Yüksel Işık
Yeni Arayış Avrupa Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komitesi (SEDE), son yıllarda Türkiye’nin Avrupa savunma projelerine katılımını sınırlamak önemli adımlardan birini attı. 29’a karşı 5 oy ve 1 çekimserle kabul edilen değişiklik, Ankara’yı 2028-2034 dönemini kapsayan yeni Horizon Europe programının savunma bileşenlerinden dışlıyor.

Yüksel Işık “Korkma, içindeki o yüz bin yıllık ağının, korkunun üstüne yürü, ona başkaldır. Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir... Eeeeey, insanoğlu, sen solucan, sen karınca, sen böcek değilsin… Allah sana büyük bir hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti, yüreğindeki umudu verdi sana… Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana.”

Devrim Barış Çelik Bir insan uzun yıllar gazetecilik yapmış olabilir. Çok okunmuş, çok tartışılmış, çok görünür olmuş olabilir. Fakat bütün bunlar, kullanılan sözün tarihsel ağırlığını ortadan kaldırmaz. Aksine sorumluluğu artırır. Belli bir yaşa gelmiş, Türkiye’nin toplumsal dokusunu hâlâ okuyamayan, kelimenin nereye varacağını hesap edemeyen, eleştiriyi tarihsel acıların diliyle kuran bir kalemin nokta koymayı düşünmesi, en azından kamusal sorumluluğunu yeniden düşünmeyi bilmesi gerekir. Türkiye’de demokratik siyaset, ancak eleştiriyi düşmanlıktan, muhalefeti nefretten, polemiği kimlik yaralamaktan ayırabildiğimiz ölçüde güçlenebilir. Bu ayrımı yapamayanların ise topluma vereceği ders değil, önce kendi dilleriyle yüzleşme borcu vardır.

Ensar Yılmaz Mevcut ekonomik düzeni, birbirini besleyen üç devasa güç şekillendirmektedir: Sermayeyi üretimden spekülasyona kaydıran finansallaşma, rekabeti yok ederek rant peşinde koşan piyasa yoğunlaşması ve veri kontrolü üzerinden bu ikisini tahkim eden teknolojik dönüşüm. Bu üçlü güç birliği, devletin düzenleyici otoritesini bypass ederek servet yaratımı ile toplumsal refah arasındaki bağı koparan, kendi içine kapalı ve meşruiyeti aşınmış bir sistem üretir.

Eser Karakaş OECD’nin bütün çıplaklığı ile sunduğu ve ülkemiz Türkiye’nin beşeri sermaye yatırımlarında çok çok gerilerde olduğu bu berbat tablo ortada iken biz okullarımızda velilere temizlik yaptırıyoruz, güvenlik harcamalarında velilerin kapılarını çalıyoruz, sözde tarikatlarla protokoller imzalıyoruz (gerçek bir tarikat devletle iş yap(a)maz).

Korhan Gümüş Mansur Yavaş’ın söylediği gibi “bu olan biteni seyredemeyiz.” Ama farklı ne yapılabilir? Bir siyasal partinin sivil toplumu harekete geçirme biçimini bu açıdan, yani bir fark yaratmak için her zaman yetersiz bulmuşumdur. Bu soruyu bence yalnızca siyasetçiler sormamalı. Bu kavşakta bu dönüşümün yalnızca siyaset aracılığıyla yapabileceğini düşünmüyorum. Eğer farklı bir adım atılacaksa, bu bağımsızlardan gelmeli. Peki kim bu bağımsızlar? Şöyle bir baktığınızda kimler var? Sol örgütler, meslek kuruluşları, sendikalar... Ya da sermayenin kuruluşları... Yok onlar yetmez. Onlardan daha görünür, daha güçlü, daha sesi gür çıkan örgütler yok, biliyorum. Ama güçlü olmak yetmiyor bu tür durumlarda. Farklı bir şey yapmak için güçlü olanlara değil, başka bir şey yapma becerisi olanlara ihtiyaç var. Örgütler, siyasal partiler, STK’lar birlikte daha güçlü olabilirler ama bir kamusal alan olmadan fark yaratmaları mümkün değil.

Murat Kartalkaya Kur da artacak, faiz de. Aynası işdir kişinin, lafına bakılmaz. Kaç defa yaşadık, kaç defa. Tutabilecekleri kadar tutacaklar sonra gümmm! Kur artış olasılığını bir ay önce sıfır olarak görenler bugün olasığın %20 seviyesinde olduğunu söylemeye başladı. Dövizi yukarı çıkarmamak için İmamoğlu ve İran savaşında müdahale ettiler. Onun dışında sıcak para zaten dövizi baskılıyor. MB sürekli dövize müdahale ediyor gibi anlaşılmasın. İktidar sıcak para çıkmasın derdinde.

