noktasına yaptığı yolculukla yakından ilgili olduğunu söylemek kehanet olmayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2017 KGF projesi ile bireysel kredilerde Makro İhtiyatlı ticari kredilerde Makro İhtiyatsız olmanın bedelini 2018’den sonra ödedik. 2017 KGF projesinin detaylarını Ufuk Akçiğit’in de hazırlanmasına katkı verdiği Hazine raporundan yararlanarak anlatmak için sabırsızlanıyorum ama bu başka bir yazının konusu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonominin bir bütün olduğunu finansal sistem içindeki dengeleri bozmanın bedelinin toptan ödeneceğini Türkiye acı biçimde öğrendi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bireysel kredilerin ticari kredilere olan grafiğine baktığımızda en pahalı banknotun 5 avro bile etmemesi nedeniyle mecburen kullanılan kredi kartını saymazsak bireylerin finansal tüketimlerinin 2007 öncesine döndüğünü görmekteyiz. Burada taşıt kredisi daha da acınacak haldedir ve 90’lı yıllar seviyesine belki daha da geriye düşmüştür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tüm gelişmiş ekonomilerde toplam bireysel krediler içinde asgari %10 pay alması gereken taşıt kredisinin bu çöküşü sistematik hataların belki de en dolaysız görüntüsü olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Başlangıçta Babacan’ın getirdiği legolarla oynanan eğlenceli bir oyun gibi görülen Türk tipi Makro İhtiyati önlemle cendereye sokulan Türkiye finansal sistemi sonrasında oyuncakların tamamının kırıldığı bir Chuky senaryosuna döndü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin finansal derinleşme sürecinde elde ettiği kazanımların, makro ihtiyati politikaların dengesiz uygulamaları ve ardından gelen irrasyonel yönetim tercihleri neticesinde büyük ölçüde tersine döndüğü görülmektedir. Bireysel kredi stokunun –özellikle taşıt kredilerinin toplam tüketici kredileri içindeki payının %2 seviyelerine gerilemesi– orta sınıfın reel tüketim kapasitesindeki erozyonu ve talebin kronik daralmasını somut bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu geri gidiş, yalnızca finansal sistemin iç dengelerini bozmakla kalmayıp, uzun vadeli büyüme potansiyelini ve toplumsal refahı da kalıcı olarak aşındırmaktadır. Ekonominin bütünlüğü ilkesinden hareketle, dengeli ve rasyonel politikalar benimsenmedikçe, bu döngüsel kırılganlıkların tekrarı kaçınılmaz görünmektedir; zira deneyim, kısmi müdahalelerin sistemik maliyetlerini defalarca kanıtlamıştır.</span></span></p>

<p><strong>* Emekli Bankacı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/sifir-noktasina-donus-turkiyede-bireysel-kredilerin-hikayesi-ve-sistemik-bedeller-1766580497.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin 2026 yılı bütçesinin analizi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-2026-yili-butcesinin-analizi-12310</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-2026-yili-butcesinin-analizi-12310</guid>
                <description><![CDATA[2026 yılı bütçesi, büyümeyi ve stratejik sektörleri desteklemeyi hedefleyen, ancak yüksek faiz giderleri, önemli bütçe açığı ve vergi yapısındaki yapısal sorunlar nedeniyle mali sürdürülebilirlik açısından riskler barındıran bir görünüm sergilemektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong>Bütçenin Temel Büyüklüğü</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 yılı merkezi yönetim bütçesi yaklaşık 18,9 trilyon TL gider ve 16,2 trilyon TL gelir öngörüsüyle hazırlanmış olup, yaklaşık 2,7 trilyon TL düzeyinde bir bütçe açığı içermektedir. Bu açık, GSYH’nin yaklaşık %3–4’üne karşılık gelmekte ve Türkiye’nin son yıllarda artan kamu harcamaları ile sıkı para politikası koşulları altında mali alanının giderek daraldığına işaret etmektedir. Bütçe açığının yönetimi büyük ölçüde borçlanma yoluyla sağlanacağından, faiz oranları ve piyasa güveni bütçenin başarısı açısından kritik hale gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Harcamaların Yapısı </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 bütçesinde harcamaların ağırlıklı olarak <strong>eğitim, savunma-güvenlik, sağlık ve sosyal transferler</strong> kalemlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Eğitim ve savunma harcamalarındaki artış, beşerî sermaye ve ulusal güvenlik vurgusunun devam ettiğini gösterirken; sosyal harcamalar, yüksek enflasyonun satın alma gücü üzerindeki olumsuz etkilerini telafi etmeyi amaçlamaktadır. Buna karşın kamu yatırımlarının verimliliği ve harcama kalitesine ilişkin yapısal sorunlar, bütçenin büyümeye katkısının sınırlı kalabileceği yönünde eleştirileri beraberinde getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Faiz Giderleri ve Borç Dinamikleri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bütçenin en dikkat çekici unsurlarından biri, <strong>faiz giderlerinin toplam harcamalar içindeki yüksek payı</strong>dır. Yüksek faiz ortamı, iç borçlanma maliyetlerini artırarak kamu kaynaklarının önemli bir kısmının üretken olmayan alanlara yönelmesine neden olmaktadır. Bu durum, faiz dışı harcamalar için ayrılabilecek mali alanı daraltmakta ve uzun vadede borç sürdürülebilirliği konusunda kırılganlık yaratmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Gelir Yapısı ve Vergi Politikası</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 bütçesinin gelir tarafı büyük ölçüde vergi gelirlerine dayanmakta olup, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki yüksek payı korunmaktadır. Bu yapı, bütçe gelirlerini kısa vadede güvence altına alsa da gelir dağılımı açısından adaletsizlikleri derinleştirme riski taşımaktadır. Doğrudan vergilerin ve servet temelli vergilerin sınırlı rolü, vergi sisteminin progresif niteliğini zayıflatmakta ve bütçenin sosyal dengeleyici işlevini tartışmalı hale getirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Makroekonomik Çerçeve ve Politika Uyumu</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2026 bütçesi, Orta Vadeli Program’da öngörülen büyüme ve dezenflasyon hedefleriyle uyumlu bir çerçevede sunulmaktadır. Ancak sıkı para politikası ile görece genişleyici maliye politikası arasındaki denge, politika uyumu açısından önemli bir sınav oluşturmaktadır. Bütçenin talep yönlü baskıları artırması durumunda enflasyonla mücadele süreci zorlaşabilir; bu nedenle mali disiplinin uygulamada ne ölçüde korunacağı belirleyici olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Genel olarak 2026 yılı bütçesi, <strong>büyümeyi ve stratejik sektörleri desteklemeyi hedefleyen, ancak yüksek faiz giderleri, önemli bütçe açığı ve vergi yapısındaki yapısal sorunlar nedeniyle mali sürdürülebilirlik açısından riskler barındıran bir görünüm</strong> sergilemektedir. Bütçenin ekonomik ve sosyal etkileri, yalnızca rakamsal hedeflerden ziyade harcamaların etkinliği ve gelir politikasında yapılabilecek olası reformlarla şekillenecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><strong>* Dr., Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi&nbsp;</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 00:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/turkiyenin-2026-yili-butcesinin-analizi-1766577840.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hazine 2025’te fırtınayı nasıl atlattı?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/hazine-2025te-firtinayi-nasil-atlatti-12305</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/hazine-2025te-firtinayi-nasil-atlatti-12305</guid>
                <description><![CDATA[Hazine 2025 borçlanma programını tamamladı. Büyük bir kaza yaşanmadı, piyasa erişimi kaybolmadı, ihtiyaç duyulan finansman sağlandı. Yani arabayı duvara çarpmadık ama epeyce zorlandığımız bir yolculuk yaptık. Öte yandan, bunun bir başarı hikâyesi olup olmadığını söylemek için henüz erken. Zira önümüzdeki dönemde yüksek reel faizler, kısalan vadeler ve artan yeniden finansman riskinin yönetilmesi gerekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yurt içindeki ekonomik ve siyasi gelişmelerle beraber küresel koşullar da değişirken Hazine 2025 borçlanma programını tamamladı. Peki, sürprizlerin belirlediği bir tür “belirsizlik maratonu”na dönüşen bu süreçte neler oldu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine 16 Aralık’ta yaptığı son ihraçla birlikte 2025 yılı borçlanma programını tamamladı. Esasen kazasız belasız tamamladı demek daha doğru olur.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Belirsizliğin Zirvesinde Borçlanma da Zirve Yaptı</strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2025’e girerken beklenti oldukça iyimserdi: Deprem etkisi azalacak, enflasyon düşecek, faizler gevşeyecek ve Hazine de daha rahat bir finansman yılı geçirecekti. Ne var ki yılın ilk iki ayından sonra tablo hızla değişti. 19 Mart sonrası siyasi gelişmeler, küresel ölçekte Trump’ın başlattığı yeni tarife savaşları ve jeopolitik gerilimler derken belirsizlik sis gibi çöktü. Bırakın yıl sonunu, ay sonunu bile öngörmek neredeyse imkansız hale geldi. Bu dönemde OECD’nin Dünya Belirsizlik Endeksi de 2008 krizini ve pandemiyi bile geçerek tarihî zirvesine çıktı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*Ldz2YVCY3q0fFDNJrGN6bA.png" style="height:455px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kaynak: OECD, Ahir, H, N Bloom, and D Furceri (2022), “World Uncertainty Index”, NBER Working Paper.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yurt içinde ve yurtdışında şiddetli belirsizlik rüzgarları eserken Hazine de yüksek bütçe açığı ve anapara ödemesini aşan faiz giderlerinin baskısı altında yüklü miktarda borçlanmayı gerçekleştirme çabasındaydı. Zira memur maaşları, sosyal güvenlik sistemine yapılan aktarımlar, faiz ödemeleri, faturalar gibi kalemler gününde ödenmeyi gerektirir. Yoksa kriz alametleri belirir ve sadece Hazine’nin değil hepimizin başı ağrır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2025 yılında Hazine 3,9 trilyon TL borçlandı. Kaba bir hesap yaparsak bu rakamın ne anlama geldiğini belki daha iyi kavrayabiliriz; tarihsel olarak en yüksek borçlanma rakamına karşılık gelen bu tutar günde 10,7 milyar TL, saatte ise yaklaşık 445 milyon TL’lik bir borçlanmayı ifade ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine yıl içinde yaptığı finansmanın sadece 515 milyar TL’lik kısmını dış borç olarak temin ederken iç borçlanmada yıl başındaki hesaplar pek tutmadı. Nitekim, yıl başında açıklanan finansman programında iç borçlanma 2,8 trilyon TL hedeflenmişken yılsonu tahmini 3,4 trilyon TL oldu. Buna paralel olarak iç borç çevirme oranı (iç borçlanma / iç borç anapara ve faiz ödemesi) da yüzde 119 olarak programlanmışken yüzde 132 oldu. Yani Hazine iç borç anapara ve faizini ödemek için borçlanmakla kalmamış bir de bunun üstüne ilave borçlanmaya gitmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1188/1*m4Grwdefc0IIy_0x_0b3Nw.png" style="height:634px; width:594px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hazine’nin borçlanma hedefindeki bu sapma faiz giderlerinin ve bütçe açığının öngörülenden fazla olmasından kaynaklandı. Esasen bütçedeki faiz giderleri projeksiyonları genelde “ihtiyat payı” içerdiği için aşım pek görülmez. Ancak, bu yıl enflasyondaki katılığa bağlı olarak faiz oranlarında beklenen düşüşün gerçekleşmemesi ve borçlanma vadelerinin kısalması iç borç faizlerinde 100 milyar TL’yi aşan bir sapmaya yol açtı. Aynı nedenlerle iç borç anapara ödemelerinde de benzer bir tablo oluştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak enflasyonun düşmemesi Hazine için biraz pahalıya mal oldu.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Artan Maliyetler ve Reel Faiz Patlaması</strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüksek enflasyon sadece bütçedeki faiz giderlerinin artmasına yol açmadı. 2023 seçimleri sonrası enflasyonla mücadele kapsamında politika faizinin yüzde 50’ye kadar yükselmesi, Hazine’nin borçlanma maliyetlerini de yukarı çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*OSrRfTLj0yLkoUtpTxLGJA.png" style="height:430px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kaynak: TCMB, HMB</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak tek başına nominal faizi konuşmak yanıltıcı olabilir. Zira bu bir araba alırken sadece fiyatına bakmak gibidir. Oysa ki diğer masraf kalemlerine de bakmak gerekir. Mesela yakıt tüketimine ve bakım masraflarına.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Borçlanmanın gerçek maliyetini değerlendirmek için de reel faiz önemli bir göstergedir. Ve enflasyonla mücadele programının uygulandığı 2023 sonrası dönemde reel faizlerde yaşanan artış dikkat çekici.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2024 Mayıs’ına kadar Hazine’nin borçlanma araçları, gelecek 12 aya bakıldığında negatif reel faiz sunuyordu; yani enflasyon, borçlanma faizini bir miktar eritiyordu. Enflasyon beklentilerindeki kademeli düşüş ve yüksek nominal faizler bir araya gelince, denge tamamen tersine döndü ve Hazine giderek artan ölçüde pozitif reel faiz vermeye başladı. Nitekim, 2024 Mayıs’ında yüzde 5,2 olan reel faiz, Aralık 2024’te yüzde 19,7’ye, Haziran 2025’te ise yüzde 22’ye yükseldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hatta 24 ay sonrası enflasyon beklentileriyle kıyaslandığında, bazı dönemlerde yüzde 30’a yaklaşan reel faizlerden söz etmek mümkün. Bu noktada “yüksek reel getiri yatırımcıyı ikna etti” demek yanlış olmaz; ama fatura da bütçeye kesilmiş oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*pf36Pivxpdj_LHi9Kl63TA.png" style="height:431px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kaynak: TCMB, HMB</span></span></p>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Hazine’nin reaksiyonu: Artan kasa bakiyesi ve kısalan vadeler</strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Borçlanma maliyetinin yükselmesi karşısında Hazine yüklü miktarda kasa ve banka hesabı taşımanın maliyetini azaltmak için 2024 yılında kasa-banka mevcudunu GSYH’ye oranla yüzde 1,2’ye kadar indirmişti. Ancak 2025 yılında yüksek reel faizlere rağmen kasasına yaklaşık 600 milyar TL’lik bir ilave yaptı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kasa-banka hesabındaki bu artış 2025 yılı bütçe açığını kapatmak için değil, 2026 Ocak ve Şubat aylarındaki yüklü borç geri ödemeleri dikkate alındığında yeni yıla güvenli bir giriş olsun diye başucuna ekstra nakit koymak içindi. Yani bu ilave borçlanma “kasa yastığını” kabartmak için kullanıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://miro.medium.com/v2/resize:fit:1400/1*aw11_xTGdL2FmX8rnSbo2w.png" style="height:424px; width:700px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kaynak: HMB verilerinden kendi hesaplamam</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Nasıl ki araba alırken yakıt tüketimi dikkate aldığımız bir göstergeyse ve menzil de bu göstergenin hesabında temel parametrelerden birisiyse, borçlanma vadesi de faiz oranı kadar önemli.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İşin vade kısmına baktığımızda da; faizlerin yükselmesiyle beraber yeni borçlanmalarda vade hızla kısaldığını görüyoruz. Nitekim iç borçlanmanın ortalama vadesi 73 aylar seviyesinden 30 aylar civarına geriledi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/IMG_0902.jpeg" style="height:509px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeni borçlanmanın vadesindeki bu kısalmanın bir sonucu olarak iç borç stokunun ortalama vadeye kalan süresi de 3,8 yıldan 2,8 yıla düştü. Taşıma maliyeti açısından olumlu görünse de vadeye kalan süre kısaldığı için Hazine artık borcunu daha sık çevirmek zorunda. Faizler yüksek seyretmeye devam ederse bu durum, bütçe üzerindeki baskının devam edeceği anlamına geliyor.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç: Kaza Yok, Ama Yol Çok Konforlu da Değil</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Özetle, Hazine 2025 borçlanma programını tamamladı. Büyük bir kaza yaşanmadı, piyasa erişimi kaybolmadı, ihtiyaç duyulan finansman sağlandı. Yani arabayı duvara çarpmadık ama epeyce zorlandığımız bir yolculuk yaptık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Öte yandan, bunun bir başarı hikâyesi olup olmadığını söylemek için henüz erken. Zira önümüzdeki dönemde yüksek reel faizler, kısalan vadeler ve artan yeniden finansman riskinin yönetilmesi gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hikayenin devamını enflasyonla mücadele politikasının başarısı belirleyecek. Bu bağlamda enflasyon beklentilerinin gerçekten kalıcı biçimde gerileyip gerilemeyeceği, faizlerin ne hızda düşeceği ve vadenin tekrar uzatılıp uzatılamayacağı gideceğimiz istikameti belirleyici olacak. Bu süreçte başarılı olamadığımız taktirde borcu daha sık çevirip, daha pahalıya finanse ettiğimiz bir döngüyle baş başa kalabiliriz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/hazine-2025te-firtinayi-nasil-atlatti-1766522940.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ermeniyi dövdürmeyecektik!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/ermeniyi-dovdurmeyecektik-12290</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/ermeniyi-dovdurmeyecektik-12290</guid>
