<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni Arayış</title>
        <link>https://www.yeniarayis.com/</link>
        <description>Açıklamak değil; anlamak için..</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Emekliler sandıkta iktidarı değiştirecek mi?</title>
                <category>DOSYA&gt;Emekliler</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekliler-sandikta-iktidari-degistirecek-mi-6451</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekliler-sandikta-iktidari-degistirecek-mi-6451</guid>
                <description><![CDATA[Emekliler sandıkta iktidarı değiştirecek mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 18px;"><strong>2024 yerel seçimlerinde oy tercihleri en çok merak edilen seçmen grubu emeklilerdi. Çünkü emeklilerin ortalama geliri açlık sınırının bile gerisinde kalmıştı. En düşük emekli maaşı ise açlık sınırının ancak %60’ına denkti (temel emeklilik maaşı: 10 bin TL, açlık sınırı 17 bin TL [yaklaşık değerler].) Rasyonel oy verme teorisine dayalı açıklamaların öngördüğü gibi sabit geliri genel ortalamaya göre daha çok düşen emekli seçmen grubunda muhalif oy refleksinin daha yüksek oranda güçlenmesi bekleniyordu.</strong></span>

<span style="font-size: 16px;"><a href="https://yeniarayis.com/nezihonurkuru/emekliler-krizin-kurbani-olmayi-kabul-etmiyor-i/" target="_blank" rel="noopener">Önceki yazıda</a> ekonomide Türkiye halkına büyük bedeller ödeten Erdoğanomics döneminin kurbanı olarak emeklilerin seçildiğini Türkiye’nin son 10 yılına odaklanan tarihsel bir okumayla veriler ışığında analiz etmiştik. </span>

<span style="font-weight: 400;">Bu yazıda emeklilerde Türkiye geneline göre daha çok güçlenen muhalif oy verme davranışını Mayıs sonunda ülke çapında gerçekleştirilen TEAM bulgularıyla ortaya koyacağız. Türkiye çapında 6900 kişiyle gerçekleştirilen bu araştırmada 1840 emekliyle görüşüldü (Örneklemin %26,6’sı.)</span>
<h2><b>EMEKLİLER YEREL SEÇİMDE NE YAPTI?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">2024 yerel seçimlerinde oy tercihleri en çok merak edilen seçmen grubu emeklilerdi. Çünkü emeklilerin ortalama geliri açlık sınırının bile gerisinde kalmıştı. En düşük emekli maaşı ise açlık sınırının ancak %60’ına denkti (temel emeklilik maaşı: 10 bin TL, açlık sınırı 17 bin TL [yaklaşık değerler].) Rasyonel oy verme teorisine dayalı açıklamaların öngördüğü gibi sabit geliri genel ortalamaya göre daha çok düşen emekli seçmen grubunda muhalif oy refleksinin daha yüksek oranda güçlenmesi bekleniyordu.</span>

<span style="font-weight: 400;">31 Mart akşamında ortaya çıkan seçim haritası emeklilerin önemli bir kısmının iktidarı cezalandırdığına ve muhalefete oy verdiğine işaret ediyordu. Cumhur İttifakı 2019’da kaybettiği yerleri geri kazanamamış, hayat pahalılığının gündelik yaşamı zorlaştırdığı en kalabalık büyükşehirlerin çoğunda kaybetmiş, ittifakın “kalesi” olarak adlandırılan birçok taşra il merkezinde de CHP kazanmıştı. Bu yazıda yararlanacağımız TEAM verileri de bu çıkarımı doğrular nitelikte.,</span>

<img class="alignnone wp-image-119505 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/1-2.png" alt="" width="1600" height="900" />

<span style="font-weight: 400;">2024 yerel seçimlerinde AK Parti ve MHP ittifak ile hareket ettikleri için bu partilerin oylarını Cumhur İttifakı (Cİ) içinde bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu değerlendirmeye göre Cumhur İttifakı’nın emekli seçmendeki oy oranı kaybı genel seçimindeki kaybından daha fazla.</span>

<span style="font-weight: 400;">2023’te Cumhur İttifakı (Cİ) Türkiye’deki kayıtlı seçmenlerin %39.3’ünün oyunu almışken bu oran 2024 yerel seçimlerinde %30.3’e düştü. Emeklilerin 2023 tercihlerinde %38.6’a ulaşan Cİ 2024’te %25.2’ye indi. Yani ülke genelinde 9 puan kaybeden Cİ, emekliler arasında 4.4 puan fazla gerileyerek 13.4 puan düşüş gösterdi. </span>

<span style="font-weight: 400;">2023-2024 arasında CHP oyu kayıtlı seçmende 6.3 puan artarken, emekliler arasında bu artış 4 puan yükselerek 10.3 puan oldu. Özetle Cİ 3 emekli seçmeninden 1’ini kaybederken, emekliler arasında %28’den %39’a yükselen CHP daha önceden partiye oy veren 2 emekli seçmenine neredeyse bir yenisini ekledi.</span>
<blockquote><em><strong>CHP %87 oranıyla kendi seçmenini en çok koruyan parti. Ayrıca 2023’te İYİ Parti’ye oy vermiş emeklilerin %52’si, YSP/DEM’e oy vermişlerin %34’ü 2024 Yerel Seçimleri’nde CHP’yi tercih etmiş. </strong></em></blockquote>
<h2><b>OY GEÇİŞLERİ NASIL GERÇEKLEŞTİ?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emeklilerde 2023 Genel Seçim – 2024 Yerel Seçim oy geçişleri tablosunda 2023 oy tercih sütunlarının 2024 yerel seçim tercihlerine göre dağılımını inceledik.</span>

<img class="alignnone wp-image-119506 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/2-2.png" alt="" width="1600" height="900" />

<span style="font-weight: 400;">2023’te AK Parti’ye oy veren emeklilerin %38’i Cumhur İttifakı’na oy vermemiş. AK Parti’den CHP’ye %12, YRP’ye %5 kayma var. %17 sandığa gitmemiş. MHP’de kopuş daha belirgin. Bu grupta seçmenin yarısından fazlası yerel seçimde Cumhur İttifakı’na oy vermemiş. 22’şer puan CHP ve sandığa gitmeme tercihi söz konusu. </span>

<span style="font-weight: 400;">CHP %87 oranıyla kendi seçmenini en çok koruyan parti. Ayrıca 2023’te İYİ Parti’ye oy vermiş emeklilerin %52’si, YSP/DEM’e oy vermişlerin %34’ü 2024 Yerel Seçimleri’nde CHP’yi tercih etmiş. </span>

<span style="font-weight: 400;">Bu tabloya göre CHP emeklilerin iktidarı cezalandırma adresine dönüşmüş. Seçim sonucunun birincil olarak Cumhur İttifakı seçmeninin sandığa gitmemesiyle şekillendiğini iddia eden yaygın görüşe karşı, CHP, İYİ Parti ve DEM seçmenlerinden sandığa gitmeyenlerin toplamda yaklaşık Cumhur İttifakı’nın sandığa gitmeyen seçmenine denk olduğunu söylemek mümkün. CHP sadece sandığa gitmeyenlerle değil, kendi oyunu da artırarak birinci olmuş.</span>
<blockquote><em><strong>CHP yerel seçim tablosuna benzer biçimde genel seçim tercihlerinde de emekliler arasında oyunu daha çok artırmış. Ülke çapında 8 puan artışla %22’den %30’a ulaşan CHP oy oranı, emekliler arasında 11 puan artışla %28,5’ten %39,5’e yükselmiş. Diğer muhalif partiler Türkiye genelindeki tabloya benzer biçimde gerilerken, İYİ Parti ve DEM emekliler arasında 0,8’er puandaha az düşüş yaşamış.</strong></em></blockquote>
<h2><b>GENEL SEÇİM OLSA TABLO NE OLUR?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Seçmenlerin genel seçim eğilimlerini öğrenmek için araştırmada “Bu Pazar bir genel seçim olsaydı hangi partiye oy vermeye yakın olurdunuz?” sorusu yöneltilmiş. Sonuçlara göre Cumhur İttifakı emekliler arasında yerel seçimdeki oy oranına dahi ulaşmakta zorlanırken, CHP AK Parti’nin 2 katına yakın bir oy oranıyla birinciliğini sürdürüyor. </span>

<img class="alignnone wp-image-119507 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/3-2.png" alt="" width="1600" height="900" />

<span style="font-weight: 400;">Araştırma sonuçlarına göre kararsızlar dağıtılmadan AK Parti ülke çapında %30,6’dan %25,6’ya, emekliler arasında ise %31,2’den %20,8’e gerilemiş. Emeklilerdeki düşüş genele göre 5.4 puan daha yüksek. MHP ülke seviyesine benzer biçimde düşüş yaşarken oy oranı %7,4’ten %4,1’e inmiş.</span>