Murat Aksoy Bir kez daha ifade etmekte yarar var; içinde bulunduğumuz şu günlerde halef-selef iki lidere siyaseten büyük sorumluluk düşüyor. Ve bu sorumluluk, iki liderin kişisel duruş, düşünceleri kadar önemlidir. Bu sorumluluktan kaçmak iki lidere de kaybettirir. Kazanan bir bütün olarak bu düzenin sürmesini isteyenler; kaybedenler ise bu düzenin değişmesini isteyenler olur. Tabi burada bir sorumluluğun da; her şeyi görmesine rağmen sadece sahip oldukları “küçük iktidarlarını” korumak uğruna susanlara düştüğünü söylemeye gerek yok sanırım. Yine şunu da ekleyelim; mutlak butlan gelmese bir halef selef liderlerin bir araya gelmesi CHP’nin iç cephesini güçlendirmesi kadar; muhalefette güçlü bir çekim merkezi olmasının önünü de açacktır.

Bahattin Yücel Savaş öncesinde -2025 yılında- konaklama sektörünün kullandığı, döviz kredilerinin miktarı % 75 oranında arrtı. İşletmelerin beklenen döviz gelirleri, artan girdi maliyetleri ile karşılaştırıldığında, düşük kaldı. Önümüzdeki 2026 sezonu; savaşın etkisiyle yükselen fiyatlar ve dış pazarda düşen talep yüzünden, çok daha zor geçeceğe benziyor. Örneğin 4 kat pahalılaşan jet yakıtı fiyatları, dış pazardaki Türkiye talebini daha kısa uçuş mesafesi bulunan ülkelere kaydırabilir.

M. Cem Özmen Her insanın bir şekilde yaşadığı ülkeyle ve dünyayla özdeşleşmek için çaba içinde olması gerekir. Birçok insan, kimliğini bazen dışlanma aracı, bazen de kavga nedeni haline gelmiş olan tek bir boyutuyla tanımlamayı tercih ediyor. Bunun yerine kendi çeşitliliğimizi üstlenmeyi ve kendimizi yalnızca bir yönümüzle değil, kimliğimizi oluşturan tüm zenginliklerimizle birlikte bir bütün olarak tanımlamayı öğrenmeliyiz. Birtakım sudan sebeplerle insanların birbiriyle ve kendileriyle kavga ettikleri bu anlayıştan kurtulup geniş insanlık ailesiyle buluşmanın tek yolu bu gibi görünüyor.

Elif Bengisu Bugün geldiğimiz noktada mimarlık artık şu soruyla yüzleşmek zorunda: Bir yapı sadece güzel ve işlevsel olduğu için yeterli midir? Yoksa aynı zamanda koruyucu olmak zorunda mıdır? Bu soru, mimarlığın yönünü belirleyecek kadar önemlidir. Çünkü artık mesele sadece tasarım değil, sorumluluktur. Bir mimar bir plan çizdiğinde sadece duvarları yerleştirmez. Aynı zamanda insanların nasıl hareket edeceğini, nasıl karşılaşacağını, nerede duracağını, nerede güvende hissedeceğini belirler. Bu nedenle mimarlık, düşündüğümüzden çok daha fazla sorumluluk taşır. Ve en basit hâliyle mesele şudur: Bir mekân, içindeki insanı koruyamıyorsa, o mekân ne kadar başarılı sayılabilir?

Yeni Arayış 2016’da adayken Irak işgalini “büyük, şişman bir hata” olarak nitelendirmiş, Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırdığını ve çok fazla para ve can kaybına mal olduğunu söylemişti. Ama nefret uyandıran Bibi tarafından ayartılarak kan ve kum tuzağına düştü. W. Bush’un savaşa uydurma gerekçe bulma nezaketi varken, Trump Bibi’nin burnunun dibinden sürüklenerek bu işe girdi; Kongre’yi, müttefikleri ve birçok öfkeli MAGA taraftarını hiçe saydı.

Bilgehan Uçak Gelelim, Atina’nın cafelerine. Genel kural, Atina’da cafe ya da bistro aşağıda değil yukarıda olur. Yani bir binanın terasına çıkacak ve Akropol’e karşı sabahsa kahvenizi, akşamüstüyse içkinizi yudumlayacaksınız. Bunların tabii en muhteşemi bir başka yazıda anlattığım Grande Bretagne’nin terasıdır. Ermou sokağındaki Ermou18 ile Monastiraki’deki 360 ve Hyper yine güzeldir.