                <description><![CDATA[“Ya sen nasıl Türksün, başka bir Türkün malını nasıl Kürt’e, Ermeni’ye yedirirsin” demiş ve adamları ile Türk’ü dövmeye başlamışlar. Kan revan içinde kalan Türk ile yerde yarı baygın yatan Kürt bir ara göz göze gelmişler. Kürt fısıldayarak, inler gibi; “Ermeni’yi dövdürmeyecektik” demiş.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünyadan;</strong> ABD de Kasım ayı istihdam beklentilerden bir tık olumlu geldi. Kapanma yüzünden zamanında açıklanmayan işsizlik verileri ise %4,6 ile Covid salgının en ağır döneminden bile yüksek geldi. Piyasa yine “Fed faiz düşürsün mü, düşürmesin mi” diye tartışacak. Fed faizinin</span> <span style="color:#222222">%5 in üstünde olduğu zamanlara göre işsizlik artıyorsa bunun tek sebebi faiz olabilir mi gerçekten?! Yoksa Trump’ın “ben, yaptım; oldu” siyasetinin dünyanın tedarik zincirini sallmasından mı kaynaklanıyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Trump’ın Venezuela’daki uyuşturucu kartelleri bahanesiyle Venezuela’yı vurmaya hazırlanması ayrı dert tabi. ABD, Afganistan’a, Orta-Doğu ülkelerine götürdüğü barış ve demokrasiyi Venezuela’ya da taşımaya karar vermiş anlaşılan. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Geçen hafta Merkez Bankalarının faiz kararları vardı. İngiltere faizi 25 baz puan indirirken AB sabit bıraktı. Japonya ise 25 baz puan artırarak son 30 yılın en yükseği olan %0,75 puana yükseltti. Japonya faizinin dünya finans dünyasına bir etkisinin olması gerekiyor bence. 30 yıldır Cary trade dinledik; eğer bu doğru ise paranın Japonya’ya geri dönmesi gerek ya da yıllardır masal dinlemişiz demektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">Türkiye’den;</span></strong> <span style="color:#222222">Maliye anlamında olumlu veriler geliyor. Merkezi yönetim bütçesi Kasım ayında 169,5 milyar TL fazla verdi. Ocak-Kasım döneminde 1 trilyon 271 milyar TL açık verdi. Aynı dönemde</span> <span style="color:#222222">faiz dışı denge ise 666,7 milyar TL fazla verdi. Faizin ülkeye açtığı zarar başka nasıl</span> <span style="color:#222222">gösterilebilir ki? Faiz gideri 2 trilyon TL. Abuk sabuk ekonomi politikaları ile su alan geminin deliklerini kapatmak için daha yüksek faiz ile daha çok borçlanmanın bedeli bu. Köylüye, iş adamına, işçiye, memura verilemeyen desteğin onlarca katının rantiyeciye akması. Neymiş? Maliye’den olumlu veri akışı başlamış. Enflasyon da düşüyor zaten. Ülke güllük gülüstanlık Maşallah. Faiz dışı faizi nasıl veriyorsun? Sosyal devlet olmaktan vazgeçerek mi? Yoksuluğu genele yayarak mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">TCMB döviz kasası dolmuş taşıyormuş. Ya arkadaş hiç mi iflah olmazsınız. Son 23 yılda aynı tuzağa kaç defa düştük. Dünyanın en yüksek faizini verirsen gelişmekte olan ülkelere akan paradan aslan payını alırsın tabi. 2003 de, 2008, 2018 de yaşamadık mı bunları?! Gelişmekte olan ülkelere yatırım yapan hedge fonlar 2025 yılında deli para kazandı. Büyük olasılık 2026 yılında da kazanacaklar. Adama tefeci faizi verirsen en çok sana para getirir tabi. Allah bereket versin deyip çıktığı zaman ne yapacaksın?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Gelişmiş ülkelere sadece portföy yatırımı ile gelen yabancı fonlar, küçük bir balıkçı köyüne yanaşan dev yolcu gemileri gibidir. Bereket, bolluk, enerji, hareket getirir. Sonra köylü uyurken gemi kalkıp gider. Motorlarının yarattığı dev dalgalardan köyü su basar, sefillik başlar. İş o gemi varken bir kaçına köyde yatırım yapmaya ikna etmektir. Son üç yıldır Türkiye’ye doğrudan</span> <span style="color:#222222">yatırım var mı? ABD yi Avrupalıyı geçtim, artık Çinlilerin bile oyuncağı olduk. Manisa’ya BYD, Samsun’a Chery otomobil fabrikası kuruyordu sözde. Yıl geçti, çakılan çivi yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye için öngörülen 2026 yılı enflasyonu %22 ve MB faizi %27,5. Bu öngörü vatandaş için değil, rantiyeci para kazanmaya devam etsin diye mecbur tutturulacak bir hedef. Bu hedef tutmadan rantiyeci Türkiye’den çıkmaya kalkarsa görürüz bakalım enflasyon ile faizi? Israrla Türkiye hisse senedi piyasasına yabancı gelmiyor. Madem bu kadar iyi durumdayız, neden hisse senetlerimizi almıyorlar. Borsadaki yabancı oranı, tarihi dibinde. Üstelik İMKB dolar bazında ekside olan neredeyse tek borsa. 2003 ve 2009 yılında faize geldikleri kadar hisse senedine de gelmişlerdi. Yakında IMKB çok ucuz kaldığı için bir vur kaça gelebilirler belki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Ülkede komiklikler diyarı oldu. Bizi etkilemese eğlenceli ülke aslında. İşçinin asgari ücretinin belli olacağı komisyonda işçi temsilcileri yok. Şaka gibi değil mi? İşçi temsilcileri yalancı kahraman. Sözde protesto ediyorlar. Yok ya! Yüreğiniz yetiyorsa girin komisyona can siperane savaşın. İktidara posta koyun. Neymiş, protesto ediyorlarmış. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türk ordusunun Kozmik Odasına elle çizilmiş bir kağıt parçası ve beyni sulanmış tanık ifadeleri ile girildiği gün Türkiye yeni bir döneme girmişti. O gün sivil demokrasi gereği dendi, yedik. Ardından ağzını açan herkes demir parmaklık ile tanıştı. “Yapmış demek ki” dedik sustuk.</span> <span style="color:#222222">Konuşan, gören, isyan eden, böyle olmamalı diyen herkes önce Fetocular tarafından sonra Feto taktikleri ile demir parmaklıklarla tanıştı. Herkesin sesi kısıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Son dönemin en sert muhalefetini yapan Ümit Özdağ’ı hapisten çıktıktan sonra göreniniz var mı? Fatih Altaylı daha şimdiden “Çıktıktan sonra siyaset ile ilgilenmeyeceğim” diyor. Muhalefet yapar gibi görünen bir CHP bir de Özgür Özel kaldı. Onlarda miting yapıp duruyor. Aylardır yazıyorum hiç bir işe yaramayan mitingler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Mansur Yavaş dışında herkes Yavaş’ı Cumhurbaşkanı yapmak için uğraşıyor. Adam ortada yok. Çık bir liderlik göster be kardeşim. Hiç birşey yapamıyorsan git Silivri önünde oturma eylemi yap. Bu nasıl liderlik, ortada yoksun. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Kozmik odaya girmelerine izin verildiğinde bitti bu iş. Sonrasında İş adamlarına kelepçe vurulmasına, 1200 şirketin TSMF ye geçmesine, 16 milyon oy almış Belediye başkanının tutuklanmasına kadar vardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türk, Kürt,</span> <span style="color:#222222">Ermeni üç arkadaş üzüm bağlarının arasından yürüyorlarmış. Canları çekmiş, üzümleri koparıp yemişler. Bir süre sonra bağların sahibi Türk, iki adamı ile gelmiş. “İzinsiz niye üzümlerimi yiyorsunuz. Bana zarar verdiniz. Hadi</span> <span style="color:#222222">sizin ikiniz ile din kardeşiyiz, bu Ermeni’ye niye yedirdiniz. Ben bunu döveceğim” demiş. Türk ile Kürt sesini çıkarmamış, bağ sahibi ile adamları Ermeni’nin kolunu bacağını kırmışlar. Bağ sahibi biraz dinledidikten sonra Türk’e dönmüş; “Sen benim Irkdaşımsın, bu Kürt’e nasıl bağımı ezdirirsin, bunu da döveceğim” demiş. Türk sesini çıkarmamış. Bağ sahibi ve adamları Kürdün kolunu bacağını kırıp köşeye atmışlar. Bağ sahibi yine Türk’e dönmüş. “Ya sen nasıl Türksün, başka bir Türkün malını nasıl Kürt’e, Ermeni’ye yedirirsin” demiş ve adamları ile Türk’ü dövmeye başlamışlar. Kan revan içinde kalan Türk ile yerde yarı baygın yatan Kürt bir ara göz göze gelmişler. Kürt fısıldayarak, inler gibi; “Ermeni’yi dövdürmeyecektik” demiş.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">12 Aralık 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Yabancı Portföy;</strong> Hissede ilgili hafta 26 milyon dolarlık alış, tahvilde 340 milyon dolarlık satış var. Bir ülkenin gücünü gösteren en önemli barometre hisse senedi piyasası. Türkiye hisselerine yabancı gelmiyor. Son bir yılda dolar bazında eksi yapan tek borsa ama yabancı gelmiyor. Borsadaki yabancı payı son 20 yılın dibinde. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH</strong>; İki haftadır vatandaşın döviz ilgisi başlamış gibi duruyor. KKM belasına bulaşmadan önceki toplam 147 milyar dolardı. 2024 yılı sonuna kadar 102 milyar dolar civarında kaldı. Yeniden KKM öncesinin bir basamak gerisine kadar geldik. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler;</strong> İlgili hafta üç rezervde de 2 ile 4 milyar dolar arası artış var. Nisan 2025 öncesi zirvelerini her üç rezervde de geçtik. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler;</strong> MB faiz indirimin etkisi olmuş. Ortalama üç aylık mevduat bir puan, ticari kredi faizleri iki puan düşerken uzun süredir gevşemeye direnen bireysel kredi faizleri 5 puan düşmüş. Kredi hacimlerinde ise beklediğim artış henüz yaşanmamış. Yılın son ikşi haftası yılbaşı harcamaları yüzünden ciddi artış olacağını düşünüyorum. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi</strong>; Geçen hafta; “106 puana kadar gevşeme sürsede de bence yukarı hareket devam edecektir” tahmininde bulunmuştum. 107 puanı görüp haftayı 109 puandan kapadı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Ara destek 1.1575. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">Bist100;</span></strong> <span style="color:#222222">10900 destek, 11600 direnç.</span> <span style="color:#222222">Dolar bazında 2,42 destek ve</span> <span style="color:#222222">2,75 direnç.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Şubat, Mart</span> <span style="color:#222222">2026 hedefim 79 dolar. 2026 yılında 70 dolar civarından aşağıya gelip 55 dolar</span> <span style="color:#222222">seviyesinden yeniden yukarı dönerse yeni hedefi 140 dolar olur. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 00:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/ermeniyi-dovdurmeyecektik-1766309220.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dolar egemenliğini ne zaman yitirir?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/dolar-egemenligini-ne-zaman-yitirir-12278</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/dolar-egemenligini-ne-zaman-yitirir-12278</guid>
                <description><![CDATA[Dolar yavaş yavaş eski gücünü, itibarını ve dünya ekonomisindeki yerini kaybediyor. Buna karşılık doların yerini alacak bir rezerv para henüz ortada yok. … Dolayısıyla doların yerini başka bir paraya devretmesi zaman içinde gerçekleşecek olsa bile öyle bugünden yarına tamamlanacak bir gelişme gibi görünmüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Bir numaralı rezerv para konumunda bulunan<a href="#_edn1" name="_ednref1" style="text-decoration:none; color:#2196f3" title="">[i]</a> ve bu konumuyla dünya parası olarak kabul gören ABD doları, son yıllarda iki yönlü kayıp yaşıyor: Maddi kayıp ve itibar kaybı.</span></span></span></h3>

<div style="text-align:start">
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Maddi kaybı doların diğer para birimleriyle olan ilişkisiyle karşımıza geliyor: Dolar diğer paralara karşı değer kaybediyor. Örneğin ABD’nin en fazla ticaret ilişkisi içinde olduğu 6 ülke parasına karşı (euro, pound sterlin, yen, Kanada doları, İsviçre frangı ve İsveç kronu) oluşturulmuş olan Dolar Endeksi (DXY) 13 Ocak 2025’de 109,6 idi.<a href="#_edn2" name="_ednref2" style="text-decoration:none; color:#2196f3" title="">[ii]</a> Endeks bugün 98,3 düzeyinde bulunuyor. Doların bu paralara karşı bir yıldan kısa bir sürede yaşadığı değer kaybı yüzde 10,3 dolayında bulunuyor. Doların değeri konusunda bakılabilecek bir başka karşılaştırma ikinci rezerv para kabul edilen euro karşısındaki durumudur. Euro/Dolar paritesi 13 Ocak 2025’de 1,0245 idi. Bugün parite 1,1751. Doların euroya karşı bir yıldan kısa sürede yaşadığı değer kaybı yüzde 13’e yakın. Geçmişte de benzer değer kayıpları yaşandı ama bunlar kalıcı olmadı.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">İtibar kaybı daha ciddi bir sorun. Dolar, iki dünya savaşı arasındaki dönemde yavaş yavaş, ikinci dünya savaşından sonra da kesin olarak dünya parası konumunu pound sterlinin elinden aldı ve bir numaralı rezerv para konumuna geçti. Bunun en büyük avantajı petrol, altın ve diğer önemli malların fiyatlarının dolar ile belirlenmesi, dünyada doların yaygın kabul görmesi, alış verişlerde, uluslararası kredilerde ve diğer finansal işlemlerde doların dünya parasın olarak kabul edilip kullanılmasıydı. Ülke merkez bankaları rezervlerinde dolar bulunduruyor, bankalar uluslararası işlemlere aracılık edebilmek için kasalarında dolar tutuyor. Dolara karşı oluşan bu büyük talep ABD Hazinesinin bütün dünyaya tahvil satabilmesi imkânını getiriyor ve ABD kendi bastığı parayı alanlara karşılığında Hazine kâğıdı vererek düşük faizle geri alabiliyordu. Bir başka deyişle borç ihraç edebiliyordu. Bunun sonucu olarak dolar dünyada büyük bir itibara sahipti. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesiyle birlikte özellikle paraları değerli olamayan gelişme yolundaki ülkelerde insanlar kendi ülkelerinin sürekli değer kaybeden parasını tutmak yerine dolar tutmayı tercih ediyordu (dolarizasyon.) Son yıllarda doların itibarında kayıplar yaşanır oldu. Bu gelişmeyi tetikleyen nedenler arasında ABD’nin risklerinde ortaya çıkan artışların önemli etkisi var. Bu risk artışlarının önemlilerini şöyle sıralayabiliriz: (1) İkide bir Hazine’nin borçlanma tavanına erişmesi ya da bütçenin onaylanmaması gibi durumlar sonucunda ortaya çıkan hükümet kapanmaları. (2) Trump’ın Fed’in ve yargı sisteminin bağımsızlığına zarar verecek şekildeki açıklama ve yaklaşımları. (3) Trump’ın dünyanın her tarafına yön vermeye yönelik günü gününü tutmayan tavırları, (4) Kredi derecelendirme kuruluşlarının ABD’nin notunu AA düzeyine düşürmüş olması. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Bunlara ek olarak ABD’nin dünya GSYH’sinde ve dünya ticaretindeki payının gerilemesi, Çin’in hem siyasette hem de ekonomide yükselen gücü, kripto paraların, elektronik paraların hızla gelişmesi ve dolara meydan okuması, altın, gümüş ve diğer değerli metallere olan yönelimin artması doların eski gücünü yavaş yavaş kaybetmesini etkileyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Son yıllarda BRICS ülkelerinin ya da Şangay İşbirliği Örgütünün ortak paralar çıkararak dolar ve euronun egemenliğindeki rezerv para yapısını değiştirecekleri iddiaları ortaya atılmış olsa da bunlar bugüne kadar iddiadan öteye gitmedi. Herhangi bir ilerleme sağlanmamış olsa bile alternatif arayışlarının artması doların itibar kaybının bir yansıması olarak kabul ediliyor. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Bütün bu gelişmelerin sonucu olarak doların dünya rezervleri içindeki payı düşüyor. Söz konusu pay 2000’de yüzde 72 iken bugün yüzde 56’ya gerilemiş görünüyor. Dolara en büyük rakip olacağı tahmin edilen euro böyle bir meydan okumayı başaramadı. Euro’nun dünya toplam rezervleri içindeki payı bir ara yüzde 28 dolayına yükselmişken bugünkü payı yüzde 20’ye gerilemiş bulunuyor. Dolar, euro ve diğer rezerv paraların yerini yavaş yavaş Çin yuanı (RMB) ve alışılmış rezerv paralar dışındaki diğer bazı paraların aldığı görülüyor. &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Özetle diyebiliriz ki dolar yavaş yavaş eski gücünü, itibarını ve dünya ekonomisindeki yerini kaybediyor. Buna karşılık doların yerini alacak bir rezerv para henüz ortada yok. Yukarıda değindiğimiz gibi euro bu güçte değil. Çin yuanı IMF tarafından rezerv para kabul edilip SDR sepetine eklemiş olmasına karşın uzak doğu ülkelerinin merkez bankaları ve bankaları dışında rezerv para işlemi görmüyor. Dolayısıyla doların yerini başka bir paraya devretmesi zaman içinde gerçekleşecek olsa bile öyle bugünden yarına tamamlanacak bir gelişme gibi görünmüyor. </span></span></span></p>

<div>
<p>&nbsp;</p>

<div>
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444"><a href="file:///C:/Users/mahfi/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yaz%C4%B1%20Haz%C4%B1rl%C4%B1klar%C4%B1/dolar%20ne%20zaman%20egemenli%C4%9Fini%20yitirir.docx#_ednref1" name="_edn1" style="text-decoration:none; color:#2196f3" title="">[i]</a> Bir paranın rezerv para olabilmesi bazı koşullara bağlı bulunuyor. Bunların en önemlileri paranın ait olduğu ekonominin dünya GSYH’si içindeki payı, söz konusu ülkenin dünya ticareti içindeki payı, ülkenin kredi derecelendirme kuruluşlarından aldığı notlardır.</span></span></span></p>
</div>

<div>