<span style="font-weight: 400;">CHP yerel seçim tablosuna benzer biçimde genel seçim tercihlerinde de emekliler arasında oyunu daha çok artırmış. Ülke çapında 8 puan artışla %22’den %30’a ulaşan CHP oy oranı, emekliler arasında 11 puan artışla %28,5’ten %39,5’e yükselmiş. Diğer muhalif partiler Türkiye genelindeki tabloya benzer biçimde gerilerken, İYİ Parti ve DEM emekliler arasında 0,8’er puandaha az düşüş yaşamış.</span>

<span style="font-weight: 400;">Yeniden Refah ve Zafer emekliler arasında Türkiye genelindeki oy oranına ulaşamayan partiler olarak dikkat çekiyor. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye genelinde sırasıyla %4,5 ve %2,6 olarak tahmin edilen Yeniden Refah ve Zafer oy oranları emekliler arasında %3,5 ve %1,1’e düşmüş. Emeklilerde sandığa gitmeyen oranı 3 puan daha yüksek (%23,5-%20,8). Ayrıca 2023’ten bu yana sandığa gitmeyen oranındaki artış 1 puan daha fazla olmuş (8,5-7,5.)</span>
<blockquote><em><strong>2023’te AK Parti’ye oy vermiş olduğunu söyleyen emekli seçmenlerin yaklaşık %40’ı artık AK Parti veya MHP’ye oy vermeyeceğini söylüyor. CHP’ye geçiş %12,1, YRP’ye geçiş %5,2. Kararsızlar %11,1, sandığa gitmeyeceğini söyleyen seçmeni tanımlayan protestocu seçmen grubu %9,5.</strong></em></blockquote>
<h2><b>GENEL SEÇİM OY GEÇİŞLERİ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">2023 genel oy tercihlerine göre parti seçmenlerinin 2024 genel seçim eğilimleri incelendiğinde Cumhur İttifakı’nda yerel seçimden daha büyük bir kopuş yaşandığı gözlemleniyor.</span>

<img class="alignnone wp-image-119508 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/4-2.png" alt="" width="1600" height="900" />

<span style="font-weight: 400;">2023’te AK Parti’ye oy vermiş olduğunu söyleyen emekli seçmenlerin yaklaşık %40’ı artık AK Parti veya MHP’ye oy vermeyeceğini söylüyor. CHP’ye geçiş %12,1, YRP’ye geçiş %5,2. Kararsızlar %11,1, sandığa gitmeyeceğini söyleyen seçmeni tanımlayan protestocu seçmen grubu %9,5.</span>

<span style="font-weight: 400;">MHP’de kopuş daha sert. MHP’ye oy vermiş olan emekli seçmenin sadece %38,9’u Cumhur İttifakı’nda kalmış (%15,4 AK Parti, %23,5 MHP.) Yaklaşık 4 MHP’li emekliden 1’i CHP’ye oy vereceğini söylüyor (%22,6). YRP’ye geçiş %4,1. Kararsızlar %19,4, protestocular %10,1.</span>

<span style="font-weight: 400;">CHP emekli seçmeninin %91,7’sinin oyunu koruyor. Kararsız ve protestocuların toplamı %2,6. İYİ Parti’de CHP eğilimi çok güçlü. İYİ Parti’ye oy vermiş seçmenin yarıdan fazlası CHP’ye kaymış (%50,6.). İYİ Parti’de kalanlar %22,9. Kararsızlar %12,5, protestocular %5,2 olarak ölçülmüş. DEM Parti seçmeninde nispi çoğunluk (%56,4) tercihini değiştirmese de CHP’ye yönelenler bu grubun 4’te birinden fazlası (%25,6). Kararsızlar %10,5, protestocular %5.</span>

<span style="font-weight: 400;">Bu sonuçlara göre DEM Parti’den gelenlerin bir bölümü haricinde CHP’nin diğer partilerden gelen seçmenlerin adresi olmaya devam ettiğini ifade edebiliriz. Ayrıca CHP kendi seçmenini motive etme konusunda başarısını artırmış ve daha yüksek oranda seçmenini korumayı başarmış.</span>
<blockquote><em><strong>CHP’nin genel seçimde iktidar olması senaryosuna yönelik değerlendirmelerde Cumhur İttifakı ve muhalif parti seçmenleri arasındaki kutuplaşma etkisini daha çok gösteriyor. Yerel seçimdeki başarıya kıyasla, CHP’nin olası iktidarına olumlu bakanların oranı düşüyor (%43,6). </strong></em></blockquote>
<h2><b>CHP’NİN YEREL SEÇİM BAŞARISINA VE OLASI İKTİDARINA BAKIŞ</b></h2>
<img class="alignnone wp-image-119509 size-full" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/07/5-2.png" alt="" width="1600" height="900" />

<span style="font-weight: 400;">Emekli seçmenin çoğunluğu (%57,8) CHP’nin yerel seçimde birinci parti olmasına olumlu bakıyor. Olumsuz bakanlar sadece %18,2 olarak ölçülmüş. Olası bir genel seçimde oy verme eğilimlerine göre parti seçmen grupları kıyaslandığında, olumsuz bakanların olumlu bakanları geçtiği tek grup tahmin edilebileceği üzere AK Parti’ye oy vereceğini söyleyenler. Fakat bu grupta olumsuz bakanların oranı %50’nin altında (%45,5). MHP de dahil olmak üzere diğer tüm partilerde olumlu bakanlar olumsuz bakanları geçmiş.</span>

<span style="font-weight: 400;">CHP’nin genel seçimde iktidar olması senaryosuna yönelik değerlendirmelerde Cumhur İttifakı ve muhalif parti seçmenleri arasındaki kutuplaşma etkisini daha çok gösteriyor. Yerel seçimdeki başarıya kıyasla, CHP’nin olası iktidarına olumlu bakanların oranı düşüyor (%43,6). </span>

<span style="font-weight: 400;">Fakat altını çizmek gerekir ki bu senaryoya olumlu bakanların oranı olumsuz bakanlardan 15,7 puan yüksek. Ayrıca olumsuz bakanlar ortadayım diyenlerden sonra üçüncü sırada geliyor. Ayrıca AK Parti’ye oy vereceğini söyleyenlerin %26,2’si, MHP seçmeninin %42,9’u ve YRP seçmeninin %60’ı bu senaryoya yönelik olumsuz değerlendirmede bulunmamış. Diğer partilerde ve kararsızlarda olumlu bakanların oranı olumsuz bakanlardan yüksek. Protesto seçmende durum tersi olsa da %66,3’lük kesim olumsuz kanaat bildirmemiş.</span>
<blockquote><strong><em>Yerel seçimlerde seçmeninin %40’ını kaybeden Cumhur İttifakı’nda oy kaybının genel seçim eğilimlerinde bu çıtayı da aşması, aynı zamanda CHP’nin yerel seçim oy oranını korumaya devam etmesi, emekliler arasında iktidardan uzaklaşma ve muhalefeti yeni adres olarak görme eğiliminin kalıcılaşabileceğine ve büyüyebileceğine işaret ediyor. CHP’nin yerel seçim başarısını ve olası iktidarını olumlu görenlerin ilk sırada yer alması da bu öngörüyü destekliyor.</em></strong></blockquote>
<h2><b>SONUÇ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emeklilerde iktidardan uzaklaşma ve CHP’ye yaklaşma eğilimleri beklentilere uygun biçimde Türkiye geneline kıyasla daha güçlü. Sabit geliri açlık sınırının %40 altına düşenlerin çoğunluğu oluşturduğu bu seçmen grubunda iktidarın daha yüksek oranda gerilemesi ve muhalefetin birinci pozisyona geçmesi ortaya rasyonel oy verme teorisi ile açıklanabilecek bir tablo koyuyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerde seçmeninin %40’ını kaybeden Cumhur İttifakı’nda oy kaybının genel seçim eğilimlerinde bu çıtayı da aşması, aynı zamanda CHP’nin yerel seçim oy oranını korumaya devam etmesi, emekliler arasında iktidardan uzaklaşma ve muhalefeti yeni adres olarak görme eğiliminin kalıcılaşabileceğine ve büyüyebileceğine işaret ediyor. CHP’nin yerel seçim başarısını ve olası iktidarını olumlu görenlerin ilk sırada yer alması da bu öngörüyü destekliyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Fakat ekonomik buhrandan çıkış senaryosunda Cumhur İttifakı’nın tekrar güçlenme potansiyeline sahip olduğunu da vurgulamak gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin kurduğu ve 7 yıldır ayakta tuttuğu ittifak bugüne kadar hiçbir seçimde bu denli kayıp yaşamamış olsa da Erdoğan YRP ve BBP seçmeni de dahil olmak üzere kararsızlar dağıtılmadan seçmenlerin yaklaşık %35’ine seslenebiliyor. Kararsızlar aritmetik dağıtıldığında bu oran %44’ü geçiyor. </span>