Osman Erden Osmanlı ve Türkiye sanat tarihi yazımındaki ideolojik boşlukları ve "sessizleştirilmiş" Ermeni sanatçıların rolünü merkezine alan bu metin; milliyetçi tarih anlatılarının dışladığı ressam, mimar, fotoğrafçı ve zanaatkârların toplumsal bellekteki yerini iade etmeyi amaçlayan disiplinlerarası bir eleştiri sunmaktadır. Sanat tarihini saray çevresi ve resmi kurumların dışına çıkararak taşra fotoğrafçılığı, sözlü tarih ve kişisel anlatılar üzerinden yeniden kurgulayan çalışma; Panos Terlemezian ve Balyan Ailesi gibi figürlerin kimliklerinin nasıl dönüştürüldüğünü veya görmezden gelindiğini çarpıcı belgelerle ortaya koymaktadır.

Çağatay Arslan Kısa bir süre içinde en iyi arkadaşlarımdan biriyle İsveç’te bir göl etrafında bisiklet festivalinde 25 bin kişiyle beraber pedal çevireceğiz ve hayatımıza bir çentik atacağız. Tam da başka bir filmde anlatıldığı gibi. Göl etrafında atılan bir tur sizi başladığınız yere geri getirir ama siz artık başlangıçtaki siz değilsinizdir. Bir gölün size anlatacağı hikayeler aslında sizin başkalarına bırakacağınız hikayelerdir.

Deniz Nas Toplumsal dönüşümler sadece yavaş bir evrimle değil; niceliksel ekonomik birikimlerin yarattığı çelişkilerin devrimci bir sıçrayışla niteliksel bir kopuşa yol açmasıyla gerçekleşir. Marksist yaklaşımı önceki tüm felsefelerden ayıran temel fark, dünyayı yalnızca bilimsel olarak yorumlamakla yetinmeyip, onu diyalektik yasalar ışığında devrimci bir eylemle dönüştürmeyi amaçlamasıdır.

Banu Burak Bilmiyorum demeyi, yardım istemeyi öğrenmeliydi. Yardım istemediği bunca sene boyunca kimse de aman biz de onu rahatsız etmeyelim yormayalım dememişti. Daha da kötüsü yardım başlığı altında ve ekseriyetle kendilerini tatmin etmek için yaptıkları, kaşıkla verip kepçeyle almak üzerine kuruluydu. Ortalık “ben ben beeeen ben yaptım beeeen” diye gezinen ucubelerle doluydu. O olmayan benlerin altında ezilmiş, kendi rahatları için istediklerinin yolu kapanınca selamı sabahı kesen.

Murat Aksoy Sayın Gürlek'ten Gülistan Doku cinayeti konusunda gösterdiği siyasi iradeyi sürmekte olan toplum tarafından siyasi olarak algılanan davalardaki yaşanan uzun tutuklama başta üzere yaşanan de facto hukuksuzlukların ortadan kaldırılması konusunda da bekleme hakkımız olduğunu düşünüyorum. AYM ve AİHM kararlarına uyulması, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala’nın bir an önce bu mahkeme kararları uyarınca tahliye edilmeleri konusunda hassasiyet bekliyoruz Eğer bu konularda kısa süre içinde bir adım atılmaz ise, Doku cinayeti konusunda atılan adımlar sembolik kalır.

Burcu Ağca Karakaya Öğrencinin gözlem becerisi okul hayatında hem öğrenmeyi derinleştiren hem de güvenliği güçlendiren temel bir kapasitedir. Çocuk ayrıntıyı fark etmeyi, değişimi okumayı ve yorumunu acele hüküm yerine dikkatli gözleme dayandırmayı öğrendiğinde çevresindeki riskleri daha erken görebilen, gerektiğinde yardım arayabilen bir birey olur. Okulun görevi çocuklara yalnızca bilgi vermek değil, dikkatle bakmayı da öğretmektir. Çünkü birçok sorun önce küçük işaretler halinde görünür. O işaretleri fark etmek ise çoğu zaman en güçlü önlemdir.

Mustafa Paçal Dünya genelinde her 10 saniyede bir çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüyor. Bunun anlamı yılda 3 milyon çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetmesi anlamına geliyor. Hastalık nedeniyle ise 5 yaş altı çocuk ölümlerinde 2023 yılında 4,8 milyon çocuk hayatını kaybetmiş durumda bu sayı çocuk sayısına göre (21,375 çocuk) Türkiye’de binde 11,25 olarak gözüküyor. Diğer yandan ise dünya savunma ve askeri harcamaları hız kesmiyor SİRI göre 2024 harcamaları nerdeyse 4 trilyon doları bulmuş durumda Türkiye 30 milyar dolar harcama ile dünyada 17. sırada bulunuyor.


















