<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444"><a href="file:///C:/Users/mahfi/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yaz%C4%B1%20Haz%C4%B1rl%C4%B1klar%C4%B1/dolar%20ne%20zaman%20egemenli%C4%9Fini%20yitirir.docx#_ednref2" name="_edn2" style="text-decoration:none; color:#2196f3" title="">[ii]</a> DXY endeksinin 100 olması doların söz konusu altı para birimine göre herhangi bir değer fazlalığı ya da eksikliği olmadığını gösterir. Endeks 100’ün üzerindeyse dolar aşırı değerlidir, 100’ün altındaysa aşırı değersizdir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#444444">Not: Yazarın izni ile kendi sitesinden alınmıştır&nbsp;</span></span></span></strong></p>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 00:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/dolar-egemenligini-ne-zaman-yitirir-1766144122.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜİK; enflasyonun efendisi.</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/tuik-enflasyonun-efendisi-12250</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/tuik-enflasyonun-efendisi-12250</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yılda enflasyon verilerinde gıda ve kira fiyatlarının ağırlığını düşürüyorlar. Enflasyon hedefini tutturmak daha kolay hale gelecek. TÜİK, fiyatları ölçmek görevini git gide enflasyon hedefini tutturmak olarak güncelliyor. Ocak 2025 enflasyonu %5 idi, 2026 Ocak çok daha düşük çıkacaktır. Böylece baz etkisi ile 2026 enflasyonunu olumlu başlatacak. Her ay enflasyon düşerken açlık sınırı ve yoksulluk sınırı yükselmeye devam edecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünyadan; </strong>Tüm dünyanın beklediği gibi Fed faizini 25 baz puan daha düşürerek yılı kapattı. Artık beklenti, güçlü büyüme, gevşek para ve maliye politikaları ile 2026 yılında risk iştahının devam edeceği yönünde. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Trump yine verginin sapına yapıştı. Kanada gübresi ve Hindistan pirinci de dahil olmak üzere tarım ürünlerine yeni vergiler getirebileceği imasında bulunmaya başladı. Meksikalı, Asya ithalatına ağır gümrük vergileri getirilmesini onaylayarak Trump’ın</span> <span style="color:#222222">Çin vergi kararlarına destek verdi. Ukrayna ve Rusya savaşında ise imza aşamasının çok yakın olmadığı anlaşılıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Türkiye’den;</span></strong> <span style="color:#222222">TCMB da</span> <span style="color:#222222">Amerikalı meslektaşları gibi politika faizini düşürdü.</span> <span style="color:#222222">Uzunca bir süre indirim yapılıp yapılmayacağı kararszılığı vardı, bir önceki hafta çoğunluk 100 baz puan indirime ikna olmuştu ama, geçen hafta başı itibariyle 150 baz puan indirim ağır basmaya başladı. MB da beklentiyi bire bir karşıladı, faizi %38 seviyesine çekti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Geçen hafta Hazine'nin 2 yıl vadeli tahvil ihalesinde %37,72 bileşik faiz ile 10,39 milyar TL; 5 yıl vadeli tahvil ihalesinde ise</span> <span style="color:#222222">%34,49 bileşik faiz ile</span> <span style="color:#222222">8,28 milyar TL satış gerçekleştirdi. Parası olanın para kazanmaya devam edeceği ama, iş insanının, esnafın, köylünün, memurun, işçinin, emeklinin sürekli gelen umut verici ekonomik verilere rağmen zorluklarının artacağı yeni bir yıla gireceğiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Zaten bence gizli bir fiyat artışı var. 300 gr bir ürüne 30 lira verirken, zam geliyor 33 lira oluyor görüntüde ama gramı 280 grama düşüyor. Fiyat artışı %10 gözükse de aslında %13 seviyesini buluyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Yeni yılda enflasyon verilerinde gıda ve kira fiyatlarının ağırlığını düşürüyorlar. Enflasyon hedefini tutturmak daha kolay hale gelecek. TÜİK,</span> <span style="color:#222222">fiyatları ölçmek görevini git gide enflasyon hedefini tutturmak olarak güncelliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ocak 2025 enflasyonu %5 idi, 2026 Ocak çok daha düşük çıkacaktır. Böylece baz etkisi ile 2026 enflasyonunu olumlu başlatacak.</span> <span style="color:#222222">Her ay enflasyon düşerken açlık sınırı ve yoksulluk sınırı yükselmeye devam edecek. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Parası olan, özellikle yüksek faize gelen yerli yabancı rantiyeci yüksek faiz kazancı elde etmeye, hele tahvillde ise hamudu ile götürmeye devam edecek. Ekonomik veriler sürekli olumlu gelirken reel sektör üzülmeye devam edecek. Ekim ayı sanayi üretimi zayıf geldi. Endekste yıllık %2.2 büyümeye karşın aylık değişim eksi %0.8 oldu. Şirketlerin kar marjı %20, %30 olsa bile, %30 faizli kredi kullanıp nasıl karını artıracak? 2026 yılının da şimdilik ilk altı ayı reel sektör ve vatandaş için zor geçecek gözüküyor. Eğer</span> <span style="color:#222222">TL değerlenmeye devam ederse ihracatçı için çekilmez bir yıl olabilir. Ama Akp ikitdarı ik,üç yıl ihracatçıyı, iki, üç yıl ithalatçı kayırıyor yıllardır. İki yılı geçkin ithalatçı mutluluktan deli gibiydi, artık ihracatçıyı mutlu etme zamanı geliyor sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">05 Aralık 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong> Hissede ilgili hafta 154 milyon dolarlık alış, tahvilde 24 milyon dolarlık satış var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> Sakin bir haftayı daha geride bırakmış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> İlgili hafta üç rezervde de 3 ile 5 milyar dolar arası artış var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Krediler; Ortalama üç aylık mevduat, ticari kredi faizlerinde kayda değer bir değişiklik yok. Bireysel kredi faizlerinde 2 puan artış var. Kredi hacimleri ise neredeyse artmamış. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi</strong>; Geçen hafta; “111,20 puanın üstünde kalmayı becerirse ilginç olur. Ben 110 puana geri dönmesini daha yüksek olasılık olarak görüyorum” tahmininde bulunmuştum. 109</span> <span style="color:#222222">puana kadar gevşedi. 106 puana kadar gevşeme sürsede de bence yukarı hareket devam edecektir. Bu hafta 111,20 puan direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar/TL;</strong> Yılı büyük olasılıkla 42,70 ile 43,70 arasında bir yerde bitirecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Ara destek 1.1575. Geçen hafta 1,1660</span> <span style="color:#222222">üstünde kalarak Euro lehine</span> <span style="color:#222222">“al” ın ilk sinyalini verdi.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD 10 yr tahvil;</strong> %4 ile %4,20 arasında sıkışmış görünüyor. %3,90 hedefim devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Dolar endeksi;</span></strong> <span style="color:#222222">98,60 puan üstüne atamazsa</span> <span style="color:#222222">96 ile 97 puan arasına kadar gevşeme devam eder.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Bist100;</span></strong> <span style="color:#222222">10900 destek, 11600 direnç.</span> <span style="color:#222222">Dolar bazında 2,42 destek ve</span> <span style="color:#222222">2,75 direnç.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Altın ons;</span> </strong><span style="color:#222222">4000, 3850</span> <span style="color:#222222">dolar destek, 3450 dolar ise çok kuvvetli destek.</span> <span style="color:#222222">4390 dolar direnç. Devam.</span> <span style="color:#222222">4390 doların üstünde bir hafta kalabilirse yeniden yükselişe geçebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong><span style="color:#222222">Gümüş;</span></strong> <span style="color:#222222">Şubat, Mart</span> <span style="color:#222222">2026 hedefim 79 dolar. Bir düzeltme bekliyorum ama henüz gerçekleşmedi. Gevşeme yapmadan 79 doları deneyebilir. 50 dolar seviyesine olur da düzeltme yaparsa yeni pozisyon alınabilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bitcoin; Üç</span> <span style="color:#222222">hafta</span> <span style="color:#222222">önce ; “beklediğim düzeltmeyi yaptığını artık, bir kaç hafta 83 bin dolar</span> <span style="color:#222222">ile 93 bin dolar arasında oyalanabileceğini” yazmıştım. Bu tahminimi sürdürüyorum Bir kaç aylık yataydan sonra düşme olasılığını daha yüksek görüyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/tuik-enflasyonun-efendisi-1765717420.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Harakiri Bütçesi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/harakiri-butcesi-12242</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/harakiri-butcesi-12242</guid>
                <description><![CDATA[2026 Bütçesi’ni, daha önceki iki yılınkiler gibi, “Harakiri Bütçesi” olarak tanımladım. Çünkü OVP’nin yoksullaştırdığı kitle bu toplumun çoğunluğu oluşturuyor. Yaşanan dört yıl son yılı da etkileyecektir kaçınılmaz olarak. Bunun aksini düşünmek hayal kurmak gibi geliyor bana.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlet bütçesi, hükümetin teklif ettiği, yasama organının onayladığı tahmini kamu gelir ve giderlerinin hükûmet tarafından yürütülüp uygulanmasına yetki veren hukuki belge olarak tanımlanır. Başka bir deyişle, hükümet politika ve hedeflerinin uygulanmasına tutulan bir ayna niteliği taşır. Çünkü toplanacak kamu kaynaklarının nereye, neden ve nasıl harcanacağını gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlet bütçesi bir anlamda milletin bütçesidir. Kamu kaynaklarının önemli bir bölümü milletten alınan vergilerden oluştuğu gibi, devletin yapacağı hizmetlerin büyük bölümü de yurttaşlar içindir. Bir önceki yazımda da altını çizdiğim gibi, mevcut Anayasamızın 73.maddesi uyarınca “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacı” olmak durumundadır. Ayrıca devlet memurlarının ve tüm emeklilerin maaşları devlet bütçesinden karşılanır. O bakımdan devlet bütçesi yurttaşları yakından ilgilendirir ve yakından denetlenmesini gerektirir. Devlet bütçesinin aslında milletin bütçesi olduğuna ilişkin önemli bir gerekçe de gerek bütçe yetkisini kullanan hükümetin gerek bu yetkiyi tanıyan TBMM’nin millet iradesiyle belirlenmiş olmasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yurttaşların seçtikleri milletvekilleri aracılığıyla devlet bütçesini denetlemelerinin ve istedikleri düzeltmeleri yapmalarının en güzel örneği Fransa’da görülüyor. “Fransa’yı krizden kurtaran emeklilik hakları” başlıklı yazımda belirttiğim gibi, Macron’un Sosyal Güvenlik sistemindeki açığı kapatmak için öngördüğü emeklilik hakkını 62 yaştan kademeli olarak 64 yaşa çıkaran emeklilik “reformu” Bayrou hükümetinin istifasına, ardından Başbakan atadığı Lecornu ’nün kurduğu azınlık hükümetinin de çekilmesine yol açmıştı. Yeniden Başbakan olarak atanan Lecornu’nün görevi kabul etmesinin ardında istişareler sonunda belirlenen emeklilik reformunun 2027 seçimlerine kadar askıya alınması formülü vardı. 2026 devlet bütçesi bu koşulla PS’in (Sosyalist Parti) desteğini alacaktı. Öyle de oldu. Geçen Salı (9 Aralık) devlet bütçesinin bir parçası olan Sosyal Güvenlik yasa tasarısı Milli Meclis’te 234 aleyhte, 93 çekimser oya karşılık 247 oyla kabul edildi. Fransa “bicameral” (iki Meclisli) bir Cumhuriyet olduğu için yasa tasarısı 16 Aralık’ta Senato’da görüşüldükten sonra yeniden Meclis önüne gelecek. İkinci oylamadan da benzer bir sonuç çıkarsa hem SG bütçe tasarısı onaylanmış hem de 2026 devlet bütçesinin onaylanmasının ve Lecornu hükümetinin istifasının ve bir kez daha erken seçime gidilmesinin önüne geçilmiş olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’deki 2026 Bütçesi görüşmeleri</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de Fransa’dakine benzer bir Yarı-başkanlık sistemi de Meclis aritmetiği de yok. Aslında her ne kadar Maastricht ölçütlerine hala uzak da olsa Fransa’dakine benzer bir ekonomiye ve özellikle sosyal devlet anlayışına sahip olduğumuzu söylemek mümkün değil. Nitekim hafta başı TBMM Genel Kurul’unda başlayan bütçe görüşmelerinde 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ni sunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz’ın konuşmasını dinleyen herkes hükümetin gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu anlamakta güçlük çekmedi.. 2026 Bütçesi’ni “ tam anlamıyla bir istikrar ve refah bütçesi” olarak niteleyen Yılmaz, Türkiye’nin üst-orta gelir grubundan yüksek gelir sınıfına geçiş eşiğine geldiğini, 2025’in üçüncü çeyrek verilerine göre kişi başına milli gelirin 17 bin dolar seviyesine yükseldiğini iddia etti. Türk lirasının aşırı değerli olduğu, AB’nin gelişmiş ülkelerindeki ürün ve hizmet fiyatlarından anlaşıldığına göre, bir kere bu rakam ekonomik gerçeklere uygun değil. İkincisi ve çok daha önemlisi bu rakam milyonlarca memur, işçi ve emeklinin gelirini temsil etmiyor. Gelir adaletinin olmadığı bu ülkede en düşük emekli maaşı alan yaklaşık 4 milyon kişinin yıllık geliri sadece 4824 dolar. Maaşları özel sektörce karşılanan 9 milyon asgari ücretliyse yılda sadece 6315 dolar kazanıyor. Memur emeklisine yasaya aykırı olarak verilmeyen 14 bin TL civarındaki seyyanen, maaşı ne kadar olursa olsun, hepsinden alınan adeta üstü kapalı bir vergi niteliğinde. Üstelik bu rakamlar çalışmayan ve geliri olmayan eşleri de kapsamıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Devlet Planlama Teşkilatı kökenli olan Cevdet Yılmaz’ın bunları bilmemesi mümkün değil ama bir siyasetçi olarak doğruya doğru yanlışa yanlış diyememesini ve abartılı tablolar çizmesini yadırgamadığımı söyleyemem. Leonardo da Vinci ödül töreninde söylediği şu abartılı sözler oldukça şaşırtıcı: “ Dünya Bankası sınıflandırmasına göre, 2025 itibarıyla tarihimizde ilk kez yüksek gelirli ülkeler sınıfına girmeyi öngörüyoruz. Son 23 yılda, hükümetlerimiz döneminde Türkiye, alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi yeni bir eşikteyiz. 2026 yılı bizim için çok kritik. Bu yıl, ilk defa yüksek gelirli ülkeler ligine en alt basamaktan da olsa adım atmış olacağız. “Sayın Yılmaz,&nbsp; İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği törende abartı dozunu iyice yükseltiyor. “Satın alma gücü paritesine göre ise şu anda 12'nci büyük ekonomiyiz, 11'inci büyük ekonomi olacağız. Dost bir ülke olan İtalya'yı, bu tahminler gerçekleşirse ilk defa hacim olarak geride bırakıp Avrupa'nın 4'üncü büyük ekonomisi konumuna yükseleceğiz” bile diyebiliyor. Keşke ama açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan milyonlarca yurttaşı varken mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kanun önünde eşitliğe aykırı bir uygulama daha</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sayın Yılmaz’ın 2026 Bütçe Teklifi kapsamında açıkladığı bir sosyal yardım uygulaması da gündemde. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı yazımda sözünü ettiğim “Eşit korunma hakkı” kapsamındaki “evrensel temel gelirin” bir versiyonu olan “Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi” pilot illerde hayata geçirilecek. Müjde olarak sunulan bu sistem,&nbsp; bir hanenin aldığı toplam gelir asgari ücret seviyesinin altındaysa aradaki farkın devlet tarafından karşılanması esasına dayanıyor. İyi güzel de iki asgari ücret giren hanelerin veya iki emekli maaşıyla asgari ücret üzerinde geliri olan ailelerin günahı ne? Kanun önünde eşitlik ilkesi öncelikle asgari ücretin altındaki maaşları asgari ücret seviyesine getirmek değil midir? Maaşları eşit oranda arttırmak değil midir? Uygulama neden pilot illerde başlıyor ve neyin denemesi yapılıyor?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu soruları arttırmak mümkün ama galiba yanıtı tek: 2026 yılı boyunca devletin bütçe önceliklerini değiştirmemek. Başka bir deyişle, en azından bütçede faiz ödemelerinin 2,7 trilyon lirayı aşmasının gösterdiği gibi giderek büyüyen varlıklı kesimin değil, halkın tüketimini kısma yanlışı üzerine oturan şahsen enflasyonla mücadele bakımından yanlış bulduğum OVP’ye (Orta Vadeli Program) dokunmadan, yani en az masrafla yoksul kesimin memnuniyet düzeyini test etmek. Nasıl diye sorarsanız, anketlerde AK Parti oylarının artıp artmamasıyla herhalde. Aklıma başka bir şey gelmiyor çünkü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ertesi yıl, yani 2027 Bütçesi’nde kamu musluklarının açılacağına dair söylentiler var. Bu söylentiler seçim yaklaştığı için OVP’nin yoksullaştırdığı milyonlarca seçmene seçimleri kazanmak için jest yapılacağı algısına dayanıyor. Sayın Cevdet Yılmaz, OVP bugüne kadar hiçbir enflasyon hedefini tutturamadığı halde, bu konuda iddialı konuşuyor. 2026 yılında yüzde 20’lerin altını, gelecek yıllar için tek haneyi işaret ediyor. Ekonomist yazar Şeref Oğuz’un deyimiyle “kamuflasyon” yani vergi ve harçların yeniden değerlenmesi devam ettiği sürece enflasyon hedeflerinin tutturulması pek kolay değil. O bakımdan da Sayın Yılmaz’ın açıklamalarını abartılı buluyorum. Ama TÜİK’in enflasyon sepetinde değişikliğe gideceği, kiraların sepetteki ağırlığının azaltılacağı gibi haberler bu defa hedefin tutturulabileceği izlenimi veriyor. Ama ne pahasına?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kabul etmek gerekir ki 2026 yılı, düşük maaş artışlarıyla sabit gelirli kesimin daha da yoksullaşmasını beraberinde getirebilir. Çünkü ekonomi yönetimi enflasyonun düşmesi suretiyle refahın artacağı görüşünü yineliyor. Oysa refah artışı için sadece enflasyonun düşmesinin değil, ayrıca gelirlerin enflasyon oranlarının çok üstünde artması gerekiyor. 2027 Bütçesi’nde muslukların açılacağı doğru bir tespitse, sabit gelirlilerin kayıplarının giderilmesini sağlamayacağı kesin. Özellikle negatif ayrımcılığa uğramış olan emekli kesiminin tatmin edilebilmesi pek mümkün değil. Özellikle yıllar önceki durumlarına göre tutum alacaklarını yabana atmamak gerekir. Hem insanların gururu var. Seçime kadar yoksullaştırılıp seçim öncesi gelir musluklarının açılmasının ne anlama geldiğini, 42 ay açlık veya yoksulluk çekip son bir yıl refaha kavuşmalarını (kavuşurlarsa) olumlu karşılamalarını ve bundan sonra aynı duruma düşmeyeceklerine inanmalarını beklemek aşırı iyimserlik olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">O bakımdan 2026 Bütçesi’ni, daha önceki iki yılınkiler gibi, “Harakiri Bütçesi” olarak tanımladım. Çünkü OVP’nin yoksullaştırdığı kitle bu toplumun çoğunluğu oluşturuyor. Yaşanan dört yıl son yılı da etkileyecektir kaçınılmaz olarak. Bunun aksini düşünmek hayal kurmak gibi geliyor bana.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 00:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/harakiri-butcesi-1765541117.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026 Küresel makroekonomik beklentiler</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-kuresel-makroekonomik-beklentiler-12238</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/2026-kuresel-makroekonomik-beklentiler-12238</guid>