<span style="font-weight: 400;">Ayrıca 2019-2023 arasında araştırmalarda oy oranı zaman zaman %42-45 aralığına kadar düşen Cumhur İttifakı’nın 2023 seçimlerinde popülist seçim ekonomisi, güvenlik tehdit algısı ve başarısız-dağınık muhalefet görüntüsüne karşı güçlü liderlik ve milli beraberlik vurgusuna dayalı seçim stratejisiyle kazanmayı başarmış olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekiyor.</span>

https://yeniarayis.com/nezihonurkuru/emekliler-krizin-kurbani-olmayi-kabul-etmiyor-i/]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jul 2024 04:55:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/07/Emekliler-sandikta-iktidari-degistirecek-mi.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emekli yoksulluğu ve sefaletinin asıl sebebi: 5510 Karşı Devrimi</title>
                <category>DOSYA&gt;Emekliler</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekli-yoksullugu-ve-sefaletinin-asil-sebebi-5510-karsi-devrimi-5832</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekli-yoksullugu-ve-sefaletinin-asil-sebebi-5510-karsi-devrimi-5832</guid>
                <description><![CDATA[Emekli yoksulluğu ve sefaletinin asıl sebebi: 5510 Karşı Devrimi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 18px;"><b>“Emeklilerin yaşadığı sefaletin sebebi ne tek başına enflasyon ne de “kaynak” sıkıntısıdır. Asıl sebep AKP hükümeti tarafından 2006 ve 2008 yıllarında bile isteye ve “sosyal güvenlik reformu” adı altında çıkartılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunudur. Bu kanun ile ülkenin emeklilik sisteminde vahim değişiklikler yapıldı. Bugün emekli aylıklarının sefalet aylığına dönüşmesinin asıl sebebi budur.”</b></span>

<span style="font-weight: 400;">Sayıları 16 milyonu aşan ve en büyük toplumsal gruplardan biri olan emeklilerin hali malum. Sefalet düzeyinde aylıklara mahkum edilen emeklilerle dalga geçercesine 2024 “Emekliler Yılı” ilan edilse de güneş balçıkla sıvanmıyor. En düşük emekli aylığı 10 bin TL’ye tamamlanıyor. Mart 2024 itibariyle ortalama emekli aylığı ise 11 bin 900 TL civarında. Bu korkunç bir tablodur. Dahası 10 bin lira tamamlanan emekli aylığının altında kök aylıkları olanların sayısı 3,7 milyon civarındadır. İşte bu 3,7 milyonluk emekliler Temmuz ayında sıfır zam veya enflasyondan düşük zam almayla karşı karşıya. </span>

<span style="font-weight: 400;">Temmuz ayı geldi çattı. Ancak milyonlara emekli için durum belirsiz. İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine resmi enflasyon kadar (yaklaşık yüzde 25-26) zam yapılması yasa gereği. Ancak kazın ayağı öyle değil! Bu kural bütün emeklilerin yüzde 25-26 zam alacağı anlamına gelmiyor. Yaklaşık 4 milyon emekli sıfır veya enflasyonda çok düşük zam alabilir. En düşük emekli aylığı olan 10 bin TL enflasyon oranında artırılmazsa kök aylıkları 10 bin TL'den düşük olan ve sayıları yaklaşık 4 milyon civarında olan emekliler ya sıfır zam alacak veya resmi enflasyondan bile düşük zam alacak. Artışlar 10 bin TL üzerinden değil emeklinin kendi kök aylığı üzerinden yapılıyor. En düşük emekli aylığı olan 10 bin TL'nin resmi enflasyon oranında artması için yasa değişikliği lazım. Temmuz ayı geldi çattı hükümetten/AKP'den bir yasa teklifi yok. Yapılacak artış devede kulak bile değil! En düşük emekli aylığı 10 bin liradan 12 bin 500 veya 13 bin liraya çıkarılacak! Onu bile yapmak istemiyorlar.</span>

<span style="font-weight: 400;">Emeklilerin yaşadığı sefaletin, son yıllarda enflasyon ve ekonomik sorunlardan kaynaklandığı ve kaynak olmadığı iddia ediliyor. Emeklilerin halinin detaylarını bu yazıda ele almayacağım. Bu konuda DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan ve editörlüğünü yaptığım Avrupa’da ve Türkiye’de Emeklilerin Durumu <a href="https://arastirma.disk.org.tr/?p=11042%0A%0A">raporunda</a> detaylı veriler var.</span>

<span style="font-weight: 400;">Emeklilerin yaşadığı sefaletin sebebi ne tek başına enflasyon ne de “kaynak” sıkıntısıdır. Asıl sebep AKP hükümeti tarafından 2006 ve 2008 yıllarında bile isteye ve “sosyal güvenlik reformu” adı altında çıkartılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunudur. Bu kanun ile ülkenin emeklilik sisteminde vahim değişiklikler yapıldı. Bugün emekli aylıklarının sefalet aylığına dönüşmesinin asıl sebebi budur. AKP bunu bilerek ve isteyerek, kamusal emeklilik sistemini zayıflatmak için yaptı! Şimdi mesele sistemik değil de konjonktürel bir meseleymiş, enflasyon olmasaymış, ekonomik sıkıntılar olmasaymış emeklilerin durumu daha olurmuş gibi yapmanın alemi yok. “Kaynak yok” saçmalığının ise hiç alemi yok! </span>
<blockquote><em><b>5510 sayılı SSGSS Kanunu ile emekli aylıklarının sistemli bir biçimde düşürülmesi süreci başladı. Bilindiği gibi emekli aylıkları için dört unsur büyük önem taşımaktadır: 1-Güncelleme katsayısı, 2-Aylık bağlama oranı (ABO), 3-Aylıkların alt sınırı, 4-Aylıkların artırılma yöntemi. Emekli (yaşlılık) aylığı, güncelleme katsayısı kullanılarak hesaplanan aylık ortalama kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucu bulunur. Bir çarpma işleminin iki çarpanını da düşürürseniz sonuç düşer! </b></em></blockquote>
<h2><b><i>5510 KARŞI DEVRİMİ İLE NELER YAPILDI?</i></b></h2>
<span style="font-weight: 400;">2006-2008 yıllarında “reform” adı altında sunulan ve aslında bir karşı devrim olan 5510 sayılı yasa emeklilere yoksulluk ve sefalet getirdi. Bu gerçeğin üstü örtülemez. Emekliler bugüne adım adım getirildi. 5510 karşı devrimi “yapısal reformlar” adı altında yapıldı. En büyük destekçileri liberal finansçılar ve ekonomistlerdi. Sosyal güvenliği şirket gibi yönetmek istiyorlardı. Nitekim öyle de oldu ama olan sayıları 16 milyona yaklaşan emekliye oldu. Şimdi bir hafıza tazeleyeyim ve 2006-2008 yıllarında yapılan karşı-sosyal güvenlik devrimiyle emeklilerin neler kaybettiğine bakalım. </span>

<span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler emekli aylıklarının ciddi biçimde düşmesine yol açtı. 5510 sayılı SSGSS Kanunu ile emekli aylıklarının sistemli bir biçimde düşürülmesi süreci başladı. Bilindiği gibi emekli aylıkları için dört unsur büyük önem taşımaktadır: 1-Güncelleme katsayısı, 2-Aylık bağlama oranı (ABO), 3-Aylıkların alt sınırı, 4-Aylıkların artırılma yöntemi.</span>

<span style="font-weight: 400;">Emekli (yaşlılık) aylığı, güncelleme katsayısı kullanılarak hesaplanan aylık ortalama kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucu bulunur. Bir çarpma işleminin iki çarpanını da düşürürseniz sonuç düşer! Aylıkların alt sınırı ve aylıkların artırılma biçimi ise aylıkların korunması ve artırılması açısından önem taşıyan diğer iki unsurdur. 5510 sayılı Yasa bu dört konuda ciddi hak kayıpları ve geriye gidişler yarattı.</span>
<blockquote><em><b>2000-2008 arasında güncelleme katsayısı hesaplanırken Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) meydana gelen artış ve büyüme oranının yüzde 100’ü hesaba katılıyordu. Böylece büyümenin tamamı güncelleme katsayısına yansıtılmış oluyordu. 2008’de 5510 sayılı Yasa ile güncelleme katsayısında GSYH artışının etkisi yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Büyüme oranının yüzde 70’i güncelleme katsayısında artık dikkate alınmıyor. </b></em></blockquote>
<h2><b>1. GÜNCELLEME KATSAYISI DÜŞÜRÜLDÜ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Güncelleme katsayısı sigortalının geçmişteki prime esas kazancının veya ödediği primlerin bugünkü değerini bulmak için kullanılır. Güncelleme katsayısı aylık ortalama kazancın bulunması için kullanılan bir değişkendir. Geçmişteki prime esas kazançların bugünkü değerine ulaşması için geçmiş prime esas kazançların enflasyon oranında artırılarak bugüne taşınması gerekir. Ancak yeterli olmaz.</span>

<span style="font-weight: 400;">Eğer dönem boyunca gerçekleşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) artışı dikkate alınmazsa gerçek anlamda bir güncelleme yapılmamış olur. Sigortalının kazançlarına refah payı (büyüme payı) eklenmemiş ve bu yüzden kazanç ve primler gerçek değerleriyle güncellenmemiş olur. Böyle olursa emekli enflasyon karşısında korunmuş olsa bile yoksullaşmış olur. Bu yüzden güncelleme yapılırken hem enflasyonun hem de büyümenin dikkate alınması gerekir. 2000-2008 arasında güncelleme katsayısı hesaplanırken Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) meydana gelen artış ve büyüme oranının yüzde 100’ü hesaba katılıyordu. Böylece büyümenin tamamı güncelleme katsayısına yansıtılmış oluyordu.2008’de 5510 sayılı Yasa ile güncelleme katsayısında GSYH artışının etkisi yüzde 100’den yüzde 30’a düşürüldü. Büyüme oranının yüzde 70’i güncelleme katsayısında artık dikkate alınmıyor. </span>

<span style="font-weight: 400;">Bu değişiklik son derece yaşamsaldır. Büyümenin yüzde 100’ü yerine yüzde 30’unun dikkate alınması emekli aylıklarında vahim kayıplara yol açtı. Örneğin 2008-2023 arası Türkiye’nin toplam büyümesi yaklaşık yüzde 110 olarak gerçekleşti. Eğer resmi enflasyon ve büyümenin yüzde 100’ü dikkate alınarak prime esas kazançlar güncellenseydi bambaşka bir tablo olurdu. Örneğin 2008 yılında prime esas kazancı brüt ortalama asgari ücret tutarında  (623 TL) olan bir sigortalının güncellenmiş prime esas kazancı 2023 yılı sonunda 15 bin 727 TL olacaktı. Ancak artık büyüme oranının yüzde 30’u hesaba katıldığı için 2008’deki asgari ücret tutarındaki prime esas kazancın güncellenmiş 2023 değeri 9 bin 802 TL’de kaldı ve asgari ücretin çok altına düştü. Bu durum diğer yılların prime esas kazancının güncellenmesinde de yaşandığı için güncellenmiş toplam prime esas kazanç düşmüş oldu. </span>
<blockquote><em><b>5510 sayılı Yasa ile aylık bağlama oranları ciddi bir biçimde düşürüldü. 25 yıl ve 9 bin gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı yüzde 50, 7200 gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı ise yüzde 40’a düşürüldü. Sonuç olarak emekli aylığını belirleyen her iki değişken de küçültüldü ve her iki değişken de düştüğü için aylıklar eski sisteme göre ciddi biçimde gerilemiş oldu.</b></em></blockquote>
<h2><b>2. AYLIK BAĞLAMA ORANI DÜŞÜRÜLDÜ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Sigortalının belirli bir prim ödeme gün sayısı karşılığında güncellenmiş aylık ortalama kazancının ne kadarının emekli aylığı olarak ödeneceği aylık bağlama oranına (ABO) bağlıdır. ABO’nun yüksek olması daha yüksek emekli aylığı anlamına gelmektedir.</span>

<span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Yasa ile güncelleme katsayısını düşürmekle yetinmediler, aylık bağlama denkleminin diğer çarpanı olan aylık bağlama oranını da düşürdüler. İşçiler için bu oran 1999 öncesinde ilk 5 bin gün prim için yüzde 60 sonraki her 240 gün için yüzde 1 idi. 25 yıllık sigortalılıkta eğer 9 bin gün eksiksiz prim yatırılmışsa aylık bağlama oranı yüzde 77’ye kadar yükseliyordu. 2000 yılından sonra 25 yıl ve 9 bin gün prim ödenmesi durumunda aylık bağlama oranı yüzde 65 olmaktaydı. </span>

<span style="font-weight: 400;">5510 sayılı Yasa ile aylık bağlama oranları ciddi bir biçimde düşürüldü. 25 yıl ve 9 bin gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı yüzde 50, 7200 gün prim ödeyenlerin aylık bağlama oranı ise yüzde 40’a düşürüldü. Ayrıca Yasa ile tavan sınırlaması getirildi ve aylık bağlama oranlarının yüzde 90’ı geçemeyeceği hükme bağlandı. Sonuç olarak emekli aylığını belirleyen her iki değişken de küçültüldü ve her iki değişken de düştüğü için aylıklar eski sisteme göre ciddi biçimde gerilemiş oldu.</span>
<blockquote><em><b>Eğer emekli aylıkları belirli bir alt sınırla korunmazsa düşük gelirli çalışanların emekli aylıklarında çok ciddi düşüşler olabilir. Emekli aylıkları asgari ücretin yarısına, dahası üçte birine kadar gerileyebilir. Şimdi olan budur. İşçi emeklilerin aylık alt sınır aylığı 1999 öncesinde prime esas kazancın yüzde 70’i idi. 5510 sayılı Yasa’nın 55. maddesi ile bu oran yüzde 35-40 olarak belirlendi.</b></em></blockquote>
<h2><b>3. AYLIKLARIN ALT SINIRI DÜŞÜRÜLDÜ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emekli (yaşlılık) aylıklarının alt sınırı bir diğer yaşamsal bir konudur. Alt sınırın düşük olması özellikle aylık bağlama oranlarının düşük olması durumunda ciddi sorunlara yol açabilir. Eğer emekli aylıkları belirli bir alt sınırla korunmazsa düşük gelirli çalışanların emekli aylıklarında çok ciddi düşüşler olabilir. Emekli aylıkları asgari ücretin yarısına, dahası üçte birine kadar gerileyebilir. Şimdi olan budur.</span>

<span style="font-weight: 400;">İşçi emeklilerin aylık alt sınır aylığı 1999 öncesinde prime esas kazancın yüzde 70’i idi. 5510 sayılı Yasa’nın 55. maddesi ile bu oran yüzde 35-40 olarak belirlendi. Örneğin 2008 yılında işe giren bir çalışan alt sınırdan prim ödediğinde 7200 gün prim ödeyerek emekli olursa emekli aylığı prime esas kazancın yüzde 40’ına kadar gerileyebilecektir. Prime esas kazancın alt sınırından 9 bin gün prim ödeyen bir çalışanın emekli aylığı ise (enflasyon ve büyüme oranlarını sabit varsayarak) prime esas kazancın yarısına kadar gerileyebilecektir. Bunun anlamı emekli aylıklarının ve gelirlerinin asgari ücretin yarısına ve hatta daha altına düşmesidir.</span>
<blockquote><em><b>Emekli aylıklarının artışının sadece resmi enflasyona hapsedilmesi emekli aylıklarının düşmesine ve emeklilerin yoksullaşmasına yol açtı. Emeklilerin milli gelir içindeki payı düştü ve refahları azaldı. Bu nedenledir ki bağlandığında ortalama düzeyde olan bir emekli aylığı zamanla en düşük aylık seviyesine doğru gerilemektedir.</b></em></blockquote>
<h2><b>4. BÜYÜMEDEN EMEKLİYE SIFIR PAY</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emekli aylıklarının bir kez saptandıktan sonra nasıl artırılacağı bir diğer önemli konudur. Enflasyon ve büyüme oranları emekli aylıkları açısından yaşamsal öneme sahiptir. Emekli aylıkları enflasyondan korunmalı ve ülkedeki refah artışından pay almalıdır. 5510 sayılı Yasa’nın 55. maddesi emekli aylıklarının her yıl ocak ve temmuz aylarında TÜİK tarafından açıklanacak Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yıllık değişim oranında artırılmasını öngörüyor. Emekliler ekonomik büyümeden sıfır pay alıyor. Emekli aylıklarının artışının sadece resmi enflasyona hapsedilmesi emekli aylıklarının düşmesine ve emeklilerin yoksullaşmasına yol açtı. Emeklilerin milli gelir içindeki payı düştü ve refahları azaldı.</span>

<span style="font-weight: 400;">Bu nedenledir ki bağlandığında ortalama düzeyde olan bir emekli aylığı zamanla en düşük aylık seviyesine doğru gerilemektedir. Emekli aylıklarının gerçek değerini koruyabilmesi için, ilk hesaplanışında da daha sonra artırılmasında da büyüme oranının tümünün dikkate alınması gerekir. </span>