                <description><![CDATA[2026 küresel ekonomisi, düşük işsizlik oranlarına rağmen yavaşlayan büyüme, artan korumacılık, finansal kırılganlıklar ve derinleşen yapısal dengesizliklerin oluşturduğu çok katmanlı bir baskı altında ilerlemektedir. Ticaret gerilimleri yatırım iştahını törpülerken, yüksek borçluluk seviyeleri özellikle gelişmekte olan ülkeleri hassas hâle getirmekte; demografik değişim ve teknolojik dönüşüm ise işgücü piyasalarını yeniden şekillendirmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">1. Küresel Büyüme</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">IMF tahminlerine göre küresel ekonomik büyüme 2026 yılında % 3.0–3.2civarında seyretmesi beklenmektedir. OECD özel raporları 2026 yılı için global ekonomik büyümeyi %2.9–3.1 olarak tahmin etmektedir. Bu beklentiler, biraz zayıf bir momentum anlamına gelmektedir. Nitekim, küresel ekonomik büyüme 2025 yılı için yaklaşık %3.2–3.3 olarak tahmin edilmektedir. Goldman Sachs gibi özel kuruluşlar da ABD, Euro Bölgesi ve Çin başta olmak üzere ölçülü ancak pozitif büyüme beklentisini korumaktadır; örneğin ABD ekonomik büyümesi %2,5, Euro Bölgesi %1,2 ve Çin %4,8 olacağı tahmin edilmektedir. <a href="https://tr.investing.com/news/economy-news/2026-kuresel-ekonomisinde-dengeli-seyir-beklentisi-goldman-sachstan-buyume-ve-risk-vurgusu-3673054?utm_source=chatgpt.com"> </a></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD için ekonomik büyüme ivmesinin korunduğu ve istihdamın güçlendiği ve %1.8–2.5 arası orta düzeyde büyüme beklendiği görülmektedir. Euro Bölgesinde %1.1–1.4 aralığında daha düşük ama istikrarlı büyüme beklenmektedir. Çin’de %4’ün üzerinde güçlü bir ekonomik büyüme beklenmektedir. Almanya için %0.9 civarında zayıf bir ekonomik büyüme beklenmektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">2. Enflasyon &amp; Para Politikası</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel enflasyon 2026’ya doğru genel olarak düşme trendinde; gelişmiş ekonomilerde merkez bankalarının hedeflerine yaklaşması beklenmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Euro Bölgesi için enflasyonun Avrupa Merkez Bankası hedefi çevresinde stabil kaldığı ve faiz oranlarının 2026 sonuna kadar sabit kalacağı ya da sadece hafif gevşeyebileceği yönünde beklentiler mevcuttur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">ABD için enflasyonun Fed hedefinin biraz üzerinde kalabileceği ve ılımlı faiz düşüşleri muhtemel olabileceğine dair piyasa fiyatlamaları var. Fed tarafından yapılan açıklamalar da dikkate alındığında; 2026’da yılında faiz indirimlerinin sınırlı da olsa devam edeceği anlaşılmaktadır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">3. İşsizlik ve İşgücü Piyasası Dinamikleri</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel ölçekte işsizlik oranları birçok gelişmiş ekonomide tarihsel olarak düşük seviyelerini korumaktadır. Ancak 2026’ya doğru büyüme hızının ılımlı biçimde yavaşlaması, işgücü piyasalarında yeni bir denge arayışına yol açmaktadır. Düşük işsizlik oranları, işgücü arzındaki kısıtları ve demografik baskıları görünür hâle getirirken, özellikle gelişmiş ülkelerde nitelikli işgücü açığı belirginleşmektedir. Buna karşın, ekonomik aktivitedeki ivme kaybı, işgücü piyasalarında daha fazla esneklik gerektirmektedir. Uzaktan çalışma, yarı zamanlı istihdam, proje bazlı işler ve otomasyonun hızlanması, işletmelerin istihdam yapısını dönüştürmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bölgesel farklılıklar da ön plana çıkmaktadır; Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinde sanayi üretiminin zayıf seyretmesi, imalat sektöründe iş talebini düşürürken; hizmet sektörünün büyümesi yeni istihdam alanları yaratmaktadır. ABD’de güçlü tüketim talebi işgücü talebini desteklese de ücret artışlarının yavaşlaması beklenmektedir. Gelişen ekonomilerde ise genç nüfus yoğunluğu işsizlik sorununu yapısal bir karaktere büründürmektedir. Sonuç olarak, küresel işgücü piyasası hem demografik hem teknolojik dönüşüm baskısı altında daha esnek, verimlilik odaklı ve nitelik gerektiren bir yapıya doğru evrilmektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">4. Korumacılık &amp; Ticaret Gerilimleri</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel ticaret sistemi 2026’ya yaklaşırken artan korumacılık eğilimleri ve jeopolitik gerilimlerle karşı karşıya kalmaktadır. Ülkelerin stratejik sektörlerini korumak için uyguladığı tarifeler, ihracat kısıtlamaları, teknoloji ambargoları ve tedarik zinciri güvenliği politikaları, uluslararası ticareti baskılamakta ve maliyetleri artırmaktadır. IMF, ticaret engellerinin genişlemesinin küresel GSYH üzerinde uzun vadeli bir negatif çarpan etkisi yaratabileceğini, özellikle tedarik zincirlerinde parçalanmanın verimliliği azalttığını vurgulamaktadır. Orta Doğu, Asya-Pasifik ve Doğu Avrupa’daki gerilimler, Enerji ve gıda arzı üzerinde oynaklık ve Teknoloji alanında ABD–Çin rekabetinin yoğunlaşması gibi Jeopolitik riskler de bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Bu unsurlar, iş dünyasının yatırım kararlarında belirsizliği artırmakta, küresel ticaret hacminde büyümenin yavaşlamasına neden olmaktadır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">5. Korunaksız Finansal Koşullar</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finansal piyasalardaki kırılganlıklar, özellikle yüksek borçluluk seviyeleri nedeniyle 2026 görünümünde önemli bir risk unsuru olarak öne çıkmaktadır. Dünya Bankası'nın değerlendirmelerine göre: Kamu ve özel sektör borç stoklarının tarihi zirvelere yaklaşması, sıkı finansal koşullar altında borç çevirme maliyetlerinin artması ve küresel faiz oranlarının halen görece yüksek seyretmesi bu kırılganlığı artırmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelişmekte olan ekonomiler açısından durum daha çarpıcıdır. Düşen sermaye akımları, zayıf para birimleri ve artan finansman maliyetleri, bu ülkelerin dış borç servis yükümlülüklerini ağırlaştırmaktadır. Bu kırılgan yapı, finansal piyasalarda ani sermaye çıkışı, kur oynaklığı ve likidite yetersizliği gibi riskleri artırarak dalgalanmalara yol açabilir. Bu nedenle, 2026 yılı finansal istikrar açısından dikkatli yönetilmesi gereken bir dönem olarak görülmektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">6. Yapısal Dengesizlikler ve Uzun Vadeli Büyüme Sorunları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Küresel ekonominin büyük aktörlerinde görülen yapısal dengesizlikler, 2026 ve sonrası için sürdürülebilir büyüme açısından kritik bir zorluk oluşturmaktadır. Özellikle Çin ekonomisi, ihracata ve yatırımlara aşırı bağımlı büyüme modelini dönüştürme ihtiyacıyla karşı karşıyadır. IMF, Çin’in uzun vadeli istikrar için iç talebi artırması, hanehalkı tüketimini desteklemesi ve verimsiz kamu yatırımlarını azaltması gerektiğini vurgulamaktadır. Benzer şekilde küresel ölçekte: Üretkenlik artışının yavaşlaması, demografik yaşlanma (özellikle Avrupa, Japonya ve Çin’de), teknoloji geçişinin işgücü üzerindeki baskıları ve iklim değişikliği kaynaklı yatırım maliyetleri, uzun vadeli büyümeyi sınırlayan faktörlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapısal reformların gecikmesi durumunda, ülkeler potansiyel büyüme oranlarının altında bir ekonomik performansla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle 2026 sonrası dönemin belirleyici unsuru, ekonomilerin daha dengeli, verimli ve yenilikçi bir yapıya dönüşüm hızları olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak, 2026 küresel ekonomisi, düşük işsizlik oranlarına rağmen yavaşlayan büyüme, artan korumacılık, finansal kırılganlıklar ve derinleşen yapısal dengesizliklerin oluşturduğu çok katmanlı bir baskı altında ilerlemektedir. Ticaret gerilimleri yatırım iştahını törpülerken, yüksek borçluluk seviyeleri özellikle gelişmekte olan ülkeleri hassas hâle getirmekte; demografik değişim ve teknolojik dönüşüm ise işgücü piyasalarını yeniden şekillendirmektedir. Çin başta olmak üzere büyük ekonomilerin sürdürülebilir büyüme için model değişimine zorlandığı bu dönemde, küresel sistemin geleceği belirsizlik ve kırılganlıklarla çevrilidir. Kısacası, 2026 yılı, dünya ekonomisinin hem dayanıklılığının hem de uyum sağlama kapasitesinin gerçek anlamda test edileceği kritik bir dönemeçtir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/2026-kuresel-makroekonomik-beklentiler-1765486878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Orta sınıf nereye gitti?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/orta-sinif-nereye-gitti-12230</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/orta-sinif-nereye-gitti-12230</guid>
                <description><![CDATA[Demek ki artık orta sınıfın değil üst gelir kategorisindekilerin statü endişesi yaşadığı, gösteriş tüketimine geçtiği döneme geldik. Eskiden orta sınıfın gittiği yerlere uğramayanlar şimdi onların boşalttığı yerlere gidiyorlar. Bir alt statüde de olsa statülerini korumaya çabalıyorlar.   Orta sınıf kayboldu derken yanılıyormuşuz aslında. Orta sınıf kaybolmuyor, bir alt sınıfa düşüyor, orta üst gelirliler ise artık yeni orta sınıfı oluşturuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne kadar yazıp çizip anlatsak da bazı arkadaşlar ısrarla sormaya devam ediyor: “Hocam AVM’ler, kafeler, restoranlar dolu, pahalı cep telefonlarını, saatleri, parfümleri, kılık kıyafeti insanlar kapış kapış alıyor, nerede kriz?” Gülüyorum “işte tam da orada” diyorum. Anlamıyorlar tabii, arkamdan beni bu sorularıyla alt etmiş olduklarını düşünerek kıs kıs gülüyorlar muhtemelen.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ruj etkisi (lipstick effect) ekonomik kriz hallerinde tüketicilerin nispeten düşük maliyetli lüks mallara olan talebinin arttığını öne süren bir tez. Bu tez, ünlü modaevi Estee Lauder’in Yönetim Kurulu Başkanı Leonard Lauder tarafından 2008 kriziyle birlikte ABD’de markalı rujlar, tırnak boyaları, maskara, parfüm gibi kozmetik ürünlerin satışlarında ortaya çıkan artışları gözlemleyerek geliştirilmiş. Özetle belirtmek gerekirse ruj etkisi kavramı ekonomide kriz dönemlerinde tüketicilerin, büyük harcamalardan kısarak, kendisini krizde değilmiş gibi hissettiren, nispeten küçük ama gösterişli harcamalara yönelmesini vurguluyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Statü Endişesi Etkisi, Alain de Botton’un Statü Endişesi adlı kitabında ortaya attığı görüşlerden esinlenerek geliştirilmiş bir yaklaşımı ifade ediyor. Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu ve başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissine dayanan bu endişe, insanın statüsünü yüksek gösterme çabasını açıklıyor. Alain de Botton’a göre kendimizi algılamamız, başkalarının bizi nasıl algıladığıyla birebir ilgilidir. Çoğumuz kendimize tahammül edebilmek için başkalarının bize saygı duyduğuna ilişkin işaretler arar, ona göre davranırız. Saygı duyulmasını sağlamak için pahalı cep telefonu sahibi olmaya, pahalı kafelere, restoranlara gitmeye, marka giyecekler giymeye çabalayan insanlar oldukça fazla sayıdadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Alain de Botton’un statü endişesi etkisi tezi, bir anlamda Thostein Veblen’in ünlü eseri Aylak Sınıf Teorisi’nde öne sürdüğü gösteriş tüketimi teziyle fazlasıyla benzeşen bir yaklaşımdır. Çağımızın önemli eğilimlerinden birisi olan gösteriş tüketimi, kapitalizmin yarattığı bir olgudur. Gösteriş tüketimi; kişinin toplumdaki yerini veya durumunu olduğundan yüksek göstermek amacıyla yaptığı, çoğu kez ihtiyaçla ilgisi olmayan tüketim harcamalarını ifade eder. Bireyin bu tür tüketim harcamaları yapmasının nedenleri arasında yüksek gelirli, zengin ve başarılı görünme arzusu ön planda gelir. Yukarıda değindiğimiz gibi bunda da pahalı tüketim mallarının görünecek biçimde tüketilmesi, marka kıyafetler giyilmesi söz konusudur. Çoğu kez insanlar bu tür malları kredi kullanarak, borç alarak alırlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Giderek pahalı hale gelen ve erişilmesi giderek zorlaşan konut satın almak, araba satın almak imkânı olmadığını gören insanlar para biriktirmeyi bir yana bırakarak ellerine geçen parayı bu üç etkinin altında kalarak harcıyorlar. Hatta bu uğurda borç almaya, kredi kullanmaya yöneliyorlar. O nedenle restoranlar, kafeler dolu, pahalı cep telefonları yok satıyor, markalı kozmetik ürünler benzerlerine göre pahalı olmalarına karşın yüksek talep bulabiliyor. Bu davranışlar para biriktirmenin anlamsızlaştığı bir pahalılık döneminin getirdiği sonuçlar. Konut ve araba satışları hız kesmediğine, orta sınıf da bunları alamadığına göre bu konutları, pahalı arabaları kimler alıyor? Onları alanlar bir üst gelir grubunda yer alanlar. Onlar ikinci üçüncü konutlarını alıyor ve arabalarını her yıl yenileriyle değiştiriyor. Büyük olasılıkla gerçek enflasyonla faiz oranları arasında fark olduğunu düşündükleri için para biriktirmenin anlamsızlığını görerek ileride değerleneceğini düşündükleri bu tür malları edinmeye yöneliyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Geçenlerde, son dört beş aydır gidemediğimiz balık restoranına gittik. Restoranın sahibi, yıllardır gide gele artık hepimizin dostu olan genç bir arkadaş. Restoran, babasından kalma bir iş, otuz yıldır da bu işin içinde. Çok ilginç bir gözlemini paylaştı bizimle: “Son altı ayda restoranın müşteri yapısı değişti. Eskiden buranın müşterisi orta ve orta üst gelir grubundaki kişilerdi, şimdi artık orta üst ve üst gelir grubundakiler geliyor.” “Eskiden gelenler ne oldu?” diye sordum. “Onlar artık bir alt fiyatlı restoranlara gidiyorlar” dedi. Statü etkisi, gösteriş tüketimi falan da bir yere kadar, sonrasında sınıf değişikliği söz konusu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Demek ki artık orta sınıfın değil üst gelir kategorisindekilerin statü endişesi yaşadığı, gösteriş tüketimine geçtiği döneme geldik. Eskiden orta sınıfın gittiği yerlere uğramayanlar şimdi onların boşalttığı yerlere gidiyorlar. Bir alt statüde de olsa statülerini korumaya çabalıyorlar.&nbsp;Orta sınıf kayboldu derken yanılıyormuşuz aslında. Orta sınıf kaybolmuyor, bir alt sınıfa düşüyor, orta üst gelirliler ise artık yeni orta sınıfı oluşturuyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Not: Bu yazı, yazarın izniyle www.mahfiegilmez.com'dan alınmıştır&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 09:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/orta-sinif-nereye-gitti-1765348164.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pembe düş ülkesi Türkiye!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/pembe-dus-ulkesi-turkiye-12215</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/pembe-dus-ulkesi-turkiye-12215</guid>
                <description><![CDATA[İSO imalat sanayi endeksi Kasım ayında 48 puana çıktı. Sanayi Kasım ayında daha az daraldı diye sevinmek ne kadar doğru, emin değilim. Büyüme için 50 puanın üstü gerek çünkü. Tekstil sektörü ise tamamen bitmiş durumda. 
Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yıllık %3,7 büyüdü. Yine inşaat ile. İnşaatın büyümesi %13,9. Tarım ise %12,7 daralmış. Tarım bitti, tekstil bitti. Neymiş, büyüyoruz. Aman ne güzel. Yıllardır yazıyorum, eninde sonunda beton, kum, çakılla karnımızı doyuracağız. Eee, bu kadar güzel haber sonrası bu hafta MB faizi %100 – 200 baz puan düşürecek tabi. Beklenti bu yönde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünyadan; </strong>Geçmiş haftalara nispeten global haber akışında sakinlik vardı. Ukrayna – Rusya barış görüşmeleri ılımlı bir havada devam etti ama, imzanın çok yakınında değilller sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">ABD de üretim ve sanayi yavaşlama eğilimini devam ettiriyor. ABD li şirketler 2023 yılından beri en yüksek işçi çıkarımı verilerine ulaştı. Artık, FED in bu hafta 25 baz faiz indirimine kesin gözüyle bakılıyor. Fed faiz indirimi beklentisi küresel iştahı canlı tutuyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye’den</strong>; Bu hafta sevinç içindeydik ülke olarak. Enflasyon düştü, CDS puanımız düşmeye devam ediyor, TCMB faiz indirecek, ekonomimiz maşallah şahlanmış, İmalat sanayi endeksi son dokuz ayın en yükseğinde, daha ne olsun?!</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">CDS puanı hemen her ülkenin düşüyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS puanı 2025 yılı içinde %25 gevşerken Yunanistan’ın %40, Mısır’ın %44 düşmüş mesela. Gelişmiş ve gelişmekte olan kalbur üstü ülke CDS lerinin ortalama gevşemesi Türkiye ile aynı. Dünya risk algısı düzeliyor yani Türkiye’nin tek başına bir başarısı yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Kasım ayı Tüfe %1,20 civarında beklenirken %0,87 geldi. Tamam enflasyon gevşemesini gözle bile görebiliyorduk. Pazarda sebze fiyatları yaz fiyatlarının bile yarısına gelmişti, et,süt, balık fiyatları artmıyordu, çoraptan arabaya, her sektörde yılsonu indirimleri ile fiyatlar ortalama %30 ucuzladı. İyi de %0.87 yine de abartılı be kardeşim. Yıllardır her sene aynı senaryo; Kasım ve Aralık ayında düşük enflasyon, bu enflasyona göre maaş zammı, sonrasında Ocak ayında gelen enflasyon ile zammın dörtte birini bir ayda eritme. Her yıl sabit gelirlileri biraz daha yoksullaştır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İşin komiği bir yandan da “enflasyon düşüyor, son bilmem kaç ayın en düşüğü” filan diye yaygara yapıyoruz. Aslan kardeşim enflasyonu Venezuella, Güney Sudan ve İran’dan sonra dünyanın en yüksek dördüncü ülkesiyiz. Bu enflasyonu hangi iş bilmez bu hale getirdi? İnsan sevinç çığlıkları atmak yerinde utanır yahu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Dünya emtia ve gıda fiyatları artmıyor. Türkiye’nin en büyük borcu enerjiye. Enerji fiyatları düşüyor. Euro ve Dolar, TL karşsında reel anlamda prim yapmadı hatta dolar değer kaybetti. Bu durumunda enflasyona etkisi yok. Türkiye’nin borcu dolar, kazancı Euro. Son bir yılda Euro/dolar paritesi 1,05 den 1,17 seviyesine gelmiş. Hem dış ticaret açığını azaltıyorsun hem dolar bazında milli gelirin yükseliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">İSO imalat sanayi endeksi Kasım ayında 48 puana çıktı.</span> <span style="color:#222222">Sanayi Kasım ayında daha az daraldı diye sevinmek ne kadar doğru, emin değilim. Büyüme için 50 puanın üstü gerek çünkü. Tekstil sektörü ise tamamen bitmiş durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yıllık %3,7 büyüdü. Yine inşaat ile. İnşaatın büyümesi %13,9. Tarım ise %12,7 daralmış. Tarım bitti, tekstil bitti. Neymiş, büyüyoruz. Aman ne güzel. Yıllardır yazıyorum, eninde sonunda beton, kum, çakılla karnımızı doyuracağız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Eee, bu kadar güzel haber sonrası bu hafta MB faizi %100 – 200 baz puan düşürecek tabi. Beklenti bu yönde. Reel olarak TL karşısında dolar değer kaybediyor, Euro başabaş gidiyor, dövizini TL çevirip TL faize yönelen yabancı kazancını katladıkça katlıyor. MB her faiz indirdiğinde kazancı artıyor. Ama nereye kadar ? Bu yılın başından 28 Kasım 2025 tarihine kadar TCMB faizini %20 düşürmüş, ortalama üç aylık mevduat ve ortalama ticari faizleri de aynı oranda düşmüş. Ortalama bireysel kredi faizleri ise %10 düşmüş. Tüketim artmasın diye bireysel kredi faizleri düşmüyor, iyi de tüketim kaynaklı enflasyon bir türlü soğumuyor. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">28 Kasım 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Yabancı Portföy;</strong> Hissede ilgili hafta 9 milyon dolarlık satış, tahvilde 595 milyon dolarlık alış var. MB faiz indirimi beklentisi Ağustos ayından bu yana en yüksek yabancı alışını da beraberinde getirdi. Kasım ayını 1,7 milyar dolar alışla kapayacaklar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>DTH;</strong> Bir önceki hafta toplamda 2,6 milyar dolar azalış vardı, ilgili hafta 2,3 milyar dolar artış var. Son bir aydır nette pek bir oynama yok aslında. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>TCMB rezervler;</strong> İlgili hafta üç rezervde de 2 ile 3 milyar dolar arasında artış var. Aslında altının değerinin azalıp artması söz konusu daha çok. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>Krediler; </strong>Ortalama üç aylık mevduat, ticari kredi faizlerinde kayda değer bir değişiklik yok. bireysel kredi faizlerinde %1 civarında bir gevşeme var. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong> Yükseliş devam ediyor. Direnç olan 111 puanın üstüne çıktı. 111,20 puanın üstünde kalmayı becerirse ilginç olur. Ben 110 puana geri dönmesini daha yüksek olasılık olarak görüyorum. Sadece kıymetli madenlerin gazı ile dar yükselen bantta yukarı gitmeye devam eder ama uçacağını zannetmiyorum.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar/TL;</strong> Yılı büyük olasılıkla 42,70 ile 43,70 arasında bir yerde bitirecek. Sert bir hareket bekliyorum ama ne teknik ne temel verilerde buna uygun bir sinyal henüz yok.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;</strong> 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Ara destek 1.1575. Bu hafta 1,1660 üstünde kalabilirse Euro lehine</span> <span style="color:#222222">“al” a dönebilir.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>ABD 10 yr tahvil;</strong> Haftayı % 4,1450 direncine geri dönüş yaparak kapadı. FED in faiz indirimi beklentisi bu kadar güçlü iken tahvile satış gelmesi ilginç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi;</strong> 99,50 puanın üstü mantıksızdı.Bir müddet direnip sonra gevşemeye başladı.</span> <span style="color:#222222">98,50 puan üstünde kalamazsa 96 ile 97 puan arasına kadar gevşeme devam eder.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bist100; </strong>Dünya hisse borsaları iyimserliğini korudu. Genelde coinlerle hisse senedi piyasası beraber hareket eder. Son haftalarda coinler derin kayıplar verirken hisse piyasasnın yukarıyı zorlaması gerçekten ilginç.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222">Türkiye borsası sakin, hacimsiz ve zevksiz. 10900 puanın üstünde kalmaya çabalıyor. Bu hafta 10800 çok önemli destek. Altında kapaması 10200 puan seviyesini hedefe sokar. Dolar bazında 2,42 destek ve 2,75 direnç. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Altın ons;</strong> 4000, 3850</span> <span style="color:#222222">dolar destek, 3450 dolar ise çok kuvvetli destek. 4390 dolar direnç. Devam. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş;</strong> Şubat, Mart 2026 hedefim 79 dolar. Bir düzeltme bekliyorum ama henüz gerçekleşmedi. 49,50 dolar arasına bir gevşeme yapması gerek ama henüz böyle bir sinyal yok. Eylül ayından beri altın değil gümüş diye yazıyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> İki haftaönce; “beklediğim düzeltmeyi yaptığını artık, bir kaç hafta 83 bin dolar ile 93 bin dolar arasında oyalanabileceğini” yazmıştım. Bu tahminimi sürdürüyorum Bir kaç aylık yataydan sonra düşme olasılığını daha yüksek görüyorum. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/pempe-dus-ulkesi-turkiye-1765098604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Limon mu, karpuz mu; Konut piyasasında veri şeffaflığı neden önemli?</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/limon-mu-karpuz-mu-konut-piyasasinda-veri-seffafligi-neden-onemli-12212</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/limon-mu-karpuz-mu-konut-piyasasinda-veri-seffafligi-neden-onemli-12212</guid>
                <description><![CDATA[Şeffaflık, hem alıcı hem de satıcı için risk primini daraltan ortak bir fayda üretir. Alıcı tarafında, “her an lemon çıkar” korkusuyla talep edilen iskonto düşer; satıcı tarafında ise iyi konut, veriyle kendini ispatlayabildiği için hak ettiği prim bandına yaklaşır. Makro düzeyde bakıldığında, fiyat asimetrisi tamamen yok olmasa bile, asimetrinin nerede biriktiği daha net görünür: verisi güçlü, primli stok ile hikâyeyle şişirilmiş, sorunlu stok arasındaki fark, grafik üzerinde bile seçilebilir hâle gelir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Günümüzde konut alımı veya kiralanması, online ilanlara bakarak başlıyor. Eskiden emlakçı ofislerinin camlarını süsleyen portföy görselleri, uzun süredir ilan sitelerinde yerini aldı. Hatta öyle ki, birçoğumuz adımımızı dahi atmadığımız bir şehirde, hiç alamayacağımız bir evi favorilerimize ekleyebiliyor; boş zamanlarımızda uygulamadan merak ettiğimiz bölgedeki evlere bakabiliyoruz. Piyasayı incelememizi de sağlayan bu vitrin alışverişi davranışı, bugün birçok ilan sitesine muazzam bir trafik kazandırıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye’de çoklu kategoride en büyük ilan sitesi sahibinden.com’u, dar kategorilerde hepsiemlak ve emlakjet takip ediyor. Sahibinden.com hem ilan adedinde hem de trafikte açık ara lider durumda. Son zamanlarda bu sitelerde il/ilçe/mahalle bazlı kırılımlarla fiyat ortalamaları, artış oranları vb. piyasa analizlerini bulmak mümkün hâle geldi. Ancak tüm bu rekabete ve ilgiye rağmen, konut tüketicisine ulaşan veri ne yazık ki sınırlı kalmaya devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugün ABD’de kullanılan, trafik açısından en büyük ilan sitesi zillow.com. Bizim sahibinden.com’umuzdan tam 4 yıl sonra kurulmuş olmasına rağmen, yukarıda bahsettiğim vitrin alışverişinin benzeri olarak ABD’deki en meşhur adreslerinden biri hâline gelmiş durumda. ABD’de öğrenci kredisi ödemeleri başlamak üzere; ancak hâlâ iş bulamamış gençler, akşam yatmadan önce Zillow’da milyon dolarlık evlere bakarak rüyalara dalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Zillow’u asıl ilginç kılan ise ilanlarının sahip olduğu veri tabakası. Sadece “şu mahallede ortalama fiyat şu kadar” demekle kalmıyor; posta kodu bazında hem ortalama fiyatı hem de 5. ve 35. persentildeki düşük, 65. ve 95. persentildeki yüksek fiyat seviyelerini göstererek o bölgenin gerçek fiyat aralığını açığa çıkarıyor. Bunun üzerine, bölgedeki okulların kalitesi ve sigorta şirketleri için kritik olan iklim riski uyarıları gibi bilgiler ekleniyor. Bir dönem suç oranı haritaları da bu paketin içindeydi; ancak belli etnik grupları dolaylı olarak hedef gösterdiği eleştirileri nedeniyle bu özellik sonradan kaldırıldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Ancak Zillow’un en önemli özelliği, mevcut ilanlarla ilgili kayıtlı tuttuğu veri seti. Resmî tapu satış verisini alıp ilan detaylarına ekliyor ve buna ek olarak ilanın listelendiği tarihleri ve fiyat değişimlerini de kayıt altına alıyor. Veriyi hem tapudan hem de “MLS” adı verilen, emlakçılar arası ilan paylaşım portalından alıyor. Böylece, konutun mülk ID’sine (taşınmaz kimlik numarasına) bağlı tüm satış işlemleri, kiraya verme ve ilan verme kayıtları tek bir akışta görünebiliyor. Ülkemizde de mevcut teknoloji ve merkezi veri sistemi sayesinde her gayrimenkul, kendi taşınmaz numarasından takip edilerek işlem kayıtlarını taşıyabilecekken, piyasadaki fiyat bilgisi ancak o ilanın yayında olduğu süre boyunca görünür olabiliyor. Bu tarz bir kayıt, hem bireysel konut arayışı hem de genel piyasa verilerini derleyebilmek için müthiş bir avantaj sağlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Konut arayışında olan bir birey, bu sayede ilgilendiği konutların geçmiş ilan fiyatlarını, satış fiyatını, ilana çıkışla satışın yapılması arasındaki süreyi, kaç kere el değiştirdiğini, kiralanıp kiralanmadığını, ne kadar bedelle ve ne kadar süreyle kiralandığını görebiliyor. Bunları, yine ilgilendiği benzer evlerle karşılaştırabiliyor. Bu sayede bilgi asimetrisi azaldığı için, evler adil fiyatlarına daha yakın seviyelerden alıcı bulabiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sosyal medyada meşhur bir video vardır. Karpuz satan bir vatandaş, karpuzlarının kalitesini göstermek için elindeki karpuzu keseceğini, içi beyaz çıkarsa mesleği bırakacağını söyler. Bahsi yüksek, kendine güvenen karpuzcunun karpuzu beyaz çıkar. Karpuzcu vatandaş elbette mesleğini bunun için bırakmaz; ancak videoda, hafif buruk da olsa karpuzun beyaz olduğunu dahi kabul etmez. Biz ise bu geçmiş bilgiden yola çıkarak en azından kendisinin, arada sırada da olsa beyaz karpuz satabileceğini artık biliyoruz. Bu anolojiyi teorileştiren George Akerlof’un “The Market for Lemons” başlıklı ve Nobel’le ödüllendirilmiş tezi, emlaktaki bilgi asimetrisini de oldukça açıklayıcı nitelikte. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Gayrimenkulde ilan geçmişi, satış fiyatları, ilanda kalış süresi “DOM” (Days on Market) ve kira performansı gibi verilerin açılması, aslında Akerlof’un “lemons” problemiyle birebir ilgili. Bilginin sınırlı olduğu ve piyasanın da yavaş işlediği bir zamanda alıcı, karşısındaki konutun gerçekten “iyi mi, yoksa limon mu” olduğunu bilemez. Bu belirsizlik yüzünden tüm konutları riskli varsayar ve ekstra iskonto talep eder; iyi konutlar da bu iskontoya razı olmak zorunda kalır ya da piyasadan çekilir. Yani bilgi asimetrisi arttıkça, kaliteli stok cezalandırılır; sorunlu stok ise ortalama fiyatın arkasına saklanarak sübvanse edilir. Bilginin sınırlı, talebin yüksek olduğu dönemlerde, kaliteyi doğru ayırt edemeyen alıcılar nedeniyle düşük kaliteli (lemon) konutlar, kendi gerçek kalitesine göre primli fiyatlardan alıcı bulabilir. Böylece olumsuz seçilim (“adverse selection”), iyi konutları cezalandırırken kötü konutları ödüllendirir ve alıcıların dezavantajı kalıcı hâle gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Şeffaf bir sistemde ise denge tersine döner. Geçmiş ilan fiyatlarını, gerçek satış fiyatlarını, ilana çıkıştan satışa kadar geçen süreyi, el değiştirme sayısını ve kira geçmişini gören alıcı, “iyi” ile “kötü”yü veri üzerinden ayırabilir. Kısa DOM’a sahip, makul iskonto ile satılmış, düzenli ve güçlü kira geçmişi olan bir konut, rakiplerine göre objektif olarak üstün görünür; bu da ona bir fiyat primi tanınmasını mümkün kılar. Lemon konutlar ise tam tersi şekilde, yüksek DOM ve zayıf kira performansıyla ifşa olur; ya ciddi iskonto ile satılır ya da likidite kaybına uğrar. Böylece piyasa, ortalamaya sıkışmak yerine kaliteye göre ayrışan, “separating equilibrium” dediğimiz yapıya yaklaşır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu çerçevede şeffaflık, hem alıcı hem de satıcı için risk primini daraltan ortak bir fayda üretir. Alıcı tarafında, “her an lemon çıkar” korkusuyla talep edilen iskonto düşer; satıcı tarafında ise iyi konut, veriyle kendini ispatlayabildiği için hak ettiği prim bandına yaklaşır. Makro düzeyde bakıldığında, fiyat asimetrisi tamamen yok olmasa bile, asimetrinin nerede biriktiği daha net görünür: verisi güçlü, primli stok ile hikâyeyle şişirilmiş, sorunlu stok arasındaki fark, grafik üzerinde bile seçilebilir hâle gelir. Kısacası veri katmanı, konut piyasasını kaliteye göre fiyatlanan, daha adil ve daha verimli bir yapıya iter.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Dec 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/limon-mu-karpuz-mu-konut-piyasasinda-veri-seffafligi-neden-onemli-1765025052.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanun önünde eşitlik</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/kanun-onunde-esitlik-12201</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/kanun-onunde-esitlik-12201</guid>
                <description><![CDATA[Akın Özçer, Komisyonda kabul edilen ama Meclis gündemine alınmayan, üst düzey bürokratlara seyyanen zam konusunu değerlendi ve ekledi; "TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen memuriyet hiyerarşisini bozacak ve negatif ayrımcılığı daha da derinleştirecek olan bazı yönetici pozisyonundaki memurlara yönelik seyyanen zam tasarısı, bütçe kaynaklarının doğru kullanılmadığını ortaya koyuyor ne yazık ki."]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Kanun önünde eşitlik ya da ayrımcılık yasağı demokratik hukuk devletinin belkemiğini oluşturan temel ilke. Kökeni eski Yunan’daki izonomi (isonomie) terimine dayanıyor. “Eşitlik kuralı” anlamına gelen izonomi Atinalı Klisten’in MÖ 508 ve 507 yıllarında yurttaşlar arasında eşitliği esas alarak gerçekleştirdiği reformların temelini oluşturuyor. Daha sonra Aristoteles, “eşitliğe dayalı özgürlük” yaklaşımını demokrasinin temel ilkesi ilan ediyor. Yüzyıllar sonra, Jean Jacques Rousseau önce 1754’te “İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine”, sonra 1762’de “Toplumsal Sözleşme” isimli eserlerinde “eşitlik” düşüncesini derinlemesine inceliyor. Eşitlik ilkesi sonunda 1789 Fransız Devrimi’nin temel ilkelerinden biri haline geliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kanun önünde eşitlik ilkesi nihayet 1948 tarihli Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’ nin 7. maddesinde çağdaş tanımına kavuşuyor: “herkes yasa önünde eşittir ve ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunmaya hakkı vardır. Herkes, bu Bildirgeye aykırı herhangi bir ayrımcılığa ve ayrımcı kışkırtmalara karşı eşit korunma hakkına sahiptir.” Bu tanım daha sonra demokratik ülke anayasalarında, insanlar arasındaki farklılıklar sayılmak suretiyle geliştiriliyor. Aslında “herkes” sözcüğü insanların tüm farklılıklarını içeriyor ama Türkiye dahil bazı ülkelerde uygulamada bazı farklılıkların yazılmasında dışlandığı görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin 2000 tarihli Temel Haklar Şartı’nın 21/1. maddesinde yer alan bu ilkenin geniş tanımını yeğleyenlerdenim.&nbsp; Ayrımcılık yasağı başlıklı bu madde şöyle: “ Cinsiyet, ırk, renk, etnik veya sosyal köken, kalıtımsal özellikler, dil, din veya inanç, siyasi veya başka herhangi bir görüş, bir ulusal azınlığın üyesi olma, hususiyet, doğum, maluliyet, yaş veya cinsel eğilim gibi herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılması yasaktır. “ </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Anayasa madde 10 ve açık ihlali</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu madde, 2004 ve 2010 tarihinde eklenen fıkralar hariç şu şekilde kaleme alınmıştı: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Madde insanların bazı farklılıklarını yazmıyordu ama yukarıda belirttiğim gibi temel ilke ortaya konulduğuna göre, burada sayılmayan farklılıklar üzerinden ayrımcılık yapılamayacağı açıktı. Örneğin cinsiyet kelimesinden kadın-erkek eşitliği, tanımda yer almayan yaş kriterinden yaşlılar ve çocuklara ayrımcılık yapılamayacağı anlaşılmalıydı. Ama 7 Mayıs 2004’te maddeye 2. fıkra olarak “ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” fıkrası eklendi. 2010’da bu fıkraya “ Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” cümlesi eklendi. Bu cümleyle kadın-erkek eşitliği bakımından kadınlara pozitif ayrımcılık yapılmasının yolu açılmış oldu. Aynı tarihte maddeye şu 3. fıkra da eklendi: &nbsp;“ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” Böylece maddenin ilk fıkrasında yer almayan yaş, kalıtımsal özellikler ve maluliyet ölçütleri de maddeye eklenmiş oldu. Üstelik bu gruplara mensup insanlara pozitif ayrımcılık yapılabileceği de anayasal güvenceye açıkça kavuşturulmuş oldu. Söz konusu anayasa değişiklikleri uygulamaya açıklık getirmek bakımından olumluydu kuşkusuz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne var ki yıllar sonra, pandemi döneminde, maddeye 2010’da eklenmiş olan 3. fıkra ihlal edildi. Hem de Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nın görevleriyle ilgili 104. maddesi 17. fıkrasının 2. cümlesi (Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez) ile birlikte. Her ne kadar kararname çıkarılmamış olsa da şifahi olarak, ayrıca İçişleri genelgeleriyle 65 yaş üstündeki yurttaşlara ev hapsi ve seyahat yasağı getirilerek negatif ayrımcılık yapıldı. Böylece ayrıca 65 yaş üstü yurttaşların Anayasa’nın “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesi de çiğnenmiş oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İlginçtir ama gerekçesi son derece absürt olan bu yasakla ilgili olarak ana muhalefet partisi, dönemin CHP’si de Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadı. Gerekçe, virüsü kapan 65 yaş üstü yurttaşların istatistiklere göre toplumun diğer gruplarındaki insanlardan daha çok öldüğüydü. Oysa mantık, bu insanların da kendilerini maskelerle ve aşı olmak suretiyle korumaları halinde virüsü kapmayacaklarını, buna karşılık toplumumuzda çocukları ile aynı evi paylaşan çok sayıda yaşlı bulunduğunu, sokağa çıkmadıkları halde enfekte olup yaşamlarını yitirebileceklerini dikkate almayı gerektiriyordu. Nitekim kendini korumayı bilen ve hukuka açıkça aykırı olduğu için bu yasağa uymayanlar enfekte bile olmadılar. Özetle, hiçbir şeye yaramadığı gibi, anayasanın belkemiğini oluşturan bu maddenin ihlali, pandemi dönemiyle sınırlı kalmadı ne yazık ki. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Eşit korunma hakkı </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi’nin tanımına dönecek olursak, kanun önünde eşitlik herkesin ayrım gözetilmeksizin yasa tarafından eşit korunma hakkını içeriyor. Örneğin yaşamını sürdürmesini sağlayacak gelire sahip olmayanlara devletin diğer insanlarla eşit davranması felsefi açıdan bakıldığında yeterli değil. Bir köşeye sığdırılamayacak kadar geniş olan bu konunun sosyal devlet ilkesiyle bağlantılı olduğunu kabul etmek gerekir. Evrensel temel gelir veya vatandaşlık geliri gibi kavramlar bu ilintinin doğal bir sonucu ve kökeni XVI. yüzyıla kadar gidiyor. Bu bağlamda, Rönesans hümanistlerinden biri olan Katalan Juan Luis Vives’ in 1526’da Latince yayımladığı “De subventione pauperum” (Yoksullara yardım) başlıklı eserinde yoksulluğun giderilmesine dini açıdan yaklaştığını ve yöneticilere yoksullara yardım çağrısında bulunduğunu anımsatmakta yarar var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Konuyu fazla dağıtmadan belirtmek gerekirse, çağdaş devletlerde sosyal yardımların yanı sıra, vergilendirmede adalet de kanun önünde eşitliğin sosyal uzantısı sayılabilir. Bazı OECD ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de vergide adaletin anayasal boyutu bulunuyor. Anayasa’nın 73. maddesinin ilk iki fıkrası şöyle: &nbsp;“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. “ Bu bağlamda, genel eşitlik ve sosyal devletin anayasanın temel ilkeleri olduğu bir kez daha vurgulanmış bulunuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ne var ki öteden beri tam olarak uygulanamayan bu ilkelerin Şimşek politikasıyla had safhada bozulduğu görülüyor. Yüksek enflasyonla mücadele gerekçesiyle yürütülen bu politika, ayrıntılara girmeden belirtmek gerekirse, geçtiğimiz 30 ay içinde zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul hale getirmiş durumda. Daha önce de ayrıntıyla yazmış olduğum gibi, ayrıca DMK’na tabi emekli memurlara, yasanın etrafından dolaşılarak çalışan memura verilen seyyanen artış yansıtılmamış ve sonuçta negatif ayrımcılık yapılmış bulunuyor. Bunun 10. madde hükmüne ne derece uygun olduğunun takdirini okura bırakıyorum. 2,5 milyon memur emeklisine uygulanan bu negatif ayrımcılığın, ayrıca maaşları çok düşük tutulan 5510 sayılı kanuna tabi yaklaşık 8 milyon SSK emeklisiyle aradaki gelir farkının açılmaması için yapıldığı izlenimi ediniliyor. Büyük kentlerde ancak en düşük kira bedeline denk gelen milyonlarca emeklinin maaşını, &nbsp;makro ekonomik rakamlarla övünen Sayın Şimşek ve ekonomi yönetiminin başarı hanesine mi yazmak gerekiyor? </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen memuriyet hiyerarşisini bozacak ve negatif ayrımcılığı daha da derinleştirecek olan bazı yönetici pozisyonundaki memurlara yönelik seyyanen zam tasarısı, bütçe kaynaklarının doğru kullanılmadığını ortaya koyuyor ne yazık ki. Bu ülkede çalışırken yönetici pozisyonunda görev yapmış emekliler de var iktidar ortaklarının unuttuğu. Onlar artık işe yaramıyor tamam da yöneticiler, maiyetlerindeki memurlar sayesinde başarılı olabileceklerini bilmiyorlar mı? Bu ülkede geçim sıkıntısı çeken yöneticiler varsa, maiyetlerindeki memurların yok mu? Bu ülkede asgari ücretli özel sektör çalışanlarının yok mu? Emeklilerin yok mu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Milyonlarca insana negatif ayrımcılık veya küçük bir azınlığa pozitif ayrımcılık yapılmak suretiyle bir ülke ekonomisi yönetilir mi? 50 yıldır çok ekonomik krizler yaşadık. Ama bu kadar eşitsizlikçi, keyfi bir döneme tanık olduğumu ben şahsen anımsamıyorum. &nbsp;&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/kanun-onunde-esitlik-1764923939.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye tekstil sektörünün temel sorunları ve çözüm önerileri</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-ve-cozum-onerileri-12196</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-ve-cozum-onerileri-12196</guid>
                <description><![CDATA[Bu yazıda sunulan çözüm önerileri; maliyetlerin düşürülmesi, yüksek katma değerli üretime geçiş, dijitalleşme yatırımlarının hızlanması, nitelikli işgücü yetiştirilmesi, markalaşma ve pazar çeşitlendirme stratejileri ile sürdürülebilirlik uyumunun güçlendirilmesini hedeflemektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif; font-size:16px">Türkiye tekstil sektörünün temel sorunları hem küresel rekabet koşullarından hem de iç yapısal durumlardan kaynaklanmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>1. Yüksek Maliyetler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Enerji maliyetleri Avrupa’ya göre çok yüksektir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* İşgücü maliyetleri, üretim verimliliğine göre yükselmiş durumdadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Finansmana erişim zorlukları ve yüksek faiz oranları yatırım kapasitesini azaltmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>2. Düşük Katma Değerli Ürün Üretimi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Pek çok firma hâlâ orta–düşük segment ürünlerde yoğunlaşmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Tasarım, Ar-Ge, teknik tekstiller gibi yüksek katma değerli alanlara geçiş yeterince hızlı değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>3. Çin, Bangladeş, Vietnam gibi ülkelerle rekabet</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Bu ülkelerde işçilik maliyetleri çok daha düşüktür.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Büyük markalar için Türkiye’nin maliyet avantajı azaldı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Türkiye’nin hızlı teslimat ve esneklik avantajı olsa da fiyat rekabetinde zorlanılmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>4. Nitelikli İşgücü Sorunu</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Ara eleman (dikiş operatörleri, ustabaşılar) bulmak zorlaşmaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Gençler sektöre yönelmemektedir; mesleki eğitim yetersizdir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Yüksek nitelikli personel bulmakta sorun yaşanmaktadır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>5. Dijitalleşme ve otomasyon eksikliği</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Birçok KOBİ dijital dönüşüm yatırımlarını yapamıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Endüstri 4.0, akıllı üretim, otomasyon gibi alanlarda geri kalınması rekabet gücünü azaltıyor.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>6. Ham madde ve tedarik problemleri</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Pamuk fiyatlarındaki dalgalanmalar maliyet kontrolünü zorlaştırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Iplik ve kumaş gibi temel girdilerde İthal bağımlılığı artmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Döviz kurundaki belirsizlik maliyet hesaplarını zorlaştırıyor.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>7. Markalaşma Eksikliği</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Türkiye güçlü bir üretici ama <strong>küresel marka sayısı az</strong>dır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Kendi markasını yaratmayan firmalar düşük kâr marjıyla üretime mahkûm oluyor.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>8. Sürdürülebilirlik Baskısı</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* AB Yeşil Mutabakatı gereklilikleri (karbon ayak izi ölçümü, geri dönüşümlü malzeme, su tüketimini azaltma vb.) ciddi maliyet artışına yol açmaktadır, bu konuda yeterli düzeyde organize maliyet yönetimi yapılamamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Sektörde sürdürülebilir üretime geçiş hızı farklılık gösteriyor.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>9. Kayıt dışılık ve denetim sorunları</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Kayıt dışı üretim haksız rekabet yaratıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Vergi ve SGK yükümlülükleri düzgün işleyen firmalar için maliyetleri yükseltiyor.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>10. Pazar çeşitlendirme eksikliği</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* AB pazarına yoğun bağımlılık (özellikle Almanya, İngiltere, İspanya) söz konusudur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Yeni pazarlara açılma konusunda yeterli organizasyon sağlanamamaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</strong></span></span></h1>

<h2><strong>1. Yüksek maliyetler için çözüm önerileri:</strong></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Temel girdiler için yerli üretimi desteklemek için iş dünyası sivil toplum kuruluşlarının öncü adımlar atması</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla enerji maliyetlerini düşürmek (güneş panelleri, kojenerasyon).</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Toplu alım konsorsiyumları oluşturarak iplik–kumaş–aksesuar maliyetlerini düşürmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Kârlılığı artıracak biçimde daha iyi üretim planlama ve verimlilik yazılımları kullanmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Devlet desteklerinin (KOSGEB, TÜBİTAK, ihracat kredileri) daha etkin kullanılması.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Alternatif elyaf kaynakları geliştirmek (geri dönüştürülmüş polyester, viskon, bambu vb.).</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Tedarik zinciri risk analizlerini dijital araçlarla yapmak.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>2. Düşük katma değerli üretim için çözüm önerileri:</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Endüstri 4.0 uygulamalarının yakından takip edilmesi ve uyum sağlanması, otomatik kesim, akıllı dikim makineleri, yapay zekâ tabanlı üretim izleme </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* ERP–MES entegrasyonlarıyla üretim verimliliğini artırmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Devlet teşvikli dijital dönüşüm programlarından yararlanmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Teknik tekstiller, fonksiyonel kumaşlar, medikal tekstiller gibi yüksek katma değerli alanlara yatırım.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Tasarım ofisleri, Ar-Ge merkezleri ve inovasyon odaklı ekiplerin güçlendirilmesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Üniversite–sanayi iş birliklerinin artırılması.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>3.<strong> </strong>Uzakdoğu rekabeti için çözüm önerileri:</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Hızlı moda (fast–fashion) ve hızlı tedarikte Türkiye’nin coğrafi avantajından daha etkin bir şekilde faydalanması</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Düşük işçilik maliyeti ile rekabet edilemeyen alanlarda “<strong>hız + kalite + sürdürülebilirlik</strong>” kombinasyonuna odaklanmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Koleksiyon üretimi, küçük adetlerde hızlı teslim gibi niş alanlara yönelmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Orta ölçekli üreticilerin ortak markalar veya konsorsiyum markaları kurması.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Online kanallarda satış için güçlü e-ticaret altyapısı kurmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Dünyaya açılmış başarılı Türk markalarının (LCW, Mavi gibi) tecrübelerinden öğrenme programları oluşturmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Marka iletişimi, ambalaj, tasarım ve müşteri deneyimine yatırım yapmak</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Amerika, Körfez, Afrika, Rusya, Orta Asya gibi alternatif pazarlara yönelik hedefli ticari misyonlar oluşturmak,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* E-ihracat kanallarının güçlendirilmesini sağlamak,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Yerli markaların global pazarlara Amazon, Zalando, Allegro gibi platformlar üzerinden giriş yapmak,</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>4. Nitelikli işgücü eksikliği için çözüm önerileri</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Mesleki liselerle tekstil firmaları arasında uygulamalı staj ve atölye programları oluşturmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Operatör yetiştirme akademileri kurmak,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Daha iyi çalışma koşulları ve performans primleri ile sektörü cazip hâle getirmek.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Göçmen işgücünün düzenli ve denetimli şekilde sektöre entegrasyonunu sağlamak,</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>5. Sürdürülebilirlik baskısı için çözüm önerileri</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Atık su arıtma, karbon ölçümleme, geri dönüşüm hatları kurmak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* AB Yeşil Mutabakatı’na uygun üretim standartlarını uygulamak.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Tedarik zincirinde şeffaflık sağlayan dijital takip sistemlerini (blockchain, QR takip) kullanmak.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><strong>6. Kayıt dışılık için çözüm önerileri</strong></span></span></h2>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Vergi çeşitliliğinin azaltılması ve adaletinin sağlanması</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Denetimlerin güçlendirilmesi, kayıtlı firmaların teşviklerle desteklenmesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* Kayıtlı çalışan için prim indirimi gibi modellerin geliştirilmesi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">* İstihdamda e devlet sisteminin etkin kullanılmasıyla, istatistikler yerine doğrudan ham veri üzerinden projeksiyonların yapılmasını sağlamak,</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Sonuç olarak, Türkiye tekstil sektörü, küresel rekabet baskısı, yüksek maliyetler, nitelikli işgücü eksikliği, sürdürülebilirlik yükümlülükleri ve iç piyasa yapısal sorunlarının birleşimi nedeniyle dönüşüm ihtiyacı duyan stratejik bir alandır. Bu yazıda sunulan çözüm önerileri<strong><em>; maliyetlerin düşürülmesi, yüksek katma değerli üretime geçiş, dijitalleşme yatırımlarının hızlanması, nitelikli işgücü yetiştirilmesi, markalaşma ve pazar çeşitlendirme stratejileri ile sürdürülebilirlik uyumunun güçlendirilmesini hedeflemektedir</em></strong>. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kamu destekleri, sektör içi iş birlikleri ve firmaların teknoloji–tasarım odaklı bir yapılanmaya yönelmesiyle Türkiye’nin tekstilde rekabet avantajını yeniden elde etmesi mümkündür. Bu dönüşüm süreci doğru şekilde yönetildiğinde, sektör hem ihracat kapasitesini hem de küresel marka değerini artırarak daha sürdürülebilir ve yüksek kârlı bir yapıya kavuşacaktır. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 00:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/turkiye-tekstil-sektorunun-temel-sorunlari-ve-cozum-onerileri-1764835589.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Faiz düşüyor, kredi yok: Türk tipi makro ihtiyatın çelişkili ekonomisi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/faiz-dusuyor-kredi-yok-turk-tipi-makro-ihtiyatin-celiskili-ekonomisi-12192</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/faiz-dusuyor-kredi-yok-turk-tipi-makro-ihtiyatin-celiskili-ekonomisi-12192</guid>