<span style="font-weight: 400;">Bu dört önemli değişiklik emekli aylıklarının bugünkü sefalet düzeyine gerilemesinin temel sebepleridir. İşte bu nedenlerle emekli aylıkları bir yandan asgari ücrete diğer yandan kişi başına milli gelire göre önemli ölçüde geriledi ve dibe vurdu.</span>

<hr />

<a href="https://yeniarayis.com/emekliler/" target="_blank" rel="noopener"><img class="alignnone" title="https://yeniarayis.com/emekliler/" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/tikla-emekliler-dosyasi-banner-1300-x-200.png" alt="" width="1300" height="200" /></a>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Jun 2024 04:59:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/5510-Karsi-Devrimi.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emekliler krizin kurbanı olmayı kabul etmiyor (I)</title>
                <category>DOSYA&gt;Emekliler</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekliler-krizin-kurbani-olmayi-kabul-etmiyor-i-5816</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emekliler-krizin-kurbani-olmayi-kabul-etmiyor-i-5816</guid>
                <description><![CDATA[Emekliler krizin kurbanı olmayı kabul etmiyor (I)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<strong>17 bin lira olarak belirlenen asgari ücretin ancak %60’ına denk seviyede tutulan emekli maaşı maaştan çok bir sosyal yardım ödeneği fonksiyonuna indirgendi. Yoksulluğun pençesine düşen emeklilerin birçoğu çocuklarının yanına taşınma, iş arama, sigortasız çalışma gibi seçeneklere yönelmek zorunda kaldı. Enflasyonla mücadele ve kemer sıkma politikalarıyla gidilen 2024 Yerel Seçimleri emeklilerin siyasi davranışının seçim sonuçları üzerinde belirleyici etki yaptığı bir siyasi kırılma noktasına dönüştü.</strong><strong> </strong>

Türkiye’de 2018 kur krizinden beri 6 yıldır içinden çıkılamayan büyük bir ekonomik buhran dönemi yaşanıyor. Buhranın hem başlangıcını hem de derinleşmesini açıklayan en önemli faktör iktidarın siyasi ve ekonomik tercihleri. Aynı iktidar buhranın yükünü taşıma görevini de çalışanlarla birlikte özellikle emeklilerin sırtına yüklüyor. İktidar bankacılık ve finans sektörü ile şirketlerin karlarını koruyarak üst üste ekonomik büyüme verileri elde etse bu büyüme tüketiciye, yani seçmene yansımıyor. Çalışanların gelirden aldığı pay önceki dönemlere göre azalıyor.

Buna karşılık, halkın siyasete katılımının sadece sandığa sıkıştığı Türkiye’de oy tercihleri artık halkın iktidara karşı kullanabildiği tek cezalandırma aracı. Son yerel seçimler de iktidara bir reaksiyon aracı olarak kullanma motivasyonuyla sandığa gitme eğiliminin emekliler arasında daha yaygın olduğunu gösteriyor.

Bu yazı dizisinde 2024 yerel seçimlerinde emeklilerin oy verme davranışını ekonomik oy verme teorisi ve iktidar-seçmen ilişkisi bağlamında açıklayacağım. İlk yazıda ekonomik buhranı özetleyen bir giriş yaptıktan sonra iktidarın buhranın yükünü taşıma görevini nasıl emeklilerin sırtına yüklediğini özetleyip, TEAM verileri ışığında emekliler arasındaki parti tercihlerini ele alacağım.
<blockquote><em><strong>Erdoğan hem dış politikada yaşanan eksen kayması tartışmaları hem de 2018 seçimlerinde esen milliyetçi rüzgarın da etkisiyle Pastör Brunson tartışması üzerinden Türkiye-ABD ilişkilerini gerginleştirmeyi seçti. Bunun sonucunda ABD eski Başkanı Donald Trump’ın agresif tweetleriyle birlikte dolar yükselişi tetiklendi. Bir anda kur maliyetinin ikiye katlanmasının sonucunda Türkiye’de maliyetler arttı, kuru dengelemek için zorunlu faiz artışı geldi ve ekonomik harcama ve yatırımlar azaldı.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>EKONOMİK BUHRAN: TÜRKİYE’DE ERDOĞANOMİCS DÖNEMİ (2018-2023)</strong></h2>
Ekonomik buhranı başlatan ve derinleştiren asli unsur iktidarın siyasi ve ekonomik tercihleriydi. İktidarın sahibi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem dış politikada yaşanan eksen kayması tartışmaları hem de 2018 seçimlerinde esen milliyetçi rüzgarın da etkisiyle Pastör Brunson tartışması üzerinden Türkiye-ABD ilişkilerini gerginleştirmeyi seçti. Bunun sonucunda ABD eski Başkanı Donald Trump’ın agresif tweetleriyle birlikte dolar yükselişi tetiklendi.

Bir anda kur maliyetinin ikiye katlanmasının sonucunda Türkiye’de maliyetler arttı, kuru dengelemek için zorunlu faiz artışı geldi ve ekonomik harcama ve yatırımlar azaldı. Dar tanımlı işsizlik %15’i gördü. Erdoğan-Trump çatışması sonrasında gerçekleşen ekonomik küçülmenin ardından gidilen 2019 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara’yı kaybeden iktidar, faturayı “faiz yükseltme” kararına kesti ve heterodoks politikalar uygulamaya başladı.

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ekonominin patronu olduğu dönemde faiz yükseltmeden kuru baskılamak için milyarca dolar rezerv yakıldı. Düşük faizli kredilerle konut ve araç alım-satımı kolaylaştırıldı. Buna rağmen piyasada oluşan güvensizliğin giderilememesi ve beklenen ekonomik rahatlamanın gelmemesiyle ortaya çıkan iktidar içi homurdanmalar Albayrak’ın görevinden istifasıyla sonuçlandı.

Fakat sonrasında Erdoğan Naci Ağbal yönetimine bir sene bile dayanamadı. Merkez Bankası yönetimi birkaç kez değişirken ekonomide görünen yüz 2023 seçimlerine kadar Albayrak çizgisini sürdüren Nureddin Nebati’ye bırakıldı. Bu istikrarsızlığın sonucu ise tırmanan ve durdurulamayan enflasyon oldu. TÜİK verileri bile bu sonucu gizleyemedi.

Elbette ki en büyük aktör olsa da iktidarın kararları ekonomik buhranı derinleştiren yegane etmen değil. 2018’den bugüne pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı, Kahramanmaraş-Hatay deprem, gibi büyük çaplı olayların gerçekleşmesi de bütçe üzerinde harcama yönünde enflasyonist baskılar oluşturdu.

Ayrıca 2023 seçimleri kampanya dönemi öncesinde Erdoğan Cumhur İttifakı seçmeninde verdiği kayıplar neticesinde anketlerde İmamoğlu ve Yavaş’ın gerisinde çıkarken, Kılıçdaroğlu da Erdoğan’a yaklaşmak üzereydi. Enflasyon sorununu ortadan kaldıramayan ve seçmenin cezalandırmasından çekinen iktidar, ekonomik buhranın geçici çözümünü seçim ekonomisi uygulamakta buldu. Asgari ücret zammı, EYT sorunu gibi beklentiler karşılandı. Kadrolu memur ve işçi sayısı 4,5 milyonu, sözleşmeli çalışanlarla birlikte kamu personeli sayısı 5 milyonu aştı.
<blockquote><em><strong>Erdoğanomics döneminde patlayan enflasyon ve derinleşen ekonomik buhranın yükü, piyasa ezberleri doğrultusunda bütçe ve ülke ekonomisine “yük” olarak görülen emeklilere yüklendi. Öte yandan, emekliler Türkiye’deki mevcut ekonomi elitleri tarafından yük olarak görülse de çalışan/emekli oranı halen AB ortalamasından yüksek.</strong></em></blockquote>
<h2><strong>2023 SONRASI ERDOĞANOMİCS DÖNEMİNİN BEDELİ EMEKLİYE ÖDETİLİYOR</strong></h2>
Fakat iktidar bu politikanın mali sonuçlarını eşitlikçi bir vergi politikası ve daha sıkı denetlenen, verimlilik ve kamu yararına dayalı bir programla aşmak yerine, piyasa ezberlerine dayalı yolu tercih etti ve bu ezberlerle bütünleşen bir ismi, Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirdi.

Beklentilere uygun şekilde Mehmet Şimşek kamu harcamalarını verimlileştirme ve sermayeyi daha çok vergilendirme yerine maaşa bağımlı kesimleri cezalandırmayı tercih etti. Enflasyona karşı maaşlar korunamazken, faiz artışları da enflasyona karşı mücadelede beklenen etkiyi yaratamadı.