                <description><![CDATA[Bugün uygulanan makro ihtiyati tedbirler artık finansal istikrarı koruyan bir çerçeveden çok, ekonomik işleyişi sekteye uğratan bir müdahale biçimine dönüşmüş durumda. Kredi kanallarının bu kadar daraltılması, ekonomiyi korumak bir yana, üretimden tüketime kadar tüm alanlarda sistemi yavaşlatıyor. Bankacılık sektörü risk almak bir yana, regülasyon labirentinden çıkmaya çalışırken, piyasa ekonomisinin özü olan güven, erişim ve hareketlilik yerini belirsizlik ve durağanlığa bırakıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">İş Bankasının 2000’lere kadar Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu Kenedi caddesini kesen Tunus Caddesi ODTÜ’nün meşhur mavi otobüslerinin durağıydı. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">ODTÜ mezunları alıştıkları bir manzara olan bu kulede çalışmayı hedeflerler tüm süreçleri sınavla işe alım olan Bankaya kimi uzman, kimi müfettiş olarak girerlerdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Aralarında benim de yer aldığım ODTÜ’lü İş Bankalılardan biri de Bankanın şimdiki Genel Müdürü olan Hakan Aran.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Hakan bey haleflerinden farklı olarak İktisadi İdari Bilimler Fakültesi değil Mühendislik Fakültesi mezunu. Bir Bilgisayar Mühendisinin Banka Genel Müdürü olması şaşırtıcı olmanın ötesinde bir zamanın ruhu çıktısı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türk Bankacılık sisteminin teknoloji alanında elde ettiği başarıları ve bu başarıların Türk Halkına kazandırdıklarını özetlemeye kalksak epey uğraşmak zorunda kalırız. Bu konuda en unutulmaz örnek Türkiye’de kredi kartına taksit yaparak ihtiyaçların karşılandığı zamanlarda İsviçre gibi Bankacılığın kitabını yazmış bir ülkede kartların imprinter cihazından geçirilmesiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bırakın karta taksit vb‘ni yapılan işlemi anında Bankacılık sistemine aktarmaktan söz ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Biz karttan şifreye, şifreden mobil cüzdana, oradan biyometrik doğrulamaya geçtikçe bankacılık sistemi at arabasından <strong>TGV hızına</strong> çıktı. Fakat ülke bu hıza ayak uyduramayınca çözüm <strong>bankacılığı yasaklamakta</strong> bulundu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türk Bankacılık sistemi teknolojide ve büyüme kanallarında o denli gelişti ki ülke bu gelişmeye ayak uyduracak yapısal reformları yapamayınca çare olarak Bankacılığın geliştirdiği ürünleri birer birer yasaklama yoluna gidildi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Yapısal reformlar yapmak yerine sadaka ekonomisine sırt dayanmış, halkın makarna ve kömüre duyduğu ihtiyacın devamı için Bankacılığın çok da rol çalmaması konusunda hem fikir olunmuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu günlerde CHP oyları ile girdiği mecliste bu oyların diyetini CHP’lilere ödeten muhalif saftaki Babacan ülkeye ithal edilen Makro İhtiyati Önlem kavramını bir Banka rendeleme aracına döndürmüştü.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Kredi Kartı taksiti yasaklandı, Bireysel Kredilerin vadesi kısıldı, Konut Kredisi kullanımına zorluklar getirildi. Diğer tarafta zamanın TCMB Başkanı da gururla bizde faizler düşük çünkü makro ihtiyati tedbirler var diyerek bu eşi görülmemiş iktisadi pres mekanizmasını inovasyon tadında anlatıyordu. (</span></span><u><a href="https://www.yeniarayis.com/yazi/makro-ihtiyati-politikalar-ve-cemil-meric-5027" style="color: rgb(70, 120, 134);">https://www.yeniarayis.com/yazi/makro-ihtiyati-politikalar-ve-cemil-meric-5027</a>)</u></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2014’deki bu sunumdan tam 11 yıl sonra İş Bankası’nın yazılım mühendisi Genel Müdürünü faizi düşürüyorsunuz ama tedbirlerle sistemi öyle kısıtladınız ki faizin düşük olmasının bir anlamı kalmıyor diyerek dert yanarken dinlediğimde Türkiye’de alınan yolun arpa için bile kısa kaldığına şahit oluyorsunuz:&nbsp;</span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:black">"Piyasa faizlerinin politika faizine eşlik etmemesinin arkasında yatan en önemli neden hâlâ çok sıkı makro ihtiyati tedbirlerin olması. Kredi büyümesine yönelik kısıtlar kredi arzını sınırlıyor, arz sınırlı olduğunda fiyatlamaya etki etmiyor.“ (</span></span></span><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><span style="color:#467886"><u><a href="https://www.bloomberght.com/is-bankasihakan-aran-artan-indirim-beklentileri-tcmb-uzerinde-baski-yaratmamali-3762497" style="color:#467886; text-decoration:underline">https://www.bloomberght.com/is-bankasihakan-aran-artan-indirim-beklentileri-tcmb-uzerinde-baski-yaratmamali-3762497</a>)</u></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2014’de Erdem Başçı bizde faizler olması gerekenden daha düşük çünkü tedbirler var dediğinde ne enflasyon ne kur ne de faizler&nbsp; baş ağrıtan bir seviyede idi. 2025’in makro ihtiyat günlerinde ise yine makro ihtiyat ipinin üzerinde dans ediyoruz ama bu defa altımızda gemi halatı değil olta misinası var. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Dünyada finansal sistemi koruyup kollamak için icat edilen Makro İhtiyati Tedbir Türkiye’de finans sistemine tersten giydirilen bir gömlek misali elleri kolları bağlıyor.&nbsp; Merkez Bankası sözde faiz düşürüyor ama kredi vermek için bin türlü düzenleme kısıtlama, vergi ve fonu aşmak gerekiyor. Kaf dağının ardındaki anka kuşunda tüy koparmak daha kolay.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye büyüyor ama Bankacılık küçülüyor. Kredinin toplam GSMH’ya oranında zaman tüneli misali 2000’lerin ortasına dönmüş durumdayız</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px"><img alt="" src="https://www.yeniarayis.com/public/images/detay/%C3%A7a%C4%9Ftay2.jpg" style="height:464px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">2014’de Erdem Başçı bizden makro ihtiyatisi yok diyerek yola çıkmış ama kredilerde gaza basmak için KGF’yi icat eden akılla (2017) kredi artışı daha da hızlanmıştı. 2021 kamikaze ekonomisi ile ülkenin son kredileri de dağıtılınca devamında tablo yukarıdaki gibi paraşütsüz düşüşe karşılık geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Türkiye sağcı bir iktidarın elinde “serbest piyasanın” can çekişmesine tanık oluyor. Bu ekonomik tercihin en akla ziyan uygulamaları ise Bankacılık alanında karşımıza çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bankalar topladıkları mevduatı zaten uluslararası ölçekte denetime tabi kredi karar mekanizmaları ile değil makro ihtiyati ambalaja sarılmış keyfilikle krediye dönüştüremez hale geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bugün uygulanan makro ihtiyati tedbirler artık finansal istikrarı koruyan bir çerçeveden çok, ekonomik işleyişi sekteye uğratan bir müdahale biçimine dönüşmüş durumda. Kredi kanallarının bu kadar daraltılması, ekonomiyi korumak bir yana, üretimden tüketime kadar tüm alanlarda sistemi yavaşlatıyor. Bankacılık sektörü risk almak bir yana, regülasyon labirentinden çıkmaya çalışırken, piyasa ekonomisinin özü olan <strong>güven, erişim ve hareketlilik</strong> yerini belirsizlik ve durağanlığa bırakıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:16px">Bu yaklaşımın ne büyümeyi desteklediği ne de piyasayı rahatlattığı artık açıkça görülebiliyor. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla kural değil; işleyen, öngörülebilir ve ekonominin gerçeklerini esas alan bir finansal düzen. Aksi halde krediye ulaşmanın giderek imkânsızlaştığı bir düzende ekonomiden dinamizm beklemek, rüzgârı olmayan bir denizin ortasında yelken açmaya benziyor: Gemimiz var, rotamız var ama ilerlememizi sağlayacak rüzgâr politik olarak kesiliyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/12/faiz-dusuyor-kredi-yok-turk-tipi-makro-ihtiyatin-celiskili-ekonomisi-1764692976.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanayisizleşme, kayıt dışılık, Papa!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sanayisizlesme-kayit-disilik-papa-12176</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sanayisizlesme-kayit-disilik-papa-12176</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye ise tam gaz anayasa değişikliği ve sonsuza kadar Erdoğan yönetimine doğru hızla ilerliyor. Önce Apo şimdi Papa. Son bir yılda iktidarın 180 derecelik keskin konum değişikliğinin başka açıklamasını bulmakta zorlanıyorum. Ülke kayıt dışı ekonomi, biten tarım, sanayisizleşme, yüksek faizli borç sarmalında boğuşurken gündem sürekli değişiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Dünyadan;</strong>&nbsp;Bir önceki hafta piyasalarda balon oluştu, jeopolitik riskler arttı, yılsonu pozisyon kapamalar başladı, Fed faiz indirmeyecek, artan Japon faizleri söylentileri ağır basmıştı ve piyasalar zevksizleşmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu hafta tam tersi oldu, Fed’in faiz indireceği, jeopolitik risklerin azaldığı söylentileri ağır bastı ve bir önceki moral bozukluğu kar realizasyonu olarak değerlendirildi. Her zaman yazdığım gibi para ağaları algıyı oluşturuyor, parayı vuruyor, tahminde bulunmak da fakirlere kalıyor. Balon var mı yok mu, ben kararsızım doğrusu. Balonu ağalar patlatınca olup olmadığını anlayacağız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fed yetkili ağızlarından gelen “bu ay faiz indirimi var” imaları, %30 olan Aralık ayında faiz indirimi beklentisini %80 seviyelerine çıkardı. Ukrayna, ABD nin barış şartlarını kabul etti, Rusya çok ılımlı karşıladı. Şimdilik bu risk de azaldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Çin ve Japonya arasındaki gerginlik devam ediyor. Japonya, Tayvan’a olabilecek bir saldırı karşısında askeri müdahaleden bahsetti. Çin, Japonya’ya seyahat, Japon filmi seyretme, Japon deniz ürünlerine ithalat yasağı getirdi. Şimdilik tatlı tatlı cilveleşiyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Türkiye’den;</strong>&nbsp; Ülkede inanılmaz artan gayri resmi ticaret ekonomiyi ayakta tutuyor. Son on yılda faturasız işlem patlamış durumda. Karadeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu’da faturanın ne olduğunu bilmeyenlerin olduğundan şüpheleniyorum. 2008 Mortgage krizi dünyayı vurduğunda Türkiye’yi teğet geçmesinin bir nedeni yüksek kazanç ile ülkeye gelen yabancı ise, diğeri gayri resmi ciroydu. O tarihten beri ekonomist olup ülkeyi yönetenler dünyanın aksine olan her şeyi yaptılar; hatta yapılmaması gereken her şeyi yaptılar ama ekonomi kayıtdışı sayesinde ayakta kaldı ve kalmaya devam ediyor. Tabi bu arada kayıt dışı giderek artıyor. Poşetlerle para taşımanın dayanılmaz yalnızlığı çoğalıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tarım bitti, bundan sonra geri dönmek çok zor. Bugün tarıma geri dönüyorum desen sanırım ilk meyvesini 30 yıl sonra alırız. Dönmek isteyen, tarımı umursayan da yok gerçi. Son üç yıldır ise sanayisizleşmeye doğru koşar adım gidiyoruz. Kapanan, iflas eden, sektörden çekilen firmalar dayanılmaz ölçü de arttı. Geride kalanlar hızla küçülüyor. Küçülen firma ilk önce personel çıkarıyor, çıkan personel yüzünden talep düşüyor, talep düşünce üretim biraz daha düşüyor. İktidar bunu talebi kısarak enflasyonu düşüreceğiz diye pohpohluyor. İmalat sanayi kapasite kullanım oranı Kasım ayında yüzde 74,4 oldu. Emek-yoğun sektörler dışında dipten bir toparlanma var. Günü kurtarma bu, başka şekilde okumamak gerekiyor bence.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tarım ve sanayi olmayınca, üretemeyince, borçlanıyoruz. Kamunun faiz yükü artıyor. Geçen hafta okumuşsunuzdur. Kamu aldığı 20 milyar TL için sadece faizi olarak 260 milyar TL ödeyecek. 2018 yılından beri daha çok borçlanıp daha yüksek faize razı geliyoruz. Son dört yılda ödenemeyecek faiz yükü altına girdik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye ise tam gaz anayasa değişikliği ve sonsuza kadar Erdoğan yönetimine doğru hızla ilerliyor. Önce Apo şimdi Papa. Son bir yılda iktidarın 180 derecelik keskin konum değişikliğinin başka açıklamasını bulmakta zorlanıyorum. Ülke kayıt dışı ekonomi, biten tarım, sanayisizleşme, yüksek faizli borç sarmalında boğuşurken gündem sürekli değişiyor. Yeni gündem Papa. Vallahi çok korkuyorum Türkiye için. Yangın bacayı sarmış hep birlikte saçımızı tarıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">TCMB&nbsp; yıl bitmeden 100 veya 150 baz puan indirmeye hazırlanıyor. Uluslararası kurumlar, bankalar gaz vermeye devam ediyor. Türkiye, rantiyeci için halen deli kazanç sağlayan bir ülke. Kurumlarda TL de kalmayı öneriyor. Enflasyon beklentileri 2025 sonu için %32, 2026 sonu için %20. TCMB’nın 2026 yılı sonuna kadar politika faizini %25,5 seviyesine çekmesini bekliyorlar. Olur mu? Olur. Rantiyeciler para kazansın diye bu senaryo tutmalı zaten. Ya Türkiye ya vatandaş. Eee! Bu konuyuda uluslararası kuruluşlar dert etmeyecek tabi, orasını Türkiye vatandaşları düşünecek.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">21 Kasım 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yabancı Portföy;&nbsp; Hissede ilgili hafta 72 milyon dolarlık, tahvilde 240 milyon dolarlık alış var. Yılbaşından bu yana hissede 1,5 milyar dolar, tahvilde 2 milyar dolar, toplamda 3,5 milyar dolarlık alış var. 2024 kadar olmasa da yabancı girişi devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">DTH;&nbsp; Bir önceki hafta toplamda 3,6 milyar dolar artış vardı, ilgili hafta 2,6 milyar dolar azalış var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">TCMB rezervler; İlgili hafta&nbsp; brüt rezervlerde sert azalış olmuş. 7 milyar dolar azalmış. Net rezervler ve swapsız net rezervler ise 3 milyar dolar civarında ekside.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Krediler; Kredi hacimlerinde daralma olan haftayı geride bırakmışız. Ortalama üç aylık mevduat, ticari kredi faizleri ve&nbsp; bireysel kredi faizlerinde kayda değer bir değişiklik yok. Kredi halen çok ama çok pahalı.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Piyasalar;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Dünya emtia endeksi; Yükseliş devam ediyor. 109 puanı destek yapmayı becerebilecek mi bakalım? Bu hafta destek 109 puan, direnç 111 puan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Dolar/TL;</strong> Üç hafta önce; “Kasım sonunu 42,90 civarında&nbsp; bitirmesine izin verecekler gibi” tahmininde bulunmuştum ama ayı 42,50 seviyesinden bitirttiler. Doların Kaım ayını diğer paralar karşında da düşürerek bitirmesi destek oldu tabi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Eur/Usd;</strong>&nbsp; 1,1470 ana desteği ve 1.1830 ana direnci arasında kalacak gibi duruyor. Görüntü henüz Euro lehine dönmemiş ve Euro kazancı realizasyonu bitmemiş gibi. Bu hafta 1,1660 direnç, 1,15 destek.&nbsp; &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>ABD 10 yr tahvil;</strong> Haftayı %4,02 seviyesinden kapadı. %3,91 hedefim devam ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Dolar endeksi;</strong> “FED faiz Aralık ayını pas geçecek” beklentisi tersine dönünce&nbsp; 99,50 puana kadar gevşedi. Üstüne atamazsa gevşeme devam eder. İlk destek 98,50 puan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bist100;</strong> Dünya hisse borsaları bir öceki haftayı&nbsp; “balon çok şişti, patlayacak”&nbsp; &nbsp; diyenlerin etkisi ile kapatırken geçen haftayı da “boğa piyasasının ortasındayız” diyenlerin etkisi ile kapattı. Tüm dünya hisse borsaları düştükleri yere geri döndü neredeyse.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye borsası sakin, hacimsiz ve zevksiz. Bu haftayı 10800 puanın üstünde kapatmaya çalışacaktır. Ben halen ucuz kaldığını ve 2026 yılı ile bir alış geleceğini düşünüyorum. Dolar bazında Aralık ayı&nbsp; desteği olan 2,42 oldukça kuvvetli hale geliyor. 2,60 direnç olur sanırım. Yılsonu yeni pozisyon açılımı olmayacağından ayı 2,40 ile 2,50 dolar arasında kapaması daha yüksek olasılık gibi duruyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Altın ons;</strong> 4000, 3850&nbsp; dolar destek, 3450 dolar ise çok kuvvetli destek.&nbsp; 4390 dolar direnç.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Gümüş;</strong> Şubat 2026 hedefim 79 dolardı ama, öncesinde biraz daha gevşeme veya yatay hareket bekliyordum. Geçen hafta yeni tarihi zirve yineledi.&nbsp; Haftayı ve ayı sert yükseliş ile kapadı. Normalde hareketin devam etmesi gerek ama 48 ile 49,50 dolar arasına düzeltme yapma olasılığı halen var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Bitcoin</strong>; Geçen hafta; “beklediğim düzeltmeyi yaptığını artık, bir kaç hafta 83 bin dolar&nbsp; ile 93 bin dolar arasında oyalanabileceğini” yazmıştım. Bu tahminimi sürdürüyorum ama zaman zaman 109 bin dolar ile 83 bin dolar arasında dalgalanma olabilir. Bir kaç aylık yataydan sonra düşme olasılığını daha yüksek görüyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/11/sanayisizlesme-kayit-disilik-papa-1764493059.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sermaye birikimine karşı servet birikimi: Ekonomik etkiler</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/sermaye-birikimine-karsi-servet-birikimi-ekonomik-etkiler-12156</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/sermaye-birikimine-karsi-servet-birikimi-ekonomik-etkiler-12156</guid>
                <description><![CDATA[Sermaye birikimi odaklı, üretim ve teknoloji temelli bir büyüme stratejisidir. Fakat, Türkiye’de tasarrufların önemli bölümü üretime değil gayrimenkul servetine gidiyor. Bu durum: Üretim yatırımlarını zayıflatıyor, Ekonomiyi “rant ekonomisi”ne dönüştürüyor, sanayileşme ve teknoloji yatırımlarını geciktirmekte ve yapısal makroekonomik problemlere neden olmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Sermaye birikimi</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>servet birikimi</strong>&nbsp;farklı kavramlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Sermaye birikimi</strong>,&nbsp;Üretken yatırımların artması (makine, fabrika, teknoloji, beşerî sermaye)&nbsp;anlamı taşır ve&nbsp;Ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağlar.&nbsp;Dolayısıyla, üretim kapasitesini artırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Servet birikimi&nbsp;</strong>ise,&nbsp;Mevcut varlıkların değer artışından kaynaklanır (arsa, konut, hisse, tahvil, altın vb.).&nbsp;Üretim kapasitesini artırmak zorunda değildir,&nbsp;Çoğu zaman pasif bir birikim biçimidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik Etkilerin Karşılaştırılması</span></span></strong></p>

<table>
	<tbody>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Alan</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sermaye Birikimi</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Servet Birikimi</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik büyüme</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyümeyi hızlandırır, verimliliği artırır.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Büyüme üzerinde zayıf etki; bazı durumlarda büyümeyi baskılar.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">İstihdam</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yeni yatırımlar → daha fazla istihdam.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Genellikle istihdama etkisi sınırlı.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Verimlilik (TFP)</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yüksek teknoloji ve eğitim yatırımları → verimlilik artışı.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Verimlilik artışına katkı sağlamaz; bazı durumlarda rant ekonomisine yol açar.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gelir dağılımı</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Görece dengeli bir etki gösterir.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Genellikle eşitsizliği artırır; zengin daha hızlı zenginleşir.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Fiyatlar</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Üretim artışı fiyat istikrarına destek olur.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Konut/arsa gibi varlıklarda balon riski; enflasyonist baskı yaratabilir.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Finansal istikrar</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Reel ekonomiyi güçlendirir, krizleri azaltır.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Varlık fiyat balonları → finansal kriz riski&nbsp;taşır.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tasarrufların yönü</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tasarruflar üretime gider.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Tasarruflar spekülatif varlıklara yönelir.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ekonomik sürdürülebilirlik</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Uzun dönem kalkınmayı destekler.</span></span></p>
			</td>
			<td>
			<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Kırılgan, dalgalı ve sürdürülemez bir büyüme modeli oluşturabilir.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye Bağlamında Değerlendirme&nbsp;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Türkiye’de sermaye birikimi ile servet birikimi arasındaki dengesizlik, ekonomik yapının uzun dönemli büyüme kapasitesini belirleyen en kritik meselelerden biridir. Son yıllarda tasarrufların önemli bir kısmının üretim odaklı yatırımlar yerine gayrimenkul, arsa, altın ve kısa vadeli finansal araçlara yönelmesi, ülke ekonomisini yapısal olarak “servet birikimi” modeline yaklaştırmıştır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Gayrimenkulün en güvenli yatırım aracı olarak görülmesi, kredi genişlemesi ve yüksek enflasyonla birlikte varlık fiyatlarını hızla artırmış, bu durum hem servet eşitsizliğini büyütmüş hem de konut erişilebilirliğini azaltarak sosyal refah üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Servet birikiminin ağırlık kazanması, sanayi yatırımlarının, teknoloji üretiminin ve verimlilik artışlarının önüne geçerek ekonomiyi düşük katma değerli bir yapı içinde kilitlemektedir. Firmaların uzun vadeli yatırım iştahının zayıflaması, sermayenin verimsiz alanlarda yoğunlaşması ve Ar-Geharcamalarının millî gelir içindeki payının düşük seyretmesi, Türkiye’nin potansiyel büyüme hızını aşağı çeken temel unsurlardır.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sürdürülebilir bir kalkınma modeli için Türkiye’nin sermaye birikimine yönelmesi; üretim kapasitesini artıran, teknolojiye dayalı, inovatif ve ihracat odaklı yatırımları teşvik etmesi gerekmektedir.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sermayenin verimli sektörlere kanalize&nbsp;edilmesi,&nbsp;hem cari açığın azalmasına hem de daha güçlü bir istihdam yaratılmasına katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda kamu politikalarının vergi düzenlemeleri, teşvik mekanizmaları ve finansal piyasaların derinleştirilmesi yoluyla rant getirili varlıklar yerine üretken yatırımları desteklemesi kritik önem taşımaktadır. Aksi halde Türkiye ekonomisi, servet balonlarının ve düşük verimliliğin yarattığı kırılgan bir büyüme patikasında kalmaya devam edecektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sermaye birikimi,&nbsp;üretimi ve verimliliği artırarak uzun dönem büyüme sağlar.&nbsp;Servet birikimi,&nbsp;daha çok mevcut varlıkların el değiştirmesi ve değerlenmesi olup, büyümeye katkısı sınırlıdır ve eşitsizlik riski taşır.&nbsp;Ekonomik açıdan tercih edilen model:&nbsp;Sermaye birikimi odaklı, üretim ve teknoloji temelli bir büyüme stratejisidir.&nbsp;Fakat,&nbsp;Türkiye’de tasarrufların önemli bölümü üretime değil&nbsp;gayrimenkul servetine&nbsp;gidiyor.&nbsp;Bu durum:&nbsp;Üretim yatırımlarını zayıflatıyor,&nbsp;Ekonomiyi “rant&nbsp;ekonomisi”ne&nbsp;dönüştürüyor, sanayileşme ve teknoloji yatırımlarını geciktirmekte ve yapısal makroekonomik problemlere neden olmaktadır.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/11/sermaye-birikimine-karsi-servet-birikimi-ekonomik-etkiler-1764179534.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarım bitti, tarım!</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/tarim-bitti-tarim-12137</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/tarim-bitti-tarim-12137</guid>
                <description><![CDATA[Şimdi sırada tarım var. Yıllardır ihmal edilen tarım, terk edilen verimli topraklar dünyanın en pahalı tarım ürünlerini yememize yol açıyor ama hiç bulamama olasılığına doğru hızla ilerliyoruz. Konya başta pek çok tarım ilimizi gezme şansım oldu.  Tüm üretici kan ağlıyor, seneye ürün ekmeyeceğini, ekse bile, dört ekiyorsa arık bir ekeceğini söylüyordu. Domates, patlıcan, biberi yiyebildiğiniz kadar yiyin seneye yaz yanından geçemeyeceksiniz büyük olasılık.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünyadan;</strong> Çin, Tayvan’ı ne yazık ki ülkesinin bir parçası olarak görüyor. Japonya’nın Tayvan’a yakınlaşması yeni bir krizi tetiklemek üzere. Rusya – Ukrayna, Pakistan – Hindistan, İsrail – Filistin gerginlikleri yetmiyormuş gibi bir de Çin – Japonya gerginliğimiz oldu. Trump konuşulmadan bir gün bile geçemeceğiz tabi. Trump, askeri operasyonların Venezuela’dan Meksika'daki kara hedeflerine kadar genişletebileceğini ima etti. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">ABD federal hükümetin kapalı olmasından dolayı açıklanamayan veriler açıklanmaya başladı. İstihdam beklenti üstünde gelip hoş karşılanırken; işsizlik ve enflasyon verileri beklenti üstü gelerek moral bozdu. ABD&nbsp; Güven Endeksi ise 2009 yılından beri en düşük seviyesine geriledi. Bu veriler sonrasında “FED, Aralık ayında faiz indirime gitmez” &nbsp;beklentisi ağır basmaya başladı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Jeopolitik riskler, piyasalarda balon çok şişti söylentileri, Fed faiz indirimin durması ve yıl sonu &nbsp;pozisyon kapamalarda başlayınca piyasalardaki dalgalanmanın boyutu yükselmeye başladı. Sanırım biraz daha yükselecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye başta Gelişmiş ülkelere dikkat; Japonya’da enflasyon 2022 yılına kadar eksideydi. Japonya Merkez Bankası (BoJ) faizi 2024 yılına kadar negatifdi. Japonya 10 yıllık tahvil faizleri 2023 yılı ortasına kadar %0,5 altındaydı. Japon tasarruf sahipleri yıllardır Yen lerini dolara çevirip dünyada yüksek faizi veren başta Türkiye gibi ülkelere akıyordu.&nbsp; Artık on yıllık Japon tahvil faizleri %2 seviyesine yükseldi. 30 yıllık tahvilleri ise %3,4 seviyesine geldi. 2015 ile 2022 arası %0.5 civarında; 2024 yılına kadar ise %2 civarındaydı. Cary trade durursa, Japonlar paralarını kendi ülkelerinde değerlendirmeye başlarsa başta Türkiye gibi ülkeleri çok hoş etkilemez doğrusu. Hazır yıl sonu gelirken Japonlar deli kazançta oldukları küresel piyasadaki pozisyonlarını kapatıp ülkelerindeki yüksek faize gidecek mi bakalım?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Türkiye’den</strong>;&nbsp;Türkiye siyasi ve hukuki süreçler can sıkmaya devam ediyor. İmamoğlu ve pek çok belediye başkanı tutuksuz yargılanabilecekken hapiste tutuluyor. Atalay, Kavala ve Demirtaş hakkında yüksek yargının hatta &nbsp;AİH mahkemesinin serbest bırakılması kararına rağmen adamlar içerde tutuluyor. Ama halkın yüzde doksanının cani gözüyle baktığı Öcalan’ın ziyareti barış, kardeşlik, demokrasi şovuna dönüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ekonomi düzelecek diye bekliyoruz biz de. Adaletin bu kadar sorgulandığı bir ülkede ekonominin düzelme olasılığı sıfırın bile altındadır. Buna rağmen uluslararası kuruluşlar TCMB faizinin 2026 yılı sonunda %39,5 dan %27 seviyesine düşeceğini belirtiyor. Aslında talimat veriyor. Rantiyecilerin deli para kazanmaya devam etmesi için faiz %27 olmalı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Bir kaç haftadır Türkiye büyümesinde lokomotif olan inşaat sektörünün zorda olduğunu yazıyorum biliyorsunuz. Peş peşe inşaat şirketlerinin konkordato haberleri geliyor. Konut alan aldı, yatırım yapan yaptı; gerçek ihtiyaç sahibi olan orta gelir grubunun ise konut alması şu şartlarda olanaksız. O yüzden barterla ve projeden satış yapıp gelen para ile konutu bitiren müteahhitler zorda. Konut fiyat endeksi Haziran 2023 tarihinde 105 puanın üstündeyken bugün 85 puan seviyesinde. Enflasyondan arındırılmış konut fiyatları ciddi gerilemiş durumda. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Dümya da en yüksek faizi Türkiye veriyor. O yüzden rantiyeci geliyor. Adama deli kazanç sağlıyor Türkiye. Bunu sonucu da dünyanın en yüksek faiz yükünü çekiyor. Kamunun borç stoğuna göre kamunun yıllık faiz ödeme oranı %13,36. Bize en yakın ülke Macaristan’da bu oran %6,90, batık Almanya’da %1,70. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Dünyada enerji fiyatları düşüyor. Ama Türkiye’de zirve üstüne zirve yapıyor. Örneğin dünyada ham petrol fiyatı %30 gevşerken Türkiye’de aynı kalmış. Üstelik dövizde baskılanmış durumda, hepimiz biliyoruz ki, Doların gerçek değeri bu değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Ancak, esas sıkıntı tarımda. Pandemi döneminde gözü gören herkes, uzmanlar hayvancılığın bitmek üzere olduğunu, önlem alınmazsa Türk halkının yakın zamanda dünyanın en pahalı etini yiyeceğini haykırdı durdu. İktidar seyretti, bugün evlere et giremez oldu.,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Şimdi sırada tarım var. Yıllardır ihmal edilen tarım, terk edilen verimli topraklar dünyanın en pahalı tarım ürünlerini yememize yol açıyor ama hiç bulamama olasılığına doğru hızla ilerliyoruz. Bu hafta semt pazarlarında fiyatlar acaip düşmüştü. Yaz boyu kilosunu 50 lira, 60 liradan aşağı bulamadığımız domates, biber, patlıcan 20 liraya düşmüştü. Yaz ürünlerinin sonbaharda bu kadar ucuzlaması mantıklı gelmemişti, meğerse ihracat durmuş, tüm ürünler vatandaşa kalmış. Bu düşüş gıda enflasyonuna bir iki ay olumlu yansıyacaktır. Kasım ve Aralık ayınde enflasyon beklenti altı gelebilir ama geçici. Konya başta pek çok tarım ilimizi gezme şansım oldu.&nbsp; Tüm üretici kan ağlıyor, seneye ürün ekmeyeceğini, ekse bile, dört ekiyorsa arık bir ekeceğini söylüyordu. Domates, patlıcan, biberi yiyebildiğiniz kadar yiyin seneye yaz yanından geçemeyeceksiniz büyük olasılık.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">2026 yılından umutlu muyuz? Cary trade durma olasılığı, satın alma gücünde daralma, duran inşaat sektörü, pahalı gıda fiyatları ve ödenecek yüksek faiz&nbsp; gideri. Bunun yanında iyice gerginleşen siyasi ve hukuki süreçler. Yeni doğalgaz ve petrol yatakları bulmak, İHA larımızın dünyanın gözünü korkutacak olması tüm eksileri nötr yapmaya yeter mi göreceğiz. </span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">14 Kasım 2025 TCMB ve BDDK verileri;</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Yabancı Portföy;</strong>&nbsp;Hissede ilgili hafta 159 milyon dolarlık satım var. Tahvilde de 500 milyon dolarlık alış var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>DTH;</strong> ilgili hafta toplamda 3,6 milyar dolar artış var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>TCMB rezervler;</strong> İlgili hafta&nbsp; brüt rezervler 2 milyar dolar artarken, net rezervler ve swapsız net rezervler 1 milyar dolar civarında ekside. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>Krediler;</strong> Ortalama üç aylık mevduat ve ticari kredi faizleri %47 - %48 civarında, ortalama bireysel kredi faizleri ise %58 - %59 civarında dalgalanmaya devam ediyor. &nbsp;</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Piyasalar;</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dünya emtia endeksi;</strong>&nbsp;109 puan hedefine ulaştıktan sonra, geçen hafta sanki kar realizasyonu yaşandı. Bence düşe kalka yukarı tırmanmaya devam edecek. Bu hafta için direnç 111 puan, destek 106 puanda.. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar/TL;</strong>&nbsp;İki hafta önce; “Kasım sonunu 42,90 civarında&nbsp; bitirmesine izin verecekler gibi” tahmininde bulunmuştum.&nbsp; Devam. 2026 yılının ilk altı ayında bir zıplama yapma olasılığını halen yüksek görüyorum. &nbsp;&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Eur/Usd;&nbsp;</strong>1,1575 desteğinin altında kapanış yaptı. 1,1470 ve 1,14 destekleri var aşağıda. 1.1575 üstüne bu hafta atamazsa burası direnç olabilir bir süreliğine. 1,1650 direnç. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>ABD 10 yr tahvil;</strong> %4,15 üstünde kalamadı ve %4,03 seviyesine kadar gevşedi. %3,91 hedefim devam ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Dolar endeksi; </strong>98 seviyesine gevşeme olasılığının daha fazla olduğunu düşünüyordum ama, dolar güçlü kalmakta ısrar etti. Haftayı 100 puan üstünde bitirdi. “FED faiz Aralık ayını pas geçecek” beklentisini satın alıyorlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bist100;</strong> Dünya hisse borsaları ikilem içinde. Bir kısım “boğa piyasasının ortasındayız” diyor, bir kısım ise “balon çok şişti, patlayacak” diyor. Son iki haftadır balon taraftarları ağır basıyor ve dünya hisse borsaları değer kaybediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222">Türkiye borsası ise dünyadaki çıkışa eşlik edemediği için gevşemeye de şimdilik bulaşmıyor. 10300 ile 10900 puan arasında sıkışmış gözüküyor. Türkiye borsasına dolar bazında bakmak daha sağlıklı. Bu ay desteği 2,42 ve 2,37 dolar. Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında 2,35 dolar ortalama ile aldıkları hisseleri 2,60 dolar ortalama ile boşaltmışlar sanki. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Altın ons; </strong>4000, 3850 &nbsp;dolar destek, 3450 dolar ise çok kuvvetli destek. &nbsp;4380 dolar direnç.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Gümüş; </strong>49,50 doların üstünde kalmayı yine becerdi. 14 günlük hareketli ortalaması 47 dolarda. Ya buraya inecek ya hareketli ortalamanın 49,50 seviyelerine gelmesini buralarda bekleyecek. Şubat 2026 hedefim 79 dolardı, halen hedefim. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="color:#222222"><strong>Bitcoin;</strong> Haftalar önce sert düzeltmeye girebileceğini yazmıştım. 103 doların altında kalması ilk sinyal oldu bence. &nbsp;Geçen hafta da; “Hedefi artık 85000 dolar” tahmininde bulunmuştum. 80 doları görüp 83,750 dolardan haftayı kapadı. Bir kaç hafta 83 ile 93 dolar arasında oayalanabilir ama sonra düşmeye devam edecek gibi. İki haftada 2 tirlyon dolar yaktılar coinlerde. Pandemi sonrası piyasaya saçılan 9 trilyon doların 2 trilyon doları emildi böylece. &nbsp;</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/11/tarim-bitti-tarim-1763887463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zekanın doğal zekâ üzerindeki etkisi</title>
                <category>EKONOMİ</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/yapay-zekanin-dogal-zeka-uzerindeki-etkisi-12116</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/yapay-zekanin-dogal-zeka-uzerindeki-etkisi-12116</guid>
                <description><![CDATA[Bireylerin eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık gibi insan zekâsının temel bileşenlerini geliştiren faaliyetlere yönelmesi; yapay zekâdan ise bu süreçleri destekleyen bir “bilişsel ortak” olarak yararlanması gerekir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay zekânın kullanımının doğal zekâ — insan zekâsı— üzerindeki etkisi çok yönlüdür ve hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir. Bu konuyu </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>1. Olumlu Etkiler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>a) Bilişsel Kapasiteyi Geliştirme</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay zekâ, özellikle bilgiye hızlı erişim, analiz yapma ve problem çözme süreçlerini kolaylaştırdığı için insan zihninin verimliliğini artırabilir. Karmaşık verileri saniyeler içinde işlediği için insanların karar alma süreçlerini desteklemektedir. Eğitimde kullanılan yapay zekâ araçları, kişiye özgü öğretim sağlayarak öğrenme hızını ve kalitesini artırmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>b) Yaratıcı Düşünceyi Tetikleme</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay Zekâ, insanların daha önce fark etmediği ilişkileri, örüntüleri ortaya koyarak yaratıcılığı beslemektedir. Müzik, sanat ve tasarım alanlarında AI destekli araçlar insan yaratıcılığına ilham vermektedir. Yeni fikir üretme süreçlerinde beyin fırtınası partneri gibi çalışmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>c) Ezber Bilgi Yerine Üst Düzey Düşünmeye Odaklanma</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay Zekâ sayesinde insanlar, Tekrarlayan, mekanik işleri makinelere bırakarak, eleştirel düşünme, analiz, strateji gibi üst düzey zihinsel faaliyetlere odaklanabilme imkânı bulabilmekteler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>2. Olumsuz Etkiler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>a) Bilişsel Tembellik ve Dikkat Dağınıklığı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Araştırmalar, teknolojinin yoğun kullanımının; dikkat süresini kısalttığını,<strong> </strong>İnsan beyninde hazır bilgiye aşırı bağımlılık yarattığını,<strong> </strong>Zihnin problem çözme kapasitesini pasif hâle getirebildiğini<strong> </strong>göstermektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>b) Hafıza Kullanımının Azalması</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay Zekâ araçlarına aşırı güven, Kısa süreli hafızanın bilgiyi hatırlama becerisinin zayıflamasına yol açabilir. “Google etkisi” olarak bilinen fenomen, kişinin bilgiyi öğrenmek yerine internette nerede bulacağını öğrenmeyi tercih ettiğini göstermiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>c) Eleştirel Düşünmenin Zayıflaması</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay zekâ doğru gibi görünen ancak hatalı bilgiler üretebilir. İnsanlar Yapay Zekâya aşırı güvenirse: Sorgulama eğilimi azalabilir, Eleştirel düşünme zayıflayabilir. Bu durum özellikle gençlerde daha belirgin görülmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>d) Psikolojik Etkiler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay Zekâ tabanlı sosyal medya ve dijital etkileşim araçları: Bağımlılık, Sosyal izolasyon, Kaygı artışı gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>3. Nörolojik Etkiler</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sürekli yapay zekâ destekli cihazlarla etkileşim, beynin dikkat, bellek ve karar verme bölgelerini yeniden şekillendirebilir. Öğrenme süreçlerinde Yapay Zekânın yoğun kullanımı, beynin bilişsel yükünü azaltarak bazı alanlarda gelişimi hızlandırırken bazı alanlarda zayıflatabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><strong>4. Toplumsal Zekâ ve Sosyal Etkileşim Üzerindeki Etkisi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yapay zekâ ile daha çok vakit geçirilmesi insanlar arası empati, iletişim ve sosyal zekâ gelişimini zayıflatabilir. Dijitalleşme, yüz yüze iletişimi azaltarak sosyal becerilerin dönüşümüne ve beceri kaybına neden olabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Sonuç olarak,&nbsp; yapay zekânın doğal zekâ üzerindeki etkilerini yönetebilmek için teknoloji <strong>pasif tüketim aracı</strong> olarak değil, <strong>aktif öğrenme ve üretim aracı</strong> olarak kullanılmalıdır. Bireylerin eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık gibi insan zekâsının temel bileşenlerini geliştiren faaliyetlere yönelmesi; yapay zekâdan ise bu süreçleri destekleyen bir “bilişsel ortak” olarak yararlanması gerekir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ayrıca yapay zekâ araçlarına aşırı bağımlılığı önlemek için dijital detoks uygulamaları, yüz yüze sosyal etkileşimlerin artırılması ve hafıza, dikkat, analiz gibi bilişsel becerileri güçlendiren eğitim yöntemleri tercih edilmelidir. Kısacası, yapay zekânın olumsuz etkilerini azaltmak ve doğal zekâyı güçlendirmek için dengeyi koruyan, bilinçli ve kontrollü bir kullanım şarttır. Aksi taktirde yapay zekanın temel girdisi olan doğal zekayı korumak güçleşir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2025/11/yapay-zekanin-dogal-zeka-uzerindeki-etkisi-1763558721.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