Daha da önemlisi, EYT kararlarıyla birlikte sayıları 2 milyon artarak 15,2 milyona ulaşan emekliler (pasif sigortalılar) Mehmet Şimşek döneminin adeta “kurbanı” seçildi. 2018-2023 Erdoğanomics döneminde patlayan enflasyon ve derinleşen ekonomik buhranın yükü, piyasa ezberleri doğrultusunda bütçe ve ülke ekonomisine “yük” olarak görülen emeklilere yüklendi.

Öte yandan, emekliler Türkiye’deki mevcut ekonomi elitleri tarafından yük olarak görülse de çalışan/emekli oranı halen AB ortalamasından yüksek. Türkiye’de 25,3 milyon aktif sigortalı çalışana karşılık, büyük çoğunluğunu emeklilerin oluşturduğu aylık gelir ödenen pasif sigortalı kişi sayısı 15,2 milyon. Aktif sigortalı/pasif sigortalı oranı Türkiye’de 1,67 olarak kaydedilirken, AB ortalaması 1,65. Yani Türkiye’de EYT düzenlemesine rağmen, çalışanların emeklilere oranı halen yüksek. Üstelik Polonya, Bulgaristan, Romanya gibi gelir düzeyi Türkiye’ye daha yakın olan ülkelerde bu oran 1’e doğru düşüyor. Ayrıca emekli aylıklarına ayrılan pay konusunda Türkiye AB’nin oldukça gerisinde. AB genelinde emekli ödemelerinin GSYH’ye oranı %9,5 seviyesindeyken, Türkiye bu oran sadece %4,1.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>

Türkiye’de bütçenin ana kalemlerinden biri olmamasına rağmen emekli maaşının asgari ücrete oranı Erdoğanomics döneminde (2018-2023) giderek azaldı. 2019’da emekli maaşı asgari ücretin %101’ine denk iken 2023’te %74’üne, 2024’te %60’ına geriledi.

2023 seçimleri sonrasında kemer sıkma politikasının uygulandığı Mehmet Şimşek döneminde uygulanan politikalar sonucunda emekliler giderek dezavantajlı hale geldi. Başka bir ifadeyle, siyasi krizlerle ortaya çıkan ve derinleşen ekonomik buhran ve popülist seçim ekonomisinin kurbanı olarak emekliler seçildi.

Genel olarak hükümet tarafından yapılan zamlar enflasyonun gerisinde kalırken asgari ücret açlık sınırıyla denk bir standart ücret barajına dönüştü. 17 bin lira olarak belirlenen asgari ücretin ancak %60’ına denk seviyede tutulan emekli maaşı ise maaştan çok bir sosyal yardım ödeneği fonksiyonuna indirgendi.

Yoksulluğun pençesine düşen emeklilerin hayat standardı düşerken birçoğu çocuklarının yanına taşınma, iş arama, sigortasız çalışma gibi seçeneklere yönelmek zorunda kaldı. Öyle ki DİSK’in açıkladığı rakamlara göre 2002 yılında yüzde 36,6 olan çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı Aralık 2023’te yüzde 55,3’e yükseldi.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>

Enflasyonla mücadele ve kemer sıkma politikalarıyla gidilen 2024 Yerel Seçimleri emeklilerin siyasi davranışının seçim sonuçları üzerinde belirleyici etki yaptığı bir siyasi kırılma noktasına dönüştü. Bir sonraki yazıda 2024 Yerel Seçimleri sonrasında gerçekleştirilen TEAM araştırmasının verileri kapsamında emeklilerin siyasi tercihlerini değerlendireceğim.

<hr />

<em><span style="font-size: 14px;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2024/03/Avrupada-ve-Turkiyede-Emekliler-Rapor-Mart-2024-Son-Rev.pdf">https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2024/03/Avrupada-ve-Turkiyede-Emekliler-Rapor-Mart-2024-Son-Rev.pdf</a></span></em>

<em><span style="font-size: 14px;"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> <a href="https://arastirma.disk.org.tr/?p=11042">https://arastirma.disk.org.tr/?p=11042</a></span></em>

<hr />

<a href="https://yeniarayis.com/emekliler/" target="_blank" rel="noopener"><img class="alignnone" title="https://yeniarayis.com/emekliler/" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/tikla-emekliler-dosyasi-banner-1300-x-200.png" alt="" width="1300" height="200" /></a>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Jun 2024 04:59:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/emekliler-krizi.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeklinin derdi herkesin derdi </title>
                <category>DOSYA&gt;Emekliler</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklinin-derdi-herkesin-derdi-5610</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/emeklinin-derdi-herkesin-derdi-5610</guid>
                <description><![CDATA[Emeklinin derdi herkesin derdi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 18px;"><b>Bütçe tedbirleri, enflasyon, ekonomik kriz gibi nedenlerle emeklilerin alım gücünün ve refahının zayıflaması sadece tüketici güvenine ve ekonominin büyümesine olumsuz etki yapmakla kalmıyor. Emeklilerin durumu sosyal barışı ve toplumsal adaleti de yaralıyor.  </b></span>

<span style="font-weight: 400;">Yazıma eklemek için emeklilerle ilgili bir görsel ararken bu tür materyal sağlayan internet sitelerinde karşıma çoğunlukla gülen, doğada ya da kentte hareket halinde olan, aynı yaş grubundakilerle ya da çocuklarla, gençlerle sosyalleşen kadınlar ve erkekler çıktı. Yukarıdaki bunların sadece bir tanesi. </span>

<span style="font-weight: 400;">Bu gibi görsellerin pek çoğunun yurtdışı (genellikle de batı ülkeleri) kaynaklı olması beni Türkiye’deki emeklilerin hali nasıl resim ediliyor acaba diye ülkemizdeki medya kuruluşlarının internet sitelerine yöneltti. Burada banka ve ATM kuyruğunda bekleyen, parklarda ya da duvar diplerinde oturarak vakit geçiren, pazarlarda fiyat etiketlerine bakan yaşlı ve mutsuz erkekler ve kadınlar var. </span>

<span style="font-weight: 400;">Türkiye kaynaklı medyada sıkça karşıma çıksa da telif olabileceği düşüncesiyle buraya almadığım bir fotoğraf durumu genel olarak yansıtıyor aslında. Bu görselde iki kelimeyle durum özetlenmişti: “Emekliyim, Mutsuzum” nokta. </span>
<blockquote><em><b>DİSK-AR verilerine göre Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinin ortalama aylığı 2012 yılında 357 avro iken 2021 yılında 230 avroya gerilemiş. Gelinen noktada Türkiye 32 Avrupa ülkesinin yer aldığı listede en düşük ortalama emekli ve hak sahibi aylığına sahip ikinci ülke konumunda. Oysa ki 2012 yılındaki yeri 9. sıraydı.</b></em></blockquote>
<h2><b>EMEKLİ NEDEN MUTSUZ?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">SGK’nın 2023 yıl sonu verilerine göre Türkiye’de emekli, malül ve yaşlılık aylığı hak edenler olmak üzere pasif sigortalı olarak tanımlanan 16 milyon kişi bulunuyor. Yani toplam nüfusun yaklaşık yüzde 19'u emekli ve hak sahibi. Oysaki 2022'de emekli sayısı 13,9 milyon ve nüfusa oranı da yüzde 16,3'tü. 2023 yılındaki bu artış 1,7 milyon EYT’linin emeklilik sistemine eklenmesiyle birlikte ortaya çıktı.</span>

<span style="font-weight: 400;">Öte yandan, EYT’liler emekliliği hak etmiş olsalar da yarısı çalışmaya devam ediyor. Ortalama yaşı daha fazla olan diğer emeklilerin ise üçte biri çalışıyor. </span>

<span style="font-weight: 400;">Ancak, emeklilerin boş vakitlerini değerlendirmek için çalışmadığı aşağıdaki grafikte net bir şekilde anlaşılıyor. </span>

<span style="font-weight: 400;">Ve tabii neden mutsuz oldukları da.</span>

<img class="alignnone wp-image-116228 " src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/1-3.png" alt="" width="732" height="412" />

<span style="font-weight: 400;">Kaynak: SGK, İPA</span>

<span style="font-weight: 400;">DİSK-AR verilerine göre Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinin ortalama aylığı 2012 yılında 357 avro iken 2021 yılında 230 avroya gerilemiş. Gelinen noktada Türkiye 32 Avrupa ülkesinin yer aldığı listede en düşük ortalama emekli ve hak sahibi aylığına sahip ikinci ülke konumunda. Oysa ki 2012 yılındaki yeri 9. sıraydı.</span>

<span style="font-weight: 400;">Bu ikiye bakarak veri yüksek enflasyon ve geçtiğimiz 5 yıllık dönemde yaşanan kur şokları nedeniyle emekli ve dar gelirli çalışanın alım gücünün hızla gerilediğini ve yoksullukta buluştuğunu söyleyebiliriz.</span>
<blockquote><em><b>Nüfusun yüzde 19'unu oluşturan bir yurttaş topluluğunun problemlerinin toplumun diğer kesimleri üzerinde sosyal, ekonomik ve politik etkileri olacaktır. Nitekim Mart 2024 yerel seçimlerinde oluşan politik tablonun en önemli belirleyicileri arasında emeklilerin olduğu seçimden sonra konuşulan konuların başında geliyordu.</b></em></blockquote>
<h2><b>PEKİ, EMEKLİNİN PROBLEMLERİ NEDEN HERKESİ İLGİLENDİRİYOR?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Birincisi; emekli ve hak sahiplerinin toplam nüfus içindeki payının büyüklüğü. Elbette, nüfusun yüzde 19'unu oluşturan bir yurttaş topluluğunun problemlerinin toplumun diğer kesimleri üzerinde sosyal, ekonomik ve politik etkileri olacaktır. Nitekim Mart 2024 yerel seçimlerinde oluşan politik tablonun en önemli belirleyicileri arasında emeklilerin olduğu seçimden sonra konuşulan konuların başında geliyordu. </span>

<span style="font-weight: 400;">İkincisi; emekli ve hak sahiplerinin aylıklarının ödenmesinde kendine yeterli bir emeklilik sistemi bulunmuyor ve sisteminin açıkları devlet bütçesi tarafından karşılanıyor. Dünyada emeklilik sistemlerinin aktüeryal (gelir-gider) dengesinin sağlıklı olup olmadığının önemli bir göstergesi ve sisteme prim ödeyen (aktif) sigortalılarla sistemden aylık alan (pasif) sigortalılar arasındaki oranı ifade eden “aktif/pasif oranı”dır. Uzmanlar tarafından bu oranın 4 civarında olması gerektiği ifade edilse de OECD ülkelerinde genellikle 2'nin altında olduğu görülüyor. Türkiye’de ise 2021 yılında 1,9 olan aktif/pasif sigortalı oranı EYT’lilerin de sisteme girişiyle birlikte 2023 yılında 1,6'ya gerilemiş durumda. Dolayısıyla çalışan sayısı ile emekli sayısı arasındaki makasın giderek daralması emeklilik sisteminin de giderek artan bir şekilde açık vermesine yol açıyor. Bu da emekli ve hak sahiplerine ödemelerin sadece sisteme prim yatıran sigortalıların değil bütün vergi ödeyenlerin katkısıyla ve devletin borçlanmasıyla yapılabildiği anlamına geliyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Üçüncüsü; bütçe tedbirleri, enflasyon, ekonomik kriz gibi nedenlerle emeklilerin alım gücünün ve refahının zayıflaması sadece tüketici güvenine ve ekonominin büyümesine olumsuz etki yapmakla kalmıyor. Emeklilerin durumu sosyal barışı ve toplumsal adaleti de yaralıyor.  </span>

<span style="font-weight: 400;">Dördüncüsü; emeklilik sisteminin kendine yeterli olmaması nedeniyle emekli ve hak sahiplerinin aylıklarında yapılacak düzenlemeler doğrudan doğruya devlet bütçesine etki ediyor. Bu kapsamda gündeme gelen popülist uygulamalar kamu maliyesi dengelerini ve enflasyon bekleyişlerini bozuyor. Bunun yansımaları da bütün yurttaşlara etki edecek şekilde ortaya çıkıyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Liste daha da uzayıp gider.</span>
<blockquote><em><b>Bu aşamada, gelirler politikasının asgari ücretli ve emeklilerin refah seviyesini aşamalı olarak yükseltecek bir şekilde belirlenmesinin yanı sıra bu tamamlayıcı yapısal reform adımlarının belirlenmesi gerekiyor.</b></em></blockquote>
<h2><b>NE YAPMALI?</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emekli sayısının bir yılda yüzde 10'dan fazla arttığı 2023 yılı emeklilik sistemindeki açığı kalıcı bir şekilde genişleten bir yıl oldu. Buna paralel olarak da devlet bütçesinden SGK’ya transferler önemli artış gösterdi. </span>

<span style="font-weight: 400;">Diğer taraftan ekonomi yönetimi 2024 yılı için GSYH’ye oran olarak yüzde 6,4 olarak programlanan bütçe açığının azaltılmasını ve sürdürülebilir seviyelere çekilmesini hedefliyor. Bu durum yılın ilk altı ayı için yüzde 49,25 zam alan emeklilerin yüzde 75'e ulaşan enflasyon karşısında eriyen aylıkları için yılın ikinci yarısında enflasyonun üzerinde zam yapılması talebi ile çatışıyor. Öte yandan, yapılabilecek ilave zammın yüzde 39 seviyesine indirilmesi hedeflenen enflasyon üzerinde risk yaratacağı da sıklıkla ifade ediliyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Ancak, bütçede yapısal bozulmanın 2016 yılında başladığı, pandemi döneminde üretim problemleri ve arz yetersizliği varken düşük faiz politikası ile ekonominin körüklendiği ve bunun sonucu olarak enflasyon sarmalının ortaya çıktığı göz ardı edilmemelidir. Geldiğimiz noktada kamu maliyesi dengelerinin düzeltilmesi ve enflasyonun düşürülmesini hedefleyen ekonomik programın maliyeti olacaktır. Bununla beraber, kayıt dışı ekonomi, enflasyon koşullarında ortaya çıkan fırsatçı piyasa davranışı ve değer artışları nedeniyle oluşan rant karşısında dezenflasyon sürecinde ortaya çıkacak maliyetin dar gelirli çalışanlar ve emekliler tarafından karşılanması pek adil görünmüyor.</span>

<span style="font-weight: 400;">Bu aşamada, gelirler politikasının asgari ücretli ve emeklilerin refah seviyesini aşamalı olarak yükseltecek bir şekilde belirlenmesinin yanı sıra bu tamamlayıcı yapısal reform adımlarının belirlenmesi gerekiyor. Bu bağlamda;</span>
<ul>
 <li><span style="font-weight: 400;"> emeklilik ve sağlık sistemlerini birbirinden ayırarak şeffaflaştıracak bir sosyal güvenlik reformuna, </span></li>
 <li><span style="font-weight: 400;"> vergide kayıt dışılığın önlenmesine ilişkin güçlü tedbirlerin yanı sıra değer artışlarının vergilendirildiği, dolaylı vergilerin sistem içindeki payının azaltıldığı bir vergi reformuna,</span></li>
 <li><span style="font-weight: 400;"> vergi mükelleflerinin parasının karşılığını sağlayacak şekilde bütçe harcamalarının yeniden önceliklendirilmesine,</span></li>
 <li><span style="font-weight: 400;"> basit ve anlaşılır bir mali kural ile bunu izleyecek bir mali konseyin oluşturulmasına,</span></li>
 <li>Bilanço uyumsuzluğu kaynaklı maliyetlerin ortadan kaldırılması ve dışsal şoklara karşı direncin artırılmasını teminen Devletin varlık ve yükümlülüklerinin bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesine ilişkin uygulamalar hayata geçirildiğinde dezenflasyon süreci başarıya ulaşacağı gibi öncelikli olarak dar gelirli kesimlerin refahı olmak üzere toplumsal refah hızlı bir şekilde artacaktır.</li>
</ul>

<hr />

<a href="https://yeniarayis.com/emekliler/" target="_blank" rel="noopener"><img class="alignnone" title="https://yeniarayis.com/emekliler/" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/tikla-emekliler-dosyasi-banner-1300-x-200.png" alt="" width="1300" height="200" /></a>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Jun 2024 04:50:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/emekliler-3.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Partili emeklilerin oy davranışına ilişkin bir deneme: Vefasızlık ve vicdan  </title>
                <category>DOSYA&gt;Emekliler</category>
                <link>https://www.yeniarayis.com/yazi/ak-partili-emeklilerin-oy-davranisina-iliskin-bir-deneme-vefasizlik-ve-vicdan-5609</link>
                <guid>https://www.yeniarayis.com/yazi/ak-partili-emeklilerin-oy-davranisina-iliskin-bir-deneme-vefasizlik-ve-vicdan-5609</guid>
                <description><![CDATA[AK Partili emeklilerin oy davranışına ilişkin bir deneme: Vefasızlık ve vicdan  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: 18px;"><b>Emekliler uzun yıllar AK Parti ile ülkenin istikrarına önceleyen sadık bir ilişki kurdular. AK Parti’nin en kemik destekçilerinden olan emekliler için oy verme davranışı; AK Parti’nin kodlarına, ideolojisine duydukları bağlılık nedeni ile bir vicdan meselesi idi. AK Parti iktidarının en önemli taşıyıcılarından biri olan emekliler ile Ak Parti arasındaki bağı kıran ise kendilerine yapılan "vefasızlık" oldu.</b></span>

<span style="font-weight: 400;">Yerel seçimler öncesinde daha önce Cumhur İttifakına oy vermiş, İstanbul’un üç seçim bölgesinde farklı sosyo-ekonomik ve eğitim düzeyine sahip emekliler ile yüz yüze görüşmeler yapıldı. Yapılan görüşmelerde Cumhur İttifakına oy vermiş emeklilerin yerel seçimlerdeki eğiliminin ölçülmesi hedeflendi. Araştırmanın temel amacı, yerel seçimler öncesinde Cumhur İttifakı seçmeni emeklilerin duygularını ve bu duyguların oy davranışına etkisini anlamaktı. </span>

<strong><i>Emeklilerin En Yakıcı Gündemi: Emekli Maaşları </i></strong>

<span style="font-weight: 400;">Emeklilerin, seçime giderken en yakıcı gündemi emekli maaşlarıydı. Emekliler bu gündemin kendileri için belirleyiciliğini "</span><i><span style="font-weight: 400;">emekli maaş aldığı günü bilir, başka bir şey bilmez" </span></i><span style="font-weight: 400;">diyerek açıklıyordu.  </span>

<strong><i>Emekliler Hükümete Kırgın</i></strong>

<span style="font-weight: 400;">Emekli maaşlarına ilişkin duygu ifadesi "kırgınlık" idi. Emekliler zam kararının gururlarına dokunduğunu ifade ederken sık sık "ağrımıza gitti" diyerek duygularını ifade ettiler. Emekli maaşı sadaka olarak görülüyordu. </span>
<blockquote><em><b>Çocuk okutan emekliler ile aynı duyguyu paylaşan bir başka grup da kirada oturan emeklilerdi. Emekliler, kiracı olmanın çocuk bakmakla eş değer bir ekonomik yükü beraberinde getirdiğini düşünüyordu. Hatta en çok kullanılan ifadelerden biri de "Emeklileri İstanbul’da yaşatmayacaklar" idi.</b></em></blockquote>
<h2><span style="font-weight: 400;">'</span><b>EMEKLİLERİ İSTANBUL’DA YAŞATMAYACAKLAR'</b></h2>
<strong><i>Çocuk Bakım Yükü Olan Emekliler Sadece Kırgın Değil Öfkeli</i></strong>

<span style="font-weight: 400;">Hala kendisine bağımlı çocukları olan emekliler, ekonomik sorunlarla mücadele etmekte daha da zorlandıklarını ifade ediyordu. Bu nedenle, çocuklarının bakımından sorumlu emeklilerde “çocuğunun arkadaşlarına mahcup olmaması” için yapılan fedakârlık ve “gururlu baba” anlatıları çok yaygındı. </span>

<span style="font-weight: 400;">Çocuk okutan emekliler ile aynı duyguyu paylaşan bir başka grup da kirada oturan emeklilerdi. Emekliler, kiracı olmanın çocuk bakmakla eş değer bir ekonomik yükü beraberinde getirdiğini düşünüyordu. Hatta en çok kullanılan ifadelerden biri de “Emeklileri İstanbul’da yaşatmayacaklar” idi. Emekliler hükümet politikalarının onları büyük merkezlerden çeperlere; kentlerden kırsala doğru gidişini mecbur bıraktığını ifade ediyordu.</span>

<strong><i>Sağlık Hizmetleri Memnuniyetsizlik Yaratıyor</i></strong>

<span style="font-weight: 400;">Hastanelerde randevu bulamayan, aylar sonrasına randevu alabilen emekliler sağlık sistemini çok sert bir şekilde eleştiriyorlardı. En çok övgü alan hizmetteki bu aksaklıkların faturası Erdoğan’a olmasa da bu işi beceremeyen bürokratlara kesiliyordu. </span>

<i><span style="font-weight: 400;">Emekliler, Ekrem İmamoğlu’nun Sosyal Politika Odaklı İcraatlarından Memnun</span></i>

<span style="font-weight: 400;">Emeklilerin, mutfaklarındaki yıkımın siyasal tercihlerini belirleyecek düzeye eriştiği ifade edilirken en çok beğenilen hizmet Kent Lokantaları oldu. Seçim öncesi emekliler ile yapılan görüşmelerde daha önce hükümete yöneltilen yoksullukla mücadele görevinden umut kesilmiş ve CHP Belediyeciliğine olan talepler daha net ifade edilmeye başlanmıştı. </span>

<strong><i>AK Parti, Emeklilere Ayrılacak Kaynaklar Konusunda Güven Yaratmıyor</i></strong>

<span style="font-weight: 400;">Murat Kurum’a yakın hisseden emeklilerin en önemli argümanlarından biri “arkasında devlet desteği olması” idi. Ancak, AK Parti seçmeni emekliler bu kaynakların ne kadarının kendileri için kullanılacağına ilişkin kaygı duyuyorlardı.  “Bütçesi olur olmasına ama bu bütçeyi bize mi kullanırlar kendilerine mi?” sorusu çok sesli sorulmasa da konuşulmaya başlamıştı.  Erdoğan’ın emeklilere zam yapacak bütçe olmadığını açıklaması da bu fikri doğrular nitelikteydi.</span>
<blockquote><em><b>Emekli maaşına "sadaka" deniyor, dinlenmeleri gereken yaşlılığı hala "emir altında" çalışarak geçirmek ya da çocukların eline bakmak da bir "haysiyet" meselesi olarak görülüyordu. AK Partili emekliler kendilerinin devlet bütçesine "yük" olarak görüldüğünü düşünmeye ve buna tepki duymaya başlamışlardı.</b></em></blockquote>
<h2><b>HAYSİYET MESELESİ</b></h2>
<span style="font-weight: 400;">Emekli maaşının asgari ücretin altında olması, açık bir şekilde "açlığa mahkûm edilmek" ve "gözden çıkarılmak" olarak yorumlanıyordu. Emekli maaşına "sadaka" deniyor, dinlenmeleri gereken yaşlılığı hala "emir altında" çalışarak geçirmek ya da çocukların eline bakmak da bir "haysiyet" meselesi olarak görülüyordu. AK Partili emekliler kendilerinin devlet bütçesine "yük" olarak görüldüğünü düşünmeye ve buna tepki duymaya başlamışlardı. </span>

<span style="font-weight: 400;">Emeklilerde "birleşirsek en güçlü iktidarı bile yerinden ederiz" özgüveni seçime yakın süreçte giderek belirginleşmişti. Kendilerinin hafife alındığını, emeklilerin Türkiye’deki en kalabalık seçmen kitlesi olduğunu ve emekliler isyan ederse karşılarında hiçbir iktidarın duramayacağını düşünüyorlardı. Emekliler AK Parti’ye ders verebilecek güçte olduklarını bilseler de ideolojik kırmızı çizgileri onların CHP ile yakınlaşmasına mâni oluyordu. </span>

<span style="font-weight: 400;">CHP, bu süreçte emeklilerin kırmızı alanlarını ihlal etmeyen siyasi söylemleri üstüne emeklileri odağa alan vaatleri, emeklilerin CHP Belediyelerine yönelmesini kolaylaştırdı.</span>

<span style="font-weight: 400;">Emekliler uzun yıllar AK Parti ile ülkenin istikrarına önceleyen sadık bir ilişki kurdular. AK Parti’nin en kemik destekçilerinden olan emekliler için oy verme davranışı; AK Parti’nin kodlarına, ideolojisine duydukları bağlılık nedeni ile bir vicdan meselesi idi. Bu vicdan, AK Partiyi destekleyen emeklilerin, CHP’ye oy vermekten imtina etmesine neden oluyordu. </span>

<span style="font-weight: 400;">AK Parti iktidarının en önemli taşıyıcılarından biri olan emekliler ile AK Parti arasındaki bağı kıran ise kendilerine yapılan "vefasızlık" oldu. </span>

<span style="font-weight: 400;">Eli AK Parti’den başkasına gitmeyen pek çok emekli için uğradığı haksızlık ve vefasızlık, AK Parti’ye oy verme konusunu artık bir vicdan meselesi olmaktan çıkardı.</span>

<hr />

<a href="https://yeniarayis.com/emekliler/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;"> <img class="alignnone" title="https://yeniarayis.com/emekliler/" src="https://yeniarayis.com/wp-content/uploads/2024/06/tikla-emekliler-dosyasi-banner-1300-x-200.png" alt="" width="1300" height="200" /></span></a>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Jun 2024 05:55:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniarayis.com/images/haberler/2024/06/emeklilik.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
